Yardım - Arama - Üyeler - Takvim
Tam Forum Görünümü: Shutter Island (2010)
Yedinci Gemi Forum > Sinema > ?nceleme
BuRnOut
forum resmi


IMDB
Shutter Island (2010)

Shutter Island (2010) PosteriYönetmen: Martin Scorsese
Tür: Drama / Mystery / Thriller
Slogan: Someone is missing.
IMDB Notu: 8.1 / 10 Top 250: #221 (63,205 oy)
Oyuncular: Leonardo DiCaprio, Mark Ruffalo, Ben Kingsley, Max von Sydow, Michelle Williams


Martin Scorsese Korku Burnu’ndan sonra Zindan Adas?’yla birlikte bizleri bir kez daha türün içinde rahats?z edici bir yolculu?a ç?kar?yor. D??avurumculuktan beslenen klasik kara filmlere ve gotik edebiyatla ucuz romanlar? içinde eriten dedektiflik hikayelerinin anlat?ld??? bir alt tür olan “hard-boiled” filmlere göz k?rpan Zindan Adas?, genetik olarak akraba oldu?u bütün bu türleri Hitchcockyen bir gerilimle birle?tirerek; alg?n?n göreceli?i üzerinden özne/nesne ili?kisini sorguluyor.

“Asl?nda hiç kimse kimseyi tan?yamaz.”
Miller’s Crossing – Joel & Ethan Coen (1990)


Filmin hikayesi, Boston aç?klar?nda, içinde az?l? ak?l hastalar?n?n bulundu?u ve d?? dünyayla ileti?imi tek bir noktadan sa?lanan bir adada hastalardan birinin hücresinden kaçmas?yla ba?lar. Bu olay? ara?t?rmakla görevli iki polis ?efinin adaya gelmesinden sonra f?rt?na nedeniyle adan?n ana karayla ileti?imi kesilir ve herkes adada mahsur kal?r. Bu basit giri?ten sonra fark edilebilece?i gibi; filmin, temelinde yatan aldatmacaya ra?men, asl?nda basit bir hikayesi vard?r. Dört taraf? kayal?klarla çevrili bir adadan kaçan bir ak?l hastas? ve olay? inceleyen iki polis ?efi… Bu basit hikayeyi karma??kla?t?ran unsursa, insan?n do?as?nda ve ya?ad??? olaylar? alg?lay?? tarz?nda gizlidir. Olay? incelemek için adaya gelen polis ?efi Teddy Daniels’?n 2. Dünya Sava??’nda Nazi toplama kamplar?ndan birinde gördü?ü manzaralar? hat?rlamas?yla ba?layan insan do?as?n?n karanl?k yönüne yap?lan vurgular ve sonras?nda insan alg?s?n?n göreceli?ini ifade eden özne/nesne ili?kisindeki de?i?im, filmin yüzeydeki görece basit hikayesini de tersyüz etmeyi ba?ar?r. Bu sayede, film içindeki hikayede gerçekle?en özne/nesne ili?kisine benzer bir ?a??rtmacay? eser de seyircisine/okuyucusuna ya?at?r. Alg?lar?yla oynanan sadece polis ?efi Teddy de?ildir; oyuna bizler de dahil oluruz. Teddy’nin bak?? aç?s?yla birlikte bizler de ya?ananlar? ilk elden deneyimleyerek, gerçekli?e yönelik alg?m?z? s?namak durumunda kal?r?z.

