IPB

Hoşgeldin Misafir ( Giriş | Kayıt Ol )


Yedinci Gemi Çevirmenlerinden Son Filmler
Manchester by the Sea Posteri Split Posteri Rogue One Posteri Lion Posteri Fantastic Beasts and Where to Find Them Posteri John Wick: Chapter 2 Posteri Assassin's Creed Posteri

 
Reply to this topicStart new topic
> Slumdog Millionaire (2008)
BuRnOut
mesaj Jan 4 2009, 12:06 AM
İleti #1


Edilgen Bir Uyumsuz
Group Icon

Grup: Veteran
İleti: 1,851
Katılım: 31-May 07
Nereden: Düşler Ülkesi.
Üye No.: 8



forum resmi


IMDB
Slumdog Millionaire (2008)

Directed by: Danny Boyle, Loveleen Tandan
Genre: Crime | Drama | Romance
User Rating: 8.7 / 10 Top 250: #52 (13,204 votes)
Runtime: 120 min
Awards: Nominated for 4 Golden Globes.
Cast: Dev Patel, Anil Kapoor, Saurabh Shukla, Rajendranath Zutshi


Hile, şans, alın yazısı ya da hepsi…


Vikas Swarup’un kitabından uyarlanan Slumdog Millionaire, bizde de “Kim Beş Yüz Milyar İster?” ismiyle yayınlanan yarışma programıyla bir anda ülkenin gündemine oturan Jamal Malik’in hayatının aşkına kavuşmasını anlatıyor. Yarışmadaki sorular ile birlikte Jamal’in de hayatı koşut bir şekilde aktarılıyor ve yaratılan arka plan sayesinde Hindistan’la ilgili de pek çok gerçeğe ulaşma şansı elde ediyoruz. Bu sayede, hikaye; bizlere sadece Jamal’in “kaderini” anlatmıyor; aynı zamanda Hindistan’ın toplumsal yapısıyla ilgili de önemli tespitlerde bulunuyor.

Anneleri Müslümanlarla Hindular arasında çıkan bir arbededen sonra ölen Jamal ve Salim’in sefalet içindeki Hindistan’da yükseliş öyküleri, Jamal’in yarışmadaki yükseliş öyküsüyle birlikte aktarılırken; iki kardeşin ayrı yönlere giden hayat hikayesinin arka planı da oldukça zengin. Babür Şah Camiisi’nin 1992’de Hindular tarafından yıkılmasıyla birlikte, Hindular ve Müslümanlar arasında iyice yükselen gerginlik herkes tarafından bilinmekte. Hatta bu gerginlik çoğu zaman sadece Hindistan’daki olaylarla sınırlı kalmıyor, Bangladeş, Pakistan ve İngiltere gibi ülkelerde de devam ediyor. Tanrılarından Rama’nın bu camiinin inşa edildiği yerde doğduğuna inandıkları için bu camiiyi yıkan Hindular ile Müslümanlar arasında süregelen anlaşmazlıklar pek çok masum insanın da ölmesine neden oluyor. Böyle bir sokak savaşının ortasında annesini kaybeden Jamal’ın, sorgu sürecinde bu anlaşmazlıklara göndermede bulunması da bu sokak savaşlarının anlamsızlığını ortaya koyuyor. Fakat bu meselenin tek bir sözle geçiştirebilecek bir mesele olmadığı da aşikar.

Annelerini kaybettikten sonra tek başlarına hayatta kalmaya çalışan ikilinin bundan sonraki yaşamları ise, Hindistan’daki sefaletin boyutlarını ortaya döküyor. Soğuk bir kolayla kandırdıkları çocukları dilendirerek para kazanmaya çalışan fırsatçıların elinden güç bela kurtulan ikilinin önünde dolandırıcılık yapmaktan başka bir yol kalmıyor. Bir süre ülkeye gelen turistleri dolandıran ikilinin ergenlik çağına gelmesiyle, gidecekleri yönler de artık farklılaşmaya başlıyor. Seçimlerini yapan ikiliden büyük olan Salim, acımasız hayat şartlarının yarattığı tipik bir Scarface modeli çizerken, küçük olan kardeş Jamal ise; sıradan bir çaycı olarak yaşamayı, suçtan ve beladan uzak kalmayı tercih ediyor. Bu tercih meselesi, sokakta yaşayan çocukların seçim şanslarını göstermesi bakımından da dikkate değer. Sonuçta bu seçim sadece Jamal ve Salim’in seçimi değil. Aynı zamanda Hindistan’da onlar gibi daha milyonlarca çocuk var. Danny Boyle, bu seçimin sonuçlarını çarpıcı bir şekilde ekrana getirerek bir yanıyla da City of God filmindekine benzer bir bakış açısı yakalıyor. Suça batmış bir dünyada kimsesiz olarak büyümenin bir gangster olmak için yeterli bir sebep olamayacağını da gösteriyor.

