Yardım - Arama - Üyeler - Takvim
Tam Forum Görünümü: Alt?n? Çizdiklerimiz
Yedinci Gemi Forum > De Facto > Edebiyat
Sayfalar: 1, 2
don quijote
Bu kültürün okuma tembelliği sıcaklarla artar mı, azalır mı bilmem; ama kitap okumak ve kitap tüketmek arasındaki çizgiye basmamaya çalışıyorum son zamanlarda. Hızlı yaşayıp genç öleceğim, dediğim geçmiş çağdan sıyrılınca daha sakin ve oturaklı okumaya başladım. Hepimizin yakındığı tüketim hastalığı, haliyle ve ne yazık ki, okuduğumuz kitaplara da bulaşmış durumda. Çoğunlukla satırlar gözlerden kayarken, bir kulaktan girip diğer kulaktan çıkıyor kelimeler ve arada verdiğimiz kayıpların farkına bile varmıyoruz. (Yalnız her kitaptan hayat dersi çıkacak değil, bazı kitaplar vardır: "Oku ve zamanı öldür." Ben böyle kitaplardan bahsetmiyorum.) Uzatmadan, bu durum rahatsızlık verdi bünyeye ve yeni bir alışkanlık kazandım: Beğendiysen yaz kenara!

Sevgili dostum denizkemal'in önerdiği iki kitap ve Mevlana'nın Mesnevi'lerinden birkaç satır ve kısımla başlıyorum. Başlığın amacı da budur: tüketmesi zor, okunduğuda tekrar okuma isteği uyandıran satırları paylaşmak.

İtalyan yazar Italo Calvino'nun Görünmez Kentler'inden iki paragraf:

Marco Polo, tek tek her taşıyla bir köprüyü anlatıyor.
"Peki köprüyü taşıyan taş hangisi?" diye sorar Kubilay Han.
"Köprüyü taşıyan şu ya da bu taş değil, taşların oluşturduğu kemerin kavsi," der Marco.
Kubilay Han sessiz kalır bir süre, düşünür. Sonra ekler:
"Neden taşları anlatıp duruyorsun ban? Beni ilgilendiren tek şey var, o da kemer."
Marco cevap verir:
"Taşlar yoksa kemer de yoktur."

S. 127

Düşündüm: "Yaşamda bir an geliyor, tanıdığın insanlar arasında ölüler canlılardan çok oluyor. Ve beyin başka yüz hatlarını, başka ifadeleri kabul etmeye yanaşmıyor: rastladığı bütün yeni yüzlere eski izlerin damgasını vurup, her birine en uygun maskeyi buluyor."
S. 139

Richard E. Nisbett'in Düşüncenin Coğrafyası'ndan bir kesit:

Günümüzde bile Doğu Asyalılardan çoğunun bildiği, tek atı kaçıp giden yaşlı bir çiftciyle ilgili kadim bir Çin meselesi vardır. Atının tek geçim kaynağı olduğunu bilen komşuları, onu teselliye koşarlar. Yaşlı adam teselli edilmeyi reddederek, "Neyin iyi, neyin kötü olduğunu kim bilebilir?" der. Gerçekten de, birkaç gün sonra atı geri döner, hem de yanında vahşi bir atla birlikte. Yaşlı adamın dostları bu sefer onu kutlamaya gerlirler. Kutlamaları reddeden ihtiyar, "Neyin iyi, neyin kötü olduğunu kim bilebilir?" der. Ve gene birkaç gün sonra yaşlı adamın oğlu vahşi ata binmeye çalışırken düşerek bacağını kurar. Dostları oğlunun talihsizliğinden duydukları üzüntüyü bildirmek için yine gelirler. "Neyin iyi, neyin kötü olduğunu kim bilebilir?" der ihtiyar. Aradan birkaç hafta geçer ve kasabaya, komşu ülkeyle savaşacak güçlü erkekleri askere almak için ordudan adamlar gelir, ama yaşlı adamın oğlu savaşacak olmadığı için paçayı kurtarır.
S.27

Mevlâna Celâleddin Rûmi'nin Bütün Eserlerinden Seçmeler'inden iki beyit:

* Aşkın verdiği ders hiç unutulur mu? Ona çalışmaya ihtiyacımız yok. Zaten o ders çalışmakla öğrenilmez.
S.286

*Ey insanoğlu! Bazen ağlıyorsun, gözyaşı döküyorsun, bazen de altın sevdasına kapılıyor, toprak eliyor, altın kırıntıları arıyorsun! Fakat düşünmüyorsun ki, sen, altın madenisin, değerli bir kimyasın!...
S.331
siroguz
Zor, daha doğrusu seyrek kitap okumamın sebebi, her kelimesini anlayıp sindirebileceğim çok sessiz bir ortam bulmamın zorluğu olarak düşünürüm. Tüm şehir uyuduktan sonraki gecenin sessizliği, uykusuzluktan dolayı oluşan algı zorluğu olmasa en uygun zaman benim için. Ben de bir kaç senedir elimde fosforlu kalemle kitap okuyorum. smile.gif

Şu anda yanımda kitaplarım yok ama Samipaşazade Sezai'nin büyük romanı Sergüzeşti'de Celal'in sarf ettiği şu sözleri unutmak mümkün değil:

"En gerçek saadet, temiz bir ruhun aynası olan iki güzel göz; en büyük zenginlik de, iyi bir kalbin hislerini gösteren gül rengi dudaklardan akseden tatlı bir tebessümdür..."

Mesnevi'de de altını çizdiğim pek çok beyitten ikisi:

"Rabbim! en az bahşişin dünya senin;
Var mı meçhûlün olan sır ya senin!
(59)

Aşk, öbür her hastalıktan ayrıdır,
Aşk, ilahî sırrın usturlabıdır.
(111)
usturlap -bı
isim, eskimiş (usturlâp)

Gök cisimlerinin yükseltisini ölçmekte kullanılan araç.


Takip etmeye doyamayacağım bir başlık daha kazandık galiba...
Estel
Çok sevdi?im bir roman yazar? olan Tom Robbins'ten;

QUOTE
Dar görü?, beyin egodan daha az enerjik oldu?unda ço?alan optik bir mantar yüzünden olu?ur. Siyasete maruz kal?nca karma??k bir hal al?r. ?yi bir dü?ünce, s?radan dar görü?ün filtre ve kompresörlerinden geçirilince öte taraftan ölçü ve de?er aç?s?ndan azalm?? olarak ç?kmakla kalmaz, yeni dogmatik biçimlenimiyle ba?lang?çta niyetlenilenin tersi etkiler üretir.
??te bu ?ekilde, ?sa Mesih’in sevgi dolu dü?ünceleri, H?ristiyanl?k’?n kötülük saçan kli?eleri haline gelmi?tir. ??te bu nedenle, tarihteki neredeyse her devrim ba?ar?s?zl??a u?ram??t?r: Ezilenler iktidar? ele geçirir geçirmez “devrimi korumak” için totaliter taktiklere ba?vurarak ezenlere dönü?ürler. ??te bu nedenle, önyarg?n?n ortadan kalkmas?n? arzulayan az?nl?klar ho?görülerini yitirir, bar?? arzulayan az?nl?klar militanla??r, e?itlik arzulayan az?nl?klar kendilerini üstün görmeye ba?lar ve özgürle?meyi arzulayan az?nl?kar sald?rganla??r. (Kendini bask? alt?nda tutman?n ilk belirtisi gergin bir k?ç deli?idir)

Tom Robbins
A?açkakan – sf. 82
melih
Türk Edebiyatı'nın yüz akı bir roman. Bir Varoluşçunun Günlüğü'ne çok yakışacağını düşündüğüm bir yazı ayrıca. Kitabı bana öneren ebrehe'ye de bir kez daha teşekkürler.

Rendekar doğru mu söylüyor? "Düşünüyorum öyle ise varım" oldukça makul.
Fakat bundan tam tersi bir sonuç, varolmadığım, bir düş olduğum sonucu da çıkar.
Düşünen bir adamı düşlüyorum. düşündüğümü bildiğim için ben varım.
Düşündüğünü bildiğim için, düşlediğim bu adamın da var olduğunu biliyorum. Böylece o da benim kadar gerçek oluyor.
Bundan sonrası çok daha hüzünlü bir sonuca varıyor.
Düşündüğünü düşlediğim bu adamın beni düşlediğini düşlüyorum.
Öyleyse gerçek olan biri beni düşlüyor.
O gerçek ben ise bir düş oluyorum.


Puslu Kıtalar Atlası - İhsan Oktay Anar
pelagos
Dostoyevski ve Çerni?evski...?kisi de Rus edebiyat?na çok fazla katk?s? olmu? yazarlardan.
Ama felsefik olarak da birbirlerine gerçekten z?t iki yazar.
Dostoyevski'nin "Yeralt?ndan Notlar" roman?n? okuyunca Çerni?evski'den de
"Nas?l Yapmal??" roman?n? okumak gerekir.

"Yeralt?ndan Notlar" Çerni?evski'nin felsefesine cevapt?r. Bu zamandan itibaren
Dostoyevski'nin en kuvvetli inançlar?ndan biri, insan tabiat?n?n, Çerni?evski
soyundan iyimser faydac?lar?n inand??? gibi, temelinde ve asl?nda iyi olmad???
ve insan?n, tabiat?n?n bir yan?yla erdemli olarak, kötü oldu?unu bile bile kötüyü
isteyebilece?i ve seçebilece?i oldu. Bu inanç ilk kez Yeralt?ndan Notlar'da ortaya ç?kt?:

"Lütfen söyler misiniz bana, insanlar?n gerçek ç?karlar?n? bilmemeleri yüzünden kötülük
yapt?klar?n? ilk kez kim ortaya att?? Kim böyle ak?ll?ca laf etti? Sözde insano?lunun
kafas? ayd?nlan?r, gerçek ç?karlar? gözlerinin önünde serilirse burnunu kirli i?lere
sokmaktan geri durarak, bir anda soylu, temiz yürekli biri olup ç?karm??. Buna sebep
de, ayd?nlan?p gerçek ç?karlar?n? anlamaya ba?lad?ktan sonra, kendi ç?karlar?n? yaln?z ve
yaln?z iyilik yapmakta bulmas?ym??. Hey gidi çocuk; saf, temizyürekli bebek!"


Yeralt?ndan Notlar'da Dostoyevski Çerni?evski'nin sözlerinden bahsederek kar?? ç?k?yor
ona. Yukar?daki al?nt? bunu biraz da olsa göstermek içindi. Hangisinin felsefesine kendimizi
yak?n hissetti?imiz de önemli ama bunlar?n anlat?l?? biçimini görmek, bu yazarlar? tan?mak
gerekli bence. Çok önce yaz?lmalar?na ra?men güncelliklerini korumalar? da ba?ka ve önemli
bir neden okumak için.
baronio
En ba?ta Genç Bir ??adam?na adl? kitab?n? okuyup tek kelime ile mest oldu?um Emre Y?lmaz'?n biraz daha felsefik dü?üncelere ve hayat?n özüne de?indi?i kitab? ?eytan?n F?s?ldad?klar?ndan birkaç alt? çizili k?s?m aktarmak istiyorum. Bu iki kitab? da ?iddetle tavsiye ediyorum. Özellikle kal?n, uzun ve bir bütün halinde süren kitaplara zaman ay?ramayanlar için ideal. Birçok bölüme ayr?lm??, okumas? çok kolay. Ben bu iki kitab? toplamda 3-4 kez okumu?umdur. Çok keyifli sahiden.

"Gençken azmay? beceremeyenler, ya?l?l?klar?nda hem azar hem de beceremezler."

***


"Bir erkek kad?n?ndan b?kt??? için onu terk eder; bir kad?n ise erke?inden s?k?ld??? için. Arada çok önemli bir fark var.

Bir erkek doydu?u için kad?n?ndan b?kar; bir kad?n ise doyamad??? için erke?inden s?k?l?r. "

***


"A??k olmak erke?e yak???r. Kad?na asla! Kad?na yak??an sadece a?kt?r."

***


"Nefrete sevgiden daha çok güvenirim" dedi ?eytan; "Çünkü nefretin sahtesi olmaz."

***


"?çgüdülerimiz olmasa kimse kötü; ç?karlar?m?z olmasa kimse iyi olmazd?" diye f?s?ldad? ?eytan. Ve ekledi; "üstelik iyiler can s?karlar."

***


"Üstelik kötülük iyilikten herzaman daha dürüsttür. Kötülügün do?as?d?r dürüstlük. Kimse mahsuscuktan kötülük yapmaz. ??te bu yüzden bütün günahlar?m?z masumdur. Sevaplar?n?z ise..."

