IPB

Hoşgeldin Misafir ( Giriş | Kayıt Ol )


Yedinci Gemi Çevirmenlerinden Son Filmler
Manchester by the Sea Posteri Split Posteri Rogue One Posteri Lion Posteri Fantastic Beasts and Where to Find Them Posteri John Wick: Chapter 2 Posteri Assassin's Creed Posteri

 
Reply to this topicStart new topic
> Zeitgeist (2007) ve Zeitgeist: Addendum (2008), Zamanın Ruhu ve Zamanın Ruhu: Eklenecek Söz
hasta
mesaj Apr 7 2009, 10:00 PM
İleti #1


Dün, bugün, yarın...
Group Icon

Grup: Yönetici
İleti: 2,348
Katılım: 31-May 07
Üye No.: 1



IMDB
Zeitgeist (2007) (V)

Zeitgeist (2007) (V) PosteriYönetmen: Peter Joseph
Tür: Documentary | History | War
Slogan: Divide & Conquer is the Motto
IMDB Notu: 8.7 / 10 (11,805 oy)
Süre: 118 min
Oyuncular: Osama Bin Laden, George W. Bush, Tim Galloway, Adolf Hitler

Aslında uzunca bir süredir hâlâ izlemeyen kaldıysa izlesin diye foruma bir şeyler yazasım vardı ama bugün forumda hakkında kötü sözler söylendiğine tanık olunca çok geç kalmadan kısa da olsa bir şeyler yazayım dedim. İzleyeli çok oluyor, ayrıntılarına kadar bütün kareleri aklımda değil doğal olarak. Üç bölümden oluşan bu güzel belgeselin ilk iki bölümü beni çok fazla şaşırtmamıştı. İlk bölümde hristiyanlık örneği üzerinden gidilerek bütün dinlerin palavra oluşlarına, insanların yüzlerce yıldır bu palavralarla nasıl ayakta uyutulduklarına ve nasıl koyunlaştırıldıklarına kısaca bir kez daha dikkat çekiliyor. Aklı başında hiçbir materyalisti çok fazla şaşırtacağını sanmıyorum zaten bu bölümün. Bu konular hakkında birkaç kitap okuyup, birkaç belgesel izledikten sonra yeterince ikna olup daha fazlasının vakit kaybı olacağını anlıyorsunuz.

İkinci bölümden itibaren Zeitgeist biraz daha hareketleniyor. İkinci bölümün konusu 11 Eylül aldatmacası. Her ne kadar Micheal Moore'un Fahrenheit 9/11'i gibi şiirsel bir belgesel havası olmasa da nokta atışlarıyla sizi şaşırtıyor. Bugüne kadar birçok belgeselde dile getirilenleri üzerine yeni şeyler de katarak güzel derlemişler. Kulelerin patlayıcılarla nasıl sonradan yıkıldıkları, Pentagon'a aslında uçak düşmemiş oluşu, bu olayların kimler tarafından neden yapıldığı ve kimlerin bu olaylardan nemalandıkları, falan filan fistan... Bunları da birkaç kitap ve belgeselden sonra rahatça anlayıp, birey olarak elinizden hiçbir şey gelmeyeceğine karar verip, lanet olsun dedikten sonra kendi hayatınıza geri dönüyorsunuz. Daha önce 11 Eylül aldatmacası hakkında yeterli ve derli toplu bilgi edinemediğinizi düşünüyorsanız bu bölümü mutlaka dikkatlice izleyin. İlk zamanlarda komplo teorisi olarak bölük pörçük ortada dolaşan bilgilerin düzgün bir biçimde bir araya getirilince pek de teori olmadığını ve gerçek olduğunu rahatça anlayabilirsiniz.

Üçüncü bölüm ise Zeitgeist belgeselinin can alıcı bölümü. Bu bölümde izlediğim şeylerden hiç haberim yoktu. Çok şaşırdım gerçekten ve ayıpladım kendimi. Bu konularda ortalamanın üzerinde bilgiye sahip olduğumu sanırdım hep ama daha çok şey öğrenecekmişim sanırım. Bu bölümün ana teması şu: dünyadaki bütün kötülüklerin arkasında (aslında Amerikan olmayan) Amerikan Merkez Bankası FED vardır. Şu son yaşadığımız ve hâlâ yaşamaya devam ettiğimiz küresel ekonomik kriz de dahil olmak üzere dünyada son 80 yıldır yaşanan bütün ekonomik krizlerin nasıl ve kimler tarafından kasıtlı olarak çıkarıldıklarını ve bu krizlerin kimlere yaradığını öğreniyorsunuz.

Uzun lafın kısası, görsel olarak çok profesyonelce hazırlanmamış olsa da içeriğiyle sizi fazlasıyla tatmin ediyor. Mutlaka izlenmesi ve izlettirilmesi gereken bir belgesel. "Uyanın ulan, nereye gidiyoruz" geyiği yapmayacağım tabii ki, çünkü güç sahipleri kendi aralarında çatışmadıkları ve birbirilerini yok etmedikleri sürece halkın uyanabilme gibi bir lüksü yoktur. Elinizden geldiği kadar uzak durmaya çalışmak ve sınırlı çözümler bulmak dışında, bir bireyin tek başına veya başka bireylerle toplu olarak sisteme karşı girişeceği bir savaşta başarılı olabileceğine şahsen inanmıyorum. Fakat çok inandığım bir şey varsa, o da güç sahiplerinin er ya da geç açgözlülüklerine yenilerek birbirleriyle çatışacakları.


IMDB
Zeitgeist: Addendum (2008) (V)

Zeitgeist: Addendum (2008) (V) PosteriYönetmen: Peter Joseph
Tür: Documentary | History | War
IMDB Notu: 8.9 / 10 (1,919 oy)
Süre: 123 min
Oyuncular: Jiddu Krishnamurti, Jacque Fresco, Roxanne Meadows, Ron Paul


İlki çok tuttuğu için devamını da çektiklerini sanmayın. Zaten en başından beri belgeseli hazırlayan kişilerce sunulacak bir çözüme doğru gidiyor Zeitgeist. Her ne kadar ne olduğunu tam olarak anlatamamış olsalar da Venus Project isimli bir çözümleri var Jacque Fresco ve Roxanne Meadows isimli iki toplum mimarının. İyi veya kötü, yeterli veya yetersiz... Bir sorun olduğuna dikkat çekiyorsanız, mutlaka bir çözüm de önermelisiniz, yoksa kimse sizi yeteri kadar ciddiye almaz. Bu iki kişi de kendilerince bir çözüm getirmeye çalışmışlar, adına da "kaynak bazlı ekonomi" demişler. Dünyada, bütün insanların rahatça yaşayabilmelerine yetecek kadar kaynak bulunduğuna ve para kavramına (özellikle kavram diyorum, çünkü bence para maddesel bir araçtan öte insanoğlu tarafından yaratılmış bir kavramdır) ihtiyaç olmadığına dikkat çekiyorlar. Venus Project'in ne olduğunu tam olarak anlatamamış olsalar da "kaynak bazlı ekonomi" çözümünü gayet başarılı bir biçimde anlatıyorlar. Venus Project'e fazla değinilmemiş olması da belgeselin kişiselleştirilmemesi için tercih edilmiş olabilir. Bu proje hakkında kendi internet sitelerinde yeterince bilgi var zaten.

