IPB

Hoşgeldin Misafir ( Giriş | Kayıt Ol )


Yedinci Gemi Çevirmenlerinden Son Filmler
Manchester by the Sea Posteri Split Posteri Rogue One Posteri Lion Posteri Fantastic Beasts and Where to Find Them Posteri John Wick: Chapter 2 Posteri Assassin's Creed Posteri

> Altyazı İstek konusunda

Filmler için altyazı çeviri isteklerini anasayfamızdan, filmin afişinin altındaki butona tıklayarak yapabilirsiniz. Bunun dışında, forumda herhangi bir şekilde çeviri ve/veya senkron isteği içeren bir başlık açmak kesinlikle yasaktır. Böylesi bir durumda başlığınız silinecek, sizse ikaz edileceksiniz. Aynı durumun tekrarında moderasyon alacak, kurala riayet etmediğiniz saptandığında forumdan uzaklaştırılmanız söz konusu olacaktır.

2 Sayfa V  1 2 >  
Reply to this topicStart new topic
> İdeal Alt Yazı: Lezzetli Çeviri
ebrehe
mesaj Jun 30 2007, 02:23 AM
İleti #1


Etkin Üye
Group Icon

Grup: Veteran
İleti: 142
Katılım: 31-May 07
Üye No.: 5



Aşağıda bazı farklı ve değişik tat verdiğine inandığım çeviri örneklerini sizlerle paylaşıyorum.

****

Görülen ya da duyulan şey karşısındaki şaşkınlık durumunda söylenen (Özellikle söyleyen bayansa tongue.gif );

Can't!: İnanmıyorum!

****

Karşıdakine fırça atılır bir dille, durumu anlaması söyleniyorsa;

Work it out!: Kafana sok!

****

Don't ever think of leaving: Sakın bir yere gideyim deme.

****

It's not good enough!: Bu Yetmez!

****

Hang in there!: Metin ol!

****

This is not so American: Bu Amerikan ruhuna aykırı.

****

Jesus!: Başıma gelenler!

****

Hell of a disease: Amansız bir hastalık

****

You can't just be a film star. : Öyle ha deyince film yıldızı olunmuyor.

****

O sırada evde otururken arkadaşından telefon gelir ve bir yere davet edilir;

I'm comfortable: Rahatımı bozma.

****

Cut the shit out!: Kes tıraşı!

****

Bir şeye uğraşıp, becerememe durumunun ardından;

I'm done!: Yapamıyorum!

****

Who knew?: Kimin aklına gelirdi?

****

Is that it?: Başka bir şey var mı?

****
I do it this way: Ben hep böyle yaparım.
Do it on your own way: Bildiğin gibi yap.

****

Some balls! : Bu ne küstahlık!

****

I see it coming: Bunu bekliyordum.

****

I'll be damned: Bak sen şu işe!

****

That goes with the territory: Bu da işin bir parçası.

****

Cool: Kafa dengi, kıyak

****

I wanted to check it out for myself: Kendi gözlerimle görmek istedim

****

I'll be sick!: Şimdi kusacağım!

****

Bad chance! : Şansına küs!

****

Fair enough: Öyle olsun

****

I'll use his language: Anladığı dilden konuşacağım

****

Let's get this straight...: Açık konuşalım...

****

Just like home: Sanki evdeyiz

****

Aren't you ashamed of shouting at him. He's just a damn kid!: Bacak kadar çocuğa bağırmaya utanmıyor musun?

****

Don't be an asshole!: Kıllık yapma!

****

That's too bad!: Yazık olmuş!

****

No big deal:Ne var bunda?

****

You know what... : Bir şey diyeyim mi?

****

- How much do you love her?
- You have no idea: Tahmin edemeyeceğin kadar/Aklın şaşar

****

Kişi arkadaşının aklına uyup, kendini kötü bir durumda bulur;

It was your idea!: Hay senin kafana!/Suç seni dinleyende!

****

Feel better: Geçmiş olsun

****

Sometimes you just don't get it, do you? : Bazen bir türlü kafan basmıyor(bir türlü anlamıyorsun), değil mi?

Bu ileti ebrehe tarafından Jul 3 2007, 04:27 PM yeniden düzenlenmiştir.


