Yardım - Arama - Üyeler - Takvim
Tam Forum Görünümü: Ba??ms?z Ruhlar
Yedinci Gemi Forum > Sinema > Film Tan?t?mlar? ve Ele?tiriler
Sayfalar: 1, 2, 3
baronio
BA?IMSIZ RUHLAR


Arkada?lar hepinize merhabalar. Art?k bir süre için -ki dileriz bu uzun bir süre olur-, bu ba?l?k alt?nda daedalus ve raskolnikov dostlar?mla beraber, sizlerle bulu?aca??z. Öncelikle ba?l???m?z?n amac?ndan biraz bahsedeyim. Bu ba?l?k alt?nda bu zamana kadar birço?umuzun gözden kaç?rd???, Türkiye'de hiçbir ?ekilde gösterimi olmam??, belli festivallerde ya da gösterildi?i ülkelerde ilgi uyand?rm?? nitelikli yap?mlar?, raskolnikov ve daedalus'la ald?m verdim usulü payla??p dilimize kazand?r?rken, sizleri de gerek bu filmler hakk?nda, gerekse filmlerin ucunun dokundu?u, hayata dair meramlar? ile alâkal? sohbetler etmeye davet ediyoruz. Bu ba?l???n içeri?i kesinlikle ve kesinlikle "mainstream" ?eklinde tabir edebilece?imiz, popüler filmlerden olu?mayacak. O yüzden beklentileri bu yönde olan arkada?lar, ba?ka ba?l?klarda ?anslar?n? deneyebilirler. Bu ba?l?kta, sinemaya "sanat" gözü ile bakabilen, sineman?n hayat?n bir yans?mas? oldu?unu görebilen ve bu ?ölenden zevk alabilen dostlar?n kat?l?m?n? görmekten mutluluk duyaca??z.

Öncelikle belirledi?imiz filmleri bir görseniz dudaklar?n?z uçuklar diyerek sizleri bir heveslendirelim. Gerçekten inan?lmaz filmlerin gözlerden kaçt???n? gördük ve bu duruma içimiz elvermedi. ??in gerçe?i bu ekip olarak çeviri defterini yava? yava? kapatmay? dü?ünmeye ba?lam??t?k. Ama bu ba?l??? bir çeviri ba?l??? olarak dü?ünmeniz san?r?m tüm hayallerimizi y?kmaya yetecektir. Hatta bu ba?l?kta en az konu?ulmas?n? arzu etti?imiz ?eyler, çeviri ile alakal? konulard?r. Bu daha çok çevrilen yap?mla ilgili, hayata, aktüele, sanata, müzi?e, k?saca her ?eye de?inebilece?imiz, ho? sohbetler edebilece?imiz bir ba?l?k olacak. Elbette ki sizlerin katk?lar?yla.

Efendim bu uzun ve s?k?c? girizgâh? ve ba?l???m?z?n k?rm?z? kurdelesini kesmenin vakti geldi zann?mca. Sizler filmleri edinmeye koyulurken, bizler de çeviriler için kollar? s?v?yoruz. Ç?k??ta Ba??ms?z Ruhlar Köy Kahvesi'nde bulu?up dibek kahvelerimizi yudumlarken, tad?na doyumsuz bir sohbetin kollar?na kendimizi b?rak?r?z.

Gösteri Ba?las?n...
don quijote
Sineman?n Büyüsü

Basmakal?p bir ba?l?k alt?nda dostlar?m, sizlerle ufak bir sohbete koyulal?m. Aç?kças? ben bu sohbetlerden çok keyif al?yorum, ald???m keyifle de bir güzelli?i payla?maya ba?layay?m. Sinema dostlar?m, müthi? bir dünya, neresinden tutarsan?z hayat?n?z dalgalan?yor. Öyle bir sanat ki, dünya biraz daha sinemadan anlasa bar?? içinde ya?ayaca??z. Hani dünyan?n ortak dili müzik diyorlar ya, ona bir de sinemay? rahatça ekleyin, hiç çekinmeyim, arkan?zda ben var?m.

Sinemayla a?k?m?z günbegün ço?al?yor. Çeviri ile ba?lad?k olaya. Güzel filmler var, hele ben de çevireyim; yaparsam ne âla dedik. Yapt?k dostlar, kendimizi filmlere katmay? ba?ard?k. Esas?nda filmin seni kabul etmesi her zaman o kadar kolay de?ildir, ama neyse kendimizi sinemaya kar?? kan?tlad?k.
Buraya niye geldik, onu aç?klamaya devam edeyim; dostlar gözünüzden kaçm?? filmleri gözünüze sokmaya geliyoruz. Nas?l olacak? ?öyle oluyor: daedalus, baronio ve ben, ?u medyatik ya?amda bize saf sanat? gösteren filmleri çevirece?iz böylece bu filmler hakk?nda sohbet ortam? yarataca??z. Çeviri i?in en basit k?sm?, çevirece?iz sonra film hakk?nda uzun uzun konu?aca??z. Ne bileyim, çevirdi?imiz film hakk?nda yorum yaparak hayata bakaca??z. Kimi zaman, örnek veriyorum, yönetmenin gözünden birkaç kelam edece?iz. Yani as?l amac?m?z sinemayla aram?zda üslûp yaratmak ve bu üslûpla sizlerle çene çalmak. K?sacas? birlikte filmin içine girerek konu?mak.

Filmlerimizi seçtik, birbirinden farkl? bir sürü filmimiz var. Her kesime aç?k anlayaca??n?z, he bir tek popüler filmler yok, ama gerisi tastamam. Yav, bu site acayip bir dünya ya. Ben burada hayran hayran geziyorum, ne tuhaf i?liyor. Biri deli gibi inceleme yapar, biri deli gibi altyaz? yükler, biri deli gibi çeviri yapar, biri deli gibi "filme nas?l ula??r?z" diye bize ö?retir, biri deli gibi yeni filmleri sunar...vb. daha sayamad???m biri sürü deli yönü var sitenin. Ben bu delilerin aras?nda çok ?ey ö?rendim, valla.
"Konu da??ld?, mahcubum gençlik, toparl?yorum"

Olaya ilk üç filmle ba?l?yoruz. Uzun soluklu bir yolculu?a haz?rsan?z sevgili dostlar?m, yola hemen koyuluyoruz. Gemimizin ad?... Öz Titanik, he he ?aka yapt?m. Ad?m?z bu de?il, gemi de de?iliz zaten. Dü?ün halay? olarak sinemaya gidiyoruz asl?nda, zaten baronio iyi göbek atar. Sanki, Kusturica'n?n komik tiplerinin sineman?n güzelliklerini kendi biçimleriyle yorumlamas? gibi. Sanki sessiz filmleri çingene müzikleriyle izlemek. Sanki Cinema Paradiso'daki festivale bilet almak.
Evet dostlar?m buras? BA?IMSIZ RUHLAR...
Ho? geldiniz.
melih
Çoğu sözü, iki dostum söylemişler. Kıyıda kalmış, unutulmuş ve köşede bize küsmüş filmlere olan saygı duruşumuza hoşgeldiniz. Keşfetmeyi seviyorsanız, kendinizi büyük stüdyoların can sıkıcı tekrarlarından, zaman kaybı döngülerinden kurtarmak istiyorsanız, size attığımız can yeleğine sıkıca sarılın. Ayakta kalmayınız, izleyip gitmeyiniz.

Underrated diye tabir edilen, yani hak ettiği ilgiyi görmediğine inandığımız filmleri bulup çıkarmaya, hazır çıkarmışken de elimizden geldiği, dilimizin döndüğünce çevirmeye çalışacağız. Gayemiz, sıradanlıklardan uzaktaki köyümüzde sizleri ağırlayabilmek, köy kahvesinde filmler hakkında atıp tutabilmek olacak. Umarız, bu keyifli süreç içinde birlikte kaybolma zevkini yaşayabiliriz. İlk program listesini aşağıda bulabilirsiniz.

forum resmiforum resmiforum resmi

El Custodio
(2006)



Farewell My Concubine
(1993)



Au revoir, les enfants
(1987)



forum resmi

forum resmi

forum resmi

Ülkesi: Argentina / France /
Germany / Uruguay
Ödülleri: 5 Ödül / 1 Adaylık

Kısaca Konusu: Üst düzey bir politikacıya korumalık yapan Rubén, kendini işine fazla kaptırdığından yavaş yavaş benliğini yitirmeye başlar.

Ülkesi: China / Hong Kong
Ödülleri: 2 Oscar adaylığı /
13 Ödül / 2 Adaylık

Kısaca Konusu: Politik bir kaos ortamında 3 opera sanatçısının imkânsız ve bir o kadar yasak aşkını konu alan film, tutku üzerine bugüne dek yapılmış en iyi filmlerden biri olup, Çin tarihinin ilk politik filmi olmayı da başarmıştır.

Ülkesi: France / West Germany
Ödülleri: 2 Oscar adaylığı /
21 Ödül / 7 Adaylık

Kısaca Konusu: 2. Dünya Savaşı sırasında, Fransa'daki Katolik bir yatılı okulda biri Fransız ötekiyse Naziler'den saklanan bir Yahudi çocuğun arkadaşlığı.

baronio


forum resmi
Dinosaur
Beyler güzel bir ba?lang?ç.Sizleri yanaklar?n?zdan öperim.
Kolay gelecektir,?imdiden te?ekkürler....




forum resmi
Kont Dracula
Gerçekten harikas?n?z dostlar. Madem Zeus'un k?zlar?ndan birinin ilham verdi?i bir dal olacak kadar büyüktür sinema, biz de bu denizin sessiz kahramanlar?n? tan?mal?y?z. Bunu yapmam?za keyifle yard?mc? olan sizlere ne kadar minnettar olsak yetmez. Bu dü?ünceniz ve hayata geçirdi?iniz proje için tekrar te?ekkürler daedalus, raskolnikov ve baronio.





forum resmi
BuRnOut
Ba??ms?z Sinemay? ve Art House'u çok seven biri olarak, böyle bir ba?l??? görmek çok ho?uma gitti. Sitede gerçekten eksikli?i hissedilen bir ba?l?kt?. Sinema da di?er sanatlar gibi, yarat?c?s?yla ayn? ölçütte takip edininden de belli bir birikim isteyen u?ra?lardan. Bu ba?l?kta bu u?ra??n, bu sanat?n ve bu dilin en ho? u?rak yerlerinden biri olur umar?m. Ba?l??? bende s?kça takip edecekler aras?nday?m...

Çok te?ekkürler böyle bir ba?l??? var etti?iniz için flowers.gif .




forum resmi
ebrehe
Harikas?n?z dostlar. Hemen edineyim bu filmleri en iyisi. Enfes çevirilerinizle ba??ms?z ruhlar?n keyfine varay?m...




forum resmi
(3)
Ayr?lmaz, muhte?em 3'lüye, bu mükemmel projeyi bizlere kazand?rd?klar? için sonsuz te?ekkürler. Emeklerinize sa?l?k.




forum resmi
ustuney
Efem. Emeklerinize ?imdiden çok te?ekkürler... ölmeden önce izlenmesi gerekn 100 kore filmi gibi bu ba?l???nda takipçisi olaca??m... umar?m k?sa sürede filmleri edinirim. Gerçekten sanat için sanat anlay???yla hareket ediliyor olmas? çok güzel kolay gelsin arkada?lar




forum resmi
t-becks
Ne denir ki? Hiçbir ?ey... Can evimden vuruldum!




forum resmi
selosked
Harikas?n?z. Merakla takip edece?im bu ba?l???. Ö?renecek çok ?ey var sizlerden.




forum resmi
click
Bu projeden bahsetti?inde baronio'nun heyecan? beni de heyecanland?rm??t?. Ama onun kadar hissetmedi?im bir gerçek. ?imdi hayata geçirildi?ini görüyorum ve heyecandan, bu sat?rlar? yazarken ellerim terliyor. Dostlar?m çok müthi? bir i? yap?yorsunuz. Sinemay? gerçekten seven bizlere, içimizdeki o ba??ms?z? hissedebilmemizi sa?lad???n?z için binlerce te?ekkür. Önünüzde sayg?yla e?iliyorum.




forum resmi
zenon
Mutluluklara ve ac?lara, dü?lere ve hayal k?r?kl?klar?na, sevinçlere ve hüzünlere, zaferlere ve hezimetlere, yani bütün ihti?am? ve sadeli?iyle hayata, yani bütün ola?anüstülü?ü ve s?radanl???yla insana, yani memleketlere, yani ?ehirlere, kasabalara, köylere, yani sokaklara, bizim soka?a, sizin soka?a, yani bize, yani size, yani kendimize do?ru yepyeni bir ke?if yolculu?u için davet mi var? O halde davete icabet gerektir.

Dostlar müthi?siniz. Yepyeni bir heyecan ya?att?n?z. ?yi ki vars?n?z. Sa?olun, varolun. flowers.gif




forum resmi
SilverShadow
Gülme zaman? gelmi? hayat?n?n...

Bakma art?k saatine tad?n? ç?kar. Her yeni günde taze bir nefesi var küflenmi? defterlerin, korkma art?k. Kimisi can?n? yakacak biliyorum, kimisi s?kacak içten içe, kimisi b?kt?racak. Sonunda ne olaca??n? ben de bilmiyorum, umutlanma sak?n söylerim diye. Tek bildi?im, sen ilerledikçe ak?p gidecek kelimeler, cümleler bedenini saracak, yeniden do?acak ruhun her yeni sahnesinde... Zaman? geldi?inde.

SilverShadow




forum resmi
trahald
Ben de bu ba?l???n s?k? takipçilerinden olaca??m.Selosked'in dedi?i gibi sizlerden ö?renece?imiz çok ?eyler var. Üçünüze de böyle bir i?e giri?ti?iniz için çok te?ekkürler.




forum resmi
Clint Eastwood
Ellerinize sa?l?k diyor ve gönülden kutluyorum.

Hollywood z?rvalar?ndan, beklentinin alt?nda kalan filmlerden, sadece fragmanda fatih olan filmlerden b?km??t?m.

Ba?l??a aboneyim art?k.




forum resmi
Bob le Flambeur
Foruma harika bir ba?l?k daha kazand?rd???n?z için tebrikler, seçti?iniz filmler için de ayr? ayr? te?ekkürler arkada?lar, kolay gelsin flowers.gif .




forum resmi
black_milk
Birbirinden kaliteli filmleri bizlere sunaca??n?z için te?ekkür ediyorum ve çal??malar?n?zda kolayl?klar diliyorum.




forum resmi
kaos605
Mükemmel bir haber. Umar?m uzun soluklu bir çal??ma olur. Takipçiniz olaca??m.
baronio
Je vais bien, ne t'en fais pas (2006)


forum resmi


Filmin en can al?c? noktas?n? çeviren daedalus dostuma ?ükranlar?mla...

Ayr?ca çeviriyi yang?ndan mal kaç?r?r gibi kendilerinden a??rd???m dostlar?m Raskolnikov ve hasta'n?n da aff?na s???n?yorum. Filmden sahiden çok etkilendim ve çevirmek istedim. Sizler gibi Frans?zca eksperleri dururken burnumu sokmam pek ho? olmad?. Sizlere bir çeviri borcum olsun dostlar. Anlay???n?z ve icazetiniz için de ayr?ca te?ekkürler. flowers.gif
baronio
Kahve molası...

spoilers.gif

***Dikkat: Spoiler içerir, izlemeyene tat kaçırır.

"Bir son kimileri için kötü biterken, kimileri için de mutlu son olabiliyor. Hayatın kendisi de böyle değil mi zaten?"


Hayatımda böylesi içten, böylesi doğal ve böylesi sade bir film izlediğimi hatırlamıyorum. Öyle ağır bir aile dramı var ki konu edilen, neresinden tutsanız iç parçalıyor. Loic'in evi terkedişi üzerinden konuya yaklaşırsak, ortada büyük bir iletişimsizlik, sevgi gösterememe var. Her ailede olan benzer sorunlar. Hele bizim ülkemizde bu daha da fazladır. Bir babanın oğluna sevgisini sarih bir şekilde gösterdiği ender görülür. Ama herkes de bilir babasının kendisini sevdiğini. Peki ama bu farkındalık yeter mi, her şeyi çözer mi? Filmde de Loic'in evi, bir "odanı topla" tartışması üzerine terketmesi üzerine bazı şeyler beliriyor. Her şakanın bir gerçek payı vardır lafına çok inanırım. Burada da mektuplarında Loic'in babasından öfkeyle bahsetmesinin altında bazı gerçekler yatıyor. Gerçeklerden öte burada bambaşka bir dram yatıyor. Geçmiş günleri geri getirebilmek için, oğluyla daha çok şey paylaşabilmek için, bir şarkısını dinleyebilmek için ve ona "seni seviyorum" diyebilmek için her şeyini verebilecek bir baba. Ama işin işten geçtiğinin farkında oluşu, artık elindekilerin kıymetini bilmeye çalışması ama bunu yaparken de kendinden, kendisine olan nefretinden dolayı işkenceleri geliyor ardı ardına. Empati yoluyla kendine indiriyor tokatları ardı ardına. Lanet olsun sana da, işine de, odanı topla dırdırlarına da! Zaten bir kez bile oğlunun şarkısını dinlemedin! Bir kez bile onunla top oynamadın! Diğer yanda da eşi ile birlikte varolanlara sarılma çabaları. İnanılmaz bir çaba. Resmen helak oluyorlar amaçları doğrultusunda. Kimileri onların çıldırdığını düşünse de, onlar da anlarlar elbet anne, baba olduklarında.

Oyunculuk ve müzikler resmen alıp sizi götürüyor. Böylesine etkili bir film olmasında gerçekçiliğin payı çok büyük. Zira film bittikten sonra bir film gözüyle bakabildim. Cidden öyle bir sarıp sarmalıyor, öyle bir içine alıyor ki sizi, film izlediğinizi farketmiyorsunuz. Sevginin, pişmanlığın, her şeye rağmen umudun böylesine güzel harmanlanması da ortaya son dönem Fransız sinemasının en kaliteli örneklerinden birini çıkartmış.

Filmle ilgili o kadar çok söz var ki... Ama "söylenecek söz" derseniz, işte ondan bende fazla yok. Gerçekten çok zor bir film. İzlemesi, hazmetmesi, üzerine konuşması çok zor. Kesinlikle ve kesinlikle kaçırmamanızı tavsiye ederim bu filmi.

Bu filmi seven, bu filmleri de sever;

La Stanza Del Figlio (2001) (Aka_Oğul Odası)

Alice (2005)

Filmi seven, bu şarkıyı da sever;


melih
Yapma, izleme. Can?n? yakacak ve üzüleceksin. 9 bo?umun her birine tek tek tak?lacak, üstelik midene de inmeyecek, orada yer edecek, oraya yerle?ecek bir süreli?ine dedim. Seni bo?acak h?çk?r?klara belki de, sinirleneceksin ve parlayacaks?n oradaki babaya, bir çözüm arayacaks?n kaybolan o?luna, h?rslanacaks?n sen de Lili gibi hayata, aray??a ç?kacaks?n dedim. Dinletemedim.

Baronio ile ikimiz ayn? 24 saat içinde Je vais bien, ne t'en fais pas izlemi? bulunuyoruz. Bundan 2-3 hafta önce, gün içinde en sevdi?im zaman diliminde, gökyüzünün ???k konusunda karar veremedi?i ve ke?ke o karars?zl?kta s?k???p kalsam dedi?im dakikalarda yine benzer bir filmi, Sherrybaby'yi izlemi?tim. Matine filmiydi o. Buram buram Matine ruhu vard?. Ne iyi yapm??t? da çevirmi?ti bu filmi dostum. Üstelik de dinleyerek. Tutku i?te. Bir ruh denebilir mi acaba bu tutkuya? Basite mi kaçmak olur yoksa? Narsizmin doruklar?na ç?ksam ve ?öyle desem: "Benim gibi ar?iv yapmayan, izledi?i filmi e?e dosta vermek için kaydetmeyen ve hemen silen, s?rf çevirileri görmek için film indiren biri karar vermeyecek de kim verecek bunun karar?n?? Bal gibi tutku ulan bu!", içinde savunmam? da yapt???m bir cümleyle bu tezimi do?rulama ?ans?m olmaz m? yoksa?

"Büyük sürpriz falan, ne diyor bu acep?" diyen olmu?tur kesin. S?radan?n biraz üstünde bir Frans?z filmi ne de olsa. Ama bu ba?l?k içinde ?apkadan sihirbaz?n kendisini ç?kartan bir sürprizdir bu filmin çevrilmesi. Üstelik de bu ba?l?k içinde bu filmin çevirisi! ??in kötüsü, çok yüksek bir ç?tayla ba?l?yor Ba??ms?z Ruhlar. Kolay kolay eri?ilemeyecek, k?r?lamayacak Sergei Bubka rekorlar?na benziyor böylesi bir film seçimi. Beklenmedik derecede iyi bir ingilizce altyaz? neticesinde do?ru bir adam çevirmi? oldu böylece. Ben de günde 67 kere (+/- 5 tolerans ile) dinledi?im bir ?ark?dan yola ç?kan bu harika filmin, sitedeki e?siz yerle?iminden büyük memnuniyet duydu?umu söylemek istiyorum. O efsane parçay? gerçek hayatta söyleyenin (Simon) filmin ba??nda Lili'nin karde?ini sordu?u, masa ba??nda oturan arkada?? oldu?unun gereksiz detay?n? da verip son bir kez daha kendimi tekrarl?yorum; ?afa?a 5 kala ba?lay?n. Ayn?, bu gece benim yine yapaca??m gibi...

forum resmi
baronio
Asl?nda Je Vais Bien, Ne t'en Fais Pas'da çok cezbedici bir yön vard?. Konunun görünen yüzünün d???nda, kar??l?kl? bir baba-o?ul ili?kisi i?lenmi?. Ku?aklar aras? çat??ma sonucu, ilgisizlik, k?l tüy sebeplerden kavgalar, gereksiz kalp k?rmalar... Her ne kadar bu durumdan muzdarip oldu?unu söyleyen ki?i, beklenen ki?i olmasa da, sonuçta bu gözle izlendi?inde ortaya böyle bir manzara ç?k?yor.

