forum resmi

“Defalarca yeniden do?dum ve eminim ki bu do?umlardan birisi Cannes’da meydana geldi.”

Yugoslav yönetmen Emir Kusturica sinemaya olan tutkusunu bu sözleriyle aktar?yor. Avrupal? yönetmenler için doruk noktas? say?labilecek Cannes Film Festivali’nde Alt?n Palmiye’yi iki kere kucaklad???n? dü?ününce (Bu ba?ar?ya Francis Ford Coppola ve Bille August dâhil 6 yönetmen ula?t?.) neden bu ifadeyi kulland??? a?ikâr. Kusturica auteur yönetmen kimli?inin yan? s?ra basgitar da çald??? “No Smoking Orchestra” balkan-punk grubuyla da dünyay? geziyor, baz? filmlerinin müziklerini besteliyor. S?rp milliyetçisi olarak adland?r?lan politik duru?uyla da her daim tart??malara ve ele?tirilere konu olan yönetmen, Avrupa Sinemas?’nda kendine has üslubuyla büyük bir hayran kitlesi yaratm?? durumda. ?imdi okuyacaklar?n?z ise Balkanlar? ve özellikle çingene kültürünü kendi gözünden beyaz perdeye aktaran, bunu her saniyesi en ince detay?na kadar ustal?kla kotar?lm?? görüntüler e?li?inde izleyiciye sunan, birbirinden ?enlikli filmlerin yarat?c?s?n?n hikâyesi...

Emir Kusturica 24 Kas?m 1954'de Bosna-Hersek'in bugünkü ba?kenti Saraybosna'da do?du. Kökleri Ortodoks Slavl?k’tan gelme olan Emir’in babas? Bosna-Hersek ?stihbarat Bakanl???’nda çal??an komünizm yanl?s? bir Müslüman idi. Yönetmen büyüdükçe babas?yla siyasi görü?leri konusunda ayr? dü?meye ba?lad?. Genç adam?n hayat?n?n geri kalan?n? ?ekillendirecek belki de en önemli yol ayr?m?, tam da bu y?llarda arkada? çevresinde ya?ad??? politik eksenli tart??malar sonucunda kar??s?na ç?k?verdi. Saraybosna’da günlerinin ço?u sinemada geçen Emir’i ailesi çevreden uzakla?t?rmak için Çekoslovakya’ya, Prag’?n sayg?n sinema okulu FAMU’ya gönderdi. Çek Sinemas?’n?n iki usta yönetmeni Miloš Forman ve Jirí Menzel’in mezun oldu?u okulu pek benimsemese de teorik anlamda kendini geli?tirdi ve ba?ar?l? birkaç k?sa film (Nevjeste Dolaze, Guernica, Bife ‘Titanik’) çekti. Babas?n?n yönetmen bir arkada??n?n yan?nda i?in mutfa??nda da çal??ma f?rsat? bulan genç sinema ö?rencisi ülkesine döndü?ünde bir film yönetmek için tüm nitelikleri bünyesinde birle?tirmi?ti. Çocuklu?unun geçti?i Saraybosna’da orta s?n?f bir ailenin çocu?u olan Emir, çingenelerin aras?nda onlara duydu?u hayranl?kla büyümü?tü. Onlar?n ya?am? oldu?u gibi kabulleni?leri, e?lenceye, müzi?e, dansa dü?künlükleri, tutkulu, güçlü ve iyimser mizaçlar? sürekli ilgisini çekiyordu. Ayn? zamanda çingenelerin tarih boyunca bat?l?lar taraf?ndan sürekli ayr?mc?l??a u?rad???n?, a?a??land???n? dü?ündü?ünden sinemas?n? onlar?n ya?amlar? üzerine in?a etti. Amerika’ya kadar gidip çekti?i Arizona Dream’e bile k?y?dan kö?eden dâhil etti çingenelerin ya?am?n?. Gelmi? geçmi? en iyi “görüntü yarat?c?lar?”ndan say?lan Emir Kusturica filmlerinde s?kl?kla rastlanan ö?elerden olan futbol, uçan objeler, çe?it çe?it hayvanlar, filmin içindeki filmler, dü?ünler ve özellikle neredeyse filmin tamam?na yay?lan balkan ezgileri onu benzersiz k?lar. Ruh hali ve fikirleri, filmlerinin atmosferi gibi karmakar???k, gel-gitlerle dolu, mant?kl? olmaktan ziyade hayalperest olan Kusturica’y? anlamak için en do?ru yol elbette filmografisinden geçer.