--------------------
Çeviri durumu: Twin Peaks 2x19 %85
Hep, hiç istediğin gibi değildir.
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
t-becks
mesaj Jul 2 2007, 07:58 PM
İleti #2


...geç kalmış bir hayat onunkisi.
Group Icon

Grup: Veteran
İleti: 521
Katılım: 31-May 07
Üye No.: 11



Karmaşık yapıda olmamalarına karşın bunları aynı duyguyu barındıracak şekilde kelimelere dökmek kimi zaman gayet zordur aslında. Uygun şekilde yerelleştirilmediği sürece çeviri yavan kalmaya mahkumdur. ebrehe'nin seçtiklerinden devam edip alternatif ekleyeyim istedim.

Hang in there: Sık dişini.

Is that it?: Hepsi bu mu?

I see it coming: Böyle olacağı belliydi.

I'll be damned!: Başıma taş yağacak! Olur/Olacak iş/şey değil!

Let's get this straight: Konuyu açıklığa kavuşturalım.

You know what?: Bak ne diyeceğim.

----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Her hususun kurallarla belirlenemediği çeviri uğraşında ehil kişilerin görüş birliğine vardığı nokta doğru anlamın en düzgün Türkçe ile aktarılması gerekliliğidir. Çeviri ne filmin altında ezilmeli ne de önüne geçmeli. Filmle bütünleşen, seyirciyi filmden koparmayan, kendini hissettirmeyen çeviri yeğdir. Bundan ötürü yalnızca kaynak dili iyi bilmek yeterli olmayacağı gibi erek dilde de mutlak hakimiyet şarttır. Alt yazıların birkaç saniye içerisinde geçip gittiği varsayımından hareketle, çeviride tercih edilen dil akıcı, anlaşılır ve amaca yönelik olmalıdır.

Genel birikim adına bol bol, Türkçesi kuvvetli yazarların eserleri okumalı, çevirinin hakkını verebilmek adına bol bol araştırma yapmalı. Sözlük kullanmaktan imtina etmemeli. Şahsen ben elimin altında gerek İngilizce gerek Türkçe, gerek tek dilli gerek çift dilli olsun 15 kadar sözlük bulunduruyorum. Yetersiz kaldıkları yerde google’dan faydalanıyorum, başka birçok siteye girip çıkıyorum.

Çevirisi yapılacak filmin yeterince irdelenmesi gerekli bir koşuldur. Sadece söz dağarcığı, ifade biçimleri ve üslubun belirlenmesiyle yetinmeyip bunun haricinde filmin oluşturduğu atmosfer, konusunun geçtiği zaman, karakterlerin kişilikleri, mimik ve jestleri ile çeviride kullanılacak dilin tayin edilmesinde çeşitli öneme sahip başkaca unsurlar da keza dikkate alınmalıdır.

Çeviride ortaya çıkan dilin yapay olmaması için ifadeler muhakeme edilmelidir. "O durumda bulunan kişiler sahiden böyle bir şey der mi?" sorusu akılda devamlı yer etmeli.
  • İngilizce dilinin yapısı Türkçe dil yapısından farklı olması sebebiyle öge sıralaması da farklılık arz etmektedir. Birden fazla satıra yayılmış cümlelerin çevirilerinde Türkçe dil yapısı esas alınmalıdır. Örnek vermek gerekirse:

    Örnek
    QUOTE
    I...
    ...going...
    ...home.
    - Hatalı çeviri
    QUOTE
    Ben...
    ...gidiyorum...
    ...eve.
    + Makul çeviri
    QUOTE
    Ben...
    ...eve...
    ...gidiyorum.

    Fakat söz konusu sahnede vurucu anlamı son sözcük taşıyorsa başka olası çeviriler tercih edilmelidir.

    + Makul çeviri
    QUOTE
    Benim...
    ...gideceğim yer...
    ...ev.
    + Makul çeviri
    QUOTE
    Ben...
    ...dosdoğru...
    ...eve.
  • Kaynak dildeki cümlede yer alan ögeleri ille de muhafaza etme gayretinde bulunmamalı. Yeri geldiğinde fiilleri, isimleri, sıfatları, tümleçleri, süzgeçleri çarpıp bölmeli.

    QUOTE
    He answered quite simply...
    Yanıtı gayet yalın oldu...

    QUOTE
    They were quite beautiful.
    Bakmaya kıyılmazdı.

    QUOTE
    This was my only thought.
    Aklımda bir tek bu düşünce vardı.