Baba-o?ul malzemesi konu?a konu?a tüketilemeyece?i gibi, filmlere de yüzlerce defa konu edilmesine ra?men eskimiyor. Tabii bunda her evde benzer ?eylerin ya?anm?? olmas?n?n da etkisi var. Nedense babalar?m?z da kendi babalar?ndan zaman?nda epeyce ?ikayetçi olsalar da, benzer ?ekilde kendi o?ullar?yla ihtilafa dü?mekten kendilerini alam?yorlar. Belki insan do?as?nda olan bir ?eydir bu. "Baba olunca anlars?n" sadece içi bo? bir laf olmaktan öte bir kimlik betimlemesi mi acaba? Gayet tabii baba olunca insan?n olaylara farkl? ?ekilde yakla?mas? do?ald?r. Ancak bu demek de?il ki, ileti?imsizlik içinde, sevgi göstermekten imtina eden bir insan olmaya çal??mak zorunday?z. Onlar da bir zamanlar, o?ullar?yla ayn? ?eyleri yapt?klar? için babalar?yla gerginlikler ya?ayan küçük insanlard?. Hatta bundan da epeyce muzdarip olmu?luklar? vard?r. Hatta kimisi hâlâ o geçmi?teki ileti?imsizlik, ilgisizlik ya da yarg?lama yüzünden babalar?n? tam olarak affedebilmi? de?il. Affetmekten öte bir ?eyler yitip gitmi?. Ruhsuzla?m?? bir kan ba??ndan ba?ka bir anlam ihtiva etmiyor.

Efsanevi filmlerden The Graduate'in konusuna farkl? bir bak?? aç?s? ile bakan yeni dönem sabun köpü?ü filmlerden Rumor Has It'de ho? bir enstantane vard?, hat?rlar m?s?n?z bilmem. Baba ile k?z arabada ba?ba?a giderlerken, k?z babas?ndan yak?n?r: ??te "beni dinlemezdin, ?unu yapmazd?n, bunu yapmazd?n... En çok da ?u arabay? t?ng?r m?ng?r kullanmandan nefret ederdim" der. Baba cevap verir; "Ben arabay? içinde sen oldu?un için t?ng?r m?ng?r kullan?yordum." ??te babal?k müessesinin getirmesi gereken hassasiyet ve de?i?im bu. Olmas? gereken kimlik de?i?imi de bu asl?nda. Yani bir insan?n baba olduktan sonra korumac? biri olmas?, içindeki âsiyi dizginlemesi falan insan do?as?ndan gelir zaten. Ama ya ileti?imsizlik?

Bizim ülkemizde zaten i?ler biraz daha farkl?. Baba figürü geçmi?ten beri korku örtüsünün alt?nda gizlenmi? sevgi ile ayn? yolun yolcusudur. Baba sevgisini göstermez. Gösterirse karizma çizilir ya hani. Arada çocuk, babas?n?n kendisini sevdi?ini baz? ekmek k?r?nt?lar?n? takip edip, yapbozun parçalar?n? birle?tirerek anlar. Dünyalar onun olur. Belki de her an sevgisini gösterse böyle bir etki yaratmaz. Ama genelde bu ayd?nlanma ya çocuk da baba olduktan sonra, ya da baba toprak olduktan sonra gerçekle?ir. Ki i? i?ten geçmi?tir.

"Avrupal?lar çok ruhsuz, 18'ine gelince koyuyorlar tekmeyi çocuklar?n?n k?ç?na, git hayat?n? kazan diyorlar. Bizde öyle mi? Bizde evlat 50 ya??na gelse de evlatt?r!" Evlat evlatt?r da, sevgini ona göstermedikten sonra 50 y?l boyunca baksan neye yarar. Adamlar? oturdu?umuz yerden kalaylamaya bay?l?r?z milletçe. Elbet her evde ba?ka dram vard?r orada da. Ancak baban?n bir erk sembolü olabilmek için, karizmas?n? kaybetmemek için y?rt?nd??? hane azd?r di?er toplumlarda. Bugünün k?ymetini bilip, sevgi gösterebilmek önemli. Yoksa ne kadar hay?flan?rsan hay?flan i? i?ten geçer. Tabii tüm bu s?k?nt?lar?n alt?nda da, herkesin evlad?n? kendi istedi?i ?ekilde yo?urma iste?i yat?yor. ?stedi?i zevklere sahip olmas?n?, kendi yapamad??? ?eylerde muvaffak olmas?n?, herkesin g?pta ile bakmas?n? istiyorlar. Bu sac?n bir aya??n?n eksik kalaca??, ilk sinyalini çakt??? an i?in rengi de?i?iyor ve ileti?imsizlik ba? gösteriyor. Ya da bana öyle geliyor.

Ama her halükârda baba-o?ul temal? filmler insan?n bo?az?na bir yumru oturtmaktan çok zevk alan, psikopat yap?mlard?r. Son dönem izlediklerimden, daha do?rusu ?u an akl?ma gelenlerden, öyle ba?yap?t olmasa da etkileyici bir film olan "Bicho De Sete Cabeças" ayn? temay? ileti?imsizlik kanal?ndan e?eleyerek olaya yakla??yor. O da görülmeye de?er filmlerden biridir.
melih
O kadar benimsemi?im ki bu baba-o?ul ili?kisini, fazla üzerinde durmad?m bile filmde. Daha çok Lili odakl? bir filmdi benim bakt???m yerden. Tabii, dedi?inde hakl?s?n. Altta yatan, iki erkek aras?ndaki tipik bir keçile?me sendromu mevcut. Baba denilen olgu zaten ba?l? ba??na çok ilgi çekici. K?zlar için ilk a??k olunan erkek iken, o?lanlar için bir model var kar??lar?nda. Bir gün büyüyünce erkek olacaklar?n? ve erke?in toplumdaki yerini kavrad?klar?nda ilk kar??lar?nda gördükleri erkek, babalar? oluyor. Onu örnek al?yorlar, onun do?rular?yla büyüyorlar. Ergenlik döneminde yava? yava? beyinlerini kullanmay? ö?rendiklerindeyse kendi do?rular?n?n fark?na var?p eski do?rular?n? "dikte eden" babalar?yla her f?rsatta tak???yorlar. Sonuçta ya kap? vurulup gidiliyor, ya da kap? arkalar?ndan vuruluyor smile.gif Genelleme yapm?yorum, elbette ki ?ahane baba-o?ul örnekleri var ama her zaman reklamlardaki gibi de?il. O?lunun kendi yapamad?klar?n? yapmas?n? isteyen baba, asl?nda onun kendisini geçmesini istiyor. Çocuk içinse bu büyük bir bask? oluyor. Benim üzerimden egosunu tatmin ediyor'u bile akl?na getirebilir. Hep bir tart??ma, inatla?ma var. Avrupa'da dedi?in gibi 18'ine kadar mesuliyet al?yor aileler ama zaten öncesinde hayata biraz daha ?s?nd?r?l?yor çocuk. Mutlaka bir i?te çal???yor yazlar?, kendi ayaklar?n?n üzerinde durmay? ö?reniyor hafiften. Rü?tünü ispatlad???ndaysa kendi r?zas?yla, hatta ailesinin deste?iyle evden ayr?l?yor. Zira biliniyor ki; zaten bir gün evden ayr?lmas? gerekecek. Ne kadar erken olursa o kadar çabuk adapte olur, diye dü?ünülüyor.

Bizdeki duruma hiç geçmeyelim. Arada büyük farklar var yeti?tirme konusunda, fakat inatla?ma her yerde ayn?. Gün geliyor Babam Ve O?lum'daki Sad?k gibi bir h???mla ç?k?lan yuvaya geri dönülebiliyor y?llar sonra. Gün geliyor baba Hüseyin o y?llarca içinde tuttu?u, kendine bile kabullenmek istemedi?i "Benim yüzümden!"i ba??rabiliyor h?çk?rarak. Bu duygu bo?al?m?n? da Avrupa insan?nda görmek zor. Ama i?te, Je vais bien, ne t'en fais pas bo?una güzel film demiyoruz smile.gif

Baba-o?ul ili?kilerine dair benim de tavsiyem Pregi (2004) olacakt?r. Kendim çevirdim diye söylemiyorum tongue.gif Baban?n, o?lunu hep en iyi görme iste?ini bast?ramad??? için ona ula?mada ya?ad??? aczi ve bu acz yüzünden bazen istemeden de olsa onu dövmesini anlatan az bilindik bir Polonya filmidir. Polonya'da bilinir de dünyada çok bilinmez. Bu filmde de oldu?u gibi böylesi filmlerde ele?tiri terazisinin a?a?? çeken taraf?nda hep babalar bulunur maalesef. Yeti?kin olana topu atmak daha kolay geldi?inden olsa gerek. Yaln?z, onlara da sonuna kadar hak vermek gerekir ki; herkes babal??? kendi babas?ndan ö?renir ve bu tecrübe hayatta say?l? olarak ele geçer.
baronio


forum resmi
fjallraven
QUOTE
...Hatta bu ba?l?kta en az konu?ulmas?n? arzu etti?imiz ?eyler, çeviri ile alakal? konulard?r. Bu daha çok çevrilen yap?mla ilgili, hayata, aktüele, sanata, müzi?e, k?saca her ?eye de?inebilece?imiz, ho? sohbetler edebilece?imiz bir ba?l?k olacak. Elbette ki sizlerin katk?lar?yla...


diye yazm??t? baronio, bu ba?l???n ilk iletisinde...

soyut olgulara kar?? geli?tirdi?im a??r? beceriksizlik sonucu, böylesi bir dü?üncenin, fikrin nas?l hayata geçirilebilece?ine dair ku?kulanm??t?m...
yap?labilse bile iyi niyetli bir hevesle ba?lanm?? ama niteli?i tatmin edicilikten uzak baz? denemelerden öteye geçmesini zor görüyordum...

ama yukar?da okudu?um son üç iletiyle -ki her biri için üzerine ayr? ayr? makaleler kaleme al?nabilir- ba?lang?çtaki amaca en güzel ve en yo?un bir ?ekilde ula??labildi?ini görmekten mutluyum...

arkada?lar?m?z?n çevirdi?i/çevirece?i ya da seyretti?i filmlerle böylesi samimi bir sohbete girebilmeleri, onlarla ayn? frekansta sal?nabilmeleri, görüntülerin, diyaloglar?n, ifadelerin derinliklerine dalabilmeleri, o dald?klar? derinliklerden bize böylesi güzel incileri ç?kar?p sunabilmeleri bu ba?l?kta bizleri daha nice hazinelerin bekledi?ine dair bir i?aret...

hepinize sevgiler, sayg?lar arkada?lar...





forum resmi
ToxicWorld
Yemin ederim, tüm iletileri yava? yava? hazmederek okudum. Çek ?u silah? art?k kafamdan, @...

Yakla??k bir haftaya yak?nd?r Lili'yle yatar kalkar olmu?ken, filmi hâlâ izleyememi? olmak. Cidden kendimden utan?yorum. (Ve ?u on sat?r? bir ?ekilde nas?l tamamlar?m da, ?u silahtan kurtulurum diyorum. ) Umar?m en yak?n zamanda, bu müthi? ?ark?n?n ve resimdeki matmazelin de içinde oldu?u filmi izler, sonra bir hüzünlenir, daha sonra da bu ba?l??a dönüp yeni ne yapm?? 1 bak?ms?z ruh ve 2 ba??ms?z ruh diye bakabilirim.

Ba?l??? açanlar?n elleri dert görmesin diyip, sizlere hitaben "You'll never walk alone"'u söyleyerek -filmi izleyene dek- aran?zdan ayr?l?yorum. Te?ekkürler dostlar, eme?inize sa?l?k.
melih
forum resmi

spoilers.gif

***Dikkat: Spoiler içerir, izlemeyene tat kaçırır.

"Senin daha yükseklerde olman gerekmiyor muydu?"

Dedim ya, çok yüksek bir çıtayla başladık diye. Şimdi o çıtayı hayli düşürecek bir filmle karşınızdayız. Seçerken filmleri tek dayanağımız imdb olduğundan, 5 ödüllü El Custodio'yu ve onun kimlik bunalımlı konusunu görünce hemen atladım amiyane tabirle. Kazın ayağı film bitimiyle geldi... O bitim nasıl geldi ama orasını ne siz sorun ne ben söyleyeyim.

Her şeyden önce çok yorucu ve uyutucu bir film Koruma. İnanılmaz uzun tutulmuş sekanslarla, konuşmasız geçen dakikalarla, tek oyuncu odaklı bir ideolojiyle nereye kadar sorusunu bana sordurttu. Uyumamak için çok direndim gerçekten de. Konuşmanın olmadığı yerde insan güdüsel olarak bir görsellik bekliyor. Oysa, yine şehrin iç bunaltıcı ara yolları, kimi zaman Julio Chávez'in ense tıraşı, arada bir kırsal manzarası... Hepsi bu.

Oyunculuk açısından Rubén rolundeki Julio Chávez gerçekten iyi bir performans çıkarmış. Ketum ve yeri geldiğinde acımasız bir korumayı gözleriyle oynamış derler ya, aynen öyle canlandırmayı başarmış. Onun kız kardeşi Beatriz rolündeki Cristina Villamor da ona verilen obsesif, titrek karakter şansını çok çok iyi değerlendirmiş. Epey bir sinirlerimi oynattı yerinden smile.gif Müzikler konusuna giremeyeceğim. Herhangi bir müzik seçimi yapılmadığı gibi, hiç sevmediğim film içi canlı performanslar ile müzikler geçilmeye çalışılmış. Kaçan fırsatı kurtarma adına çalınan finaldeki müzik ise güzeldi.

Filmle ilgili o kadar az söz var ki... Bir şeyler yazmaya çalışmak bile filmin bütünlüğünden kopamadığımı gösteriyor. Ve yine yoruluyorum. Bomboş zamanı olanlara, bir Arjantina yapımı olarak göz kırpıyor uzak diyarlardan.

Bu filmi sevebilen, hangi filmleri sever hiç bilmiyorum dostlar. Maalesef link veremeyeceğim biggrin.gif
baronio
spoilers.gif

***Dikkat; El Custodio üzerinden olaya yakla??p, hayat hakk?nda spoiler içerir, üç maymunu oynayanlar?n tad?n? kaç?r?r.

?nsanlar?n son dönem kronik hastal?klar?n?n ba??nda i?le ilgili hastal?klar yer al?yor. Bu hastal?klar genelde iki türlü vücut buluyor. Birincisi i?kolikler. Bu tip insanlar?n, kendilerine ait özel hayatlar? olmuyor. ??e gitmeyip hastaland?klar?nda evde duram?yor, s?k?nt?dan patl?yorlar. Art?k i?leri hayatlar? olmu?. Meslek dallar? ile alakal? ?eylerle u?ra?mak bir nevi hobileri. Kendilerine ait birkaç ufak detay d???nda hiçbir özel zevkleri yok. Di?er grup ise, i? hayat? d???nda bir hayat? olan, bu hayat? çok sevmesine kar??n, i?e ay?rd??? zaman yüzünden di?er hayat?n? aksatan ve bundan hiç mutlu olmayan kesim. Bu hastal?kta da zamans?zl?k ba? gösterir. ??ten eve gelirsin, bir ?eyler yer, istedi?in hatta bütün gün eve gidince yapacak oldu?un için can att???n ?eyi yapmaya koyulur, bir saat sonra çay?ndan bir yudum çeker çekmez yamulur kal?rs?n. Sonra ertesi gün tekrar eder ayn? sahneler. Bu kesim için mümkün olsa bir daha mesle?i ile ilgili tek bir ?eyin bile yak?n?ndan geçmemek esast?r. Ama bu hiç mümkün olmaz ve uykudan önce yar?s? su dolu barda??n içine di?leri b?rakacak duruma gelmeden hayat?n? ya?ayamaz bu insanlar. O saatten sonra da köhnemi?, art?k sistemin içinde i?lemeye al??m?? ruhunda ne bir hobi kalm?? olur ne bir bahar.

Ruben de kendine ait zevkleri olan, yaln?z ama kendi haline b?rak?lsa gayet de güzel bir huzur ve mutluluk yakalayabilecek bir adam. Evine geliyor, bir ?eyler yiyor, muzlu sütünü haz?rl?yor ve oturuyor çizimlerinin ba??na. Böylesine sanatç? ruhlu, özünde zarif bir insan olan Ruben, gün a?ard?ktan sonra silah?n? beline tak?p, ba?l?yor görevini yapmaya.

Burada filmin bana verdi?i iki nokta oldu. Birincisi i? ile hayat?n aras?ndaki o ince çizginin çok tatl? bir üslupla çizilmi? olmas? çok güzeldi. ?kincisi ise, tezatl?klard?. Kara kalem tutan o sanatç? ellerin, gündüzleri silah tutmas? rahats?z ediciydi. Filmin anlat?m? çok s?k?c? kat?l?yorum. Hatta birkaç yerde kendimi tokatlayas?m geldi uyanabilmek için. Ama konusu itibariyle, filmden ziyade hepimizin ya?ad??? ?eyleri dü?ündürmekten de geri kalmad?.

Bir hayat mücadelesi içinde, içimizdeki çocu?u, hayat? son damlas?na kadar pembe pipetiyle höpürdeten o haylaz çocu?u öldürüp, tak?mlar?m?z? çekiyoruz üstümüze asab bozucu çalar saatin e?li?inde. Hele de o k?? günü s?cac?k yorgan?n içinden ç?kmak yok mu... Hayat?m?zdan çalan 1 saat sabah, 1 saat ak?am trafik saatleri belki de kendimizle ba?ba?a kalabildi?imiz tek anlar olur. Hayâllere dalar?z, kimimiz i? yerindeki yüre?ini hoplatan ki?iyi dü?ünür "bir pundununa getirsem de ö?le yeme?inde masas?na kaynasam" sesi kafas?nda dönerken. Kimimiz de "Lan ceketimi alsam, bassam gitsem bir ege kasabas?na. Ba?layaca??m i?ine gücüne. Paraya da gerek yok fazla. Neyse ?u ay sonu gelsin ciddi ciddi bas?p gideyim." diye hayâllere b?rak?r kendini. Böyle böyle, hayâller yerini arzulara, arzular amaçlara b?rak?r, amaçlar da kâh gerçekle?en kâh yar?m kalan projeler olur ç?karlar.

?? hayat? para d???nda hiçbir ?ey getirmez. Para d???nda getirdi?i tek ?ey sahte mutluluklard?r. Sana biri gelir der ki, "kap?ndaki yaz?dan YRD. yi siliyoruz." Sen de hayat kurtarm?? gibi sevinir, kendini di?er insanlardan üstün görmeye ba?lars?n. Halbuki daha fazla sorumluluk yükleniyor, patronunu zengin etmek için daha büyük bir ta??n alt?na elini sokuyorsundur. Olsun, art?k isminin sonuna Bey veya Han?m tak?s? gelecek ya, o yeter. Böyle sahte kand?rmacalarla bizi hayâllerimizden al?koyuyorlar dostlar?m. Maalesef, her ak?am eve gelip, yorgunluktan kravat?m?z? çözemeyecek halde kendimizi kanepeye att???m?zda, ya da sabah servis beklerken sigaram?z? yakt???m?zda hep ayn? laf dönecek beynimizde: "Allah belas?n? versin."

?nsano?lunun doyumsuzlu?u, her kendinden hallice olana g?pta ile bakmas? bu i?in sonu olmad???n?n kan?t?. Biz insanlar? tek durdurabilecek ?ey "Kaday?f" k?vam?na gelmek. Merdiven ç?karken yar?s?nda durup dinlenmeye ba?l?yorsan, dur ve fark?na var aziz dostum. Art?k bitti. Bir hiç u?runa verdi?in y?llar?n ellerinin aras?ndan geçip gitti. ?imdi art?k kendinle ba?ba?as?n. ?ster geçmi?e yan, ister gününü ya?a. Kaç yazar bundan sonra?

Yazd?m yazd?m daha çok ?ey yazas?m var. Asl?nda bu konu benim içimde büyük yara. Bir dolu ?ey içimde kald?. Ama kafa ütülemekten öteye gitmiyor zira yazd?klar?m. Ben de farkl? bir yolun yolcusu de?ilim en nihâyetinde. ?imdi bunlar? söylüyorum, yar?n öbür gün elimde Bond çanta, s?rt?mda laciler, kar??dan kar??ya geçerken görürsünüz beni bir tela?la. Bize biçilmi? rolü hakk?n? vererek oynamak laz?m. Yoksa hakk?m?z? alamay?z.
baronio
forum resmi


Kahve molas?...

spoilers.gif

***Dikkat: Spoiler içerir, izlemeyene tat kaç?r?r.

Yüksek ç?ta demi?ken dae ben de bir sürpriz çeviri ile tad?m?za tat katay?m dedim. Ama bekledi?im etkiyi bende uyand?rmad? maalesef Gespenster. San?r?m bu ilk filmimizin çok güçlü olu?undan kaynakl? bir durum. Asl?nda filmde konu?ulacak çok ?ey var. Ama beklentiler çok yüksek olunca böyle hayâlk?r?kl?klar? olabiliyor. Yine de izlenmesi gereken bir film oldu?u su götürmez.

?tilip kak?lan, ömrü boyunca kimseden görmedi?i, art?k hem ümidini hem de arama hevesini yitirdi?i ?evkât, umut ve sevgiyi ans?z?n gün ortas?nda bulan bir k?z?n hikâyesi Hayaletler. Gerçekten de hayalet gibi bir öykü. Oldukça depresif bir havaya hakim olan filmde birçok ?ey havada kal?yor. Mevcut ruh halleri çok da ba?ar?l? yans?t?lamam??. Bu filmle ilgili hazmettikten sonra söyleyecek bir iki çift sözüm olacak. Zira konu itibar?yla çok k?r?lgan ve naif bir yap?s? var. Ancak ?u an için pek oturmu? de?il filmin bana hissettirdikleri. ?imdilik iyi seyirler dileyeyim, filmi izlemek isteyen dostlara. Sonra bir iki kelam ederiz hakk?nda. smile.gif
baronio


forum resmi
kaos605
Je Vais Bien, Ne t'en Fais Pas filmini seyrettikten sonra zihnimde beliren birçok soru oldu :

T?kla üstüne, kendin ka??nm?? ol. Bir daha t?kla, ka??nt?na son ver...
"Lili ac? gerçe?i ö?renmeseydi ve karde?inin bir yerlerde ya?ad??? yan?lg?s?n? ailesi devam ettirebilseydi, ya?am?nda ne de?i?irdi? Hep bulaca??m, görece?im avuntusu içinde ya?am?n? devam ettirmek mi yoksa gerçekle yüzle?ip onu kabullenerek ya?amak m?? Hangisi daha can yak?c?? Hangisinde yitip gidersin? Hangisinde daha güçlüsündür?"


