IPB

Hoşgeldin Misafir ( Giriş | Kayıt Ol )


Yedinci Gemi Çevirmenlerinden Son Filmler
Manchester by the Sea Posteri Split Posteri Rogue One Posteri Lion Posteri Fantastic Beasts and Where to Find Them Posteri John Wick: Chapter 2 Posteri Assassin's Creed Posteri

 
Reply to this topicStart new topic
> August Rush - Kalbini Dinle, 29 Şubat 2008
R0BlN
mesaj Feb 19 2008, 04:02 PM
İleti #1


Puck:Robin
Group Icon

Grup: Yönetici
İleti: 3,727
Katılım: 31-May 07
Nereden: İstanbul
Üye No.: 7



forum resmi

IMDB
August Rush (2007)

Directed by: Kirsten Sheridan
Genre: Drama / Music
Tagline: An incredible journey moving at the speed of sound
Plot Outline: A drama with fairy tale elements, where an orphaned musical prodigy uses his gift as a clue to finding his birth parents.
User Rating: 7.3 / 10 (4,518 votes)
Runtime: Israel:100 min / Argentina:113 min / South Afric...
Awards: Nominated for Oscar.
Cast: Freddie Highmore, Keri Russell, Jonathan Rhys Meyers, Terrence Howard

QUOTE
Konu: August Rush bir müzik dahisidir. Bulunduğu yetimhaneden ailesine kavuşmak için kaçar. Sokaklarda yaşayan bir serseri ona sahip çıkar ve yeteneğini kullanması için yönlendirir. August Rush bir yandan büyülü yeteneğini insanlarla paylaşmaya başlarken, diğer yandan da ailesine kavuşmak için tutkuyla giriştiği macerada zorlukların üstesinden gelmeye çalışır.

Sinopsis ve Yapım Hakkında:
Tıkla üstüne, kendin kaşınmış ol. Bir daha tıkla, kaşıntına son ver...

12 yıl önce Washington Square Meydanı’na bakan ay ışığının aydınlattığı bir yerde genç çellist Lyla Novacek (KERI RUSSELL) ve İrlandalı karizmatik şarkıcı Louis Connelly (JONATHAN RHYS MEYERS) birlikte bir sokak çalgıcısının “Moondance” şarkısını yorumlamasını dinlerler ve birbirlerine aşık olurlar. Müziğin dilini paylaşarak aralarındaki bağ daha da karşı konulmaz ve güçlü bir hal alır.. ama kısa sürecektir.

Hayatının en romantik gecesinin ardından Lyla Louis’e yeniden buluşma sözü vermiştir. Ama tüm karşı çıkmalarına rağmen babası (WILLIAM SADLER) onu bir sonraki konserine gitmeye zorlar. Geride kalan Louis onun kendisini umursamadığını düşünmüştür. Üzgün bir haldeyken Louis artık müziğe devam etmeyi imkansız bulmuş ve bırakmıştır. Bu arada Lyla da kayıp aşkının tek umudu olan doğmamış çocuğunu bir araba kazası sonrası kaybettiğini sanmıştır. Yıllar geçmiştir ama ikisi de gerçeği bilmemektedir. Lyla’nın babası tarafından gizlice başkasına verilen bebek artık büyümüş ve sıra dışı bir şekilde yetenekli bir çocuk olmuştur. (FREDDIE HIGHMORE) Çevresinde müziği hayatın ritmlerinde duyar. Rüzgarın sesini buğday tarlasından gelen seslerle birleştirerek güzel bir senfoniye dönüştürebilmektedir. Şartlar yüzünden yetim kalan çocuk anne babasının hayatta olduğuna ve onları istediği kadar onların da kendisini istediğine inanmaktadır.

Onları aramaya kararlı olan çocuğun yolu New York City’e düşmüştür. Orada tek başına sokaklarda gitar çalarak geçimini sağlamakta ve terkedilmiş Fillmore East Tiyatrosu’nda esrarengiz sihirbazın (ROBIN WILLIAMS) koruması altında kendisi gibi onlarca çocukla birlikte yaşamaktadır. O gece ilk kez bir gitar alır ve kendi sıra dışı tarzıyla inanılmaz bir performans sergiler. Bu eğitimsiz çocuğun bu kadar tutkulu çalışından etkilenen sihirbaz ona August Rush ismini verir ve ona müziğin ruhu canlandırıcı gücünü gösterir. Sihirbazın genç dahi için büyük planları vardır ama August için müziğinin daha önemli bir amacı vardır. Ailesini bulma umudundan hiç vazgeçmeyen Rush onların bir yerlerde kendisini beklediğini bilmektedir. Müziğini duyarlarsa onu bulacaklarına inanmaktadır.

August’tan habersiz olan ailesi çoktan yolculuklarına başlamışlardır. Oğlunun hayatta olduğunu öğrenen Lyla onun yerini bulmak için sosyal işçi Richard Jeffries (TERRENCE HOWARD)’in yardımını almakta, hala tek gerçek aşkının hatıralarının gölgesinde yaşayan Louis ise kendisini müziğe dönmüş olarak ilk tanıştıkları yere doğru giderken bulur. Hayatın getirdikleriyle birbirlerinden ayrı düşen ancak sevgi ve müzikle birbirlerine bağlı olan Lyla, Louis ve August kaybettikleri ve hayatlarını sonsuza dek tamamlayacakları şeyi.. birbirlerini aramaktadırlar.

Warner Bros. Pictures ve Odyssey Entertainment CJ Entertainment ile bir Southpaw Entertainment Prodüksiyonunu sunar: Freddie Highmore, Keri Russell, Jonathan Rhys Meyers, Terrence Howard, Robin Williams ve William Sadler müzikal-dram “August Rush”da bir araya geliyorlar.

Yönetmen Kirsten Sheridan, Senaryo Nick Castle ve James V.Hart. Hikaye Paul Castro ve Nick Castle. Filmin yapımcıları Richard Barton Lewis, Robert Greenhut, Ralph Kamp, Louise Goodsill, Miky Lee ve Lionel Wigram. Fotoğraf yönetmeni John Mathieson. Prodüksiyon tasarımcısı Michael Shaw. Editör William Steinkamp. Kostümler Frank Fleming. Filmin müzikleri Mark Mancina.