Zeitgeist: Addendum'un ilk bölümü, Zeitgeist'ın dördüncü bölümü gibi aslında. Çözüm önerilerine geçmeden, kaldığı yerden devam ediyor Zeitgeist. Dünya üzerinde dönen parasal sistemin inceliklerine parmak basıyor, basmakla kalmayıp delik deşik ediyor. Birçok faydalı bilgiyi çok güzel derlemişler. Lafı fazla uzatmıyorlar ve can alıcı bilgilerle sizi biraz sarsmaya gayret ediyorlar. Dünya nüfusunun %1'inin dünyadaki zenginliklerin %40'ına sahip olduğu ve dünyada her gün 34.000 çocuğun yoksulluk ve önlenebilir hastalıklardan öldüğü bir dünyada yanlış bir şeyler olduğu gerçeğine dikkat çekerek açılıyor Zeitgeist: Addendum. Bu bilgiler bizi pek şaşırtmıyor, değil mi? Garip olan da bu zaten. Afrika'da ölen çocuklar, Irak'ta işgalden beri ölen bir milyondan fazla insan bizi pek şaşırtmıyor. Bunları dillendirince tiye alınıyorsunuz bir de, dünyayı sen mi kurtaracaksın diye. Dünyayı kurtarmaya niyetimiz olmasa bile konuşmaktan ve aynı şeyleri tekrarlamaktan utanmamalıyız. Goethe'nin bir deyişine yer vermişler belgeselde: Kimse özgür olduğuna inanan birinden daha iyi köle olamaz.

Addendum'u iki ayrı bölüme ayıracak olursak, ilk bölümünü Zeitgeist'ın dördüncü bölümü ve sorunun yansıtılmaya devam edilişi olarak kabul edebiliriz. Bu bölümde ilk olarak paranın nasıl yaratıldığı anlatılıyor. Birbirlerinden ayrılması mümkün olmayan para ve borç kavramlarının FED'in denetimi altında nasıl işlediğini öğreniyoruz. Beni en çok şaşırtan ve yeni öğrendiğim bilgi, dünya üzerinde dolaşan dolarların sadece %3'ünün basılı olduğu, geriye kalan %97'sinin ise elektronik ortamda oluşu, yani olmayışı. FED'e bir hayli yüklendikten sonra sıra IMF ve Dünya Bankası'na geliyor. Bu bölüm de John Adams'a ait şu sözlerle başlıyor: "Bir ulusu fethetmenin ve köleleştirmenin 2 yolu vardır. Birisi kılıçla, diğeri borçla." İkinci yöntemin IMF tarafından nasıl başarıyla uygulandığı, zorluk çıkaran ülkelerin neler yaşadığı gözler önüne seriliyor. Belgeselin bu bölümü gerçekten çok acı, kendimi National Geographic'te aslanların sığır avladıkları belgesellerden izliyormuş gibi hissettim. Belgeselde verilen ilgi çekici diğer bir bilgi ise dünyanın en büyük yüz ekonomisinin 51 tanesi şirket ve bunlardan 47 tanesi Amerikan. Listede 22'inci sırada bulunan ülkemiz kıl payıyla herhangi bir şirketin altında kalmaktan kurtuluyor. 23'üncü sıradaki General Motors'dan çok az bir farkla büyüğüz.



Bundan sonra çözüm bölümüne geçiliyor. En ilgi çekici yanı enerji kaynaklarıyla ilgili gerçekler. Aslında petrole ihtiyaç duymadığımızı, bunun yerine dünya üzerinde birçok "satılması mümkün olmayan" enerji kaynağının bulunuşu ve bu kaynakların bazı güçler tarafından nasıl görmezden gelinmelerinin sağlandığı bir kez daha ama derli toplu bir biçimde güzelce anlatılıyor. İlk kez duyduğum bir şey de vardı. Bayer'in ABD'de yasaklanan AIDS virüsü içeren bir ilacı, stokları eritmek için Avrupa'da sattığı ve bu yüzden birçok insanın farkında olmadan AIDS virüsü kaptığı üzerinden yola çıkılarak ilaç sektöründeki kokuşmuklara da kısaca değiniliyor.

Bir de saatte 6440 km hızla giden bir trenden bahsediliyor laf arasında. Dünyanın etrafını 4-5 dakikada dönmek mümkün oluyor sanırım bu hızla. Akü patentlerine sahip olan petrol şirketlerinin akü tekonolojisindeki gelişimi yıllardır nasıl durdurdukları ve aslında elektrikli bir arabanın rahatça saatte 320 km hız yapabileceği gibi bilgilerle dolu Addendum.

Bu iki belgesele dikkat çekmek ve hâlâ izlememiş olan varsa mutlaka izlesin diye kısa bir yazı kaleme alayım demiştim eleştiri-tanıtım bölümü için ama kendime hakim olamayıp biraz uzun bir inceleme yazdım sanırım smile.gif İzleyin, izlettirin cheers.gif


--------------------
Kendimden başka hiçbir eksiğim yok.
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
baronio
mesaj Apr 8 2009, 12:17 PM
İleti #2


Etkin Üye
Group Icon

Grup: Veteran
İleti: 2,078
Katılım: 31-May 07
Nereden: Away
Üye No.: 3



Insanlari uyanmaya, rahatsiz etmeye, huzursuz etmeye dahasi bir seyleri dusunmeye, sorgusuz sualsiz kabul etmemeye iten bir yapim. Ilk bolumunde dinlerin hepsinin birbirinden asirma hurafeler oldugunu anlatiyor. Aslinda tum dinlerin Misir medeniyetindeki hiyerogliflerden, Pagan inanislarindaki temellendirmelerden tek tek kopya edilerek insanlarin uyutuldugunu gozler onune seriyor ki sevgili hasta'nin belirttigi gibi bu sorgulamaya acik, koru korune bazi seylere inanma ihtiyaci duymayan bircok kisi tarafindan bilinen gerceklerden bir demet olarak karsimiza cikiyor.