Emir Kusturica’n?n Avrupa Sinemas?’na ilk ad?m?n?, 1981’de kameraya ald??? Sjecas li se Dolly Bell (Dolly Bell’i Hat?rl?yor Musun) ile att?. Venedik Film Festivali’nde Alt?n Ay?’ya lay?k görülen film sava?tan henüz yaralar?n? almam?? 60’lar?n Saraybosna’s?n? fon al?yor. On alt? ya??ndaki Dino’nun (Slavko Stimac)gözünden dönemin tasvirini yapan film baz? noktalarda otobiyografik özellikler de ta??yor. Ne kadar içkili gelirse gelsin her gün evde komünizmin gere?ince, aile üyelerinin kat?ld??? –son karar? baban?n verdi?i(!)- toplant?lar yapan bir baban?n o?lu olan Dino zaman içerisinde arkada? çevresindeki serserilerden etkilenerek küçük suçlar i?lemeye ba?lar. Halkevlerinden görevlilerin bu çocuklara me?gale vermek için bir rock’n roll grubu kurmalar?yla Dino yeni deneyimlere yelken açar. Onu en çok etkileyecek olay ise gece klüplerinde dans eden fahi?e Dolly Bell’e â??k olmas?d?r. Senaryosunu Bo?nak ?air Abdullah Sidran’?n yazd??? film, sade anlat? yap?s? ile Dino ve ülkenin de?i?imlerine paralel ilerler. Ana karakterin s?kça tekrarlad??? “Gün geçtikçe daha iyiye gidiyorum.” repli?i filmin iyimserli?ine de örnek te?kil eder. Emir Kusturica ilk filmiyle uluslar aras? ba?ar? sa?lad?ktan sonra vites büyüterek Cannes’?n kap?lar?n? aralamaya soyunur.

forum resmi


1948’de Tito ve Stalin’in dü?tükleri ayr?l???n Yugoslav halk? üzerinde yaratt??? ?a?k?nl?k, bask? ve korku, Malik’in üç ku?aktan ailesinin bireyleri üzerinden yans?r izleyiciye Otac na sluzbenom putu (Babam ?? Gezisinde)’da. Yine senaryosunda Abdullah Sidran imzas? bulunan film Dolly Bell’e benzer bir yap?dad?r. ?leride Kusturica’n?n bir numaral? aktörü olacak Miki Manojlovic’in canland?rd??? kad?n dü?künü, alt kademe bürokrat Mesha gazetede yay?nlad??? politik bir karikatür sebebiyle tutuklan?r. O?lu Malik’e ise babas?n?n i? gezisinde oldu?u söylenir. Çocuklar?n hayata olan saf bak??lar?n? dingin ve hümanist bir tav?rla tarihten kesitler sunarak anlat?r Kusturica. Filmin geneline sinen hüzünlü yap?ya ra?men ayr?nt?larda yakalanan ironik ö?eler yönetmenin komedi anlay??? hakk?nda ayd?nlat?c?d?r. Ya?ad?klar? tüm sorunlara ra?men ayakta kalmaya çal??an aile, Malik’in d?? sesiyle anlat?l?r. Beklenmedik bir ?ekilde Cannes’da Alt?n Palmiye kazanan film, yönetmenin kariyerini ayd?nlat?r. Ödülün ard?ndan yüksek bütçeli film teklifleri alan Kusturica bir süre kendini müzi?e verdikten sonra çingenelere döner yüzünü. Bir süre ya?am tarzlar?n? gözlemledikten sonra onlar hakk?nda bir film çekmeye karar verir. Kusturica’n?n “Balkanlar?n Fellini’si” lakab?n? alaca?? olgunluk dönemine geçi? filmidir ayn? zamanda bu karar...