forum resmi


Kenar mahallelerdeki yaşantıları, hızla artan çarpık kentleşmeyi, yetersiz eğitim sistemini ve sokaklarda yaşamanın zorluklarını bir Batılı gözüyle oryantalist bir Hindistan figürü yaratmadan veren Boyle; kuşkusuz bu konuda en büyük desteği de senaryonun temelini oluşturan eserden alıyor. Dışarıdan içeriye bakarak, içeriyi yeterince derin yansıtamama endişesi de, böylece bertaraf edilmiş oluyor. Karakterlerin, ülkenin toplumsal kırılma anlarına gösterdikleri tepkilerin çok gerçekçi oluşu, onların büyürken gösterdikleri değişimi de daha iyi anlamamızı sağlıyor. Örneğin, Salim karakterini ele alırsak; Salim’in bir anda gangster olarak türemediğini de görebiliriz. Yaşadıkları kenar mahallenin en fazla nüfuz sahibi adamı bir gangster. Salim de kendinde cesareti bulur bulmaz, onun yolundan gidiyor. Gangsterlerin prim yaptığı bir dönemde onun cesareti de o mahallenin en önemli suçlusu olan Javed tarafından ödüllendiriliyor. Bu, kuşkusuz o coğrafyanın o zaman dilimde normal karşılanacak bir davranış şekli. Ama tam anlamıyla örgütlenmiş bir mafya grubu olsaydı, muhtemelen Javed’in Salim’i ödüllendirmek yerine, onu bir kalemde silip atması gerekirdi. Fakat henüz bir örgütlemenin oluşmadığı bir dönemde, örgütlenmeye doğru gidilen yolda bütün fedailer Javed için değerli.

Güçlü bir sinematografi…


Filmdeki karakterlerin gerçekçiliği kadar, yönetmen Danny Boyle’un mekan kullanımındaki başarısı da filmin önemli artılarından biri. Hangi mekanı kullanırsa kullansın, canlılığı hiç elden bırakmayan Boyle; hızlı kurgusu, canlı renkleri ve iyi seçilmiş müzikleriyle de karakterlerin çocukluktan yetişkinliğe doğru olan yolculuklarını büyüleyici ve nefes kesen bir maceraya dönüştürüyor. Sıçramalı kurgu ile karakterlerin şimdiki hallerinden geçmişe yapılan geçişler, aralarda kullanılan etkileyici mekanlar ve yarışma-kovalamaca ekseninde aktarılan heyecan hissi; aynı zamanda bir çocukluktan yetişkinliğe geçiş hikayesiyle birleşiyor. Mükemmel bir kurgu ile pek çok farklı yan hikayeyi, yarışma ve sorgulama sahneleriyle koşut bir şekilde aktaran yönetmen, bu sayede, filmin başındaki soruya da cevabını vermiş oluyor: Jamal Malik 20 milyon rupilik ödülü kazanmayı nasıl başardı?

Bu sorunun cevabı Jamal’in hayat hikayesinde gizliyken, yönetmen anlatımında kaderin altını çizmek için de döngüselliğe başvuruyor. Genelde ağlak romantik filmlerin en büyük klişelerinden biridir: Filmin başında karşılaşan ve aralarında bir çekim oluşan kadın ve erkek, filmin son sahnesinde bile olsa bir şekilde bir araya gelir. Alın yazısı veya kaderin cilvesi gibi beylik ifadelerle açıklanan bu birleşme hadisesi, tıpkı Hollywood gibi Bollywood sinemasının da vazgeçilmezlerinden biridir. Aksiyon ve müzikal yanı daha ağır basan Bollywood sinemasının birtakım anlatısal kalıplarına da sadık kalan Boyle, filmde de sık sık ayrılan ve birleşen iki sevgilinin hikayesini de Hindistan’taki inançlar, genel görüler ve beklentiler doğrultusunda vermeyi uygun buluyor. Hindistan’ı oryantalist bir gözle yansıtmasa bile, filmin başlarındaki toplumsal gerçekçiliğe sahip arka plan sonlara doğru zayıflıyor ve anlatım olarak grotesk bir tarza kayıyor.