***


"?nsanlar? iyi ki sadece yapt?klar? ve yazd?klar? için yarg?l?yorsunuz," dedi ?eytan. "Benim gibi içlerinden geçirdikleri için yarg?lasayd?n?z Rahibe Theresa'y? bile alenen kur?una dizerdiniz."

***


"?yilikseverlik; vicdan?m?za sürdü?ümüz bir rujdur."

***


"Bize yap?lan iyiliklerin bedeli nankörlü?ümüzdür. Nankörlük, iyilik yapan?n bir de üstüne bunun keyfini sürmesine engel olur. Kaç baba, kaç sevgili, kaç e? ya?am??t?r bunu! Nankörlük kötülükten gelmez. Çok yüksek bir adalet ve hak içgüdüsünden gelir. Çünkü minnet esaretlerin en kötüsüdür."

***


"Hay?rs?z evlatlar, nankör sevgililer, göz oyan kargalar kendilerini besleyen ellerden hakl?d?rlar. Kendisini besleme küstahl???n? göstermedi?im hiçbir karga gelip beni gözümden oymad?. ??te bu yüzden nankörlük erdemlerin en do?al?, en içteni ve en y?rt?c?s?d?r. Çünkü nankörlük dürüstlüktür. Çünkü nankör her zaman hakl?d?r."

***


"Ya?am? verdi?i haz ve heyecan için sevdim.
Ölümü ise hikmeti ve adaleti için...
Ya do?mak?
??te bence as?l esrar buradad?r.
Neden do?ar?z?
Ya?am?n ne oldu?unu çok iyi görüyoruz.
Böyle bir ya?am?n neticesinde ölmemizin de hayr?n?...
Peki ama neden do?ar?z?
Durup dururken...
Mükemmel bir alemde huzur içinde yok iken."

***


Ya?amak... bir ak?nt?ya kendini kapt?rmakt?r.
Dü?ünmek ise ak?nt?lara kafa tutmakt?r."

***


Tanr'?ya inan?r?z...
?eytan'? ise biliriz...

***


"Bir Tanr? en çok kendine inananlara de?il kendine inanmayanlara muhtaçt?r. Onlar olmasa kendini tarif bile edemez. ??te bu yüzden akl? ba??nda her Tanr? önce kendine inanmayanlar? yarat?r. Ve i?te bu yüzden yer yüzünde bu kadar çok Din ve her Dinin bu kadar çok kafiri vard?r.

Tanr?n?n kitaplar?, Melekleri ve Peygamberleri var. Günahlar? ve sevaplar? var. Cenneti ve Cehennemi, Ahret günleri ve hesap defterleri var.

Peki ?eytan?n nesi var?
?çgüdülerimiz ve ortak ç?karlar?m?zdan ba?ka hiçbir ?eyi...

??te bu yüzden Tanr? mümin arar.
?eytan ise ortak. Ve i?te bu yüzden binlerce y?ld?r ?eytan hep kazan?yor.
Çünkü...
Çünkü hep kazand?r?yor.
Üstelik onunla yap?lan bütün i?lerde kazanc?m?z pe?in ödenir. Hemen burada burac?kta nakden ve defaten, bir kerede...
Siyanure
Dostoyevski'nin Beyaz Geceler'inden;

"Ah, kör yazg?! Aln?m?z?n kara yazg?s?! Biz insanlar yeryüzünde
yapayaln?z?z, i?te en büyük felaket burada! Rus bahad?r? sava?
alan?nda, "Sa? kalan varsa ç?ks?n kar??ma!" diye ba??rm?? bir
zamanlar. Bahad?r de?ilim, ama ben de hayk?r?yorum, ancak
sesimi kimseler i?itmiyor. Güne?in evrene can verdi?ini
söylerler. Güne? gökyüzüne yükselsin de görün bakal?m, o bir
ölü de?il mi? Her ?ey ölü, her yerde ölüler var. ?nsanlar
yeryüzünde yaln?z, çevrelerinde ölüm sessizli?i; bizim
dünyam?z bu i?te... "?nsanlar, birbirinizi seviniz!" Bunu kim
söylemi?, kim bize böyle bir vasiyet b?rakm??? Saatin sarkac?
habire vuruyor, duygusuz, so?uk so?uk... Saat gecenin 2'si.
?skarpinleri yata??n?n ucunda duruyor, giymesi için onu
bekliyor.
Sahi, yar?n onu götürdüklerinde ben ne yapaca??m?"
pelagos
William Shakespeare'in "Bir Yaz Dönümü Gecesi Rüyas?" eserinden bir bölümü sizlerle
payla?mak istiyorum. A?k, özellikle platonik a?k bu kadar güzel anlat?labilir herhalde:

HELENA:

"Kimi insanlar ne mutlu olabiliyor!
Atina'da kime sorsan?z, ben de onun kadar güzelim.
Ama ne önemi var, Demetrius öyle dü?ünmüyor ya!
Ondan ba?ka herkesin bildi?ini bilmek istemiyor.
Hermia'n?n gözlerine taparken o nas?l yan?l?yorsa,
Onun her ?eyini be?enirken ben de öyle yan?l?yorum.
S?radan, çirkin, çarp?k ?eyleri bile
A?k de?i?tirebilir, biçimli, de?erli k?labilir.
A?k gördü?ünü gözleriyle de?il, hayaliyle görür.
Kanatl? Kupid resimlerde i?te bu yüzden kördür.
Durup dü?ünme nedir, hiç bilmez a?k,
Kanad? var, gözü yoktur; bakmadan uçar gider.
A?k bir çocuktur derler ya, nedeni budur i?te,
Öyle çok yan?l?r ki yapt??? seçimlerde.
Oyun oynayan çocuklar?n etti?i yeminler gibi,
A?k u?runa yalan yere yeminler edilir her yerde;
Demetrius da Hermia'n?n gözlerine bakmadan önce
Dolu gibi yeminler ya?d?rm??t?, yaln?z seninim diye.
Ama Hermia'n?n s?cakl???yla çözülüverdi dolu taneleri,
Yeminler sa?anak oldu, eriyip gidiverdi.
?imdi gidip Hermia'n?n kaçt???n? ona söylemeli,
Yar?n gece pe?inden ormana gidecektir.
Verdi?im bilgiye kar?? bir te?ekkür bile alsam,
Çabalar?m hiç bo?a gitmemi? demektir.
Onu orada görmemle yitirmem bir olacak,
Biliyorum, ac?lar?m kat kat ço?alacak!"
(S. 30)
paranoid
Her ?ey ona do?ru bolla??r, onu besler ve peki?tirir;olaylar?, duygular?,dü?ünceleri taçland?r?r-bilgiçtir,söz götürmezdir-;onu kutsamayan hiçbir an, belirginle?tirmeyen hiç bir at?l?m ve do?rulamayan hiçbir dü?ünce yoktur. Krall???n?n s?n?r? olmayan ilaht?r, ona hizmet eden ve ün kazand?ran mukadderattan güçlüdür;ya?amla ölüm aras?ndaki birle?me çizgisidir,onlar? bir araya toplar;birbirine kar??t?r?r ve bununla beslenir. Onun gerekçelerinin ve do?rulamalar?n?n yan?nda, bilimler bir delice hevesler y???n? gibi görünür. Tiksintilerinin ço?kusunu hiçbir ?ey azaltamazd?:Bir önermeler bahar?nda çiçeklenen ve onun hayalci dogmatizmine, kibirli z?rvalar?na meydan okuyabilecek do?rular var m?d?r ? Onun kesinlikleri kar??s?nda hiçbir gençlik ate?i, hatta hiçbir zihin özürü direnemez;zaferleri de hem bilgeli?in hem cinnetin oybirli?i ile ilan edilir. Onun gedik vermeyen imparatorlu?u,s?n?rs?z hükümranl??? önünde dizlerimiz bükülür;ondan habersiz olmayla ba?lar her ?ey;her ?ey ona boyun e?ilmesiyle biter; ondan kaçan ve ona indirgenmeyen hiçbir fiil yoktur. ?u dünyadaki son kelime’dir; bir tek o, hiç hayal k?r?kl???na u?ratmaz. Çürütülemez hayal k?r?kl???…


E.M. Cioran
(Çürümenin Kitab?)
don quijote
Sosyal psikolojinin en güvenilir görüngülerinden biri, bize "Her dakika bir enayi do?uyor" deyi?ini kazand?ran sirk sahibinin ad?yla an?lan Barnum etkisidir. Herhangi birinin, kendi karakteri hakk?nda çarp?c? bir içgörüye sahip oldu?unuzu sanmas?n? istiyorsan?z, ona sadece ?una benzer bir ?ey söyleyebilirsiniz: "Her ne kadar genelde iyimser bir ki?ili?e sahip olsan da, kimi zaman- nedenini aç?kça anlamaks?z?n- hüzünleniveriyorsun. Ço?u ki?i senin hayli d??adönük oldu?unu dü?ünürken, asl?nda oldukça utangaç birisin..."
S.143

Huntington, (...) Do?u Asya, ?slam ve Bat?'y? içeren belli ba?l? kültürel gruplar?n de?erlerinde ve dünya görü?lerindeki uzla?t?r?lamaz farkl?l?lar yüzünden birbiriyle çeki?meye kilitlenmesiyle, dünyan?n bir "medeniyetler çat??mas?"n?n e?i?inde oldu?unu ilan etti: "Do?makta olan etnik çeki?me ve medeniyetler aras? çat??ma dünyas?nda, Bat?l?lar?n kendi kültürlerinin evrenselli?ine olan inançlar? üç sorundan mustariptir: Bu inanç yanl??, gayri ahlaki ve tehlikelidir."
S.166

Huntington'un gözlemledi?i gibi, Bat?l?lar genelde modernle?meyi - sanayile?meyi, daha karma??k meslek yap?s?n?, artan refah ve toplumsal hareketlili?i, daha büyük oranda okur-yazarl??? ve kentle?meyi - Bat?l?la?ma ile kar??t?r?rlar.
S.169

Dü?üncenin Co?rafyas?'n? bitirdim; herkese ?iddetle önerilir. smile.gif
pelagos
Bu ba?l??a katk? koymaya yarayacak çok ?ey geliyor akl?ma. H?zl? okumaktan de?il de daha önceden alt?n? çizerek okudu?um çok kitap varm?? ondan san?r?m. Alt?n? çizmek k?sm?n? da t?rnak içerisine alarak söylemem laz?m. Pirpir'in bahsettiklerine ?iddetle kat?l?yorum. Kitab? katlamak, çizmek, üzerine not almak...?ekilcilikten öte kitaba verilen önem ve tekrar olmas?n Pirpir'in bahsettikleri diyeyim. Ayr?ca bu ba?l?kla ilgili bir ?ey daha: Burada al?nt? yaparak ad?n? geçirdi?im kitaplar? bütünüyle de?erlendirmenizi çok isterim. Gerçekten kitap okuman?n tad?n? alarak okudu?um kitaplar.

Stefan Zweig'?n "Amok Ko?ucusu" kitab?ndan küçük bir bölüm:

" Tarihin ak???, zorlanmaktan ho?lanmaz, kahramanlar?n? kendisi seçer, ne kadar zorlasalar da davetsiz gelenleri hiç ac?madan geri çevirir; kaderin arabas?ndan dü?en olursa onu art?k yukar? çekmemek gerekir. Madame de Prie'nin benzersiz ölümünden, gerçek ya?am?ndan ve onca ustaca tasarlanm?? ölüm oyunundan geriye herhangi bir kitab?n sayfalar?nda üç-be? önemsiz sat?rdan ba?ka bir ?ey kalmad?; kurutulmu? bir çiçek çoktan yitirdi?i bahar?n?n güzel kokulu mucizesini ne kadar yans?t?yorsa, bu sat?rlar da onun geçmi?e gömülü kaderinin f?rt?nalar?n? o kadar yans?t?yordu. "
(s:50)
BuRnOut
Ça??m?z, çal??ma yüzy?l?d?r, diyorlar; asl?nda ac?n?n, yoksullu?un, koku?mu?lu?un yüzy?l?d?r. Bununla birlikte, burjuva filozoflar, ekonomiciler, söyledikleri güç anla??lan Auguste Comte'dan gülünç ölçüde aç?k seçik Leroy-Beaulieu'ye, ?arlatanca romantik Victor Hugo'dan, böncesine kaba saba Paul de Kock'a kadar kentsoylu yazarlar?n hepsi, çal??man?n büyük çocu?u ?lerleme Tanr?s?'n?n onuruna mide buland?r?c? ?ark?lar söylediler. Onlara bak?l?rsa, mutluluk egemen olacakt? dünyada; daha ?imdiden ha geldi, ha geliyor gibiydi.