“Yeryüzünde daima sizi Dünya’ya çekmek için s?raya girmi? a?a??l?k herifler olacakt?r; ama ara s?ra uçmal?, hiçbir ?ey olmad???m?z hissini tatmal?y?z.”


forum resmi


Y?llarca anneannesi taraf?ndan büyütülen Perhan, Azra’ya s?r?ls?klam â??k olur. Makedonya’n?n varo?lar?nda akordeonu ve hindisiyle süregiden basit ve saf hayat?n? bu u?urda b?rakarak, mafya olan Ahmed’in yan?nda çal??maya ba?lar. Amac? paras?n? biriktirip, Azra ile ilgili kurdu?u hayallerine ula?makt?r. Kusturica’n?n ana karakterlerinin s?rt?na yüklemeyi sevdi?i küçük pis i?lerle para kazanmaya çal??an Perhan (Babam ?? Gezisinde’nin a?abeyi Davor Dujmovic) Milan’a kadar gider. Yaln?z karma??kla?an i?ler, kirlenen hayat Perhan’a bir gömlek fazla gelir. O hayalleri için çabalar, zaten “Hayalleri olmayan bir çingene niye ya?as?n ki?” diye dü?ünür, cevab?n? ona gerçek(üstü) hayat verecektir. Bir yol filmi oldu?u kadar Ahmed-Perhan ikilisinin and?rd??? Don-Vito Carleone’den dolay? mafya filmi, ayn? zamanda dramatik bir a?k hikâyesi... Filmin en etkileyici yanlar?ndan birisi ku?kusuz Goran Bregovic’in müzikleri. Kusturica ile birliktelikleri ileride devam edecek olan müzisyen, Talijanska’n?n e?li?inde Perhan’?n anneannesine yazd??? mektupta, Ederlezi ile kutlanan H?d?rellez’de izleyicinin zihnine sahneleri notalarla adeta kaz?r. Çingenelerin kendi dillerindeki konu?malar?yla ve amatör oyuncularla çekilen film karamsar yap?s?yla, Kusturica filmografisinin en dramatik parças?d?r. Çingenelerin Zaman?’ndan sonra Miloš Forman’?n davetiyle Columbia University’de ders vermek üzere Amerika’ya gider. Ö?rencisi David Atkins’in kaleme ald??? “Amerikan Rüyas?” kavram?n? irdeleyen senaryoyu çekmeyi kabul eder, evden uzakta ingilizce çekti?i Arizona Dream, Yugoslavya’da patlak veren iç sava? sebebiyle Kusturica’ya zor günler ya?at?r.

“Bal?k dilsizdir. ?fadesizdir. Bal?klar dü?ünmez; çünkü onlar her ?eyi bilirler.”

forum resmi


Johnny Depp, Faye Dunaway, Lili Taylor gibi ünlü oyuncularla çekilen film, bal?klar? sayarak hayat?n? kazanan Axel’in, amcas? Leo taraf?ndan Arizona’ya davet edilmesi sonras?nda ister istemez içine dü?tü?ü Amerikan Rüyas? ile mücadelesidir. Leo’nun ?srarlar?na ra?men araba satmay? bir türlü kabullenemeyen Axel, bir gün tan??t??? ve hayat?n?n bir de?i?ime daha u?ramas?n? sa?layacak iki genç kad?nla ya?amaya ba?lar. Hayalleri olanlar?n öyküsüdür Arizona Dream. Kaplumba?alar? ve bal?klar?yla Lili’yi büyülü bir simgesellikle hikâyeye yediren Kusturica aktör olmak isteyen Paul sayesinde Hitchcock’a, Scorsese’ye ve Coppola’ya özentilikten uzak bir mizahla kurgulad??? sahnelerle sayg? duru?unda bulunur. Çekimler s?ras?nda ülkesinden kilometrelerce uzakta ald??? sava? haberi, zaten hassas ruhlu olan yönetmeni çok üzer. Film sonlar?na do?ru Bregovic’in hüzünlü ezgileri e?li?inde a??r? karamsar bir havaya bürünür, bu da Kusturica’n?n filmine tutkular?na ne derece yans?tt???n?n güzel bir örne?idir. Arizona Dream Amerika’da bir süre gösterime bile girmez, Berlin’de Alt?n Ay? kazand?ktan sonra ad?n? duyurur. Defalarca izlenip her fark edilen ayr?nt?da insan?n içini titretme özelli?ine sahip olan film, yönetmenden Balkan hikâyeleri dinlemek isteyen hayranlar? taraf?ndan üvey evlat muamelesi görmü?tür. Zaten sonras?nda ya?ad??? bunal?m?n da etkisiyle anavatan?na dönen Kusturica bir ülkenin 30 y?ll?k tarihine kendi perspektifinden bakt???, tüm filmlerinden daha yo?un ve güçlü bir öyküsü olan unutulmaz Underground’u kameraya al?r...

