Bu kazanda Jarmusch filmleriyle ilgili spoiler kaynamaktad?r, zevk kaç?rabilir...


Jarmusch’un film karakterleriyle izleyici aras?nda kurdu?u ba?, benim nazar?mda sineman?n büyülü dünyas?n?n kap?s?n? aralayan birkaç anahtardan biri konumundad?r. Bir çok filmde filmin bir karakteriyle özde?le?mek, en az?ndan kendimizden bir ?eyler bulmak mümkündür. Jarmusch’un filmlerinde ise her karakterle bütünle?mek hem de bunu her filminde ya?amak mümkün. Öyle ki, Stranger Than Paradise filminde Eddie’nin bedeninde Willie ve Eva’n?n yolcuklar?n?n refakatçisi oluruz. Onlara Eddie kadar bir mesafede olan izleyici asl?nda ayn? zamanda filmin de bir karakteridir. Bunun yan?nda hem Willie hem de Eva gibi ya?ay?p hissederiz. Willie Eva’n?n u?runa, hiç sevmedi?i ve unutmak istedi?i memleketine dönerken her ne kadar ekrandan jenerik yaz?lar? geçse de biz uçakta Willie’nin yan?nda hayat?m?za devam ederiz. Jarmusch filmleri izleyici için bitti?i zaman filmin karakterleri için bitmez. Tabi benim gibi yönetmenin müptelas? bir izleyici için de bitmez, çünkü Jarmusch, bu çe?it izleyiciyi öyle bir etkisi alt?na alm??t?r, karakterlerle öylesine bütünle?tirmi?tir ki, onlardan kopmak imkans?z hale gelmi?tir. Jarmusch ile bu film vas?tas?yla tan??an bir miktar seyirci de fark?nda olmasa bile art?k kendini müptela s?n?f?na koymu?tur.

Jarmusch’un her filminde görülen bu özellik, temellerinin at?lmas?nda pay?n?n oldu?u Amerikan ba??ms?z ruhundan ve film yönetiminin samimiyetinden gelir. Down by Law filminde hapishane hücresinde bulu?an 3 farkl? kahraman?m?z kendi aralar?nda birbirlerini sevmese de, izleyici olarak hepsine ayn? derecede sevgi duyar?z. Onlar?n ?a?k?nl??? bizim ?a?k?nl???m?zd?r, onlar s?k?l?nca s?k?l?r, endi?elenince endi?eleniriz ama en çok da onlarla birlikte e?leniriz, i scream, you scream, we all scream for ice cream diye ba??r?p ilginç dans figürleri sergileyerek. Çaresizlik içinde devam eden hapis hayat?, anlamland?ramad?klar? ve sadece kelime anlam?nda kalan bir özgürlü?e aç?ld???nda, ne?e de hüzün de yerini karars?zl??a b?rak?yor. Her ?eye ra?men pes etmeyen bu kafadarlar filmin son sahnesinde de ortada kalm?yorlar, aksine kendi yollar?n? seçecek cesareti gösterip üç ayr? hayata da??l?yorlar. Buradan sonra istedi?imiz birini takip etmek yine biz izleyicinin elinde.

Eskiden biraz yeni, vah?iden daha vah?i bat?da, William Blake ad?nda, hayat?n? kurtaran K?z?lderili taraf?ndan ada?? ?ngiliz ?air zannedilen ?air ruhlu bir katille bile özde?le?ebiliriz. Üzerinden y?llar geçse de akl?m?zdan ç?karamad???m?z sahneleriyle ço?u ki?iye göre Jarmusch’un en iyi filmi olan Dead Man’de, Johnny Depp’in mükemmel oyunculu?u da William Blake’yi sevip özümsememizde etkin rol oynar. K?y?dan ayr?l?rken, onun son yolculu?una ç?km?? olma ihtimalini akl?m?za getirmek istemeyiz. Onun kald??? yerden bir sonraki sabaha do?acak olan bizlerizdir. Ya tatl? bir hayata uyananlardan olaca??z ya da sonsuz karanl??a. Ama b?rakt???m?z noktada onun mutlu oldu?unu unutmayaca??z.

Son filmi Broken Flowers için de bu geçerliydi. Ortada m? kalm??t?k? Mektubun sahibini ö?renememi?, gizemi çözememi?tik belki ama bu sefer de Bill Murray’in sade, nahif oyunculu?uyla kendi iç dünyam?zda yolculu?a ç?km??t?k. Dönmek ne kadar gereksizdi ve biz de dönmemi?tik o yolculuktan. Her zamanki gibi yine bir Jarmusch filmi, film biterken biz izleyiciler için bitmemi?ti.

Jarmusch üzerine söylenecek çok sözden biraz?...