IPB

Hoşgeldin Misafir ( Giriş | Kayıt Ol )


Yedinci Gemi Çevirmenlerinden Son Filmler
Manchester by the Sea Posteri Split Posteri Rogue One Posteri Lion Posteri Fantastic Beasts and Where to Find Them Posteri John Wick: Chapter 2 Posteri Assassin's Creed Posteri

 
Reply to this topicStart new topic
> Never Back Down - Asla Pes Etme, 16 Mayıs 2008
R0BlN
mesaj Mar 26 2008, 11:38 AM
İleti #1


Puck:Robin
Group Icon

Grup: Yönetici
İleti: 3,727
Katılım: 31-May 07
Nereden: İstanbul
Üye No.: 7



forum resmi

IMDB
Never Back Down (2008)

Directed by: Jeff Wadlow
Genre: Action / Drama / Sport
Plot Outline: At his new high school, a rebellious teen is lured into an underground fight club, where he finds a mentor in a mixed martial arts veteran.
User Rating: 4.7 / 10 (1,579 votes)
Runtime: 110 min
Cast: Sean Faris, Amber Heard, Cam Gigandet, Evan Peters

QUOTE
Konu: Jake’in hayatındaki yeni dönüşümler, okulun en güzel kızı Baja ile tanışmasıyla başlar. Onun davetiyle bir partiye katılan Jake, orada Ryan adlı bir gençle istemeden kavga eder. Dövüşü kaybedince de çevresi tarafından küçümsenmeye başlar. Arkadaşı Max, Jake’e karışık savunma sanatları sporundan bahseder. Jake, bu sporun başlı başına bir sanat olduğunu fark eder.

Ayrıntılı Öykü ve Yapım Hakkında:
Tıkla üstüne, kendin kaşınmış ol. Bir daha tıkla, kaşıntına son ver...

10 milyonlarca dolar değerinde malikaneleriyle Orlando kenti, Iowa kökenli Jake Tyler (Sean Faris) için hayalleriyle ve anılarıyla başbaşa kalacağı bir yer gibidir. Amerikan Rüyası’nı temsil eden bu kentin ayrıcalıklı / seçkin gençlerinin adeta hayattan hiçbir beklentisi kalmamıştır. Pahalı otomobillerine binerek hava atarlar, bikinileri ve tokyolarıyla sokaklarda gezinirler, boş gözlerle onlara bakan karşı cinsin ilgisini çekmeye çalışırlar. Kısacası hayat onlar için büyük bir partiden farksızdır.

Iowa’dayken futbol takımının yıldız oyuncusu olan Jake, bu yeni kentte tam bir yabancı gibidir. Sessiz ve çekingen mizacı; çevresinde kaba ya da kılıksız olarak algılanan giyimiyle “yeni gelen çocuk” muamelesi gördüğü için ilk etapta arkadaş edinemez. Aslında bu durum pek de umurunda değildir. Babasını yeni kaybetmiş olmasının acısını sessizce çekmektedir. Ancak geçmişte Iowa’daki okulunun futbol sahasında meydana gelen ve kendisinin de karıştığı kavganın görüntülerinin yeni okulunda elden ele dolaşmaya başlamasıyla birlikte Jake’in sorunlu geçmişinin yeniden su yüzüne çıkması uzun sürmez.

Jake’in yaşamındaki yeni dönüşümler, okulun en güzel kızı Baja (Amber Heard) ile tanışmasıyla başlar. Baja güzel olduğu kadar akıllı bir kızdır. Onun davetiyle bir partiye katılan Jake, orada Ryan adlı kabadayı ruhlu bir gençle (Cam Gigandet) istemeden kavgaya tutuşmak zorunda kalır. Dövüşü kaybedince de çevresi tarafından aşağılanmaya ve küçümsenmeye başlar. Artık herkes ona karşı mesafeli durmaktadır. Özellikle de hayal kırıklığına uğrayan Baja giderek ondan uzaklaşmaya başlamıştır.

