IPB

Hoşgeldin Misafir ( Giriş | Kayıt Ol )


Yedinci Gemi Çevirmenlerinden Son Filmler
Manchester by the Sea Posteri Split Posteri Rogue One Posteri Lion Posteri Fantastic Beasts and Where to Find Them Posteri John Wick: Chapter 2 Posteri Assassin's Creed Posteri

2 Sayfa V  1 2 >  
Reply to this topicStart new topic
> 7G 2008'in En İyi 20 Filmini Sunar
BuRnOut
mesaj Feb 27 2009, 12:33 PM
İleti #1


Edilgen Bir Uyumsuz
Group Icon

Grup: Veteran
İleti: 1,851
Katılım: 31-May 07
Nereden: Düşler Ülkesi.
Üye No.: 8



Geçen yıl hazırladığımız Yedinci Gemi Top 20 listesini bu yıl da devam ettirerek, geçtiğimiz sinema sezonunun kendimizce bir değerlendirmesini yaptık. Filmleri seçerken kıstaslarımız basitti. 2007 yılının ikinci yarısından itibaren çıkmış filmleri göz önüne alarak her üye kendine göre, izlediği filmler arasından bir Top 20 belirledi. Daha sonra bu belirlenen Top 20'lerin ortalaması alındı ve neticede ortak bir Top 20 çıkarıldı. Beğeniler farklılık gösterdiğinden genel Top 20’den sonra, dileyenler yazarların kişisel Top 10’larını da inceleyebilir. Başta dosyayı flashta hazırlayan Melih olmak üzere, emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Keyifle okumanız dileklerimle…



forum resmi


--------------------
forum resmi

Zaman, hediye vermez insana
ve doğru diye bir şey yoktur onun kıyısında



User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
batigol-7
mesaj Feb 27 2009, 12:44 PM
İleti #2


Etkin Üye
Group Icon

Grup: Çevirmen
İleti: 464
Katılım: 28-September 08
Nereden: Bakırköy
Üye No.: 4,735



Güzel bir çalışma olmuş.


--------------------
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
Funkster
mesaj Feb 27 2009, 06:33 PM
İleti #3


Etkin Üye
Group Icon

Grup: Veteran
İleti: 2,071
Katılım: 31-May 07
Üye No.: 6



QUOTE(batigol-7 @ Feb 27 2009, 10:44 AM) *

Güzel bir çalışma olmuş.

İsteyen herkes bu başlık altında kendi Top 10 - 15 - 20 seçkisini sunabilir. smile.gif


--------------------
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
Bob le Flambeur
mesaj Feb 27 2009, 07:01 PM
İleti #4


Kumarbaz Bob
Group Icon

Grup: Yönetici
İleti: 1,895
Katılım: 2-June 07
Üye No.: 24



Geçen yılki liste ile en büyük fark, bu yıl herkesin üzerinde fikir birliğine vardığı filmlerin azlığı, hatta yokluğuydu tongue.gif .

Hal böyle olunca, geçen yılın birincisi, dosyaya katılan 10 üyenin de kişisel listelerinde zirvede olan No Country for Old Men olurken, bu yılın birincisi 8 kişisel listenin hiçbirinde birinci olamayan Waltz with Bashir oldu.

Genel listeyi görmeden önce, BuRnOut ile yaptığımız ÖM muhabbetinde, toplumsal-gerçekçi filmlerin ön planda olduğu bir listeye hazırlıklı olmam konusunda bir tiyo almıştım. Ama birbirine bu kadar benzemez kişisel listeler görmeyi beklemiyordum, o kısmı sürpriz oldu.

Kendi kişisel listemin ise diğer listelerden en büyük farkı, bu yıl ön plana çıkan toplumsal-gerçekçi filmlerle pek alakam olmamasıydı sanırım oleyo.gif . Ne demiş Hitchcock ustamız: "Başkaları seyirciye hayat dilimleri versinler; ben onlara pasta dilimleri veriyorum."

Ben de diyorum ki, başkaları hayat dilimleri yesinler; ben pasta dilimleri istiyorum smile.gif .