forum resmi


Slumdog Millionaire bu yılın en ilgi çekici filmlerinden biri. Bu, inkar edilemez bir gerçek. Ama filmin bir sinema duygusu vermediği de aşikar. Sıçramalı ve hızlı kurgu, sıkça kullanılan kesmeler, pek çok yerde tekrarlanılan klişe anlatım kalıpları filmin personasını olumsuz etkileyen faktörler. Buna rağmen, iki küçük çocuğun Hindistan’da çocukluktan yetişkinliğe geçişini anlatan yolculuk hikayesi, yarışmanın heyecanının bütün filme yayılması ve bütün hikayenin odağındaki bildik aşk hikayesinin naifliği bir yandan da seyircilerin filme kendilerini kaptırmasını sağlıyor. İçinde, alt-orta sınıfa mensup insanların hayatlarında tanıdık olabilecek pek çok mizansen barındıran Slumdog Millionaire, insanların alışık oldukları temaları anlatması sebebiyle de çoğu insana tanıdık gelecektir. Geçmişten beri Hindistan’ı sömüren pek çok İngiliz’in aksine, Danny Boyle belki Hindistan’ı sömürü amaçlı kullanmamış filminde. Ama her karede kendi yeteneğini göstermekten ve bu şovun kendi şovu olduğunu belli etmekten de geri durmamış. Öyküyü fazla değiştirmeden, ama olay örgüsünü baştan sona kendi hakimiyetine alarak filme bir anlamda kendi damgasını da vurmuş. Özünde klişe bir hikaye anlatmasına rağmen, ilginç ve özgün yan hikayesiyle ve video klip estetiğindeki yönetimiyle bu açığını kapatan Boyle; kendi filmografisinin en başarılı işine de imza atmış. Bu film onu istediği yere getirir mi, bilinmez ama Sunshine’dan sonra iyice azalan kredisini epey arttıracağı kesin.


Barış Saydam

10/7



Bu ileti BuRnOut tarafından Jan 4 2009, 12:15 AM yeniden düzenlenmiştir.


--------------------
forum resmi

Zaman, hediye vermez insana
ve doğru diye bir şey yoktur onun kıyısında



User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
siroguz
mesaj Feb 10 2009, 05:24 PM
İleti #2


some are born to sweet delight, some are born to endless night
Group Icon

Grup: Müdavim
İleti: 435
Katılım: 22-June 07
Nereden: bir yerdeyim...
Üye No.: 112



"Seni seviyorum" cümlesine verilecek cevaplardan en zor ve en nadir söyleneni ama belki de gerçek aşklara en uygun düşecek olanı, filmin özünü de çok güzel açıkladığını düşündüğüm cümle Latika tarafından söyleniyor: "So what?"
Bazen hayat şartları aşkları bu sona sürüklüyor.

Bilim insanları aşkı araştırıyor. Her gün etrafımızda gördüğümüz hatta kendi yaşadığımız ilişkilere aşk diyorsak aşkı hafife alıyoruz demektir. Aşk, yâr için yaşamayı göze almaktır; tıpkı Jamal'in yaptığı gibi. Belki zamanımızda içi boşaltılan, çokça kullanılıp bir kenara atılan diğer sözlerin arasına katıldı ama aşkın tarifini bu şekilde yapınca değeri anlaşılır oluyor.

Slumdog Millionaire, perspektifini geniş tutan sıcacık bir aşk filmi. Ama onu yılın en iyi filmlerinden biri yapan, anlattığı aşk hikâyesi dahilinde sebepler veya sonuçlar aracılığıyla dinsel çatışmaları, yoksulluğu, yaşama bağlılığı, çıkarcılığı, hayata tutunmak için seçilebilecek yolların vicdandan geçtiğini ve en özel bağlamda çocuk olmayı hikâyesine dahil etmiş olması.

Hızlı kurgusu, tempoya göre verilen müzikleri, Hindistan'ın arka plandaki kullanımı ve hikâye anlatımı ile bu filmin mimarı Danny Boyle'yi alkışlamak da bize düşen görev oluyor.

Bu ileti siroguz tarafından Feb 10 2009, 05:29 PM yeniden düzenlenmiştir.


