IPB

Hoşgeldin Misafir ( Giriş | Kayıt Ol )


Yedinci Gemi Çevirmenlerinden Son Filmler
Manchester by the Sea Posteri Split Posteri Rogue One Posteri Lion Posteri Fantastic Beasts and Where to Find Them Posteri John Wick: Chapter 2 Posteri Assassin's Creed Posteri

 
Reply to this topicStart new topic
> Indigènes, Bir Sömürü Hikayesi...
ggecim
mesaj Mar 18 2008, 02:05 AM
İleti #1


Etkin Üye
***

Grup: Üyeler
İleti: 878
Katılım: 5-October 07
Nereden: İstanbul
Üye No.: 479



forum resmi


IMDB
Indigènes (2006)

Directed by: Rachid Bouchareb
Genre: Drama / History / War
Tagline: The true story of World War II's forgotten heroes
Plot Outline: During WWII, four North African men enlist in the French army to liberate that country from Nazi oppression, and to fight French discrimination.
User Rating: 7.2 / 10 (2,921 votes)
Runtime: France:128 min / Argentina:128 min (Mar del Plata...
Awards: Nominated for Oscar.
Cast: Jamel Debbouze, Samy Naceri, Roschdy Zem, Sami Bouajila


Film, Daha önce hiç bilmedikleri topraklara, Fransa adınasavaşmak için, Fransız sömürgesi (Cezayir, Fas ve Senegal) ülkelerden gönüllü gelen ve kendi toprakları için savaşır gibi savaşan askerlerin öyküsünü anlatıyor. Jamel Debbouze, Samy Naceri, Roschdy Zem, Sami Bouajila, Bernard Blancan'ın 2006 Cannes Film Festivali'nde En İyi Erkek Oyuncu Ödülünü almasına sebep olan bu güzel film, kare kare incelendiğinde önümüze çıkacak olan öyküler ise bize hiç yabancı değil.

Filmi izlemeye niyetliyseniz, bu incelemeyi bile okumadan hiçbir araştırma yapmadan izleyin.

Sinema, çoğu zaman hem görüneni hem görünmeyeni anlatır . Cezayir asıllı ama Fransa doğumlu Rachid Bouchareb , bu filmde en çok görünmeyeni anlatmış, hissedilen ama görünmeyen. 1976’dan bu yana birçok filmde imzası olan yönetmen, bu filminde, gerçekçi ve tarafsız yaklaşımıyla tarihi, alkışlanası biçimde aktarıyor. Askerlerin bir hiç için savaşa katılması, kendilerinin öne sürüldüğünü bile anlamadan gözü kapalı sonuna kadar çarpışması ve sonunda ellerindeki hiçlik. Yönetmen ve görüntü yönetiminin başarısı bir yana,bunun yanında film sayesinde başardıkları da cabası:

QUOTE
Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac, İkinci Dünya Savaşı’nda Fransız ordusu için savaşan Cezayir, Fas ve Senegalli askerlerin dramını anlatan “Indigene” filmini gördükten sonra bu askerlerden kesilen aylıkların yeniden bağlanmasına karar verdi.

Bunun üzerine eski muhariplerden Sorumlu Devlet Bakanlığı, 220 milyon euroluk bütçe arayışına girdi.

Cumhurbaşkanlığı koltuğunda son aylarını yaşayan Jacques Chirac “Indigene” filmini eşi Bernadette Chirac, filmin yönetmeni Rachid Bouchareb ve filmde rol alan ünlü Cezayir asıllı komedyen Jamel Debbouze ile birlikte izledi. Filmden etkilenen Chirac, Fransa için savaşan yabancı askerlerin de ücret almasını düzenleyen yasa değişikliği için düğmeye bastı.


forum resmi


1943 yılında Nazilerin baskınıyla köşeye sıkışan Fransa’nın, sömürgelerinden asker toplayarak ve onları bir yem gibi öne sürerek yaptığı sıcak savaşı izlerken, aynı zamanda savaşan askerlerin bile Fransız, Müslüman ve kara tenli olarak ayrımcılığa maruz kalışları ve insanlığın bittiği bir noktada yani savaşta bile varlıklarının sebebini unutan insanoğlunun nankörlüğünü bir kez daha görmüş oluyoruz.

