| 1920-1949 / 1950-1959 / 1960-1969 / 1970-1979 / 1980-1989 1990-1999 / 2000-2004 / 2005 / 2006 / 2007 / 2008 | # / A / B / C / D / E / F / G / H / I / J / K / L M / N / O / P / Q / R / S / T / U / V /W / X / Y / Z |
![]() ![]() |
| BuRnOut |
Jun 7 2007, 03:09 PM
İleti
#1
|
||||
![]() Edilgen Bir Uyumsuz Grup: Veteran İleti: 1,835 Katılım: 31-May 07 Nereden: Düşler Ülkesi. Üye No.: 8 |
![]() IMDB
Son üç yılda Mystic River ve Million Dollar Baby gibi iki önemli drama yöneten Clint Eastwood, Flags of Our Fathers’ta bundan önceki iki filminin parlak başarısına ulaşamamış. Son dönemdeki filmlerinin duygu sömürüsüne müsait konuları ve sürekli artan dramatik yapılarını bir kenara bırakırsak, her şeyden önce Eastwood’un çok iyi bir anlatıcı olduğunu kabul etmek gerekir. Elindeki hikayeyi çok iyi özümseyerek, bu hikayeyi basit ama etkileyici bir şekilde anlatmasını iyi biliyor, Eastwood. Anlatımının basitliğinden dolayı filmlerini izlerken kimi zaman sıkılsak da, hikayelerini çok çarpıcı bir finalle bitirme başarısını gösteriyor. Son filmi Flags of Our Fathers’ta üstte saydığım klasik Eastwood formülasyonunun son örneği. Amerikan halkı için son derece önemli olan bir tarihi olayı, yine kendi üslubunca, hikayenin bütün taraflarına eşit mesafede yaklaşarak ekrana yansıtıyor. Suribachi Dağı’na dikilen bayrak resminin Amerikan halkı ve o savaşta çarpışmış askerler için ne ifade ettiğini, yani resim metaforunun anlamını, içini doldurarak anlatmayı başarıyor. Kimi zaman yine sıkılıyoruz, üfleyip püflüyoruz. Ne zaman savaş sahnelerine geçecek diye düşünüyoruz. Ama Eastwood her zaman ki muhafazakarlığı ve inatçılığıyla hikayesini kendi tarzından ödün vermeyerek anlatmaya devam ediyor. Askerler için değeri çok farklı olan bayrağın, ekonomik çöküntü içindeki Amerikan halkı üzerinde yarattığı umut dalgasını ve bundan yararlanmaya çalışan kan emici tüccarları uzun uzun ekrana yansıtan Eastwood, tarihi bir olayı yeniden anlatmanın dışında kahramanlık kavramını da sorgulamaktan ve sorgulatmaktan geri durmuyor. ![]() James Bradley ve Ron Powers’ın yazdığı Flags of Our Fathers kitabını senaryolaştıran William Broyles ve Paul Haggis, filminde kitaptakine benzer şekilde içinde birçok hikayeyi barındırarak, bunları birbirlerine paralel zaman dilimleri içerisinde anlatılmasını istemiş. Clint Eastwood’da bu yapıya uygun şekilde, filmini sürekli atlamalarla anlatarak, içinde birçok hikayenin aynı anda ilerlediği bir film kotarmış. Bunun filme dinamizm katacağına, tam tersi şekilde filmi ağırlaştırdığını da belirtmek lazım. Özellikle o inanılmaz çıkarma sahnesinden sonra temponun yavaş yavaş düşürülerek dibe vurması, bende hayal kırıklığı yarattı. Savaş sahneleri filmde sadece bir fon olarak kullanılsa da, bunların zamanlamalarının daha iyi ayarlanabileceği görüşündeyim. ![]() Dikilen bayrağın askerler üzerinde yarattığı psikolojik etkiyi çok iyi betimleyen Eastwood, Ira Hayes karakteriyle de amacını kaybeden askerlerin içine düştüğü durumu çok iyi yansıtıyor. Pasifik Savaşı’nda kanlı bir çıkartmadan sonra Suribachi Dağı’na dikilen o bayrak, aslında Amerikalı askerlerinde unutmaya başladıkları bir şeyi simgeliyor: Niçin savaştıklarını… Fakat bu olaydan kısa süre sonra, ülkelerine gönderilerek sirk hayvanları gibi sergilenen ve çıkar aracı olarak kullanılan bu askerler, ülkelerine döndüklerinde amaçlarını unuttukları gibi ne yapmaları gerektiğine karar veremez duruma geliyorlar. Onların içine düştüğü bu karmaşık durumu ise, Eastwood ustalıkla anlatıyor. Benim için filmin en dişe dokunur kısmı da, yönetmenin anlatımdaki bu başarısı oldu. ![]() Clint Eastwood’un bu projeyi Steven Spielberg’ün elinden alması bu açıdan çok isabetli olmuş. Sanırım Spielberg bu filmi çekseydi, ortaya ikinci bir Er Ryan’ı Kurtarmak vakası çıkardı. Oysa Terrence Malick’in The Thin Red Line filminden sonra, beyazperde de askerlerin çıkmazlarını ve karmaşık ruh hallerini en iyi yansıtabilen filmlerden biri olmaya aday, Flags of Our Fathers. Belki çok iyi bir film değil, savaş filmi diyebilmek için bile yeterince savaş sahnesi barındırdığı da şüpheli. Letters from Iwo Jima filmini sabırsızlıkla bekletecek bir etkide bırakmıyor. Zira filmin bazı yerlerinde çok sıkıldım. Ama Eastwood’un anlatımı ve Amerikan tarihinde yerleşik bir hikayeyi kahramanlık kavramını da sorgulayarak, hem de savaşın iki tarafını göz önüne alarak ekrana taşıması ilgiye değer bir davranış. Çok iyi olmasa da, Eastwood tarzını sevenlerin ve Pasifik Savaşı’nı daha derinlemesine öğrenmek ve savaşa iki tarafın gözünden de bakmak isteyenlerin ilgi gösterilebileceği bir film, Flags of Our Fathers. BuRnOut Meraklılarına tarihi resimleri de ekleyeyim. ![]() ![]() Soldan Sağa; Rene Gagnon, Franklin Sousley, Mike Strank, Ira Hayes, John Bradley, Harlon Block Bu ileti BuRnOut tarafından Nov 21 2008, 01:35 PM yeniden düzenlenmiştir. -------------------- |
||||
| baronio |
Jun 7 2007, 03:19 PM
İleti
#2
|
|
Etkin Üye Grup: Veteran İleti: 2,073 Katılım: 31-May 07 Nereden: Away Üye No.: 3 |
Öncelikle bu güzel inceleme için çok teşekkürler sevgili dostum Burnout.