--------------------
forum resmi
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
paltosuz
mesaj Feb 27 2009, 08:06 PM
İleti #5


Etkin Üye
***

Grup: Üyeler
İleti: 150
Katılım: 2-July 07
Üye No.: 141



benim listem buna benzeyebilirdi:

1. Wendy & Lucy
2. Synecdoche, New York
3. It's a free World...
4. Three Monkeys
5. Tokyo!
6. The Visitor
7. The Fall
8. Heima
9. The Dark Knight
10. Burn After Reading
11. Tokyo Gore Police
12. Genova
13. Die Welle
14. The Wrestler
15. The Curious Case of Benjamin Button

happy-go-lucky, waltz with bashir, gomorra, slumdog millionaire, in bruges, revolutionary road, zack and miri make a porno, doubt, sonbahar gibi filmlerin listeme gireceğini düşünüyorum. hala izlemedim onları.. listemde, the wreslter ve benjamin button'dan önce gelebilirler bu izlemediğim ama uzaktan güvendiğim filmler. wrestler ve benjamin button'u, listeye koymadan edemedim ama bence 2008in en iyi filmleri arasında sayılmazlar. neden koydum o zaman bilmiyorum, rourke ve finchera kıyamadım sanırım.

Yedinci Gemi listesi, hiçkimsenin birincisi olmamasına rağmen 1.olan waltz with bashir'le, çeşitliliğiyle, içerdiği türk filmleriyle sempatik görünüyor gerçekten.
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
siroguz
mesaj Mar 2 2009, 10:38 AM
İleti #6


some are born to sweet delight, some are born to endless night
Group Icon

Grup: Müdavim
İleti: 435
Katılım: 22-June 07
Nereden: bir yerdeyim...
Üye No.: 112



Listeme bakarken bir şey dikkatimi çekti, Burn After Reading'i göremedim. smile.gif İlk beşimde yer bulacak bu filmi unutmuş olduğuma inanamıyorum, muhtemelen karambolde onun yerine farklı bir isim yazmışım. Hangi isim olduğunu tahmin edersiniz. smile.gif
Neyse olan olmuş ama itibarını vermek amacıyla söylemek isterim ki Burn After Reading yılın en iyi filmlerinden. smile.gif


--------------------
Bahçelerde ve yatak odalarında, bodrum katlarında ve tavan aralarında dolaşır, köşelerden döner, kapılardan pencerelerden geçerim, kaldırımlarda gezinir, merdivenlerden çıkar, halıların üzerinde, oluklardan aşağı, gökyüzünde ilerlerim, arkadaşlarla, âşıklarla, çocuklarla ve kahramanlarla gezerim; bunların hepsi de algıladığım, hatırladığım, hayal ettiğim, çarpıttığım ve netleştirdiğim şeylerdir.
Tom Robbins - Another Roadside Attraction
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
derided_by_vanity
mesaj Mar 9 2009, 08:26 PM
İleti #7


Etkin Üye
***

Grup: Üyeler
İleti: 364
Katılım: 23-October 08
Nereden: a clean, well lighted place
Üye No.: 4,953



1. Wendy and Lucy
2. The Headless Woman (La mujer sin cabeza)
3. Revanche
4. My Winnipeg
5. Happy-Go-Lucky
6. Momma's Man
7. Üç Maymun
8. Silent Light (Stellet Licht)
9. Synecdoche, New York
10. In Bruges

yılın en kötü filmi: Rachel Getting Married

Öncelikle belirtmeliyim ki, Wendy ve Lucy için "2008'in en güzel filmi" demek pek doğru değil; çünkü Wendy & Lucy aslında "dünyanın en güzel filmi!"

"The Headless Woman" son Cannes festivalinde bolca yuhlandı. Doğaldır; ne ticari sinemanın ne de sanat sinemasının kalıplarına uyan, dolayısıyla çok az kişiye hitap eden bir film. Bununla beraber önemli bir film bu ve zamanla sinema tarihinde belli bir yer edineceğini sanıyorum.

"Revanche"de ise neredeyse bunun tersi bir durum söz konusu; Amerikan sinemasıyla Avrupa sinemasının en iyi özelliklerini birleştiren bu "art-house" gerilim filmi hemen herkese hitap edebilecek yapıda (zaten Oscar adayı olmasından anlaşılabilir).

"My Winnipeg" Kanadalı sürrealist Guy Maddin'in başyapıtı. Tuhaf memleketinin hikayesini yine sessiz sinema estetiğiyle anlattığı fantastik, mistik, düşsel bir masal/belgesel.