QUOTE
2001 yılında, Senegalli bir eski komutan olan Amaodu Diop, Fransız devletini bu eşitsizlikten dolayı şikayet edince, üstelik Danıştay tarafından da Diop’un başvurusu haklı bulununca konu devletin de gündemi haline geldi. Ancak bugüne kadar yabancı askerlere Fransızlara verilen ödeneğin ancak yüzde 30’u bağlandı.

Son dönemlerin yetenekli yönetmeni Cezayir asıllı Rachid Bouchareb konuyu beyaz perdeye taşıdı. Bouchareb, ikinci dünya savaşında Arapların Fransızlar kadar gönüllü çarpıştıklarına ilişkin son derece dramatik sahnelere yer verdiği filminde yine Cezayir asıllı oyuncuları oynattı.

Filmin galasını izleyen Cumhurbaşkanı Chirac ve eşi bu sahnelerden etkilenerek
“Mutlaka birşeyler yapmalıyız” dedi.

Chirac’ın talimatı üzerine hazırlanan yeni yasayla 23 ülkeden 65 yaşını geçmiş yaklaşık 80 bin askere aylık bağlanacak. Bunların 40 binini Cezayirli ve Faslılar, 15 binini de Afrika kökenli eski askerler oluşturuyor.


forum resmi


Alman mermileri seçim yapmıyor, komutanım


Filmin görüntüsel açıdan ve dayandığı gerçeklik açısından gayet güzel bir temposu, iyi oyunculuklarla taçlanmış, bir olay örgüsü var. Görüntü yönetimi açısından kimileri, filmde zaman ve mekan geçişlerini zayıf bulduğunu söylese de , o kadar çok coğrafi alana yayılan, üstelik oldukça geçmiş bir tarihte gerçekleşen bu filmin mekan ve zaman geçişleri üstelik bir bağımsız film olarak,bundan daha doğal anlatılamazdı, diye düşünüyorum. Ayrıca senaryo açısından güçlü ve tutarlı bir yapıya sahip olması filmi bir adım daha ileri götürüyor. Filmi Fransa'nın tarihiyle yüzleşmesi ya da günah çıkarma çabası olarak algılayanlar da çok, ancak yönetmenin kökeni ve yapımın Afrika ağırlıklı bir ortak yapım olması kanımca bu tezi desteklemiyor.

Yaşadığımız dünyaya baktığımızda halen sürmekte olan sömürgeci zihniyet ve bunun arkasına bir neden yığmaya çalışan sistemler, bu filmin konusunun geçtiği tarihten bu yana pek bir şey değişmediğini göstermekte. Zihniyet hep aynı, değişen ayrımcılığa ve ayrım yapılanlara verdikleri isimler ya da roller oluyor. İşte benim açımdan filmi en önemli kılan nokta burada.

forum resmi


Belki yönetmen Rachid Bouchareb , filmin sağladığı hizmet açısından kendini tatmin etmiş olabilir. Ancak tarihsel gerçeklere bakarak kesinlikle şunu söylemek gerek ki; tarihte ayrımcılık asla ve asla değişmedi. Ve en güçlü ülkeleri mermiden ya da bombalardan daha çabuk yıkan tek şey de budur. Halkı kışkırtmak ve bölmek en kolay devlet yıkma yöntemidir. Bunun örneklerini de günümüzde çok rahat görmekteyiz.

Filmden yola çıkarak tarihsel bir ders verecek değilim ancak, bazen bir film yazılan bir eleştiriden ya da yapılan bir tartışmadan daha iyi etki gösterir. Bu etki çoğu zaman öyle büyür ki; ne bir kitap, ne bir yazı, ne bir tartışma, ne de herhangi bir ödül bu etkiyi anlatamaz. Cumhurbaşkanı Chirac’ın kanımca o anlık bir tepkiyle yapmaya çalıştığı da buydu. Şimdi filmden etkilenerek böyle bir karar alan bir başkanının yaptıkları ülke tarihini ve yaptıklarını sildi mi; Hayır.
O yüzden; filmi izlemeye niyetliyseniz, bu incelemeyi bile okumadan hiçbir araştırma yapmadan izleyin.