Ancak Jake’in iyi kalpli sınıf arkadaşı Max (Evan Peters), onda bir şampiyon /kazanan adam ruhu görmektedir. Jake’e kısaca MMA olarak bilinen karışık savunma sanatları sporundan bahseder. Sonra da onu bu sporu öğreten kendi koçu Jean Roqua (Djimon Hounsou) ile tanıştırır.

Bu sporu öğrenmeye başlayan Jake’in, MMA’nın bir sokak dövüşü olmadığını, başlıbaşına bir sanat olduğunu fark etmesi uzun sürmez. Artık bu sporu ustalık düzeyinde öğrenmeye kararlıdır. Roqua onu kendi kanatları altına almıştır ama Jake’in başarısı sabırlı ve disiplinli olmasına, motivasyonunu asla kaybetmemesine bağlıdır. Jake için bu sporun sadece basit bir zaferden öte anlamı vardır. Kararlılığı sadece kendisine zafer getirmeyecek, bu dünya üzerindeki kimliğini, varoluş amacını da belirleyecektir.

PRODÜKSİYON NOTLARI
Senaryoyu okuduğu anda etkisine kapıldığını söyleyen yapımcı Craig Baumgarten, “Beyazperde için harika bir fikirdi. Hiç vakit kaybetmeden senaryo yazarı Chris Hauty ile tanıştım. Sonra projeyi, MMA (karışık savunma sanatları sporu) dünyasıyla ilgili geniş bilgisi ve tecrübesi olduğu için yapımcı dostum David Zelon’a götürdüm” diyor.

“Never Back Down” projesi, genç yönetmen Jeff Wadlow için de bir tutku projesi oldu. Yüzlerce figüranın yer aldığı gösterişli dövüş sahneleri, kriz yaşayan bir ailenin içsel dinamiklerine vurgular ve bir genç adamın kendi geçmişiyle barışma/uzlaşma çabası vardı. Usta dövüşçü akıl hocası Jean Roqua ile çaylak öğrencisi Jake arasındaki karakter ağırlıklı ilişkiyle eşzamanlı giden hızlı tempolu ve ilgi çekici MMA dövüşü sahneleri yer alıyordu. Üstelik filmin çekim çalışması, Florida’nın bunaltıcı yaz sıcakları ve neminin hüküm sürdüğü uzun gün ve gecelerde gerçekleştirilecekti.

Filmin duygusal ve fiziksel katmanlarının çekici oluşunun, her türlü zorluğa katlanmaya değer olduğunu söyleyen Jeff Wadlow, “Never Back Down” projesiyle ilgili şu yorumu yapıyor:
“Jake Tyler’ın duygusal öyküsüne hemen bağlandığımı hissettim. Burada babasını kaybetmesinin getirdiği travmanın acılarıyla başa çıkmaya çalışan bir genç adam var. Ona hayat dersleri verecek bir baba figürüne ihtiyaç duyar. Acı çekenin sadece kendisi olmadığını; hayatta herkesin mücadele içinde olduğunu; içinde bulunduğumuz zor koşulları lehimize çevirmenin bizim sorumluluğumuz olduğunu ona öğretecek birisi gereklidir. Bu dersleri, karışık savunma sanatları ustası/eğitmeni Jean Roqua’dan öğrenir. Jake karakterinin fiziksel açıdan gelişip güçlenirken duygusal açıdan da olgunlaşmasını anlatan bir filmi son derece cazip buldum.”

Jeff Wadlow sözlerini şöyle sürdürüyor: “Bu projeyi cazip bulmamın ikinci sebebi, dövüş sahnelerini daha önce hiç yapılmamış şekilde çekme fırsatı olmasıydı. Filmde kullanılan dövüş stili, çok sayıda farklı tekniğin kombinasyonu olan MMA’dır. Şu anda en hızlı yayılan spor olan MMA’nın popülarite açısından boksu bile gölgede bıraktığını biliyoruz. Bu spor daha önce beyazperdede birkaç defa sergilendi ama izleyiciyi bizzat dövüşün içine sokacak şekilde hiç yapılmadı. MMA sporunu tüm detayları, stratejisi ve atletik boyutlarıyla verebildiğim takdirde izleyicinin kendisini bir MMA dövüşünün tam göbeğinde gibi hissetmesini sağlayabileceğimi düşündüm.”