İzninizle filmi çevirirken oldukça yoğun bir şekilde içine girmemden ötürü ben de birkaç şey söylemek istiyorum. Her şeyden önce filmin, söyleyecek bir şeyinin olması takdire şayan. Clint Eastwood isteseymiş çok rahat bir şekilde Amerikan propagandasına çevirebilirmiş filmi. Ben baştan beri bu filmi bir savaş filmi gözüyle izlemediğim için hayal kırıklığına uğramadım. Aksine, çeşitli kaynaklarda filmin bekleneni vermediğini okuduktan sonra, izleyince beklediğimin çok daha üstü, usta işi bir filmle karşılaştım. Eastwood'un sinemaya oyunculuktan sonra yönetmenlikle de çok şey kattığını bundan önceki işlerinden biliyoruz. Bu filmde de muazzam kamerasını konuşturmuş usta. Filmin gri rengi tek başına birçok şeyi anlatıyor. Konu için de bundan önce "Million Dollar Baby"de beraber çalıştığı senaryo yazarını kullanmış duyduğuma göre. Ve çok basit ve beş dakikada anlatılabilecek bir olayın iç yüzü, insanlar üzerindeki psikolojik etkileri bazında irdelenmiş. Bence de ortaya büyük bir iş çıkmış. Film her şeyden önce, Amerika'nın orada ne işi olduğunu, "Yanmış Domuz Pirzolası" gibi bir yer için bu kadar insanın hayatlarını kaybetmesinin ne mantığı olduğunu sorguluyor. Tabi bunun altında gönderdiği mesaj Irak'ta da ne işi olduğu(aslında mesaj göndermekten ziyade sorular soruyor, ki bu da gözümüze gözümüze sokmamasından ötürü hoş). Dikilen bir bayrağı bütün bir millete "kahramanlık" diye yutturanların maskesinin düşüşü, kan üzerinden yapılan politikanın çirkinliğini, dünün kahramanlarının bugün nasıl bir kenara fırlatıldığını, orada ve bütün savaşlarda insanların kendi vatanları uğruna çarpıştıklarını ancak dostları için öldüklerini bir bir anlatıyor film. Sanırım ortaya destansı bir hikâye çıkartsaymış bütün dünyada çok daha büyük bir etki yaratırmış. Filmde geçen birkaç söz, birkaç sahne ve Ira Hayes rolündeki Adam Beach'in oyunculuğu unutulmazdı. Sahne olarak: Tıkla üstüne, kendin kaşınmış ol. Bir daha tıkla, kaşıntına son ver...
Sonuç itibariyle belki kitleleri peşinden sürükleyecek tarzda bir başyapıt değil. Ya da insanların duygularını sömürüp de gaza getiren bir film de değil. Million Dollar Baby'de had safhada kullandığı dramı bu filmde çok ölçülü kullanmış Eastwood. Eğer istese şu filmde, bayrağın dikildiği anda seyirciyi darmadağın edebilirmiş. Ancak o işin kolayına kaçmadan, işi sulandırmadan söyleyeceklerini söyleme yolunu seçmiş. Bence de iyi yapmış. Ortaya magazinel değil, sözünü esirgemeyen ciddi bir iş çıkartmış. Son olarak da görüntü yönetmenliğine değinmek gerek bence. Filmin sonundaki fotoğrafları görünce şaşırdım kaldım. Hemen hepsine filmde rastladık. Filmin kuzey kutbunda bir ülkede çekilmiş olduğunu duydum mekân uyuşması gerekliliğinden ötürü. Bu da ilginç bir anektot. Biraz uzatmışım, aslında daha çok şey var filmle ilgili söylenmemiş. Ancak kısaca filmin bende yarattıkları bunlardı. Bakalım Iwo Jima'dan mektuplar nasıl olacak. -------------------- |
| revix |
Feb 27 2008, 11:44 PM
İleti
#3
|
|
Yeni Üye ![]() Grup: Üyeler İleti: 2 Katılım: 24-February 08 Üye No.: 2,087 |
mükemmel bir film ikinci devam filmi daha cok hosuma gitti izlemeiniz tvasiye edeirm
|
![]() ![]() |
|
Basit Görünüm | Şuan: 30th July 2010 - 12:55 PM |