Son günlerde severek seyretti?im filmler aras?nda Je Vais Bien, Ne t'en Fais Pas. Çünkü film, bitti?inde sizi sorularla ba? ba?a b?rak?yor. Asla cevab?n? ö?renece?imiz, bir cevab? tercih ederken ötekini elimizle itti?imiz can ac?t?c? sorularla. Ki insan, varoldu?undan beri ya?am?(n?) aç?klamaya, anlamaya çal??m??t?r. Gerek sanatla gerekse bilimle. Bu u?ra?lar ne denli büyük ilerlemeler kaydetse de bilinmeyen, bilinemeyecek binlerce soru hep varolacak. Filmin sonu bir anda bununla yüzle?tiriyor insan?. Gerçeklerle yüzle?mek mi yoksa bir teselli ile gerçeklerden uzakla?mak m? ki?iyi mutlu k?lar?

T?kla üstüne, kendin ka??nm?? ol. Bir daha t?kla, ka??nt?na son ver...
Lili'nin babas?n?n mektuplar? gönderdi?ini farketmesi, gitar k?l?f?n? tesadüfen görmesi, yönetmenin ?u niyetini aç?kça ortaya koyuyor; "Ne yaparsan?z yap?n, gerçekler kendisini dayat?r. Onlardan kaçman?z mümkün de?il."


Filmi ancak bugün seyredebildim, ba?l??a naçizane bir yorumla katk?m olsun istedim.

Çeviri için tekrar te?ekkür ederim.
baronio
Kaos605, filmin baz? ?eyleri izleyene sorgulatmas? cidden çok ho?tu. ?nsan izlerken "böyle bir durumda kalsam ben ne yapar?m" sorusunu sormaktan kendini alam?yor sahiden. Baz? filmler oluyor ki, izleyene "küt diye bitti bu" durumu (dumurunu) ya?at?yor. Gerçi bu film için tam olarak bir Haneke filmi gibi durup dururken biten bir film diyemem. Ama bunda da gelece?e dair baz? ta?lar yerine oturtulmadan b?rak?l?yor. Ki bence böylesi filmin de?erini daha bir artt?r?yor. Baz? tür filmler sonunu ba?lay?p, bir etki yaratma kayg?s?ndan öte, söyleyeceklerini film boyunca söylemi? oluyor. O tarz filmleri de ?ahsen çok seviyorum. Genelde en çok dü?ündüren filmler de onlar oluyor.

Je Vais Bien Ne Te Fais Pas'da da, bu mevzu bir daha konu?uldu mu diye merak etmedim de?il. Belki de, art?k her ?ey gün gibi aç?k, üzerine konu?maya gerek yok deyip orada nokta koymu?lard?r. Ancak her ne olursa olsun gelece?e ili?kin de?il senin de belirtti?in gibi yap?lan eyleme ili?kin sorular sormak do?ru olur. Acaba Lili'ye ailesinin bu olayla ilgili yakla??m? m? do?ru, yoksa Thomas'?n da dedi?i gibi, "ak?llar?n? m? kaç?rm??lar"? Bir ebeveynin bir karar verip uygulamas? çok zor olan durumlardan biri. Ama kimse bu yapt?klar?ndan ötürü onlar? yarg?layamaz. Büyük bir özveri sahiden.

Film harici de, art?k yava? yava? ba?l???n görünmez oldu?unu dü?ünmeye ba?lam??t?k. Daedalus'la elimizde saz?m?z â??k at??mas? gibi yaz?p duruyorduk. Sohbete kat?lman çok mutlu etti bizi. Her ne kadar amac?m?z ilgi görmek olmasa da, de?erli dostlar? aram?zda görüp üç be? kelam etmek yegâne arzumuzdu. ?lgi görecek filmler seçmiyoruz zaten. Bu zamana kadar çevirdi?imiz Je vais bien, ne te fais pas, El Custodio ve Gespenster'in indirilme say?lar?, 2.5 IMDB puan?na sahip Turistas adl? bir filmin yar?s? say?ya ula?abilmi? de?il. (Laf aram?zda böylesi daha güzel. Ne kadar az ki?i bu güzelliklere eri?irsek o kadar özel olur. )Yani böyle bir sinema zevki (???) olan bir kitleye sundu?umuz mamül ba?tan yanl??. Ke?ke, zaten 20-30 ki?iden ibaret olan az?nl???m?z arada sohbetimize kat?lsa. Neyse bir yere kaçm?yoruz nas?lsa, hâlâ umudumuz var.
baronio


forum resmi
Dinosaur
Bazen dinlemek daha keyifli @Baronio.




forum resmi
drychnant:
QUOTE
...indirilme say?lar?, 2.5 IMDB puan?na sahip Turistas adl? bir filmin yar?s? say?ya ula?abilmi? de?il.


Bunla ba?layan cümlelerine kat?lmamk elde de?il. Bazen içim ac?yo hak etmeyen filmlere gösterilen ilgiyi görünce. Neyse o tercih meselesi.
Hele bir de The Fountain'i izlemi? ve be?enmedim diyenleri okumu?um ki sinirlendim bak ?imdi.

?aka bir yana, zaten burda sizin gibi üstadlarla birlikte bu tür filmler izleyice ula??yo. Çünkü ço?umuz ne kadar ingilizce bilsek de bir filmi kendi dilimizde bir altyaz?yla izlemek istiyoruz. Sen ben burda u?ra?an herkes 10 ki?i t?klam??a bakmadan çeviri yap?yor. Ama biliyoruz ki o 10 ki?i bize müte?ekkir, ve benim ula?mak istedi?im insanlar onlar. Onlar?n dü?ünceleri önemli.

Biz s?k? takipçiniziz. Ayr?ca da müte?ekkir. Ba??ms?z ruhlar harika gidiyor ve devam? daha da iyi olacak bence.
melih
Arkada??m, o kadar çok konu?uyorsun ki insanlar elbette çekiniyorlar. Ayr?ca son çevirime, üzerinden saatler geçmeden nazire yaparcas?na yeni bir sürpriz çeviriyle cevap vermen de hiç yak???k almad?. Sen gidip kendi duyurdu?un filmi çevirsene hele bi'. N'oldu, zor mu geldi yoksa laugh.gif

kaos605 de çok farkl? bir noktadan yakla?m??. Geçen gün 2. ve son kez (gaz? ve tad? kaçmas?n) izledikten sonra filmi her karakteri ayr? ayr? sevdim. Farkl? ortamlarda farkl? ?ekillerde ele al?n?rsa Lili'nin ailesi vezir de edilebilir rezil de. Tevekkeli de?il, bu karde?ler bo?una ikiz olarak yaz?lmam??lar senaryoda. Spoiler olmamas? ve izleyecek olanlar?n kendi ç?kar?mlar?n? etkilememek için daha fazla yazmayaca??m ama Lili'nin mektup olay?na dair annesine söyledi?i
T?kla üstüne, kendin ka??nm?? ol. Bir daha t?kla, ka??nt?na son ver...
Hayat?m? kurtard?
repli?i o kadar can al?c? ki...

Sohbetimizin ortas?nda birden masaya yeni çeviri geldi?inden (whistling.gif), El Custodio hakk?nda bir parça daha konu?as?m vard?. ?çimde kalmas?n, bir yerlerim ?i?mesin yazay?m.

Rubén'in iyi bir insan oldu?undan pek emin de?ilim. "?iddete meyyalim var ezelden" elbisesine bürünmü? gibi geliyor bana biraz. ??i gere?i elbette sert ve taviz vermez bir "k?l"; olmak zorunda, ama onu da pek olam?yor. Bakan?n k?z?yla olan sahnede bunu da görüyoruz. Hep söyleyecek bir sözü varm?? da içine ata ata ülser olmas?na ramak kalm?? gibi bir görüntüsü var. Ailesiyle olan do?umgünü partisinde biraz k?v?lc?m görüyoruz nihayet. K?z karde?i sa?olsun, müthi? bir karakter. Gerçek hayatta tan?sam tan?masam, beni de ?iddet yoku?una frenim patlam?? bir halde sokard? ve 3. sayfa haberlerinde resmimin alt?nda "Art?k susar umar?m!" ?eklindeki aç?klamalar?m yer al?rd? nono.gif

Adam?n kendine ait bir kimli?i yok bir kere. O kim? Bakan'?n korumas?. Can?na tak etmi? olabilir art?k bu kimliksizlik, s?fats?zl?k. Allah'?n Arjantina's?ndaki bir Çin restoran?nda bile posta yiyor adamca??z ve yak?nlar?ndaki en büyük karakter, en sayg? duyulan profil bir bakan. Feyz alman?n ötesi, kopyalama öncesi. Özeniyor az biraz. Özellikle ergenlik ça??ndaki gençlerde birbirine özenme, be?enileni taklit etmeyi s?kl?kla görürüz. Kendi karakterimiz, zevklerimiz, hayata bak?? aç?m?z oturana kadar hep ba?kalar?n?n imrendiklerine özeniriz ki; bize de imrenilsin. San?r?z ki; onlar?n geçti?i yollardaki ta?lar? takip edersek ayn? fini?e varabiliriz. Oysa, sadece bir yans?madan öteye geçemeyiz. Ergenlik biter, do?rular yanl??lar belirir, kararlar bir çizgi etraf?nda yuvarlan?r. Buna da karakter denir. Peki e?er olgun bir adam?n karakteri yoksa o zaman bu adam ne yapmal?d?r? Rubén'in fark?, sadece bir yans?ma oldu?unu fark etmesi ve ötesi için harekete geçmesi. Ama do?ru, ama yanl??...
baronio


forum resmi
inuria
drychnant, guzel soyluyor.

Aç?kças? ayn? dertten muzdaripim, cevremdeki tum film izleyen arkada?lar? sinema hassasiyetine kavusturmak icin her gun dil dokmekteyim. Ve ayn? kulvardan birilerini burada (independent spirits awards gibi en deger verdigim sinema odullerinden birinin adina benze?en ismin altinda) buluyor olmak oncelikli avuntum. smile.gif

Devam güzel insanlar.

de-gis-ti-re-ce-giz umarsizca.
baronio
QUOTE(daedalus @ Jun 6 2007, 07:48 PM) *

Arkada??m, o kadar çok konu?uyorsun ki insanlar elbette çekiniyorlar. Ayr?ca son çevirime, üzerinden saatler geçmeden nazire yaparcas?na yeni bir sürpriz çeviriyle cevap vermen de hiç yak???k almad?. Sen gidip kendi duyurdu?un filmi çevirsene hele bi'. N'oldu, zor mu geldi yoksa laugh.gif


comico.gif

Not: Can?m?zdan can alan filminin ( tongue.gif ) irdelemesini, t?pk? filmin kendisi gibi daha bitirmedim. Daha konu?aca??m vallahi. oleyo2.gif
baronio


forum resmi
Mehmet Emin
Ba?l?k buram buram kalite kokuyor. Bu ruhu canland?ran ve bu ruhtan deste?ini esirgemeyen tüm dostlara sonsuz te?ekkürler. Gerçek sinemaya verdi?iniz de?er için kar??n?zda sayg?yla e?iliyoruz. Sa?olun, varolun...





forum resmi
otnemem
Je Vais Bien, Ne t'en Fais Pas... Bu ad?n? hiçbir zaman do?ru teleffuz edemeyece?im filmi izleyeli 10 dakikadan fazla olmad? henüz. Ve hala tüylerim diken diken, hala gözümde nem, yanaklar?mda gözya?lar?m?n çizdi?i ?slak yollar var. Daha fazlas?n? yazmak istemed?imden de?il elimden gelmedi?inden, yüre?imin kald?rmad???ndan, parmaklar?m?n tutmad???ndan yazam?yorum. Baronio, deadalus ve raskolnikov... Ellerinize, beyinlerinize, yüreklerinize sa?l?k. ?yi ki vars?n?z ve iyiki bu muhte?em filmi izlememe sebep olan ba?l??? açm??s?n?z. Daha önce de yapt???n?z çeviriler için müte?ikkirdim ancak art?k üstümde hakk?n?z var. Helal edin...
melih
QUOTE(otnemem @ Jun 6 2007, 11:00 PM) *

Je Vais Bien, Ne t'en Fais Pas...
Bu ad?n? hiçbir zaman do?ru teleffuz edemeyece?im filmi izleyeli 10 dakikadan fazla olmad? henüz. Ve hala tüylerim diken diken, hala gözümde nem, yanaklar?mda gözya?lar?m?n çizdi?i ?slak yollar var. Daha fazlas?n? yazmak istemed?imden de?il elimden gelmedi?inden, yüre?imin kald?rmad???ndan, parmaklar?m?n tutmad???ndan yazam?yorum. Baronio, deadalus ve raskolnikov... Ellerinize, beyinlerinize, yüreklerinize sa?l?k. ?yi ki vars?n?z ve iyiki bu muhte?em filmi izlememe sebep olan ba?l??? açm??s?n?z. Daha önce de yapt???n?z çeviriler için müte?ikkirdim ancak art?k üstümde hakk?n?z var. Helal edin...

Ha?a, o nas?l söz. Helal olsun elbette smile.gif

Telaffuzu için de: Jö ve biyen (y'ye çok bast?rmadan) nö tan fe pa. Bu ipucu da ba?ka hiçbir yerde bulunmaz san?r?m.
baronio


forum resmi
otnemem
Telaffuz için tekrar te?ekkürler ?nan?n ne kadar te?ekkür etsem yetmez.... Sa?olun varolun...




forum resmi
Kont Dracula
spoilers.gif

***Dikkat: Spoiler içerir, izlemeyene tat kaç?r?r.

Ben de filmi 3 gün önce izleyip, 3 gündür içime sindirmeye çal???yorum. Yazmak için bu kadar bekledim, çünkü çok da kolay de?ildi. Je Vais Bien, Ne t'en Fais Pas, di?er filmlerden çok farkl? bir biçimde içime i?ledi. Tüm o olaylar? ben de ya?ad?m filmle. Belki ?u aralar içinde bulundu?um ruh hâli, belki herkesin yapabilece?i gibi filmin içinde biraz kendimi bulu?um, en büyük etkenler oldu. Filmin ba??nda Luic'e çok k?zd?m. Lili'nin hayat?nda en sevdi?i insan, bu kadar basit bir nedenle, bu kadar duygusal bir k?z?n hayat?n? böyle mahvetmemeliydi, mahvedemezdi. Sonra, babadan nefret ettim. Kendi babam?, babalar?m?z? ?ükranla, mutlulukla and?m. Fakat sonra onun da ac?s?n? farkettim. Lili kadar de?ildi elbette. Lili bitmi?ti, gün geçtikçe tükeniyor, kayboluyordu. B?rakm??t? ya?amay?. Galiba posta kutusuna gelen kartpostala en çok ben sevindim. Yapmac?k de?ildi sevincim, ya??yordum. Ve filmin içinde böyle bir yolculu?a ç?kt?m.

Lili babas?n? kartpostal? at?p arabas?na binerken gördü?ünde, asl?nda bunu zaten tahmin etti?imi farkettim. Hayat?ndan, onun üzüntüsü içinde vazgeçti?i ikizi, bu kadar kalpsiz olamazd?. Ama Lili hâlâ akl?na kötüsünü getirmedi. ??te bence sevgisinin en saf hâlini o an gördük. Çünkü, "Bana hiç yazmam??" diyerek ona k?zmay?, sinirlenmeyi, ölmü? olmas?na ye?ledi.

Ama hem sevgili daedalus'un, hem de baronio'nun bahsetti?i gibi, bo?az?mda dü?üm dü?üm dü?ümlenen ?ey baba-o?ul ili?kisiydi. Oturup o?lunun ?ark?s?n? dinledi?inde, ondan önce neleri yapmamakla hata etti?ini itiraf etti?inde, o üzgün babay? gördüm. Gördükçe içim parçaland?, yutkunamad?m. Belki de bunun biraz da sebebi, filmi deadalus'un günün en sevdi?i zaman?nda, yani ?????n karar veremedi?i saatlerde de?il, günün kendini simsiyah, sessiz bir bo?lu?a b?rakt??? zamanda izlememdi. Dü?ündükçe, filmin de asl?nda herkesin sessizli?inden bahsetti?ini dü?ünüyorum. Hatta filmin sonu da böyleydi. Kimse hiçbir ?eyden bahsetmedi. Sadece kalanlarla hayata sar?lmaya karar vererek yürüdüler. ??te o anda, tam da bekledi?im gibi "Lili, take another walk out of your fake world" diye ba?lad? günlerdir tüm gün boyunca 50-60 kez dinledi?im parça. Yine yutkunamad?m...

Baba geç kalm??l???n?n ac?s?n? çekti, anne kendi içinde ya?ad?. Lili, her ?eyden vazgeçti. Mutlu sonu olmayan bir filmin sonuna geldik biz de. Fakat çok nadir ya?anan, filmden sonra bile filmin hissettirdiklerini ya?ama duygusu olu?tu. San?r?m bu yüzden bu kadar be?endik, etkilendik.

Film mükemmeldi. Bunu Ba??ms?z Ruhlar'a sahip ç?kan dostlar?m?z?n harika seçimine borçluyuz. Çeviri de harikayd?. Hepinizin ellerine, gözlerine, ak?llar?na sa?l?k. Te?ekkürler arkada?lar.





forum resmi
kaos605
El Custodio filminin a??r temposundan hiç mi hiç rahats?z olmad?m. Dü?ünüyorum da yönetmen olsayd?m ve önümde böyle bir proje olsayd?, ben de bu ritmin pek d???na ç?kmazd?m. Yaln?z, birileriyle beraber oldu?unda bile yaln?z (ailesiyle do?um günü partisi fiyaskosundaki durumu), bakan?n pe?indeyken kapanan her kap? gibi birçok kap?n?n hep d???nda kalan yitik, ezik bir karaktere odaklanmak için bu tür minimalist bir yakla??m kendisini dayat?yor.

Daha da ilginci, hep "Aman bir ?eyler olmas?n." diye pe?inden ko?tu?u birine kar?? bu görev, zamanla tehlikenin ta kendisi oluveriyor. Ya?atmaya çal??man?n gitgide ölüme dönü?tü?ünü görürsünüz. Film bu dönü?üm üzerine kurulmu?. A??r temponun içinde izleyici bu öfkenin, kum saatindeki kumlar misali birikmesine, koruman?n cellatla?mas?na tan?k olur. Bakan?n çocu?unu ??mar?k tav?rlar?, bakan?n kaçamaklar? ve rahat ya?am? sadece korumaya de?il zamanla izleyiciye de dokunmaya ba?lar. Ve filmin sonunda ister istemez katilin yan?nda yer al?rs?n?z ve katilin bu eylemini yad?rgamazs?n?z. Filmin bu etkilerini ya?amak mükemmeldi. Gerçek anlamda k?sa bir zaman dilimi içerisinde size deneyim ya?at?yor, yönetmen. Bu film çok söz götürür, biz tad?nda b?rakal?m.

Çeviren arkada??m?z?n ellerine sa?l?k.
melih
- YAKINDA -

2:37
(2006)

forum resmi

Ülkesi: Australia / Ödülleri: 4 Adaylık

Kısaca Konusu: Aynı liseye giden 6 öğrencinin birbirleri ve çevreleriyle olan ilişkilerini anlatan, Cannes'daki gösterimde 17 dakika boyunca alkışlanmış sert bir dram..

baronio


forum resmi
kaos605
Daedalus, kalp at??lar?m? h?zland?rd?n. Merak etti?im bir yap?md?.




forum resmi
iqmachine
Güzel haber için te?ekkürler daedalus, benim de özellikle merak etti?im yap?mlardan bir tanesi 2:37. Güzel çevirinle izlemek büyük zevk olacak

?letiyi gönderirken özellikle 2:37'de mi gönderdin bu arada, merak ettim. smile.gif
melih
spoilers.gif
***Dikkat: Gespenster hakk?nda spoiler içerir, izlemeyene tat kaç?r?r.

Her ?eyden evvel filmi be?endim. Evet, baya?? e?reti duran ve yer yer s?kan k?s?mlar? mevcut ama yine de kendini izletmesini biliyor. Denizde yüzen ve okyanuslara aç?lmaya çal??an iki k?z?n maceralar? ile sahilden a??t yakan bir annenin türküsü aras?nda gidip gidip geliyor. Bu gel-gitlerin k?y?ya vurdu?u anlarda art?k tel tel dökülmekte olan gemici dü?ümleri atmaya çal???yor karakterler aras?nda.

Önce anla??lmaz derecede tepkisiz Nina'y? tan?yoruz. Sorunlu ve sorumsuz bir genç oldu?u belli. Utangaç, çekingen, karars?z, birileri sesini duyarsa diye korkan, belki kendi haline b?rak?lsa görünmez bile olmay? ba?arabilecek bir k?z Nina. Toni ile tan??malar? s?ras?nda görünmezlik yetene?ini de sergilemeyi ba?ar?yor. Öte yandan bir de Toni var. Ars?z, küstah, y?rt?k, damara göre ?erbetçi, Robert De Niro'nun efsane Heat filmindeki bir numaral? prensibini uygulayan bir nankör: "Kö?ede s?cakl??? hissetti?in anda kaçacaks?n." Sadece s?cakl??? hissetti?i anlarda kaçmakla kalm?yor, ayn? zamanda o s?cakl??a var?? yolunda "Sömürebildi?in kadar sömür" felsefesini de ilke ediniyor.

Filmin öyle bir havas? var ki; ekrana bakmay? tercih eden biri izlese iki k?z?n ve bir yabanc? annenin aras?nda ya?ananlar, birinin ötekini paçavra gibi kullanmas?, annenin ikide bir say?klamalar?, deyip geçebilir. "Eh i?te", klasman?na sokulmaya pek de müsait bir film Gespenster. Bu arada filmin ad? Hayalet anlam?na gelen Wraith demekmi?. Ama ben o bildi?imiz saydam, kâh korkutucu, kâh ?akac? versiyonlar? olan hayaletler gibi de?il de, "Hayal - Et" ?eklinde alg?lamay? tercih ettim. Bencilce ve çocukça bir seçim olabilir, ama böylesi daha ho?uma gitti. Belki de kendi kafamda ördü?üm k?l?fa uydurabilmek içindir. Neyse...

