IPB

Hoşgeldin Misafir ( Giriş | Kayıt Ol )


Yedinci Gemi Çevirmenlerinden Son Filmler
Manchester by the Sea Posteri Split Posteri Rogue One Posteri Lion Posteri Fantastic Beasts and Where to Find Them Posteri John Wick: Chapter 2 Posteri Assassin's Creed Posteri

9 Sayfa V « < 3 4 5 6 7 > »   
Reply to this topicStart new topic
> Lordlar Kamarası, carlitos'tan şiir ve düz yazı denemeleri
carlitos
mesaj Aug 19 2008, 12:34 PM
İleti #61


Etkin Üye
***

Grup: Üyeler
İleti: 291
Katılım: 15-March 08
Üye No.: 2,601




-

Hayal meyal işitilen seslerden ziyade,
Uykuyla uyanıklık arası değil;
Uyuma numarası yaparcasına,
Rüyada duymak istercesine
-ki yön verebilesin diye-
aklın gerisinden,
ama tam da kalbinden,
uzak ki yakın,
değişken ki anlamlı,
yüksek ama yormuyor,
tam da gerçek gerçek olmasına
ama hissedebildiğin kadar,
senin de söyleyebildiğin kadar,
gözlerini kapalı tutmayı başarabildiğin sürece…
Lakin,
hakimiyet ellerde değil
gözlerde olduğu sürece
ve gözler yalan da söyleyebileceği için,
çarçabuk bıraktığı için,
eninde sonunda kırpacağı için
ses, ne kadar senin?
Hayalin bile olsa;
Duyduğun, en fazla ne kadar dokunabildiğin?


“haydi, uyan görmeyi özlediğim,
gerçek olduğunda
“benim” hissedebildiğim..”


uyandığında, şaşsın imgelerin,
aklın karışsın,
başın dönsün,
titresin dizlerin,
kanın kaldığı yerden başlasın
tekrar keşfetmeye vücudunu,
kayıp kıtalardaki ruhunu..

“yeter ki aç gözlerini,
hayallerime de kırıldım,
bir de kaybetmeyeyim seni..
“buldum” demek zor belki ama
hiç olmazsa gerçekten
bir göreyim seni,
kulağımla duyayım,
tenime inandırayım, “hiç olmazsa varlığını”…





22.02.06/çarş/14:10-14-43



--------------------
.

I got a million different tunes in my heart
And I am ready to show

.
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
carlitos
mesaj Aug 20 2008, 08:34 PM
İleti #62


Etkin Üye
***

Grup: Üyeler
İleti: 291
Katılım: 15-March 08
Üye No.: 2,601



suyundan da, oh!!

Nasıldı?
“Biliyorum, sevmeyeceksin beni.”
Ağızları bir karış açık, sanki kendi gözleri yokmuş gibi sadece yanındakin gördüğü kadarıyla yetinen; sadece yanındakinin konuştuklarıyla konuşan ve susan; kendi hareketleri yokmuş gibi sadece yanındakinin hareketlerini takip eden insanlardan (kız/erkek) haz etmemişimdir.

Platonik aşklarım oldu hep benim. Yani genelde hayatımda hep bir platon vardı. Bir b.k olduğu da yoktu aslında ama yine de kendini iyi hissederdin. Mr. Platon için giyinip okula giderdim mesela. En yakın arkadaşımla (ki genelde en son uzun süreden beri yanımda oturan/yanında oturduğum-oturtulduğum kız olurdu mecburiyetten çünkü “dışardan nakil gelen kız” idim. Hatta o çoook çalışkan çocukların! velileri bizi toplatıp ayrı sınıfa koydurtmuşlardı. Hehe. Dramatik.) bazen bu konu hakkında konuşurduk. Genelde onun da olurdu bir tane. Ya da bir çok. Zaten onun çok hayranı vardı. Neyse.
Süper gazlardık birbirimizi. “o-haaa kesssin sana baktı, çüş, inanamıyorum. Kızım sonunda farketti işte! Bence git konuş. Valla bak. Git söyle açık açık. Hayır derse nolayım. Hem istemeseydi gelip yanına oturur muydu? Kızım o kadar insan varken gelip sana sordu soruyu!”
Gazı alıp kimi zaman boyumuzun ölçüsünü alırdık kıpkırmızı suratımız ve saf yüreğimizle.
O zaman biz hala cinselliğin erkeklere makbul olduğunu sanır, bir onları mastürbasyon yapar bilirdik. Ki o zamanlar öyledi de. O zamanlar fantazimizin doruk noktası sevgilimizle bir odada başbaşa olabilme ihtimalimizdi. Gerisi yok. En fazla öpücük vardı. E bilmiyorduk ki gerisini yahu! Bu kadar ortada değildi yani.