Bu baylar, geçmi? yüzy?llara uzan?p günümüzün tad?n? tuzunu kaç?racak ?eyler getirmek için, derebeylikteki yoksullu?un kirini pas?n? e?elediler. Bu karn? tok, s?rt? pek, daha dün büyük senyörlerin çanak yalay?c?s?, bugün kentsoylular?n kalem u?a?? olanlar can?m?zdan bezdirmediler mi bizi, retorikçi La Bruyère'in anlatt??? köylüyle…

Ne yaz?k! Arcadia papa?anlar? gibi ekonomicilerin dediklerini yineleyip duruyorlar: "Çal??al?m, ulusal zenginli?i art?rmak için çal??al?m!" diye.

Ey aptallar! Sizler a??r? ölçüde çal??t???n?z içindir ki, sanayi avadanl??? çok yava? geli?iyor. An?rmay? b?rak?n da bir ekonomiciye kulak verin: Çok ak?ll? bir adam de?il, birkaç ay önce yitirme mutlulu?una erdi?imiz Bay L. Reybaud'dur bu: "Çal??ma yöntemlerinde devrim, genel olarak, el eme?ine göre ayarlan?r. ??çiler, yapt?klar? i?i dü?ük fiyata sa?lad?klar? sürece, patronlar? bol bol onlar? ??mart?rlar, gördükleri i?ler daha pahal?ya mal olunca da yüz vermezler onlara".

Kapitalist toplumda çal??ma, her türlü dü?ünsel yozla?man?n, her türlü örgensel bozuklu?un nedenidir. ?ki elli u?ak tak?m?n?n bakt??? Rothschild ah?rlar?n?n safkan atlar?n?; Normandiya çiftliklerinin topra?? süren, gübreyi ta??yan, ekini ambarlayan a??r yük hayvan?yla kar??la?t?r?n bir. Ticaret misyonerlerinin henüz H?ristiyanl?kla, frengi ve çal??ma dogmas?yla koku?turamad?klar? soylu vah?ilere, sonra da, bizim o zavall? makine u?aklar?na bir bak?n hele…

Paul Lafargue'nin Tembellik Hakk? isimli kitab?ndan bunlar... 5 YTL'ye sat?l?yor, çok uzun da de?il. Ça??m?z çal??ma mant???na ve kapitalizme kar??, insano?lunun kolektif bilincinin manifestosudur bu kitap. Zaman zaman dönüp, defalarca okuyaca??n?z ve birçok sözün alt?n? çizece?iniz, karalayaca??n?z ve sayfalar?n? k?r??t?raca??n?z o de?erli kitaplardan...

Üstüne bir de ?u filmi izlerseniz her ?ey daha da billurla??r.

IMDB
Método, El (2005)

Directed by: Marcelo Piñeyro
Genre: Drama
User Rating: 7.5 / 10 (1,114 votes)
Runtime: 115 min
Awards: 10 wins
Cast: Eduardo Noriega, Najwa Nimri, Eduard Fernández, Pablo Echarri
don quijote
Birbirinden farkl? kitap zevklerinin bulu?tu?u bu güzel ba?l??a katk? yapan herkese te?ekkür ederim. ?çimizdeki okuma a?k? hiç ölmesin, kültüre hep aç olal?m, Yedinci Gemi bizi sanata bo?sun. smile.gif

Kâmuran ?ipal'in tercümesini yapt???, Nobel ödüllü Alman yazar Hermann Hess'in Do?u mistisizmi ta??yan eseri Siddhartha'dan bir al?nt?:

Bir hedef bulunuyordu Siddhartha'n?n önünde, tek bir hedef: Ar?nm?? olmak, susamalardan ar?nm??, istemelerden ar?nm??, dü?lerden, sevinçlerden, ac?lardan ar?nm??. Ölerek kendinden kurtulmak, ben olmaktan ç?km??, bo?alm?? bir yürekle dingili?e kavu?mak, benliksiz dü?ünmelerle mucizelere kap?lar? açmak, i?te buydu onun hedefi. Ben tümüyle saf d??? b?rak?l?p öldürüldü mü, gönüldeki tüm tutku ve dürtülerin sesleri k?s?ld? m?, i?te o zaman gözlerini açacakt? en son ?ey, varl?ktaki art?k Ben olmayan öz, o büyük giz.
s. 22
Siyanure
Arthur Schopenhauer`in Ya?am Bilgeli?i Üzerine Aforizmalar'?ndan k?saca;

"?nsan ne kadar uzun ya?asa da, bölünmez ?imdiki zamandan daha fazlas?n? alg?lamaz; ama bellek her gün unutma yoluyla, büyüyerek kazand???ndan daha fazlas?n? yitirir."
paranoid
E.M. Cioran Çürümenin Kitab?’ndan alt?n? çizdiklerim; ye?il ispirtolu kalemle çizdim, benden sonra okuyacak olan ki?inin alt?n? çizdi?im yerlere tak?larak sinirlerinin bozulmas? için. oleyo2.gif


A??klara gelince, yüz buru?turmalar?n?n ortas?nda, kafalar?ndan ölümün önsezisi geçmeseydi çekilmez olurlard?.S?rr?m?z? –yan?lsamam?z?- mezara götürdü?ümüzü, solu?umuzu canland?ran esrarengiz hatay? atlatamad???m?z?, hazlar?n ve hakikatlerin hükümsüzlük aç?s?ndan denk olduklar? kestirilemedi?i için fahi?elerle ku?kucular d???nda herkesin yalana batt???n? dü?ünmek insan?n akl?n? kar??t?r?r.

?nsanlar?n var olmak ve harekete geçmek için sar?ld?klar? nedenleri, kendimde ortadan kald?rmak isterdim.Sözle anlat?lmayacak kadar normal bir hale gelmek istedim,- ?imdi de sersemlemi? bir halde, budalalarla ayn? düzeyde ve onlar kadar bo?um.

S.44-45

Kendini ifade eden ki?i, kendine kar?? hareket etmez; o sadece nihai dersler için duyulan e?ilimi bilir. Firari ise, bu dersleri ç?karan de?il kendi kendisinin eline kald???nda mahvolup çökmekten korkarak haylazla?an ve sesini duyurand?r.

S.53

E?er dü?üncede öldürdüklerimiz hakikaten yok olsalard? yeryüzünde kimse kalmazd?. ?çimizde çekingen bir cellat, hayata geçmemi? bir katil ta??r?z. ?nsan öldürme e?ilimlerini kendilerine itiraf etme cüreti olmayanlar da cinayetlerini rüyalar?nda i?lerler, kabuslar?n? cesetlerle doldururlar. Mutlak bir mahkeme önünde, bir tek melekler beraat ederdi. Zira ba?ka bir varl???n ölümünü –en az?ndan bilinçsizce- dilememi? bir varl?k hiç olmam??t?r. Her birimiz ard?m?zda bir dost ve dü?manlar mezarl??? sürükleriz; bu mezarl???n yüre?in uçurumlar?na at?lm?? veya arzular?n yüzeyine yans?t?lm?? olmas? da pek mühim de?ildir.

S.56

Edit:Yaz?m yanl???
paranoid
Çürümenin Kitab?’ndan devam...

Her arzu do?rular?m?z? külliyen a?a??lar ve yads?malar?m?z? yeniden ele almaya zorlar bizi. Pratik bir bozguna u?rar?z;bununla birlikte ilkelerimiz bozulmadan kal?r… Art?k bu dünyan?n çocuklar? olmamay? umarken, bir de bakt?k ki, zaman?n efendisi ve salg? bezlerinin ba??ml?s? kaypak münzeviler gibi i?tah?m?za boyun e?mi?iz. Fakat bu oyunun s?n?r? yoktur: Arzular?m?z?n her biri dünyay? yeniden yarat?r, dü?üncelerimizin her biri de yok eder… Gündelik ya?am içinde kozmogoni ve k?yamet birbiriniz izler: Günlük yarat?c? ve y?k?c?lar?z, ezeli mitoslar? son derece küçük bir ölçekte hayata geçiririz; anlar?m?z?n her biri de Sonsuz’un pay?na dü?en döl ve kül yazg?s?n?n bir tasla??d?r ve bu yazg?y? yeniden üretir.


S.71
Cerenimo
Tezer Özlü'den..

"E?er öldürmekten zevk al?rsan, dünya seni a?a??lar! E?er öldürmekten nefret edersen, sen kendini a?a??lars?n! "

-----


Söyleyenini bilmedi?im'den..

"Tek sorumlu davran?? biçimi ?u olabilir: Kendi bireysel varolu?umuzu bir ideolojiye dönü?türmekten kaç?nmak ve özel ya?am?m?z? da en alçakgönüllü, en iddias?z ve en gürültüsüz biçimde sürdürmek. Ama iyi yeti?mi? olman?n bir gere?i olarak de?il, bu cehennemde halen soluyabilecek havay? bulabiliyor olman?n utanc?ndan ötürü.."


-----

Jacgues Brel'den...


Serüvene ko?mak için trenler bekliyorsan,

Güne?i yakalay?p gözlerine yerle?tirmek için, beyaz yelkenlerin gelip seni almalar?n? bekliyorsan,

Yar?na inanmak için günbat?m?na,

?yi kalpli görünmek için zay?fl??a,

Ve güçlü görünmek için öfkeye ihtiyac?n varsa;

Demek ki...

Hiçbir ?ey anlamad?n!


-----


Octavio Paz'dan...

" Dü?lerine lay?k ol..."


-----


Ahmet Altan'dan...

Gizledi?in her ?eyi bildi?ine inand???n biriyle kar??la?t???nda,ondan kurtulabilmek için onun
yok olmas?n?,ölmesini bile isteyebilirsin
Cinayet bile geçebilir bir an akl?ndan
Ve korkunç gerçek ?udur
Gizledi?in her ?eyi bilen biri var
O,sensin
Seni öylesine korkutan,geceleri rüyalar?nda,kabuslar?nda ortaya ç?kan,bütün s?rlar?n? bilen biri var,ruhunun derinliklerindeki o karanl?klar?n içinde...


-----


Petrarca'dan...

Yaln?z bir ya?am? sürekli arad?m
(Dere, tarla ve orman tan?kt?r buna)
I????n yolunu bulmamda yarar? dokunmayan, o budala kafalardan kaçarak...


-----


Chuck Palahn?uk'tan...

"?nsanlar dünyan?n güvenli ve düzenli bir yer olmas? için y?llarca çal???rlard?. Ama hiç kimse bunun ne kadar s?k?c? olabilece?inin fark?nda de?ildi. Bütün dünyan?n parsellendi?ini, h?z limitleri kondu?unu, bölümlere ayr?ld???n?, vergilendirildi?ini ve düzenlendi?ini, bütün insanlar?n s?navlardan geçirildi?ini, fi?lendi?ini, nerede oturdu?unun ne yapt???n?n kayd?n?n yap?ld???n? dü?ünün. Hiç kimseye macera ya?ayacak bir alan kalmad?, sat?n al?nabilenler hariç. Lunaparka gitmek, film izlemek gibi. Ama yine de bunlar sahte heyecanlard?. Dinozorlar?n çocuklar? yemeyece?ini bilirsiniz. Büyük bir sahte afetin olma ?ans? bile oy ço?unlu?uyla ortadan kald?r?ld?. Gerçek afet veya risk ihtimali olmad???ndan, gerçek kurtulu? ?ans? da ortadan kalkm?? oldu. Gerçek mutluluk yok. Gerçek heyecan yok. E?lence, ke?if, bulu? yok. Bizi koruyan kanunlar asl?nda bizi can s?k?nt?s?na mahkum etmekten ba?ka bir i?e yaramazlar.Gerçek karma?aya ula?amad???m?z sürece, asla gerçekten huzurlu olamayaca??z. Her ?ey berbat bir hal almad??? sürece yoluna da girmeyecek. Ke?fedilmemi? tek alan, elle tutulamayanlar?n dünyas?d?r. Bunu d???ndaki her ?ey çok s?k? örülmü?tür. Çok fazla kanunun içinde hapsolmu? durumday?z."



don quijote
"Ben," dedi, "bir ?eye özlem duydum mu, ne yapar?m bilir misin? Bir daha hat?rlamayacak kadar b?k?p da kurtulmak için yerim, yerin... Ya da tiksintiyle hat?rlamak için. Bak bir zamanlar çocukken, kirazlara kar?? anlat?lmaz bir tutkum vard?. Param olmad??? için azar azar al?yor, yiyor, yine istiyordum. Günün birinde, k?zd?m m?, utand?m m?, bilmiyorum; bakt?m ki kirazlar bana istediklerini yapt?r?yorlar ve beni rezil ediyorlar, ne plan kurdum bilir misin? Geceleyin yava?ça kalkt?m, babam?n ceplerini yoklad?m, gümü? bir mecidiye bulup çald?m. Sabah sabah da kalkt?m, bir bahçeye gidip bir sepet dolusu kiraz sat?n ald?m. Bir çukurun içine oturup ba?lad?m yemeye. Yedim, yedim, ?i?tim, midem buland?, kustum. Kustum patron. O zamanda beri de kirazlardan kurtuldum; bir daha gözmüme görünmelerini bile istemedim. Özgür oldum. Art?k kirazlara bak?p ?öyle diyordum: Size ihtiyac?m yok! ?arap için ayn? ?eyi yapt?m, sigara için de. Hâlâ içiyorum ama, istedi?im anda 'harp' diye b?çakla keser gibi kesiyorum. Tutku bana egemen olamam??t?r. Yurdum için de ayn? ?ey. Hasret çektim, b?kt?m, kustum, kurtuldum."