Alfred Hitchcock’un s?kl?kla yapt??? bir ?ey olan bu “gerilimi hissettirme” durumunu yine Hitchcock sinemas? üzerinden örneklemekte fayda var. Robin Wood’dan al?nt?layacak olursak; “Hitchcock konusunun o anda gereksinim duydu?u metafizik ba? dönmesi duygusunu, bir belirsizlikler batakl???na ya da dipsiz bir kuyuya dü?me duygusunu bize kesin olarak aktar?r. Bunu, bizi olaylar?n olu?uyla ili?ki içinde belirli bir konuma yerle?tirerek ve oyuncular?n hareketleriyle ili?ki içinde hareketlerimizi kontrol ederek yapar.” (1) Martin Scorsese’de Zindan Adas?’nda karakterinin ya?ad??? paranoyay? ve ?üpheyi seyircisinde ya?atmak için Hitchcock’un izledi?i yolu izler. Film, ba?tan sona Teddy’nin bak?? aç?s?na göre ?ekillenir. Film boyunca seyirci de Teddy’nin zihnindeki labirentlerde onunla birlikte yol al?r. Filmin aç?l???nda, Scorsese, Hitchcock’un ses efektlerini kullan?m tarz?na öykünür. Teddy’nin bak?? aç?s?ndan ufukta bir ada görünür, yava? yava? gemi adaya yakla??r. Ses band?nda tehlikeyi haber veren rahats?z edici ses efektlerini alg?lar?z. Daha karakteri tan?madan, aday? görmeden, olay örgüsüne dahil olmadan yönetmen bizleri büyük bir tehlikenin varl???na ve bu tehlikenin hangi özneyle hangi nesne aras?nda gerçekle?ece?ine ikna etmi?tir bile. Ba?karakterin bak?? aç?s?yla görü?ü ve alg?s? s?n?rlanan seyircinin bu durumda yapaca?? tek ?ey kendisini ba?karakterle özde?le?tirmek ve onun yolculu?una ortak olmakt?r. Yönetmenin film boyunca kulland??? tehlike i?aretleri ve olay örgüsü boyunca ba?karakteri yan?ltma çabalar?, bu ?ekilde seyircide de yank? bulur. Seyirci art?k olay örgüsünü d??ar?dan izleyen ve yapbozun parçalar?n? birle?tirmeye çal??an özne konumunda de?ildir. Seyircinin meta üzerindeki egemenli?ini al a?a?? eden bu yöntem, film izleme eyleminin de anlam?n? de?i?tirerek, bu eylemi bir deneyime dönü?türür.

Forum resmi


Yönetmen Martin Scorsese film izlemeyi bir deneyime dönü?türürken, Alman D??avurumculu?u’ndan da güç al?r. Dünyan?n birey merkezli alg?lan??? temelinde kurulan ak?m, 1. Dünya Sava??’ndan yenik ayr?lm?? ve darmada??n olmu? bir ulusun insanlar?n?n ruhsal ve psikolojik durumlar?n?n da yans?mas?d?r. 1. Dünya Sava??’yla birlikte insano?lu en karanl?k ve korkutucu yanlar?n? ke?federken, yarat?lan korku filmi karakterleri de insan?n karanl?k do?as?na vurgu yapar. Bu aç?dan, Nazi kamplar?nda insano?lunun neler yapabildi?ini görmü? Teddy’nin kendini Dr. Cagliari’nin Muayenehanesi’ndekine (Das Cabinet des Dr. Caligari, 1920) benzer bir mekanda ve hikayede bulmas? oldukça anlaml?d?r. Scorsese bu sayede türle olan ba??n? da güçlendirerek, filmdeki sinemasal göndermelerini belli bir zemine oturtur.