Bu ileti ggecim tarafından Mar 18 2008, 02:06 AM yeniden düzenlenmiştir.


--------------------
Ömrümüzden bir gün daha geçti,
Dereden akan su ovada esen yel gibi
İki gün var ki dünyada, bence ha var ha yok
Gelmeyen gün bir
geçip giden gün iki
- Ömer Hayyam


User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
efrasiyab
mesaj Mar 25 2008, 12:11 AM
İleti #2


Bir daha çal Sam!
**

Grup: Üyeler
İleti: 61
Katılım: 23-February 08
Üye No.: 2,077



Film bir noktada ayrımcılıktan bahsediyor evet; ancak çok sınırlı şekilde. Filmi ilk izlediğimden beri aklıma takılan soru şu ki; baştan aşağı hiyerarşik örgütlenmiş, şiddeti kutsayan böylesi devasa bir militarist aygıtta "eşitlik" aramak ne beyhude bir çabadır. Astın hiçbir zaman bir "insan" hatta "canlı" olarak üste eşit olmadığı, en alttakilerin ister siyah ister beyaz, isterlerse kırmızı olsunlar ilk sırada ölüme gönderildiği (ki çoğu vatani görevlerini sona erince sonra ailelerine ordu tarafından bahşedilecek "şehitlik sadakaları"na muhtaç olacak denli fakir kesimden çıkma) doğası gereği eşitsizlik ve ayrımcılık temellenen "sapına kadar erkek egemen"bu kurumdan istenilen ne tür bir eşitlik ola ki?! Mermi yeme eşitliği mi? confused1.gif İktidarların sırça köşklerinden yönettikleri kanlı senaryolarda figüran olarak ölme ve ya öldürme özgürlüğü mü?!

Bu ileti efrasiyab tarafından Mar 25 2008, 12:16 AM yeniden düzenlenmiştir.


--------------------
GECE adlı hayaletin olduğu,
Bu topraklara yeni vardım
Bu en uçtaki Kuzey Ülkesinden
.
Edgar Allan Poe
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
ggecim
mesaj Mar 25 2008, 03:51 AM
İleti #3


Etkin Üye
***

Grup: Üyeler
İleti: 878
Katılım: 5-October 07
Nereden: İstanbul
Üye No.: 479



QUOTE
Yaşadığımız dünyaya baktığımızda halen sürmekte olan sömürgeci zihniyet ve bunun arkasına bir neden yığmaya çalışan sistemler, bu filmin konusunun geçtiği tarihten bu yana pek bir şey değişmediğini göstermekte. Zihniyet hep aynı, değişen ayrımcılığa ve ayrım yapılanlara verdikleri isimler ya da roller oluyor. İşte benim açımdan filmi en önemli kılan nokta burada.



--------------------
Ömrümüzden bir gün daha geçti,
Dereden akan su ovada esen yel gibi
İki gün var ki dünyada, bence ha var ha yok
Gelmeyen gün bir
geçip giden gün iki
- Ömer Hayyam


User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
jeremy_wicked
mesaj Mar 25 2008, 04:59 PM
İleti #4


Yeni Üye
*

Grup: Üyeler
İleti: 2
Katılım: 5-March 08
Üye No.: 2,315



Geçen sene İstanbul Film Festivali'nde gittiğim filmler arasında ayakta alkışlanan tek filmdi. Sadece bu açıdan baktığımda bile ve festival izleyicisinin filmlerle daha haşır neşir olduğunu düşünürsek bu filmin yapanlar tarafından istenilen noktaya geldiğini düşünüyorum.
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post

Reply to this topicStart new topic
1 kullanıcı bu başlığı okuyor (1 Misafir ve 0 Gizli Kullanıcı)
0 Üye:

 



- Basit Görünüm Şuan: 21st April 2018 - 10:51 PM