YAPIM HAKKINDA

“Müziğe bazı insanların peri masallarına inandığı gibi inanıyorum. Duyduklarım annem ve babamdan geliyor. Belki onlar da birbirlerini bu şekilde bulmuşlardır. Belki beni de öyle bulacaklardır…”

August Rush

“Bu dünyayı farklı bir şekilde duyan bir çocuğun hikayesidir.” Ödüllü yapımcı Richard Barton Lewis “August Rush”ın gelişim sürecinden yapımına kadar her şeyiyle ilgilendi. “Hayatın kendisini yerleştirdiği yere uymuyor. Tek isteği ailesiyle birlikte olmak ve insanlar onu ne kadar onların yaşamadığına ikna etmeye çalışsa da o inanmaktan asla vazgeçmiyor. Kimse onunla bu konuda konuşamıyor. Onları tam 11 sene bekliyor sonra artık onları kendi başına aramaya karar veriyor.” diyor yönetmen Kirsten Sheridan. “August’un müziğe olan yeteneği her ikisi de çok yetenekli müzisyenler bir çellist olan annesi Lyla ve bir besteci, şarkıcı ve gitarist olan babası Louis’ten geliyor. Onlar içimizde çok az kişinin duyabildiği müzikleri duyabilmektedir. Onları bir araya getiren de budur. Birbirlerinin aynı şekilde hissettiğini fark ettiklerinde aralarında hemen sihirli bir bağ oluşur ve o gece annesi August’a hamile kalır.”

“August Rush üç kişi arasındaki bir sevgi hikayesidir.” diyor Sheridan. “Ama, birçok sevgi hikayesinde olduğu gibi işler yolunda gitmiyor. Lyla ve Louis kısa sürede ayrı düşerler ve yıllarca bir araya gelemezler. Birbirlerini kaybetmelerinden ayrı olarak her ikisi de müzik tutkularını da kaybetmişlerdir.” diye ekliyor Lewis. Sevenlerin ayrılığı var olduğundan habersiz oldukları çocuklarından da ayrı düşmeleriyle sonuçlanıyor. Bu onların yeniden aile olmak için aynı yolu kat etmelerini gerektiriyor.

“Hikayenin yapısını çok sevdim” diyor filmde Louis karakterini canlandıran Jonathan Rhys Meyers. “Hepsi aynı bulmacanın parçaları, üç kişi koşullar yüzünden ayrı düşüyor ve yaşama bağlanmak için yeniden bir araya gelmeleri gerekiyor.” Louis’in sevgilisi Lyla’yı canlandıran Keri Russell “İnsanların ait oldukları yerleri, evlerini, birlikte olmaları gereken insanları bulmaya çalıştıkları hikayeleri seviyorum. Bu hikayede sadece August’la ilgili olan kısmı değil, tüm karakterleriyle ilgili anlatılan şeylere inanıyorum.”

14. yaş günü filmin çekimlerinin ilk haftasına denk gelen Freddie Highmore film hakkındaki görüşlerini açıklıyor. “Öksüzken bile August hiç tanımadığı ailesiyle arasında bir bağ hissediyor. Çünkü onların da kendi çevresinde duyduğu müzikleri duyduğuna inanıyor. Sonra, gitar çalmayı öğrendiğinde o müzikleri icra etmeye başlıyor ve bunları ailesine çaldığına inanıyor. O çaldıkça dinleyici çevresi artmaktadır ama o tek bir şeye inanmaktadır. O iki kişiyi çağırmaktadır. Onlara bu yolla ulaşabileceğini düşünmektedir.”

Müzik August’un içgüdüsel olarak bildiği bir iletişim yolu ama bunu ona ilk olarak dile getiren Robin Williams’ın canlandırdığı Sihirbaz olarak bilinen gizemli bir adamdır. Sihirbaz August için bir danışman gibidir. Çocuğa “Müzik nedir biliyor musun?” diye sorar. “Tüm canlı varlıklar arasındaki armonik bir bağdır.”

“August Rush” bir peri masalı gibi ama gerçeklerin üzerine kurulmuş bir hikaye. Bu yapımcıların korumaya çalıştıkları bir denge. Sheridan “Her şey sihirli olsaydı bir parçasını göremeyecektiniz. Bu sanki bir rengin üstüne başka bir renk boyamak gibi bir şey olurdu. Biz gerçek dünyanın kontrastını istemiştik.” diyor.

“Sihirli hikayeler her zaman ilgimi çekmiştir. Baştan çıkartıcıdır çünkü inanmak isteriz.” diyor Hart ile Steven Spielberg’in “Hook” filminden sonra ilk kez birlikte çalışma fırsatı bulan senarist Nick Castle. “Ve müzik sanatların en gizemlisidir. Hepimizin içinde özel bir yeri vardır. Böylesi bir filmde kusursuz bir araçtır.” diyen Lewis sözlerini şöyle bitiriyor “Bu filmde hiç özel efekt yok. Sihir performanslarda, karakterlerde ve yolculukları boyunca keşfettikleri şeylerde saklı.”

“Sanki biri beni çağırıyor. Ama sadece içimizden bazıları bunu duyabilir.”
-August Rush
“Sadece içimizden bazıları bunu duyabilir.”
-Sihirbaz.

“August Rush”ın rol dağıtımı hikayenin merkezindeki rol ile başlamış. “En önemlisi doğru August’u bulmaktı. Çocuk izleyiciyi etkilemezse hikayenin bir anlamı olmazdı. Ona inanmayacaktınız.” diyor Lewis Freddie Highmore’un “Finding Neverland” filminde Johnny Depp ile parktaki bankta çekilen sahnesinden bahsederken ihtiyacı olan August olduğunu söylüyor. Highmore’un annesi o dönemde oğlunun film trafiğine ara vermesini ister. “Ama ona hikayeyi anlattığımda, senaryoyu okumayı kabul etti ve Freddie ile senaryoyu okuduklarında çok beğendiler.”

“August karşılaştığı insanların içindeki doğruluğu ve insanlığı ortaya çıkarıyor. İnsanlar onun açık ve dürüst yüzüne baktıklarında kendilerini bir aynaya bakar gibi görüyorlar. Onlara unuttuklarını veya görmek istemediklerini gösteriyor. Ve Freddie bunları gerçekten çok kolaylıkla yapabiliyor.” diyor Sheridan. “Bu rol için çok güçlü bir içgüdüsü vardı. Örneğin August müzik icra etmediğinde oldukça sakinken eline bir enstrüman aldığında birden canlanıyor ve gülüşüyle ışık saçıyor.”

“August insanlarla iletişiminde pek normal bir çocuk değil” diyor Highmore. “İnsanlara gözlerini dikerek bakıyor. Kirsten ve ben onun asla sosyal gelenekleri öğrenmemiş olmasına karar verdik. Daha küçük bir çocuğun bakacağı şekilde bakıyor ve bakışlarında aynı sakinlik ve korkusuzluk vardı.”