Nikoz Kazancakis - Zorba S.193

Zorba'n?n filmini de kitab?n? da herkese öneririm.
paranoid
Bizim ?u prensiplerimiz amma da gurur ve gözü ba?lanm??l?kla dolu! Görü?lerimiz, hiçbir fikrimiz olmayan ?eyler, bilgi konusunda en ufak sezgimiz bile yok, inanç konusunda, a?k konusunda umut konusunda… Bu konulardan çok söz ediyoruz, ne var ki bo? konu?uyoruz. Yeterince sa?lam bir dayana??m?z yok, ne ba?lam? biliyoruz ne de her ?eyin temeli olan sistemi. Bir kavram ya da ba?lam?ndan ayr?lm?? bir sözcük kap?yoruz ya da bir dü?ünce biçimi sonra onun üzerine ard? arkas? kesilmeyen bir ?ekilde konu?up dururuz. Sözde dü?ünce sürecimiz psikoterapiden ba?ka bir ?ey de?il, delirmemek için, ruhsal denge hakk?na sahip oldu?umuz illüzyonunu ayakta tutmak için uygulad???m?z bir psikoterapi. Ne kadar da de?ersiziz!

Andrei Tarkovsky

Zaman Zaman ?çinde Günlükler

S.236

reel
"Bizler ne hayal aleminde ya??yoruz, ne de insanlar? olduklar?ndan daha iyi hayal ediyoruz, onlar? olduklar? gibi görüyoruz. Bu nedenle insanlar?n en iyisinin bile otoritenin uygulamalar?yla özde kötü k?l?nd???n? ileri sürüyoruz. ?nsan?n insan? yönetmesinden bu nedenle nefret ediyoruz."

Anar?i Felsefesi - ?deali
Pyotr Alexeyevich Kropotkin
gündüzdo?anay
"Hayatta yaln?z kalman?n esas oldu?unu hala kabul edemiyor musunuz? Bütün yak?nla?malar, bütün birle?meler yalanc?d?r. ?nsanlar ancak muayyyen bir hadde kadar birbirlerine sokulabilirler, üst taraf?n? uydururlar; ve günün birinde hatalar?n? anlay?nca, yeislerinden her ?eyi b?rak?p kaçarlar. Halbuki mümkün olanla kanaat etseler, hayallerindekini hakikat zannetmekten vazgeçseler bu böyle olmaz. Herkes tabii olan? kabul eder, ortada ne hayal sukutu, ne inkisar kal?r..."

Sabahattin Ali - Kürk Mantolu Madonna
carlitos
ece temelkuran - k?y? kitab?

* Suyum. Akarken çarpaca??m ta?lardan korkuyorum.
Ta??n derisi s?yr?l?r diye, duruyorum.

* O yüzden i?te; su, toprak, hava olsak da
biri gibi duruyoruz kalabal?kta.

* .. Oysa hiç keyfini sürmedim ki "biri" olman?n.
Nas?l süreyim? Benimle ilgisi olmad? hiç,
bütün bu kalabal?klar?n "iyi"
dedi?i ?eylerin.

* Sende ne çok fazla ?ey var ?imdi. O yüzden gidemiyorsun belki. T?kl?m t?kl?ms?n sen; ellerin ana baba günü. B?rak, s?k? s?k? tutmad???nda seni b?rak?verecek sesleri.

* B?rak?lsa bir sincap kendi haline, ellenmeden, ?l?k deli?inde,
ölümüne de sürdürebilir bu aral?ks?z sevincini.
Ama kargalar gagal?yor yuvas?n?n e?i?ini.
Teklif getiriyorlar cümle mahlukattan:
Aslanlar krall??? teklif ediyorlar ona,
öküzler donuk huzuru
y?lanlar sonsuzlu?u...
Ne?enin gizi için yalvar?yor bahts?z caniler korosu.

* Dokunmad?m hiç bu bal??a.

Dokunulamaz bal?klara. Çünkü tutabilmek için bir bal???,
gövdesini s?k??t?rmal?. Gövdesi tutulan bal?klar?n çabucak kesilir solu?u.
Körp eve iyi niyetli olsa da, ç?rp?narak kovar bal?k,
kendi için aç?lm?? her avucu.
Bal?k, ancak bakarak bilenlerin,
görmekle yetinenlerin dostu.

Durduk bal?kla yan yana.

Ancak yan yana durulabilir bir bal?kla.
Kar??s?na geçip tela??n? durdurmaya çal??aca??na...
Arkas?na geçip kuyru?unun dalgas?nda h?rpalanaca??na...
Üstünde alt?nda dola??p bal??? ?a??rtaca??na...
Sadece yan yana durulabilir bir bal?kla.
Böylece bakabilirsin bal???n neye bakt???na.

Ne o sana dalarak ne sen ona, ço?alarak yan yana.

* Ancak hiçbir ?ey konu?abilir her ?eyin dilinden.
Ancak hiç kimse isen konu?abilirsin
herkesin kalbinden.

* Yedi A?r?

Anlay?nca oyunlar? ve kurallar?
Gitgide çekilmez olur kat?lman?n yorgunlu?u
Kazanman?n bilgisini anlar anlamaz
B?rakmal? insan oyunu
Yenilmenin de?il;
Yenmemenin hikayesidir bu

Çünkü;
?ehir, "Hay?r" diyemeyecek kadar vazgeçmi? bir kad?nd?r;
Konu?mak istemedi?i için sevi?mektedir
Çok dövülmü? ?ehirdir köpek;
Art?k ac?ya cevap vermemektedir
?çlerine dokunan diriltici sözler,
?ehirlilerin uyudukça derien gömülen a?r?lar?n?
Elleyememektedir
Bu yüzden i?te,
?ehirdeki her konu?ma biraz bo?unad?r

Her a?r?n?n uyuyaca?? bir aç? vard?r. Uykuda, kendini unutarak kendile?en beden, deneyerek o ac?y? ke?fedecektir.

Beden, kendi a?r?s?n? dindirmeyi bilir. Beden, a?r?lar? için uyutucu aç?lar, tepeler kurabilir. Her tepe, bir a?r?y? gizleyecektir. Bu yüzden etlerimizdeki, içlerimizdeki tepelerde uyuma aç?lar?n? bulmu? binlerce a?r? yerle?iktir. ?nsanlar? k?p?rdatmak, tepelerini y?kmak bu yüzden tehlikelidir.

?ehirleri ve ?ehirlileri çeki?tirmek, tepelerde uyuyan a?r?lar? diriltir.

Her evde, -lar ya?ar; insanlar
A?r?lar?n? uyutacak tepeler kurarlar
-Lar, -ler, biti?ik nizam,
Yeni a?r?lar için yeni günlere ba?layacaklar

?nsana a?r? veren insanlar
Yar?n yine merhemsiz çarp??acaklar
Sonra dönüp ba?ka insanlara
A?r?l? yerlerini yalatacaklar
-Lar ve -ler,
Yalayarak ve ?s?yarak ya?ayacaklar;
Yalatarak ve ?s?rtarak...lar

Oysa tükürük yara açar ette:
Uzun dayarsan yumu?ak a?z?n? bir bedene,
K?sa geçirirsen keskin a?z?n? bir bedenden,
Her ikisinde de...

Oysa tükürük yaras?n? kapar etin
Uzun dayarsan a?z?n? bir bedene,
K?sa geçirirsen keskin a?z?n? bir bedenden,
Her ikisinde de...

Yaralar aç?lacak etinde
Sonra unutacak yaralar kendini etinde
Üçüncü bir ?ey yok bu ?ehirde
Öbür ?ehirde de... Öbüründe de...

Uyuyan a?r?lar? diriltme!
Ne ?ehirde, ne ?ehrin ki?ilerinde

Tükürü?ün kals?n yana??n?n içinde,
"Hay?r" demeye takati olmayanlar? öpme
Sen de iti?ken kalabal?klar gibi
?ehrin tepelerinde birikme
Tepelerde tepinip ?ehrin a?r?lar?n? diriltme
Yedi a?r?n?n yedi tepesinde dikilme,
Sana göre de?il bu i?
Çünkü:
Is?r?rsan a?z?n ac?r senin
Yalarsan zehirlenirsin
Bu ?ehirde dü?en her halükarda sensin

Ama yine de ancak denizli ?ehirlerde kendi ba??na kal?r insan. Çünkü yüzünü denize dönebilirsin.
Böylece s?rt?n? çevirirsin kalabal??a. Denizsiz ?ehirlerde ise nereye dönsen insan, nereye dönsen.

O yüzden i?te, iyi geçinmelidir birbirleriyle, denizsiz ?ehirlerde ki?iler. Denizli ?ehirlerdeyse, insan yüzlerine çarpmadan da ya?ayabilir isteyenler.

?n. ?n denize
Yüzünü denize dönersen çünkü,
S?rt?n? dönersen ars?z kalabal???n ki?ilerine
Ancak denizli bir ?ehirde kalrs?n kendi ba??na
Denizli ba??na

Ki?iler hep ayn?. Gitgide birer ayna
Yüzünün aksi,
Hep tersine dü?ecek onlar?n sular?na
B?rak, o aynalar de?il;
Bin benzemez dalga kaydolsun retinana
Ensen güne?e, aln?n rüzgara

Bak, iyice bak, deniz dolsun gözüne
Nas?lsa rastlars?n,
Bu ?ehirde bile mutlaka,
"gözüne deniz kaçm??" diyecek birine,
"?aç?nda ku? kalm??" diyecek bir ba?kas?na

akl?na kula??n? dayayacak biri,
yüzüne de?il, bakt???n yere bakacak
"denizi s?k??t?r?yorlar, su ac?yor" deyince,
?a??r?p, a?z?na de?il; denize dalacak

Yedi a?r?l? bu ?ehirde
A?r?lar?n? diriltmeden dokunacak
S?z?y? de?meden uyutacak

?n. ?n denize

Ece temelkuran - iç kitab?

* Sen, insanlar konu?urken a??z hareketlerini tekrar ediyorsun. Küçük, en küçük hareketi yakalamaya çal???yorsun. Anlamak için. Bilmek için. Senin bu tekrar?n yüzünden herkes, anlamad?klar? bir yak?nl?kla kendini sana benzetiyor. Sen hiçbir ?eye benzemiyorsun. Öyle ki bazen, geceleri bile kendine benzemedi?ini fark ediyorsun. Sen evvelden beri s?v?yd?n. Halini, biçimini, t?n?s?n? al?yordun oldu?un yerin, insan?n, zaman?n.
Sen, hiç kimsesin.
Sen, hiçbir ?eysin.
Akl? ve kalbi olan mucizevi bir gaz..

* Rüzgar estikçe ürperiyorum. Ü?ümüyorum, hay?r. Sadece yeni ç?kan tüylerimi öpüyor rüzgar. Büyüdükçe gövdem, etimi saran tüylerin aras? aç?l?yor. Onlar?n aras?nda dola?an rüzgar, g?d?kl?yor beni. Ürpertiyor.

Ürkütmüyor beni yel. Çünkü dal?na tutundu?um sap?m, beni ta??yor henüz, savrulup gidecek de?ilim. Yitecek de?ilim. Çünkü daha bu gün oldum ben. Biraz önce. Yeni oldum. Olmu?um ben. Ne de olsa ben bilmedim, çekirde?im haber etti bana. Su yürüdü içime, dola?t?. Ö?le güne?i alt?nda miskin bir kütleyken gövdem, birden k?p?rdand?m. Çatlayacak gibidim. Ben ?a?k?nken, çekirde?im ne?elendi. Bir küçük ç?t?rt? duydum etimle çekirde?im aras?nda, bir ayr?l??. Yine de bütün bunlar?n olmak anlam?na geldi?ini, çekirde?im deyince bildim elbette.

