Yardım - Arama - Üyeler - Takvim
Tam Forum Görünümü: Yumurta (2007)
Yedinci Gemi Forum > Sinema > ?nceleme > Türk Filmleri
BuRnOut
forum resmi


IMDB
Yumurta (2007)

Directed by: Semih Kaplanoglu
Genre: Drama
User Rating: 6.5 / 10 (702 votes)
Runtime: Turkey:97 min
Awards: 9 wins
Cast: Nejat Isler, Saadet Aksoy, Ufuk Bayraktar, Tülin Özen


"Vaatkar ve ultra-sinematografik bir yaratım zamansallığının sergilenişi."
Charlotte Garson / Cahiers du Cinéma

"Ne uçarı ne de sadık bir evladın beklenen dönüşü olarak tanımlayabileceğimiz Yumurta, bizi hazırlıksız yakalayan ve büyük bir parıltıyla karşımıza çıkarken bunu da gözümüze sokmamayı başaran bir film."
Olivier Seguret / Liberation

"Resimlere methiye düzmeyi tercih ediyorsanız şöyle de diyebiliriz, eğer Ceylan Türk sinemasının Angelopoulos'u ise, Kaplanoğlu da Renoir'ı."
Rüdiger Suchslandi / Artechock


YUMURTA


Gönül ister kalmayı…



Semih Kaplanoğlu’nun Yumurta’sı, biçim ve mananın kusursuz birlikteliğini sunan saf bir sinema deneyimi. Kaplanoğlu’nun kadrajları o kadar duru, simgeselliği o kadar ölçülü ki; film bittiğinde tam anlamıyla bir tatmin olmuşluk hissi hakim oluyor. Filmde her şey tastamam... Ne bir plan gereğinden uzun ne de bir nesne gereğinden fazla öne çıkıyor. Minimalist bir film olmasına karşın, filmin merkezindeki içsel yolculuk da filme ritim kazandıran ve filmin durağanlığını ortadan kaldıran bir rol oynuyor.

Yönetmenin filmin çeşitli yerlerine serpiştirdiği ve anlamını kendi kendine bulan bir dizi bulmacanın ilki, giriş sekansında seyircileri selamlıyor. Kaplanoğlu, Yusuf’un annesini kadrajın ortasında resmederek merkez noktasını imlerken, daha sonra bu kadın figürünü muğlak renkler içinde resmettiği bir sonsuzlukta kaybediyor. Hemen ardından gelen telefon sesi ise, Yusuf’un ölen annesinin habercisi oluyor. Yıllar önce memleketi Tire’den kalkarak İstanbul’a gelen şair Yusuf, ısrarlı bir şekilde geçmişiyle arasındaki bütün bağları koparmak istiyor. Ama ne kadar istese de koparamadığı bir bağ var: Annesi ile arasındaki metafizik bağ, Yusuf ne kadar istese de bir türlü kopmuyor ve Yusuf’un düşleri aracılığıyla bilinçaltındaki yerini her zaman belli ediyor. Bu biliçaltına gömülmüş bağ, Kaplanoğlu’nun kusursuz anlatımıyla yavaş yavaş gün yüzüne çıkmaya başlıyor. Görülen rüyalar bize yeni kapılar aralarken, Yusuf’un peşinde dolanan ufak çocuk da onun küçüklüğüyle arasındaki bağlardan biri kuşkusuz. Yumurtayı arayan, ama bulamayan o küçük çocuk filmin sonlarına doğru geçirdiği değişimden sonra reddi bırakarak özüne dönüyor. İşte o zaman yumurta da Yusuf’un eline bırakılıveriyor. Ama Yusuf’un yumurtayı bulana kadar geçirmesi gereken çeşitli içsel aydınlanma evreleri var. Yusuf kendi manasını bulana kadar geçmişinde yaşadıklarını hatırlıyor. Rüyasında gördüğü ve içinden çıkamadığı karanlık kuyu, aslında tam olarak Yusuf’un içsel durumunu bizlere özetler cinsten. Geçmişiyle arasındaki o karanlık kuyudan Yusuf’un bir şekilde çıkması gerekiyor.