Bizler, yani en azından benim çevremdekiler, şu zamana göre hayli yüksek bir çıtada saflığımızı uzunca süre inatla koruduk. (saflık eşit değildir bekaret).
Sevgililerimiz hakkında konuştuğumuz defterlerimiz vardı. Hayaller hep sen ben o ve o şurdaymışız, burdaymışız diye kuruluydu. Garipti işte. Güzeldi de. Şimdi düşününce bazen saçma gelse de güzeldi. İlklerdi. Onların üzerine kuruldu bir çok şey kişiliğimizde.
Yaşadıkça öğrendik diğerlerini, ilişkileri ve kendimizi.

Ha, ne diyorduk. Şapşal aşıklar. Anlayamaz, tiksinirdim resmen. Hala da çok anlayabiliyor değilim sorsanız. Yaş 22.

Sonracığıma, tepkisiz insanlara da sinir olurum ben. Ama bilseniz tepkisizlerin koşusunda en öndeyim! Yaş 22. Bekar.

Kendini ne kadar önemsersen, başkaları seni o kadar önemsiyor bunu öğrendim ben. Yaş 22. Bekar. Kadın.

Kendini önemsemediğini başkalarına söylersen, onlar seni zaten umursamıyorlar. Bir yere kadar yani. Onlar da haklı. Bunu da kendime ellerimle öğrettim ben. Yaş 22. Bekar. Kadın. Orta boylu.

Kendine güvenmekle bitmiyormuş işler. İlla karşındakine de güvenmeliymiş insan bunu da yazdım defterime. Yaş 22. Bekar. Kadın. Orta boylu. Son saç rengi: bakır.

Ne zaman kadın olacağına karar veremiyor bir kadın. Birden büyüyüveriyor. Tanrıları çoğalıyor. Bunu ezberledim zaten. Yaş 22. Bekar. Kadın. Orta boylu. Son saç rengi: bakır. Son görüldüğü kıyafet: siyah bluz, siyah renkli desenli etek, siyah bir çanta, spor ayakkabı.

Derler hani babana bile güvenme. Yok. Sen güven. Babana, annene güven. Gerisi yalan. Yaş 22. Bekar. Kadın. Orta boylu. Son saç rengi: bakır. Son görüldüğü kıyafet: siyah bluz, siyah renkli desenli etek, siyah bir çanta, spor ayakkabı. Ten rengi: esmer, güneş yanığı.

Kimse kendinden fazla umursamıyor seni. Ayağını yere bastığından emin ol. Havalarda gezmenin manası yok. Pat diye çakılırsın, canın acıyınca anlarsın. Yaş 22. Bekar. Kadın. Orta boylu. Son saç rengi: bakır. Son görüldüğü kıyafet: siyah bluz, siyah renkli desenli etek, siyah bir çanta, spor ayakkabı. Ten rengi: esmer, güneş yanığı. Kilo: annesine sorsanız manken manken.

Korktuğun şeyler başına gelir, en istemediğin şeyler hep olur, aklından çıkarma. Yaş 22. Bekar. Kadın. Orta boylu. Son saç rengi: bakır. Son görüldüğü kıyafet: siyah bluz, siyah renkli desenli etek, siyah bir çanta, spor ayakkabı. Ten rengi: esmer, güneş yanığı. Kilo: annesine sorsanız manken manken. Son görüldüğü yer: beşiktaş, üsküdar.

Oradan baktığında ufuk sonsuz gözüküyor değil mi? Yok canım. Üzgünüm. Sen al bakalım yolunu biraz. Yol aldıkça rotanın hem en ustası hem en acemisi olacaksın. Kara oralarda bir yerlerde, elbet göreceksin. Elbet. Yaş 22. Bekar. Kadın. Orta boylu. Son saç rengi: bakır. Son görüldüğü kıyafet: siyah bluz, siyah renkli desenli etek, siyah bir çanta, spor ayakkabı. Ten rengi: esmer, güneş yanığı. Kilo: annesine sorsanız manken manken. Son görüldüğü yer: beşiktaş, üsküdar. Ayrıntı: yüzde yaralar, ayak aksıyor.


Kayıp: Yaş 22. Bekar. Kadın. Orta boylu. Son saç rengi: bakır ve kıvırcık. Son görüldüğü kıyafet: siyah bluz, siyah renkli desenli etek, siyah bir çanta, spor ayakkabı. Ten rengi: esmer, güneş yanığı. Kilo: annesine sorsanız manken manken. Son görüldüğü yer: beşiktaş, üsküdar. Ayrıntı: yüzde yaralar, ayak aksıyor. Arkadaş: yok.


Aranıyor:Yaş 19. Kadın(cık). Orta boylu. Saç rengi: koyu kahve-siyaha yakın ve kıvırcık. Son görüldüğü kıyafet: siyah bluz, kahverengi pantolon, kırmızı-siyah sırt çantası. Ten rengi: buğday. Kilo: annesine sorsanız biraz verse süper olacak ama böyle de iyi. Son görüldüğü yer: gsü. Ayrıntı: burunda hızma, kalın kaş, çenede birkaç sivilce. Arkadaş: var.