"Ne zaman hayata dair bir hazza erismeye yaklassak, karsimiza bir din engeli cikar" babinda bir sozle insanlarin ne sekilde din tarafindan tek tip koyunlastirildigini anlatiyor. Bunun yani sira dunyanin vergi vermeyen en buyuk isletmesinin din kurumu oldugunu gosteriyor. Ayrica Incil'deki ve Tevrat'taki anlatilanlarin tek tek doga olaylarindan uyarlanmis safsatalar oldugunu, Isa'nin yasadigi donemde yasamis yaklasik 20 tane dunyaca unlu tarihcinin hicbirinin Isa adinda birinin varligindan dahi bahsetmedigini yani kisaca Isa diye birinin dunyada var olmadigini bile gosteriyor.

Ikinci bolum ise "Dunya Bir Sahne" adi altinda toplanmis olan 9/11 olaylarini gosteriyor. Bastan beri verileri inceleyen insanlarin inandigi uzere 9/11 olayinin iceriden yapilmis bir eylem oldugu gosteriliyor. Tek tek belgeleriyle konusan bir belgesel Zeitgeist. 1. ve 2. kulenin ucaklarca girilmesi bir yana, 7. binanin kendi kendine durduk yerde cokmesinin anlamsizligini, Pentagon'a giren ucagin 60 tonluk titanyum motorlarinin yanip buharlasmasina karsin ucaktaki insanlarin cesetlerine ulasildigi ama kimseye gosterilmedigi safsatasini, bilincli cokertilen binalarla Ikiz Kulelerin cokusu arasindaki birebir kopya benzerlikleri, terorizm olgusunun halkin beynine nasil bilincli sekilde kazindigini anlatiyor.

Ucuncu bolum ise dunya uzerinde parayi yoneten ailelerin istediklerini nasil yaptiklarini gosteriyor belgesel. Amerikan hukumetinin ne zaman bir oneriyi yasalastirmak istese bir ulkeye savas actigini ve halkin goruslerini nasil 180 derece degistirebilecek eylemlere imza attiklarini gosteriyor. Belgeselin en dokumanter ve agir bolumu 3. bolum denebilir. Bir yanda Wikipedia'yi acip tek tek isimleri inceleye inceleye bu bolumu izlemek lazim aslinda.

Belgeseli oyle bir yere baglayacaklar ki, yuh deyip kendimi camdan atacagim diye beklerken "Siz hangi taraftasiniz? Sevgi mi yoksa Ofke mi?" seklinde masalsi bir sacmaliga varmalari cok fena canimi siksa da her sorgulamaya acik bireyin izlemesi gereken bir film Zeitgeist. Hicbir kar beklentisi olmamasi, internet sitesi uzerinden ucretsiz indirilebilmesi de samimiyetletirini percinliyor.

Aynen oyle! izleyin, izlettirin efem.


--------------------
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
overseas
mesaj Apr 8 2009, 01:09 PM
İleti #3


nowhere to go
***

Grup: Üyeler
İleti: 398
Katılım: 16-October 07
Nereden: bottom of jar
Üye No.: 512



Bu din ve hurafeler kısmı, hepsi gerçektir. Zeitgeistten önce ve sonra diyeceğim bir kişilik oldum. Biraz araştırma yaparak, bunların hespinin sümerlerde bulanan efsanelere dayandığı ortaya çıkıyor. Nuh tufanı, isa ve 12 havarisi, 12 imam, kabedeki siyah taş, isanın çoban oluşu ve hayvanları, isanın göğe yükselişi ve 4. katmanda toplu iğne yüzünden kalışı, musanın asası falan filan.. Bunların hepsi sümerlerin dünya mirasına bıraktığı yazıtlardan çıkıyor. Yakın doğuda yazılıdan çok sözlü gelenek bu kulaktan kulağa yayılıyor. Bu da bütün yakın doğuda yayılmasını sağlıyor. Sözlü anlatımın etkisi her zaman daha büyüktür. Bu romalılarda görülüyor çünkü babile aldıktan sonra iskender bu kültürle roma çok içe geçmeye başlamıştır. Sonra mısırda da bu efsaneler farklı adlarla geçmektedir. Bu bizim kültürümüzde de yer almıştır. Belgeselin anlattıklarıdinle ilgili olanlar, tamamen büyük bir tabuyu yıkma da başarılı olmuştur. Tabi din ve halk yığınlarını uyutma konusu çıkıyor sonra. Bunu kendi ülkemizde görebiliyoruz. Ne kadar bir dinin seçim, düşünce, yaşayış biçimine etkisini.

11 eylül saldırıylarıyla yaptığı çarpıcı tespit, bir ülkenin varoluş biçimine büyük bir açıdan bakarak çok güzel bir tespit yapıyor. Bu ülkenin varolmasının ve dünyayı yönetmesinin tek yolu korku kültürünün aşılanmasıdır. Mali sistemin Amerikada hala olduğu gibi ayakta kalmasını sağlamaya çalışılması bunun da bir göstergesidir.

Sonlara doğru ise tek dünya kurma çabası ise benim için inandırıcı olmamıştır. Bana göre de sınırların olmadığı bir dünya tamamen, yek bir dünya her zaman insanoğlunun koruma kültürünün yok edilmesi açısından çok iyi birşeydir. Burada belgeselden ayrılmaktan üzüntü duyuyorum smile.gif


Bu belgeseli izlenmesi basite indirgenmemesi gereken bir şey. Büyük değişikliklere yol açabilir.

Bu ileti overseas tarafından Apr 8 2009, 01:23 PM yeniden düzenlenmiştir.


--------------------
Her emir özgürlüğün suratında patlayan bir tokattır! -Michail Bakunin

User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
baronio
mesaj Apr 8 2009, 01:24 PM
İleti #4


Etkin Üye
Group Icon

Grup: Veteran
İleti: 2,078
Katılım: 31-May 07
Nereden: Away
Üye No.: 3



Bu kabul edilen mucizelerin bir kisminin da Gilgamis destanindan araklandigini gosterdigini belirtmeyi unutmusum. Yani Incil, Tevrat ve Kuran'dan cok cok onceleri butun bu anlatilan mucizeler veya hayat oykuleri yazitlarda gecmis. Oradan asirma, buradan araklama sekilde din olusturulmus acikcasi.