forum resmi

forum resmi


Zamanda bir geri dönüş yaşanırken, bu geçmişteki hatıraları yaşamak suretiyle de gerçekleşmiyor. Tersine, Yusuf geçmişte yarım kalmış defterleri kapatıyor. Eski arkadaşlarıyla ayak üstü yapılan sohbetler, ilgisiz tavırlar, sözde sosyalleşme emareleri onun geçmişiyle arasındaki bağları canlandırmak istememesinden kaynaklanıyor. Onu, içinde bulunduğu karanlık kuyuya itenlerden biri olan eski sevgilisi Gül de, kapanan defterlerden biri oluyor. Bu şekilde, Yusuf bir türlü tanımlayamadığı ve kendisini Tire’de tutan o bağın peşine düşüyor. Kendisini Tire’de tuttuğunu düşünebileceği her şeyden uzaklaşıyor. Bu süreç annesinin son isteği olan adağı adayana kadar devam ediyor. Kuşkusuz annesi, oğlunun uzaklaştığı ve inkar ettiği gerçekle yüzleşme sürecini uzatmak için böyle bir istekte bulunuyor. Süre uzadıkça Yusuf’un içindeki köklerde güçlenmeye başlıyor. Rüyasında gördüğü, kendisini koruyan köpek figüründen sonra Yusuf; o zamana kadar biriktirdiği gözyaşlarını artık içinde tutamıyor. Bu coşkunlaşan arınma sahnesi beraberinde de bir kabulü ve mana kavrayışını getiriyor. Kendisine yabancılaşan Yusuf, annesinin sezgisel boyuttaki koruyuculuğu ve önderliği sayesinde dönüşümünü tamamlıyor.

Doğaya dönerek kendini bulma, keşfetme ve dünyanın farkına varma izlekleri Kaplanoğlu’nun şiirsel görselliği ve fazlalıklara yer vermeyen anlatımıyla kusursuz bir sinema deneyimine dönüşürken, yönetmen aynı zamanda insanı da doğayla bütünleştirerek anlatmayı başarıyor. Film, her şeyden önce insanı anlamlandırıyor. Ama bu anlamlandırma aşamasında dilin sınırları içinde kendini kısıtlamıyor. Sinemanın gücünden yararlanarak nesnelere anlamlar yükleyerek onları işlevselleştiriyor. Ölen akrabaların isimleri verilen çiçekler, saksıda duran ve göze hitap eden birer nesneden çok öte bir muhteva barındırıyor. Hepsi ismini aldığı insanın varlığını da içinde taşıyor. Bu sayede kimi zaman konuşulup dertleşilecek kimi zaman da kabuslara neden olacak metafizik bir varlık formuna dönüşüyorlar. Filmde işlev kazanan, anlatıma yardımcı olan ve simgeselliği kusursuzlaştıran nesnelerle birlikte, yönetmen kendi kişisel yaşanmışlıklarıyla da filmindeki Yusuf karakterini çeşitli yerlerde örtüştürüyor. Yusuf karakteri aracılığıyla kendisi de zamanda bir geri dönüş yapıyor. Sinemayı bir psikanaliz aracı olarak kullanıyor. Babasının doğum yeri olan Tire’yi eski gelenekleriyle resmediyor. Yusuf’un reddi ve kabulünün arasında bir de yaşanmış gerçekliği sığdırıyor. İşte Kaplanoğlu’nun ustaca anlatımı burada öne çıkıyor. Katmanlara ayırdığı filmini tek bir katmanmış gibi kusursuz bir anlatımla sunmayı başarıyor. Nuri Bilge Ceylan’ın sinemasında gittikçe daha çok öne çıkan biçem, Kaplanoğlu’nun sinemasında içeriğin önüne geçmeden, tersine bu katmanları birleştirmede önemli bir uzlaştırcı görevi üstleniyor. Alan derinliğinin etkisi pek çok sekansta göze çarparken, çevreden yalıtılan karakterler ve karakterlerin içsel durumlarıyla uyum sağlayan renk paleti de bu görselliği şiirsel olduğu kadar, işlevsel de kılıyor. Görsellik hiçbir zaman bir estetik kaygının hakimiyetine girmiyor. Sinema dilinin geliştirilmesi ve metafizik olanın görünür kılınma çabası süresince, görsellik bir aracı rolü üstleniyor.