Göndermeler ve Sinema Tarihinde Bir Gezinti


Martin Scorsese, J. Lee Thompson’?n 1962 yap?m? filmi Korku Burnu’nu (Cape Fear) yeniden çekerken, hat?rlarsak bunu tür içinde gezinti yapmak için kendisine bir f?rsat olarak da görmü?tü. ?çinde “private eyes” dedektiflerin oldu?u ucuz polisiye hikayeleri, Hitchcock’un unutulmaz filmlerinden Psycho ve Vertigo’yu ve Roman Polanski’nin gerilim filmlerinde yaratt??? tedirgin edici atmosferi (özellikle de Knife in the Water ve Repulsion’da) filmin yeniden çevriminde kullanarak; sadece yeniden çevrimini yapt??? filme de?il, ayn? zamanda türe de bir sayg? duru?unda bulunmu?tu. Zindan Adas?’nda da yönetmenin benzer bir yol izledi?ini görürüz. 1950’lerin ortas?nda geçen hikaye, Alman D??avurumculu?u’ndan ve klasik kara filmlerden estetik oldu?u kadar varolu?sal olarak da yararlan?r. S?ras?yla 1. Dünya Sava??, Büyük Buhran ve 2. Dünya Sava?? gibi önemli toplumsal olaylar? ya?am?? ve bu olaylardan sonra bloklara ayr?lm?? kaotik bir dünyada ya?aman?n getirdi?i paranoya hali bütün filme nüfuz eder. Ana karadan uzaktaki bir ak?l hastanesinde ya?anan olaylar?n yaratt??? gerilim, ya?anan önemli toplumsal olaylardan ve So?uk Sava? döneminden beslenen genel bir toplumsal paranoyayla birle?ir. Bu anlamda, yönetmen bir yandan bir tür filmi kotar?r bir yandan da bir dönem filmi atmosferi yarat?r.

Zindan Adas?; Dr. Cagliari’nin Muayenehanesi gibi insano?lunun karanl?k yan?n? vurgulayan ç?lg?n bir korku filminden, Invasion of the Body Snatcher (1956) gibi So?uk Sava? dönemin paranoyas?n? yans?tan bir bilimkurgudan, Hitchcock’un Vertigo’su (1958) gibi “metafizik ba? dönmesi” duygusunu ya?atan bir klasikten ve Cul-de-Sac (1966) gibi bir adada geçen ve kimin deli kimin ak?ll? oldu?unu tahmin etmenin gittikçe imkans?zla?t??? bir gerilim filminden izler ta??r. Ama Scorsese kendi filminin atmosferini kurarken, bütün bu parçalardan dikkatli bir ?ekilde faydalan?r. Farkl? dönemlerde çekilmi? ve kendi içlerinde farkl? nitelikler ta??yan bu filmlerin hiçbiri, günümüzde postmodern anlat?larda s?kça örneklerini izledi?imiz filmlerde alelade serpi?tirilmi? “pasti?” niteli?i ta??maz. Bu parçalar?n hepsi Scorsese’nin filminde bütüne hizmet eden bir di?liye dönü?ür. Ayn? zamanda bütün, parçalar?na ayr?ld???nda da her bir parça bütünün ana fikrine denk dü?ecek ?ekilde hesaplanm??t?r. Bu aç?dan bak?ld???nda, Dennis Lehane’in kitab? Scorsese’ye ne kadar yard?mc? olmu?sa, Scorsese’nin türe hakimiyeti de hikayenin seyircilere aktar?lmas?nda o kadar yard?mc? olur. Scorsese kendisini filmine kaynakl?k eden kitapla s?n?rlamaz ve sinema tarihi içinde bir gezintiye ç?karak; dönem atmosferini filmler arac?l???yla kurmaya çal???r.

Forum resmi Forum resmi Forum resmi

S?ras?yla Dr. Cagliari'nin Muayenehanesi, Cul-de-Sac ve Vertigo


Psikoterapi ve ?nsan?n Kötücül Do?as?