Filmin erkek başrollerinde hangi aktörlerin oynayacağı Wadlow’un deyimiyle “büyük bir ikilem” oluşturuyordu. Bu konuyu nasıl çözdüğünü kendisinden dinleyelim:
“Karşımıza çıkan ikilem özetle şuydu: Filmin başrollerini iyi oynayan aktörlere mi, yoksa iyi dövüşenlere mi verecektik? Aslında her ikisi birden olsa keşke diye düşünüyorduk. O zaman bizden şanslısı olmazdı. Bu iki rolü Sean Faris ile Cam Gigandet’e verme kararımızda oyunculuk güçlerinin payı büyüktü. Ama kendimizi garantiye almak için ikisini de jimnastik salonuna götürüp neler yapabileceklerini görmek istedik. Karşımıza çıkan tablo muhteşemdi. Aktörlük başarılarının yanısıra dövüş konusunda da fiziksel yetenekleri vardı ve çok çabuk öğreniyorlardı. Bu çok önemliydi, çünkü full time çalışmaya hemen geçmeleri gerekiyordu. Ağırlık kaldırma eğitiminden dövüş koreografisine, beslenme düzenine kadar her alanda sıkı çalıştılar. Prodüksiyonun başlamasına kadar olan hazırlık sürecini başarıyla tamamladılar.”

Tıpkı Wadlow gibi senaryoyu çok beğendiğini söyleyen Sean Faris, filmde portresini çizdiği Jake karakteriyle ilgili olarak şu yorumu getiriyor:
“Jake karakterini ilk gördüğümüzde dünyaya karşı öfkeli ve her konuda kendisini suçlayan bir gençtir. Hepimiz belirli zamanlarda böyle duygular hissederiz, böyle duygulara kapılırız. Ancak Jake olumsuz duyguları içinde biriktirir, akıp gitmelerine izin vermez. Jake’in portresini çizerken kendimi rolüme kaptırıp olumsuz duygularımı evime götürdüğüm, herşeye olumsuz baktığım anlar oldu. Asıl zor olanın, bu tür duyguları bir köşeye atmak ve hayattaki iyi şeyleri de görmek olduğunu böylece anladım. Çünkü olup bitenler konusunda kontrol her zaman bizde değildir. Herşeyden önce kendi ruh halim üzerinde kontrol kurmam gerektiğinin farkına vardım. İşimi tamamlayıp evime gittiğimde iyi bir gün geçirmek istiyorsam tercihimi yapmalıydım.”

Filmin genç aktörlerden kurulu kadrosunu Baja ve Max rollerinde oynayan Amber Heard ile Evan Peters tamamladılar. Yönetmen Wadlow’un Baja rolü için Amber Heard’ü tercih edişinin çok farklı bir sebebi vardı. Bunun ne olduğunu yönetmenin kendisinden dinleyelim:
“Baja rolü için hayatının akışı boyunca hata yapmış bir kızı inandırıcı şekilde oynayacak bir oyuncu istiyordum. Baja karakteri, kendisine karşı dürüst davranmayan, bunun sonucu olarak da yanlış çocukla (Ryan) çıkan bir yapıdaydı. Baja karakterini biçimlendirirken, Ryan’ın kötü ruhlu bir delikanlı olduğunu bilmediğini; Jake’i hırpaladığını görünce gerçeğin farkına vardığını varsayarak yola çıkmıştım. Ancak Amber rolünü okuyunca adeta donup kalmış gibiydi. Gözlerindeki üzüntüyü görebiliyordum. Bunun üzerine Baja karakterinde değişiklik yapmayı düşündüm. Ryan’ın kötü ruhlu birisi olduğunu zaten biliyor olduğunu; Jake ile tanışıncaya kadar o ilişkiyi bitirme cesaretini bulamadığını varsaydım. Eminim ki, yetenekli senaryo yazarımız Chris Hauty bile, Baja rolünü Amber’e verinceye kadar o karakterin tam anlamıyla olgunlaşmamış olduğunda benimle hemfikirdir.”