--------------------
Bahçelerde ve yatak odalarında, bodrum katlarında ve tavan aralarında dolaşır, köşelerden döner, kapılardan pencerelerden geçerim, kaldırımlarda gezinir, merdivenlerden çıkar, halıların üzerinde, oluklardan aşağı, gökyüzünde ilerlerim, arkadaşlarla, âşıklarla, çocuklarla ve kahramanlarla gezerim; bunların hepsi de algıladığım, hatırladığım, hayal ettiğim, çarpıttığım ve netleştirdiğim şeylerdir.
Tom Robbins - Another Roadside Attraction
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
ggecim
mesaj Feb 12 2009, 01:56 AM
İleti #3


Etkin Üye
***

Grup: Üyeler
İleti: 878
Katılım: 5-October 07
Nereden: İstanbul
Üye No.: 479



Filmin, Hindistan'ın fakir kenar mahalle yaşantısını, iki çocuğun büyüme yolculuğundaki draması ve yaşadıkları aşkı anlatması yanında, yapay bir humanizme ve medyaya getirdiği eleştiri de dikkatimi çekti. Slumdog Millionaire abartısız bir film. Hatta bazen öyle abartısız ki, insanın midesini ağzına getirdiği gibi, insan acımasızlığı karşısında da dilini ısırtabiliyor.


--------------------
Ömrümüzden bir gün daha geçti,
Dereden akan su ovada esen yel gibi
İki gün var ki dünyada, bence ha var ha yok
Gelmeyen gün bir
geçip giden gün iki
- Ömer Hayyam


User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
sidar ve gaba
mesaj Feb 12 2009, 02:45 AM
İleti #4


Etkin Üye
***

Grup: Üyeler
İleti: 109
Katılım: 1-January 09
Üye No.: 5,559



Film iki bölümden oluşuyor. Jamal ve kardeşinin çocukluk zamanları ve günümüz.

Filmi asıl etkileyici hale getiren kısımların çocukken yaşadıklarının aktarıldığı sekanslar olduğunu söylemek yanlış olmaz. Sanki modernleşen dünya ile birlikte olaylara/sahnelere de yansıyan bir kasvet söz konusu. Danny Boyle'un bunu bilinçli olarak yapıp yapmadığına karar veremedim ama, filmin tadındaki değişim o kadar keskin ki bunu özellikle kullandığını düşünmeye başladım. Belki şehirleşmeler konusunda ben fazla nostaljik bir insan olarak kalıyorum, belki ben bir türlü gökdelenleri sevemedim; ama ilk sahnelerde görülen adeta karton kutu parçalarının oraya buraya salınmış hali gibi bir çerçeve çizen hint mahalleleri bile, sonradan şehre kurulan o biçimsiz ve sevimsiz yüksek yapıların diktatör havalarından daha canlı, daha renkli bir manzara yaratıyor. Çocukların hoşgörüsüz insanlarca çekilmeye çalışıldığı tren vagonundan acı içinde yere yuvarlanmaları bile günümüzün fast food merkezlerinde çalıştığı sahnelerden daha içi açıcı kalıyor. Hatta bu durumun en çarpıcı kanıtını müzikler sunuyor. daha sepya olarak niteyebileceğimiz geçmiş sahnelerde çalınan harika ezgiler yerini bugünün siyah ve neon ışıklarla süslü dünyasındaki yoz müziklere bırakıyor.

Bu kontrast, filmin havasını bozmuyor ilginç bir şekilde ve tüm klişelerine rağmen içi dolu bir film olma niteliğini kaybetmiyor Slumdog Millionaire.
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
siroguz
mesaj Feb 14 2009, 12:47 AM
İleti #5


some are born to sweet delight, some are born to endless night
Group Icon

Grup: Müdavim
İleti: 435
Katılım: 22-June 07
Nereden: bir yerdeyim...
Üye No.: 112



Benjamin Button'u da seyrettiğime göre gönül rahatlığıyla söyleyebilirm ki; yılın en iyi filmi Slumdog Millionaire !


--------------------
Bahçelerde ve yatak odalarında, bodrum katlarında ve tavan aralarında dolaşır, köşelerden döner, kapılardan pencerelerden geçerim, kaldırımlarda gezinir, merdivenlerden çıkar, halıların üzerinde, oluklardan aşağı, gökyüzünde ilerlerim, arkadaşlarla, âşıklarla, çocuklarla ve kahramanlarla gezerim; bunların hepsi de algıladığım, hatırladığım, hayal ettiğim, çarpıttığım ve netleştirdiğim şeylerdir.
Tom Robbins - Another Roadside Attraction
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
Ramzy
mesaj Feb 14 2009, 05:28 PM
İleti #6


Yeni Üye
*

Grup: Üyeler
İleti: 1
Katılım: 14-February 09
Üye No.: 5,763



Benim ilk 10'uma dahi giremedi açıkçası.