"Bu ulkede (ABD) dunyanin 1200 yasinda olan adamlar var hala. Peki dinazorlar, fosiller diyorum. Bana Tanri onlari inancimi test etmek icin koydu diyor. Hayir bilader, Tanri seni benim inancimi test etmek icin buraya koydu!"

Bu da cok guzeldi belgeselde bu arada. smile.gif


--------------------
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
overseas
mesaj Apr 8 2009, 01:46 PM
İleti #5


nowhere to go
***

Grup: Üyeler
İleti: 398
Katılım: 16-October 07
Nereden: bottom of jar
Üye No.: 512



QUOTE(baronio @ Apr 8 2009, 02:24 PM) *

Oradan asirma, buradan araklama sekilde din olusturulmus acikcasi.



Aslında tam öyle değil. Bu efsaneler zaten o kültürlerin içinde olan şeyler. Böyle çok fazla planlı yapılacağını sanmıyorum. Bu yeni inanç sistemine ihtiyaç duyulmuştur o bölgede. Bir nevi trend olmuştur tek tanrılı yeni dinler o dönemde. Ve böylece çıkmıştır.

Zaten en mantıksız olan şey o bölgenin neden dinleri doğurduğunun açıklamasıdır. Dünyanın bakıldığında çok fazla bir yoğuluğu hala budizm yada diğer ilahi olmayan dinlere inanıyor. Afrikanın hala çoğu yerinde dinle ilişkileri paganizmdir. Bu da hala Allahsız olan dünya nufusunun yarısının, yakın doğu kültüreyle etkileşim içinde olmadığını ortaya koymuştur. Bunların ilahi dinlere dönüştürme çabası hiç bahsedilmez kitaplarda. Çünkü oralar yakın doğu kültürleriyle etkileşimi yoktur. Türkler olarak bizimde etkileşimiz bu coğrafyaya göçümüzle ortaya çıkmıştır.

Misyonerlerin çıkışı ile bu körü körü bağlanma inanç sistemi dünya üzerinde dağıtılmasını üzerinde durmuyorum. Buda uzakdoğuda karşılığını bulamamıştır.

Bu ileti overseas tarafından Apr 8 2009, 01:48 PM yeniden düzenlenmiştir.


--------------------
Her emir özgürlüğün suratında patlayan bir tokattır! -Michail Bakunin

User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
derided_by_vanity
mesaj Apr 8 2009, 03:22 PM
İleti #6


Etkin Üye
***

Grup: Üyeler
İleti: 364
Katılım: 23-October 08
Nereden: a clean, well lighted place
Üye No.: 4,953



"Bu ulkede (ABD) dunyanin 1200 yasinda olan adamlar var hala. Peki dinazorlar, fosiller diyorum. Bana Tanri onlari inancimi test etmek icin koydu diyor. Hayir bilader, Tanri seni benim inancimi test etmek icin buraya koydu!"

Bu tür diyaloglardan (bu arada 12,000 diye düzelteyim sayıyı) daha fazla bulmak isteyenlere "Religulous" filmini tavsiye ederim. Aptallığın sınırı olmadığına kanıt teşkil eden onlarca insan ve diyalog barındırıyor bu belgesel (daha ziyade bir komedi filmi). Ayrıca Hıristiyanlıktaki "aşırma"larla ilgili Zeitgeist'e benzer bir bölümü de var. Filmi yapanlar, ünlü politik komedyen Bill Maher (bazı videolarına Youtube'dan bakılabilir) ve Larry Charles (Seinfeld ve Borat ekibinden).
http://www.youtube.com/watch?v=BrdWV6iigjU

Bu ileti derided_by_vanity tarafından Apr 8 2009, 03:26 PM yeniden düzenlenmiştir.
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
hayyam
mesaj Apr 9 2009, 06:32 AM
İleti #7


Etkin Üye
***

Grup: Üyeler
İleti: 170
Katılım: 5-May 08
Üye No.: 3,393



Zeitgeist: Zamane Palavrası

Aslında ben diyeceğimi şurada dedim. Ve benim için önemli olan belgeseldeki malumatların yanlışlığı-doğruluğu değil, baştan sona mantık hatası, anakronizm, safsata, basite indirgeme vs. dolu olmasıdır. Belgeseli hazırlayanların felsefe, antropoloji, tarih, sosyoloji vs. blmedikleri kesin. Garip olan, kuru bilgi olarak bile cesurca palavra atabilmeleri. Ufak ufak "sorgulayalım".

Tıkla üstüne, kendin kaşınmış ol. Bir daha tıkla, kaşıntına son ver...
QUOTE
Bu sebeple her zaman geçmişten ödünç alır ve geleceği davet ederiz. Belki de bu yüzden dini ararız.


(Öncesini yazmadım.) Ama ya antik yunan'a duyulan özlem ve rönesans, insanlığın "doğal durum"una duyulan özlem ve sosyalizm, eski-saf ırka (aryen) duyulan özlem ve nazizm?.. Bütün felsefeler, dinler bi nostaljiden mi ibaret?

QUOTE
Dini kurumların hepsi, devletinizi ve hükümetinizi kuran size bu yozlaşmış eğitim sistemini getiren ve uluslararası banka kartellerini kuran bir avuç insan tarafından oluşturuldu.


Fransız devrimi? Ulus devlet? Reform? Dostum, sen sadece elmayla armudu karıştırmıyor, elmayı sebze sanıyorsun. "Bankacı" abilerin paraya ihtiyacı kalmadı heralde; 1400 senedir yeni bir din "uydurma"dıklarına göre. Eskilerle idare edeceğiz artık.

QUOTE
"Gerçek sizi özgür kılacak." Jordan Maxwell


Bendeki altyazıda yanlışlık var herhalde. Yuhanna İncili'nde geçmiyor mu bu söz?

QUOTE
Bu gerçekler güneşi, tüm zamanların en çok tapınılan nesnesi haline getirdi.


Avustralya, Afrika, Amerika totemleri? Hinduizmden önce hindistan'da inanç? Hangisi güneşe tapıyordu?

Güneş için demiş ki:
QUOTE
"Tanrı'nın Güneşi", "Dünyanın Işığı" ve "İnsanlığın Kurtarıcısı" olarak da bilinir.