20.08.08/çarş./20:15-21:31


.


--------------------
.

I got a million different tunes in my heart
And I am ready to show

.
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
gündüzdoğanay
mesaj Aug 25 2008, 01:28 AM
İleti #63


2046 da hiçbir şey değişmez.
Group Icon

Grup: Müdavim
İleti: 628
Katılım: 4-June 07
Nereden: Nevy TeAM
Üye No.: 26



Harikulade yazılar ve şiirler carlitos. Umarım mürekkebin hiç kurumaz ve hislerimize tercüman olmaya devam edersin flowers.gif


--------------------
İnsanların yanında mutlu değilim,yeterince içersem kayboluyorlar.(Charles Bukowski)
Cennetten kovulan ilk alkolik.
Bir keresinde birine aşık olmuştum. Bir süre sonra orada değildi. (2046)
Felsefe cahili, popüler kültür düşmanı...
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
carlitos
mesaj Aug 25 2008, 02:53 PM
İleti #64


Etkin Üye
***

Grup: Üyeler
İleti: 291
Katılım: 15-March 08
Üye No.: 2,601



QUOTE(gündüzdoğanay @ Aug 25 2008, 02:28 AM) *

Harikulade yazılar ve şiirler carlitos. Umarım mürekkebin hiç kurumaz ve hislerimize tercüman olmaya devam edersin flowers.gif


teşekkür ederim gündüzdoğanay.
Konu hisler olunca insan kendi hissettiklerinin yanından geçebiliyor mu kelimeleriyle bilemiyorum ama sanırım bir şeyler geçiyor buradan oraya. Doğruluğu-yanlışlığı bahis konusu bile değil. friends.gif


--------------------
.

I got a million different tunes in my heart
And I am ready to show

.
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
carlitos
mesaj Aug 27 2008, 07:42 PM
İleti #65


Etkin Üye
***

Grup: Üyeler
İleti: 291
Katılım: 15-March 08
Üye No.: 2,601




İç'im

Yüreğimi sıkıyorlar..
Boğazımda yapış yapış bir sürü el.. maskeli pençe..
Ne sesim çıkıyor ne yaşım akıyor..
Söylediklerim, bambaşka dillerde;
Gözlerime pamuk tıkanmış..
Yanıyor,
Gözlerim..
İç’im sözgürültülü, görünmez yağışlı..
İç’im.. çok içimde..
İçimdekilerle, kara deliklerde..

Şimdi, yine söylen-e-memiş sözler aklımda dönüp duruyor.
Çözmek yerine defalarcasında yapıldığı gibi kesip atmak, kusurlu bırakmak..
Farkındalığım arttıkça canımı acıtıyor.. aklım; canıma kast ediyor..
Canım; laf dinlemiyor, burnunun dikine gidiyor..
Acıya merhemi bulmuş bir şekilde, tanıdık olsun diyor, ona gidiyor..
Aklıma bomboş bir meydan okuyor..
Aklım sağır, duymuyor..

İç’im dinelmiyor bir türlü..
Aklım, karışıklıklarımı tüm vücuduma taşıyor,
Kanım, daha karışık akıyor,
Kalbim düşünce süzerken kanımdan
Duygularıma yer kalmıyor..
Kalbim bile düşünüyor..
Attığını hissediyor sadece,
“evet, yaşatıyorum” diyor ama
Mutlu bile olamadan “bu senin görevin “diyor kendine.

Kalbim reddediyor..
Aklım yaşamımın –eninde sonunda da olsa- benim olacağına kendini inandırmış,
Sebepler bulup, sonuçlar çıkartıyor
“zaman” diyor hep sonunda.. “ihtiyaç, bu”
Kalbim istemiyor..
Zaman, kalbime ağır geliyor..
Zaman, kalbimden kanatarak geçiyor..

Yolumu veriyorlar bana kimi zaman,
“Al” diyorlar, “çiz yolunu, yürü bakalım”
özene bezene, heyecanla, hayallerle, şevkle, zevkle açarak gidiyorum yolumu
Önümü görüyorum sandığım anda
Tüm yolu sil baştan yürümem gerektiği buyuruluyor..

Tek başıma yürümüyorum hiçbir yolumdan..
Yanımda yolumu çizerken düşünmem gereken bir sürü “ben” den ayrı şey..
Zaten hep hatırımda olan ama her fırsatta bana kendini hatırlatan yoldaşlar..
Çoğu zaman “yük” olan yoldaşlar..
Sanki ben sırtımdaki onca yükün farkında değilmişim gibi,
Sorumsuzca açıyormuşum gibi yolumu,
Bir eşşeğe kalmış gibi rotam,
Sürekli kontrol, sürekli durdurma
Ve al sana sil baştan..
İşte, ne şevk kalıyor ne de özen..
“Alın” diyorum “çizin yolumu”
olmuyor..
Benden başka kimse nerede daha iyi yürüyebileceğimi bilmiyor,
Bilmiyor ama sormuyor,
Kendi yollarında yürütmek istiyor, orayı gösteriyor..