* küçük ve so?uk bir gözya?? dü?mü?tü o gecede yaz?lan mektubun surat?na, hasret e?lik etti ç?plakl??a soyundu mum ???klar?n?n alt?nda, özlem kuru bir çiçek gibi s?k??t?r?ld? o eski resimlerin kollar?na, a?layamaz hat?ralar çünkü tutsak edilmi? sat?rlarda.

* Konu?unca daha da güzeldin… Oysa yazmak, “söyleme” al??kanl???n? k?rmakt?r. B?rak?n “güzel sözleri”. B?rak?n onlar kendilerine sözlerden ipek hal?lar dokumak isteyenlere kals?n. Senin olan, bo?aza tak?lan, yutulamayan, yutuldu?unda zehirleyip organlar? d??ar? ç?karan sözler… ??te onlard?r, insanl?k tarihinin alk??lamadan önce gergin bir ?essizlikle bakakald???. Tarihçileri, ortalaman?n kay?tlar?n? tutan tarihçileri beklemeden, kendi kendilerini tarihe kaz?yan onlard?r. Ve o gergin bekleyi? s?ras?nda sözün, o hikmetli sözün sahibi k?vranarak, iç ate?iyle kavrularak ölecektir. Kalabal?klar sever bu parlayan alevi seyretmeyi. ?nsanl?k tarihi, ancak külleri takdir eder. Kül oluncaya kadar peygamberlerin vücutlar?, “ölü koyunlar” “iç” ya??yla ç?t?rdayan ate?te ?s?nacaklard?r. Semiz ve uyumlu ruhlar?n besini, zarif ruhlar?n cesetleridir.
Üzerinde i?lenen cinayetleri dü?ün.

* Beynim k?p?rd?yor. E?er yeterince h?zl? hareket ederse saf enerjiye dönü?ecek. Oysa ham?m ben, haz?r de?ilim. Bir çocuk bile do?urmad?m henüz. Daha bir çocuk beni do?urmad?. I??k yakla?t?kça korkutuyor beni kendim. Ben, etten ba?ka bir ?ey oluyorum. Gidip d??k?l?yorum. Her ?ey yerli yerine dönüyor. Dönü? duruyor. Durmal?y?m, nefes almay? unutabilirim.

Vücudumun etten tehditleri, ???kla aramda duruyor.

.... daha gider bu

Oruç aruoba - Uzak

* Gayet akl? ba??nda görünüyor, insanlarla konu?uyordu; her ?eyi ötekilerin yapt??? gibi yap?yordu, ama içinde i?renç bir bo?luk vard?, art?k hiçbir kayg? duymuyordu, hiçbir arzu; varolu?u zorunlu bir yüktü ona.. Öylesine ya?ay?p gitti. ( Georg Büchner-Lenz Werke und Briefe)

* tav?an besleyen,
yaln?zca s?cakl??? ve kalp at??lar?na “tav” olan bir canl?n?n s?cakl??? ve kalp at???na da al??mal?d?r.

* Tav?an besleyen,
sevgiyi bilmeyen –bilmemi? ve bilemeyecek- bir canl?y? sevmeyi de göze almal?d?r –gelip kafas?n? kalbinin üstüne koyunca- k?z?lt?l? gözlerini gözlerini diktikten sonra
da, yava?ça kapay?p,
uyuyup kal?nca…

* Tav?an besleyen,
midesi ile özgürlü?ü aras?nda, bir türlü karar veremeyen bir canl?yla u?ra?may? da ö?renmelidir – ya da, özgürlü?ü konusunda ancak karn? doyduktan sonra karar verebilen bir canl?yla…


.... daha gider bu da.
denizkemal
Ki?i, ya?am?ndaki bir ?eyin -bir nesnenin, bir eylemin, bir olay?n, bir ki?inin, bir ili?kinin (pekala; hepsi birden olabilecek ve her birinin yerini alabilecek bir ?eyin: bir kokunun örne?in...)- ya?am?n?n anlam? için ta??yabilece?i anlam -önem ve a??rl?k- konusunda, yal?n bir ölçü kullanabilir -?unu sorabilir : "Bu '?ey'den önce nas?ld? ya?am?m; bu art?k ya?am?mda var diye, ?imdi, ondan sonra, ne de?i?ti?"
Bu sorunun yan?t?n? ancak her bir ki?i her bir kendi '?ey'i için kendisi verebilir; ama, olanakl? iki uç, ?unlar: ki?inin ya?am?nda hirbir?ey de?i?memi?se, hiç önemi yoktur o '?ey'in; bütün ya?am? toptan de?i?mi?se, en üst düzeyde önemi vard?r-
-hiç de?i?meyenler ile toptan de?i?enler aras?nda yürür, anlam?, ya?am?n?n, ki?inin...

oruç'tan...
(3)
İnsanlar ataletten neden kurtulamıyor?Birinci neden,insanların çoğu atalet halinde yaşadığını farkında bile değil.
İkinci neden,insanlar atalet halinde yaşamalarının nedenini kendi içlerinde değil dışlarında arıyorlar.
Üçüncü neden,insanlar ataleti yenmek için ihtiyaç duydukları teknik bilgiye sahip değiller.

Mümin sekman-her şey seninle başlar.


O olayı(ne idiyse)engellemek yada gerçekleştirmek için Bir büyü olarak küçük kalp resimleri çizerdin, her şeyin üstüne.Yoktu başka bir işaretin.Buydu kutsal nesnen.Bazen çevresine bir çelenk oturturdun,sekiz yaşında bir kızın çizeceği sarı çiçeklerle yeşil yapraklardan oluşan.
Bazen bir yanına sekiz yaşında bir kızın çizeceği bir mavi kuş.
Ama çoğu kez yalnızca kalpler.Ya da tek bir yalın kırmızı kalp
TED HUGHES_Doğumgünü Mektupları.
paranoid
Biz Nietzsche okuyucular?, olas? dört yanl?? yorumdan kaç?nmal?y?z:

1-Güç istenci üzerine (güç istencinin “egemen olma arzusu” ya da “gücün istenmesi” anlam?na geldi?ine inanmak).
2-Kuvvetliler ve zay?flar üstüne (bir sosyal rejimde en “güçlü” olanlar?n böylelikle “kuvvetliler” oldu?una inanmak).
3-Bengi Dönü? üzerine (bunun Yunanlardan,Hintlilerden,Babillerden… al?nm?? eski bir fikir oldu?una inanmak; bir döngü ya da Ayn?n?n geri dönü?ü,ayn?ya geri dönü? oldu?una inanmak).
4-Son eserler üzerine (bu eserlerin a??r?l??a vard???na ya da zaten delilik taraf?ndan saf d??? b?rak?ld???na inanmak).


Gilles Deleuze

Nietzsche

S.40
farabi
... geçmi?in tamamlanm?? ve de?i?mez oldu?unu dü?ünüyorsunuz de?il mi? Hay?r, giysisi de?i?ken bir ku­ma?tan yap?lm??t?r ve dönüp bakt???m?z her kez ba?ka renklerde görürüz onu.

...Geçmi?, de?i?ken kuma?lardan giysiler giyer.

Milan Kundera, Ya?am Ba?ka Bir Yerde


Bir çocuk daha yapmal?s?n. Ancak böyle unutabilirsin." Görümcesinin uyar?s? içini daraltt?. Yavrusu: ya?am-öyküsü olmam?? varl?k. Sonradan gelenin k?sa sürede silece?i bir gölge. Ama o, yavrusunu unutmak istemi­yordu. Onun, yeri dolduralamaz varl???n? savunu­yordu. Gelece?e kar??, bir geçmi?i savunuyordu, za­vall? küçük ölünün önemsenmemi?, hor görülmü? geçmi?ini.

Chantal'?n bedeni, arzu dolu bir bak???n günün birin­de üzerine kondu?u ve onu bedenlerden olu?an bu­lutsunun içinden çekip ç?kard??? ana kadar, milyon­larca beden aras?nda yitip gitmi? bir bedendi; sonra, bak??lar ço?ald? ve o andan ba?layarak dünyay? bir me?ale gibi kat eden bu bedeni tutu?turdu; bu, ???k sa­çan bir zafer dönemiydi, ne var ki, bak??lar giderek seyrekle?ecek, ???k sönükle?ecekti, ta ki bu saydam, sonra yar? saydam, sonra fark edilmez hale gelen be­den, bir gün sokaklarda ayakl?, küçük bir hiçlik ola­rak dola?maya ba?lay?ncaya kadar. Birinci fark edil-mezlikten ikincisine giden yol üstünde, "erkekler ar­t?k dönüp bana bakm?yor" cümlesi, bedenin giderek sönmeye ba?lad???n? gösteren k?rm?z? bir i?aret lambas?yd?.

Bir doktor, bir çiftçiden ba?ka biçimde dü?ünüyordu, bir askerin davran???, bir köy ö?retme­ninin davran???na benzemiyordu. Oysa bugün, hepi­miz birbirimizin benzeriyiz; i?imize kar?? gösterdi?i­miz ortak ilgisizlik bizi birbirimize ba?l?yor. Bu ilgi­sizlik bir tutku haline geldi. Ça??m?z?n tek büyük, kolektif tutkusu.

Milan Kundera, Kimlik
don quijote
Yak?n zamanda izlemeyi umdu?umuz T?kanma (Choke) filmiyle ayn? ad? payla?an romandan iki al?nt?:

Gerçek d??? ?eyler, gerçeklerden daha güçlüdür.
Çünkü hiçbir ?ey sizin hayalinizdeki kadar mükemmel olamaz.
Çünkü sadece elle tutulamayan fikirler, mefhumlar, inan??lar ve fantaziler kal?r. Ta?lar ufalan?r. A?açlar çürür. ?nsanlar da maalesef ölürler.
Fakat bir dü?ünce, bir rüya, bir efsane gibi asl?nda son derece k?r?lgan ?eyler ya?arlar da ya?arlar.

s. 133


Söylemeye çal??t???m ?ey ?u, buras? Amerika. Otuzbir çekmekle ba?lars?n?z ve grup sekse kadar ilerlersiniz. Önce biraz ot içersiniz, sonra eroine terfi edersiniz. Kültürümüz böyle; daha büyük, daha iyi, daha güçlü, daha h?zl?. Anahtar kelime; ilerleme.
s. 167


Chuck Palahniuk'un Görünmez Canavarlar'?n? da bir iki y?la izleyece?iz.

Forumumuzda birçok hayran? bulunan ?hsan Oktay Anar'?n Amat'?ndan:

"?lk kez öldürdü?ünde bir de?il, sanki bin ki?iyi öldürmü? gibi olursun. Yeni do?mu? ve annesi taraf?ndan emzirilen o bebe?i öldürmü?sündür. Babas?n?n ba??n? ok?ad??? o çocu?u da, bir genç k?za a?k?n? ilân eden o delikanl?y? da, zavall? bir kad?n?n kocas?n? da, sava?a giderken ailesi taraf?ndan u?urlanan o masumu da... bütün bu ki?ileri öldürmü? olursun. ?kinci kez birini öldürdü?ünde alt taraf? bir tek ki?iyi öldürmü?sündür. Üçüncü kez ise, kimseyi öldürmü? say?lmazs?n."
s. 136


Pascal Bruckner'?n H?nç Aylar?'ndan iki al?nt?:

A?k?n her ?ekli, ne kadar uyumlu olursa olsun, bir dram ya da gizli bir kaba güldürü bar?nd?r?r. Ve en namuslu insan?n yap?s?nda her zaman i?renç bir varl??a dönü?üverme e?ilimi vard?r.
s. 57


?nsan en çok de?er verdi?i varl?klar? yaralar, yabanc?lar? h?rpalamak insana zevk vermez. Üstelik uygarl?k diye adland?rd???m?z her ?ey zalimli?in derinle?tirilmesi üzerine temelleniyor. Fiziksel ?iddet gözden dü?tü?ü için geli?mi? ac?mas?zl?k bugün sözcüklerde geli?ip büyüyor, canlan?yor. Vah?ili?e son veri?iyle gurur duyan bizim ku?a??m?z onu maskelenmi? bir halde geri gelmeye zorlad?. ?nsanlar gücünün dozunu yumruklar?yla ya da kaslar?yla ayarlam?yor art?k, onu zekâlar? ya da dilleriyle peki?tiriyorlar.
s. 88
siroguz
Çok methini duydu?um, Meirelles'in elinde sinemaya aktar?laca??n? duydu?um ancak okuma f?rsat?n? yeni bulabildi?im Jose Saramago'nun Nobel ödüllü kitab? Körlük'te, gördü?ümde sanki benim a?z?mdan ç?kan sözlermi? gibi tan?d?k gelen ancak çok daha ustal?kla anlat?lm?? ?u sat?rlar?n alt?n? hemen çiziverdim, kitaptaki bir çok cümle gibi.