Hayalleri var tüm karakterlerimizin. Nina'n?n hayali seçmelerde kar??m?za ç?k?yor. Gerçe?i mi yoksa o an uydurduklar?n? m? söylüyor, bilemiyoruz. En güzeli de bu zaten. Gerçek mi yoksa yalan m? emin de?iliz, ama emin olabilece?imiz bir ?ey varsa, a?z?ndan ç?kanlar onun hayalleri. Ayn? ?ekilde, daldan dala atlayan Toni'nin de hayalleri var. Kör göze parmak misali belki bize söylenmiyor bunlar, belki de bizim hayaletimize smile.gif b?rak?l?yor. Benim gördü?üm, uygun ortam? bulup ondan biraz faydalanmak. Ta ki daha uygununu bulana kadar. Françoise ise seneler önce kendi hatas?yla kaybolan k?z?n? bulman?n pe?inde. 3 ya??ndayken kaybolan k?z?n?n Nina oldu?una inan?yor. Gerçek ya da de?il kimin umurunda. Hayalinin pe?inden sokaklar? ar??nl?yor kad?n. Tüm bunlar?n yan?nda benim dikkatimi çeken ya da görmek isteyip de kendimi ?artlad???m bir olay ise, derinine inilen tüm karakterlerin birer parazit gibi gösterilmesi. Nina da dahil. Asalaklar üzerine bir e?itim almad?m ama ?öyle s?n?fland?rabilirim; Toni: Kötü Huylu, Nina: ?yi Huylu, Françoise: Saf Huylu, Oliver: Sinsi Huylu. Hepsi bir ?ekilde kendi karn?n? doyurma, hayallerini bast?rma pe?inde. Masum ve ezik k?z olan Nina'n?n di?erlerinden ayr?ld??? nokta aç kalmaya al???k olmas? ve böyle de ya?ayabilece?ini ö?renmesi. Nihayetinde onun ne bir anneye, ne bir sevgiliye, ne bir eve, ne bir i?e ihtiyac? var. O, bu dünyada oradan buraya at?lan fiziksel bir kütle sadece. O, hepimizin bak?p da arkas?n? görebildi?i bir hayalet.
baronio
spoilers.gif

***Dikkat: Gespenster hakk?nda spoiler içerir, izlemeyene tat kaç?r?r.

Yapayaln?z bir k?z. Ne bir dost eli, ne de bir sevgili. Ne s?k? s?k? sar?lan, ne geceleri bir üstünü örten. Ne bir anne kokusu, ne bir baba ?evkati. Yapayaln?z bir hayat. Hor görenler, tehdit edenler, a?a??layanlar. Her ?eye kar?? ümidini yitirmi?ken bir anda ç?kagelen â?k yan?nda kaybolan ümitlerini de getiriyor. Üstüne ikinci bir ?ok. Hayat? boyunca özlemini çekti?i o ana s?cakl???.

Belki de çok daha iyi olabilecek bir film oldu?undan ötürü Gespenster beni tam anlam?yla tatmin etmedi. Ancak ?imdi dü?ündükçe filmin hiç de kötü bir film olmad???na inan?yorum. Özellikle ac? gerçekle yüzle?meden önce "Annemi b?rak" hayk?r??lar? çok etkileyiciydi. Gerçi etkileyici olmas?n?n en büyük etkeni de etkileyici olmaya çal??mamas?yd? san?r?m. Çok rahat ajite edilip, izleyeni peri?an edebilecek bir sahne öylesine do?al çekilmi? ki, insan izlerken daha bir tuhaf oluyor. Sanki bir restoranda yan masan?zda geli?en bir olaya tan?k olmu?sunuz gibi bir atmosferi var. Filmin dura?anl???na kar??n sürükleyici olmay? ba?armas?n?n alt?nda da bu içtenlik yat?yor bence.

Bu arada dae, "Önce anla??lmaz derecede tepkisiz Nina'y? tan?yoruz" demi?sin. Ama bence bu tepkisizli?i öylesine yaralay?c? ki, bu dura?anl???, bu tepkisizli?i ben normal kar??l?yorum. Bu filmi izlememin üzerinden bir hafta kadar geçtikten sonra durup dururken çok sevdi?im Reamonn'?n Star ?ark?s?n?n klibi akl?ma geldi. Ve nedense kafamda bu kliple, Gespenster'i özde?le?tirdim. Filmi izlerken de, klibi izlerken de tuhaf hisler ya?am??t?m. Henüz bir ebeveyn olmasam da, bazen dü?ünüyorum dü?ünüyorum, ama öylesine masum, küçük insanlar? terketmenin nas?l bir hissizlik gerektirdi?ini kafamda canland?ram?yorum. Klipte de üzerini örttükleri sahne bir tuhaf ediyor içimi. Belkide Nina'n?n tek ihtiyac? budur.

melih
spoilers.gif

***Dikkat: Gespenster hakkında spoiler içerir, izlemeyene tat kaçırır.

baronio, "anlaşılmaz derecede tepkisiz" sözünü, "kabul edilemez derecede tepkisiz"; olarak değiştirmeliydim belki de. O açılış sahnesindeki tepkisizliğinden bahsediyordum. Ben orada resmen şöyle diyaframdan gelen bir "Bağırsana kızım!" feveranı kopardım. Hemen akabinde de Nina'ya tabir-i caizse kıl kaptım. Film bana da daha önce izlediğim bir şeyleri hatırlattı. 2 gündür ararken nihayet bugün buldum. Bir zamanlar ilk sezonu biraz iyi geri kalanının yerlerde süründüğüne inandığım Buffy the Vampire Slayer'ın Out of Mind, Out of Sight bölümündeki kızın durumuna benzettim. Şu klasik loser vakasının bir örneği olan kızımız, o kadar görmezden gelinir biri olur ki; en sonunda görünmez oluverir. Final sahnesinde Nina'nın yürüyüşünde aynı duyguyu aldım.
baronio


forum resmi
darkemxre
spoilers.gif

***Dikkat: Spoiler içerir, izlemeyene tat kaç?r?r.

Ba?l?k aç?ld???ndan beri sürekli takip ediyordum, ancak burada o kadar güzel bir hava vard? ki, üstatlar?n gerçek sinema ve filmler hakk?nda konu?mas?, yorumlarda bulunmas? bizlerinde bu tad?na doyum olmaz sohbetten pay almas? ad?nayd?. ?lk ba?ta sizlere ?ükranlar?m?, te?ekkürlerimi sunmak istesemde kendi kendime dü?ündüm “b?rak ?imdi te?ekkürü, laf? bölmeyi, mesaj kirli?i yaratma” bu güzel yerde.. Hem bir?eyler söylemeye cesaret de edememi?tim i?in gerçe?i..

Je vais bien, ne t'en fais pas

Herhangi bir gündü, arkada??m elinde bir kitap neredeyse mahvolmu? bir halde uzaklarda bir?eyler ararken yan?na gitmi?tim. Ne oldu? Diye sordu?umda uzun bir süre bana bakt?ktan sonra elindeki romandan bahsetmi?ti ama birgün okursam diye yüzeysel, birkaç kelimeden ibaretti tüm anlatt?klar?.. Kendi kendime diyordum, bir roman alt? üstü, ne olabilir ki içindeki bu kadar insan? kendinden als?n.. Merak etmi?tim ancak frans?zca oldu?u için okuma ?ans?m yoktu. Yine birgün yine ayn? arkada? ve roman?n sinemaya uyarland???n? çekimlerinin bitmek üzere oldu?unu ö?renmi?ti. Ve bir süre sonra o ismi sunum odas?nda, burada gördüm. Art?k ben de neler anlat?l?yor, olay nedir, ö?renmi? olacak, merak?m son bulacakt?. Zaman gelmi?ti, izlemeye koyuldum. Ancak o kadar güzel bir konu ve oyunculuk vard? ki içeride her seferinde kendimi uzakla?t?rmaya çal??sam da bir türlü ba?ar?l? olmad?m. Yeri geldi Lili oluverdim, yeri geldi Paul, Isabelle, Thomas, Loic oluverdim bazen orada bulunan herhangi bir fert oluverdim ama bir türlü kendimi gerçek dünya’ya döndüremedim. Bir tarafta aile cinayetleri varken, di?er tarafta sonsuz bir karde? sevgisi, a?k?.. Bir tarafta baba cinayetleri varken di?er tarafta kendini o?lu için canl? canl? gömen bir baba.. Bir tarafta sevgisiz, yapay, a?k?n ne oldu?unu bilmeyen birliktelikler ya?an?rken di?er tarafta en büyük a?klardan birini ya?ayan iki genç.. ?kiz karde?i kendisini aramad??? için ölüm orocu ile ölüme yürüyen karde?.. Evlad?yla yapmak istedikleri geçmi? zamanda kald??? için, varl???n? ate?e atan bir baba.. Karde?e yaz?lm?? sevgi dolu sözlerden olu?an mükemmel bir müzik e?li?inde o ?ark?.. Her nerede bulunursa bulunsun, akl? karde?ini dü?ünürken, gözleri karde?ini ararken, kulaklar? karde?inin gitarla çald??? müzi?i ararken sokaklarda, evlerinde, partide, herhangi biryerde kendini bulan Lili.. Ebeveynlerin evlatlar?n? kaybetme ac?s?n? yüreklerine gömerken di?er taraftan k?zlar?n? da kaybetme endi?esi ile ya?am sava?? vermeleri.. Her an? ayr? ac? veren bir film.. Bu film, konu, roman içindeki sonsuz sevgiyi, a?k? izleyen, okuyan, tan?k olan herkese bula?t?ran, bizlere insan oldu?umuzu, içimizdeki duygular? serbest b?rakmak zorunda kald???m?z olaylar bütünü.. En sert, en ac?mas?z, en güçlü kalelerden bile yap?lm?? insan yüre?ini kolayca y?kabilecek türden.. O kadar saf ki, kar?? koymak imkans?zla??yor, ne yaparsan?z yap?n bo?.. Ben bu zamana kadar bu güzellikte, bu kadar sevgi dolu film izlemedim, san?r?m bundan sonra izlemem de.. Bir saattir tuhaf haldeyim, kendime gelemedim, ?imdi fark ettim duda??m? kanatm???m.. Dostlar bana yapabilece?iniz en büyük kötülü?ü yapm?? bulunmaktas?n?z.. O kadar doluyum ki, hissettiklerimin %1’ini anlatabilsem.. Bu güzel filmle beni bulu?turdu?unuz için ne kadar te?ekkür etsem azd?r. Sizlere ne kadar ?ükran dolu oldu?umu gösterebilsem ke?ke, hani bir gün biryerlerde bulu?ursak bir çay?m?/kahvemi içerseniz, bu minnetlik az da olsa diner san?r?m.. Kusura bakmay?n, çalakalem yazd?m, çok doluyum ama hiçbir zaman do?ru düzgün bir?eyleri yazmay? beceremedim zaten.. ?uan Aaron – U Turn(lili) ?ark?s? ile yazd?m bunlar?.. Uzun bir süre bu ?ark? ve film bedenimden ayr?lmaz san?r?m, içeme öyle bir i?ledi ki.. Spoiler kod kulland?m, zira bu güzel ortamda fazla yer kaplamamak için..

flowers.gif BA?IMSIZ RUHLAR flowers.gif

baronio
QUOTE(darkemxre @ Jun 6 2007, 08:27 PM) *
Spoiler kod kullandım, zira bu güzel ortamda fazla yer kaplamamak için..


Tüm yazdıklarınız çok hoştu, bunun dışında sevgili darkemxre. Spoiler kodu izninizle kaldırdım. Bu başlıkta sizin gibi dostlarla sohbet edebilmek, görüşlerinizi okumak en büyük arzumuzdu. Lütfen daha fazla yer kaplayınız. Bu başlık bizim değil, sinemanın başlığı. Biz sadece aracıyız. Sohbet kısmında bizi yalnız bırakmayın lütfen. Sonra dae bana kızıyor çok konuşuyorsun diye.

Katılan, katılmakta olan ve katılacağına dair umutlarımızı hâlâ canlı tutan tüm dostlara teşekkür. Yazdıklarınızın her satırını büyük keyifle okuyorum ve suya yazı yazmadığımızı hissediyorum. Bu arada, "daha ne sürprizlerimiz var bir bilseniz" desem mi ki acaba? fool.gif
melih
QUOTE(darkemxre @ Jun 6 2007, 11:27 PM) *
?lk ba?ta sizlere ?ükranlar?m?, te?ekkürlerimi sunmak istesemde kendi kendime dü?ündüm �b?rak ?imdi te?ekkürü, laf? bölmeyi, mesaj kirli?i yaratma� bu güzel yerde.. Hem bir?eyler söylemeye cesaret de edememi?tim i?in gerçe?i..

Bölün, parçalay?n, araya girin, aram?zda kal?n efendim. Bu ba?l???n fikir babas? olan baronio'nun ilk ve tek dü?üncesi ?uydu: "Üzerinde konu?ulacak o kadar güzel ve çevirisiz film var ki; biz çevirirsek insanlarla birlikte konu?abiliriz belki." D??ar?dan bak?ld???nda H?ncal-Ha?met muhabbeti gibi görünmesini hiç istemiyoruz. (H?ncal tabii ki baronio'dur laugh.gif)

Bu yabanc?lar?n art?k rutin olarak kabul edilen bir al??kanl?klar? var. Her filmin bitimiyle, oturup filmi tart???yorlar sinema salonunda. Bir parça da olsa taklit etsek ya...
baronio


forum resmi
nightstalker
QUOTE
Bu yabanc?lar?n art?k rutin olarak kabul edilen bir al??kanl?klar? var. Her filmin bitimiyle, oturup filmi tart???yorlar sinema salonunda. Bir parça da olsa taklit etsek ya...


Asl?nda buna benzer bir durum bizde de yok de?il do?rusu. Küçük bir nüans fark?yla yaln?z. (fark küçük gibi görünsede büyük malesef). Bizde filmden ç?k?nca herkes zaten 5-10 dakika önce izlemi? oldu?u ?eyi birbirine anlatmaya ba?l?yor.; "abi nas?l da vurdu adama"-"o araba nas?l patlad? be abi!!" gibi.

Filmi yorumlamak, hele hele, filmi bir zaman geçirme arac? olarak, tek at?ml?k bir seyirlik olarak de?ilde, bir sanat dal? olarak, ortaya koyulmu? (iyi yada kötü) bir sanat ürünü olarak yorumlamak, bizde görülebilecek bir olgu de?il malesef.

Damlaya damlaya göl olur demi? atalar?m?z. Bu ba?l?ktan faydalanarak, bu ba?l?k ve ba?l??? açan güzide insanlar sayesinde sineman?n asl?nda, patlayan arabalar yada biribirinine tekme atan insanlardan farkl? ?eylere de kâdir oldu?unu anlayacak nice insan. Buraya gelip, okuyabilecek kadar ?ansl? olabilenler belki de sadece. Ama kararl? ve bilinçli her insan bir kazançt?r bizim için.

Velhâs?l? kelam ba?ta baronio, daedalus ve raskolnikov olmak üzere, ba?l??a i?tirak eden, yorumlar? ve ele?tirileriyle ba?l??? renklendirip ?ekillendiren herkese çok çok te?ekkür ederim. De?erinin bilinmesi ve olabildi?i kadar uzunca sürmesi dile?iyle...
melih
forum resmi

Kahve molası...

spoilers.gif

***Dikkat: Spoiler içerir, izlemeyene tat kaçırır.

2:37 - Sadece bir an meselesi

İlk izlediğim günün üzerinden 2 aya yakın bir vakit geçti. Arada ne filmler izlendi, ne sahnelere geçildi. Başka yaşamlar tanındı, başka hayallere dalındı. Şimdi şimdi anlıyorum ki; o başkalıklar bu filmin üzerine çekilen perdelerden ibaretmiş. Günlerim gülerek, hafızamın üzerine yazmaya çalışarak geçmiş. Eski sevgilinin senden ayrılırken bıraktığı kalp kırıklığını, mideye yenmiş karşılık verilemeyen bir yumruk hissini silmeye çalışmak gibi. Bunları hep unutmaya çalışırsın o devrede; belki başka birileriyle, belki başka meşguliyetlerle. Aklını kurtarmak istersin, bilirsin ki sadece bir anlığına kapıdan görünse hatırası, o hatıranın yanında getireceği ilk hediye yine o yumruğun bıraktığı acı olacaktır. Silmeye çalışırsın ama silinmez, ancak üzerine yazılabilir.

Bağımsız Ruhlar'a yakışacağını düşündüğüm için filmi transfer etmek istediğimde, sağolsun hasta beni kırmadı ve bonservisiyle birlikte verdi kendisini. Ve transferdeki son pürüzler giderildiği anda midemde o burkulmayı hissettim. Sahneler zihnimde, American Beauty'deki anafora yakalanmış torba gibi dönüyordu. Durdurmaya ve yine unutmaya çalıştım. Taktik aynıydı, başka sevgililere yöneldim. Lakin, olmuyordu bu sefer, atamıyordum kafamdan. "Son bir kez deneyelim mi" diye sordu, ben de çeviriye başladım.

Bu seferki kahve molası tadımlık. Film hakkında çok konuşmak istemiyorum. İlk tepkileri sizlerden bekliyorum dostlar.

Bu filmi seven, bu filmleri de sever;
Filmi seven, bu şarkıyı da dinlemek ister;

baronio


forum resmi
(3)
''Je vais bien, ne t'en fais pas''
Muhte?em....Mükemmel
Ve evet dayanamad?m a?lad?m,ben film'de Lili'ydim çünkü,karde?ine hayran ve ona a??k olan,hayatta onsuz ya?amak istemeyen Lili.
Ve küçük bir ümidin pe?inden gidebilmek için tekrar hayata iki eliyle sar?lan Lili.
Uzun zamand?r bu kadar içten,bu kadar benden olan böyle keyifli bir film izlememi?tim.
Bu filmi bize tan?t?p, çeviren seyretmemizi sa?layan @daedalus'a ve @baronio'ya sonsuz te?ekkürler.




forum resmi
iqmachine
spoilers.gif

***Dikkat: Spoiler içerir, izlemeyene tat kaç?r?r.

Filmi izlemeyi az önce bitirdim. Elbette her film için oldu?u gibi, 2:37 için de söylenecek çok fazla ?ey vard?r eminim. "Ba??ms?z ruhlar"?n çevirisini yaparak, bizlere izleme f?rsat?n? sunduklar? üçüncü filmi izledim.

"2:37" gerek kahramanlar?n?n gerekse öykünün gücünün toplam?ndan orta ç?kmas? gerekeni ç?kartamam?? bana sorarsan?z. Elbette izleyicin almas?n? istedi?imiz yönüyle öykümüze yön verebilir, kahramanlar?m?za ona göre hayat katabiliriz. Filmimizi yaparken bu konuda kimseyle hem fikir olmak zorunda da de?iliz zaten. Ama sorarlar adama; böylesine kaliteli ve ender bulunan bir a?açtan neden takunya üretiyorsun, içinde ?u güzel resmi ta??yabilecek bir çerçeve üretmek yada daha da olmad? üzerinde saatlerce çal???labilecek bir masa üretmek varken? Murali K. Thalluri ilk filmi olmas? büyük ölçüde bu soruyu cevaplar gibi görünüyor. Oyuncular?n da büyük bir bölümü ya ilk yada ikinci film deneyimlerini ya??yorlar. Aralar?nda en deneyimli oyuncu olarak görünen as?l kahramanlar?m?zdan Teresa Palmer (Melody). Bu film için "as?l kahraman" tan?mlamas? da pek yerinde de?il asl?nda. Di?er taraftan filmi izleyenler ne demek istedi?imi anlayacaklard?r.

Bizlere bir öykü anlat?ld???nda, anlatmak için seçilen yol her ne olursa olsun, bizim öykünün içersinde as?l sars?ld???m?z noktalar ço?unlukla tam da kahramanlar?m?zla özde?im kurarak ayn? olay örgüsü içinde birlikte eridi?imiz anlard?r. Çünkü art?k o andan itibaren kahraman?m?z?n ba??na gelenler bizim ba??m?za gelenlerdir.

Çok fazla uzatmadan ?unu söylemek istiyorum. Kelly kimdi, hangi izleyici onunla özde?im kurabildi ? Evet tamam, öykünün anlat?c?s?n?n as?l vermek istedi?inin tam da bu oldu?unun fark?nday?m; Hayat?nda kaç tane Kelly yan?ndan geçip gidiyor, görebiliyor musun ? Bak i?te gör! S?k?nt?m öykünün dönüp dola??p Kelly finaline ba?lan?p sonlanmas?, anlat?c?lar?n hepsinin orada Kelly için bulunuyor olmas?... Bilmiyorum, belki de ben sadece bu yönüyle al?yorum. Gene de final finaldir ço?u zaman, tüm ak?m?n gücü orada doru?a ç?kar. Doru?un ad?; bir tepe kadar bile tan?yamad???m?z Kelly.

Ama ?unu söyleyebilirim bizi sonuca ba?layan o kap?n?n ard?ndaki sahnede Steven elinde makasla yerde oturur pozisyonda, kafas?n? dizlerinin aras?na alm?? titriyor görünürken, kamera yava?ça bize yerde bir kaç yerinden makaslanm?? Marcus gösterebilirdi. En az?ndan benim özde?im kurmacalar?m tatminini bu ?ekilde buluyor.

Tüm bu bahsettiklerim asl?nda filmin içinde ta??d??? dinamizme i?aretten ba?ka bir ?ey de?il, film sonuna kadar kendini zorlanmadan izlettiriyor kesinlikle. Bitti?inde öykü zihninizde sonlanm?yor, dallan?yor ve devam ediyor. ?zlememim üzerinde yaln?zca bir saat geçmi? oldu?u halde bunu söyleyebiliyorum.Her kahraman?n ya?ad?klar? ve ya?ayacaklar? üzerine en az bir film yap?labilecek gücü ve malzemeyi içinde bar?nd?r?yor 2:37. Zaman geçtikçe eminim öyküde büyüyecek.