    QUOTE
    This man knows more about it than I do.
    Bu adam o konuda benden daha bilgili.

    QUOTE
    And then even more astonishing, I heard another sound of water.
    Daha da şaşırtıcı olanıysa duyduğum bir diğer su sesiydi.
  • Kulağa hoş gelen Türkçe ifadeler meydana getirmek için gerektiğinde cümleler birleştirilebilir, gerektiğinde parçalara ayrılabilir.

    QUOTE
    Villages in this region were few and far between and I knew well what they were like.
    Bu yöredeki tek tük köylerin ne halde olduklarını da gayet iyi biliyordum.

    QUOTE
    One of the senior foresters in the delegation was a friend of mine and I explained the mystery to him.
    Delegasyondaki kıdemli korucular arasında yer alan bir dostuma işin sırrını izah ettim.
  • İfadelerin düzgün Türkçe barındırması adına gerek duyuluyorsa tam, daha, çok, bile, hep vb. gibi sözcükler ilave edin.

    Örnek
    QUOTE
    He does that.
    + Makul çeviri
    QUOTE
    Bunu hep yapar./Hep böyle yapar.
  • "and" sözcüğü İngilizcede çok yaygın bir biçimde kullanılmakta. Söz konusu sözcüğün taşıdığı anlam Türkçede farklı şekillerde aktarılır.

    QUOTE
    He led his sheep out of the pen and led them to their grazing.
    Koyunlarını ağıldan dışarı salıp onları otlatmaya götürdü.

    QUOTE
    Before he went, he took the little bag of carefully chosen acorns and put them into a pail of water to soak.
    Gitmesinin evvelinde itinayla seçilmiş palamutlarla dolu kesesini alarak onları ıslatmak üzere su kovasına yerleştirdi.

    QUOTE
    The day before my water supply had run out, and I had to find some.
    Evvelsi gün eldeki su tükendiğinden bir miktar bulmam gerekmişti.

    QUOTE
    He had lost his only son, then his wife and had withdrawn into this solitude where he was content to live quietly with his lambs and his dog.
    Biricik oğlunu yitirmiş, ardından da karısını. Sonra da kuzuları ve köpeğiyle sessiz sakin yaşam sürmeye razı geldiği kabuğuna çekilmiş.

    QUOTE
    And as the water reappeared, so did willow trees, reeds, meadows, gardens, flowers, and a reason for living.
    Hem su baş gösterdikçe de söğüt ağaçları, sazlıklar, çayırlar, bahçeler, çiçekler ve yaşama sebebi de keza baş gösteriyordu.

    QUOTE
    After five hours of walking I still had found no water and I could see nothing that gave me hope of finding any.
    Beş saatlik yürüyüş ardından halen su bulamamıştım, bulacağıma dair bana umut aşılayan hiçbir şey de göremiyordum.

    QUOTE
    And I noticed that he was freshly shaved.
    Fark ettim de, yeni tıraş olmuş.
  • Hakaret amaçlı kullanılan ifadelerin başına getirilen "you" sözcüğünü alışılageldiği biçimde "seni" olarak çevirme gafletine düşmeyin. Anlamı ve duyguyu karşılayacak nitelikte olan bize özgü, bizden Türkçe karşılıklara yerin verin.

    Örnek
    QUOTE
    you little prick
    - Hatalı çeviri
    QUOTE
    seni küçük pislik
    + Makul çeviri
    QUOTE
    piç kurusu/piç kurusuna bakın hele

    Örnek
    QUOTE
    you piece of shit
    - Hatalı
    QUOTE
    seni aşağılık herif
    + Makul çeviri
    QUOTE
    adi şerefsiz/namussuz herif
  • "hmm", "oww", "heh-heh", "shh", "whoo-hoo" vs. gibi ünlem ifadelerine yer vermeyin. Orasını biz anlarız tongue.gif
  • Altyazıda çevirilmemiş satır bırakmayın. "Boşver gitsin, o kadar çevirdim nasıl olsa" tutumu kesinlikle sergilemeyin. Yardım Masası ya da yetkin gördüğünüz birisine danışın.
  • Ek bilgileri parantez içinde vermemeye gayret gösterin, bunun yerine ek bilgi cümleye yedirin.
Not: Çevirmek için mutlaka ama mutlaka zevkinize hitap eden filmleri seçin. Aksi halde ne siz yaptığınız işten zevk alırsınız ne de ortaya çıkan işin bir tadı tuzu olur.