Filmde Martin Scorsese’nin öne ç?kard??? bir di?er nokta da psikoterapi sürecinde izlenen metotlardaki farkl?l?klard?r. Teddy’nin ara?t?rd??? ak?l hastanesinde bir grup doktor ilaçla ve e?itimle (psikodrama) ak?l hastalar?n? tedavi etmek isterken, di?er grup lobotomi ve elektro ?ok gibi “barbarca” yöntemler uygulamak ister. So?uk Sava?’a benzer ?ekilde psikoterapi alan?nda da iki kar??t görü?ün sava?? sürerken; Teddy’nin geçmi?inde ya?ad?klar? üzerinden insan?n ?iddete yatk?nl??? da sorgulanan bir suale dönü?ür. Gerçe?in dü?le kar??t??? ve paranoyan?n ayyuka ç?kt??? bu anda, Scorsese bir de insan do?as?n?n kötücüllü?üyle bizi ba? ba?a b?rak?r. Bu noktada, yeniden Hitchcockyen gerilime dönmekte fayda var. Zira, Hitchcock’un geriliminde seyircinin ba?karakterin bak?? aç?s?yla s?n?rland?r?lmas? ne kadar önemliyse; onun insan do?as?na yapt??? vurgu da o derece önemlidir. “…Bu ‘tiksindirici tat’ olgusunun iki temel nedeni oldu?una inan?yorum. Birincisi Hitchcock’un karma??k ve ?a??rt?c? ahlak anlay???d?r; bu anlay??ta iyi ve kötü gerçekten ayr?lmaz düzeyde birbirine kar??m??t?r ve ?eytansal itkilerin hepimizde varoldu?unda ?srar edilir. ?kincisi belki de tamamen bilinç düzeyinde olmasa da (bu izleyiciye ba?l?d?r) arzular?m?z?n kirlili?i konusunda onun bizi uyarma yetene?idir.” (2) Geçmi?inde önemli travmalar ya?am?? Teddy karakteri kendi geçmi?iyle yüzle?irken, i?te bu noktada onun an?lar? arac?l???yla bizler de insano?lunun kolektif bilincinde k?sa bir gezintiye ç?kar?z. Teddy’nin verdi?i kararlar ve geçmi?inde ya?ad??? olaylar iyi/kötü ayr?m?n?n da yap?lmas?n? zorla?t?r?r ve insan?n akli yan? kesintiye u?rar. Bu a?ama, filmin bütün olay örgüsünden ve içindeki sürprizlerden daha büyük bir etki b?rak?r. Ba?karakterle birlikte bizler de bir adada kapana k?s?lm?? bir vaziyette bu sorularla ba? ba?a kal?r?z. Gerilimin ve tedirginli?in esas kayna?? fiziksel s?k??m??l?k hissinin ötesine geçer. Hitchcock karakterlerinde oldu?u gibi Scorsese’nin karakterleri de iyinin ve kötünün ayr?lamayaca?? düzeyde birbirine kar???rlar. ?yinin ve kötünün, do?runun ve yanl???n, ayd?nl???n ve karanl???n, düzenin ve kaosun, rahatlaman?n ve s?k??man?n ortas?nda kal?rlar.

Bu ortada kalma durumu, gerçekli?in göreceli?iyle de ko?utluk olu?turarak; seyircinin ya?ananlarda kendisine bir taraf belirleyememesine neden olur. Bak???, ba?karakterin bak???yla s?n?rlanan seyirci, ba?karakterin kendi geçmi?inden dolay? ya?ad?klar?na kar?? verdi?i tepkileri sadece izlemekle yetinir. Son kertede bile bir ?üphe hissi ta??r. Ak?l hastanesine giri?te, Teddy’e bak?c?lardan biri “delilik bula??c?d?r” dedi?inde, bu söz seyirci için bir anlam ifade etmez. Ama final itibariyle seyirci de o “delilikten” nasibini alm??t?r. Finalde doktorun mu yoksa Teddy’nin mi do?ruyu söyledi?inden emin olamayan seyirci, oyuna dahil olmu? ve iktidar?n? kaybetmi?tir. Zindan Adas? ustal?kla kurulan atmosferi ve sinemasal yetkinli?inin d???nda, bu duyguyu seyirciye ya?atarak; seyirciyi de film bitmesine ra?men ?üphe içinde ve iktidar?ndan yoksun bir ?ekilde b?rakmay? ba?ararak, ne denli önemli bir film oldu?unu ortaya koyar. Yaz?n?n ba??ndaki al?nt?ya dönecek olursak; delili?in bula??c? oldu?u bir yerde asl?nda hiç kimsenin hiç kimseyi tan?yamayaca?? gerçe?iyle de yüzle?iriz.