Jake’in okuldaki en iyi arkadaşı Max rolünde ise Evan Peters kamera karşısına geçti. Genç aktörün mizah ve sempatiyi birleştiren bir oyun ortaya koyduğunu söyleyen Wadlow, bu sayede Max karakterinin çok boyutlu bir nitelik kazandığını belirterek şu yorumu yapıyor:
“Max rolü için espri yeteneği yüksek bir aktöre ihtiyacımız olduğunu biliyorduk. Ancak son noktada palyaçoya dönüşmesi riski vardı. Herkesin güldüğü, sevdiği ama hiç umursamadığı bir karaktere dönüşebilirdi. Evan son derece eğlenceli bir oyun ortaya koysa da, rolüne herşeyden önce samimiyetini koydu. Arkadaşı Jake’i ve MMA’yı ciddiye aldığı izlenimine hemen kapılıyorsunuz. Evan Peters’in yaşama tutkuyla bağlı olması, Max karakterini sevimli kılarken ekranda yansıttığı otantik dostluk havası olduğuna inanıyorum.

Master dövüşçü Jean Roque rolü için Wadlow’un aklında ciddi olarak düşündüğü tek bir isim vardı: Djimon Hounsou…Hounsu “Blood Diamond” ve “In America”yla iki kez Oscar adaylığı kazandı ve Ridley Scott’ın yönettiği “Gladiator” ile Steven Spielberg’ün yönettiği “Amistad”da da rol aldı.

Wadlow bu tercihinin gerekçesini şu sözlerle açıklıyor: “Roqua karakterinde hiçbir mistik yön olmadığını söylemek benim için çok büyük önem taşır. Bu öyküde öğrenilen herhangi bir antik karate dersi yoktur. Tamamen fiziksel dünya ile ilgilidir ve bu dünya içinde nasıl var olacağımız anlatılır. Sanırım MMA’nın bu derece popüler olmasının sebebi de bu özelliğidir. Son derece pratik ve gerçekçi bir spordur. Eğer hasmınız/rakibiniz saldırgansa onu yere indirmek istersiniz. Eğer sizi boyun eğmeye zorluyorsa karşı koyarsınız. Roqua’nın dövüş konusuna getirdiği gerçekçi yaklaşım budur ve eğer Jake’e esin kaynağı olacaksa öncelikle kendisi bu yaklaşımın gereğini yapmalıdır. Bu tipte fiziksel cesarete sahip olan ve bilgeliği beyazperdeye yansıtabilecek özellikler taşıyan tek aktör Djimon Hounsou’ydu. O olmasaydı böyle bir film yapılamazdı.”

Başlangıçta Wadlow’a temkinli yaklaştığını kabul eden Djimon Hounsou ise, beraber yaptıkları çalışma sonrasında yönetmenine övgü yağdırarak şunları söylüyor:
“Bugüne kadar her türde filmde en büyük yönetmenlerle çalışma lüksüne sahip oldum. Yeni ve bilinmedik bir yönetmen sözkonusu olduğunda daima karamsarımdır ama Jeff Wadlow her türlü övgüyü fazlasıyla hak etti. Ne istediğini iyi bilen bir yönetmen olduğunu düşünüyorum. Paylaşmaya davet ettiği belirli bir vizyonu vardı ki, bence bir yönetmende olması gereken en önemli özellik budur.”