Düzenleme: "Lezzetli Çeviri Rehberi" eklendi, 15 Kasım 2008

Bu ileti t-becks tarafından Dec 1 2008, 05:18 PM yeniden düzenlenmiştir.
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
gelyldrm
mesaj Jul 3 2007, 04:03 PM
İleti #3


Üye
**

Grup: Üyeler
İleti: 44
Katılım: 9-June 07
Üye No.: 30



Kendi adıma konuşmam gerekirse çok işime yarayacak ve çeviriye her başladığımda en az bir kez gözden geçireceğim altın değerinde bilgiler. Şimdiden bilmediklerimi duvardaki panoma yazdım bile. Teşekkür ederim.
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
R0BlN
mesaj Jul 3 2007, 08:22 PM
İleti #4


Puck:Robin
Group Icon

Grup: Yönetici
İleti: 3,729
Katılım: 31-May 07
Nereden: İstanbul
Üye No.: 7



ÖNERİLER - I: Çeviri, Çevrilmiş İzlenimi Vermemelidir

Genel bir kural koyacak olursak, Türkçe'de söylemeyeceğimiz lafların, kurmayacağımız cümlelerin altyazıda da yer almaması gerekir. Altyazı, çeviri duygusu vermemeli, (olabildiği kadar) sanki o altyazı senaryoymuş da, onun üzerine film çekilmiş izlenimi bırakmalıdır. Aşağıda bu izlenimi engelleyen sık karşılaştığım örneklerden bazıları ve önerdiğim doğrular verilmiştir, ama elbette her şeyi kurala bağlamak mümkün değildir. Ayrıca tek doğru, aşağıdakiler de değildir. Çevirinizin doğruluğunu sınamak için benim de uyguladığım şöyle bir yöntemi öneririm: Kurduğunuz cümleyi yüksek sesle kendinize okuyun. Kulağınıza düzgün gelmiyorsa o cümle yanlıştır. İçinize sinene kadar cümleyi düzeltmeniz gerekir.

Bazı cümleleri Türkçe'ye çevirirken olumsuzunu veya aktifini kullanmak gerekebilir:
You left the key in the car. Remember?
Yanlış: Anahtarı arabada unutmuştun. Hatırladın mı?
Doğru: Anahtarı arabada bırak(mış)tın. Unuttun mu?

You will not come here any more. You are warned.
Yanlış: Bir daha buraya gelmeyeceksin. Uyarılıyorsun.
Doğru: Bir daha buraya gelme. Seni uyarıyorum.

Zorlama tense (zaman) kullanımından kaçının. Orijinal metnin zamanı ile çevirininki aynı olmak zorunda değildir:
We will see you doing that.
Yanlış: Senin onu yapıyor olduğunu göreceğiz.
Doğru: Seni de görürüz (bakalım).

I will be seeing her.
Yanlış: Onu görüyor olacağım.
Doğru: Onu göreceğim.

I will stop by you and we will go shopping.
Yanlış: Sana uğrayacağım ve alışverişe gideceğiz.
Doğru: Sana uğrarım, alışverişe gideriz.

"Just" her zaman "sadece" anlamında değildir:
I will just kill him.
Yanlış: Onu sadece öldüreceğim.
Doğru: Onu öldüreceğim. / Onu öldüreceğim işte.

I just wanted to help him.
Yanlış: Ona sadece yardım etmek istemiştim.
Doğru: Ona yardım etmek istedim. / Ona yardım edeyim demiştim.

Just leave me alone, ha?
Yanlış: Sadece beni yalnız bırak, ha?
Doğru: Beni rahat bıraksan? / Üstüme gelmesen?

"Now" her zaman "şimdi" anlamında değildir:
Will you lie now?
Yanlış: Şimdi yalan söyleyecek misin?
Doğru: Hâlâ (şimdi de) yalan söyleyecek misin?

Stop lying now.
Yanlış: Şimdi yalan söylemeyi bırak.
Doğru: Artık yalan söyleme. / Yalan söylemeyi bırak.

"And" her zaman "ve" anlamına gelmez. Ayrıca Türkçe'de cümleler birkaç istisna dışında "Ve" ile başlamaz:
I hate her... And love her.
Yanlış: Ondan nefret ediyorum. Ve seviyorum.
Doğru: Ondan nefret ediyorum, (ama) seviyorum da.