New York City’nin Temposu

“New York City canlı bir varlıktır” diyor Robin Williams. “Başka yerlerde film çekip onu New York gibi göstermek mümkündür. Toronto New York’a benzeyebilir ama Columbus Meydanında, Central Park’ta, Washington Meydanında, Brooklyn’de veya Village’de veya Manhattan’da iseniz size tamamen farklı bir oyun olduğunu hissettirecektir. Bu böylesi bir film için çok önemliydi. Her şey ritim ve nabızla ilgiliydi.

“Washington Meydanı’nın sokak müzisyenleriyle çok farklı bir havası vardır” diye devam ediyor. “Çocuklarla tüm gün sette enstrüman çalıyorduk sonra yemek arası veriyorduk. Geri döndüğümüzde orada bir sürü dahi sokak çocuğu kendi enstrümanlarını çalıyor olurdu.”

Lewis ekliyor “Washington Meydanı ve Central Park çok güzel olabildiği gibi sizin havanıza ve şartlara bağlı olarak kolaylıkla karanlık ve kasvetli olabiliyor.”

“Robin elbette parkı dolduran tüm insanları eğlendiriyordu. Kendine özel gösterileri vardı” diyor Sheridan.

Yapım ekibi Bronx’ta eski ama hala çalışır durumda olan satılık bir salon bulmuş ve onu Fillmore East’in görüntüsüne değiştirmiştir. “Koltukları çıkarıp görüntüsünü eskittik.” diyor yılların heykeltıraşı ve ressamı olan Shaw.

Filmin heyecanı doruğa ulaştıran en büyük zorluklarından birisi de Nisan ayında çekilen Central Park’ta senfoni konseri sahnesiymiş. Sheridan “Bu çok büyük bir riskti ama Richard risk almayı çok iyi biliyor. Bunu yapması gerektiğini biliyordu ve bize New York şehrinde Nisan ayında yaşanabilecek en sıcak dört geceyi yaşattı.” diyor.

“Herkes bunu yapamazsınız. Boş verin demişti” diye itiraf ediyor yapımcı. “Ama işe yaramazdı. Central Park olmalıydı. Bu çocuk ulaşabildiği kadar çok insana ulaşmak istiyordu. Binaların sınırlarını aşarak havayı müzikle doldurarak ailesinin kendisini duymasını umut ediyordu. Onu içeriye kapatamazdık.”


FİLMİN OYUNCULARI HAKKINDA

FREDDIE HIGHMORE (August Rush) son üç senedir film sektörünün aranılan ve saygı duyulan çocuk oyuncularından biri haline geldi. Marc Forster’ın 2004 yapımı filmi “Finding Neverland” ile en çok gelecek vadeden yeni oyuncu kategorisinde Empire Ödülünü aldı. Bu filmdeki performansı Highmore’a ayrıca iki Beyazperde Oyuncuları Derneği ödülü adaylığı getirdi. Biri en iyi yardımcı oyuncu kategorisinde diğeri ise sıra dışı performans kategorisindeydi. Bunlara ek olarak Film Eleştirmenleri Birliği’nden Eleştirmenlerin Seçimi Ödüllerinde en iyi çocuk oyuncu ödülünü aldı. Ertesi sene Eleştirmenlerin Seçimi Ödüllerinin ikincisini Tim Burton’ın “Charlie and the Chocolate Factory” filmiyle kazandı.

Highmore’un ilk filmi 7 yaşındayken çekilen ve Helena Bonham Carter ile oynadığı “Women Talking Dirty” idi. Daha sonra bir dizi televizyon projelerinde yer aldı. Bunların arasında BBC’nin “Happy Birthday Shakespeare” ve TNT’nin “The Mists of Avalon” yapımları vardı. 2004 senesinde üç filmde başrol oynadı. Bunların arasında Jean-Jacques Annaud’un “Two Brothers” filmi ve Kenneth Branagh ile oynadığı “Five Children andI t” vardı. Ancak “Finding Neverland”de Peter rolündeki sıra dışı performansı filmdeki rol arkadaşlarının yanı sıra hem eleştirmenlerin hem izleyicilerin dikkatini çekmişti. “Finding Neverland”den rol arkadaşı Johnny Depp ondan o kadar etkilenmişti ki genç oyuncuyu Tim Burton’a 2005 yılında çekeceği “Charlie and the Chocolate Factory” filmi için tavsiye etti.

Highmore yakın zamanda Ridley Scott’ın komedi dram filmi “A Good Year”da Russell Crowe ve Albert Finney ile başrolde oynadı. Daha sonra Luc Besson’un fantastik macera filmi “Arthur and the Invisibles” filminde başrol oynadı. Bu senenin sonlarında fantastik film “The Golden Compass”ta Pantalaimon’u seslendireceği söylenecekti. 2008’de “The Spiderwick Chronicles” filminde ikizleri canlandıracak.

KERI RUSSELL (Lyla Novacek) Dünya çapında izleyicilere tanıdık bir yüz olan Keri Russell dikkatleri ilk olarak sevilen televizyon dizisi “Felicity” ile çekmişti. Dizinin yayına girmesinde sadece dört ay sonra Russell drama dizileri için en iyi kadın oyuncu kategorisinde Altın Küre ödülünü kazandı.

“Felicity” bittikten sonra bir dizi önemli sinema filminde yer aldı. Bunların arasında “Mission Impossible III”, “The Upside of Anger”, “We Were Soldiers”, “Mad About Mambo”, “The Curve” ve “Eight Days A Week” filmleri vardı. Son zamanlarda “Waitress” adlı romantik komedide sergilediği performansla olumlu eleştiriler aldı. Bu film 2007’de vizyona giren bağımsız filmler içinde en çok hasılatı elde eden film oldu.

JONATHAN RHYS MEYERS (Louis Connelly) uluslar arası alanda dikkatleri ilk olarak Ewan McGregor, Christian Bale ve Toni Collette ile yer aldığı Todd Haynes’in “Velvet Goldmine” filminde oynadığı başrol ve Londra Film Eleştirmenleri Ödülünü kazanmasıyla çekti. Ondan sonra Rhys Meyers CBS’nin televizyon dizisi “Elvis”teki başrolüyle Altın Küre ödülüne ulaştı.

Rhys son olarak 8. Henry’nin yaşamının ilk yıllarını, onun romantik ve politik ilişkilerini anlatan Showtime’ın “The Tudors” adlı dizisinde oynamıştı. “The Tudors” ödüller kazanmış birçok yönetmen tarafından yönetildi. Bunların arasında Charles McDougall da vardı. Dizi oldukça beğenildi ve şu anda İrlanda’da ikinci sezonu çekiliyor. Meyers ayrıca geçen yazın aksiyon filmlerinden J.J.Abrams’ın yönettiği “Mission Impossible III”te Tom Cruise, Laurence Fishburne ve Phillip Seymour Hoffman ile yer aldı.