Bar?? Saydam


Kaynakça:
(1) Robin Wood, Hitchcock Sinemas?, Çeviren: Ertan Y?lmaz, Kabalc? Yay?nlar?, ?ubat 2004, s. 94-95
(2) a.g.e., s.105
Funkster
Martin Scorsese ya?ayan en büyük yönetmenlerden biri. Bu gerçe?i dillendirmek bile tuhaf asl?nda. Uzun kariyerinde sinema tarihinin kilometre ta?? olmu? filmleri yönetmesi yan?nda daha mütevazi ve ki?isel say?labilecek örnekleri de s??d?rm?? bir duayen. Uzunca bir süre “mafya filmlerinin unutulmaz yönetmeni “ olarak an?lmas?n?n önüne yine kendi iradesyle geçmesini bildi. Taxi Driver ile bir kaybeden destan? yazan da, The Age Of Innocence ile kostümlü dönem romantizminin hakk?ndan gelen de, Kundun ve The Last Temptation Of Christ ile inanç tart??malar? sunan da, No Direction Home ve Shine A Light ile tutkunu oldu?u müzikleri belgeselle?tiren de o. Yeniden çekti?i filmleri, art?k göze çok batan DiCaprio ?srar?n? bir türlü benimseyemesem de, ona en fazla k?zd???m anlarda bile içten içe onu ne kadar sevdi?imi fark ederim. Epeydir De Niro’dan sonraki feti?i DiCaprio ile olan ortakl???n?n ürünlerini izliyoruz. Ama bana göre Shutter Island, Scorsese-DiCaprio i?birli?inden ç?kan en iyi film.

Aralar?nda çok tehlikeli mahkumlar?n da bulundu?u, gizemli bir adaya kurulmu? ak?l hastalar? hapisanesinde kaybolan Rachel’? aramakla görevli iki dedektifin karanl?k doktorlar, robotla?m?? personel, garip hastalar, tuhaf rüyâlar, gizemli koridorlar, ürperten s?rlar ve ac? gerçeklerle örülü maceras?, 138 dakikal?k süresinin hemen her dakikas?n?n hakk?n? veriyor. Spoiler vermeden, sadece tekrar izlendi?inde bamba?ka aç?lardan bak?labilecek yap?mlardan bir oldu?unu söylemek gerek. Ama ilk izleyi?in sa?lad??? ayr?cal?k çok ba?ka. Orada yakalad???m?z, ?skalad???m?z ya da anlamland?ramad???m?z pek çok detay?n yerine oturmas?, aç?klay?c? oldu?u halde kabul etmekte zorlanabilece?imiz finalin ard?ndan filmin ba?tan sona gözlerimizin önünden geçmesiyle mümkün olabiliyor ancak. Leonardo DiCaprio’nun canland?rd??? Teddy Daniels’?n geçmi?ine ait zihninde canlananlar ve soru?turma esnas?nda kar??la?t??? gariplikler, ak?l hastanesi / hapisanesi dekorunda filmin seyirciyle türlü ak?l oyunlar? oynamas?na yol aç?yor. Bunu yaparken bir yandan da filmin polisiye rotas?, çe?itli sürprizlerle ilgiyi sürekli canl? tutuyor. Özellikle Patricia Clarkson ve Jackie Earle Haley’nin yerald??? sahneler, ayn? zamanda filmin en önemli k?r?lma noktalar?ndan ikisini olu?turuyorlar. Ancak bu bile senaryonun bize gerçe?i tam olarak sundu?u anlam?na gelmiyor.