"Happy-Go-Lucky"de Mike Leigh yine hayalkırıklığına uğratmıyor. Karanlık ve nihilist "Naked"in tersine gayet güneşli ve iyimser bir film. Ama sonuçta bu bir İngiliz filmi, o yüzden (neyse ki) yeni bir "Amelie" değil; karanlık yine bir yerlerden sızıyor filme. Eddie Marsan ve Sally Hawkins çok iyiler.

"Momma's Man" yılın sürprizi. Bu küçük, mütevazı Amerikan bağımsızı, Kafka bir "indie" öyküsü yazsa ne ortaya çıkardı, onu gösteriyor sanki.

"Üç Maymun" Demirkubuz-vari hikayesiyle beni hayalkırıklığına uğratsa da, zengin anlatımıyla ortalama bir Demirkubuz olmaktan kurtuluyor.

"Silent Light" filmiyle Reygadas nihayet provokatif saçmalıklardan sıyrılıp olgun bir film ortaya koyuyor. Fazla uzun bölümleri var, finali de çarpıcı olmasına rağmen Dreyer'in Ordet'inden apartma; ama "Üç Maymun" gibi bu film de sinemasal zenginliğiyle önem kazanıyor.

"Synecdoche, New York" yılın en garip filmi, ayrıca en büyük hayalkırıklığı. Bildik "self-reflexive" Kaufman konseptleri bu filmde ifrada kaçmış. Şaşırtıcı biçimde başlayan bu gerçeküstücü film giderek yorucu bir hal alıyor ve Kaufman ilk yönetmenlik sınavında çuvallıyor. Yine de dahiyane anları var.

"In Bruges" iyi yazılmış, iyi oynanmış, hoş ama boş bir film. Neden listede? Çünkü 10'a tamamlamak gerekiyordu.

Yılın en iğrenç filmine gelince... "Rachel getting Married" sözüm ona bir bağımsız film. Yapım süreci olarak öyle sayılabilir, ama özünde vıcık vıcık bir Hollywood filmi. Bol bol ağlayan kadın sahnesine ek olarak sinir bozucu düğün sahnelerinden oluşuyor. Amerikalıların "sentimental chick-flick" dedikleri türden, yani ancak son derece hassas ve duygusal kızların tahammül edebileceği filmlerden...
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
twilightened
mesaj Mar 15 2009, 02:02 AM
İleti #8


Üye
**

Grup: Üyeler
İleti: 20
Katılım: 10-March 09
Üye No.: 5,839



Listedeki filmlerin bir çoğu bence de çok iyiydi. Aynı filmleri tekrar yazmak yerine, adını görmediğim, izleyip beğendiğim 2008 filmlerinden bir liste yapmak istedim. Umarım bir sakıncası yoktur.

Rachel Getting Married
Happy Go Lucky
The Russel Girl
Paris
The Black Balloon
The Lucky Ones
Julia
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
Funkster
mesaj Mar 15 2009, 02:48 AM
İleti #9


Etkin Üye
Group Icon

Grup: Veteran
İleti: 2,071
Katılım: 31-May 07
Üye No.: 6



QUOTE(twilightened @ Mar 15 2009, 12:02 AM) *

Nihayet birisi daha Julia'yı en iyiler arasında gösterdi de kendimi garip hissetmedim. Benim ilk 20 listemde yer alıyordu. Ama 10 adet çıkardığımızdan dışarıda kaldı. Adeta Tilda Swinton'ı yeniden keşfettiğim bir film olmuştu benim için. Geçtiğimiz Çarşamba günü CNBC-E'de gösterimdeydi. Ortasında yakaladım, bir de baktım bitirmişim. smile.gif

Şu Rachel Getting Married de ne filmmiş birader! Sinema seyircisini resmen ortadan ikiye bölmüş. Zorla izletecekler filmi o olacak. smile.gif


--------------------
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
twilightened
mesaj Mar 15 2009, 05:50 AM
İleti #10


Üye
**

Grup: Üyeler
İleti: 20
Katılım: 10-March 09
Üye No.: 5,839



Rachel Getting Married çok ilginç bir film. Sinemanın teknik - teorik kısmından pek anlamam açıkçası, ama filmi izlerken çok farklı bi şeyler olduğunu hissediyorsunuz. Sonradan merak edip araştırdım, meğerse "Dogma 95" isimli bir sinema akımına bağlı kalınarak çekilmiş film.