Ancak, elim ayağım düşmekten paramparça,
Sanki görmüyor, görmek istemiyor,
Yoluma bir merhem bırakıyor..
İşte yine zaman, kalbimi kanatırken içerden
Bari yaralarımı kapatıyor..

Gücüm tükeniyor sanki,
Daha çabuk kırılıyor bedenim,
Dokunsalar kanıyor tenim,
İçinde çığlık çığlığa bağırıyor da sesim,
Sessizliğe dönüşüyor kelimelerim söyleyeceği zaman dilim,
Ne yürüyebiliyor ayaklarım ne yürüyemediğini gösterebiliyor..
İç’im gidiyor sanki..
Uzaklaşıyor benden git gide..
Bu saatten sonra, benliğimin de farkında olduğu
Beceriksiz savaşıma, savaşamayışıma katlanamıyor
Kaçıyor, saklanıyor..
Biliyor, alışkındı nasıl olsa uzak olmaya
“Gidiveririm tekrar” diyor..
Gerçi evcilleşince gitmek zorlaşıyor ama
Kendini can çekişirken görmeye dayanamıyor..

Bitmeyecek sanki..
Aklım ve kalbim bir daha yan yana gelmeyecek,
Bedenim bir sürü parçada yönetilecek,
kendi içlerinde özerk cumhuriyetler
beni darmadağın edecekler.
Ve İçim çürüdükçe günden güne,
Bir oraya bir buraya
Yani, kim nereye isterse oraya giden bedenden ayrılmak kadar
Son bir cesaret bulacak “ben”..
İçindeki çöplüğe rağmen sakladığı kokusunu salıverecek giderken,
Daha kimse anlamlandıramadan duyumsadığı şeyi
Kanlarına karışmış olacak..
Bir çok kişide,
Usulca,
Son bulacak..



18.05.06/Cuma/23:06-00:07


--------------------
.

I got a million different tunes in my heart
And I am ready to show

.
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
carlitos
mesaj Sep 1 2008, 10:50 AM
İleti #66


Etkin Üye
***

Grup: Üyeler
İleti: 291
Katılım: 15-March 08
Üye No.: 2,601



Gel, olalım..


seni görebildiğim,
seni hissettiğim,
varlığını bildiğim yerde,
o zamandadır huzur..

sıcak,
sen tenime değiyorsan sıcaktır,
soğuk,
gözlerin kaçıyorsa, ellerin uzaksa dondurur..

kalbim, kalbinle atıyorsa yaşıyorum,
kalplerimiz gör-ü-ş-ü-yor-lar-sa atıyor,
beden, öyle can buluyor..

can buluyor hayallerim,
puslarından arınıyor gözlerim,
söylemekten korkmuyor dilim,
değince çatlamıyor derim,
dokununca titremiyor ellerim,
hissederken çekinmiyor kalbim,
düşünürken aklım selim..

nasıl da özlüyor,
nasıl da susuyor,
hasret çekiyor insan..
acı oluyor hasret, yük oluyor yüreğine,
uyurken bile özlüyor sevgili,
görmeyi,
konuşmayı,
ellerini,
kalbini,
aklını,
aşkını..


gel, olalım..
gündüzün yanında gecelerimizi de kuralım..




14.09.06/perş/23:09-23:22



--------------------
.

I got a million different tunes in my heart
And I am ready to show

.
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
carlitos
mesaj Sep 3 2008, 02:31 PM
İleti #67


Etkin Üye
***

Grup: Üyeler
İleti: 291
Katılım: 15-March 08
Üye No.: 2,601



**

Renkli değil benim dünam. Olmak zorunda mı bilemiyorum ama dünyama giren her renk acıtır beni.
Siyahımla öyle savaşır ki içimde, canım yanar.
Sanırım renklerle yaşamaktansa siyahımla ölmek daha kolay.

**

Her şey illa karışmalı mı birbirine? Bir yanım karışmalı diyor şeyler birbirleriyle. "Anlamak" budur çünkü diyor. Yanyana olmak. Olmak.
Bir yanım karışmamalı diyor. Saygı istiyor. Özgürlük istiyor. Yalnızlık diliyor.

Yerini bile bilmediğim aklımda, düşüncelerim yazabildiğimden çok, daha hızlı ürüyor. Yetişemiyorum.
Yoruluyorum. Kısa kesiyorum. Susuyorum.

**

Korkuyorum.
-yutkun-


02.09.08/19:40-20:00


--------------------
.