Film öyle esrarengiz bir Alacakaranl?k Ku?a?? yaratm?? ki, neyin do?ru veya yanl??, kimin hakl? veya haks?z oldu?unu anlamam?za yarayacak her ?ey parça parça verilmesine ra?men, o parçalara dahi %100 güvenilmeyece?i yönünde bizi temkinli hale getirmi?. Öyle ki, ba?tan sona özde?lik kurdu?umuz yegâne karakter Teddy’nin zihinsel gelgitlerinin esiri oldu?umuzu anlamaya, bu yüzden ona kar?? bile ihtiyatl? yakla?maya ba?l?yoruz. Gerçe?i bulmaya çal??t???m?z yolda bize k?lavuzluk etmesi gereken Teddy’ye dair kayg?lar?m?z artt?kça ona kar?? hem yak?nl?k duyuyor, hem de mesafe koymak zorunda hissedebiliyoruz. Bir noktada film bizi tek ba??na b?rakarak asl?nda hiç beklenmedik ama do?ru bir ?ey yap?yor. Çünkü kendisini izlerken rahat olmam?z? istemiyor. Verdi?i soru cevaplar meseleyi tümden kapatan türden olsayd?, gerçek ya?muruna yakaland???m?z harika finalden bu kadar etkilenmezdik belki. Böylece film içinde verilmi? ipuçlar?n?n ve etrafl?ca aç?klamalar?n oturdu?u temeller, ya?anacak son bir trajedik sürprizin de yard?m?yla nihaî gerçe?i mu?lak biçimde formüle ederek zirveye ula??yor. Bu sayede filmin insans?z son kadraj?na bakarken karmakar???k duygular?m?z?n tahlili için gerekli cevaplar?n yine filmin kendi içinde bulundu?unu anl?yoruz. Elbette ba?ta Hitchcock eserleri olmak üzere birçok gizem / gerilim yap?m?ndan feyzal?nm?? konu ve atmosfer ak?c?l???n?n yapt??? nostaljik ça?r???mlar da yo?unlukta. Dennis Lehane gibi taze bir romanc?n?n bu ça?r???mlar? sunmaya muktedir sinemasal yan? kadar, onu perdeye aktaran Scorsese’nin feyzalm??l??? da görülmeye de?er.

Shutter Island, oyunculuk yönünden de birinci s?n?f bir film. Filmin içinden, çok önemli birer sahneleri bulunan, bu sahnelerle hem hikâyeye, hem gerilim dokusuna, hem de oyunculuk sanat?n?n önemine vurgu yapan performanslarla Patricia Clarkson, Jackie Earle Haley, Max von Sydow, Ted Levine, Emily Mortimer geçiyor. Teddy’nin orta?? Chuck’? canland?ran Mark Ruffalo ile kar?s? Dolores’i oynayan Michelle Williams’?n fazla yükselmeyen so?ukkanl? oyunlar?n?n bile filmin konu bütünlü?ü içinde kar??l??? mevcut. Ama o so?ukkanl?l???n hakk?n? en fazla veren isim ise usta aktör Ben Kingsley oluyor. Olmas?n? bekledi?imiz ölçüde ürkütücü de?il fakat o so?ukkanl?l???n sa?lad??? esrarengizlik ile aray? kapatan ekileyici bir Dr. Cawley portresi çiziyor. Ve DiCaprioShutter Island’?n bence en iyi Scorsese-DiCaprio i?birli?i ürünü olmas?n?n tek nedeni tepeden t?rna?a çok kaliteli bir film olmas? de?il. Ayn? zamanda DiCaprio’nun tüm ki?i ve olaylar?n onun etraf?nda döndü?ü zor bir rolün üstesinden gelebilece?ini çarp?c? biçimde göstermi? olmas?. Hâlâ fiziki anlamda baz? ikna problemleri olsa da, kaç?n?lmaz biçimde özde?le?mek durumunda kald???m?z Teddy’nin ini? ç?k??lar?na sonuna kadar hâkim bir oyun ç?kararak, gerçe?i aray?? yolunda kar??la?t??? korku, öfke, üzüntü ve ?a?k?nl?klar? bizim de pe?imize tak?yor. Finalden sonra filme geri dönme iste?inin en önemli nedenlerinden biri de bu performans. Öncesi sonras? birbirine kar??m?? bir döngüde s?k??an Teddy’nin en ufak tepkilerini dahi hesaba katm?? görünen ve önce-sonra farkl?l?klar?n? psikolojik boyutlar? türlü duygularla yans?tan DiCaprio, her ne kadar göl sahnesinde devle?se de, asl?nda filmin pek çok yerinde karma?as?n? seyirciye geçirebildi?i sahneleri iyi kurdu?u için kendini genele yay?yor. Teddy kendi çaresizli?i içine s?k???p kald???nda, bizi de kabullenmemizi zorla?t?racak bir ruh haline sokuyor.