2006 yılında “Elvis” adlı dizide canlandırdığı Elvis Presley rolüyle en iyi erkek oyuncu altın küre ödülünü kazandı. Ayrıca “kral”ı canlandırdığı bu rol ile Emmy ödülüne de aday gösterildi. Aynı sene aralarında en iyi film kategorisinin de olduğu üç altın küre ödülü adaylığı alan Woody Allen’ın “Match Point” adlı filmindeki performansı olumlu eleştiriler aldı. Filmde Scarlett Johansson ile başrolleri paylaştılar ve film 2005 yılında Cannes Film Festivali’nin açılışını yaptı.

Rhys Meyers ayrıca kızların futbol koçluğunu yaptığı Keira Knightly ve Parminder Nagra ile oynadığı ödüllü “Bend it Like Beckham” filmindeki rolüyle de tanındı. Diğer filmleri arasında Colin Farrell ve Angelina Jolie ile yer aldığı Oliver Stone’un “Alexander” filmi ve Reese Witherspoon ile yer aldığı Mira Nair’in “Vanity Fair” bulunmaktadır.

TERRENCE HOWARD (Richard Jeffries) geçen sene Craig Brewer’ın 2005 yapımı “Hustle&Flow” adlı yapımcılığını John Singleton’un üstlendiği filmindeki performansıyla Akademi Ödülü adaylığı kazanmıştı. Howard’ın bu filmdeki performansı ona ayrıca Altın Küre, Eleştirmenlerin Seçimi, Bağımsız Ruh ve Image Ödülü adaylıkları da kazandırdı.

En önemli performansını Jim Sheridan’ın “Get Rich or Die Tryin’” filminde sergiledi. Howard bu filmdeki performansıyla Los Angeles, Florida ve Washington DC Film Eleştirmenleri Birliklerinden ödüller aldı, Palm Springs Uluslar arası Film Festivalinde 2006 senesinde Yükselen Yıldız ödülünü aldı.

Howard’ın yer aldığı en son filmlerden bazıları Jodie Foster ile oynadığı Neil Jordan’ın psikolojik gerilim filmi “The Brave One”, Richard Gere ile yer aldığı “The Hunting Party”, yapımcılığını da üstlendiği “Pride” ve “Idlewild” filmleridir. Ayrıca Marvel’in çizgi roman kahramanından esinlenilerek yapılacak, Jon Favreau’nun yöneteceği 2008 baharında vizyona girecek olan “Iron Man” filminde Robert Downey Jr, Gwyneth Paltrow ve Jeff Bridges ile oynayacak.

Bir müzisyen olan Howard hem piyano hem gitar çalmakta, aynı zamanda şarkıcılık ve söz yazarlığı yapmaktadır.

ROBIN WILLIAMS (Maxwell “Sihirbaz” Wallace) otuz senelik kariyerinde Akademi Ödülü kazanmış bir oyuncu ve komedyendir. Gus Van Sant’ın “Good Will Hunting” filmindeki performansıyla Oscar’ı kazanmıştır. Ayrıca ondan önce “The Fisher King”, “Dead Poets Society” ve “Good Morning Vietnam” filmleriyle de Oscar’a aday gösterilmiştir. Williams ayrıca 6 Altın Küre ödülü ve bir Cecil B.DeMille ödülü de almıştır.

Bunlara ek olarak Robert De Niro ile “Awakenings”deki performansıyla Ulusal İnceleme Kurulu en iyi erkek oyuncu ödülünü ve 2004 yılında Chicago Film Festivalinde prestijli Kariyer Başarı Ödülünü almıştır.

Yakın dönemde Williams romantik komedi filmi “License to Wed” filminde Papaz Frank’ı ve tatil komedi filmi “Night at the Museum” da Theodore Roosevelt’i canlandırmış, “Happy Feet” adlı Oscarlı animasyon filminin seslendirilmesinde yer almıştır. Aynı sene Barry Levinson’un politik hicvi “Man of the Year” filminde oynamıştır. Gelecek sene gösterime girecek olan “Old Dogs” filminde John Travolta ile yer alacaklar.

Williams dünyanın dikkatini ilk kez sevilen televizyon dizisi “Mork&Mindy” ile çekmişti. Eğitimini New York Juilliard School’da almış ve ilk sinema deneyimi olarak Robert Altman’ın “Popeye” adlı filminde yer almıştır. Daha sonra Paul Mazursky’nin “Moscow on the Hudson” ve George Roy Hill’in John Irving’in çok satan romanından uyarladığı “The World According to Garp” filmlerinde başrollerde yer almıştır.

Diğer filmleri arasında Chris Columbus’un “Mrs.Doubtfire”, Mike Nichols’un “The Birdcage”, Tom Shadyac’ın “Patch Adams”, Steven Spielberg’in “Hook” ve Joe Johnston’un “Jumanji” filmleri yer almaktadır. Williams ayrıca gişe rekortmeni çizgi film “Aladdin”de unutulmaz cin karakterini ve 2005 yılında “Robots” adlı animasyonda Fendor karakterini seslendirmiştir. Bunlara ek olarak Steven Spielberg’in “AI: Artificial Intelligence” filminde Dr.Know’u seslendirmiştir.

Williams kariyerine bir stand-up komedyeni olarak başlamıştır. 2002 senesinde stand-up sahnelerinden 16 yıl ayrı kaldıktan sonra tüm biletleri tüketilen bir Amerika turnesine çıkmıştır. Son durağı olan Broadway’de tek kişilik gösterisi “Robin Williams: Live on Broadway” adıyla kaydedilmiş ve ona beş Emmy Ödülü adaylığı getirmiştir.

WILLIAM SADLER (Thomas Novacek) en çok “The Shawshank Redemption”, “The Green Mile” ve “Die Hard 2” deki rolleriyle tanınmaktadır. Şu anda HBO’nun 10 bölümlük dizisi “Pacific”in çekimleri için Avustralya’da bulunmaktadır. Sadler ayrıca Frank Darabont’un Stephen King’in romanından uyarladığı “The Mist” adlı filmle Kasım 2007’de karşımıza çıkacak.

Sadler’ın oynadığı filmler arasında Liam Neeson ile oynadığı Bill Condon’un “Kinsey” filmi, “Rush”, “Hard to Kill”, “Bill and Ted’s Bogus Journey”, “The Hot Spot”, “Rocket Man”, “Trespass”, “Disturbing Behavior”, “Witness Protection” ve “Battle of Shaker Heights” filmleri yer almaktadır.