I got a million different tunes in my heart
And I am ready to show

.
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
carlitos
mesaj Sep 5 2008, 03:33 PM
İleti #68


Etkin Üye
***

Grup: Üyeler
İleti: 291
Katılım: 15-March 08
Üye No.: 2,601



"neden"


“Yaşamak için bir neden söyle” Diyordu kitabın kapağında.. Dakikalarca kitapçıda gezinmişti de şimdi, çıkması gerekirken gözüne ilişmişti bu başlık.. Hani zaten düşmekte olan bir çizgi izliyor ya bu ara, çekiverdi kendine bu cümlenin belki de teenage bunalımı havası..
Aslında, daha fazlası saklıydı.. Yaşıyordu, yaşıyordu da, hayatı sorgulanmaktan sünmüştü. Hayatın altında hep nedenler aranmıştı şimdiye dek, hayatın altından çıkanlar; ölü böcekler, tozdan yumaklar ve rutubet..

Bulamıyordu, zorla bulmak da ne kadar sağlıklıydı bilinmez ama yoktu. O “neden” yoktu. Sadece yaşıyordu. Salt günlerini doldurmaktan ibaretti hayatı. Yalnız, kimi zaman yediremiyordu ya kendine bu denli kabullenmeyi, işte o zamanlarda, edindiği beceriler, ilgilendiği şeyler ve boşluğu bile anlayarak yaşamak, sonunu bile bilerek beklemek için edindiği birikim de ekleniyordu kendisine, merak etmek, yine de sorgulamak ile beraber eşlik ediyordu bu “devamına”..

Şimdi, birden bu basit cümle, daha önce düşündüğü, bulamadığı, sevgiliyle konuştuğu ve yine bulamadığı bir şeyi çıkarmıştı üstlere.. Aslında sırası değildi şimdi, sevgili alışverişini bitirmiş, bekliyordu gelmesini; o ise bir iki sayfa daha okumak istiyordu.. Yok, almayacaktı kitabı, biliyordu, ya da öyle sanıyordu ki beklentisini karşılayacak bir kitap değildi.. Ne düşünmesine yardımcı olacaktı ne de bir ışık yakacaktı, herhangi bir.. ışık..


Yok, düşünceleri de hiç elle tutulur değildi bu ara. Vapura bindiği zaman, kimi insanlarla ilgili şiddet içeren ve içinde kendisinin de olduğu senaryolar üretiyordu.. bindiği belediye otobüsünde bombalı birinin olmasını istiyordu (evet, bunu düşlemiyor, bunu istiyordu), kaza geçirmek istiyordu, uyumak, çok uzun.. ve insanları görebilmek istiyordu, onu sevdiklerini görmek, gerek varmış, sanki görmüyormuş gibi kanıtlamak.. Aklı kısa bir zaman diliminde birden çok şey düşünüyordu ve kahretsin neredeyse hepsi kapkara şeylerdi (hala neredeyse diyebiliyordu, yani umut vardı).. Yoruluyordu, hissediyordu işte. Aklı yine yoruyordu onu. Bunun bir sonraki evresi, sevdiklerine yüklenmek olacaktı. Sanki kimsenin bir derdi yokmuş gibi, hayatları ertelenebilirmiş gibi, o kişilerin kendisiyle, sadece onunla ilgilenmelerini heves etmek, onlara naz yapmak, onlara huzursuz olmak ve sonsuz anlayış beklemek.. ama genelde, hiç tatmin olmamak..


Akıl.. durmuyor ki…
Zaman.. nefes almıyor ki..
Zaman.. ölümlü değil ki..



Beyaz örtülü doktor sedyesine yattığında, çırılçıplak, terli, gergin, düşünceli..
Başında hamile bir kadın, mavi solopetli, beyaz önlüklü..
Titriyordu..
Bacakları kolları seğiriyordu. Kapattı gözlerini, derin nefes aldı, 8kerede vermeye çalıştı, 5kerede almaya, düşünmemeye çalıştı hiçbir şey, acısını yaşamaktı tek istediği kararınca, böyle gerginlikler arttırıyordu acıyı, hassasiyeti..
Sevgili aklındaydı, gözün hemen arkasında. Aklı, gözünün hemen arkasındaymış gibi düşünürdü hep. Çünkü gözünü kapattığında, oradaydı işte düşünceler, işte, tam orda..burada.
Sevgili, tenindeydi kokusuyla. Ve şimdi, o koku gitmekteydi yırtık bez parçalarıyla.. Düşündeydi sevgili, elleri geziniyordu pürüzsüz tende, soluğu titretiyordu bedeni, içi kamaşıyordu hani, dili değiyordu, dudağı öpüyordu, mahremde geziyordu sevgi. Hani sevgili nereye değerse orda atıyordu ya yürek, kocaman bedenden bir kalp olmuştu şimdi, çırpınıyordu beyaz masada, düşünde; beyaz karyolada…