I will come to you. And we will visit your mother.
Yanlış: Sana geleceğim. Ve anneni ziyaret edeceğiz.
Doğru: Sana gelirim. Sonra anneni ziyarete gideriz (ziyaret ederiz).

I may go to the game. And I may enjoy it.
Yanlış: Maça gidebilirim. Ve hoşuma gidebilir.
Doğru: Maça gidebilirim. Bakarsın hoşuma gider.

"Let me" görülen her cümlede "izin ver" kullanmak doğru olmayabilir:
Let me not say so much.
Yanlış: İzin ver o kadar söylemeyeyim.
Doğru: O kadarı bende kalsın.

Let me help you.
Yanlış: İzin ver sana yardım edeyim.
Doğru: (Bırak da) yardım edeyim.

"You know", çoğu zaman kişi düşünürken kullandığı bir zaman kazanma nidasıdır; bizim "eee"miz gibi. Çoğu zaman çevirmek doğru olmaz:
You know, life is not easy. Not easy at all, you know.
Yanlış: Bilirsin, hayat kolay değildir. Hiç kolay değildir, bilirsin.
Doğru: Hayat kolay değil, hem de hiç kolay değil.

Çevirmek gerektiği durumlarda da Türkçe'de kullandığımız şekilde çevrilmeli:
You know, I always loved you.
Yanlış: Bilirsin, seni hep sevdim.
Doğru: Seni hep sevdiğimi bilirsin. / Bilirsin ki seni hep sevdim.

Özet: Orijinal metni okuyacağız, anlayacağız, "Türkçe'de bu ifadeyi nasıl dile getirirdim" diye düşünerek çevireceğiz.


--------------------
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
mustix
mesaj Jul 4 2007, 12:20 PM
İleti #5


Rookie
Group Icon

Grup: Çevirmen
İleti: 384
Katılım: 10-June 07
Nereden: Adana
Üye No.: 47



Üstat çok güzel bir kaynak olmuş ama aklıma bir şey takıldı.

You will not come here any more. You are warned.
Yanlış: Bir daha buraya gelmeyeceksin. Uyarılıyorsun.
Doğru: Bir daha buraya gelme. Seni uyarıyorum.

Bu cümle karşıma çıkmış olsaydı, "Artık / Bir daha buraya gelmeyeceksin. Seni uyarıyorum." şeklinde çevirirdim. Görüldüğü gibi yanlış ve doğrunun harmanlaması gibi oldu. Acaba böyle bir çeviri yanlış mı olur?

Çok basit bir soru gibi oldu ama aklıma takıldı. confused1.gif
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
loveandpoison
mesaj Jul 4 2007, 02:22 PM
İleti #6


suedehead
***

Grup: Üyeler
İleti: 201
Katılım: 11-June 07
Nereden: NevyTeam
Üye No.: 69



QUOTE
I just wanted to help him.
Yanlış: Ona sadece yardım etmek istemiştim.
Doğru: Ona yardım etmek istedim. / Ona yardım edeyim demiştim.


-> Amacım sadece ona yardım etmekti.

Şeklinde tercüme edilebilir. Kaş yaparken göz çıkarma durumunda kötü hisseden biri söylüyorsa özellikle.


--------------------
forum resmi O büyük gün geldi... Qatsi kardeşim döndü...

Bukowski: Born into This TVRip tercümesi: % 100, DVDRip (FiCO) tercümesi: % 77,85 hazırlayan: % 100 (Bulsara) kontrol: % yalan oldu yine.. (???)

forum resmi
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
R0BlN
mesaj Jul 4 2007, 09:46 PM
İleti #7


Puck:Robin
Group Icon

Grup: Yönetici
İleti: 3,729
Katılım: 31-May 07
Nereden: İstanbul
Üye No.: 7



@mustix , ilk paragrafta da yazdığım gibi "tek doğru, aşağıdakiler de değildir". Örneklerde yanlışlara işaret ettim. Doğrular, film karakterlerinin duruşlarına, yaşlarına, iç dünyalarına, dış görünüşlerine, mimiklerine, filmin genel ifadesine, türüne, sahnenin havasına, senaryonun gelişimine göre ve en önemlisi çevirmenin üslubuna göre farklılık gösterebilir. Yakışanı seçmek ve uygulamak, çevirmenin zanaatıdır.