Televizyonda ise ABC filmi “Path To 911” de Harvey Keitel ile birlikte rol almıştır. Ayrıca Fox’un dizisi “Wonder Falls” da oynamıştır. “Roswell” dizisinde üç yıl Jim Valenti’yi canlandırmıştır. Misafir oyuncu olarak yer aldığı dizilerden birkaçı “Law and Order”, “C.S.I. Las Vegas”, “Medium”, “Numbers” ve “Third Watch” dizileridir.

LEON THOMAS III (Arthur) ilk tiyatro deneyimini 2003 yılında 10 yaşındayken bir Broadway yapımı olan “The Lion King”te genç Simba’yı canlandırarak yaşamıştır. 2004 senesinde Tony Kushner’in “Caroline or Chage” oyununda Jackie Thibodeaux’u canlandırmıştır. Ayrıca şirketin Los Angeles ve San Francisco’yu kapsayan 5 aylık turnesine katılmıştır.

Aralık 2005’te Thomas üçüncü Broadway oyunu “The Color Purple”da yer almıştır. Bu gösteriden ilk filmi “August Rush” ta oynamak için ayrılmıştır. 3. nesil bir müzisyen olan Thomas müzikle profesyonel müzisyenler olan ve ünlü müzisyenlerin kayıt yaptırdıkları bir stüdyoları olan anne babası sayesinde çok küçük yaşta tanışmıştır. Thomas davul, bas gitar, piyano, saksafon ve “August Rush”daki rolünden sonra artık gitar çalabilmektedir.

JAMIA SIMONE NASH (Hope) iki yaşında şarkı söylemeye başlamış ve beş yaşında Apollo Çocuk Yetenek Araştırma Yarışmasını kazanınca keşfedilmiştir. “Showtime at the Apollo” da Alicia Keys’in şarkısı “Fallin’”i seslendirmiş ve izleyenleri kendisine hayran bırakmıştır. O günden sonra birçok ünlü isimle sahne paylaşmış, Essece Ödülleri, NBA All Star Organizasyonu, “The Maury Show”, “Soul Train Christmas Starfest”, BET’nin “Celebration of Gospel”, “The Tonight Show with Jay Leno” ve “Steve Harvey’s Big Time”da çıkmıştır.

Ayrıca “My Wife and Kids”, “Half and Half” ve “Romeo!” adlı dizilerde yer almıştır. Geçen yaz Lifetime’ın filmi “Life Is Not A Fairytale: The Fantasia Barrino Story” de genç Fantasia’yı canlandırmıştır. Nash beyazperdeye ilk kez “August Rush” ile çıkmıştır.


FİLMİN YAPIMCILARI HAKKINDA

KIRSTEN SHERIDAN (Yönetmen) İrlanda’nın Dublin kentinde doğmuştur. Dun Laoghaire College of Art & Design’ı bitirmeden önce İrlanda’nın ulusal sinemacılık okulu University College Dublin’de Sinema&Televizyon eğitimi almıştır. Beş kısa film yönetmiş ve 1995 yılında “The Bench” ile kısa senaryo ödülünü kazanmıştır. “Patterns”i yazıp yönetmiş, “The Case of Majella McGinty”i yönetmiştir. Her iki film de Clermont-Ferrand, Cork, Galway, Dresden, Aspen ve Chicago gibi uluslar arası film festivallerinde ödüller kazanmıştır. 1998 yılında Sheridan ilk uzun metraj senaryosu “Honor Bright” ile Film Institute of Ireland’den Genç Yetenek Ödülünü almış ve Miramax En iyi İrlandalı Senaryo ödülünü almıştır.

2000 yılında ilk sinema filmi “Disco Pigs”i yönetmiştir. Bu filmle Sundance/NHK Uluslar arası Film yapımcıları ödülü için üç Avrupalı finalist arasına girmiştir. “Disco Pigs” 2001’de Berlin Film Festivali’nin açılış filmi olmuş, İrlanda ve İngiltere’de 2001 yılında gösterime girmiş, uluslar arası olarak da 2002’de vizyona girmiştir. Film Castellinaria Youth Film Festivali’nde Jüri Ödülünü, Giffoni Film Festivali’nde Altın Madalyayı, Young European Cinema Film Festivali’nde Seyirci Ödülünü ve Ourense Film Festivali’nde en iyi film büyük ödülünü kazanmıştır.

Sheridan İngiliz Bağımsız Film Ödüllerinde ve İrlanda Sinema & Televizyon Ödüllerinde en iyi yeni yönetmen adayı gösterilmiş, United International Pictures En iyi yönetmen ödülünü kazanmıştır.

RICHARD BARTON LEWIS (Yapımcı) Southpaw Entertainment’in kurucusu ve yönetim kurulu başkanıdır. 14 film ve 300 saati aşkın televizyon programının yapımcılığını üstlenmiştir. “August Rush” onun en büyük gişe başarılarından biri olan “Robin Hood: Prince of Thieves” filmini yaptığı Warner Bros. Pictures’a yeniden dönüşü olmuştur.

Lewis’in şu anda Southpaw’da yapılmakta olan 15’ten fazla filmi bulunmaktadır. Yönetmenliğini Barry Sonnonfeld’in yaptığı “The Box”, Jamie Foxx’un oynadığı, Lewis’in yazarlardan biri olduğu “The Joint”, Alan Loeb (“Things We Lost In The Fire”, Lasse Halstrom’un “New Amsterdam”) tarafından yazılan “Out of this World”, İspanyol yönetmen Daniel Calparsoro’nun (“Ausentes”) yönettiği gerilim filmi “Last Lights” bunlardan bazılarıdır.

Southpaw Entertainment Lewis tarafından 2003 yılında açılmıştır. Ve hemen iki filmin yapımcılığını üstlenmiştir: Ray Romano, Debra Winger, Hank Azaria, Kelly Preston, Zooey Deschanel, Famke Janssen, Jesse Bradford ve Rip Torn’un yer aldıkları “Eulogy”, Robin Williams, Tea Leoni, David Duchovny, Anton Yelchin ve Erykah Badu’nun yer aldıkları “House of D” filmleri. Bu iki filmin galası 2004 senesinde Sundance ve Tribeca Film Festivallerinde yapılmış ve olumlu eleştiriler almıştır. Southpaw’ın üçüncü filmi HBO’nun Emmy ödüllü “The Sopranos” dizisinin baş yazarı Terence Winter’ın yazdığı ve Freddie Prinze Jr, Scott Caan, Alec Baldwin, Jerry Ferrara ve Mena Suvari’nin yer aldığı “Brooklyn Rules” 2007 baharında vizyona girdi.