City of God'dan 3-5 tutam getirin, Crash'ten 3-5 tutam, ortaya Danny Boyle ve Hindistan koyup kaynatın. Sonuç bu işte. Çocukluk sahneleri dışında heyecan verici bir şey yoktu.

Aşk hikayesinden pek fazla hislendiğimi söyleyemem. Ayrıca yazdıklarınızın aksine tamamen gerçek dışı bir aşk hikayesi bence. Olaylar gerçekçi fakat herşeyin bu şekilde bağlanması tamamiyle gerçek dışı. Evet, kader diyorlar buna ama bu gerçekçi mi?

Bilmiyorum, burada görüşünü bildiren herkesin açıkladığı şeylere saygı duyuyorum. Ben pek sinema bilgisi olmayan bir insanım, filmi kendi çapımda Crash ve City of God'a benzettim. O iki filmde hissettiklerimi bana bu film hissettirmedi. Ağlama özürlü birisi olarak Crash'te gözümden neredeyse yaş akacağını hatırlarım, Slumdog Millionaire bana o kadar hisli gelmedi. Yine de iyi bir film olduğunu inkar edemeyiz, ama abartıldığı kadar olduğunu düşünmüyorum.

Son olarak, filmin ending credits'i berbat ötesiydi, bir anda bu hikayeyi bitiriverdi gözümde. Ne kadar kötü bir dans öyle, ne lüzum varmış ki? Sonunu bile getiremedim.

Bu ileti Ramzy tarafından Feb 14 2009, 05:32 PM yeniden düzenlenmiştir.
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
paranoid
mesaj Feb 14 2009, 09:57 PM
İleti #7


Gözleri içine düşmüş kırık bir kukla...
***

Grup: Üyeler
İleti: 435
Katılım: 14-July 07
Nereden: Bölge
Üye No.: 172



QUOTE(Ramzy @ Feb 14 2009, 05:28 PM) *


City of God'dan 3-5 tutam getirin, Crash'ten 3-5 tutam, ortaya Danny Boyle ve Hindistan koyup kaynatın. Sonuç bu işte. Çocukluk sahneleri dışında heyecan verici bir şey yoktu.


clap2.gif


--------------------
"Bir filmi açıklamak zordur, çünkü onu anlamak kolaydır."
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
GeCeKuSu
mesaj Mar 8 2009, 05:06 AM
İleti #8


Tembel teneke
***

Grup: Üyeler
İleti: 437
Katılım: 5-March 09
Nereden: Mersin
Üye No.: 5,816



Spoiler içerir..

Filmi genel anlamda beğendiğimi söyleyebilirim.Lakin izledikten sonra iki konuda soru işareti oluştu kafamda,birincisi kurgu ile ilgiliydi çocukluklarında kendilerini artos ve portos'a benzetmeleri yarışmadaki final sorusunda jamal'in karşında çıkması mantık olarak beni düşündürdü.Yani o kadar para kazandıracak bir soru bu kadar kolay olabilirmi?İkincisi benimden gözümden kaçmadı City of god ile olan benzerliği Slumdog Millionere'nin..

Oskar'ı hakettimi diye düşünürsek Crash,Chicago ve Amerikan Beauty aklıma geliyor.Onlarında oskar aldığını düşünürsek bence onlardan daha iyi bir yapımdı. Bu seneki rakiplerinden ise The Reader ve Benjamin Button'da en az Slumdog Millionere kadar iyiydi.Beni en çok etkileyen film The Reader oldu..
Kaliteli filmlerin olduğu bir seneydi kanaatim'ce..

Bu ileti GeCeKuSu tarafından Mar 8 2009, 05:15 AM yeniden düzenlenmiştir.