Güzel çevirisi için ve filmi bizlere tan?tt??? için önce @daedalus'a sonra da Ba??ms?z ruhlar"a çok te?ekkür ederim.
BuRnOut
Je vais bien, ne t'en fais pas


Son zamanlarda izledi?im bir y???n a??r ve melankolik filmin üstüne, bu sade ve aç?k kontrastlardaki filmi görmek iyi geldi. Sevgili daedalus benim duygusuzlu?uma versin, o kadar a??r filmden sonra bu filmi ne vakit izlersem izleyeyim pek gözya?? dökecek haleti ruhiyede de?ildim. Film üzerine yaz?labilecek ?eyleri izleyenler yazm??lar zaten, onun d???nda benim hissetti?im, ama yerlerine oturtamad???m kelimeleri de yönetmen film için sarf etmi?. Gerçekten s?radan insanlar?n s?radan olmayan duygular? üzerine kurulu bir film. Filmi izledikten sonra, filme kaynakl?k eden kitab? da fena halde okuma iste?i uyand?. Frans?z filmleri genelde pek çok seyirciyi ya rahats?z eder ya da s?k?nt?dan bunalt?r. Deneyselli?e ve sembolizme yatk?n olan bir sinema gelene?ine sahipler. O yüzden pek “normal” diye tabir edilebilecek filmler görmeye al???k de?ilizdir, Frans?z Sinemas?’ndan. Oysa bu filmde, bütün bu basmakal?p ifadelerin ve prototiplerin tersine, yönetmen ele ald??? kayna?a sahip ç?km?? ve bunu olmas? gerekti?i gibi yorumlam??. Bilinmezli?in getirebilece?i gerilimden yola ç?karak yeni bir L'Annulaire yaratmam??. Ba?tan sona yönünü iyi çizen, hedefini bilen bir film. Ça??m?z?n sorunlar?ndan yabanc?la?may?, aile içi ileti?imsizli?i ve modern hayat?n getirdi?i problemleride filmde görmek ho?tu. Ama Baronio’nun uzun uzun üzerinde durdu?u baba-o?ul aras?ndaki “duygusal” ili?kiye ben tak?lmad?m, tak?lamad?m. Baronio biraz hassas bir vaktinde mi izledi acaba , yoksa ben mi çok kat? bir perspektiften bakt?m o ili?kiye… Ne bileyim, bundan çok daha iyi baba-o?ul ili?kileri izledik ve bu filmin esas de?indi?i noktan?nda o oldu?unu dü?ünmedim. Zira filmin sonunda, k?z acaba gerçe?i ö?renecek mi, yoksa ö?rendi de kabul mu etti gibisinden birkaç sual akl?ma tak?ld?. Finalin aç?k b?rak?lmas? bu aç?dan iyi bir tercih olmu?.

forum resmi


Ba?roldeki güzel bayanda karakterini çok iyi canland?rm??. Biraz filmografisini kar??t?rd???mda önümüzdeki y?llarda daha pek çok filmde kar??m?za ç?kaca??n? görerek sevindim do?rusu. Marion Cotillard’?n Frans?z filmlerini domine etmesinden s?k?lm??t?m art?k. Arada böyle yeni ve yetenekli bayan oyuncular? da görmek gerekiyor. Biraz da filmin müziklerinden bahsetmek laz?m. Filmde s?k s?k tekrar eden Simon Buret’in ?ark?s? Lili’de çok ho?uma gitti. Lili’ye bir veda mektubu niteli?indeki bu güzel ?ark?da daedalus’un çevirisiyle daha bir lezzetli hale gelmi?.

Bu filmi sevenler Kieslowski'nin Dekalog serisini de sevebilir.

Efendim buradan geçelim günün filmine, Cannes'ta ?ehir efsanesi haline gelen 2:37'ye...

2:37


Henüz 21 ya??nda olan, Avustralyal? Murali K. Thalluri kendi ya?am?ndan esinlenerek çekti?i filmiyle asl?nda pek çok gencin sorunlar?n? da ekrana ta??yor. Ergenlik ça??nda kimlik bunal?m? ya?ayan, ailesinin ve çevresinin bask?s? alt?nda kalan ve bütün hareketlerini bu bask?ya göre ?ekillendiren gençlerin sorunlar?n? arka arkaya kadraj?na al?yor. Gençlerin sevdikleri ve yapmak istedikleri ?eyler farkl? olmas?na ra?men, hepsi bu a??r bask? nedeniyle ba?ka ba?ka ?eyler söylüyorlar. Dü?ündükleri ve hissettiklerinden çok, çevrelerinin kendilerine nas?l bakaca?? ve onlar?n kendilerini nas?l de?erlendirece?iyle ilgileniyorlar. Okulda prenses olarak an?lmak kimi zaman her ?eyden önemli hale geliyor. Problemleriyle yüzle?me zaman? geldi?inde ise, olmad?klar? bir ?ey gibi görünmekten dolay? kimlik bunal?mlar? ayyuka ç?k?yor. ??te en olmad?k dü?ünceler ve çözümlerde bu vakitlerde gençlerin kafalar?na gelip konuyor. Ailelerinin kendileri gibi olmalar?n? bekledikleri bu akl? kar???k gençler, bu kadar bask?y? nas?l kald?r?yorlar dersiniz. Kimisi bununla yüzle?erek ac? çekmeyi, kimisi bundan kaçmay? kimisi ise, hayattan vazgeçmeyi seçiyor. Bunlarda onlar?n kendi çaplar?nda ürettikleri çözüm yollar?. Karakterlerden birinin dedi?i gibi, öyle ya her ?ey herkesle payla??lmaz. Baz? ?eyleri ki?inin kendi halletmesi gerekir. Evet ama, ya üzerlerindeki bask?… Evde aileleri, okulda hocalar? ve arkada?lar? dahas? toplumda yüzlercesi taraf?ndan kendilerine dikte edilen zorunluluklar… Normal olmak isteyip de olamaman?n getirdi?i bir de vicdan azab?. Sahi, yeri gelmi?ken normal nedir ki, insanlar sürekli bu sihirli kelimenin pe?inde ko?ar durur. Topluma uyum sa?lam??, derslerinde ba?ar?l?, gelecek hedefleri belli olan, k?z arkada?a sahip ve ailesiyle ileti?imi kuvvetli olan bu kabaca normal tan?m? ya da amiyane deyimiyle “alt?n çocuk” olma durumu asl?nda en büyük bask? nedeni. Bu yüzden, asl?nda en büyük bask?y? aileleri yap?yor çocuklar?na. Ve onlar? hayat?n talim alan? olarak kabul edilen okullara kanatlar? k?r?k bir vaziyette yolluyorlar. Filmde de bir diyalogda geçiyor. Okulda sert olmazsan, ayakta kalamazsan hayatta nas?l ayakta kalabilirsin ki? ??te bizim hastal?kl? hayat anlay???m?z, çocuklar?m?z? büyütme tarz?m?z ve onlar? körü körüne rekabete haz?rlama içgüdülerimiz bu sonuçlar? do?uruyor. Belki de toplumsal kal?plar? oldu?undan fazla büyütüyoruz. Kendimiz d???ndakileri dü?ünmüyoruz. Herkesin her ?eyi kald?ramayaca??n?, kimilerinin bu a??r yük alt?nda ezilebilece?ini hesap edemiyoruz.

Yönetmenin bütün bu meselelere de?inmesi ve bunlar? dingin bir biçimde anlatmas? iyiydi, ho?tu. Fakat Elephant’tan etkilenimini abartarak i?i taklitçili?e kadar götürmesi beni rahats?z etti. daedalus bunu seven Elephant’? da sever demi?. Ama bence tersten okumayla Elephant’? seven bu filmi sevmez. Karakterleri tan?tmas?ndan, onlar? takip etme sekanslar?na, onlar?n gözünden olaylar? izleyiciye nakletme k?s?mlar?ndan kulland??? seslerle bir ritim yakalama çabalar?na kadar bire bir benzetme çabas? var. Bunu çaba olarak arz ediyorum, bilakis o yap? farkl? bir ?eyi anlatt???, daha do?rusu aktard??? için çok etkileyiciydi. Fakat bu filmde dramatik yap? güçlü, özellikle final sahnesinde o kadar yak?n çekim ve abart?l? bir mizansenle ekrana ta??nan eylem, resmen seyirci için haz?rlanm?? bir numarayd?. Madem gözlemci bir üslubu kabul ediyor gözüküyorsun, o eylemde niye kameray?, dramatik yap?ya seyirciye ortak etme çabas?yla kullan?yorsun diye sormadan edemedim. Gus Van Sant bir olay?n resmini çekerken, 2:37’de olay?n resmini çekmek d???nda olay üzerine fikir teatisi de yap?l?yor. ??te bu üsluba bu nitelik bir gömlek fazla geliyor. Elephant’? iyi tahlil edenler bilecektir, yönetmen karakterleri tahlil etmemize izin vermiyordu. Kamera hep mesafeliydi. Oysa 2:37’de o yok. O yüzden iki film aras?nda yüzeysel olarak benzerlik varm?? gibiyse de, ana fikir olarak tamamen farkl? dü?üncelerdeler.

forum resmi


Günümüz gençlerinin sorunlar?na yak?nl???n? aç?k eden ve bunlar? hassas bir dokunu?la peliküle aktaran yönetmen, filmi dü?ük bir bütçeyle çekmesine ra?men, oldukça etkileyici bir sinematografiyede sahip. Fakat önünde Elephant gibi bir referans kayna?? oldu?u içinde bunu yad?rgamamak laz?m. Filmin sevdi?im yanlar?ndan biri de, yönetmenin filme ad?n? da veren zaman periyodunu film boyunca aç?k etmemesiydi. Yönetmen bu periyoda finalde katt??? anlamla birlikte filmini bir kademe daha yukar?ya ta??may? ba?arm??.

Çeviriler ve incelemeler için daedalus & Baronio'ya sonsuz te?ekkürler. ?yi ki vars?n?z arkada?lar... flowers.gif flowers.gif
baronio


forum resmi
kaos605
'2.37 ile Elephant aras?ndaki dirsek temas'? benim de filmin ilk dakikalar?ndan itibaren dikkatimi çekti. Özellikle karakterlerin ard?ndan ilerleyen kamera ve "kesi?en yollar" mant???yla film kronolojisinin bozulmas? iki film aras?ndaki teknik ba?lar? güçlendiriyordu. Ancak Gus Van Sant bunu yaparken filmin biçimi ile içeri?i aras?nda uyum kurmaya çal???r. "?iddet öyle çok uzaklarda de?il; çok sakin, s?radan bir günün tam orta yerinde, ans?z?n kar??n?za ç?kar ve sizi bu beklenmezlik allak bullak eder." mant???yla yönetmenimiz filmini a??r bir tempoyla aktar?r. Böylece izleyeciyi filme çeker, olay?n tam merkezine oturtur, sonunda da hiç beklemedi?i anda tokat?n? yap??t?r?r. Ve der ki "Senin ya?am?nda da ?iddet böyle olu?ur, sak?n ola ki ?iddetin uzaydan geldi?ini zannetme." Böylece siz de yönetmenin fikrine inan?rs?n?z. Gus Van Sant'?n as?l derdi budur.

Ancak 2.37 filminin yönetmeninin böyle bir derdi oldu?unu sanm?yorum. Bu filmin as?l derdinin ileti?imsizlik oldu?unu dü?ünüyorum. Bunu anlat?rken de yönetmen öncelikle önümüze bir s?r koyar. Sonra tek tek karakterleri tan?tarak "Bil bakal?m hangisi intihar e?ilimi ta??maktad?r?" der. Hemcinslerine ilgi duyan ama bununla yüzle?emeyen Luke mu, homoseksüelli?ini çevresine kabul ettiremeyen Sean m? yoksa karde?inin tecavüzüne u?rayan Melodi mi? Ve film boyunca hemen her gencin intihara do?rudan olmasa da bir ?ekilde yak?n oldu?unu sezinleriz. Bu anlat?m biçimi izleyeni gençlerin sorunlar?ndan uzakla?t?r?r ve bir tür bilmecenin içine sürükler. Ve sürekli tahminler yapmaya zorlar sizi. Bunun yan?nda yönetmen, ana temas? olan ileti?imsizli?i, özellikle Steven ve filmin sonunda odada ölen ki?i bu muydu dedi?imiz Kelly ile bize daha güçlü bir ?ekilde duyursa da genel anlat?m biçimi bizi film boyunca ba?ka yerlere sürükler.




forum resmi
ismaily
Je vais bien, ne t'en fais pas
Çok etkilendi?im bir film seyretim bugün Frans?z sinemas?ndan.Burnout un dedi?i gibi frans?z sinemas?ndan bu filmlere pek al???k de?ilim. Sonuna kadar merakla ve heyecanla izlettirdi kendini.

Bu filmler çok güzel. Ama neden k?y?da kö?ede kalm??larki? Baronio bile sayfan?n ba??nda ba??ms?z ruhlar'?n espirisini aç?klarken böyle k?y?da kö?ede kalm?? i?te ülkelerinde iyi i? yapm?? filmler seçece?iz diyordu.Niye k?y?da kö?ede kal?rlar anlam?yorum (hadi baz?lar? neyse) ve niye bizden böyle filmler ç?kmaz hiç anlam?yorum.

Eme?i geçen herkese te?ekkürler...




forum resmi
213
2:37


Filmin güzelli?i sadeli?inde, onu söylemeye zaten gerek yok. Ama gözden kaçmayacak derecede benzerli?i ile Elephant filmi ile ufak bir kar??la?t?rma yapmakta fayda var. Film konu aç?s?ndan, Gus Van Sant'?n Elephant'?ndan daha iyi bir yerde duruyor. Ama her iki filmde de verilen e?cinsellik temalar? ve toplumun huzurunu bunlar?n kaç?rd??? imaj? rahats?zl?k verici. Yine de Elephant'tan sonra orijinalli?ini kaybetmi? olmas?na ra?men, ondan daha iyi bir senaryoya sahip. Okul bas?p, ö?rencileri öldürmenin gösterildi?i haberler ile Amerika'da bunun her daim oldu?u san?l?yor herhalde. Gus Van Sant'?n hatas? buydu. Haberlerde bile "moda suç" hangisi ise, onun üstüne gidilip, sanki ülke o suç ile çalkalan?yormu? havas? verilmesi Elephant'? çekerken Gus Van Sant'?n içine dü?tü?ü hata idi. Bizim ülkemizde de bu tür ?eyler oluyor. Kafatasç?lar?n bast??? okullar, öldürdü?ü arkada?lar?... Ama nedense bu izledi?imiz 2:37 filmini, günlük hayatta göremeyece?imiz araba kovalama sahneleri ile dolu, yavan repliklerle bezeli filmlere tercih ediyoruz. Bu yönüyle, 2:37, Elephant'tan daha tatmin edici. Çünkü, filmin sonuna kadar, gençlerin aras?ndaki uzla?mazl?klar nedeniyle, birisinin di?erini öldürece?i duygusu gitmek bilmedi. Ama en sonunda gördük ki, gerçek, san?lan gibi, haberlerde gösterilenler gibi de?il. Gus Van Sant kameras? daha iyi ama, konu itibari ile 2:37 toplamda daha iyi bir i? ç?karm??a benziyor.

Çeviri için daedalus'a bol bol te?ekkürler.

Ayr?ca, filmdeki "tiki" havas?n? çok güzel yans?tt??? için daedalus'a fazladan bir te?ekkür daha.





forum resmi
kaos605
Elephant filminin, eli silahl? ö?renciler üzerinden bol aksiyonlu bir hava yaratarak izleyiciyi yakalamaya çal??t???n? sanm?yorum. Amerika'da hemen her gün lisede deh?et saçan ö?renci topluluklar? yok tabi. Ancak bugün de gazeteden okudu?uma göre bir ö?renci, yanl?? hat?rlam?yorsam 30'a yak?n ki?iyi öldürmü?. Bu durum 20'li ya?lar?daki ergen bir ki?i için ne kadar normal bir durum. Bu duruma kafa yordu?umuzda ço?umuz eminim ki ilkin "Bu ya?larda biri neden böyle bir ?eye kalk??s?n?" diyecektir. Öyle de?il mi? Genç bir çocu?un eline silah al?p arkada?lar?n? öldürmesinin gerisinde yatan psikoloji ne olabilir? Bence Gus Van Sant buraya dikkat çekmek niyetinde. Bundan ötürü filminin temposunu dü?ürür. Ola?an bir günde, ola?and??? bir olayla kar??la?t???n?zda nas?l irkiliyorsan?z, Elephant filminin sonunda da ayn? irkilmeyi ya?ars?n?z. En az?ndan yönetmenin amac? budur. Sürpriz bir finalle " vay be " dedirtmek de?ildir.

Ayr?ca " Ama her iki filmde de verilen e?cinsellik temalar? ve toplumun huzurunu bunlar?n kaç?rd??? imaj? rahats?zl?k verici." demi?siniz. Ben 2:37'den böyle bir izlenim edinmedim. Ki 2:37'de sondaki intihar olay?yla yönetmenin son sözünü söyledi?i karakter ile eçcinsel karakterler aras?nda herhangi bir diyalog veya ilgi kurulmad? film boyunca. Aksine e?cinsel karakterlerden biri, bu yönüyle yüzle?emeyen, kaçan; ama görünü?te olabildi?ince erkeksi, maço erkek tipini temsil ederken, öteki ise topluma bunu kabul ettiremeyen asi bireyi simgeliyordu. Sizin dü?ündü?ünüzün tersine e?cinselli?in bireysel ve toplumsal yönlerinin ne oldu?unu olabildi?ince ç?plak bir biçimde göstermeye çal???rken taraf tutmaya özen gösteriyordu yönetmenimiz.

Sineman?n güzel yönü bu, farkl? okumalara aç?k olmas?.





forum resmi
213
kaos605 demi?siniz ki; "...Amerika'da hemen her gün lisede deh?et saçan ö?renci topluluklar? yok tabi. Ancak bugün de gazeteden okudu?uma göre bir ö?renci, yanl?? hat?rlam?yorsam 30'a yak?n ki?iyi öldürmü?."

Benim yazd???m yaz?da: Haberlerde bile "moda suç" hangisi ise, onun üstüne gidilip, sanki ülke o suç ile çalkalan?yormu? havas? verilmesi Elephant'? çekerken Gus Van Sant'?n içine dü?tü?ü hata idi... k?sm?n? bir kez daha okursan?z...

Ayr?ca yukar?da, "Amerika'da her gün lisede deh?et saçan ö?renci topluluklar? yok tabi" dedi?iniz cümleden sonra kurdu?unuz cümle ile ilk cümlenize tezat olu?turdu?unuzu söylememe gerek yok zaten.

"...2:37'de sondaki intihar olay?yla yönetmenin son sözünü söyledi?i karakter ile eçcinsel karakterler aras?nda herhangi bir diyalog veya ilgi kurulmad? film boyunca."...demi?siniz. Film boyunca ilgi kurulmas?n?, sona tesir etmesini beklersek, hiç film izlemememiz gerekir. Yoksa Tarkovski, Kubrick, Lynch hiç izlemeyelim o zaman. Filmin ana senaryosu haricinde, bir çok alt öykü oldu?unu, meselenin bunlarla beraber filmi götürmeye çal??mak oldu?unu ben 7-8 sene önce kendi kendime çözmü?tüm. Okudu?umuz sinema kitaplar? da bizi yanl?? ç?karmad? tabi. smile.gif





forum resmi
kaos605
Yukar?daki ifadem her gün bu tür olmuyor; ama bu, böyle bir toplumsal yara yok anlam?na gelmesin, niyetiyle yaz?lm??t?. San?r?m yaz? dilinin azizli?ine u?ram??s?n?z.

E?cinsellik temas?na yönetmenin ki?ilerin huzurunu kaç?ran tema olarak bakt???n? söylemi?siniz. Ancak film boyunca yönetmenin sezinledi?im niyetiyle bu bahsetti?iniz tema aras?nda ilgi kuramad?m. Do?rusu merak ettim, benim görmedi?im bir ?ey mi vard? diye. Son yazd?klar?m buna ili?kin bir anlama çabas?yd?.

Mesaj?m yazd?klar?n?za yönelik bir ele?tiriydi. Okudu?unuz kitaplara söyledi?im bir ?ey yoktu.





forum resmi
zenon
Je vais bien, ne t'en fais pas


Nihayet bir f?rsat?n? bulup, evlatlar ve ebeveynler aras?ndaki – ku?ak çat??mas? demeyece?im – ‘do?al ileti?imsizlik’ ekseni üzerinden hareket ederek, ço?u zaman tam olarak ifadesini bulamasa da, ‘içgüdüsel sevgi ve ba?l?l?k’ vurgusunu belirginle?tiren bir film seyrettim dün gece. Asl?na bak?lacak olursa, söz konusu olan duygusal bir film ise Frans?z sinemas?n? tercih etmem. Çünkü – benim izleyebildi?im kadar?yla söylüyorum – insan duygular?n? perdeye yans?tmada, belki de entelektüel bir kibrin esintisiyle, genelde ba?ar?s?z bulmu?umdur Frans?z sinemas?n?. Ancak bu film bir ölçüde de olsa bu – önyarg?m? m? desem acaba? – dü?üncemi sarsar gibi oldu. Bir baban?n, elinde kalan tek evlad?n? hayatta tutmak pahas?na, ölen evlad?n?n ac?s?n? bile ya?amaya f?rsat bulamay???n?, s?zlayan bir yürekle izledim. Filmin ba??ndan sonuna, kurgunun da zorlamas?yla oldu?unu dü?ündü?üm bu duygusal donuklu?un (yani ölen bir evlad?n arkas?ndan, bu ac?n?n hiçbir davran???na belirgin hatlarla yans?mad??? bir baba tiplemesinin) beni zaman zaman rahats?z etti?ini de itiraf etmeliyim. Yine de evlat-ebeveyn ili?kisini son derece sade bir ?ekilde resmetmesi ve ayr?ca ebeveynlerinin davran??lar?n? ço?u zaman anlamakta zorlanan evlat bak???na, güçlü bir ?ekilde, ‘görünenin ard?ndaki görünmeyen, bilinenin ard?ndaki bilinmeyen’ vurgusuyla yakla?mas? aç?s?ndan çok ba?ar?l? bir film oldu?unu söylemeliyim. Dün gece, gözlerimde bu?ular olu?turmasa da, seyretmemeyi kay?p addetti?im, ebeveyn-evlat ili?kisi üzerine bir kez daha, yeniden, bir ba?ka aç?dan bakmam? sa?layan güzel bir film seyrettim.