Lewis’in diğer çalışmaları arasında Robin Wright Penn, Morgan Freeman ve Stockard Channing’in yer aldıkları “Moll Flanders”, Jeff Bridges, Tommy Lee Jones, Lloyd Bridges ve Suzy Amis’in yer aldıkları “Blown Away”, Bill Murray, Matthew McConaughey ve Janeane Garofalo’nun yer aldıkları “Larger Than Life” filmleri bulunmaktadır.

NICK CASTLE (Senaryo / Hikaye) son zamanlarda “Connor’s War”, romantik komedi “The Seat Filler” ve komedi filmi “Delivering Milo”nun yönetmenliklerini yapmıştır. Daha öncesinde “Twas the Night”, “Mr. Wrong”, “Major Payne”, “Dennis the Menace” ve “The Last Starfighter” filmlerini yönetmiştir.

Castle’nin senaryo çalışmaları arasında Steven Spielberg’in aile macera filmi “Hook” ve John Carpenter’ın aksiyon gerilim filmi “Escape From New York” bulunmaktadır. Aynı zamanda senaryosunu yazdığı “The Boy Who Could Fly” ve “Tap” filmlerinin yönetmenliğini de yapmıştır.

JAMES V. HART (Senaryo) hem yazar hem yapımcı olarak başarı kazanmıştır. İlk çalışmalarından birisi olan “Hook”u 1991 yılında o zamanlar altı yaşındaki oğlundan aldığı bir fikirle yazmıştır. Yetişkin bir Peter Pan hikayesini yazıp yapımcılığını üstlenmiştir. Ertesi sene Francis Ford Coppola’nın yönettiği ve Bilim Kurgu Akademisi’nden beş Saturn Ödülü alan “Bram Stoker’s Dracula” adlı filmi yazıp, yapımcılığını üstlenmiştir. Coppola ve John Veitch ile ayrıca Kenneth Branagh’ın oynadığı “Mary Shelley’s Frankenstein” adlı filmi yapmışlardır.

Hart daha sonra “Muppet Treasure Island” ve Carl Sagan’ın romanından esinlenilen, Hart’a Hugo ve Saturn ödülleri kazandıran Robert Zemeckis’in “Contact”, “Tuck Everlasting”, ve televizyon filmi “Jack and the Beanstalk: The Real Story” adlı filmlerin senaryolarını yazmıştır.

Bunlara ek olarak Hart James Hook’un Eton’da Peter Pan ile olan maceralarını anlatan ilk kitabı Capt. Hook – The Adventures of a Notorious Youth’u yazmıştır. Kitap 2005 yılında Laura Geringer Boks tarafından yayınlanmıştır. Roman Amerikan Kütüphaneler Birliği tarafından “En İyi 10 Çocuk Kitabı”ndan biri olarak gösterilmiştir. Devamı olan Capt.Hook-Pirate King 2008’de piyasaya çıkacaktır.

PAUL CASTRO (Hikaye) şu sıralarda Arthur Jay Harris’in tanınmış sürat motoru kralı Don Aronow’un gerçek hikayesini anlattığı çok satan kitabından esinlenilen ve merakla beklenen “Speed Kills” adlı filminin senaryosunu yazmaktadır. Ayrıca senaryosunu yazdığı ve Shirley MacLaine’in oynadığı “Eileen’s Ice” adlı filmi bitmek üzeredir.

ROBERT GREENHUT (Yapımcı) 80 kadar filmde çalışmış, Woody Allen, Mike Nichols, Sidney Lumet, Marty Ritt, Penny Marshall, Milos Forman, Bob Fosse, Martin Scorsese ve John Cassavetes gibi yönetmenlerle iş yapmıştır. Filmlerinden 5 tanesi “Lenny”, “Dog Day Afternoon,” “Hannah and Her Sisters,” “Working Girl” ve “Annie Hall” en iyi film dalında Oscar’a aday gösterilmiştir.

University of Miami’de müzik eğitimi aldıktan sonra Greenhut doğduğu şehir New York’a dönüp prodüksiyon asistanı olarak çalışmaya başlamış ve devam eden yıllarda prodüksiyon müdürü, yönetmen yardımcısı gibi çeşitli üretim pozisyonlarında çalışmış ve bu dönemde “Paper Lion” ,” “Wait Until Dark,” “The Owl and the Pussycat,” “Tom Sawyer,” “The Last of the Red Hot Lovers” ve John Cassavetes’in “Husbands.” adlı filminde yer almıştır.

İlk yapımcılığını Bob Fosse’nin “Lenny” adlı filminde yapmıştır. Ardından Sidney Lumet’in “Dog Day Afternoon”, Martin Ritt’in “The Front”, Woody Allen’ın “Annie Hall” filmlerinin yapımcılığını üstlenmiştir.

Greenhut’ın yapımcılığını üstlendiği filmlerden bazıları “Everyone Says I Love You”, “Manhattan”, “Stardust Memories”, “Zelig”, “The Purple Rose of Cairo”, “Hannah and Her Sisters”, “Crimes and Misdemeanors”, “Husbands and Wives”, “Bullets Over Broadway”, “Mighty Aphrodite”, Milos Forman’ın “Hair” adlı filmi, Stve Gordon’un “Arthur”, Martin Scorsese’nin “The King of Comedy”, Mike Nichols’un “Heartburn”, “Postcards from the Edge”, “Regarding Henry” ve “Wolf” adlı filmleri.

RALPH KAMP (Yapımcı) film sektörüne 1981 yılında girmiştir. 1983’ten 1988’e kadar her şeyden sorumlu olduğu Monty Python Organization’a katılmadan önce birçok başarılı film ve televizyon işinde çalışmıştır. 1988 yılında Kamp Majestic Films’de Guy East’e katılmış, “Dances with Wolves”, “Driving Miss Daisy” ve “The Man Without a Face” gibi Oscar ödüllü filmlerde çalışmış ve kısa sürede Satış Direktörü olmuştur.

1993 yılında Lumiere Pictures’ın başına geçmiş ve 1995’te Mel Gison ve uzun süre ortaklık yaptığı Bruce Davey ile Icon Entertainment International’ı kurmuşlardır. Icon’da altı sene çalışmış ve büyük başarı sağlamıştır. “What Women Want”, “Spiceworld” ve “An Ideal Husband” gibi gişe rekortmeni filmler yapmışlardır. Altı senelik başarılı bir çalışmanın ardından artık kendi medya şirketini kurma zamanı geldiğini düşünmüştür.

Odyssey Entertainment’i kurduktan sonra Kamp 16 filmi finanse etmiştir. Bunların arasında 3 Altın Küre , 3 Oscar adaylığı alan, 150 milyon doların üzerinde gişe başarısı sağlayan “Andrew Lloyd Webber’s The Phantom of the Opera”, 60 milyon doların üstündeki hasılatıyla “Valiant”, “Lassie”, “Renaissance” ve Johnny Depp’in oynadığı “The Libertine” bulunmaktadır.