Bu filmde oynamayı tercih ederken net bir düşüncesi olduğunu kaydeden Hounsou, filmin başta gençler olmak üzere her kesimden izleyiciye verecek mesajı olduğunu vurgulayarak şöyle konuşuyor:
“Günümüzde bazı gençler tamamen kaybolmuş durumda… Bunda ebeveynlerin gençleri izlemekte yetersiz kalmasının, onlarla ilgilenmemesinin önemli payı var. Roqua’nın işlettiği türdeki Savunma Sanatları okulları gençleri sokaktan aldığı; bedenlerinin ve beyinlerinin gelişmesi için onları eğittiği için değerlidirler. Filmdeki Roqua karakteri aynı zamanda savunma sanatlarının kendini-savunma anlamında bir spor olarak kullanılması gerektiğini vurgular ki, bunun çok önemli bir fikir olduğunu düşünüyorum.”

Sean Farris’in bu konudaki yorumu ise şöyle: “Bu filmin öyküsünde hiçbir şekilde şiddetin avukatlığı yapılmaz. Oynadığım karakterden öğrenilecek çok önemli bir ders vardır. Başlangıçta öfke ve nefret doludur. Kırıp dökmeye, yakıp yıkmaya karşı iştah ve özlem duyar. Güvensiz olduğunu hissettiği herşeyi yok etmek ister. Kendine güven kazandıkça eğitime devam etmek istediğini görürüz. Çünkü bu eğitimler, sadece öfkesinden kurtulmasını sağlamaz , onu daha iyi bir insan olmaya doğru yönlendirir. Filmin sonunda o artık sadece sonuç almak için dövüşmeyi istemez. Bence bu onun için önemli bir derstir.”

“Never Back Down”un aktörleri, çekimler öncesinde akrobatik hareket ve dövüş koordinatörleri Damon Caro ile Jonathan Eusebio tarafından son derece katı bir eğitimden geçirildiler. Caro ile Eusebio bugüne kadar “300 Spartalı”, “The Bourne Supremacy”, “The Bourne Ultimatum”, “Live Free or Die Hard”, “Mr. & Mrs. Smith”, “Spider-Man 3”, “Fight Club” ve “S.W.A.T.” gibi filmlerin çekimi öncesinde de benzer eğitimleri vermişlerdi.
Filmin akışı boyunca çok sayıda dövüş sahnesi vardı. Caro ve Eusebio’nun ortak hedefi, bu aksiyon sahnelerini heyecan verici düzeyde tutarken öykü akışının inandırıcılığını korumak ve hareketlerin sinemasal açıdan doğruluğunu sağlamak şeklinde oldu. Ayrıca aktörlerin ekranda sergileyeceği akrobatik hareketleri yapabilmelerini sağlamak amacıyla onları haftalar süren hazırlık sürecine tabi tuttular. Kameralar çalışmaya başlamadan 8 hafta önce başlayan eğitimler sırasında aktörlere MMA dövüşünün katı kural ve koşullarını uyguladılar.

Damon Caro bu konudaki yaklaşımını şu sözlerle özetliyor: “Karışık savunma sanatları dediğimiz sporu, tanımlarken kickbox (tekme boksu), göğüs göğüse mücadele, rakibini fırlatarak yere atma, diz çöktürme gibi sportif alanların karışımı diyebiliriz. Hareket ve formatlarını büyük oranda güreş, jiu jitsu, karate, sambo, muay-thai ve buna benzer disiplinlerden alır. Bu spora yeni katılan çoğu insanın altyapısında jiu jitsu ve güreş gibi sporlar vardır. Bu nedenle belirli bir metod üzerinde zaten ustalıkları vardır. Olayın içine yukarıda sayılan diğerlerini de dahil edecek şekilde çalışırlar.”