El Custodio


Ço?u zaman perdenin önündekilere çevrilmi?tir kameralar. Gösteri?li hayatlara, karmakar???k ili?kiler yuma??na, dönen dolaplara, entrikalara… Yönetmen Rodrigo Moreno, perdenin gerisinde kalan, fazlaca önemsenmeyen, silik bir karakteri ç?kar?yor gözler önüne. Bir ba?kas?n?n hayat?nda eriyen, yitip giden bir hayat?n tüm kasvetini ve s?radanl???n? solumaya davet ediyor izleyiciyi. Öyle ki; her karede silikle?en bir hayat?, sessizlik ve sözsüzlük ile daha da belirginle?tiriyor. Yak?n çevresi sorunlu akrabalardan olu?an, asl?nda pek de keyif almad??? hayat?n? gerekmedikçe çenesini açmayarak protesto eden bir koruman?n gözlerinden, perdenin arkas?nda durmak zorunda olanlar?n sessiz ç??l???n? i?itiyoruz adeta. Ve bu sessiz ç??l?k, bir ba?kas?n?n hayat?na sunulmak zorunda kal?nm?? bir hayat? geri almak üzere teti?e dokunan bir parmak olarak ç?k?yor kar??m?za. Bir kur?un, yok say?lmaya, görmezden gelinmeye, varl???n? hissettirecek küçücük bir sayg? k?r?nt?s?ndan bile mahrum b?rak?lmaya s?k?lan bir kur?un…

Üzerinde dü?ünmeye de?er filmleri izlememize vesile oldu?unuz ve kendi nam?ma dersler ç?kard???m enfes çevirilere sarfetti?iniz emek için te?ekkürler BA?IMSIZ RUHLAR. flowers.gif flowers.gif flowers.gif
melih
Yeni yüzler ve yanlar?nda getirdikleri yeni bak?? aç?lar?n? görmek güzel. Eskiler al?nmay?n hemen smile.gif

spoilers.gif

***Dikkat: 2:37 hakk?nda spoiler içerir, izlemeyene tat kaç?r?r.

Murali K. Thalluri bu filmi -güya- kendi ya?am?ndan esinlerek çekmi?. Ben ne kadar ara?t?rd?ysam da yönetmenin ya?am?ndaki Kelly'yi bulamad?m internette. Yönetmenin okul arkada?lar? da o tarihlerde intihar eden birini hat?rlam?yorlar. Bir di?er çarp?c? iddiaysa bu ki?inin bizzat yönetmenin kendi oldu?u, yan? Murali K. Thalluri'nin bir zamanlar intihar giri?iminde bulundu?u yönünde. Pek tabii, bu konuda da elle tutulur bir bilgi mevcut de?il.

?ayet, film gerçek bir olaydan al?nmaysa, bu anlat?m çok do?ru bir tercih olmu?. Daha önce Elephant'ta kullan?lm?? olmas? benim için bir önem arz etmiyor. Dramatize etmeden, sanki gizli kamerayla çeker gibi verilmesi ho?uma gitti. Oyunculuklar?n da bu karar?mda büyük etkisi var. Kütüphanede, bildi?i s?rr? sanki marifetmi? gibi sinsi sinsi, hatta salak salak gülerek Marcus'a anlatan k?z?n surat ifadesini, san?yorum liseye gitmi? olanlar?m?z daha önce pek çok kez görmü?tür. Aktörlere nazaran aktrislerin performanslar?n? çok ba?ar?l? buldum good.gif

Ancak, filmin gerçek bir olaydan al?nmad???n? dü?ünüyorum. Böylece üst paragraf? tamamen silmi? oluyorum galiba smile.gif Hepimizin zaman zaman dertli geçen bir okul hayat? olmu?tur. Hem ergenlik denen illetle cebelle?iyorsunuz, hem de acaba ne i?ime yarayacak dedi?iniz derslerle. Tecrübe denen mevhumdan zaten eser yok, bir de dost bildikleriniz sizi hançerleyebiliyor. Bana göre bir insan?n hayat?ndaki en zorlu dönemdir okul. Minik hayat dersleri verilir her gün. Luke çok hakl?. Tam bir cang?ld?r, ayakta kalma mücadelesidir okul, üstelik aya?a tam kalkamam?? ve ayakta kalman?n ne demek oldu?unu bilmezken. Kimileri için yumruklard?r ayakta kalmak, kimileri için al?nacak en yüksek nottur, kimisi için de di?erlerini aya?a kald?rmamakt?r okul. Murali (küçü?üm oldu?u için ismiyle hitap ediyorum tongue.gif), bu ha?in ortam? biraz daha ?s?tmay? amaçlam??. Elbette, kötü bir amaç u?runa de?il, vermek istedi?i mesaj?n alt?n? koyultabilmek için seçmi? bu yolu. Tüm karakterleri detayl?ca tan?tmas?n?n sebebi de bu. Ama dürüstçe de?il, kula?? epey tersten göstererek oluyor bu tan??ma. Bize hepsini tak-tak tan?tabilirdi, biz de ona göre gard?m?z? alabilirdik. Dramatize etmeyi seçmi? oysa (2. paragraf?n an?s?na wave.gif). Bu amac? bende biraz ters tepti diyebilirim. Filmin sonunda ilk intibam Kelly'ye ac?mak yerine sinirlenmek oldu. ?ntihar etse "Ne kadar zay?f karakterliymi?!" denmeyecek o kadar çocuk aras?ndan belki de en sudan nedenle can?na k?yan?n gösterilmesi beni k?zd?rd?. Deyim yerindeyse (çok affedersiniz) gösterip de vermedi film. Ben de bir cinayet bekledim ya da di?erlerinden birinin intihar?n?. Gerçek hayat böyle i?lemiyor ama...

Görmezden gelinmek çok ac? koyar birine, hele ki henüz bir birey olamam??, o mu?lakl?kta gidip gelen, yerini arayan insanlarda paramparça edici bir etkisi var. Filmin bana göre ola?anüstü ba?ar?s? bunu gösterebilmesi. Di?er karakterlerin hepsi "büyüklerin" ya?ayaca?? türden problemlerle cebelle?ip, i?renç bir olgunlukla bo?u?urken, Kelly büyümesi bir an meselesi olan saf bir k?z çocu?u daha.
don quijote
forum resmi


Yatal? okul günlerim akl?ma geldi, acayip bir ortamd?. Türkiye'nin de?i?ik yerlerinden gelen ya??tlar?m?zla yeni bir hayata ad?m atm??t?k. Lisede yat?l? okumak tabii ki, küçük bir ya?ta yat?l? okumaktan farkl?yd?, yine de filmdeki okul hayat? bana farkl? gelmedi. Filmin s?cakl??? zaten basitli?inden ve yal?nl???ndan geliyor.

Yahudi olmak, hele hele II. Dünya Sava??'nda Yahudi olmak, üstüne bir de çocuk olmak...
Almanlar'dan kaçan Yahudi bir çocuk, yat?l? bir okula s???n?r. Din kavram?n?n "e?it" bak??? sayesinde kalacak yeri olan Bonnet, Frans?z "zengin çocu?u" Julien (ad olarak da tam bir Frans?z) ile arkada? olurlar. Film ilerledikçe o ça??n tüm ayr?mlar?n? görüyoruz: din ayr?m?, ?rk ayr?m?, zengin-fakir ayr?m?...

?imdiye kadar ço?unlukla sava?? "kanl?" gördük, insanî ayr?nt?lara uzun süre kafa yormayan Hollywood yüzünden, sadece "duygular?" anlatan filmler arada kaynad?. Louis Malle, kendi pi?manl?k hikayesini anlat?rken san?r?m hiçbir ?eyi gizlememi?. Fransa'y? da çok güzel ele?tirmi?. Halk?n bir k?sm? açl?ktan ve sava?tan ölürken, üst tabakan?n küstahça ve umars?zca ya?amas? kan?ma dokundu.

Pi?man bir dostun özür dileyi?i bu film...

Not: ?zledikten sonra birlikte konu?al?m, tek ba??ma kendimi deli gibi hissediyorum
BuRnOut
QUOTE
Okulda di?er çocuklar taraf?ndan sürekli harekete u?rayarak a?a??lanan, ama buna kar??n ö?retmenleri taraf?ndan da sürekli kollanan Bonnet�in Yahudi olmas?n?n yaratt??? farkl?l???n, Julien isimli bir çocu?un dikkatini çekmesiyle daha da ilginçle?en film, sirenler alt?nda yap?lan derslerle de sava??n a??rl???n? hissettiriyor. Sava? dönemine, çocuklar?n ya?amlar? üzerinden de?inerek, hem kendi ya?am deneyimlerini filmine aktaran hem de sava??n çocuklar üzerinde b?rakt??? derin etkileri izleyiciye gösteren Malle, bu ba?yap?t?nda kendi ülkesi Fransa�n?n da sava?taki tutumuna de?inmeden geçmiyor.

Malle�nin iki çocu?un sava? ortam?nda birbirleriyle kurdu?u arkada?l?ktan yola ç?karak çekti?i, sava??n ve Yahudi dü?manl???n?n anlams?zl???n? belirtti?i Goodbye Children�n?n de?eri günümüzde daha da belirginle?iyor. Zaman?n? a?an, duygusal yo?unlu?u olan, teknik aç?dan kusursuz ve gerçekçi bir film olan Goodbye Children, üzerinden yirmi y?la yak?n zaman geçmesine kar??n hala tazeli?ini koruyan, de?erinden hiçbir ?ey kaybetmeyen ve ke?fedilmeyi bekleyen bir hazine.
(20 Aral?k Çar?amba)



Geçti?imiz y?l?n son günlerinde FKM'de izledi?im ve izledikten k?sa süre sonra bu sat?rlar? günlü?üme not etti?im, sinema tarihinin bana göre "en iyi 20" filminden biri, Goodbye Children. Üstünden be? ay geçmesine ra?men, filmin pek çok karesi zihnimde tazeli?ini koruyor. Her ?eyden öte, çok insanc?l ve s?cak bir film. Sava? döneminin a??rl???n? ve Yahudi kar??tl???n?n ilkelli?ini gösterdi?i gibi, hiçbir zamanda insan olman?n getirdi?i niteliklerden ödün vermiyor. Küçücük çocuklar?n bile anlams?zl???n? kavrayabildi?i insanl?k d??? bir politika u?runa milyonlarca insan? heba eden bir ülkenin yol açt??? insanl?k ay?b?n?, saf ve tertemiz çocuklar?n gözünden veriyor. O gözler ki, bütün olup biten karga?an?n aras?nda ufak tefek ?eylerle ???ldayabiliyor. Malle, i?te o ???lt?lar? ve insan olman?n güzel yanlar?na da filminde, çirkinliklere yer verdi?i kadar yer veriyor. Bununla da yetinmiyor, kendi ülkesinin tavr?na da de?iniyor.

Bilmiyorum, belki okuyanlar?n?z vard?r Simon Cuper'in Ajax : Hollandal?lar ve Sava? kitab?n?. O kitapta Cuper, Ajax'?n tarihini ara?t?rd?kça asl?nda Hollandal?lar?n 2.Dünya Sava??nda göründü?ü kadar masum olmad???n? görüyor ve bunu anlat?yordu. Evet, Hollandal?lar ço?u Yahudiye yard?m eder gibi görünmü?, bir k?sm?na da gerçekten yard?m etmi?, ama hükümet organlar? taraf?ndan pek çok ?eyde has?r alt? edilmi?. Anne Frank olay? bunlar?n en ünlüsü san?r?m. Amsterdam'da saklan?rken yakalanarak ölüm kamplar?na yollanan bu bayan?n bugün çok me?hur bir müzesi var, yakaland??? Amsterdam'da... Hollandal?lar?n bir k?sm?n?n iki yüzlülü?ü gibi Malle'de ülkesinin bu sava?ta daha çok ?ey yapabilece?ine inananlardan... Bu tavr?n? da belki çocuksu bir romantizmle resmediyor, ama yine de hesapla??lmas? gereken bir soruyu da ülkesindeki insanlar?n ak?llar?na b?rakmadan geçmiyor. Sava??n ?iddetini, sefaleti ve da??lan ailelerin yaratt??? içler ac?s? durumlar? temcit pilav? gibi vererek insanlar? en hassas yerlerinden yakalayarak, onlar? gafil avlamay? seçmiyor. O zor olan? ve iddias?z görüneni tercih ediyor. Onun cesur sorular?, bu yüzden cesur anlat?m?yla da birle?iyor.

Son söz, mutlaka ama mutlaka izlenilmesi ve ke?fedilmesi gereken bir sinema hazinesi; Goodbye Children. Bu güzel filmi Türkçeye kazand?rd??? içinde Raskolnikov'a sonsuz te?ekkürler. flowers.gif
don quijote
?yi ya hemen konu?acak birini buldum.

Fransa, II. Dünya Sava??'nda bir ?ey yapmad? ki, ufak tefek çetelerden ba?ka "rezistans" yapan yoktu, yani bizim Kurtulu? Sava?? gibi bir örnek de?il.

Malle, pi?manl???n? anlat?rken BuRnOut'un dedi?i gibi Fransa'y? ve dini ele?tirmekten hiç çekinmiyor. Öyle ki, dinî bir okulda adalet ad?na "fakir" olan kovulabiliyor.

Filmdeki Katolik din ya?am? beni rahats?z etti, gerçi sava? zaman?nda dinî ve millî duygular?n artmas? kadar normal bir durum yok. Bizde de ayn?s? olmu?tu, "gavuru" öldürmekle kurtulmu?tuk. Neyse ucu sivri yerlerden bahsetmeyeyim.

Peki filmi izleyenlere ?unu soray?m:

T?kla üstüne, kendin ka??nm?? ol. Bir daha t?kla, ka??nt?na son ver...
Filmin sonuna do?ru, rahibenin Yahudi çocu?un yerini göstermesine ne diyorsunuz? Beni herhâlde en çok üzen sahne buydu. Din bile o kadar temiz de?ilmi?...


Filmdeki Frans?z burjuvaz? gerçekten do?ru, vallahi, abart? hiçbir ?ey yok. Bu ülke kültürü, daha do?rusu burjuvaziyi o kadar seviyor ki; sava? kopsa, ülkenin bir yar?s? ölse veya bombalar ?ehirlere dü?se restoranda "sotelenmi? hede" yeme?ini utanmadan sorabilirler.

Bu arada dün Zorba the Greek filmini izledim, orada Zorba'n?n dedi?i bir ?ey vard?, çok önceden denmi? ama san?r?m kimse kulak asmam??:
Yunanl?ym??, Türkmü?, sava?maya ne gerek var? Hepimiz ayn? yere gidece?iz, solucanlara yemek olaca??z.
baronio
spoilers.gif

***Dikkat: Spoiler içerir, izlemeyene tat kaç?r?r.

Au Revoir Les Enfants


Öncelikle filmle ilgili söyleyece?im ilk söz, ayn? konuyu defalarca önümüze getiren türda?lar?ndan gömlek gömlek daha üstün oldu?u ve duygu sömürüsüne kaçmadan, sade bir anlat?mla izleyeni dü?ünmeye sevk eden muazzam bir film oldu?udur. Ayr?ca sinema tarihinin en iyi filmlerinden biri oldu?u konusunda BuRnOut'a kat?lmamam mümkün de?il.

II. Dünya Sava?? ve Yahudi Soyk?r?m? üzerine o kadar çok ?ey söylendi, o kadar çok eser yap?ld? ki, i? art?k ajite edile edile ba?ka bir hal almaya ba?lad?. Biz mazlumun yan?nda olan bir millet oldu?umuz halde art?k Yahudi soyk?r?m?'na dair o insan?n kan?n? donduran, vah?etten ziyade Yahudilerin sürekli olarak propaganda ?eklinde gözümüze gözümüze hep ayn? ?eyleri sokmalar? hissiyat? ile dolduk ta?t?k. Belki de art?k üzerimizde yaratmas? gereken etkiden öte, bir ruhsuzlukla kar??lamam?z?n ya da yapmac?k (belki abart?) oldu?unu dü?ünmemizin sebebi, bir zamanlar kendi ya?ad?klar?n?n bir benzerini ?u an Filistin'de gerçekle?tiriyor olmalar?. Ya da sanki o ac?lar? çeken onlar de?lmi?çesine, dünyay? ?u an diledikleri gibi yönlendirenler olmalar?d?r. ?ahsen insan ay?rt etmem, kafatasç? de?ilimdir, "?unlar? sever bunlar? sevmem" adam? de?ilimdir. O yüzden bu olaya objektif yakla?an biri oldu?umu söyleyebilirim. Hiçbir mazeret, yap?lanlar?n i?rençli?ini, insanl?k d???l???n? bir nebze olsun hafifletmez elbette. Ama belki de olup bitenleri neredeyse haftada bir kez, arkada Itzhak Perlman'?n keman sonatlar? e?li?inde gözümüze gözümüze sokmak yerine, çok daha sayg?de?er bir tav?rla, çok daha ma?rur bir tepki ile olay?n muhakemesini tüm dünyan?n inisiyatifine b?rakabilirlerdi.

Neyse efenim konuyu çok da ba?ka mecralara çekmek istemem. Çünkü bu i?in sonu yok. Ayr?ca çok da ince bir buz, ?u üzerinde dans etti?imiz. Saltomuzdaki küçük bir tökezleme, buzla beraber birçok ki?inin de kalbini k?rabilir. Haddime kalmam?? boyumdan büyük sularda yüzmek.

Filmimize, ba?yap?t?m?za dönelim. Au Revoir Les Enfants bir kere i?in kolay?na kaç?p da direk mendil ?slatmaya oynamamas? yüzünden kendine beni hayran b?rakt?. Üstüne üstlük bu abart? ve sömürüden kaç???, söylediklerini daha etkin ve dokunakl? k?l?yor. Bir çocu?un safl???, içtenli?i, dosdo?ru içinden geldi?ince olaylara bak???n? kullanmak böyle bir olay?n manâs?zl???n? gözler önüne sermede büyük bir arac? oluyor. Tüm bu kopart?lan yaygaran?n ne için yap?ld???n? anlayamayan o masum gözlere bir bakmak, rezil olup, utançtan yerin dibine girmelerine yeter de artar bile büyük ba?lar?n. Hele bir de "milis" ad? alt?nda vatan? satanlar var. O konuya girersem muhtemelen 30 gün mesaj atamam.

"Anne biz Yahudi miyiz? De?iliz, öyle de?il mi?"


Bundan daha iyi ne anlatabilir ki bu filmi? B?rak?n filmi, tüm bu vah?eti, bu dram?, bu saçmal???... Her ?eyi özetleyen bir cümle bu! Yok asl?nda birbirimizden fark?m?z. Peki ya nedir al?p veremedi?imiz? Bar??? körüklemesi gereken, propagandalar?nda üstüne basa basa bar??tan dem vuran dinlerin, bu zamana kadar dünyadaki hemen hemen tüm sava?lar?n ba?l?ca sebebi olmas? da herhalde, Tanr? ile Kul aras?na girenlerin üzerinde dü?ünümeleri, çuvald?z? kendilerine bat?rlamalar? gereken bir konu.

Tek bir gayr? ihtiyarî bak?? e?ittir, ömür boyu söküp at?lamayacak bir pi?manl?k. ?yisiyle kötüsüyle birçok ?ey payla?t???n, zor an?nda sana bir omuz veren, mutlulu?unu, ac?lar?n?, hüzünlerini, korkular?n? payla?t???n bir dost, o giden. Kalk ve selam ver! Ard?ndan bu zamana dek esirgemedi?in o dost elini, içini burkan, gözlerini ya?la dolduran o kahrolas? hüzün e?li?inde, a??r aksak salla delikanl?! O kap?dan ç?k?yorsun üzgün ama ba??n dik halinle, ama onun kalbinden asla ç?kmayacaks?n. O kalbe giri?in kolay olmad?, ç?k???n da olmayacak.

Elveda çocuk, elveda tüm o masum çocuklar...
baronio


forum resmi
exodos
Ellerine sa?l?k dostum.. Te?ekkürler...Kaç gündür bu filmin altyaz?s?n? bekliyordum. Sen dersin de ben izlemezmiyim... ?imdi izlemeye ba?l?yorum.. Kesin benim ikinci Va Vie Et Deviens' im olacak bir film bu da bence...

Ayr?ca söylemeden geçemeyecem. Sessiz fanati?iniz olarak... Frans?z ve ispanyol sinemas?n? hep sevmi?imdir. Ancak Je vais bien, ne t'en fais pas ile mahvettiniz resmen beni. ?zledi?im en güzel frans?z filmlerinden biri oldu. (Benim favorim tabiki Va Vie Et Deviens (raskocum ;) )... Bu kadar yal?nm? i?lenir bir hikaye.. Harikayd?. Yüre?inize sa?l?k. Ben yine de sessiz fanatik olmaya devam edece?im. Ve eminim ki mesaj atmay?p sizleri takip birçok arkada??m?z vard?r burada.

Sessiz fanatik olarak ellerinize yüre?inize sa?l?k. Te?ekkürler tüm emekleriniz için...

spoilers.gif

Dikkat: Spoiler içerir, izlemeyene tat kaç?r?r!!!!!!


Au Revoir Les Enfants


Filmi izledim. Az önce bitti. Gerçekten harika bir filmdi. Tekrar te?ekkürler raskolnikov

Gelelim filmimize:
Çocuk, heryerde çocuktur. Zenginde olsa fakirde olsa, çocuklu?unun verdi?i safl?kla ilk ba?larda büyüklerine özense de zenginli?i ile fakirli?i ezse de, yahudili?e kötü gözle de baksa da, zaman? gelince hepsi bunlar? unutup dostluklar kurmay? ba?ar?r. Bunu da filmde çok yal?n bir dille gösteriyor bizlere Malle... Çocuklar bunu ba?ar?rken bizler neden büyüyünce böyle olduk acaba? Büyükçe kirlettik mi dünyay? ?

