IPB

Hoşgeldin Misafir ( Giriş | Kayıt Ol )


Yedinci Gemi Çevirmenlerinden Son Filmler
Manchester by the Sea Posteri Split Posteri Rogue One Posteri Lion Posteri Fantastic Beasts and Where to Find Them Posteri John Wick: Chapter 2 Posteri Assassin's Creed Posteri

 
Reply to this topicStart new topic
> Kaç Para Kaç (1999)
Harvey Dent
mesaj Apr 24 2009, 04:43 PM
İleti #1


Etkin Üye
Group Icon

Grup: Editör
İleti: 1,054
Katılım: 8-September 08
Üye No.: 4,564



forum resmi


YEDİNCİ GEMİ FİLM BİLGİSİ
Forum resmi

Yönetmen: Reha Erdem
Tür: Dram
Konu: Filmde küçük bir hayata giren, büyük bir paranın, küçük bir suçu, büyük bir trajediye dönüştürmesi anlatılıyor. Kendi halinde bir yaşantısı olan bir adamın günün birinde bindiği bir takside bulmuş...
IMDB Notu: 7.1 / 10 (464 oy)
Süre: 100 dakika | Türkiye:91 dakika (TV sürüm)
Ülke: Türkiye    Dil: Türkçe   
Oyuncular: Taner Birsel, Bennu Yildirimlar, Zuhal Gencer, Engin Alkan, Sermet Yesil


"Kaç para kaç", küçük bir hayata giren büyük bir paranın etrafında gelişiyor. Başrolde paranın olduğu bir film. Şu anda bütün dünyayı ilgilendiren bir konu para meselesi. Ama ondan da öte Türkiye'de para dışında hiçbir değer, insani anlamda hiçbir kriter kalmadığı için tek kriter olmuştur para. Bu şartlar altında filmdeki bu küçük hikayeyi bir Türkiye parodisi olarak yorumlayabiliriz.

Konusundan kısaca bahsetmek gerekirse; çekirdek bir ailenin hayatına giren, büyük bir paranın, küçük bir suçu, büyük bir trajediye dönüştürmesi anlatılıyor. Kendi halinde bir yaşantısı olan bir adamın günün birinde bindiği bir takside bulmuş olduğu dörtyüzellibin dolar ve kendiyle mücadelesinin anlatıldığı bir film.

Filmde başrolleri üç tiyatrocu paylaşıyor. Özellikle seçilmiş, zamanında (1999) yüzlerine çok aşina olmadığımız isimler bunlar: Taner Birsel, Zuhal Gencer, Sermet Yeşil. Filmin her aşaması gibi oyuncu seçimi de hiç aceleye getirilmeden özenle yapılmış belli ki.

Taner Birsel’in canlandırdığı Selim karakteri sıradan bir İstanbullu. Amcasından kalan bir gömlekçi dükkanını işletiyor. Belki de İstanbul’un en az değişmiş geçmişe dair en fazla ipucunu görebileceğimiz yerlerden biri olan Tünel’deki bir binanın altındaki dükkanda gömlekçilik yapıyor. Son derece sıkıcı ve sıradan bir karakter; sabah dükkanı açıyor, akşam eve dönüyor, karısıyla çocuğuyla hoş beş edip tekrar sabah işe gidiyor. Monoton tıkanmış bir hayat. Selim karakteriyse ne güzel ne çirkin, ne iyi ne de kötü biri. Normalde etrafta gördüğümüz tanınmamış yüzlerden bile daha nötr belki de. Filmde tanınmamış yüzlerin seçilmesiyle ne kadar doğru bir iş yapılmış olduğu bir kez daha anlaşılıyor.