Yapaca??m?z her hareketten önce ciddi olarak dü?ünmeye ba?lasak, verece?i sonuçlar? önceden kestirmeye çal??sak, önce kesin sonuçlar?, sonra olas? sonuçlar?, sonra rastlant?sal sonuçlar?, daha sonra da ortaya ç?kmas? dü?ünülebilecek sonuçlar? dü?ünmeye kalksak, akl?m?za bir ?ey geldi?inde, bulundu?umuz yere çak?l?r, hangi yöne olursa olsun bir ad?m bile atamazd?k. Sözlerimiz, hareketlerimizin iyi ve kötü sonuçlar?, ku?kusuz, ileride ya?ayaca??m?z günlere hatta bizim bu sonuçalr? do?rulamak, kendimizi kutlamak ya da ba?kalar?ndan özür dilemek için art?k bu dünyada bulunmayaca??m?z günlere göreceli olarak düzgün ve dengeli biçimde da??l?r, zaten kimi insanlar da bu durumun ölümsüzlük denilen ve çok sözü edilen ?eyin ta kendisi oldu?unu ileri sürer.

Körlük kitab?n?n sinema uyarlamas?n?n da imkans?za yak?n zorlukta oldu?unu fark ettim. D?? sessiz ancak bir pop-corn, d?? ses ile birlikte ise belgesel niteli?inde olmas? muhtemel zor bir i?in alt?na girmi? yönetmen, kolay gelsin diyorum...
efrasiyab

... S?k s?k rol de?i?tiriyordum ama oyun hep ayn?yd?. Örne?in anla??lamayan bir çekime kap?lma, "nedir bilmiyorum", "nedeni yok", "kendimi kapt?rmak istemiyordum", "a?ktan b?km??t?m"vs...numaralar?, da?ardakilerin en eskileri aras?nda yer ald?klar? halde her zaman etkili oluyorlard?. Ba?ka hiçbir kad?n?n size veremedi?i, belki de, hatta belki de?il, hiç ?üphesiz, arkas? gelmeyecek ( hiçbir?eye güven olmaz çünkü) ama, ba?ka hiçbir?eye benzemeyen, yeri hiçbir ?eyle doldurulamayan o gizemli mutluluk numaras? da vard?. Hele küçük bir söylev haz?rlam??t?m ki, her zaman çok iyi kar??lan?rd?; söylesem, siz bile be?enirsiniz. Bu söylevin özü ?una dayan?yordu: ac?l? bir tav?rla, ama al?nyaz?ma boyun e?ip katlanarak, bir hiç oldu?umu, bana ba?lanmaya de?meyece?ini, hayat?m?n ba?ka bir ak??? oldu?unu ve o ak???n her gün bir mutlulukla kar??la?mad???n?, asl?nda mutlulu?u her ?eyin üstünde tuttu?umu, ama art?k çok geç oldu?unu aç?kl?yordum. Gizemli bir hava içinde sevi?menin daha iyi olaca??n? bildi?imden, bu kesin geç kal???n nedenlerini gizli tutuyordum. Bir bak?ma kendi söylediklerime kendim de inan?yor, rolümü ya??yordum. Han?m dostlar?m aras?nda en duygulular? beni anlamaya kalk???yordu, bu çaba, pek hüzünlü bir biçimde kendilerini b?rakmaya götürüyordu onlar?...

Camus/ Dü?ü?, s. 50

Asl?nda Camus pek sevmem ya, denk geldi i?te...

dark195
"cinsel açl?k...tam olarak insan?n özünü olu?turan arzudur..bu açl??? gidermek için hayvan ve insan bütün tehkikelere kar?? koyar,her türlü mücadeleye giri?irler...cinsel içgüdü sava??n nedeni ve bar???n amac?d?r;bütün ciddi eylemlerin temelini olu?turur,tükenmez bir espri kayna?? ,bütün imalar?n anahtar?,bütün dilsiz göstergelerin ,dile gelmemi? bütün önermelerin ,bütün kaçamak bak??lar?n aç?klamas?d?r,genç adam?n ve ço?u zaman ihtiyar?n her günkü dü?üncesi,arzusudur;edepsizlerin bütün vaktini alan sabit fikir ve namuslular?n gözlerinin önünden gitmeyen bir görüntüdür;asl?nda dünyan?n en ciddi meselesi oldu?undan her zaman için haz?rda bir ?aka malzemesidir.dünyan?n dokunakl? ve e?lenceli taraf?ysa ,bütün insanlar?n ba?l?ca meselesinin gizliden gizliye ele al?nmas? ve olabilecek en büyük cehalete göz göre göre üstünün kapat?lmas?d?r.ama asl?nda bu içgüdünün ,dünyan?n gerçek efendisi ve mirasç?s? olarak ,yaln?zca gücünün mutlakl???n? kullan?p kendili?inden ,yüzlerce y?ll?k taht?na kuruldu?unu görürüz her an,ve onu zincire vurmak ,hapsetmek,en az?ndan s?n?rland?rmak ve f?rsat ç?kt???nda bütünüyle bast?rmak yada yaln?zca ikincil ve son derece önemsiz bir mesele gibigörünebilece?i biçimde,ona hükmetmek üzere al?nan o önlemleri alayc? gülü?üyle birle?en küçümseyici bak??larla süzer oradan-bütün bu olgular cinsel içgdünün ya?ama istencinin özünü olu?turdu?unu,onun yo?unla?m?? biçimini temsil etti?i fikriyle ba?da??r..hatta daha ileri gidip insan?n bedenle?mi? bir cinsel içgüdü oldu?unu bile söyleyebiliriz;insano?lunun do?umu bir çiftle?me edimidir,arzular?n arzusu bir çifle?me edimidir,ve biçimsiz ürünlerinin tamam?n? da yaln?zca bu içgüdüyle birbirine ba?lay?p sürekliliklerini sa?lar...Gerçektende en incelmi? yücelmi? bir a?k bile ,kayna??n? yaln?z ve yaln?z cinsel içtepide bulur.daha do?rusu her a?k,daha belirlenmi?,daha özelle?tirilmi? ve en dar anlam?yla daha bireyselle?tirilmi? bir cinsel içtepidir ancak..bu dü?ünceyi kabul eden bir kimse ,cinsel içtepinin piyeslerde ve romanlarda de?il de günlük hayatta bütün çe?itlilikleri ve farkl?l?klar? ile oynad??? rolü göz önünde tutarsa;hayata ba?l?l???n yan? s?ra ,en güçlü ve etkili bir e?ilimi dile getirdi?ini görürse ;insanl???n, gençlerden olu?an kalabal???n?n bütün dü?ünce ve güçlerinin en az yar?s?na sözünü geçirdi?i fark ederse ;hemen hemen bütün insansal çabalar?nbiricik amac? oldu?unu anlarsa ;en önemli olaylar üzerinde ters bir etki yapt???n? ,en ciddi i?leri bozdu?unu ,belirli bir süre için en yüce zihinleri kar??t?rd???n?,devlet adamlar?n?n çal??malar?na ve bilim adamlar?n?n incelemelerine burnunu soktu?unu ,bakanlar?n cüzdanlar?na ve fiozoflar?n müsveddelerine güzel kad?nlar?n saçlar?nda kesilmi? lüleleri ve a?k mektuplar?n? yerle?tirmeyi becerdi?ini;her gün en feci ve karma??k durumlar? yaratt???n? ,en de?erli ba?l?l?klar? y?kt???n? ,en sa?lam yak?nl?klar? hiçe indirdi?ini ,kimi zaman sa?l???n da,hayat?n da ,zenginli?in de,edinilmi? mevkinin de ,mutlululu?unda kurban edilmesini istedi?ini;hatta vefal?lar? birer kalle? hali getirdi?ini tepeden t?rna?a namuslu kimseleribirer vicdans?z durumuna dü?ürdü?ünü,k?saca ,yan?lt?c?,bozucu,kar??t?r?c? ve y?k?c? bir ?eytan gibi ortaya ç?kt???n? farkederse;bunca gürültü niçin diye hayk?rmaz m??....böylesine önemsiz bir ?ey insan?n düzenli hayat?n? niçin kar??t?rs?n ve bozsun?...bütün a?k serüvenlerinin son amac?,ister gülünç ister trajik olsun gelecek ku?aklar?n ortaya ç?kmas?ndan ,yarat?lmas?ndan ba?ka bir ?ey de?ildir.biz çekilip gitti?imiz zaman ,ortaya ç?kacak oyuncular,hem varl?klar? hem de özleri bak?m?ndan ,i?te bu önemsiz a?k serüvenlerinde belirlenirler.../a?k/schopenhaurdan aktaran eric blondel/yky7sf159.160.188...
efrasiyab
"Ya çek defteri ya cruise füzesi" gibi Bush yönetimi ve ABD politikalar?n? sivri dille ele?tirdi?i kitaplar? da bulunan, eko-eylemci Vandana ?iva'yla beraber küreselle?me kar??t? eylemlere ve ülkesi Hindistan'da baraj kar??t? eylemlere ön saflarda kat?l?p para cezas?n? ödemeyi reddetti?i için sembolik biçimde 1 gün hapis yatan Arundhati Roy'un ingiliz Booker ödüllü ilk ve bildi?im kadar?yla tek edebi roman? Küçük ?eylerin Tanr?s?'ndan sevdi?im bölümler:
(Bu ödülü alan ilk hintli yazar oldu?unu da ekleyeyim.)

Ammu banyonun kap?s?ndaki uzun aynada kendisine bakt?, gelece?inin hayaleti alayl? gözlerle kar??s?nda duruyordu. Kupkuru, külrengi. K?zar?k gözlü. Pörsümü?, içine çökmü? bir yanakta kanaviçe güllerle. içine a??rl?k konmu? çoraplar gibi sarkan solmu? gö?üsler. Bacaklar?n aras? kemik gibi kupkuru, saçlar pamuk gibi bembeyaz. Seyrek. Üstüne bas?lm?? bir e?reltiotu kadar k?r?lgan.
?ncecilk soyulan kar taneleri gibi, dökülen bir cilt.
Ammu ürperdi.
S?cak bir ö?le sonras?nda, Hayat?n? Ya?am?? oldu?unu hissetti?i için.

s. 244

....Ammu'yu yolun sonunda kendisini neyin bekledi?inden çok yolun niteli?i ürkütüyordu. Yol boyunce hiçbir mil ta?? yoktu. Ne de bir a?aç. Benekli gölgeler dü?müyordu yola. Üstünde hiçbir sis yay?lm?yordu. Hiçbir ku? dönenmiyordu. Ammu'n?un gözlerinin önündeki yolun ayd?nl?k ucunu görmesini bir an için engelleyen ne bir sapak vard? ne de bir dönemeç ya da U dönü?ü.Bu ise Ammu'nun içine müthi? deh?et sal?yordu; çünkü o gelece?inin ne oldu?unu bilmek isteyen bir kad?n de?ildi. Çok korkuyordu gelece?inden. gerçekle?mesini istedi?i son arzusu sorulsa, Bilmemek derdi. Gelecekteki günlerin kendisine neler haz?rlad???n? bilmemek. Gelecek ay, gelecek y?l nerede olabilece?ini bilmemek. Ya da on y?l sonra. Yolun ne tarafa dönebilece?inive dönemecin arkas?nda kendisini nelerin bekledi?ini. Ve Ammu biliyordu. Ya da bildi?ini san?yordu ki bu da ayn? derecede kötüydü ( çünkü dü?ünüzde bal?k yedi?inizi görürseniz bunun anlam? bal?k yemi? oldu?unuzdur). Ve Ammu'nun bildi?i ?ey ( ya da bildi?ini sand??? ?ey), cennet Tur?ular?n?n beton f?ç?lar?ndan yükselen yavan sirke buharlar? gibi kokuyordu. Gençlikleri solduran, gelecekleri kurutan buharlar.
Saçlar?n?n ?apkas? alt?ndaki Ammu banyo aynas?ndaki yans?s?na yasland? ve a?lamaya çal??t?.
Kendisi için.
Küçük ?eylerin Tanr?s? için.
Dü?lerindeki pudra ?ekerli ikiz ebeler için.