Hani güneş, "tanrı"ydı ya! "Tanrı'nın Güneşi" ne oluyor?

QUOTE
Bu, Horus. M.Ö 3000 civarında Mısır'ın Güneş Tanrı'sıydı.


Yukarıdan aşağıya iki harf, eski Mısır'da güneş tanrısı: Ra!

QUOTE
Set adında bir düşmanı vardı ve Set gece karanlığının kişiselleştirilmesiydi.


Bikerem Seth, gece karanlığının değil, çölün ve bereketsizliğin kişiselleştirilmesiydi.

QUOTE
Her sabah Horus, Set'e karşı olan savaşını kazanırken akşam olduğunda da Set Horus'u mağlup ederek onu yeraltına gönderir.


Horus'un bi gözü güneş, bi gözü ay'dı. Dünyanın adaletini sağlamak için. Gece bi yere gitmiyor yani. Seth'le kavgası başka, Seth bunun babasını mı öldürmüş ne...

QUOTE
Horus, 25 Aralık'ta bakire Isis-Meri tarafından dünyaya getirilir.


Bu Horus, Epagomenal dedikleri günlerin 5'inde doğmuş. O da takribi 4 Ağustos'a denk geliyormuş. Anası İsis (Bu 'Meri' kısmını amcalar uydurmuş sanırsam), ölü kocasını büyüyle falan diriltip bi güzel sevişmiş. Bakire olduğu hiçbir yerde yazmıyor.

QUOTE
Horus'un birlikte yolculuk ettiği 12 havarisi vardı.


Cık, 16.

QUOTE
Hastaları iyileştirmek ve su üzerinde yürümek gibi mucizeler gösterirdi.


Kaynak: Kı.ım. (Aklıma gelmişken: Vikipedia'da diyor ki "Yetişkin Horus'un çok sayıda karısı ve çocuğu vardır." İsa'ya benzemediği için bu tür bilgileri atlamada bi sakınca görmemiş amcalar.)

QUOTE
Typhon tarafından ihanete uğradıktan sonra Horus çarmıha gerildi, 3 gün boyunca gömüldü ve sonra yeniden dirildi.


Ölmemiş ki, dirilsin.

QUOTE
Frigya'nın Attis'i (M.Ö 1200), 25 Aralık'ta bakire Nana'dan dünyaya geldi, çarmıha gerildi, gömüldü.

Attis, her bahar doğar, her kış ölürdü.

QUOTE
Hindistan'ın Krişna'sı (M.Ö 900) bakire Devaki'den, doğumunu müjdeleyen bir yıldızla birlikte dünyaya geldi.

Bakire? Krişna, Devaki'nin sekizinci oğluydu. Doğumu: 19-21 temmuz.

QUOTE
Yunanistan'ın Dionysus'u (M.Ö 500), 25 Aralık'ta bir bakireden dünyaya geldi.


On iki Olympos tanrısından biri olan Dionysos Zeus ile Semele’nin oğludur. Doğuş efsanesi şöyle anlatılmaktadır. Zeus Semele’ye aşık olur ama karısı Hera onu kıskanır. Hera yaşlı bir kadın kılığına girer ve Semele’ye Zeus’un ona güçlerini göstermesini söylemesini söyler. Zeus gücünü gösterirken Semele yanar ve karnındaki yedi aylık bebeğini düşürür. Zeus bebeği kurtarır ve baldırında saklar. Daha sonra Tanrı Dionysos Zeus’un baldırından doğar. Sembolü olan asma ağacı gibi ölüp yeniden doğar,haz ve acı arasında iki uçta gider gelir.

QUOTE
Pers'li Mithra (M.Ö 1200), 25 Aralık'ta bir bakireden doğdu. 12 havarisi vardı ve onlara mucizeler gösterdi.


Burada söyledikleri büyük ihtimalle kolpa da -bu "mitra" bayağı karışık bi mesele; hindistan'dan iran'a geçmiş, oradan da roma'ya-, hıristiyanlığa sonradan eklenen paganik unsurlar ve ritüeller hep burdan çıkma galiba. İlginç, araştırmak lazım.

QUOTE
İsa, 25 Aralık'ta Beytüllahim'de bakire Meryem'den dünyaya geldi.


25 aralık, esasen bir pagan bayramıdır. Roma Katolik kilisesi, MS. 300 civarında bir "doğum bayramı"-günü değil- olarak uyduruvermiştir. Bugün de hala, doğum bayramı olarak kutlanır. Doğum günü 6 Ocak diyenler vardır.

Burada bir duralım. (Zaten amcalar buradan sonra bayağı uçmuş; astroloji bilmek lazım.) İncil'in tahrif edildiği, hıristiyanlığın içinde pagan unsurlar bulunduğu yeni bir iddia mıdır? Daha önce çoğu hıristiyan teolog bile bunu kabul etmişken... İki sene önce papazın biri, kiliseye "peygamberi, tanrının oğlu yaptınız" diye dava açmışken... Ama buradan hıristiyanlığın paganizmden çıktığına nasıl varıyorsun? Ya "kanguru"ları bile kutsal sayan totemleri, fallus'a tapan hinduizm öncesi -ya, adamlar nelere tapmış- kültleri, birbiriyle uyuşmayan diğer şamanizm, putperestlik vs. nevi inançları ne yapacağız?


Devam edeceğim.


--------------------
Gazeteci: Pasolini size ne dedi?

Godard: Bana salak dedi.
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
baronio
mesaj Apr 9 2009, 01:24 PM
İleti #8


Etkin Üye
Group Icon

Grup: Veteran
İleti: 2,078
Katılım: 31-May 07
Nereden: Away
Üye No.: 3



QUOTE(hayyam @ Apr 9 2009, 06:32 AM) *

Zeitgeist: Zamane Palavrası

QUOTE
Bu, Horus. M.Ö 3000 civarında Mısır'ın Güneş Tanrı'sıydı.


Yukarıdan aşağıya iki harf, eski Mısır'da güneş tanrısı: Ra!


Yazdiklarinizi okudum ancak cok zamanim yok bilgilerimi tazeleyip biraz arastirma yapip bircoguna anti tez yazmaya su an maalesef. Ancak hemen gozume carpan bir bilgi hatasini duzeltmek istedim. Google'da "Eye of Horus" yazarsaniz karsiniza cikacak olan resme bakiniz lutfen. Zira Ra dediginiz Tanri Horus'un ta kendisidir.