Kapal? mekanlar kadar aç?k alanlarda da izole bir ada atmosferi yaratma ustal???na sahip sinematografik yeterlilik, filme kendi kabu?una çekilmi? bir çekicilik sa?l?yor. D??ar?da kopan f?rt?nay? hissettirebildi?i kadar, içerinin güvenli havas?n? da gerek oyuncular?yla, gerekse tedirginlik yaratan dört duvarlarla gerebiliyor. Ada kayalar?n? döven h?rç?n dalgalar, kapal? ve s?k?nt?l? gökyüzü de bu gerilime çanak tutuyor. Görüntü yönetmeni Robert Richardson'?n (Casino, Platoon, JFK, U Turn, The Aviator, Inglourious Basterds, Kill Bill 1-2, Snow Falling On Cedars, Natural Born Killers) iklim yaratmay? bilen usta ellerinde ?ekillenen film, Scorsese’nin yönetimiyle soluksuz bir dönem filminin in?as?n? gerçekle?tiriyor. Benim için vasat Gangs Of New York, The Aviator, The Departed üçlüsünün ard?ndan Scorsese’nin sevdi?im günlerine dönü?ü niteli?inde bir film Shutter Island.
Jaiwei
Genel antipatinin aksine ben Leonardo de Caprio'nun son dönemdeki filmlerini de ho?-genç adam prototipinden ç?k?p oyuncu olma gayretini de takdirle kar??l?yorum..
Martin Scorsese ile ortakl???-kankal??? ya da art?k o neyse onu böylesine kurup sürdürebilmesi de onun bo? yak???kl? adamdan daha ba?ka ?eylere sahip oldu?unu gösteriyor..bir röportaj?nda Scorsese elinde projelerle kap?mda sürekli demi?ti genç enerjisinin itici gücünü kullan?yor demek ki Marty ilham olarak..

?kilinin birlikte yapt??? filmler ise benim için hayal k?r?kl??? oldu genelde- Köstebek hariç bence güzel bir uygulama ve iyi bir filmdi -Shutter Island ile ilgili genelde hep olumsuz ?eyler duymu?tum ilk defa Funkster iyi ?eyler söylemi? ..bunca incelemesini be?endi?im ki?inin notu önemli..seyredece?im hemen...
RockeT
Filmim konusu kasvetli ya?murlu insanlardan uzak yap?s? ile kurduklar? hayat ve bu hayat?n gereksinimlerini if?a eden bir film. Bizi kendine ba?layan az da olsa içinde ki s?rlar ve bir sonra ki bölüme kadar ne olaca??n? bilememiz. Oyunculuk içinde oyunculuk diyebilirim film için. Sonunu salata yapmay?p tam yerinde kesilseymi? harika olurmu?. rolleyes.gif
Asıl içeriğin sadece basit bir görünümüdür. Resimlendirilmiş tam halini görüntülemek için lütfen, buraya tıklayınız.
Invision Power Board © 2001-2017 Invision Power Services, Inc.