forum resmi


1941 y?l?nda Belgrad’? Almanlar ku?at?r. Komünist Marko(Miki Manojlovic) üstün liderlik vas?flar?n? kullanarak bir grup insan? yeralt?na indirerek direni?çilere sa?lamak üzere gizliden silah üretimine ba?lat?r. Köleler y?llar y?l? gerçek dünyadan bihaber ya?ar, ta ki rastlant? eseri d??ar? ç?k?p iç sava??n yok etti?i ülkelerini kendi gözleriyle görene kadar... ?nsanl???n h?rslar? ve ç?karlar? yüzünden parçalanm??, art?k sadece bir hat?ra olan Yugoslavya’ya yaz?lan uzun bir veda mektubudur Underground. Her an?na müzi?in i?lendi?i, etnik olarak birbirinden farkl? insanlar?n bazen kavga gürültü bazen sevgi içinde ya?ad???, do?aya kucak açm?? bir ülke... Bu ülkedeki iç kar???kl?k ve sava? ise, Tunca Arslan’?n da belirtti?i üzere, adeta karde? kavgas?d?r. Kusturica’da bu kavgaya aile d???ndan kimsenin kar??mas?n? istememektedir. Politik anlamda ele?tiri oklar?na tutulan film, temelde en saf duygulardan karde?li?i kutsuyor. Bu karde?li?e nifak sokmaya kalk??an herkesi ise hedef al?yor. Neredeyse her sahnenin bir alt metin bar?nd?rd???, kurgusal karakterlerin gerçek kurumlara ve insanlara göndermeler içerdi?i, görsel ve duysal bir curcunay? da yine genel tarz? olan iyimserlikle anlat?yor. Görüntü yönetmeni Vilko Filac’?n yeralt?ndaki hapsedilmi? ama fark?nda olmayan insanlar? ustal?kla kameraya alan kompozisyonlar?, Goran Bregovic’in her zamanki gibi k?p?r k?p?r, hikâyenin s?rt?n? dayad??? müzikleri (Aç?l??taki Kalashnjikov pek manidard?r.) ile üç saatlik bir ?ölene dönü?en Underground Emir Kusturica’ya Cannes’da ikinci Alt?n Palmiye’yi kazand?r?r. Ödülün ard?na filmi henüz izlememi? felsefeci Alain Finkielkraut’un frans?z gazetesi Le Monde’de Kusturica’y? S?rp Milliyetçili?i yapmakla suçlad??? yaz? ve ard?na gelen tart??malar yönetmeni sinemay? b?rakma karar?na kadar vard?r?r. Böylesine üretken bir sanatç? için sinemay? b?rakmak zorlay?c? olsa gerek, Emir Kusturica üç y?l sonra politikadan olabildi?ince ar?nm?? (her ne kadar gizliden mesajlar bar?nd?rsa da), kendi deyimiyle “evrensel karma?a”y? bir a?k hikâyesi ?????nda dillendirdi?i Crna macka, beli macor (Kara Kedi, Ak Kedi) ile sinemaya kesin dönü? yapar.

forum resmi


“Bu evrende her ?ey durmadan çarp???yor. Sonsuza kadar da çarp??acak. Bütün nesneler, insanlar ve hayvanlar ayn? ortama pald?r küldür itiliyor. Ak kedi, kara kedi, kafalar sürekli kar???k.”