Filmde beni en çok dü?ündüren karakterlerden biri de Joseph oldu. Gerçi Joseph suçlayam?yorum ne yaz?k ki. Bir tarafta Alman zulümünden kaçan 3-5 yahudiyi koruma u?runa ölümü göze alan bir rahip, di?er tarafta hiçbir?eyi olmayan çaresizli?e itilmeyi s?rf kara borsac?l?k, h?rs?zl?k yapt??? için hak eden Joseph! Ne tezatl?k ama...

Çaresiz insan, her?eyi yapmay? göze al?r, kafas? ba?ka ?ekilde çal???r. Bir ?ekilde ayakta kalmak zorundad?r hele de sava? zaman?nda. O okul onun için bir vatan gibidir. Elinden ald???n?zda i?te bir dü?man kazand?n?z demektir. Malle bunu çok güzel göstermi?. Rahibin kilisede yapt??? konu?mada bir burjuva yerinden kalk?p gitmi?ti. Oradaki sözlerine bak?n bir de Joseph' e olan tutumuna!

Hem dine, hem de Fransa' ya olan ele?tirilerini apaç?k yal?n bir dille gözler önüne sermi?.

?nsan Olmak;

?nsanl?k, küçücük dünyam?z?n sahipleri olan insanlar?m?z. 6 milyar olan bu insan toplulu?u neden siyasi, ekonomik, jeopolitik ayr?mlara maruz kal?p güçlü olan?n?n birbirini ezdi?i bir dünyaya dönü?ür ? Halbuki küçücük bir dünyam?z olmas?na ra?men insanlar? rengine, diline, dinine, ya?ad??? mahalleye, bindi?i arabaya göre ay?rman?n ne anlam? var ki. Ya?anan olaylar, ya?anan zorluklar, ekonomik ya da siyasi ayr?mlar da olsa insan her yerde insand?r. Be?erdir ?a?ar ama bu ?a?ma neden acaba ?

Sen Zencisin olmaz, sen Yunanl?s?n olmaz, sen uzakdo?ulusun olmaz, sen Kürtsün olmaz, sen Türksün olmaz, sen Lazs?n olmaz, sen Latinsin olmaz. Eee peki ne ? Ne olmal?y?z ? Bu ayr?m neden ? Bu ayr?m? niye yap?yoruz ? Ac? ama gerçek olan bu saçma sapan bir ayr?m k?s?r döngüsünü ne amaçla yap?yoruz ? Neye göre yap?yoruz ?

Neden Avrupal?lar Amerikay? ke?fetti de Amerikal?lar Avrupay? ke?fedemedi ? (Tüfek, Çelik, M?krop Kitab?ndan) Her insan gibi sorular soruyoruz ama ne yaz?k ki cevaplar?n? bilmedi?imiz saçma sapan sorularm?? gibi geliyor. T?pk? saçma sapan bir ayr?m u?runa insanlar? barkod sistemine götürürcesine yapt???m?z ayr?m niye ?

Küçücük dünya, 6 milyar insan, 66 milletten insan. Sonuç: Barkod sistemine do?ru giden bir ayr?m, sava?lar, katliamlar, asimile etmeler, i?kenceler, ev içi ?iddetten sokak kavgalar?na o da olmad? ülkelerin sava?lar?na kadar giden bir dünya insan?n yok olmas?na neden olan olaylar zinciri. Kazanç: SIFIR.

Rengine, diline, sayg?! ?nsan... ?nsan... Ne kadar basit bir kelimeymi? gibi duruyor halbuki insan... Ama bir o kadar içi dolu olan bir kelime.

?nsan... Human... Humano... Humain... Umano... Humane...

?nsan?z biz insan. Sevginin oldu?u sayg?n?n oldu?u ho?görünün bol keseden da??t?ld??? bir toplum olmas? gerekirken bu eziyet neden ?

Gene cevap ?nsan san?r?m. Bu bir k?s?r döngü herhalde.

Bunun bir çözümü olmal?. Buna siz karar vereceksiniz ?NSAN olarak...

@ baronio; ek olarak....

Bir milletin iradesi ile ya da herhangi bir yolla diniyle u?ra??rsan?z, her zaman bar??? koruyan o din; kendini korumaya geçer ve zulüme ba?lar. Gerçi bu biraz pek dinle alakal? de?ildir. Bu tamamen insan yap?s? ile ilgili bir konu. ?nsanlar?n de?er yarg?lar?yla oynarsan?z içindeki ?eytan? ortaya ç?kar?rs?n?z.

Aff?n?za s???narak çok uzatt?m ama kusura bakmay?n?z dostlar.
don quijote
Lili ve onun üzerine...

Arka fon olarak Pink Floyd'un Echoes şarkısını seçtim.

Dün gece sinema ziyafeti çektim, evet hepinizden geç de olsa Je Vais Bien'i izledim. Dupduru, saf bir güzellik... film ve Lili. Sanırım filmi izleyenlerin çoğu Lili'nin saf güzelliğine hayran hayran bakmıştır. Açıkçası ben baktım, hatta film esnasında kısa süreli ama darbe etkili aşklar yaşadım.

Filmin şarkısı insanı orta yerinden vuruyor, yumuşatıyor, üzüyor ve en güzeli aşık ediyor. Söylemesi kolay, sözleri de güzel.

Benzeme sakın
renksiz bir hayalete...
Çünkü hayatın
en güzel resmi senin içinde...


Ne güzel de demiş, yaşamını sönükleştirme, renkler zaten içimizde ve bize gereken onları çıkarmak. Ruhumuzun renklerine aşk katınca yapacağımız resim "Mutluluğun Resmi" olur. Ne bileyim, birisine aşık olursunuz sonra her hareketiniz sevgi ve uysallıkla dolar, gerçekten aşık olan birinin hiç kötü bir şey yaptığını gördünüz mü? Savaşma, seviş diye boşuna dememişler.

Ben tekrar Lili'ye gelmek istiyorum; filmi izleyenlere bir şey sormak istiyorum. Şimdi Lili ablamız, mutsuz, ümitsiz, yardıma muhtaç ve zayıf bir karakter çizerken, bir erkeğin (Julien) yardımıyla, onu severek hayatına devam ediyor. Gerçi bu dediklerim filmin sonunda oluyor, ama film devam etse belki Julien ve Lili evlenecek, mutlu olacak, denizi izleyecek...vb. Son günlerde aklıma hep bu takılıyor, hayatımız hani sinema ya, acaba sinema dışındaki hayatta o anları yakalayabilir miyiz? Bazen sinema ile rüya gördüğümü düşünüp, kendimi gerçek hayatta rüyaları arar buluyorum. Belki siz de aynı şeyleri arada hissediyorsunuzdur. Pregi'yi izleyenler bilir, babasıyla ve kendisiyle sorunları olan biri tüm sorunlarından ve pişmanlıklarından bir kız sayesinde kurtuluyor. Kız adama aşık oluyor, bağlanıyor ve adamın sert karakterine rağmen ısrarla üzerine giderek karakterimizi kurtarıyor. Çok garip bir şey, gerçekte böyle insanlar var mı?
baronio


forum resmi
nightstalker
Kuvvetle muhtemeldir ki varlar. Biz belki böylelerini sadece filmlerde görüyoruz ama, nihayetinde filmlerde gerçek hayat?n bir yans?mas?, bir izdü?ümü. Yönetmenler olsun, senaristler olsun, en uçuk kaç?k, deli dolu filmlerde bile kendi ya?amlar?ndan, an?lar?ndan yada, farkl? insanlardan bir?eyler kat?yorlar filmlerine. Böylesine "hayat?n içinden"filmlerde olmamamas? dü?ünülemez bile.

Asl?nda varm?d?r? yerine, siz gördünüzmü daha önce? diye sormak gerekir dü?üncesindeyim.

(bende Echoes' ibulup ç?kard?m ar?ivin derinliklerinden. Üzerinde biriken tozu silip çalana kadar, cevap bitti ) (Yinede öneriniz için te?ekkür ederim @Raskolnikov ;))
baronio
2:37


Her ?ey yaln?zca bir an meselesi...


Hayattaki her ?ey ufak küçük zaman farkl?l?klar?ndan ibaret. Koca bir günün harika geçmesi bir an meselesi. Birkaç saniye önce veya birkaç saniye sonra bir eylemi gerçekle?tirmek tüm hayat? kökünden de?i?tirebilir. Bu zamanlama hatalar?n?n üstüste binmesi ile hayat zindana dönebilir ya da sizi dünyan?n en mutlu insan? yapabilir. Filmin de slogan? ve alttan alta anlatmaya çal??t??? olgulardan biri bu kan?mca. Birkaç küçük hat?rlatma ile bu tezimi kuvvetlendireyim istiyorum.

Mesela Steven alt?na birkaç dakika sonra kaç?rm?? olsa, Luke'un e?cinsel oldu?una tan?k olmay?p, tüm insanlara olan nefretini ikiye katlayacak o tats?z arbedeyi ya?amayacakt?. Bu an? ya?amam?? olsa insanlara olan nefreti barda??n iman?na varacak, ama ta?mayacakt?. Böylece Kelly hayat?n her an?nda iliklerine kadar hissetti?i d??lanm??l?k, bir kez daha bedeninde so?uk du? etkisi ile vuku bulmayacak, hemen hemen tek dostu Steven taraf?ndan da görünmez oldu?u teyid edilmemi? olup, hazin son engellenmi? olacakt?. Elbette ki bir sonraki hayat?n tokad?na kadar.

Hayata yön veren küçük nüanslar ku?kusuz. Ama zaman?n bu nüanslar? kar??m?za spontane olarak getirmedeki ustal??? ve hüneri yads?namaz. Bir de öyle illet bir ?eydir ki, kötü ?eyler hep üstüste gelir. ?imdilerde bir kitaptan söz ediliyor. The Secret diye. Sözüm ona ba??m?za gelen kötü olaylar kar??s?nda kendimizi sal?verirsek hemen ard?ndan bir kötülük daha bizi bulurmu?. Ama iyi ?eyler dü?ünüp, iyi bir ruh haline bürünürsek, iyi ?eyler bizi bulurmu?. Ke?ke gerçekten hayat bize böyle çocukça oyunlar oynayacak f?rsat? verse. Kimi zaman gelir daha ne hissedece?imizi bilemeden ikinci yumru?u tam gözümüzün üzerine yeriz hayat?n elinden.

Tabii h?rs?z?n hiç mi kabahati yok derler adama bu girizgâhtan sonra. Hayat? polyannac? bir optimizmle de?erlendirmek kadar, "Her ?ey yaln?zca bir an meselesi" davas?n? da tüm hayat?n gizemini çözen bir olgu gibi göstermek de soytar?l?ktan ba?ka bir ?ey olmaz san?r?m. ??in içine insan faktörü girince di?er her ?ey teferruat kal?yor. (Burada her sözü duvara as?las? yüce Ata'm?z?n bir laf? geldi akl?ma; "Mevzu bahis vatansa gerisi teferruatt?r." Neyse konuyu al?nt? boyutunda b?rak?p, da??tmayay?m. smile.gif )

?nsan faktörü diyordum. Özellikle geli?mi? toplumlarda son y?llarda çokça gördü?ümüz ?ekilcili?in sanc?l? sirayetlerine bakmak gerekiyor. Son dönemde Amerika ba?ta olmak üzere, geli?mi? ülkelerde ergenlik ça??ndaki gençlerin cinnet geçirip, okul basmalar?n?, boylar?ndan büyük eylemlerle seslerini duyurmalar?n? çok görmeye ba?lad?k. Bunda belki çok ekstrem bir söylem olacak ama en az suçlu o çocuklar. BuRnOut dostumun da sat?r aras?nda dem vurdu?u gibi, kendi kriterlerince yaratt?klar? "normal" alâmetifarikas? alt?nda her gün genç dima?lar? ?ekle sokmak ad?na kirletiyorlar. Bu ?ekle giremeyecek olanlar? toplumun defolar? olarak gösterip, ciddi bir psikolojik eziyet içindeki bireyler olarak hayat?n tüm yükünü genç ya?lar?nda s?rtlar?nda hissetmelerine ön ayak oluyorlar. Bunun sorumlular? aras?nda ebeveynler, e?itim sistemi, popüler kültürü bir ürün gibi pazarlayan yaz?l? ve görsel medya, vah?i kapitalizm çerçevesinde herkesi yürüyen üstü boydan boya çizilmi? S harfi olarak gören i?letmeler, k?sacas? içinde insan olan her birim var. Sen de vars?n, ben de var?m. Yan?m?zdan her gün geçen kaç tane Kelly, kaç tane Melody, kaç tane Luke kaç tane Marcus vard?r kim bilir? (Umar?m Marcus çok yoktur. mad.gif )

Her ?ey bir an meselesi oldu?u kadar, biraz da ileti?im meselesidir zann?mca. Birbirini dinlemeyen, dinlemek istemeyen, dinlese de anlamayan, anlamak istemeyen, her söze "ben" diye giren insanlar oluyoruz giderek. Tabii bu da en çok, daha hayat?n gerçekleriyle yeni yeni yüzle?meye ba?layan, kendini tan?ma, tan?tma, gösterme, anlama, anlatma ihtiyac? hisseden ergenlik ça??ndaki gençleri etkiliyor. Tüm bu ihtiyaçlar?n? giderebilmeleri için, öncelikle o "normal" tan?m?na uymalar? gerekiyor. Yoksa hiçbir de?erleri ve hiç kimseleri kalm?yor.

Filmi son derece be?endi?imi söylemek istiyorum son ba?lamda. Gus Van Sant ustan?n Elephant'? ile mukayese edili?i ne ilk ne de son olacak. Hemen herkesin kafas?nda bir e?le?tirme olu?uyor. Ancak ben öncelikle ?u yönden filme ve yönetmene haks?zl?k yap?lmamas? gerekti?ine inan?yorum. Murali K. Thalluri dedi?imiz adam daha 23 ya??nda bir delikanl?. 1984 do?umlu ve ilk yönetmenlik denemesi. ?ster esinlensin, ister çals?n, ister ç?rps?n, s?rf bu yönleriyle bile Cannes'daki alk??lar? haketti?ini dü?ünüyorum. Özellikle filmin gerçekçili?ini perçinlemek ad?na el kameras?ndan ç?km?? gibi çekim tekni?ine yönelmesi filmi etkileyici k?lan etkenlerden biri olmu?. Kelly'nin kanlar içindeki son anlar? ise, bana bir ku?un son nefeslerini vermesi gibi geldi. Son derece naif, son derece dokunakl? ve son derece etkileyici bir final. O yatan?n Kelly olmas? benim nazar?mda hiçbir ?eyi de?i?tirmedi. Zira filmdeki karakterlerden herhangi biri orada makas? tutan ki?i olabilirdi.

Avustralya sinemas? ad?na, Dünya sinemas? ad?na, sinema ad?na büyük bir umut ????? Murali K. Thalluri. 2:37 ise tam bir yüz ak? bence.

don quijote
Peder, Bonnet'ye neden o hostu* vermedi?

*Hristiyanlar?n ayin sonras? yedi?i mayas?z ekmek. Bu ekmekle ilgili birkaç ara?t?rma bile yapt?m, hemen sizinle bu gereksiz bilgileri payla?ay?m. ?kinci Dünya Sava??'nda halk bithap ve aç oldu?undan, ayinlere kat?lan insan say?s? fazlaym??. Ayin sonras? o minnac?k ekme?e bile muhtaç zamanlar anlayaca??n?z, hatta iki üç defa s?raya girermi? millet.

Soruma kendim cevap vereyim. Din ayr?m?, ne olursa olsun ayr?m. Ayr?lmak, ayr? dü?mek, ay?rmak, ayr??mak... Ne kadar i?neleyici ve üzücüler, dü?ünsenize bir fark?n?zdan dolay? "normal" görünenden ayr? dü?üyorsunuz. Çok basit bir örnek verece?im, öyle toplumsal, sosyolojik yarg?lara bakmaya bile gerek yok.

?lkokulday?m, kiloluyum o s?ralar. Arkada?larla teneffüste top oynayaca??z, benim mevki direk kale, asl?nda ço?unlukla durdu?um mevki izleyiciydi. Zaten "ad?m saymaca" seremonisinin sona kalan çocuklar?ndand?m. Neyse arada al?rlard? beni, kaleye geçerdim. Ha, bu arada da gözlüklü oldu?umu unutmay?n. Ay?r?m asl?nda buradan ba?lar, dostlar?m. Kal?p olu?turursunuz, sonra buna göre seçim yapars?n?z, birilerini seçimin d???nda b?rak?rs?n?z. D??ar?da kalanlar da kendi normlar?n? olu?turur, ba?kalar?n? d??ar?da b?rak?r. K?s?r döngü, ha? Yine o ya?larda mant?kl? davranm???m, yoksa mazallah elime bir uzi al?p arkada?lar?m? falan tarard?m.

?nsanlar e?it de?ildir, birbirimizden ço?u yönden farkl?y?z belki de, ama dünyada "insanlar ayn?d?r" diye dü?ünen insan say?s? fazlala?sa sizce bu kadar sava?a, ayr?ma, gürültüye, dü?manl??a ve ölüme tan?kl?k eder miyiz? Bence etmeyiz. Dünya bar?? içinde olsa, herkes dans etse ?eklindeki utopik fikirlerimi kendime sakl?yorum. Demeye çal??t???m; insanlar aras?nda fark?n gözle de?il ruhla anla?abilece?idir, dostlar?m. ?çlerimiz birbirine benziyor halbuki, üstelik ruhun fiziksel bir görünü?ü olmamas? bizim için bir ?ans, istersek muhattab?m?z? daha iyi anlayabiliriz.

Geçen sene arkada??mla otostop çekerek dola?t?k, nisan ay?yd?, vay be bir y?l olmu?. Aksaray'daki Ihlara Vadisi'ne do?ru yola koyuluyoruz, her köyden geçi?imizde bizi misafir eden oldu. Çay içtik, börek yedik, nasihat ald?k, dedikodu (misafir oldu?umuz bir evde, ailenin ya?l? ninesi görümcesini bize çekti?tirdi, valla.) bile yapt?k. S?ca??z biz, misafirseveriz, hele bir de yabanc?ysa (ecnebi) bu misafirimiz abart?ya bile kaçar?z. Ke?ke hep böyle kalsak, ke?ke ?ehirle?me yerine köyle?meyi seçsek.

?imdilik bu kadar, dostlar?m. Dileklerimiz gölde bir damla olduysa ne mutlu bize!
baronio


forum resmi
iqmachine
Ben de bir kaç kelam etmek isterim,raskolnikov'un güzel çevirisiyle izledi?im "Au revoir, les enfants" üzerine. Filmler vard?r ya?ant?m?zla, de?erlerimiz ve en temelde ahlaki duru?umuzla ilgili sorgulamalar?m?z? canland?r?r. Filmler vard?r sadece kendi içlerinde kal?r, i?ledikleri olay örgüsü konu edilir. Filmler vard?r her ikisi olmay? da ba?aramaz. Vard?r tabiki filmler, de?il üç ba?l?k, üçyüz ba?l?kla da bitiremeyiz filmleri.

"Au revoir, les enfants" bizi anlatt???n?n ötesine ta??yor. Sinema tarihinde belki de en çok i?lenmi? konu. Beyazperdede yahudi soyk?r?m?ndan daha fazla i?lenmi? bir konu var m?d?r acaba ? Bugüne kadar i?lenenin üzerine bir o kadar daha i?lense de, beyazperdede son bulmayacak bir konu.Neden peki bu böyle acaba ? Buna bir yahudinin bak?? aç?s?yla cevap vermek istesek, en uygun cevab? verebilecek yahudi kim olabilir ? Sigmun Freud elbette. Sigmund Freud'un ki?ilik modelini ve psikoanaliz kuram?n? psikolojiyle az çok ilgilenen herkes bilir.K?saca Freud'un modelinde enerjinin kayna??n? libidodan (cinsel enerji) alan id, ego,süperego olmak üzere topografik ki?ilik yap?s?ndan bahsedilir. Bu ki?ilik modeline göre "ego" ço?unlukla "id"in sonu gelmez istek ve arzular?yla, "süperegonun" sonu gelmez yapma etmeleri aras?nda denge olu?turmaya çal???r. Kabul görmeyen yasak istek ve arzular, yahut gerçekli?i bir türlü kabullenilmeyen ya?am deneyimleri bilinçalt?na bast?r?l?r. Fakat bilinçalt?na bast?r?lan her ne olursa olsun bir enerji ihtiva eder ve doyum aray??? içindedir. Hatta bu doyumun temel sebeplerini ve as?l kaynaklar?n?, Freud rüyalar?n yorumunda aram??t?r, bu konuda birçok yaz? yazm??t?r. Rüyalar?n büyük ölçüde bu bast?r?lan isteklerin ve gerçeklerin doyumuna hizmet etti?ine inanmaktad?r çünkü.

Konudan daha fazla kopmadan Freud'un yakla??m?yla bakt???m?zda, yahudi soyk?r?m?n?n insanl?k için hala bilincine ula??lm?? bir gerçeklik oldu?unu sanm?yorum. Katliam?n boyutlar?n? ve tüm olan? biteni her haliyle kimse kabullenemiyor. Dolanbaçl? yollarla olan? biteni anlamaya çal???yoruz, inanam?yoruz çünkü. "Yok daha neler" diyor içimizde bir yerlerden gelen bir ses, "amma da abart?yorlar can?m !" ??te bu ses tek bir insanda dahi gelmeye devam ettikçe, o bir türlü aç??a ç?kamayan enerji, beyazperdede her zaman aç??a ç?kmaya çal??acak. Bilinçalt? susmaz.

Buraya kadar do?rudan filmden bahsetti?im söylenemez, fakat film insan?n bilinçalt?yla yüzle?mesinin en iyi örneklerinden biri. Yahudili?e övgü oldu?u söylenebilir örne?in, Jean Kippelstein'?n on parma??nda on marifet. Naif görünüyor fakat ayaklar?n?n s?ms?k? yere bast???n? görmekte gecikmiyoruz, bunun yan?nda hem zeki hem yetenekli. ?nsan onun yan?nda biraz da hayranl?k duyarak kendini epey eksik hisseder san?r?m.Bu eksiklik zamanla öfkeye dönü?ebilir ve maalesef büyük ç?kar çat??malar? devreye girdi?inde yoketmeye... Bizlerden daha iyisini kabullenememek gibi ilkel bir eksiklik duygusu ve hatta a?a??l?k kompleksinden daha fazlas? aranmamal? bunun alt?nda. Ama öykümüz asl?nda bu dönü?üm sürecinin Julien Quentin taraf?nda nas?l da insanca ya?anabilece?ini bize gösteriyor. Kippelstein için ilk dü?üncelerinden birisi "yalaka" oluyor örne?in. Sonra sonra onun asl?nda hiçte kibirli olmayan iç dünyas?n? görmeye ve bu güzel dünyay? payla?maya ba?l?yor. Kar??l?kl? birbirlerine ö?retebilecekleri çok ?ey var.