Damon Caro sözlerine şöyle devam ediyor: “Savunma sanatlarının popüler hale gelmesinde bir film yıldızı (Bruce Lee) önemli rol oynadı. Farklı disiplinler arasındaki bariyerleri kaldırarak MMA sporunun yolunu açtı. Savunma sanatlarının geniş kitlelerin dikkatini çekmesi 1950’li yıllarda başlamıştı. Karate, judo ve kung fu gibi sporlar geniş kitlelerce tanındı ama bunlar birbirinden ayrı kaldı. Karate sporunu öğrenmiş bir kişinin asla judo yapmaması gibi katı bir yaklaşım sözkonusuydu. İki sporu bir arada yaptığınız takdirde ustanız sizi dışlayıp kovuyordu. Bu engellerin/tabuların yıkılmasında Bruce Lee’nin büyük etkisi oldu. 1970’li yıllarda yaptığı filmlerinde farklı metodları birbirine harmanladı. Onunla dövüşmeye ve meydan okumaya kalkışan rakipleri, dişleri eline verilmiş şekilde arkasına bakmadan kaçıyordu. Böylece Bruce Lee filmleri sayesinde engeller adım adım kırılmış oldu.”

Sean Faris ve Cam Gigandet’in her ikisinin de atletik yapısı sağlam olduğu halde katı beslenme programlarına tabi tutuldular. Bu popüler sporun gerektirdiği karmaşık hareketleri gerçeğe uygun ve güvenli şekilde yapmayı öğrendiler.

Daha önce kamera karşısında sporcuları canlandırdığını ama MMA konusunda tamamen bilgisiz olduğunu söyleyen Sean Faris, aldığı eğitim konusunda şu yorumu yapıyor:
“Her gün 3 buçuk saat MMA eğitimi aldık. Daha önce hiç savunma sanatları yapmamıştım. Bu eğitim kapsamında tae kwon do, jiu jitsu, muay-thai ve güreş öğrendim. Sonra her gün 1 buçuk saat ağırlık eğitimi verildi. Bu arada kilo almamız için özel bir diyete tabi tutulduk. Filmin çekimleri boyunca günde 12 saat boyunca eğitilmeye devam ediyorduk. Öğrencilik yıllarımda futbol, Amerikan futbolu ve rugby oynamıştım ama uzakdoğu sporları bana tamamen yabancıydı. Jake karakteri gibi ben de sıfırdan öğrendim diyebilirim. Dolayısıyla filmde canlandırdığım Jake karakterinin bu sporları öğrenirken içinden geçtiği fiziksel ve duygusal süreç ile benim yaşadığım süreç arasında paralellik vardır.”

Sean Farris sözlerine şöyle devam ediyor: “Savunma sanatları eğitimi kesinlikle en zorlayıcı ve acı verici süreçlerden birisiydi ama aynı zamanda ödülleri de olan bir süreçti. Önceki filmlerde yaptığım sporlar, kişisel hayatımda da yaptığım sporlarla bağlantılıydı ama buradaki tamamen farklı oldu. Hiçbir aşinalığım yoktu. Yapamayacağımı sandığım anlar oldu ama sonuçta köşeyi dönmeyi başardım. Bu da gerçek anlamda olgunlaşma ve başarı duygusunu beraberinde getirdi.Artık karşımdaki insanın kafasına tekme atabiliyordum. Ansızın bir bütünün parçaları bir araya gelmişti. Eğitimler sırasında bu sporların insana zihinsel bütünlük getirdiğini, sert adam olmak anlamına gelmediğini, sadece kendini savunma amaçlı olduğununu tam olarak kavradım.”

Filmde Jake’in düşmanı Ryan rolünde oynayan Cam Gigandet ise, dövüş sahnelerinin oynadığı karakteri beslediği konusunda hemfikir olduğunu belirterek şöyle konuşuyor:
“Ben daha önce savunma sanatı sporları yapmıştım ama oynadığım karakterin düzeyinde değildi. Ryan usta bir dövüşçü olmakla birlikte bu becerisini yanlış amaçlar için kullanır. Bu kişilik yapısını sergilemek için ben de yeniden eğitim aldım. Tipik bir eğitim günü temel yumruk, tekme, blok ve kombinasyon çalışmasıyla başlıyordu. Sonra eğitmenlerimizle birlikte yumruk dövüşünün planlaması ve koreografisi üzerinde odaklandık. Ardından Sean ile karşılıklı dövüşe geçtik. Bir süre sonra ikimiz arasındaki akıcılık sağlandı. Çoğunlukla koreografik nitelik taşımakla beraber birçok açıdan gerçek görüntüsü veren dövüşler yapmayı başardık.”