Küçük mafya i?leriyle ilgilenen Matka, Dadan’a borçludur. Dadan ise evde kald???n? dü?ündü?ü k?z?n?n evlenmesini ister. Bunun üzerine k?z? Afrodita’y?, Matka’n?n o?lu Zare ile evlendirmeye karar verir. Oysa Zare hayat?n?n a?k? Ida’y?, Afrodita ise beyaz atl? prensini beklemektedir. Tüm problemlerin çözülmesi için herkesin biraraya geldi?i bir ak?amüstü yeter de artar bile. 1978’de çekilen The Deer Hunter(Avc?)’daki efsane “dü?ün” sahnesini k?rar geçirir Kusturica, film neredeyse dü?ünle e?zamanl? akar. Her an karma?an?n hâkim oldu?u ola?anüstü planlar içinde kazlar, kediler, çalg?c?lar, birbirinden ilginç karikatür gibi karakterleriyle görüntü yaratma ustas? olan yönetmenin tarz?na son derece uygundur. Di?er filmleri gibi politik söylemler ön planda olmasa da Alman plakalar? ve domuzun arabay? Yugoslavya haritas?na benzer bir ?ekilde yemesi gibi sahnelerde inceden göndermeler yapm??t?r. Ba?lad??? andan sonuna kadar estirdi?i büyülü havayla, No Smoking Orchestra’n?n en az Bregovic kadar etkileyici müzikleriyle, dinmek bilmeyen temposuyla izleyenler için bir umut diyar?n?, bitmeyen bir türküyü, insan do?as?n?n siyahtan çok beyaz taraf?n? anlat?yor.

Böylesine ?amatal?, sürreel, politik duru?a sahip filmlerin yönetmeni nas?l bir belgesel çeker diyenleri Kusturica’n?n 2001 y?l?nda çekti?i Super 8 Stories (8 Süper Hikâye) filmi epey tatmin etmi?tir eminim. Yönetmen, Kara Kedi, Ak Kedi’nin müziklerin birlikte yapt??? “No Smoking Orchestra”n?n yol hikâyesini arkada? çevresini kameraya alan birinin s?cakl???yla, ama o titiz sinematografisinden taviz vermeden anlat?yor. Daha çok Kusturica’n?n s?k? takipçilerinin seyir ?ans? buldu?u, ülkemizde gösterime girmeyen filmin ard?na bu sefer Türkiye’de vizyon ?ans? bulan son filmi Zivot je Cudo(Bir Mucizedir Ya?amak) filmi için kamera arkas?na geçti.

forum resmi


1992 Bosna’s?. Y?llarca u?ra?t??? demiryolunu nihayetlendirmeye çal??an baba Luka, opera sanaçt?s? olmak isteyen anne Jadranka ve futbolcu olma hayalleriyle yan?p tutu?an o?ullar? Milos trajediden uzak bir hayat sürmektedirler. Ülkede patlak veren sava??n neticesinde bu hayaller yerle bir olman?n e?i?ine gelir. Oysa hayata tutundukça daha tadacak ne a?klar, ba?ar?lar, e?lenceler vard?r. Dramdan olabildi?ince ar?nm?? film ise tüm iyimserli?i ve umursamazl???yla “Bir Mucizedir Ya?amak” der. ?amataya bulanm?? bir Romeo&Juliet hikâyesini, sava??n y?k?m?yla dalga geçerek anlat?r. Gün geçtikçe Kusturica ya?ad??? diyar?n geçmi?ine daha olgun bak??lar atar, olan biteni kafas?nda tartar, güçlenen kameras?yla meydan okur yine “k??k?rtmac?” olmakla suçlad??? bat?l?lara. Bir de müziklerde, i?in üstad? Goran Bregovic’e geri dönse... Yine kendisinin imzas? olan filmin müzikleri eski filmlerindeki gibi hikâyeyi ta??y?c? unsurunu biraz kaybetmi? görüntüsü çizer bu filmde. Bombalar?n ya?d??? evde reçelle ta?lar? yap??t?r?p satranç oynamaya çal??an insanlar, kur?unlar?n aras?nda a?klar?n? doyas?ya ya?ayan sevgililer... Farkl? etnik köken ve dinlerden insanlar?n birarada, orkestral bir uyumla süregiden öyküsü ete kemi?e bürünür. Geçmi?ten bugüne getirdi?i sinema tarz?n? çok de?i?tirmeden yine kaos ortamlar? yaratan, hayvanlar? filme neredeyse oyuncular kadar dahil eden, müzik e?li?inde klip tad?nda sekanslar yaratan Kusturica’n?n en olgun filmlerindendir Life is a Miracle. Baz? kesimler taraf?ndan art?k kendini a??r? tekrar etmekle suçlanan yönetmen, teorik anlamda bir auteur’den beklenenleri lay???yla kar??lamakta.