Her insanın kendi içinde geçirmesi gereken “kendini anlama ve kavrama” sürecini Yusuf karakteriyle birlikte ekrana yansıtan yönetmen, zaman zaman kendi anılarıyla birlikte yaşadığı geri dönüşlere rağmen, filmini evrensel temasından da uzaklaştırmıyor. İnsanın özünü sade, ama bir o kadar da etkileyici kompozisyonlarla sunarak, sakin ve huzur verici bir içsel yolculuğa açık kapı bırakıyor. Bilmeceler, bilinmezlikler, düşler, kabuslar, yaşanmışlıklar tek bir paydada birleşirken, anne ile aradaki bağ olan yumurta; sevgili ile bir bağa dönüşüyor. Annenin, oğlu için oğlundan habersiz olarak kurduğu dünya, bir yumurtada hayat bulurken Kaplanoğlu’nun empresyonist kamerasıysa bu dünyayı kusursuz bir tabloya dönüştürüyor.
oscar1895
QUOTE
''Rüyas?nda gördü?ü, kendisini koruyan köpek figüründen sonra Yusuf; o zamana kadar biriktirdi?i gözya?lar?n? art?k içinde tutam?yor. Bu co?kunla?an ar?nma sahnesi beraberinde de bir kabulü ve mana kavray???n? getiriyor. Kendisine yabanc?la?an Yusuf, annesinin sezgisel boyuttaki koruyuculu?u ve önderli?i sayesinde dönü?ümünü tamaml?yor.''


Filmde beni en çok etkileyen sahneydi. Hayata kar?? tepkisiz bir adam?n içine att?klar?, korkuyla beraber su yüzüne ç?k?veriyor. Cidden oldukça etkileyiciydi...

Ne var ki filmi, yönetmenin önceki filmi Mele?in Dü?ü?ü kadar be?en(e)medim. Me?e?in Dü?ü?ü konusuyla daha derli toplu, anlat?m biçimiyle daha çok sürprizlere aç?kt?. Yumurta da gerek oyuncular?n?n performans?yla (Nejat ??ler'den tutun da Türev filmiyle dikkatleri toplayan Gülçin Sant?rc?o?lu'na kadar); gerekse karakterinin içsel yolculu?unu anlat?m biçimiyle harikulade bir yap?m. Y?l?n en etkileyici yerli filmiydi. Bundan ku?kumuz yok.
Funkster
En sevdi?im ?eylerden biri de güzel bir filmi izledikten sonra geminin kamaralar?ndan birinde o filmle ilgili haz?r bir yaz? bulmak. Yumurta’y? çok iyi okumu? oldu?unu dü?ündü?üm BuRnOut'un nefis incelemesini okuduktan sonra içinde olmaktan keyif ald???n?z bir gizemin parçalar?n? buldu?unuzu, ama ne kadar da olsa hala baz? parçalar?n yine keyif verici saklan??lar?n? hissediyorsunuz. Filmden sonra ba?ka bir film seyretmek gibi bir duygu bu. Yukar?daki yaz? içsel yolculu?una ç?km?? bezgin bir turistin rehberi adeta. Veya kurgu-kural tasas? gütmeyen bir belgeselin anlat?c?s?, kafa sesi!

En anla??l?r biçimde, bir gerçeklik duygusu insan?n yakas?na öyle bir yap???yor ki, bu topraklara ait “ya?amayan bilemez”i anlatan filmleri izleme yönünde içimde her daim tuttu?um korkunç arzuyu bast?rmak için yeniden izlemek istiyorum. Nuri Bilge Ceylan’? geçip geçmedi?i tart???lan bu anlat?m, her ne kadar aralar?nda bir rekabet ortam?n?n olmamas? gereklili?ini ortaya koysa da, bir Ceylan filmi ile kar??la?t?r?lmay? hak edecek ölçüde duru ve ç?plak. Yumurta’ya nazaran herhangi bir Ceylan filmi çok hareketli bile say?labilir. Olivier Seguret’nin “bizi haz?rl?ks?z yakalayan ve par?lt?s?n? gözümüze sokmayan” yorumunu çok k?skand?m. Bir film ancak bu kadar iyi özetlenebilir. Ama ne var ki Yumurta öyle özetle geçi?tirilecek bir film de?il. Zor bir deneyim. Fakat zorlu?unu kolaylamas? için izleyenden belli bir altyap? temenni ediyor. Bunun tonla film izlemek veya o filmlerle ilgili yaz?lar okumakla ilgisi yok. Belki Nuri Bilge Ceylan ve Reha Erdem co?rafyas?n?n k?rsal?nda turlam?? olmak avantaj sa?layabilir. Özellikle de tüm zamanlar?n en iyi yerli yap?mlar?ndan biri olarak gördü?üm May?s S?k?nt?s?’n?n pastoral havas?n? solumu? olmak. Tabi ne kadar k?rsal bir yaln?zl???n hüznünü kusursuz betimlemi? olsalar da Yumurta ve May?s S?k?nt?s? birbirinden ayr? iki film benim gözümde. Karakter zenginli?i olmayan, ama elindeki karakterleri dingin atmosferi ile oya gibi i?leyen; belli bir sinematografik düzeni olmayan, ama kameras?na ald??? görüntüleri minimal minvalde “oynatan” ve “konu?turan” spontan bir tecrübeye sahip. Yusuf’un, Ayla’n?n, elektrikçi gencin, köpe?in, iç hesapla?man?n, adak yolculu?unun ya da yumurtan?n ba?da?t?r?laca?? her tan?m?n hakk?n? gözümüze sokmadan veren, hatta bu tan?mlar? zihinlerde farkl? ?ekillere de büründürebilen hiç yabanc?s? olmad???m?z bir s?k?nt? hali. ??te belki de Yumurta’y? sevmemdeki en önemli etken bu tan?d?k s?k?nt? hali.