s.246, 247
don quijote
Pascal Bruckner'?n H?nç Aylar?'ndan bir al?nt?:

Bir zamanlar a?k?n en harika nedeni a?k?n bizzat kendi tehlikesiydi. Tedbirsizlik bugün güvenlik ça??m?z?n asla tan?mayaca?? tutkular? alevlendiriyordu: Sevmenin tehlikeye at?lma oldu?u güzel günlerin geride kalal? pek de uzun zaman olmad?. Bugün a?klar?m? henüz açl??? bile tan?madan doygunluktan ölüyor. Kendilerinden ba?ka dü?manlar? olmad???n?, birlikteliklerini do?uran?n da, sona erdirenin de bizzat kendileri oldu?unu biliyorlar. Heyhat "ikimiz"i de?ilse, kimi suçlamal?? S?rf birlikte olmak yüzünden, tapt???m?z ki?iyi öldürmekten daha büyük ac? olabilir mi?
s. 112-113


Chuck Palahniuk'un Ninni'sinden bir al?nt?:

Bizim George Orwell olay? tersinden anlam??.
Büyük Birade bizi gözetlemiyor asl?nda. ?ark? söyleyip dans ediyor. ?apkadan tav?an ç?karma numaralar? yap?yor. Büyük Birader uyan?k oldu?unuz her dakika dikkatimizi çekmekle me?gul. Sürekli akl?n?z?n ba?ka yerde oldu?undan emin olmak istiyor. Tamamen zapt oldu?unuzdan emin olmak istiyor.
Hayal gücünüzün tükenmekte oldu?undan emin olmak istiyor. Olsa olsa apandisiniz kadar faydal? hale gelene dek. Dikkatinizi sürekli olarak bir ?eylere verdi?inizden emin olmak istiyor.
Ve bu ?ekilde ba?kas?ndan besleniyor olmak gözetleniyor olmaktan da beter. Dünya sizi doyurdu?u sürece, kimsenin kafan?zdaki fikirler konusunda endi?e etmesi gerekmiyor. Herkesin hayal gücü tükendi?inde, art?k hiç kimse dünya için bir tehdit olmayacak.

s. 27-28
efrasiyab
Orwell demi?ken rahmetli bir de ?öyle demi?:

"?nsan olas?l?klar? dü?ündü?ünde anar?izmin dü?ük bir ya?am standart? anlam?na geldi?i sonucuna var?yor. Aç ve rahats?z bir dünyay? kapsamas?na gerek yok, ancak bugün arzu edilebilir ve ayd?nl?k olarak görülen, klimal?, krom kaplamal?, becerikli aletler tara?ndan yönetilen bir mevcudiyeti ortadan kald?r?yor. Örne?in bir uça?? yapma süreci öylesine kar???k ki, ancak tüm bask?c? mekanizmas? ile birlikte planl? ve merkezi bir toplumda mümkün olabilir. ?nsan do?as?nda tahmin edilemez baz? de?i?iklikler olmad??? sürece, özgürlük ve verimlilik farkl? yönlere gidecektir"

Bu, George Orwell'?n bak?? aç?s?ndan (kendisi lüksü sevmezdi) tek ba??na bir anar?izm ele?tirisi de?il; ve Orwell anar?ist bir toplumun asla bir Concorde yapmayaca??n? veya aya insan göndermeyece?ini dü?ünmekte hakl?. Ancak, bu teknolojik zaferlerden herhangi biri, ak?t?lan kaynaklar ve bu gezegenin sakinleri aç?s?ndan sonuçlar? dü?ünüldü?ünde,verimli miydi?

ph34r.gif eylemde anar?i, colin ward, s. 169
BuRnOut
Nerede o Ortaçağ halk öykülerimizin, eski masallarımızın o sözünü sakınmayan, dobra dobra konuşan, şarap düşkünü halaları, teyzeleri! Durmadan taban tepen, yemek pişiren, şarkı söyleyen, neşeler yaratıp canlılık saçan, ağrısız sızısız, sağlam ve gürbüz çocuklar doğuran kadınlar nerede? Bugün, uçuk renkli cılız çiçekler misali, solgun tenli, bozuk mideli, kolu budu tutmaz olan fabrika kızlarımız ve kadınlarımız var!.. Sağlam zevkler tatmamışlar hiç ve bu konuda yüzlerini güldürecek hiçbir şey söyleyemezler! Ya çocuklar? Çocuklara 12 saat çalışma! Gözün çıksın yoksulluk!

Ama, Manevi ve Politik Bilimler Akademisi'nin bütün Jules Simon'ları, Cizvitlerin tüm Germinys'leri, çocukları aptallaştırmak, içgüdülerini bozmak, bedenlerini çürüğe çıkarmak için, kapitalist işliklerin bozuk havası içindeki çalışmadan daha yıkıcı bir kötülük icat edemezlerdi. Çağımız çalışma yüzyılıdır diyorlar; aslında acının, yoksulluğun, kokuşmuşluğun yüzyılıdır.

worshippy.gif Paul Lafargue / Tembellik Hakkı Sf. 25/26
efrasiyab
Ebedi çi?ler dü?er damlalarla,
A?larlar - zarif gövdelerinden
Dimeyen ya?lar iner mücevherlerle.


Edgar Allan Poe'nun Tedirginlik Vadisi ?iirinin son bölümü
gündüzdo?anay
Albert CAMUS - Dü?ü?'ten çizdiklerim...

* Duygular?m?z? yaln?z ölümün uyand?rd???na dikkat ettiniz mi?

* E?er pezevenkler ve h?rs?zlar her zaman ve her yerde mahkum olsalard?, masum insanlar tümüyle ve hep masum sanacaklard? kendilerini...

* Hiç ö?renmemi? oldu?um, ama yine de çok iyi bildi?im bir ?eyi, yani ya?amay? unutuyordum.

* Genel olarak bütün adalar? seviyorum ben. Oralarda egemenlik sürmek daha kolay.

* Çekicilik nedir, bilirsiniz: Aç?k hiçbir soru sormadan bir çe?it evet yan?t? alma biçimi.

* Kad?n dostlar?m?z?n Napolyon Bonapart'la ?u ortak yönleri vard?r ki, herkesin ba?ar?s?zl??a u?rad??? yerde ba?aracaklar?n? san?rlar hep.

* Hiç kimse zevklerinde ikiyüzlü olamaz.

* Kar?m?z? cezaland?rmak için ölece?imizi san?r?z, oysa özgürlü?ünü veririz ona.

* En fazla yer kaplad???m anda ortada yoktum ben.

* Her a??r?l?k dirili?i, dolay?s?yla ac?y? azalt?r.


Daha fazlas?n? bu harika kitapta bulabilirsiniz.

Serke?
"... Jan Valjan kendi kendine sordu: ?nsan toplumu, bir yandan ahmakça basiretsizli?inin, öte yandan ac?mas?z basiretinin cezas?n? bireylerine çektirmekte, talihsiz bir ki?iyi yoklukla a??r?l?k aras?nda k?sk?vrak ba?lamakta, i?siz b?rak?p a??r? ceza yoluna gitmekte hakl? m?yd? acaba?

Nimetlerin üle?tirilmesinde, bir rastlant? sonucu, pay?n? alamam?? ve dolay?s?yla en çok esirgenmeye muhtaç bireylerine kar?? toplumun böyle davranmas? haks?zl?k olmuyor muydu?

Jan Valjan, tüm bu sorular? yan?tlad?ktan sonra toplumu yarg?lad? ve mahkum etti..." (Sefiller'den ...)
personalfable
...Bir insan? tan?may? arzulamak kof bir vaattir ve büyük külfet. Günler, geceler, haftalar, seneler boyu dinlemeyi ve gözlemeyi, didiklemeyi ve hissetmeyi,de?meyi ve dermeyi gerektirir, kabuklar? kald?rabilmeyi ve altlar?ndan ince ince s?zacak, belki de f??k?racak olan kan? görmeye tahammül edebilmeyi…Bunca zahmete katlanamayacak olduktan sonra, daha yolun ba??ndayken dönüp bu i?e kalk??mamak ye?dir.

“Kapal? bir sand???n içinde gün ?????na ç?kmay? bekleyen k?ymeti bilinmemi? bir define de?ilim ben. Hakk?mda soraca??n her sorunun cevab? üç a?a?? be? yukar? sende sakl? zaten. Beni ke?fetmeye çal??man? da ke?fetti?ini sanman? da istemem. Tan?mak zorunda de?iliz birbirimizi, daha bir arpa boyu tan?yamam??ken kendimizi. Ba?kalar? hakk?nda edinilen bilgiler, çöplükten geli?igüzel ç?kar?lan yiyeceklere benzer. Tad?na varamayacak olduktan sonra kokutmak zorunda de?iliz beynimizde.”


Elif ?afak / Bit Palas
siroguz
QUOTE
Özgürlü?e, gerçek özgürlü?e -insan içinde "a?z?na s?çay?m" deme ya da önderlerini ele?tirme ya da seçtikleri kilisede Tanr?'ya ibadet etme özgürlü?üne de?il, dillerden, liderlerden ve tanr?lardan kurtulma özgürlü?üne- ilgi duyan insanlar, içeri?i de?i?tirmek için üslubu kullanmak durumundalar. Üslubumuz ustaca ise, ak??kan ve ayn? zamanda bütünlüklü ise o zaman kendimizi yeniden yaratabiliriz, daha do?rusu içimizdeki Sonsuz Yan?lg?'y? yeniden yaratabiliriz. ?çeri?in üstünde ya?ayabiliriz; tahmin edilebilir tepkilerin, toplumsal programlanman?n ve kal?tsal döngünün üzerinden uçabilir; küçük renk, elektrik ve ???k parçac?klar?n?n bize süzülerek ula?mas?na izin verebilir, bunlar? kendi irademizle eylemlerimize dahil edebiliriz.

QUOTE

Tarzan'dan ?sa'ya:

- Ama sen ortaya ç?k?nca, yani duydu?uma göre, senin geli?in Tanr? Baba'n?n Tanr? Ana'y? yeni?ini; Yahudi ruh Tanr?s?'n?n, eskinin beden Tanr?s?'na kar?? kazand??? zaferi temsil ediyormu?. Do?du?un anda att???n ç??l?k, paganizmin sona eri?inin, insan?n do?adan nihai kopu?unun i?aretiydi. Art?k kültür do?aya hükmedecek, fallus rahme hükmedecek, istikrar de?i?ime hükmedecek ve ölüm korkusu her ?eye hükmedecek.

worshippy.gif Tom Robbins - Dur Bir Mola Ver (Another Roadside Attraction)
BuRnOut
?nsan?n dü?ündüklerini, birinin kitab?nda okumak ve onlar?n kelimelerle ifade edili?ine tan?k olmak ne kadar tuhaf bir his yarat?yor. Neredeyse tedirgin edici bir deneyim. Özellikle akademik çevrelerde s?kça rastlanan; sözde Prof. Dr. olmu? ama beynini çal??t?rmaktan ve dü?ünmekten yoksun insan güruhunun içine dü?tü?ü durumu özetleyen ve dü?ünmenin nas?l bir ?ey oldu?unu anlatan, k?sa ama etkileyici bir pasaj. Schopenhauer'dan...

QUOTE
Kendi kendine dü?ünmesini ö?renmi? bir insan kendi kanaatlerini kendisi olu?turur, otoritelere ancak daha sonra ba?vurur, ba?vururken de amac? sadece kendi görü?lerini onlara teyit ettirmek ve böylelikle kendine olan inanc?n? güçlendirmektir. Halbuki kitap-filozofu yola bu otoriteleri koltu?unun alt?na almadan ç?kmaz. Ba?ka insanlar?n kitaplar?n? okur, onlar?n kanaatlerini toplar ve böylelikle kendisi için onlardan bütün bir sistem olu?turur. Böyle bir sistem mahiyetine ve te?ekkülüne ak?l erdiremedi?imiz bir robota benzer. Buna mukabil kendi kendisine dü?ünmesini ö?renmi? insan tabiat?n vücuda getirdi?ine benzer kanl? canl? insana benzer. Çünki eser t?pk? bir insan gibi vücut bulur; dü?ünen kafa d??ar?dan gebe kal?r ve daha sonra onu rahminde ta??r ve zaman? gelince do?urur.