Sevgili geliyordu, karyola gidiyordu, beyaz masa gerçek, sevgilide önlük, elinde neşter, kesiyordu, alıyordu bebeği.. ah.. durmuyordu beyni, hep olmayacaklar geliyordu aklına.. eninde sonunda el sallamak zorunda olduğu, o bu kadar düşündüğü sürece birlikte hayallerinin olmayacağı,.. nasıl da heveslendiği geliyordu aklında birdenbire bir sürü şeye. Ancak, hayat, gerçeği pat diye atıyordu insanının önüne.. bağıra bağıra söylüyordu, dans ediyordu önünde ve sağır ediyordu, ağlatıyordu sadece kendisinin eğlencesinde..
Titriyordu düşünden açtığında gözlerini, canı yanıyordu, teni kıpkırmızı.. Kızıyordu kendisine düşündükleri için.. aklının ürettiği senaryolardan sıkılmıştı artık.. daha doğrusu şu zamanda onlarla baş edemiyordu, yenemiyordu onları.. canı sıkılıyordu işte.. bir şeye daha!

Bana yaşamak için bir neden söyleyebilir misin? Diyordu kendi kendine.. belki de düşünmemeliydi..
Yaşıyordu işte, olup olacağı buydu en fazla..


Aklı, tüm hücrelerinde işliyorken ve günün sonunda bitap düşmüşken, yarına nasıl çıkacağını tedirginlikle bekliyorken hala istiyordu..
Hissettiklerini, bir kurban seçip sevgisizliğe yüklemişti, yalnız hissediyordu mesela.. Beklediği, ilgiydi, herkesten, sevdiği ve onu –böyle zamanlarda daha da- sevmesi gereken herkesten.. Söylenmesini istiyordu sevginin kendisine, belki defalarca.. belki sevgi yüzüne vurulmalıydı.. belki de ağlamalıydı sadece sevdiğine sarılıp. Aklındaki her şeyi, sonuna kadar söyleyip akıtmalıydı içindekileri..


Sevgiydi istediği, salt sevgi.. sevgilinin sevgisi.


Peki, insan hak ettiğini nerden bilebilirdi bir şeyi?


-----


02.10.06




Bu ileti carlitos tarafından Sep 5 2008, 03:34 PM yeniden düzenlenmiştir.


--------------------
.

I got a million different tunes in my heart
And I am ready to show

.
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
carlitos
mesaj Sep 11 2008, 10:46 PM
İleti #69


Etkin Üye
***

Grup: Üyeler
İleti: 291
Katılım: 15-March 08
Üye No.: 2,601




--


Aydan önce doğuyor,
Güneşten önce batıyorum.

Kayıp ruhlar şehrinde,
İşte, öylesine bir ruhum bir bedende.
Her doğumda acıyor canım ve
Her batışta, yanıbaşımda ölüm..
Bulutlar en önce beni kapatıyor
Yağmur, üstüme yağıyor,
Güneş tenimi yakıyor
Ve Azrail, ilk beni çağırıyor..

Kayıp ruhlar şehrinde
Bedenim, her bulduğunda ruhunu
Her defasında o güzel kavuşmanın,
Kaybediyor..

Hep mi bulur, ama hiç mi olamaz insan?
Ruhuyla yaşayamaz mı şöyle,
Dertleşemez mi,
Sevinemez mi kavuştuğuna,
Sımsıkı tutamaz mı yahu insan hiçbir şeyi,
Kişi kendisiyle kendisi olamaz mı hiç?

İşte bu yüzden ben, hep,
Aydan önce doğuyorum,
Güneşten önce batıyorum,
İşte, her seferinde karanlığa sarılıyorum,
Önce yıldızlar dostum karanlıkta.
Onlar da düşüyor aşağıya birer birer ama,
Gitgide daha da kararıyor gökyüzü,
Ne dostlarım kalıyor
Ne de karanlığa bir ışık..

Ey insanoğlu,
Rahat bırakın yıldızları,
Atmayın aşağıya dostları,
Siz, bi’habersiniz belki ama
Kayıp ruhlarınız kaynıyor sizin oraları.



25.10.06/çarş/19:57-20:13


--------------------
.

I got a million different tunes in my heart
And I am ready to show

.
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
carlitos
mesaj Sep 18 2008, 12:08 AM
İleti #70


Etkin Üye
***

Grup: Üyeler
İleti: 291
Katılım: 15-March 08
Üye No.: 2,601





Yapayyalnız


Islak bir sokakta, neredeyse boş caddede bir çocuk..
Poposu ıslak,
Dudakları morarmış,
Üşüyor.
Ama üşümeye alışmış zaten,
Aldırmıyor.
Islık öttürüyor,
Belli ki en sevdiği şarkıyı söylüyor.
Karnının açlığını,
İnsansızlığını,
Sevgisizliğini pek de umursamıyor.
Kalkıyor, biraz dolaşıyor
Ayakları tekrar ıslanıyor..