Yahudilerden ö?renece?imiz çok ?ey var ve yahudi soyk?r?m? insanl?k tarihindeki en büyük katliamd?r. Herhangi birimizin orada ya?anan ac?lar? tahayyül dahi edebilece?imizi dü?ünmesi, evinin s?cak ortam?nda kibirli rüyalara dalmas?ndan daha fazla bir ?ey ifade etmeyecektir.

Çevirisiyle filmin tad?na tat katan raskolnikov'a çok te?ekkürler.
Ayr?ca Ba??ms?z Ruhlar? böyle güzel filmlerle bizi tan??t?rmaya devam ettikçe, ayakta alk??layaca??m? söylemek isterim. flowers.gif
baronio
yak?nda


forum resmi


Farewell My Concubine'?n mevcut ?ngilizce altyaz?s?n?n timecode ve içerik olarak son derece sorunlu ve ba?tan savma olmas? hasebiyle internetten bir ba?ka (kloofy.net) bir altyaz? buldum. Birinin "ak?m" dedi?ine, öbürü "pardon anlamad?m?" diyor. Birinden al?yorum, öbürüne ekliyorum. ?ki ba?l? gidiyor. Zaten filmin dili de çok a??r. Yar?lamama kar??n uzun sürüyor ve maalesef birkaç haftadan önce de bitmesi zor görünüyor. (1993 y?l?ndan beri öyle bir filmin çevrilmemi? olmas?ndan k?llanmam gerekirdi ) Bu sebeple ba?l???m?z?n motorunu so?utmamak için araya kaynak yapan çevirimiz olacak. ?ndirip, sohbet için haz?rlanman?z aç?s?ndan haberdar edeyim istedim.
baronio
Kahve Molas?

spoilers.gif

Dikkat! Sinema ve müzik perspektifinden Au Revoir Les Enfants'a yorum getirirken, hayata dair baz? spoilerlar içerir. Yer yer tat kaç?r?r.

Büyük üstat Funkster’?n Matine ba?l???n? mütemadiyen okuyan birisiyim. Can?m s?kk?n oldu?unda, ne?eli oldu?umda, bir ?eyler ö?renmek istedi?imde, gülmek istedi?imde, tribe girdi?imde, k?sacas? her halet-i ruhiye alt?nda ba?l??a haftada en az bir kez, ayakkab?s?n? olur olmad?k yerde ç?kart?p elektri?ini topra?a veren yurdum insan? misali ba?l??a hoppadanak girer stresimi atar?m. Hele o müthi? yaz?lar?n?n aras?nda biri var ki, hepsi bir yana o öbür yana. Beni benden al?r o müthi? yaz?. Matine 2. sezonunun giri? yaz?s?ndan bahsediyorum. Her okuyu?umda, Hayko Cepkin, Black Sabahattin, Pakize Suda gibi okurken gülmekten koltuktan dü?ecek pozisyona girdi?im muhte?em enstantanelerle bezeli kültür ?okuna girebilece?iniz o buram buram hayat birikimi kokan yaz?dan büyük keyif al?r?m. Bu yaz?n?n ho?uma gitmesinin bir di?er sebebi de, hem rocktan, hem müzikten, hem de sinemadan, tutku derecesinde keyif almam olsa gerek. Nas?l kimi mekânlar?, kendine özgü kokular?, içinde ya?anm?? an?lar? veya belli ?ark?larla hat?rlarsak, kimi filmleri de bizi bizden alan müzikleriyle hat?rlar?z.

Au Revoir Les Enfants bu kategoride de?erlendirilemeyecek bir film. Sonuçta filmin içinde birkaç yerde enfes keman nâmeleri, piyano ezgileri duysak da, bir “film müzi?i” içermedi?inden müzi?i ile kendinden bahsettiren ?eklinde de?erlendirilemeyecek kadar müzikal anlamda güdük kald???n? söyleyebiliriz. Tabii bu da filmin kendi tercihi oluyor. Çok sevdi?im minimalist sineman?n, yine çok sevdi?im iki örne?i Robert Bresson ve Jim Jarmush sinemalar?na bakt???m?zda da benzer bir sükûnete ?ahit oluyoruz. Elbette bu da minimal sineman?n dramatizasyonu, gerçekli?e tercih etmemesinin bir yans?mas? oluyor. Au revoir les enfants da t?pk? minimalist sinema yakla??m?n?n kasten uygulad???, a??r? müzik ile drama ögesini artt?rmama yolunu tercih eden bir film.

Arada çok uç ?eyler dü?ünür, sonra senin i?in gücün yok mu da böyle abidik gubidik ?eyler dü?ünüyorsun diye kendime k?zar?m. Mesela bir seyin üstüne basa basa ve sürekli verilmesinin, bir kez çakt?rmadan verilmesinden daha az etkileyici olaca??na dair bir hayat felsefem var. Bunu hayat?n çe?itli yönlerine yayabiliriz. Hayat? boyunca hiç kullanmad??? “seni seviyorum” cümlesini ilk kez sevgilisine kuran birinin, günün her dakikas?, her f?rsatta söyleyen birine göre daha büyük etki yarataca?? a?ikârd?r. Ya da hayat? boyunca hiç göz ya?? dökmemi? birisi, gerekti?i bir yerde iki damla ak?tt???nda son derece büyük bir etki yarat?r. Müzikte de benzer bir görü?e sahibim. Örne?in konser aras? tüm elemanlar kulise soluklanmaya gitti?inde sahnede tek ba??na kalan John Petrucci’nin klasik müzik esintileriyle bezeli gitar solosundan ald???m hazz?n binlerce kat?n?, ?ark?n?n içinde arkalardan belli belirsiz att??? bir gitar rifinden al?r?m. Ya da ayn? ?ekilde Dave Lombardo’nun davul solosunu, dang?r dungur bir gövde gösterisinden ba?ka bir ?ey olarak görmeyen ben, Behind the Croocked Cross ?ark?s?ndaki davul geçi?inde kendimden geçmeyi boynumun borcu addederim.

Dave Lombardo deyince akl?ma önce sevgili 213, sonra da üstümü ba??m? y?rtacak boyutlardaki Slayer’a hayranl?k dönemlerim ve o günlere dair bir an? gelir. 90’lar?n ortas?, s?cak bir yaz günü. Çocukluk arkada??mla beraber günlük rutini tamamlay?p, denizden gelmi?iz. Ö?len 3 s?ralar?. Gelirken de o dönemde hayatta olman?n en büyük kan?tlar?, kimsenin “ben hiç içmedim/yemedim” diyemeyece?i, 1 litrelik cam ?i?e “Coca Cola” ve ayak kokulu, peynirli “Tombi”mizi alm???z. Çocuklu?un verdi?i büyük bir oyunculukla Commodore64’ün kafa ayar?n? 2 saat yap?p, yar?m saat sensible soccer oynamak amac?nday?z. ?çeri girdi?imizle, içeriki odadan belli belirsiz bir müzik sesinin kula??m?za çal?nmas? bir oluyor. Abim Queensryche’dan Lady Jane, yahut Faith No More’dan Evidence patlat?yor belli ki. Bizde ise bir öfke! “Pfff, bu nas?l müzik böyle?! Utanmasa pop dinleyecek herif! Ben onun ya??na gelince hayatta böyle ?eyler dinlemem. Hayatta yumu?amam!” ahkâmlar? havada uçu?uyor. Odaya girip teybe Slayer - Reign in Blood albümü konuyor ve Angel of Death’e kadar sar?l?yor kaset. Son ses aç?k. Bang?r bang?r bir trash t?n?s?, size dar kot pantolon ve beyaz spor ayakkab? bulsak da, saçlar?m?z? kabart?p kendimize bir Over Kill havas? versek gaz?n? alttan alta yediriyor. ?imdi dinlesem büyük ihtimalle sesini biraz k?sma ihtiyac? hissedece?im “speed metal” Kerry King ve Jeff Henneman’?n kar??l?kl? â??k at??malar? e?li?inde sürüyor. ?ark?n?n bir yerinde, melodi dedi?imiz o sihirli ?ey ortaya ç?k?yor. Araya susuyor, Lombardo ritmi dü?ürüyor, Henneman ve King gitarlar?ndan ?srarla uzak tutmaya çal??t?klar? melodik ruhu hat?rl?yorlar ve bir anda kendinden geçmi? iki genç adam odan?n ortas?nda yuvarlak çizen headbange ba?l?yor. ??te o genç gözlerden büyülü görünen bu anda içeri annem giriyor elinde kola ve cips. Biz görmüyoruz girdi?ini ancak Tombi’nin enfes ayak kokusu bir anda oday? sar?veriyor. Elindeki tepsiyi b?rak?yor. Biz te?ekkür etmek için ba??m?z? kald?rd???m?zda headbangden, “o an”la kar??la??yoruz. Annem odadan, Henneman ve King’in aksak ritm tutturdu?u Angel of Death’in en can al?c? noktas?nda, oyun havas? k?vam?na girmi? ?ekilde oynaya oynaya, ma?rur ve bir o kadar da karizma dü?man? bir edâyla ayr?l?yor. Bize ise genç ya??nda dumura u?ram??, iki tüy b?y?ktan ba?ka bir ?ey olmad???m?z? hat?rlatan, sükut-u hayâlden ba?ka bir ?ey kalm?yor.

?imdi bu ritm dü?ürmede Slayer’?n yaratt??? etkiyi, tamam? böylesine melodik bir ritmden olu?mu? bir ?ark?dan alamazs?n?z. Do?an?n kanunlar?ndan biridir bu asl?nda. Az olan k?ymetlidir. Minimalist sinema da biraz o tarz bir yakla??m bar?nd?r?yor gibime gelir hep. Hemen hemen her Amerikan mainstream filminde görebilece?iniz bir ajite sahnenin onda birini, sadece bir yerde, çakt?rmamaya çal??arak kullanan yönetmenler, genelde bundan kaç?nsalar da izleyeni peri?an etmeyi ba?ar?rlar. Müzik kullan?m? için de ayn? ?eyi söylememiz mümkün. Kimi filmde müzikal gibi her sahnede susmak bilmeyen, Avrupa Yakas?’n?n sazc?s? gibi z?rt p?rt musallat olan piyanistler, kemanc?lar yakan?z? b?rakmaz. A?latma garantili sat?? yaparcas?na burnunuzun dire?i s?zlar da s?zlar. Ama film o kadar ucuzdur ki sizi a?latmaz, sadece burnunuzu s?zlat?r. Arafta kalm??, ac? içindeki bir günahkârm??s?n?z gibi, a?lamakla a?lamamak aras?nda gider gelirsiniz. O da müzikten kaynaklan?r. Arkadan gelen bir Ennio Morricone’ye, ya da Itzhak Perlman’a kim kay?ts?z kalabilir? Yahut da çalan konsepte uygun enfes bir unutulmaz ?ark?ya? Müzi?in bu yüzden “yönetmen can yele?i” oldu?unu kabul etmek gerekir. Ancak ucuza kaçan yönetmenin tabi. Örne?in 25th Hour’da Spike Lee’nin ba??ms?z bir bak?? aç?s?yla yaratt??? inan?lmaz boyutlardaki etkileyici dram (ben o filmi bir a??t olarak görüyorum) ne müzikle ne müziksiz etkisinden hiçbir ?ey kaybetmezmi?. Ama usta bizi e?ekten dü?mü? karpuza çevirmek için (a tribute to Funkster) elinden geleni ard?na komam?? ve sinema tarihinin en ba?ar?l? soundtracklerinden birini haz?rlam??. Haliyle ortaya bir “unutulmaz” ç?km??.

Au Revoir Les Enfans, bence filmle ilgili yazd???m bir önceki iletide de ayak üstü de?indi?im husus çerçevesinde olaya yakla?m??. Yahudi Soyk?r?m?n?n sinemadaki yans?mas?n?n, henüz 1980’lerde ?imdiki kadar kakas? ç?kart?lmamas?na ra?men, film kendini biraz sorumlu hissetmi? bana kal?rsa. Böylesi bir sicim üstünde yürüyen konuyu, bir kabere, bir müsamere boyutuna indirip, yitip giden canlara sayg?s?zl?k etmeme arzusunda bulunmu? gibi hissettiriyor bana. Yukar?da dalland?r?p budakland?rd???m, gereksiz örneklerle beyin suland?rd???m, k?saca “koca bir sayfa yaz?p da hiçbir ?ey anlatamad???m” sat?rlarda vurgulamaya çal??t???m ?ey burada da geçerli. Sürekli bir etkileyici frekans?n üstüne basarak, adam? yumruklar?yla sopa manya?? yapan bir bütünden, bir eserden ziyade avam, banal ve yapmac?k bir derleme elde edilece?ini dü?ünmü? sanki yönetmen. “Ben tüm bu saçmal??? 8 ya??ndaki bir çocu?a anlat?r gibi anlatmayaca??m. Bir sinema izleyicisine, akl? ba??nda insanlara olup bitenleri yarg?lama imkân?n?, mümkün oldu?unca kendi yorumum ve yere batas? ajitasyonumu katmadan verece?im” demi? gibi sanki. Sinemadan bahsediyorsak, di?er sanat dallar?yla ili?kilendirmemizin de bir mahsuru olmasa gerek. Gerçi birkaç üstün sinema eksperi, dahi çocuklar sineman?n bir sanat olmad???n? üstüne basa basa iddia edebiliyorlar. Gerçi serzeni?te bulunmam da yanl??. O adamlar bu ba?l?kta ne gezer? Olsa olsa bo?ta gezer.

Ne diyordum, sinemay? ba?ka sanat dallar?yla ili?kilendirmek demi?tim. Örne?in resim. Bir ressam oturup da “burada sar?y? kulland?m ki rasyonalizm olgusu içinde modern dünyan?n sosyal olaylara yabanc?la?mas?n?, köy enstitülerinin kapanmas?na göndermelerde bulunarak, 1980 darbesi çerçevesinde yorumlad?m” ?eklinde bir aç?klama ile anlatm?yor. Peki neden biz sinemada yönetmene böylesi bir armut pi? a?z?ma dü?çülük ile yakla??yoruz? Bu “Hele bir otur günlerce u?ra? didin, Türkçe’ye çevir. Sonra da iki dakika film hakk?nda ara?t?rma yapmaktan aciz bana, filmin s?? bak?? aç?ma uymad???n? bir zahmet söyleyiver de beni izleyip kendime bir ?eyler katmakla falan u?ra?t?rma! Ayaklar?m?n yere de?medi?i suda yüzemem ben arkada?!” pi?kinli?inden zerre farkl? de?ildir. Bu bak?? aç?s? ile bakt???m?zda sinemaya büyük haks?zl?k yapt???m?z? dü?ünüyorum. Asl?nda bazen de dü?ünmüyorum. Çünkü iki dakika oturup filmin ne anlatmaya çal??t??? hakk?nda, çal??maya çal??maya at?l istihdam yaratan devlet memuru edas?yla bir elinde sigara bir elinde çay, bütün gün bo? gezenin bo? kalfas? beyinlerini yormayan insanlar?n, gerçek sinema ile ilgilenmelerinden, gerçek sinema tutkunlar? ve bu i?in emekçileri hicap duyarlar. Bu aymazl?k ve haz?ra konmac?l?k ile yakla??m gösteren, k?sacas? sinemay? bir tüketim malzemesi olarak gören kesimler için ?ahane bir oyuncak geli?tirilmi?. Ad?na Holywood diyorlar. Yak?ndan kumanda ile çal???yor. Gözünüze gözünüze her ?ey bir güzel sokuluyor. Sizi, ne hissetmeniz konusunda, ihtiyac?n?z? kar??lamak üzere programlanm??, gelecekten gelmi? hissiyat haplar? gibi, player?n?za koydu?unuz anda çal??maya ba?layan, mekanik bir meta üretilmi?. Bu oyunca??n tutkunlar? bir süre sonra kendilerini sinemasever veya ele?tirmen san?r. ??te ba??ms?z sinema, arthouse, dünya sinemas? bu kolpa sinemaseverlere bir sinemasavar gibi yakla?arak, bu e?siz dünyay?, her önüne geleni tüketmekle görevli ha?aratlardan uzak tutar.

Efenim daldan dala atlaya atlaya, ?u koca yaz? boyunca denizde kum bende laf oldu?u anafikrini ç?karabilirsiniz. Asl?nda ?u sinema ve müzik konusunu, soundrackler, sinemada müzik kullan?m? ve “müzik insanlar?”ndan esinlenerek haz?rlanm?? sinema eserleri dallar?yla enine boyuna konu?may? istiyorum. Bir ara çenem dü?er de Au Revoir Les Enfant gibi bir ?aheserle kar??la??rsam, elbet yazacak ?eylerim olur. ?imdi dae beni çok konu?uyorum diye ba?l?ktan p??p??lamadan yat?p uyuyay?m.
baronio


forum resmi
Clint Eastwood
Aman be Baronio, amma uzun yazm??s?n

Yine de hepsini okudum ve hak verdim tabiî ki sana. Zaten benzer ?eyler dü?ünüyormu?uz. Filmi izlemedi?im için hakk?nda yorum yapamayaca??m, ama her?eyi karar?nda b?rakma konusu oldukça önemli. Fakat müzik kullan?m?n? k?s?tlama fikrini sevmedim

Yani film ile müzi?i bir bütün olarak dü?ünmek gerek. Yard?mc? bir ö?e olan müzik filmin temposu, lirikli?i ve epikli?ine göre co?turulmal? bile bana kal?rsa. Bir Stanley Kubrick, bize Richard Strauss'un o muthi? müzi?iyle 2001'e giri? yapmasayd?, ayn? hissiyat? verebilir miydi acaba bize? Yine ba?yap?t olurdu, ama ayn? hissiyat? vermezdi. Bir Ennio Morricone, ?sl?kla çald???m?z en bildik o melodiyi ç?karmasa, Sergio Leone'den "?yi, Kötü ve Çirkin" gibi bir ba?yap?t ç?kar m?yd?? Elbette ç?kard? ama baz? ?eyler eksik kal?rd?. Müzi?i seçen yönetmen de sanatkârd?r, abes bir müzik koysa ne olur orada? Felâket olur.

Meselâ dün The Fountain'i izledim. Alttan alttan gelen bir müzik var, inan?lmaz iyi ve o müzik olmasa film benim için iki puan dü?erdi direk gözümde. Yani orada bol keseden (3 dk.'da bir çal?yor herhalde )kullanmas?na ra?men müzik filme çok ?ey katm??. O liriklik duygusunu vermi?. Seyirci yönetmen bütünle?mesi aç?s?ndan önemli.

Yine ayn? ?ey Rocky filmlerinde mevcut. Ben be? hariç alay?n? severim meselâ. Müzikler çok önemli orada.

Ha tabi, bir de fabrikasyon müzikler var, onlar? zaten pek tutmuyoruz. Sadece o müzikler de?il, o filmler de gerçek sinemasever taraf?ndan pek tutulmuyor zaten.

Demek istedi?in nokta ?u ise, yani kli?elerle mücadele etmek ise, dizinin en heyecanl? yerine "aman efendim bir d?nd?r?d?r? diye davul sesi koyal?m, yok dramatik yere de keman? basar?z" gibi ucuz bir anlay?? tabii ki olmamal?. Zaten bu ucuz yakla??m? da karn? tok olan bizler yemeyiz.

Jim Jarmusch ise hakikatten az da olsa yerinde müzik kullan?yor. Meselâ Down by Law'da Tom Waits'in ?ark?lar? çok iyiydi. Özellikle giri?teki ?ark? inan?lmazd?.
baronio
QUOTE
Fakat müzik kullan?m?n? k?s?tlama fikrini


Yok yahu dostum, k?s?tlama fikri bana ait de?il vallahi. Üstüme iyilik sa?l?k. smile.gif

Benim demek istedi?im "sadece müzik üzerinden seyirciyi tavlama ucuzlu?una kaç?lmas?n"d?. Film on para etmezken müzi?i ile prim yapmaya çal??mas? ortaya keçi boynuzundan ba?ka bir ?ey ç?karm?yor. Örne?in "The Last Mohican". ?imdi yoldan adam çevirip ?sl?kla melodisini çald?rmaya kalksan çalamayacak adam var m?d?r? Ama filmin ba?tan sona konusunu ya da ba?rol oyuncusunu sorsak kaç ki?i cevaplayabilir? On para etmez 3. s?n?f bir Amerikan filminden ba?ka bir ?ey de?ildir.

E?er ortaya iyi bir ürün ç?kartm??san, bunu iyi bir müzik ile donatt???nda "Unutulmaz" oluyorsun. ?yi film s?radan ya da çok göze çarpmayan müzik kullan?m? ile "?yi film" oluyorsun. Ama kötü film iyi müzik kombinasyonunu sa?lad???nda "Madara" oluyorsun. (Ke?ke böyle basit bir matemati?i olsa sineman?n. Ama bu paragraf boydan boya palavra. oleyo.gif )

Zaten yönetmen olarak vermeyi beceremedi?i heyecan?, gerilimi "z?n z?n z?n"larla vermeye çal??an yönetmenler hakk?nda yaz? yazmaya gerek görmüyorum. Ama yard?mc? güçleri müzikten önce her yönetmenin üzerinde durmas? gereken ?eyin eserin bizzati kendisi olmas? gerekti?ini dü?ünüyorum.

Bu arada @iqmachine, yaz?n?n üzerine bir çift ?ey konu?mak isterim. Ma?allah bende de dil pabuç kadar. Herkese laf yeti?tiriyorum. Ama sahiden güzel noktalara de?inmi?sin. Arada kaynamas?n? istemem. Elimde belgelerle gelece?im ama say?n cevizkabu?u. fool.gif
Asıl içeriğin sadece basit bir görünümüdür. Resimlendirilmiş tam halini görüntülemek için lütfen, buraya tıklayınız.
Invision Power Board © 2001-2019 Invision Power Services, Inc.