IPB

Hoşgeldin Misafir ( Giriş | Kayıt Ol )


Yedinci Gemi Çevirmenlerinden Son Filmler
Manchester by the Sea Posteri Split Posteri Rogue One Posteri Lion Posteri Fantastic Beasts and Where to Find Them Posteri John Wick: Chapter 2 Posteri Assassin's Creed Posteri

 
Reply to this topicStart new topic
> Mediterraneo (1991)
Funkster
mesaj Jan 8 2009, 10:58 PM
İleti #1


Etkin Üye
Group Icon

Grup: Veteran
İleti: 2,071
Katılım: 31-May 07
Üye No.: 6



forum resmi

IMDB
Mediterraneo (1991)

Directed by: Gabriele Salvatores
Genre: Comedy | Drama | War
Tagline: On a magical Greek island a soldier is about to discover that it is better to make love instead of war [Australian theatrical]
User Rating: 7.1 / 10 (4,215 votes)
Runtime: 96 min | Argentina:86 min | Spain:90 min | Swed...
Awards: Won Oscar.
Cast: Diego Abatantuono, Claudio Bigagli, Giuseppe Cederna, Claudio Bisio

Akdeniz’i bir tatil beldesinden çok, uçsuz bucaksız bir evren olarak görmek lazım. Zeytinin, portakalın, güneşin, denizin, yakamozun, yeşilin, aşkın, hüzünün ve doğa melodilerinin melankolik huzuru olarak iliklere kadar hissetmek lazım. Birçok şarkıda veya filmde zikredilen “cennet aslında burada” teranelerine bir an da olsa kendimizi kaptırmadan edemediğimiz Akdeniz’i, yine sadece bir an da olsa kendine sırılsıklam aşık bırakan filmlerden birine ne dersiniz? Hem de Akdeniz’in mayasına taban tabana zıt savaş olgusuyla.. 2. Dünya Savaşı sırasında, Antalya Kaş’ın hemen karşısındaki Meis (Rumca “göz”) Adası'na görev icabı uğramak zorunda olan birbirinden ilginç bir grup İtalyan askerinin yaşadıklarını konu alan Mediterraneo, bizi hiç de yabancısı olmadığımız (ama maalesef hala kimi ülkemiz insanının bile görme şansına erişemediği) Akdeniz cennetine doğru götürüyor. Akdeniz doğasında film çekerseniz zaten maça 1-0 önde çıkarsınız. Yönetmen Gabriele Salvatores, Enzo Monteleone’nin nefis öyküsüne de bu üstünlükle başlayıp, güzelliğini görsel olarak kusursuzluk sınırlarında gezdiriyor. Adama Oscar bile kazandırıyor. Buna Akdeniz büyüsü denir. Küflü, dumanlı bir ortamda da izleseniz sizi içeri buyur eder. Eğer ona ait bir nostaljiniz varsa size hiç acımaz. Ufak bir esintiyi bile saçlarınızda, yüzünüzde zalimce hissettirir. Deniz sonrası damağınızda duyduğunuz zeytin tadı onun suç ortaklarından sadece biridir.

forum resmi

İçindeki sanatçı ruhu bastıramayan bir komutandan, başıboş ama hayat üzerine çarpıcı tespitleri olan komik bir çavuştan, aşkını bir fahişeye verebilecek kadar yoğun Antonio’dan, aynı kızı sevip paylaşabilecek kadar saf iki İtalyan dağ köylüsünden bozma askerden, bunun yanında aralarında eşeklerle arasında gizemli bir bağ bulunan, eşi hamile olan ve içindeki eşcinseli keşfedenlerden oluşan bir asker grubunun bu Akdeniz adasına düştüklerini düşünelim. Yunan adası olması hiç mühim değil. Filmde de sıkça belirtildiği üzere Akdeniz tek yüz, tek ırktan oluşan bir coğrafya. Türk, Yunan, İtalyan, hepsinde aynı yüz ve aynı saflık var. “Türklere asla güvenmeyin” diyen Yunan papazı kaale almayın. Zaten filmin altında yatan (ve benim anladığım) “tek ayrım dinden gelir” görüşünün temsilcisi papazın işlevi de bu olsa gerek. Yani filmdeki tek ırkçı cümleye sahip olanın bir din adamı olması, bizi Enzo Montoleone’ye daha da yakınlaştırmalı aslında. Filmdeki Türk hırsız Aziz kötü de, bu büyük savaşı çıkarıp, bu saf İtalyan askerleri bile vatanseverlik sorgusuna iten Avrupa çok mu adil? Filmin siyasi itirazı zaten tamamen bu yönde. Yoksa filmin en klas karakteri Çavuş Lorusso, kendilerini uyutup silahlarını çalan Aziz için hiç kötü düşünmediği gibi, onun kendilerine sağladığı bir parmak balı yeterli bulmuyor. Larusso demişken ondan devam edelim. Bu insan irisi çavuşun, tatlı Akdeniz esintisinde masaj yaptırırken ağzından dökülen kelimeler, filmin felsefi boyutuna da görkemli bir selam çakıyor:

"Yaşam yeterli değil. Bir tek yaşam yeterli değil benim için. Yeterince gün yok yaşanacak...Yapılacak çok fazla şey ve bir sürü düşünce var. Her günbatımı bana hüzün getirir; çünkü bir gün daha geçip gitmiştir.."

forum resmi

Tembelliğe de bir şahsiyet kazandırmadaki bu ustalık, yaşamın yaşanası bir güzellik olduğuna, düşüncenin, hayal kurmanın kutsallığına gönderilen övgüdür. Savaşmaktansa, tembel tembel hayal kurmak evladır. O hayaller bir gün bizi öyle bir kıskacına alır ki, onun önüne kimse geçemez. Yaşayacağımız günden çok, hayalimiz var çünkü. Ve bunu bize Akdeniz söyletir. Onun verdiği ilham, ölümle içli dışlı bir askerin sapına kadar yaşam arzusunu körükler. Bir askere bunu yaptıran Akdeniz’in, savaşa kıyısından köşesinden bulaşmamış birine yapabileceklerini düşünmek bile anlamsız. Zaten hiç asker olarak görmediğimiz bu İtalyanlar da Akdenizli değil mi? Film Akdeniz’den hep hümanist çıkar dememiş. İnsan olduğumuzu anlamanın yolu, kötülüklerden izole olmuş bir coğrafyada yaşamın tadını almakla olur demiş. Bunu derken çok sıra dışı yöntemler de kullanmış ama olsun. Sözlerle anlatmadığını görüntülerle, görüntülerle anlatmadığını sözlerle anlatmış, ama anlatmış işte.. İpe asılı bembeyaz çarşafların aralanması, tertemiz bir başlangıca işaret değil de ne? Peki ya bayrakları bile tanıyamayan askerlerin “Türkler bizim tarafımızda mıydı?” diye birbirlerine sormaları?

forum resmi

Akdeniz öyle bir büyüdür ki, siz oradayken dünya büyür, çalkalanır, aradan 3 yıl, 13 yıl geçer, ruhunuz bile duymaz. Silah tutan eliniz resim yapmaya, oyun havasında parmak şıklatmaya, zeytin yemeye, kadın saçı okşamaya başlar. Onu tanımadan önce sarhoşluğu sadece içki sonrası bir biyolojik davranış biçimi sanarsınız. Halbuki suyuyla sizi dünyevi kirliliğinizden arındıran, havasıyla değme parfümlerin tozunu attıran, esintisiyle bir fahişe mi yoksa bir aşık mı olduğuna karar veremediğiniz, hep orada duran, ama kayıp bir gezegendir Akdeniz. Kaybolmak için mükemmel bir gezegen.


--------------------
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
Jaiwei
mesaj Jan 24 2010, 06:01 PM
İleti #2


Üye
**

Grup: Üyeler
İleti: 32
Katılım: 24-January 10
Üye No.: 7,119



Çok severim bu filmi..adı gibi sıcak şeyler çağrıştırır bende....bence Türk sinemasının da çok başarılı olabileceği insana dair ufak hikayeler anlatan ufak-sevimli bir filmdir ..güzelim deniz görüntüleri de cabası insanın atlayası gelir o dibi görünen pırıl pırıl sulara..
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post

Reply to this topicStart new topic
2 kullanıcı bu başlığı okuyor (2 Misafir ve 0 Gizli Kullanıcı)
0 Üye:

 



- Basit Görünüm Şuan: 11th December 2019 - 08:26 AM