Sokaktan insanlar geçiyor.
Tekil olmaktan korkarcasına çoğul,
Sessizlikten korkarcasına gürültülü..

Duyuyor kimisi çocuğun şarkısını,
Görüyorlar sonra kendisini,
Acıyorlar ardından,
Soruyorlar.
Ya da sormadan götürüyorlar,
Karnını doyurup tıka basa
Açlığını hatırlatıyorlar,
Üzerini giydirip sıcaklığı tattırıyorlar,
Yalnızlığını hatırlatıyorlar,
Güneşi gösteriyorlar..

Sonra, gitmeleri gerekiyor.
Şu köşede evleri,
Bu köşede işleri,
Yapmaları gereken şeyleri..

Gelmiyorlar geri.

Çocuk bu sefer farklı sokakta,
Yaşadıklarından uzak,
Olduğuna dönmeye hazır,
Yine yalnız,
Yine soğukta oturuyor.

Bu sefer biraz üşüyor,
En sevdiği şarkıyı bir türlü hatırlayamıyor,
Karnı acıkıyor.
Tüm korkulardan uzak uyuduğu taş yatağında bu sefer uyuyamıyor..
Güven duyamıyor.
Üşümeden duramıyor.
Korkmadan edemiyor.

İnsanlar geçiyor önünden,
Gündüzün çoğullarının aksine
Gecenin tekilleri,
Uykunun varisleri,
Evlerinin reisleri,
Prensleri,
Prensesleri..

Yağmur yağıyor..
Şimşek çakıyor bu gece.
Sanki normalde hiç olmazmış gibi korkuyor çocuk.
Ağlıyor,
Ağladıkça üşüyor,
Korkuyor,
Sokakların boşalmasına, yalnız kalmaya alışıktı aslında ama
Yağmur daha çok yağar da yapayalnız kalırsa ne yapar, bilemiyor..



18.09.08/perş/00:21-01:02


--------------------
.

I got a million different tunes in my heart
And I am ready to show

.
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
carlitos
mesaj Sep 21 2008, 10:10 PM
İleti #71


Etkin Üye
***

Grup: Üyeler
İleti: 291
Katılım: 15-March 08
Üye No.: 2,601




Bir Varmış Bir Yokmuş

Bir varmış bir yokmuş..
Kadın-erkek ne kadar çoksa
Aşk, o kadar yokmuş..
Bir sürü kadın-bir sürü adam varmış
Aşk ile başlayıp, yarı yolda kalmış,
Aşk ile başlayıp, aşksız kalmış..

Bir kadın varmış yaralı
Ve bir adam varmış gözleri yaşlı..
Ahmak ıslatan yağmurun altında yürürken kadın,
Yaraları kanarken,
Bir yandan da ağlıyormuş..
Aynı ahmak ıslatan altında gözlerinin yaşını yağmurla birleştiren,
İçini karanlık yollara döken bi adam varmış,
Belli belirsiz hıçkırıklarla yürürken..
Bir kadın ve bir adam yürürken bir ahmak ıslatan altında,
Yanlarındaki yabancıyı görmeden
Yaşlarını akıtırlarken ellerinde olmadan
Bir olmuşlar damlalarca ağlarken..
Yağmur, birleştirmiş iki yabancının yaşını
Ve bir kadın ve bir adam iki yabancıyken yağmur altında
Çare olmuşlar yaralarına, birleşmişler yaşlarında..

Bir kadın varmış, yaralarını sarmaya çalışan
Ve silmeye çalışan bir adamın yaşlarını..
Ve bir adam varmış, yaralı bi kadına sevdalı,
Gözünün yaşıyla saran kadınının yaralarını…
Ve bir aşk varmış ahmak ıslatan yağmur altında
Gözyaşlarının sevişmesiyle başlayan
Yaralı yüreklerin, gözlerdeki yaşlarla iyileştirildiği..

Ama bir yürek varmış iyileştirilmek istenirken ıslak bırakılan,
Bozulmaya başlayan..
Başka bir yürek daha varmış ağlamaktan kuruyan..

Kurumuş bir yürek ve ıpıslak başka bir yürek varmış
Merhametli bir aşk için çarpan,
Yaraları yeni kapanmış..

Ancak bir de aşk’ın kendisi varmış
Gerçek olmadıkça eninde sonunda yürekleri terk eden..
Sonunda yaşlar bitince gözde
Ve kapanacak yara kalmayınca yürekte
Ve aşk akıp giderken gözlerden çaresizce
Ahmak ıslatan yağmur altında, bir başka caddede
Merhamet üstüne kurulu bir aşkı bitirmiş yağmur
Gözyaşlarını karıştırırken suyuna
Ve bir başka sokakta birleştirirken iki çaresiz gözyaşını…
Dedim ya.. bir varmış bir yokmuş
Kadın-erkek ne kadar yaralıysa
Aşk, o kadar yokmuş..