Okumak Yazmak ve Ya?amak Üzerine - Schopenhauer
Sf. 117
pospolen
QUOTE
Sigaranın o kadar sevilmesi, nikotinin gücünden değil, bu boş ve anlamsız âlemde, insana anlamlı bir şey yaptığı duygusunu kolaylıkla vermesindedir, diye düşünürüm bazan.
Sf. 111

***

"Her akıllı insan hayatın güzel bir şey olduğunu, amacının da mutlu olmak olduğunu bilir." dedi babam üç güzel kızı seyrederken. "Ama sonra yalnız aptallar mutlu olur. Nasıl izah edeceğiz, bunu?"
Sf. 119

***

Onu kollarımın arasına alır almaz hissettiğim huzuru nasıl anlatmalı? Kalabalığın kafamın içinde dur durak bilmeden dolanan uğultusu, orkestranın tangırtısı ve şehrin iniltisi sandığım amansız gürültü, ondan uzak olmanın huzursuzluğuymuş aslında.
Sf. 157

***

Gerçek aşk acısı, varlığımızın en temel noktasına yerleşir, bizi en zayıf noktamızdan sımsıkı yakalar ve diğer bütün acılara derinden bağlanarak bütün gövdemize ve hayatımıza hiç durdurulamayacak bir şekilde yayılır. Eğer umutsuzca âşıksak, baba kaybından en sıradan talihsizliğe, mesela anahtarımızı kaybetmeye kadar her şey, diğer bütün acılar, dertler ve huzursuzluklar, her an yeniden kabarmaya hazır olan bu asıl ıstırabımızın tetikleyicisi olur. Benim gibi aşk yüzünden büyün hayatı altüst olmuş biri, diğer bütün dertlerinin çözümünün de aşk acısının sona ermesiyle mümkün olacağını sandığı için, içindeki yarayı istemeden daha da derinleştirir.
Sf. 253

Masumiyet Müzesi - Orhan Pamuk
sidar ve gaba
''...ben sana bak?yorum; fakat, dönülmez bir yola girdik art?k. 'Ucuz hayallerin anlat?m? da ucuz oluyor,' dedi. Kendini kötüle bakal?m. Buradan bir yere gidilmez. (biliyoruz.) 'dü?ünürken ucuz gelmiyor; kelimelerle dü?ünülmüyor çünkü resimlerle dü?ünülüyor.''

''...oysa burada huzurumuz var, de?il mi albay?m?' Hüsamettin bey ba??n? sallad?: 'Huzurumuz var da denemez. Vaktimiz bol oldu?u için, bütün günümüzü huzursuzlukla dolduram?yoruz sadece.''


''...bütün hayat?m boyunca konu?mu?tum. Bir cümlesi akl?mda kalmam??t?. Birden deh?ete dü?tüm.''

O?uz Atay- Tehlikeli Oyunlar



''...zira 'ilk an' ne kadar kal?c?ysa, masumiyet de o kadar kal?c?d?r.''

Murat Mente?- Dublörün Dilemmas?
Bergovski

"Sana bir tek ?ey söyleyece?im Franny. Bildi?im tek ?eyi. Ve sak?n bozulma.
Kötü bir?ey filan de?il. Ama e?er senin istedi?in dini bir hayatsa, ?unu hemen
bilmelisin ki, bu evde sürüp giden o kahrolas? dini eylemlerin her birini gözden
kaç?r?yorsun. Birisi sana bir kase kutsanm?? tavuksuyu çorba getirdi?inde,
onu içecek sa?duyudan bile yoksunsun sen -ki bu t?marhanede Bessie'nin
birine getirebilece?i tek tavuksuyu da bu türdendir zaten. Onun için, sadece
söyle bana dostum, sadece söyle bana. Yola dü?üp bütün dünyay? dola?san,
?u ?sa duan? sana do?ru dürüst okumas?n? ö?retecek bir üstad- bir guru,
bir kutsal ki?i- bulmak için, bunun ne yarar? olacak sana? Sen daha burnunun
dibinde duran bir kase kutsanm?? tavuksuyu çorbay? göremezken, basbaya??
kutsal bir ki?iyi nas?l tan?yabileceksin, ha? Söyler misin?"


"...eve geldi?inde seyircilerin aptall??? konusunda köpürdün, v?rv?r ettin.
Be?inci s?radan gelen o kahrolas? "niteliksiz kahkaha" hani. Do?ru tabii,
do?ru tabii -Allah bilir ya insan? ne biçim depresyona sokar o. Sokmaz
demiyorum. Ama, bu da seni ilgilendirmez asl?nda. Seni hiç ilgilendirmez
Franny. Bir sanatç?n?n tek kayg?s?, bir tür mükemmelliyete ula?makt?r
ve bunu da kendi dikte etti?i ko?ullarda yapar, ba?ka hiç kimsenin de?il."




Franny and Zooey

J.D. Salinger
BuRnOut
"Bilmiyorum", dedi; dili yar? felç olmu? gibiydi. "Hay?r. Harika de?il. Çirkin bir dünya. Bu dünyaya benzemiyor. Anarres sadece tozdan ve kuru tepelerden olu?uyor. Her ?ey az, her ?ey kupkuru, insanlar da güzel de?il. Hepsinin koca elleri ve ayaklar? var, benimkiler ve buradaki garsonunkiler gibi. Ama koca göbekleri yok. Çok kirlenirler, birlikte y?kan?rlar, burada kimse bunu yapmaz. Kentler çok küçük ve sönüktür, s?k?c?d?r. Hiç saray yoktur. Ya?am s?k?c?d?r, çok çal???l?r. Her zaman istedi?inizi alamazs?n?z, hatta bazen gereksindi?inizi bile, çünkü yeterince yoktur. Siz Urras’l?lar?n her ?eyi yeterince var. Yeterince hava, yeterince ya?mur, çimen, okyanuslar, yiyecek, müzik, yap?lar, fabrikalar, makineler, kitaplar, giysiler, tarih. Siz zenginsiniz, siz sahipsiniz. Biz yoksuluz, biz yoksunuz. Sizde var, bizde yok. Burada her ?ey çok güzel. Güzel olmayan yaln?zca yüzler. Anarres’te hiç bir ?ey güzel de?ildir, yaln?z yüzler güzeldir. Di?er yüzler, erkek ve kad?n yüzleri. Bizim onlardan ba?ka bir ?eyimiz yok, birbirimizden ba?ka bir ?eyimiz yok. Burada siz mücevherleri görüyorsunuz, orada gözleri görürsünüz. Gözlerde de görkemi, insan ruhunun görkemini görürsünüz. Çünkü bizim erkeklerimiz ve kad?nlar?m?z özgürdür, hiç bir seye sahip olmad?klar? için özgürdürler. Siz sahipler ise sahiplisiniz. Hepiniz hapistesiniz. Herkes yaln?z, tek ba??na, sahip oldu?u y???nla birlikte. Hapiste ya??yor, hapiste ölüyorsunuz. Gözlerinizde görebildi?im yaln?zca bu— duvar, duvar!"

Ursula K. Le Guin - Mülksüzler
RoXoN
QUOTE
''Örgütler var bir sürü. Çok üstelediler, ba?lanmad?m hiçbirine. Belki de yap?mdan geliyor. S?k?l?yorum bir?eye ba?lanmaktan. ?nsanlara yard?msa iyi kötü yap?yoruz i?te! Bütün bir toplumu, insanl??? kurtaracakm???z! Ben o i?i beceremem. Ortaya at?lanlara bak?yorum, hiçkimseyi tutmad? gözüm bugüne dek''

i?te Reyhan'? anlatan en iyi cümleler (Yalanc? Tan?klar Kahvesi)
BuRnOut
?nsanlar, nesneler s?rna?t?kça sokulur, ya?ant?lar pek derinden koyar adama; an?, irin toplayan bir yarad?r. Hastan?n elinde bir tek büyük ilaç vard?r bunlara kar??: Rus yazg?c?l??? dedi?im ?ey, o ba?kald?rma bilmez yazg?c?l?k; bununla Rus askeri sefere art?k dayanamaz olunca, kar?n içine uzan?verir. Bundan böyle hiçbir ?eyi kabul etmemek, üstüne almamak, içine almamak, hiçbir tepki göstermemek... Tepki gösterdi?imiz an kendimizi çabucak tüketece?imiz için, hiç tepki göstermemek: Budur i?in mant???.

Friedrich Nietzsche - Ecce Homo
?thaki Yay?nlar? - Sf. 21
BuRnOut
Öbür dünyada bize vaat ettiğin zevkler, burada yaşanan zevklerse bunların kutsallığından söz edilemez. Duyularımız ve ruhumuz tıka basa zevklerle dolup taşsa bile ne çıkar bundan. Varlığımız ölümlüyse zevklerimiz de sınırlıdır. Bende olan bir şeyin tanrısal yanı olamaz ki. Cümle akrabamızla öbür dünyada buluşmak gibi bir mutluluğa kanıyorsak, dünyadaki ölümlü yaşamımız orada da sürüyor demektir. Bizim bu dünyada, o yüce ve tanrısal değerleri düşünebilmemiz için, yaşamımızın değerlerine hiç benzememesi gerekmez mi? İnsan gözümüzden ve yüreğimizden hiçbir eser kalmayacaksa, o sonsuz mutluluğu biz nasıl duyumsayabileceğiz?

Montaigne – Denemeler
Say Yayınları - Sf. 83
RoXoN
“En kof ceviz bile k?r?lmak ister. Olgun yemi?ler tutunamaz a?aca. Öyleyse kabu?um k?r?lacak diye hay?flanmamal?d?r insan. Topra?a dü?memek için ç?rp?nmamal?d?r meyve. Dü?ün! Bir ?eyin geldi?i yere dönmesi kadar sevindirici ne olabilir? Tohumun a?aca, a?ac?n tohuma dönü?ümünden ba?ka bir?ey de?ildir hayat. Yani ölüm… Fakat insanlar öykü kefelenmi?lerdir. Ve kefelenen her ?ey öldürücüdür. ?nsana dü?en, tüm libaslar?ndan soyup öylece seyretmektir ölümü. Yani hayat?..”
Tolstoy - Ölüm Manifestosu
BuRnOut
S?ras?yla Cenk, Hakan ve Afgan konu?uyordu.
"?nsan kendini ö?rendi."
"Sonra ba??n? kald?rd? ve di?er insanlara bakt?."
"Evet."
"?nsan paradan önce harcamay? ö?rendi."
"Sonra harcayaca?? bir ?ey kalmad? ve di?er insanlara bakt?."
"Evet."
"Di?erleri ne yap?yorsa o da ayn?s?n? yapmaya ba?lad?."
"Yani kendini harcad?."
"Evet."
"Ve insan?n ba??na kendisinin getirdi?i en büyük felaket olan..."
"Heba..."
"Dönemi ba?lad?."

Piçler, ya?ad?klar? y?l?n H?ristiyan takvimine göre kaç? gösterdi?iyle ilgilenmezler. Sadece heba ça??nda ya?ad?klar?n? bilirler. Bu ça?da her ?ey harcan?r. Ancak paran?n harcanmas? durumunda oldu?u gibi kar??l???nda ele geçen bir ?ey yoktur. Her ?ey kar??l?ks?z harcan?r. Heba edilir. Piçler kendilerini, di?erleriyse hayatlar?n? heba eder.

Hakan Günday - Piç
Do?an Kitap - S.89
carlitos
QUOTE(BuRnOut @ Dec 10 2009, 01:28 PM) *




Hımm çok leziz bir paylaşım olmuş BuRnOuT.. Hakan Günday'ın dilini seviyorum gerçekten. Güzel de yazıyor.


-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

bir tane de ben yazayım;





Para yoluyla elde edebileceğim şey, satın alabildiğim, yani paranın bana satın alabildiği şey, paranın sahibi olarak, ben kendimim. Gücüm, paranın gücü kadar büyük. Paranın nitelikleri para sahibi olarak benim niteliklerim ve potansiyelimdir. Ne olduğum ve ne yapabileceğim, bu durumda, benim bireyselliğim tarafından belirlenmiş olmuyor.
Çirkinim ben, ama en güzel kadını satın alabilirim. Demek ki çirkin değilim, çünkü çirkinliğin etkisi, iticiliği, para karşısında yok oluyor.
Ben –bireysel yaradılışıma göre- topalım: ama para bana yirmidört bacak veriyor; öyleyse topal değilim.
Ben kötü, namussuz, her türlü alçaklığı yapabilecek, kafasız bir adamım, ama saygı gösterilir paraya –dolayısıyla sahibine de- (…) ama madem para her şeyin gerçek ruhu, para sahibi hiç ruhsuz olabilir mi?

(Marx 1844 El Yazmaları, 2000;150)
Asıl içeriğin sadece basit bir görünümüdür. Resimlendirilmiş tam halini görüntülemek için lütfen, buraya tıklayınız.
Invision Power Board © 2001-2019 Invision Power Services, Inc.