Özet: Çeviride yanlış yanlıştır; o da kulağa düzgün gelmeyendir, yapay olandır. Doğru ise birden çok olabilir.

@loveandpoison, irdeleyelim: "Amacım sadece ona yardım etmekti", "Sadece ona yardım edecektim, başkasına değil" anlamını verir. "Amacım ona sadece yardım etmekti" ise "Ona yardım edecektim, başka bir şey yapmayacaktım" anlamını verir. Bu anlamlardan biri ve yalnızca o anlamlar sahnede var ise, senin de işaret ettiğin bu özel durumlarda yukardaki iki cümleden biri kullanılabilir. Ancak, kastedilen "Yardım edeyim dedim, ama bir nedenle yardım edemedim" veya "Yardım edeyim dedim, ettim de" veya "Yardım edeyim dedim, edip etmediğim belli değil, söylemem işte tongue.gif " ise "sadece" kullanımı yanlış olur. İngilizce "just", kısıtlama amacının dışında, bazen pekiştirme, bazen de vakit kazanma amacıyla kullanılır; oysa karşılığı olması gereken "sadece", her zaman belli durumların oluşmasını şart koşar, koşulları kısıtlar. Yukarda da değindiğim gibi doğrular birden çok olabilir, ama her "just" gördüğümüzde otomatik olarak "sadece"yi yapıştırmamalıyız. Örnek bunu anlatmaya çalışıyordu, ama eksik kalmış olabilir. Detaylandırmama fırsat verdiğin için teşekkürler flowers.gif

Özet: "Just"ı "sadece" olarak çevirmek, bazen cümleye orijinalinde kastedilenin dışında anlamlar verir.


--------------------
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
eposus
mesaj Dec 25 2007, 08:42 PM
İleti #8


Yeni Üye
*

Grup: Üyeler
İleti: 4
Katılım: 30-September 07
Üye No.: 454



Çok teşekkürler. Oldukça işime yarayacağını umuyorum. Bu tarz kalıplaşmış cümlelerin devamını bekliyoruz siz ustalardan.
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
skyson79
mesaj Mar 29 2008, 10:36 AM
İleti #9


Yeni Üye
*

Grup: Üyeler
İleti: 1
Katılım: 29-March 08
Üye No.: 2,836



Verdiğin örnekler ve tavsiyeler için teşekkürler. Ben de çeviri yapmayı istiyorum fakat İngilizce bilgim haricinde deneyimim yok. Bu konuda bana yardımcı olabilirsen sevinirim. Nereden başlamalıyım, nasıl yapmalıyım bilmiyorum. Yol gösterirseniz sevinirim. smile.gif
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
R0BlN
mesaj Mar 29 2008, 01:36 PM
İleti #10


Puck:Robin
Group Icon

Grup: Yönetici
İleti: 3,729
Katılım: 31-May 07
Nereden: İstanbul
Üye No.: 7



Başlangıç olarak diyalogları kısa ve kolay, İngilizce altyazısı olan, sevdiğiniz bir filmi edinin. Ücretsiz yazılım Subtitle Workshop'u indirin. Çeviri moduna (Düzenle>Çeviri) geçip altyazıyı ve filmi açın. Sahneye göre çevirinizi sağdaki sütunlara yapın (Ben çevirdiğimi anında ekranda görmek için çeviri ve orijinal metinlerin yerini değiştiriyorum, ama size kalmış tabii ki). Takıldığınız yerde sorun. Kolay gelsin smile.gif


--------------------
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
Clint Eastwood
mesaj May 7 2008, 12:03 PM
İleti #11


Quick on the trigger
Group Icon

Grup: Veteran
İleti: 1,528
Katılım: 2-August 07
Nereden: Somewhere in Time...
Üye No.: 207



Şimdi aklıma geldi.

Şuna da değinmek gerek;
Bir adamın adı Jack Daniels olsun headbang.gif cheers.gif cool.gif
İngilizce de Mr. Jack de deniyor, Mr. Daniels da...

Ama Türkçe de ilk ismin başına Bay koymayız genelde. "Bay Jack" demek yerine "Jack Bey" demek daha doğru. Bay Daniels demekte ise bir sankınca yok.

Yani Mr. tanımını ilk isme gelince, sona atıp "Bey", soyad olursa ismin başına "Bay" şeklinde getirmek daha doğru.

Bir ünvan kullanımında ise yine sona atıp "Bey" diye çevirmek daha güzel.