Taner Birsel de karakterini hakkıyla canlandırmayı başarıyor. Tıpkı bir Dostoyevski kahramanı gibi savunmasız, özgüvensiz ve içedönük. Ayrıca ilk bakıldığında hiçbir ipucu vermeyen bir karakter. İyi midir kötü müdür bir fikir edinemiyorsunuz.
Selim’in karısı Ayla’yı ise Bennu Yıldırım canlandırıyor. Filmdeki herkeste olduğu gibi onda da bir zavallılık hali hakim. Çok pozitif görünmesine rağmen "akıllı ol, yolunu bul" tarzı bir üsturup izliyor. Kötü bir karakter değil, ama olan bitenden sorumlu tutulabilecek bir karakter aslen. "Sekiz Saat" filmiyle Altın Portakal almış Zuhal Gencer ise filmde komşu kızı Nihal’i canlandırıyor.



Filmde belli bir mekan yok, yani İstanbul’un birçok yerini görüyoruz. Üstelik dar mekanlarda geçiyor film sürekli. Bu tercih izleyicide biraz daralma hissi yaratmıyor değil. Ayrıca belli bir zamanı da yok, yani bundan 30 yıl sonrasında da geçiyor olabilir film. Çok fazla öyküye dayanan bir film değil aslında Reha Erdem’in bu filmi. Bu tercih yönetmenin öyküye tek başına anlam atfedilmesini istememesinden kaynaklı olsa gerek. Zira Reha Erdem sinemasında öykü bir oyuncu ya da ışık kadar önemli oluyor. Bir film için öykünün önemi büyük, ama tek başına bir şey ifade etmediğinin farkında yönetmen.

Türk sinemasında öykü sıkıntısı çekilmesinin sebeplerinden biri de bu olsa gerek. Öykünün filmdeki amaç mı araç mı olduğunun anlaşılamaması. Genellikle yönetmenler filmleri hangi anlam için, ne için çektiklerini bilmemekteler. Hal böyle olunca Türk sinemasında büyük bir anlam kargaşası ve başarısızlıklar meydana gelmekte. Reha Erdem ise bir yönetmen olarak önemli olanın ilginç bir hikaye bulmak değil, filmine anlam katmak olduğunun farkında olan, başarılı bir anlatıcı.

Kaç Para Kaç’ı yönetmenin ilk filmi “A Ay” ile kıyaslarsak, izlemesi kolay, daha bildik referanslar içeren bir film olmuş. A Ay’da biçim ve hikaye oldukça karışıktır, ama Kaç Para Kaç’ta daha klasik bir yol izlemeyi tercih etmiş. Reha Erdem’in asıl hayatını reklam yönetmenliği yaparak idame ettirdiğini düşünürsek, onun için gişe yapacak bir film çekmenin hiç de zor olmayacağını söyleyebiliriz. Buna karşılık Kaç Para Kaç ticari amaçla çekilmiş bir film değil.

Kolay yoldan kazanılan para, varoluşçuluk ve uyum sorunu yaşayan karakterlere odaklanmayı seviyor. Her ne kadar anlatımı ve karakterleri bazen Camus’u, bazen Dostoyevski’yi andırsa da o bu benzerliği Türk motifleriyle öyle profesyonel ve sağlam bir şekilde yediriyor ki yabancılık çekmek mümkün olmuyor. Özellikle kişisel uyumsuzlukları genel toplumsal sorunlarla sentezleyip izleyiciye çaktırmadan karakterleri, toplumu hatta kendilerini sorgulamaya yöneltiyor.


Hala izlemediyseniz, sadece Taner Birsel'in oyunculuğu için değil Reha Erdem sineması hatrına mutlaka izlenmesi gereken bir film.

Kim Beğenir?

Danny Boyle'un ilk uzun metrajlı filmi olan Mezarını Derin Kaz'ı sevenler.



Bu ileti Harvey Dent tarafından May 31 2009, 09:48 AM yeniden düzenlenmiştir.


--------------------
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post

Reply to this topicStart new topic
2 kullanıcı bu başlığı okuyor (2 Misafir ve 0 Gizli Kullanıcı)
0 Üye:

 



- Basit Görünüm Şuan: 17th October 2019 - 04:53 AM