LOUISE GOODSILL (Yapımcı) 1998’den beri ortağı olan Ralph Kamp kurdukları Odyssey Entertainment’in başında yer almaktadır. Goodsill ve Kamp beraberce Odyssey Entertainment’te 16 filmi finanse etmişler ve 413 milyon dolar gelir kazanmışlardır.

Goodsill sinema ve televizyon sektöründe 1978 yılından beri çalışmaktadır. NBC için hazırladığı belgeseller ve ABC, CBS ve PBS için hazırladığı diziler ile Emmy ödülleri kazanmıştır. 1980’den 1987’ye kadar bütçe açığı ve zamanında yetiştirilemeyen işler sorunları yaşayan ABC ve PBS’te çalışmış onun liderliği altında filmler hep zamanında yetişmiş ve bütçe açığı oluşmamıştır. Şu sıralar Odyssey Entertainment şirketi adına yeni film projeleri geliştirmekle meşgul olmaktadır.

MIKY LEE (Yapımcı) CJ Entertainment’in başkan yardımcısıdır. Ve CJ şirketinin kontrolündeki CJ Entertainment (film dağıtım/yapım) CJ CGV (film gösterimi), CJ Media (kablo tv) ve M.net Media (müzik) kısımlarıyla ilgilenmektedir.

Lee ve CJ’nin başkanı olan kardeşi Jay Lee 1994 yılında DreamWorks’ün bir yatırımı olarak şirketin medya bölümünü kurmuşlardır. CJ DW içindeki kurucu yatırımcılardan biriydi ve şirketin filmlerinin Asya’daki dağıtım haklarını elinde bulunduruyordu. Miky Lee sadece DW filmlerinin dağıtımını yapmakla kalmadı yerel film üretimine de başladı. Onun liderliğinde CJ Kore’de ilk çok kısımlı sahne gösterim zinciri CJ CGV’yi kurarak sanat eseri sayılabilecek sinema salonları kurarak Koreli izleyicilere sinemaya gitmenin güzelliklerini yaşatmış oldu. Ayrıca CJ Media’nın gelişmesiyle Kore’nin dokuz kablo ağıyla lider program sağlayıcısı CJ Cablenet’i ve Kore’nin en büyük müzik şirketlerinden biri olan M.net Media’yı kurdu.

Lee Seul Üniversitesi’nden mezun olup Harvard Üniversitesinde Asya Çalışmaları üzerine mastır yaptı. Ayrıca Çin’deki Fudan Üniversitesi’nde Çin Edebiyatı eğitimi aldı.

LIONEL WİGRAM (Yapımcı) en son uluslar arası alanda gişe başarısı yakalayan “Harry Potter and the Order of the Phoenix”in yapımcılığını üstlenmişti. Wigram eğitimini Oxford Üniversitesi’nde tamamladı. Orada Oxford Film Kurumu’nun kurucu üyelerinden biriydi. Film sektöründeki çalışmalarına Oxford’da iken başlamıştı. Elliott Kastner’in yanında yaz tatilleri boyunca yapım asistanı olarak çalıştı. Wiagram ilk olarak 1987 yılında “Never on Tuesday” adlı filmin yapımcılığını üstlendi. Ardından Woody Harrelson’un oynadığı “Cool Blue” ve Kelly Lynch’in oynadığı “Warm Summer Rain” filmleri geldi.

1990 yılında Wigram Alive Films’e katılarak geliştirme yönetmeni olarak Wes Craven ve Sam Shepard’ın filmlerinde çalıştı. Ayrıca Steven Soderbergh’in “The Underneath” adlı filminin yapımcılığını üstlendi.

1994 yılında Wigram Renny Harlin ve Geena Davis’in şirketi The Forge’ye katıldı. Projelerinden bazıları “The Long Kiss Goodnight”, “Cutthroat Island” ve HBO filmi “Mistrial” idi. 1996 yılında Wigram Warner Bros.’a üretim başkan yardımcısı olarak katıldı. Orada çalıştığı yıllar içinde Harry Potter kitap serisinin yapım haklarını aldı ve günümüze kadar çekilen serinin başında yer aldı. Ayrıca Wigram Warner Bros. Pictures için yeni bir Sherlock Holmes serisi üzerinde çalışmaktadır.

JOHN MATHIESON (Fotoğraf Yönetmeni) ilk Oscar adaylığını Ridley Scott’ın destansı filmi “Gladiator” ile almıştır. Bu filmdeki çalışmasıyla bir BAFTA ödülü ve Madrid Imagen Film Festivalinde Sinematografi Ödülü kazanmış, Amerikan Sinematograflar Birliği ödülüne aday gösterilmiş ve Los Angeles Film eleştirmenleri tarafından onurlandırılmıştır.

Mathieson, Ridley Scott ile yaratıcı işbirliklerine “Hannibal”, “Matchstick Men” ve “Kingdom of Heaven” ile devam etmiş, şu anda da Leonardo DiCaprio ve Russell Crowe’nin başrollerinde yer aldıkları “Body of Lies” filminin üzerinde çalışmaktadırlar.

Joel Schumacher’in “Phantom of the Opera” filmiyle ikinci Oscar adaylığını kazanmıştır. Diğer çalışmaları arasında ise Marc Evans’ın “Trauma”, Iain Softley’in “K-Pax”, Jake Scott’ın “Plunkett&Macleane” filmleri bulunmaktadır.

MICHAEL SHAW (Prodüksiyon Tasarımcısı) “August Rush” ile prodüksiyon tasarımcısı olarak çalıştığı 17. filmi tamamlamıştır. En son Sarah Jessica Parker, Miranda Richardson ve Beau Bridges’in yer aldığı “Spinning Into Butter”da çalışmıştır.

Shaw’in çalışmaları arasında ödüllü “Boys Don’t Cry” filmi, Laura Linney ve Mark Ruffalo’nun yer aldıkları “You Can Count on Me”, Al Pacino’nun yer aldığı “People I Know”, Pulitzer ödüllü yazar Michael Cunningham’ın kitabından uyarlanan ve Colin Farrell’in yer aldığı “A Home At The End Of The World” ve Robin Williams ile Toni Colette’nin oynadıkları “The Night Listener” filmleri bulunmaktadır.

Shaw Nyack, New York’ta yapımcı olan eşi Jill Footlick ve oğluyla birlikte yaşamaktadır.