Zaman bulabilirsem bu basliga bir seyler yazmak isterim. Bilgi tartismalari her zaman ilgimi cekmistir. smile.gif


--------------------
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
hayyam
mesaj Apr 9 2009, 09:48 PM
İleti #9


Etkin Üye
***

Grup: Üyeler
İleti: 170
Katılım: 5-May 08
Üye No.: 3,393



Hayır efendim, Horus dediğiniz Ra değildir. "Eye of Horus" meselesini yukarıda anlattım. Ra'nın anası İsis midir? Falan filan. (Bkz. Horus, Ra, Horus'un gözü, Seth, İsis) Bu kuru bilgi kısmının doğruluğu-yanlışlığı umurumda değil zaten. Metodolojisi bu kadar saçmayken... Sadece mitoloji bölümü değil, 9/11, Fed-faiz vs. bölümleri çok açık, basit bir araştırmayla bile çürütebileceğiniz saçmalıklarla dolu. (İsteyen ekşi sözlük'e baksın) Asıl beni şüphelendiren de bu zaten. Sagan'dan, Goethe'den alıntılar yapılan bir belgesele böyle çürük iddialar neden konur? Acaba bunun sebebi...

Atılmış En Büyük Kazık

a- Belgeseli izlediğinizde müthiş bir karamsarlığa kapılıyorsunuz. Herşey yalan, herkes beni kandırıyor, sürekli kontrol altındayım vs. Öyle anlatılıyor ki, "Kadir-i Mutlak ABD herşeyi görür, bilir, işitir" diyorsunuz. Onlar isterse din, felsefe, bilim üretir-uydurur, savaş çıkarır, savaş bitirir, halk hiçbir şeydir, bense bir zavallıyım diyorsunuz. Bir şeye tepki koyacağınız varsa bile koyamıyorsunuz. Pasifize oluyorsunuz. Siniyorsunuz. Haydar Baş demiştim ama, dil olarak ateist Harun Yahya belgeseli demek daha doğru olurmuş. Her taşın altında kötü adamlar! Addendum'un sonuna doğru "devrim, kurtuluş" falan diyorlar. Yahu, devrimci dediğin Mao Bey gibi düşmanına "kağıttan kaplan" der, Marks gibi "yakında çökecekler" der. Bunlar, tam tersine "oho, bu birşey mi; yakında kafamıza çip takacaklar. siz o zaman görün" diyorlar. Çok sağol, şevke geldim. Ama nasıl oluyorsa, Paris'te, Atina'da vs. üç genç isyan etti mi Kadir-i Mutlak bir şey yapamıyor. Peki, halkımızdaki bu "komplo teorisi sevgisi"ne ne demeli. Sanki, Bağdat canlı yayında bombalanmamış gibi, sanki Bilderberg toplantılarına artık F. Koru bile gitmiyormuş gibi... Herşey gözümüzün önünde dostum! Pislik yerin altından akmıyor; gözünün önünde. Bir "sır" arama. Dünyadaki bütün kültürler üç tane paragöz masonun aklından çıkmadı.

b- Sürekli "Network" filminden alıntı yapıyorlar. Medya yalancı, televizyonlarınızı kapatın diyorlar. Haklılar. Ama biz bu belgeseli yine bir ekrandan izlemiyor muyuz? Kaynakları açıkça belirtilmiş bir kitaptan mı okuyoruz? Değil mi ki, Network filminde "medya sizi kandırıyor" diyen abi de insanları kandırıyordu. İronik!

c- Şu Venüs Project ise tam bir komedi. Alternatif-ekolojik teknoloji konusuyla cidden ilgileniyorsanız alın size kitap. Ama sıradan bir mühendisin bile güleceği bu "fütüristik lunapark" saçmalığı niyedir? Acaba bunun da sebebi, daha insani bir toplum hayal edenlerin ve bu konuda ciddi fikir ileri sürenlerin, Zeitgeistçılarla aynı kefeye konup gülünç duruma düşürülmesi mi?

Diyeceğim bu kadar. Daha da, yok Seth Dyonissos'un kayınçosuymuş, demek ki 11 Eylül'ü Kyle yapmış tartışmalarına girmeye niyetim yok.


--------------------
Gazeteci: Pasolini size ne dedi?

Godard: Bana salak dedi.
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
hasta
mesaj Apr 9 2009, 10:07 PM
İleti #10


Dün, bugün, yarın...
Group Icon

Grup: Yönetici
İleti: 2,348
Katılım: 31-May 07
Üye No.: 1



@hayyam
Dört saatlik bir belgeseli 10-15 dakikalık bölümüyle değerlendirip toptan palavra olarak ilan etmen biraz ağır olmuş bence smile.gif Burada uzun uzun din tartışmasına girecek değiliz tabii ki. Amacımız bu belgesel ve bu belgesel hakkında "bizim" ne düşündüğümüz, internetten bulduğumuz sitelerden yaptığımız çevirilerle belgeselde bazı mantık hatalarını bulunduğunu göstermek değil. Bir de belgeselin en hafif kalan ve bana sorarsan zaten artık çok bilinen bir gerçek olan dinlerin safsata oluşunu anlatan bu birinci bölümünü bu kadar fazla ciddiye alma. Zeitgeist'ın can alıcı bölümleri birinci belgeselin üçüncü bölümüyle, ikinci belgeselin ilk bölümü. Bu konuyu başlatma sebebim özellikle de senin Günün Menüsü'ne yazdıkların smile.gif