Bay Başkan?
Başkan Bey?...

Hangisi daha güzel? İkincisi olduğu belli. Sitemizde bulunmayan ama piyasada bulunan DVD-rip ve çeşitli altyazılarda gördüğüm, hatta dublajlarda duyduğum için aklıma gelmişken naçizane bir öneri olarak dile getireyim dedim.

Fazla Türkçe olmasından korkuluyor mu yine acaba, yoksa aceleye mi getirildiği için böyle... unsure.gif


--------------------
KLASİK FUTBOL

Öyküsü olmayan adam, Bufalo çayırındaki rüzgara benzer...

Moon Station Z

Sinema, edebiyat ve müzik üstüne bir blog.
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
R0BlN
mesaj May 7 2008, 12:18 PM
İleti #12


Puck:Robin
Group Icon

Grup: Yönetici
İleti: 3,729
Katılım: 31-May 07
Nereden: İstanbul
Üye No.: 7



Bir derneğin başkanından bahsediyorsak elbette "Bay Başkan" yerine "Başkan bey" demek doğru olur da, ABD başkanı için "Bay Başkan" kullanmayı tercih ediyorum şahsen. "Başkan bey" biraz tuhaf, hatta laubali geliyor kulağıma tongue.gif


--------------------
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
Clint Eastwood
mesaj May 7 2008, 02:02 PM
İleti #13


Quick on the trigger
Group Icon

Grup: Veteran
İleti: 1,528
Katılım: 2-August 07
Nereden: Somewhere in Time...
Üye No.: 207



QUOTE(R0BlN @ May 7 2008, 01:18 PM) *

"Başkan bey" biraz tuhaf, hatta laubali geliyor kulağıma tongue.gif


Bir de şöyle düşünelim dostum.

"Bay Bakan" diyor muyuz? Bakan Bey diyoruz. Gazetelerimizde dergilerimizde "Bakan Bey geldiler, Bakan Bey gittiler" diye haberler okuyoruz.
İkisi de devlet ünvanı ve gayet ciddi smile.gif

Yerelleştirme örneklerinde olduğu gibi alışmamaktan kaynaklanan bir garipseme bu bence. Filmlerde çok sık "Bay Başkan" diye telâffuz edildiği için öyle alışmışız diye düşünüyorum.
Aslında dememiz gereken "Başkan Bey" bana göre yada ille de kulak garipsiyorsa "Sayın Başkan" denebilir, Bay Başkan da bana göre kulağa yapmacık geliyor...

Elbette ki seçim çevirmen dostlarındır, orası ayrı.
Maksat fikir alış verişi olsun.


--------------------
KLASİK FUTBOL

Öyküsü olmayan adam, Bufalo çayırındaki rüzgara benzer...

Moon Station Z

Sinema, edebiyat ve müzik üstüne bir blog.
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
baronio
mesaj May 7 2008, 02:29 PM
İleti #14


Etkin Üye
Group Icon

Grup: Veteran
İleti: 2,078
Katılım: 31-May 07
Nereden: Away
Üye No.: 3



Bu konuda daha önce hiç düşünmemiştim ama Bay Başkan olarak bir iki çevirimde kullandığımı hatırlıyorum. Sanki bu kullanım olunca filmin Amerikan havası bozulmamış oluyor gibi, daha havalı. oleyo.gif

Başkan Bey olayı biraz muhtariyete çeviriyor gibi. fool.gif Şaka şaka, Clint'ın mesajından sonra düşündüm de ikisi de güzel bence. Bence sevenleri ayırmamalı. Bırakalım kardeş kardeş çevirilerde yer alsınlar, oyunlar oynasınlar.

Yine geyik damarım tuttu. Kafama domates yemeden kaçayım. fool.gif


--------------------
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
borndead
mesaj May 7 2008, 03:33 PM
İleti #15


Etkin Üye
***

Grup: Üyeler
İleti: 532
Katılım: 5-December 07
Üye No.: 770



Aslında "Sayın Başkan" da güzel duruyor gibi. confused1.gif


--------------------
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post

2 Sayfa V  1 2 >
Reply to this topicStart new topic
1 kullanıcı bu başlığı okuyor (1 Misafir ve 0 Gizli Kullanıcı)
0 Üye:

 



- Basit Görünüm Şuan: 5th December 2019 - 09:45 PM