WILLIAM STEINKAMP (Editör) üç kez Akademi ödülüne aday gösterilen bir editördür. Şu anda Gary Fleder’in “The Express” filmi üzerinde çalışmaktadır. O ve Fleder daha önce “Kiss the Girls”, “Don’t Say a Word” ve “Runaway Jury”de de birlikte çalışmıştır. Steinkamp’ın çalıştığı filmler arasında Lawrence Kasdan’ın “Mumford”, Joel Schumacher’in “A Time to Kill”, Phill Joanou’nun “Heaven’s Prisoners”, Martin Brest’in “Scent of a Woman”, Bob Rafelson’un “Man Trouble”, Chris Columbus’un “Adventures in Babysitting”, ve Taylor Hackford’un “White Nights” ve “Against All Odds” filmleri bulunmaktadır.

Sydney Pollack’ın yönettiği “Tootsie” ve “Out of Africa” filmleri ile Oscar adaylığı kazanmıştır. Üçüncü adaylığını Steven Kloves’in “The Fabulous Baker Boys” filmiyle almıştır.

MARK MANCINA (Film Müzikleri) dram, aksiyon, komedi gibi her tür için müzikler yapmaktadır. Aldığı ödüller arasında üç Grammy Ödülü, bir Amerikan Müzik Ödülü, İngiltere Ivor Novello ödülü bulunmaktadır. Ayrıca bir Tony Ödül adaylığı bulunmaktadır.

Santa Monica’da doğan Mancina müzik eğitimine çok küçük yaşlarda klasik gitar, klasik piyano ve bestecilik ile başladı. Şarkılarında çoğunlukla piyano, gitar, bas, perküsyon ve davulları kendisi çalmakta ve dünyanın farklı yerlerine özgü enstrümanları da eklemektedir. Son çalışmaları arasında Sienna Miller’ın oynadığı “Camille” filminin müzikleri ve Antoine Fuqua’nın “Shooter” adlı filminin müzikleri bulunmaktadır.

Önceki çalışmalarından biri hala çokça kullanılan bir müzik yaptığı “Training Day” filmi, bir diğeri ise kendinden sonraki aksiyon filmlerini de etkilen bir müzik olan “Speed”in müzikleridir. Ayrıca “Twister”, “Bad Boys”, “Tarzan” ve “Moll Flanders” filmlerinin de müziklerini yapmıştır.

JEFFREY POLLACK (Müzik Danışmanı) 1980 yılında kurduğu Pollack Media Group’un yönetim kurulu başkanıdır. Onun liderliğinde firma kendi alanındaki en önemli müzik ve program şirketlerinden biri olmuştur. Dünya çapında MTV, VH1, CMT, National Geographic, Microsoft, radyo istasyonları, sinema stüdyoları, dergiler, Amerika, Güney Afrika, Rusya, Avrupa ve diğer yerlerde televizyon yayınları yapan müşterileri olmuştur.

Pollack aralarında “Love Actually”, “Lara Croft Tomb Raider: The Cradle of Life,” “Constantine,” “Red Planet.” “You’ve Got Mail,” “As Good As It Gets,” “The First Wives Club,” “Multiplicity,” “Moll Flanders,” “The Craft,” “The Net,” “To Die For,” “Bad Boys,” “It Could Happen To You,” “Threesome,” “My Girl 2,” “I’ll Do Anything,” “In the Line of Fire,” “Sleepless in Seattle,” “Groundhog Day,” “Hero,” “Mo' Money” ve “Robin Hood: Prince of Thieves.” in bulunduğu birçok filmde müzik danışmanlığı yapmıştır. Yakın zamanda Pollack küresel ısınmaya karşı duyarlılığı artırmak amacıyla dünya çapında düzenlenen Live Earth konserlerinin yapımcılığını üstlenmiştir. Bu konserlerde yer alan The Police, Linkin Park, Dave Matthews, Kanye West ve Bon Jovi sanatçıların sadece birkaçıdır.

JULIA MICHELS (Müzik Danışmanı) bağımsız filmlerin müzik danışmanlığını yapmaktadır. Film müziği sektöründe 15 yıllık başarılı bir kariyeri bulunmaktadır. Son çalışmalarından biri 2006 yazının sevilen filmi “The Devil Wears Prada”nın müzikleridir. Gelecek projeleri arasında ise komedi filmi “Spring Breakdown” ve bir devam filmi olan “Sisterhood of the Traveling Pants 2” bulunmaktadır, her ikisi de 2008 de vizyona girecektir.

Bağımsız çalışmadan önce MGM Pictures’da Müzik Başkan yardımcılığı yapmış ve “Be Cool”, “Beauty Shop” ve “The Pink Panther”in yeni versiyonu gibi birçok filmin müziklerini yapmıştır.

Film müzikleri sektöründeki başarılı kariyerinin yanı sıra bir müzik editörü olarak çalışmış, bağımsız bir kayıt etiketinin ortağı olmuş ve film bestecileri için temsilcilik yapmıştır.

ANASTASIA BROWN (Müzik Danışmanı) müzik piyasasının en güçlü isimlerinden biri ve Nashville’deki tek bayan müzik danışmanıdır. 1990’larda Nasville’deki birkaç bayan menajerden biriydi ve 26 yaşında efsanevi müzik adamı Miles Copeland (The Police, Sting, REM, IRS Records) ile ortaklık kurmuştur. Sting, Peter Prampton, Leon Russell, Waylon Jennings ve Keith Urban gibi sanatçılarla çalışmıştır.

Ortağı Eric Geadelmann ile Nasville’de kendi alanında tek olan film prodüksiyon şirketinin sahibidir. Stüdyolar seviyesinde filmler yapıp bunların izleyiciye ulaşmasını sağlamaktadır. Bir sinema ve televizyon yapımcısı ve müzik danışmanı olarak Quentin Tarantino, Jonathan Rhys Meyers, Keri Russell, Robin Williams, John Travolta, Jessica Biel, Mark Knopfler, John Legend, Five For Fighting ve Terrence Howard gibi yönetmen ve oyuncularla; Miramax, NBC Universal, Warner Bros. Pictures, New Line Cinema, New Regency ve Universal Pictures gibi şirketlerle çalışma fırsatı bulmuştur.

Brown ayrıca “25 En Güzel İnsan”, “40 Yaşın Altındaki En Güçlü 40 Kişi” ve “Söz Sahibi Kadınlar” listelerine de girmiştir. Eylül 2007’de Fitness dergisi “Women of Strength”e giren dört kadından birisidir.



Filmin Resmi Sitesi


--------------------
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post

Reply to this topicStart new topic
1 kullanıcı bu başlığı okuyor (1 Misafir ve 0 Gizli Kullanıcı)
0 Üye:

 



- Basit Görünüm Şuan: 21st March 2019 - 01:45 AM