Yaptığın alıntılar ve bu alıntılara verdiğin cevaplarda alıntıların da cevapların da kaynakları ne tarih, ne felsefe, ne de sosyoloji. Masalların yanlışlıklarını başka masallarla doğrulamaya çalışmışsın hep. Sonuçta bu adamlar bu belgeselin ilk bölümünde "size dinler hakkında anlatılan her şey yanlıştır, doğruları budur, işte belgeleri" demiyorlar. Bazı ilginç tesadüflerden bahsediyorlar. Ne onların dedikleri doğrulanabilir, ne de senin bildiklerin. 12 kişiymiş, 16 kişiymiş; Ra'ymış, Horus'muş; ölmüş, dirilmiş... Bunlarla ilgilenmiyorlar. Bu tür masalların yüzlerce yıldır nesilden nesile, bazen ufak değişikliklerle, bazen de cismen korunarak ama ismen değişerek nasıl aktarıldıklarına dikkat çekiyorlar. Uzunca süredir doğru bildiğin bazı şeylere saldırılmış gibi savunma yapıyorsun sanki. Hiç de öyle olduğunu sanmıyorum ama. Bu kadar ateşli karşı çıkışının asıl sebebini merak etsem de din hakkında yapılan her türlü konuşmayı vakit kaybı gördüğüm için de bir ikilem yaşıyorum flaugh.gif Yani bu adamların bu belgeseldeki amaçları hristiyanlığın temelini çökertmek olsa İsa'nın aslında babasız bir çocuk olmadığını, Bakire Meryem adıyla insanlara sunulan kişinin bir tapınak fahişesi olduğunu, fahişeliğin o zamanlar o bölgede ve o kültürde hiç yadırganmayan bir olay olduğunu, hatta evlenmeden önce genç kızların tapınaklarda en azından bir kere vücutlarını satarak hayatlarında en azından bir kere para kazanma onuruna eriştikleri ve Bakire Meryem diye insanlara sunulan kişinin de bu şekilde hamile kaldığı gerçeğiyle-yalanıyla-uydurmasıyla-bilgisiyle veya her neyse o şekilde şeylerle karşımıza çıkabilirlerdi. "Virgin" kelimesi aslen bizdeki şu "kızlık" saçmalığına denk gelen "bakire" anlamında değildir. Biraz araştırırsanız Bakire Meryem'deki bakire kelimesinin asıl anlamına ulaşabilirsiniz.

Bu belgeseli izledikten sonra beni tek endişelendiren şey, bu belgeselin bu ilk bölüm sebebiyle yanlış yerlere çekilip özünde vermek istediğini bazı kişilere veremeyebileceğiydi. Bunu tıpkı bazı insanların Kubrick'in Eyes Wide Shut'ını orji sahnesiyle değerlendirip filmi çöpe atmalarına benzettim.

İlk bölümdeki din ayrıntıları dışında bir tartışma dönerse seve seve katılmaya hazırım ama şu yazdıklarımı vakit kaybı olarak gördüğüm için bu konuyu fazla uzatmaya niyetim olmadığını da belirtmek istiyorum cheers.gif


Ek: Üstteki mesaj atılmadan önce yazmaya başlamıştım. O mesaj da öncekine devam niteliği taşıyor sanırım smile.gif

2. Ek: Üstteki mesajı da okuduktan sonra neden bu kadar tepkili olduğunu ve bu belgeselde anlatılanlara neden katılmadığını "a" maddesinde yazdıklarından anladım. Eğer tepkinin arkasındaki gerçek sebep buysa, katılmasam da buna saygı duyarım cheers.gif


--------------------
Kendimden başka hiçbir eksiğim yok.
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
R0BlN
mesaj Apr 9 2009, 11:52 PM
İleti #11


Puck:Robin
Group Icon

Grup: Yönetici
İleti: 3,727
Katılım: 31-May 07
Nereden: İstanbul
Üye No.: 7



QUOTE(hasta @ Apr 9 2009, 11:07 PM) *
Bir de belgeselin en hafif kalan ve bana sorarsan zaten artık çok bilinen bir gerçek olan dinlerin safsata oluşunu anlatan bu birinci bölümünü bu kadar fazla ciddiye alma (...)
Masalların yanlışlıklarını başka masallarla doğrulamaya çalışmışsın hep. Sonuçta bu adamlar bu belgeselin ilk bölümünde "size dinler hakkında anlatılan her şey yanlıştır, doğruları budur, işte belgeleri" demiyorlar. Bazı ilginç tesadüflerden bahsediyorlar. Ne onların dedikleri doğrulanabilir, ne de senin bildiklerin.
Sadece şu yazılanlarla ilgili naçizane görüşümü belirteyim.

Dinler asla bir şeyleri doğrulama, ispat etme iddiasında ve niyetinde olmamıştır. Dinlerin içinde mucizeler vardır, onlara ortam hazırlar. Senin deyiminle "masal"lar dinlerin doğasında vardır zaten. Öte yandan, dine karşı çıkmak -öyle bir şey mümkünse eğer- aksini ispatla, yani somut gerçeklerle, yani bilimle olur. O yüzden dinin "masal"larıyla ona karşı çıkanların "masal"ları aynı kapsamda değerlendirilemez, zaten karşı çıkanların da böyle bir iddiası olmaz veya olmamalı.

"Onların dedikleri doğrulanabilir olmayabilir" bu açıdan bana yanlış geldi. Dine karşı çıkıyorlarsa "onların dediklerinin doğrulanabilir olması gerekirdi" noktasındaki seyirciye "helal olsun, tüm bilinenleri çürütmüşler" dedirtmesi gerekirdi. Aslında burada yapımcılar yıllardır kullanılagelen demagojik bir unsuru iyi işlemişler gibi geldi bana: Bir şeyin olmadığının ispatı mümkün değildir. Nasıralı İsa aslında hiç var olmadıysa veya o Nasıralı İsa hiç Hz.İsa haline dönüşmediyse bunu nasıl ispat edebilirsiniz ki? Bu ispat imkansızlığının ardına sığınıp istediğim kadar senaryo yazar, var olmadığıyla ilgili düzinelerce sonuç üretir, topu ispat etmesi için karşı tarafa atarım. Ama karşı tarafın elinde de zaten bir ispat imkanı yoktur; zira olsaydı herkes Tanrı deyin, Allah deyin, Yaradan deyin, The Force deyin, mutlak bir gücün varlığını ister istemez kabul etmek durumunda kalırdı rolleyes.gif Ki şu an öyle olmadığı da bir gerçek smile.gif

Biraz Dan Brown, biraz Erich von Daniken etkisi var. Eh, neyin popüler olduğu belli rolleyes.gif Pişirip pişirip 3-5 yılda bir çeşitli şekillerde önümüze koydukları çiğ bir pilav bu.


--------------------
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
baronio
mesaj Apr 10 2009, 12:23 PM
İleti #12


Etkin Üye
Group Icon

Grup: Veteran
İleti: 2,078
Katılım: 31-May 07
Nereden: Away
Üye No.: 3



Su Horus-Ra olayini tam detayli yazamadigimdan ayni adammis gibi bir anlam cikmis. Cok da onemli olmasa da kara cahil gibi gorunmek istemem. Demek istedigim Horus'un sonralari Ra ile bir birlesmesi soz konusudur mitolojide. Yani iki ayri Tanri'nin tek bir vucuda geldigi bilinmektedir. O sebeple ayni kisi olduklarini belirtmek istedim. Sonucta Horus'un Gunesi de barindiran bir Tanri'ligi soz konusu olmustur.