--------------------
Beni öyle bir yalana inandır ki ömrümce sürsün doğruluğu.
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
aex1
mesaj Mar 13 2009, 07:24 AM
İleti #9


Üye
**

Grup: Üyeler
İleti: 28
Katılım: 23-December 07
Üye No.: 924



ben filmi yarıya kadar izleyebildim , dayanamadım , abuk-subuk geldi bana , sildim...bana göre değil..çör-çöp bir sokak filmi gibi...Tarlabaşı-Dolapdere-Kasımpaşa mevkii civarında çekilmiş , şoparlarla film yapılmış gibi hissettim.
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
GeCeKuSu
mesaj Mar 13 2009, 05:28 PM
İleti #10


Tembel teneke
***

Grup: Üyeler
İleti: 437
Katılım: 5-March 09
Nereden: Mersin
Üye No.: 5,816



QUOTE(aex1 @ Mar 13 2009, 07:24 AM) *

ben filmi yarıya kadar izleyebildim , dayanamadım , abuk-subuk geldi bana , sildim...bana göre değil..çör-çöp bir sokak filmi gibi...Tarlabaşı-Dolapdere-Kasımpaşa mevkii civarında çekilmiş , şoparlarla film yapılmış gibi hissettim.


Filme beğenmemeni anladımda gerekçesi biraz garip geldi.Varoş yaşamını anlatan filmler kalitesizdir gibi genelleme çıkıyor yazından.
Beğeniler arasında farklar olabilir ama bu kadar uçurum olamaz hayatımın filmi olmasada güzel bir filmdi.


--------------------
Beni öyle bir yalana inandır ki ömrümce sürsün doğruluğu.
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
aex1
mesaj Mar 15 2009, 04:12 AM
İleti #11


Üye
**

Grup: Üyeler
İleti: 28
Katılım: 23-December 07
Üye No.: 924



kişileri yadırgadığımdan değil yanlış anlaşılmasın...Istanbulda yaşanan taşralaşma aklıma geldi belki ondandır...filmin başında çocuk gayet doğal bir oyuncakmış gibi dışkının içine dalıyor filan...konuya giriş zaten miğdemi alt üst etti. sonra bu çöplükleri görünce aklıma dolapdere-Kasımpaşa yolunun oradan (mobilyacılar sokağı deniyor oradan yukarı) tarlabaşına çıkan bir sokak var çoluk çocuk arabaları durdurup soyan.. benziyor işte... herkese başka duygu verir zaten sinema olayı.
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
Baltalı ilah
mesaj Mar 18 2009, 12:22 AM
İleti #12


Üye
**

Grup: Üyeler
İleti: 73
Katılım: 2-July 08
Nereden: İzmir
Üye No.: 4,116



Arkadaşlar benim anlamadığım bir şey var filmde. Şimdi, Hintçe konuşulan çocukluk sahnelerini Hintli yönetmen mi çekmiş? Filmin en can alıcı noktaları bu sahnelerdi bence.

Eğer o sahneleri Hintli yönetmen çektiyse, Danny Boyle... Danny Boyle o Oscar'ı ne için aldı yani?
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
psychopter
mesaj Mar 20 2009, 01:49 AM
İleti #13


Yeni Üye
*

Grup: Üyeler
İleti: 2
Katılım: 22-March 08
Üye No.: 2,739



burnout süper yazmışın, arkadaşlar da güzel yorumlamış ama : filmi izledikten sonraki düşüncem "Danny boyle-midir senin oscarlık filmin?"
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
Vigilante
mesaj Mar 21 2009, 06:30 PM
İleti #14


Etkin Üye
***

Grup: Üyeler
İleti: 157
Katılım: 16-June 07
Üye No.: 91



Biraz Amerikalı'ların tabiriyle ''overrated'' olduğunu düşünüyorum. Yarışmayı filme uyarlamaları hoş düşünce ama gerisi Emrah'ın arabesk şarkılarındaki hikaye gelişimlerine benziyor. Hayat bize bir ordan vurdu bir burdan, okulların kralını bitirsek bu bilgileri bilemezdik sokaklarda büyüdük böyle olduk tarzı... Yine de hoş bir seyirlik filmin hakkını çok da yemek istemem. Ha filmi bitirince akılda ne kalıyor? Acaba ben katılsam alır mıyım şu parayı laugh.gif


--------------------
forum resmi
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
RockeT
mesaj Dec 6 2010, 12:47 PM
İleti #15


Etkin Üye
***

Grup: Üyeler
İleti: 242
Katılım: 6-December 10
Üye No.: 8,285



Hint filmi olmasından mıdır bilmiyorum ısınamadım filme. Tren sahnesinde etkilendim ve alt düzey insanların ne kadar mutlu olduklarını anladım. mellow.gif


--------------------
forum resmi
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post

Reply to this topicStart new topic
1 kullanıcı bu başlığı okuyor (1 Misafir ve 0 Gizli Kullanıcı)
0 Üye:

 



- Basit Görünüm Şuan: 15th September 2019 - 07:54 AM