Master dövüşçü Jean Roque rolünde kamera karşısına geçen Djimon Hounsou ise, Fransa’da geçen gençlik yıllarında savunma sanatları ve boks çalışması yaptığını, buna rağmen eğitimi zorlu ve yararlı bulduğunu belirterek şu yorumu getiriyor:
“Fransa’daki gençliğimde yedi yıl kung fu, beş yıl boks yapmıştım. Bunların büyük faydasını gördüm ama bu film için hala eğitilmem gerekiyordu. Çekimler başlamadan önce eğitmen koordinatörlerimizle birlikte iki üç hafta çalışma yaptık. Doğrusunu söylemek gerekirse MMA sporu beni hayli zorladı. Vücudumda daha önce hiç kullanmadığım bazı adaleleri çalıştırmak zorunda kaldım. Aslında bu sporlar yeri geldiğinde öldürücü olabildiği için sorumluluğu da beraberinde getirir. Kung fu olsun, karate veya MMA olsun, hepsinde potansiyel öldürücülük tehlikesi vardır. Bu nedenle okulların dışında dövüş yapılmasını yasaklayan bazı kurallar olması gerekir. Birisini yaralarsanız bunun sorumluluğu olmalıdır.”

“Never Back Down”ın setindeki tek uzmanlar, akrobasi koordinatörleri değildi. Yapımcı David Zelon da, Krav Maga adlı İsrail savunma sanatları konusunda iki yıl boyunca eğitim almıştı. Filmdeki dövüş sahnelerinin her anlamda otantik olması, savunma sanatları camiasıyla güçlü bağlantıları olan Zelon açısından hayati önem taşıyordu.

Yapımcı Zelon bu konudaki yaklaşımını şu sözlerle dile getiriyor: “Sadece dövüş sahnelerinin çekimi için haftalar harcadık. Bu sahneleri özel kamera düzenekleriyle çektik. Amacımız dövüşleri yakın çekimde yakalamak, her darbeyi izleyiciye hissettirmekti. Bu sahneleri çekerken yorgunluk ve yaralanma olasılığını önemli bir faktör olarak gördük. Daima güvenliği ön planda tutarak çalıştık. Filmi çekerken öncelikli amacımız, herşeyi en gerçek şekliyle göstermek, dövüş sahnelerinde yepyeni yaklaşımlar uygulamak oldu. Hiçbir şeyin yapay gözükmemesine öncelik verdik.”

Yönetmen Jeff Wadlow’un eğitimlerle ilgili izlenimleri şöyle: “Eğitimlerin ilk sabahını hiç unutamam. Jimnastik salonunun dışındaki otoparkta Cam ile Sean’e rastladım. İkisinin de gözünün içine bakarak çekimler öncesinde sekiz haftalık eğitim süreci olacağını söyledim. Bu konuda son derece istekliydiler. Dövüşlerin en ince detaylarını öğrenmekten çekinmediler. Sıkı çalışmalarının beyazperdedeki görüntülere tam olarak yansıdığını düşünüyorum.”

Filmi yapmaya başlamadan önce MMA hakkında hiçbir şey bilmediğini ama kısa sürede uzman haline geldiğini söyleyen Wadlow sözlerine şöyle devam ediyor:
“Senaryoyu ikinci okuyuşumdan itibaren kendimi bu filmi yapmaya odakladım. Hemen ev ödevlerimi yapmaya başladım. Jimnastik salonlarını ve uzakdoğu sporları merkezlerini ziyaret ederek dövüşleri seyrettim. Bol miktarda DVD izledim. Akrobatik sahneler eğitmenleriyle uzun sohbetler yaparak koreografi üzerinde konuştum, onlara çeşitli sorular yönelttim. Farklı eğitim modellerini öğrendim. MMA sporunu oluşturan farklı disiplinlerin tarihçesi hakkında bilgi sahibi oldum. Görüntü Yönetmenimiz Lukas Ettlin ile birlikte ofisimde sabahın ilk saatlerine kadar dövüş filmleri seyrettik. Bazı filmlerdeki dövüş sahnelerinin neden bu kadar etkili olduğu, bazılarının neden yeterince iyi olmadığı konusunda karşılıklı görüş alışverişi yaptık.”