http://tr.wikipedia.org/wiki/Dogma_95

Filmdeki müzikler aynen kurallarda belirtildiği gibi, filmin içerisinde sahnede çalınıyor. Bol müzikli bir film işin ilginci. Dünyanın her bölgesinden müzikler çalıyor düğün için tutulmuş gruplar. (Filmin başından sonuna kadar fonda takılan grup, Türk müziği bile çalıyor). Ve hiç de garip gelmiyor bu kadar müzik, izleyince bana hak vereceksiniz. Ortada bir düğün var, ve çalgıcılar vakit gelene kadar kendi aralarında takılıyorlar hissi yaratılmış.

Ayrıca film sadece müziklerinde değil, içeriğindeki karakterler ve bunların arasındaki ilişkiler konusunda da oldukça global bir çizgide. Çok çeşitli ırktan insan iç içe ve gayet samimi (Amerikan filmlerinde zor olan bişey). Rachel ve ailesinin bütün fertleri son derece inandırıcı karakterler, oyunculuk harika. Özellikle baba karakterine bayıldım ben. Uzun süredir ortalıkta gözükmeyen Debra Winger'ı da bu filmde görmeniz mümkün. Anne Hathaway de hiç fena değil. Baş rol olmasına rağmen, film onun etrafında dönmüyor. Rachel evleniyor, ama onun evliliği filmdeki en önemsiz detay. Düğün (film) bittiğinde, bir aileyi tanımış oluyorsunuz. Çok keyif aldım izlerken.
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
derided_by_vanity
mesaj Mar 15 2009, 02:05 PM
İleti #11


Etkin Üye
***

Grup: Üyeler
İleti: 364
Katılım: 23-October 08
Nereden: a clean, well lighted place
Üye No.: 4,953



Rachel'ı sevenler çıktı, ben de bundan korkuyordum. "Well, in a way, aren't we all sentimental chicks?" diyerek kıvırmak istiyorum biraz...

Seyircileri ikiye bölme durumu var sahiden de bu filmin. Mesela Amerikalı eleştirmenlerin yılsonu listelerinde hem en iyiler hem de en kötüler arasında anılıyordu.

Filmin Dogma estetiğiyle çekilmiş olmasına gelince... On yıl önce Festen filmi çıktığında bu tür aile dramalarını bu biçimde çekmek yenilikçi bir şey oluyordu belki, ama artık baygınlık geçirmeyen kaldı mı bu omuzda, titreyip duran hareketli kamera numaralarından? Daha "dramatik" bir etki mi sağlıyor yani? Artık çok kolaycı bir seçim haline gelmedi mi? Bununla ve filmdeki diğer bayık şeyler hakkında ekşisözlükten bir alıntı yapmak istiyorum:

"iki sinir bozucu kız kardeşin hikayesi... işlevsiz aile kurumuna
işlev kazandırma çalışması... her şey çok yapaydı. "aslında
çok acılıyız, gardaşımızı kaybettik, ühühhühühü, unutamıyoruz bu
travmatik durumu, ama ne de olsa biz bir aileyiz" meselesi artık
etkisini yitirdi... bu hareketli kamera olayı ise, artik neredeyse tüm
bağımsız filmlerin tutunacak dalı haline geldi... bir de filmde acayip
bir oryantalistlik var... bu ud, ya da düğüne gelen sambacı
kızlar, hint müzikleri, hint kiyafetleri... insanın "hayırdır, ne alaka?"
diyesi geliyor... bir de düğünde "bakın, ne kadar da eğleniyoruz"
havası öyle yapmacıktı ki... yeminle türk kına gecelerine bu saatten
sonra daha sempatiyle bakmaya başladım."