Zaman?nda içinden güçlü an?larla ya da k?sa fragmanlarla ayr?ld???m?z köy, belde, kasaba yerle?im birimlerine tekrar dönü?, ya da ba?ka bir ifadeyle öze dönü?ün en yal?n hali çok yo?undur. Sizi pasta böreklerle, davul zurnayla kar??layan bir özden bahsetmiyorum kesinlikle. Ucu buca?? olmayan bir yaln?zl???n, kapkara bir gökyüzünün, bezgin yüzlerin kar??lad??? bir alt evreni kastediyorum. Ama tüm bu bask?n ruh haline kar??n, kentin ac?mas?z, yo?un, kirli temposu dü?ünüldü?ünde içten içe tuhaf bir s???nma, saklanma, kendi ile ba? ba?a kalma f?rsat? sunuyor bu kasabalar. Çünkü orada masumiyetini yitirmemi?lik duygusu nas?l oluyorsa taze kalabiliyor. Geride b?rak?lan sevgili, uzun y?llar görülmeyen arkada??n tedirginli?iyle içilen bira, üzgün binalar, suskun e?yalar, durup duruken atan sigorta, kahvalt? masas? rutini, illaki içinde dü?ün olan bir kasaba oteli, aç?k havada içilen bir bardak çay, platonik a?klar, bir s?nava ba?lanm?? ç?k?? ümitlerinin yaratt??? ümitsizlik ve daha nice nefes ald???m?z dünyan?n unutulmu? diyarlar?na ait ayr?nt?y? koyu bir efkar dalgas?na kap?lm?? ?ekilde izlemek zor oldu?u kadar dürüst bir özümseme ayn? zamanda. Huzur arayan bir hüzün. Hüzüne bulanm?? bir yaln?zl?k. Bir yumurta!

Özellikle ülkemizden birçok ödül kazanmas? herkesi oldu?u kadar beni de ?a??rtt?. Ama bu ?a?k?nl?k, ayn? dönem ortaya ç?kan yap?? yap?? duygu sömürülerini toplumun yumu?ak karn?na tekmeler atarak has?lat rekoru k?rm?? filmlere yap?lan bir sözde haks?zl?ktan kaynakl? de?il. Bu ?a?k?nl?k, az çok duru?lar? belirgin bir k?s?m jürinin bu filmi ödüle de?er bulacak kadar “kolay” bir film oldu?u izlenimi yaratmas?ndan kaynakl?. Ayn? ?ekilde bir k?s?m medya mensubunun hiç anlamadan, s?rf ödül ald? diye sahte övgülere bo?mas?ndan kaynakl?. Yani s?rf rakip gazete filmi be?enmeyip yerden yere vurdu diye “o zaman biz be?enmeliyiz” ?eklindeki sidik yar???na, dayatmaya malzeme olacak bir film sand?lar Yumurta’y?. Be?enmeyenler en az?ndan dürüsttü. “Hiçbir ?ey olmad?, bu ne biçim film” deyip ç?kt?lar i?in içinden. Ya o sözde be?enenler? Süslü püslü entel camian?n ve ödül lobisinin ald??? En ?yi Film karar?na yaranmak ad?na, filmden al?nmas? kaç?n?lmaz yerel ve sembolik duyarl?l??? alamayacak, onu gözard? edecek kadar basit, geçi?tirilmi?, ?ehirli yaz?larla alk?? tuttular. Oysa böyle be?enilmeyi hak etmeyecek kadar k?r?lgan bir film Yumurta
Asıl içeriğin sadece basit bir görünümüdür. Resimlendirilmiş tam halini görüntülemek için lütfen, buraya tıklayınız.
Invision Power Board © 2001-2019 Invision Power Services, Inc.