2004’ten günümüze, henüz doya doya bir Kusturica yap?t? seyredemedik. Yönetmen Life is a Miracle’dan bir y?l sonra farkl? k?talardan yedi yönetmenin çekti?i yedi k?sa film ile ( Spike Lee, John Woo, Ridley Scott...) Unicef’in finanse etti?i All the Invisible Children projesine kat?ld?. 26. ?stanbul Film Festivali’nde “Görünmez Çocuklar” ad?yla gösterilen film, yedi çocuk kahraman?n gözünden hüzünlü mü hüzünlü hikâyeler anlatt?. Kusturica’n?n k?sas? Blue Gypsy(Mavi Çingene)’nin pek çok festivalde en be?enilen k?sa oldu?unu ise hat?rlatmamak olmaz san?r?m. Hayranlar?n?n a??zlar?na bir parmak ac? bal çalan Kusturica, Maradona biyografisi yapmaya ba?lad???nda, herkeste bir merak ve ?a?k?nl?k oldu. Filmlerinden anlayabilece?imiz gibi futbol a?k?yla yan?p tutu?an yönetmen, Dünya Futbol’unun en büyük ismi olarak görülen Diego Maradona’n?n hayat?yla yak?ndan ilgiliydi. 2008’de montaj?n?n tamamlan?p, gösterime girece?i söylenen filmde Kusturica üç ayr? Maradona ke?fetmi?. Bir futbol ö?retmeni, ABD’nin tek tarafl? politikas?na her daim ayr? dü?mü? bir vatanda? ve bir aile babas?. Futbolcunun alkol sorunlar?n? içeren dönemine odaklanmayan filmin, bugüne dek yap?lm?? en etkileyici “futbolcu belgeseli” olaca?? su götürmez bir gerçek. 2005’de ba?lay?p henüz bitmeyen bu belgesele verdi?i bir arada ise yönetmen bu sene Cannes’da yar??ma filmlerinin aras?nda bulunan Promise Me This’i tamamlad?. Her ne kadar Cannes’da pek öne ç?kamam?? olsa da, “Babam ?? Gezisinde”ye benzerli?iyle ad?ndan söz ettiren film, büyükbabas? ölüm yata??nda olan Tsane’nin, dedesinin vasiyetini yerine getirmek için kendine bir e? bulma serüvenini anlat?yor. Jasna ve Tsane ile yine bir a?k öyküsü anlatan Kusturica Kara Kedi Ak Kedi’de tad?n? ald??? romantizmden vazgeçememi? görünüyor. Yak?n zamanda seyir f?rsat? bulmak dile?iyle...

Yer yer a??r politik görü?leriyle, yer yer içindeki “insan olman?n verdi?i iyimserlik” ile kitleleri kendine çeken Emir Kusturica film çekti?i sürece Avrupa Sinemas?’n?n tepesinden inecek gibi görünmüyor. Kendine güveniyle ve fikirlerinin arkas?nda duru?uyla ilgili en me?hur an?s? 15 y?l önce a??r? milliyetçi Volislav Šešelj’i Belgrad’?n orta yerinde ö?len davet etti?i düello göze çarp?yor. Šešelj bu teklifi “bir sanatç?n?n ölümüne sebep olmay? istemedi?inden” reddediyor. Filmlerindeki kara mizah esinlenmelerini ayn? okuldan mezun oldu?u Jirí Menzel’den etkiler; yaratt??? atmosferlerdeki karga?a dolu tasvirler, Avrupa Sinemas?’nda pek benzeri bulunmayan Federico Fellini havas? ta??r. Ayn? zamanda filmlerinde refere etti?i Alfred Hitchcock ve Andrei Tarkovski favori yönetmenlerindendir. Her ne kadar endüstriyel Hollywood Sinemas?’n? f?rsat buldukça d??lasa da John Ford ve Martin Scorsese’nin sinema e?itiminde önemli yer sahibi olduklar?n? kabul eder ve filmlerinde s?k s?k sevdi?i isimleri anar. Tam bir sanatç? olman?n hafifli?iyle sinema, edebiyat ve müzi?e olan tutkusuyla üretkenli?ini ve heyecan?n? hiç kaybetmeyen Yugoslav yönetmen, eminiz ki yüre?inde henüz anlatmaya f?rsat bulamad??? pek çok hikâye sakl? ve gücü yetti?ince insanlar? birkaç saatli?ine günlük hayattan koparan gerçeküstü ?ölenlerine devam edecek.