Filmin çekimlerinin tamamı Florida eyaletine bağlı Orlando’da mekanlarda yapıldı. Orlando kenti özellikle tema parklarıyla ünlüydü ama film yapımcıları bazı sahneler için daha az tropikal görünümlü mekanlar buldular. Bunlardan birisi Jake’in Iowa’daki ilk eviyle ilgili sahneler için seçilen mekandı. Şirket yetkilileri ayrıca Orta Florida’da MMA’nın popülaritesinin hızla arttığını keşfettiler.

Karışık Savunma Sanatları (MMA)

MMA, günümüzün en sıcak dövüş sporları sanatıdır. Hızla artan popülaritesi sayesinde başta Sports Illustrated ve ESPN dergisinin kapakları olmak üzere dünyanın her köşesinde spor sayfalarında yer bulmasına yol açtı. 3 milyon web sitesi sadece bu konuya ayrılmış olup, izleme-başına-ödemeli televizyonlarda da ilgiyle izlenir. Bu dövüşleri düzenleyen Japanese Pride Fighting Championships’in (Japon Gurur Dövüşü Şampiyonası), rakip şirket olan Ultimate Fighting Championships tarafından satın alınmasıyla birlikte dünyanın en iyi tanınan MMA markası oluşmuş ve bu sporun giderek artan bir popülariteye ulaşacağı yönündeki beklentiler güçlenmiştir.
MMA sporunun tarihçesi, 1920’li yıllarda Gracie ailesinin Brezilya’da “herşey olabilir” sloganıyla düzenlediği savunma sanatları turnuvasına kadar gider. Bruce Lee’nin 1960’lar ve 1970’lerde ortaya çıkmasıyla birlikte ağırlığı Japonlar ele geçirdi. Eskiden kuralsız olarak yapılan ve tehlikeli olarak nitelenen bu sporun zaman içinde standartları ve kuralları oluştu. Riskli davranış ve hareketler yasadışı olarak kabul edildi. Aslında futbol ve bokstan daha emniyetli olan MMA dövüşlerinde kayıtlara geçmiş tek ölüm olayı, 1998 yılında düzenlenen onaylanmamış bir turnuvada gerçekleşti.

Brezilya usulü jiu jitsu, güreş, muay-thai, karate, sambo, judo ve diğer disiplinleri bir araya getiren MMA sporcuları, rakiplerini yenmek için göğüs göğüse mücadele, yumrukla vurmak, tekme atmak gibi teknikleri kullanırlar. Geniş kapsamlı dövüş tekniklerindeki ustalıklarını kullanmak suretiyle seyircileri heyecanlandırmak esastır. Bir dövüşçünün bilincini kaybedecek düzeyde yumruk yemesiyle nakavt durumu oluşur ve dövüş sona erer. Bunun dışında ayrıca hakemin kararıyla teknik nakavt söz konusudur. Dövüşün sona ermesinin bir başka koşulu da, yenileceğini hisseden tarafın, diğer dövüşçünün bedenine üç defa dokunarak “tap out” sinyali vermeyi seçmesidir. Dövüşte nakavt durumu olmaması halinde üç hakemin kararı devreye girer ve 10 üzerinden verilen puanlarla kazanan belli olur. Dövüş sırasında illegal hareketler yapmak diskalifiye olma sebebidir ve dövüş o anda sona erer.


Filmin Resmi Sitesi


--------------------
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post

Reply to this topicStart new topic
1 kullanıcı bu başlığı okuyor (1 Misafir ve 0 Gizli Kullanıcı)
0 Üye:

 



- Basit Görünüm Şuan: 27th May 2019 - 07:39 AM