10,08,05 Çarşamba 21:13-22:50


--------------------
.

I got a million different tunes in my heart
And I am ready to show

.
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
carlitos
mesaj Oct 4 2008, 11:30 PM
İleti #72


Etkin Üye
***

Grup: Üyeler
İleti: 291
Katılım: 15-March 08
Üye No.: 2,601





..nthr..

Dinle…
Dinle…
Duy, aldığın nefes nerelere gidiyor,
Nerelerden geçiyor, nelere dokunuyor..
Düşün..
Bir anda hiç düşünmediğin kadar düşün.
Bak bakalım bir anda neler düşünebiliyor aklın,
Dinle neler diyor düşündüklerin..
Şşşt açma! Kapat gözlerini.
Bırak içeriye aksın yaşların,
Bırak sende kalsın, yok olmasın son düşlerin.
Hisset.
Hisset.
Akıp giden düşüncelerinden seç bir tane.
Özle.
Ağla.
Nefret et.
Acısın canın.
Sev.
Kız.
Ağla.
Sevin.
Gülümse.
Kıskan.
Ağla.
söyle.
Sesli söyle.
Küfür et.
Bağır.
Bağır.
Hisset.
Ürper.
Hisset.
Kork.
Hisset.
Hepsini.
Hepsinden.
İlk kez.
Son kez.




05.10.08/Pazar/00:15-00:27


--------------------
.

I got a million different tunes in my heart
And I am ready to show

.
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
carlitos
mesaj Oct 5 2008, 06:29 PM
İleti #73


Etkin Üye
***

Grup: Üyeler
İleti: 291
Katılım: 15-March 08
Üye No.: 2,601





Seni mi gördüm?

Gözlerinin içine bakıp
Güldüğüm zaman gibi,
Sesinin tonuyla, her kelimenle
Nefes aldığım gibi,
Her susuşunla, uzaklara gidişinle,
Gözlerinin, her sessizliğinde buğulanışında
Öldüğüm gibidir umut.

İçimin hep seni söylediği,
Beynimin seni haykırdığı,
Kalbimin senin şerefine attığı,
Gözlerimin her yerde seni gördüğü,
Zamanın sana aktığı dilimdedir umut..

Cesaretin korkularıma meydan okuduğu,
Eskiye arkamı döndüğüm,
Geleceğ(in)e inandığım,
Uçmayı tattığım,
Umutlarıma sarıldığım zamandadır aşk..

Ben.. seni alıyorum aklıma,
Koyuyorum kalbime, boyuyorum rengime
Ve bir sürü düşünce ile
Zaman ve mekanda tezahür ediyorum iradesizce..

Sen.. bilmiyorsun ama;
Bakıyorsun, gülüyorsun,
Dokunuyorsun bazen,
Konuşuyorsun, susuyorsun,
Varlığınla; umut oluyorsun,
Yanında aldığım her nefeste;
Aşk kokuyorsun…



17.11.05/perş/ 09:40-10:35


--------------------
.

I got a million different tunes in my heart
And I am ready to show

.
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
baronio
mesaj Oct 10 2008, 09:48 PM
İleti #74


Etkin Üye
Group Icon

Grup: Veteran
İleti: 2,078
Katılım: 31-May 07
Nereden: Away
Üye No.: 3



Bayagi biriktirmisim bu guzellikleri. Uzun sure sonra toplu halde vucuduma nufuz edince bir tuhaf oldum. Herbiri birbirinden muazzam. Ellerin dert gormesin sevgili dostum. flowers.gif


--------------------
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
carlitos
mesaj Oct 10 2008, 10:16 PM
İleti #75


Etkin Üye
***

Grup: Üyeler
İleti: 291
Katılım: 15-March 08
Üye No.: 2,601



QUOTE(baronio @ Oct 10 2008, 10:48 PM) *

Bayagi biriktirmisim bu guzellikleri. Uzun sure sonra toplu halde vucuduma nufuz edince bir tuhaf oldum. Herbiri birbirinden muazzam. Ellerin dert gormesin sevgili dostum. flowers.gif


Teşekkür ederim sevgili baronio, ne mutlu bana okuyor, beğeniyor ve yazıyorsun. Güzel tuhaflıkları hatırlatsın umarım bu dost dizeleri sana. rolleyes.gif


--------------------
.

I got a million different tunes in my heart
And I am ready to show

.
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post

9 Sayfa V « < 3 4 5 6 7 > » 
Reply to this topicStart new topic
17 kullanıcı bu başlığı okuyor (17 Misafir ve 0 Gizli Kullanıcı)
0 Üye:

 



- Basit Görünüm Şuan: 28th October 2021 - 05:00 AM