Ayrica Eksisozluk veya Vikipedia gibi sizin benim gibi normal sahislarin istedikleri gibi yazi yazabildikleri yerleri kendimize referans almamiz saglikli olmaz diye dusunuyorum. Yaniltici olabilir.

Guzel noktalara deginmissiniz bu arada. Belirttiginiz bazi yerler konusundaki dusuncelerinize katiliyorum. Din tartismalari hicbir zaman son bulmaz. Bir taraf kendince tez uretir diger taraf kendince anti tez uretir. Sonucta hicbir sekilde son bulmaz bulamaz. Bulsa zaten ya herkes inanir ya da kimse inanmaz. Tipki Adem-Havva'nin cocuklarinda akraba evliligi mevhumunun gorulmemesi, irklarin bu iki kisiden turemesi, iki kisinin kan grubundan olusan insanlarda 3. bir kan grubu olusmasi (A, B, O) gibi aciklanamayan, kendince inananlar tarafindan olusturulan anti tezler sonucu curutulmeye calisilan yuzlerce tartisma gibi.

Ben de filmin ikinci ve ucuncu bolumunun cok daha ilgi cekici oldugunu dusunuyorum.


--------------------
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
hayyam
mesaj Apr 11 2009, 04:25 PM
İleti #13


Etkin Üye
***

Grup: Üyeler
İleti: 170
Katılım: 5-May 08
Üye No.: 3,393



Yok, yahu. Kimseye bir şey "tebliğ" etmeye çalışmıyorum. Bir sinema sitesinde bir belgeseli, sadece kendi iddialarını bahis ederek tartışmaya çalışıyorum. Yalnız burada bir hata yaptığımı fark ettim. "Benim için bilgi kısmı önemli değil, metodoloji saçma" dedikten sonra sadece bilgi kısmını ele almışım. Metodolojisi saçma kısmını açmam lazım.

Her ne kadar tarih tekerrürden ibaretse de, tarih denen bilim, tarihçiye geçmiş olayları değerlendirebilmesi için formüller vermez. (Bu yüzden "tarih bir bilim midir" tartışmaları bile olmuştur.) Ve ciddi hiçbir tarihçi, geçmişi bugünün penceresinden bakarak değerlendirmez. Tarihte her olay tektir ve kendi çağının şartlarına göre ele alınır. Yoksa sakat sonuçlar doğurur. Örnek:

Önerme 1: Bilime ilginin artışı teknolojik icatları da beraberinde getirir. (Doğru)
Önerme 2: Ortaçağ’a nispetle, Rönesans’ta bilime olan ilgi artmıştır. (Doğru)
İddia: Rönesans zamanında yapılan icat sayısı Ortaçağ’dakinden fazladır. (Yanlış)

Burada Rönesans bir istisna da değildir. Antik Yunan için de bu iddia doğru olmazdı. Çünkü 1. önerme, kendi çağ ve anlayışımıza göre doğrudur. Zeitgeist'tan basit bir örnek:

Önerme 1: Her ciddi tarihçi, çağının her mühim olay ve kişisinden bahseder. (Doğru)
Önerme 2: Akdeniz çevresindeki tarihçilerden hiçbiri Hz. İsa'dan bahsetmemiştir. (değil ama, Doğru olsun)

İşte bu iki önermeyi alt alta yazıp buradan istediğiniz gibi sonuç çıkartamazsınız. 2. önerme doğru olsaydı bile, buna bir sürü açıklama getirebilirdik. (O zamanki tarihçilerin pagan oluşu, despot imparatorlar, Hıristiyanlıktan bahsedenlerin işkence görmesi, Tacitus'unkiler gibi bazı eserlerin büyük kısmının kayıp oluşu... Ve zaten Matta vs. incillerinin kendi içinde tutarlı tarihi bir vesika oluşu vs. vs.) Aslında belgeseldeki anakronizme en güzel örnek, uzun uzun astrolojiden bahsedilen bölümdür. Zannedersiniz ki, o zamanın insanları müthiş bir astronomi eğitimi görmüşler veya bu bilgileri edinmek için google'a girmişler.

Diyorsunuz ki, din konuşmayalım, belgeselin 2. ve 3. bölümlerini konuşalım. Ama belgesel, çok basit bir formülasyonla 2. ve 3. bölümü birinciye bağlıyor. Mesela, filmin daha başında, dinler olmasaydı savaşlar da olmazdıya getiriyor. Yahu, 1. ve 2. Dünya Savaşları'nı hadi saymadın, ya Vietnam, ya Kore??? Sovyetlerin ve Amerika'nın 3. dünya ülkeleri üzerinden yürüttüğü hangi savaş din adınaydı?

Daha kaba bir formülasyonla hıristiyanlık=kapitalizm=faiz diyor. Yine, hadi Fransız devrimi, reform, rönesans vs. vs. yi atladın, insan bari 14. yy'a kadar hıristiyan ülkelerde faizin yasak olduğunu ve sadece yahudilerin tefecilik (Venedik Taciri?) yapabildiğini söyler.

Ekşi sözlük ve Vikipedia'yı güvenilir kaynak olarak göstermedim tabii. Vikipedia, elimizin altındaki en yakın kaynak diye söyledim. Ekşi sözlüğü ise, şu faiz vs. döngüsünden anlamadığımdan ve birkaç iktisatçı orada makul cevaplar verdiği için zikrettim. 9/11 hadisesine gelince, hem ABD'ye "imaj imparatorluğu" diyoruz hem de adamların karizması çizildiğinde "yok, onlara kimse dokunamaz" diye komplo teorisi uyduruyoruz, olacak iş değil. Zeitgeist aydınlanma değil, paranoya belgeselidir benim için.

Burada bir hata daha yaptığımı itiraf edeyim. Şu "beyne çip takma" meselesi. Adamlar zaten "biz güvenlik gerekçeleriyle kendimiz isteyeceğiz bunu" demişler. Etrafımız bu kadar güvenlik kamerasıyla doluyken bu iddiaya karşı çıkmak saçma hakikaten.


--------------------
Gazeteci: Pasolini size ne dedi?

Godard: Bana salak dedi.
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post

Reply to this topicStart new topic
1 kullanıcı bu başlığı okuyor (1 Misafir ve 0 Gizli Kullanıcı)
0 Üye:

 



- Basit Görünüm Şuan: 22nd January 2018 - 06:16 PM