Maalesef Amerikan bağımsız sineması takriben on yıldır iyice mainstream'e kaymış vaziyette. Rachel filmi de bunun bir uzantısı. "Little Miss Sunshine" gibi filmlerin bağımsız diye lanse edildiği, "The Wrestler" gibi buram buram Hollywood kokan bir filmin son "bağımsız ruh" ödüllerine damga vurduğu bir dönemde Rachel'ın da, Jonathan Demme'in bağımsız sinema köklerine dönüş filmi falan diye yutturulmaya çalışılmasını doğal karşılamak lazım. Bu "bağımsızlar" tam olarak nelerden bağımsızlar, ben onu çözemiyorum. Şirket/stüdyo parasından mı bağımsızlar? Klişelerden, tecimsel sinema geleneklerinden, kalıplarından, estetik korkaklıktan mı bağımsızlar? Dar görüşlü bir sinema tarihi anlayışından veya yeni stilistik trendlerden mi bağımsızlar? Dağıtım anlaşmaları, gişe veya ödül hesaplarından mı bağımsızlar?

Neyse ki bu sahte bağımsızlara tepki olarak yeni bir indie akımı gelişiyor (mumblecore'cular gibi). Ve "Wendy & Lucy" gibi filmler de Amerikan bağımsız sinemasının daha ölmediğine bir kanıt niteliğinde.

Bu arada, "Rachel Getting Married" iki kardeşin acı tatlı ilişkisi etrafında dönen bir öykü anlatıyor. Bu tarzda çok daha iyi indie'ler görmek isteyenlere, kaçırdılarsa geçen yılki "the savages" filmini, ama bilhassa 2000 yapımı, biraz kıyıda köşede kalmış, çok çok güzel bir film olan "you can count on me"yi tavsiye ederim. Rachel'ı ise, tantanalı düğünlerden ve ağlak kadınlardan çok hoşlananlar mutlaka görmeliler!
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
twilightened
mesaj Mar 15 2009, 03:45 PM
İleti #12


Üye
**

Grup: Üyeler
İleti: 20
Katılım: 10-March 09
Üye No.: 5,839



"The Savages" bence de çok iyi bir filmdi. "You can count on me" biraz daha sönüktü bana göre. Ama idare ederdi. Laura Linney burada ortak bölen oluyor smile.gif Kendisini beğenirim ben.

Fakat ikinci defadır önerdiğin "Wendy & Lucy", açıkçası "bitse de kurtulsam" hissi yaratmıştı bende.

Tıkla üstüne, kendin kaşınmış ol. Bir daha tıkla, kaşıntına son ver...
Wendy kimdir, Wendy nereye gider, Wendy kimin umrunda ? Benim olmadığı kesin. Wendy ile ilgili hiç bir şey bilmiyoruz, öğrenemiyoruz, ve sadece onun bu bir kaç günlük kaçış macesarının bir kısmına tanık oluyoruz. Bu kadar sıkıcı bir hayatın, bu kadar sıkıcı bir anını film yapmak. İşkence gibi geldi bana. Ayrıca filmin sonundaki Lucy'nin kendine bir ev bulması, Wendy'nin de buna sevinmesindeki alt metin son derece ucuzdu. Vah vah, "Wendy doesn't belong" diyip üzülmemiz mi gerekiyordu ?

Filmde hiç bir şey olmuyor. Ne duygusal açıdan bir değişim görüyorsunuz, ne de elle tutulur bir olaya tanık oluyorsunuz. Karakterlerle ilgili (zaten bir tane) hiç bir şey öğrenmiyorsunuz.

Rachel'da ise derinliği olan, değişen, bence gayet gerçekçi karakterler var. Sarsılmış bir ailenin, bireylerine özgü geçmişleri var. Hepsinin bu sarsıcı geçmişle "farklı" baş edememeleri var. Kültürel içeriğindeki zenginlik de cabası. "Wendy & Lucy" ile karşılaştırılamayacak kadar zengin bir film olduğunu düşünüyorum. Naçizane.

Bu ileti Bob le Flambeur tarafından Mar 15 2009, 04:37 PM yeniden düzenlenmiştir.
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
batigol-7
mesaj Mar 15 2009, 05:05 PM
İleti #13


Etkin Üye
Group Icon

Grup: Çevirmen
İleti: 464
Katılım: 28-September 08
Nereden: Bakırköy
Üye No.: 4,735



Arkadaşlar bazılarınızın listesinde Burn After Reading'i görüyorum ve hayretler içinde bakıyorum, bu yıl belkide seyrederken ön beklentilerimin altında demek az gelir bana hiçbir şey vermeyen bir filmdi. Ne heyecen, ne tutku, ne aksiyon, ne romantizm hiçbir şey yoktu filmde. Üstüne üstlük o kadar sağlam ve kaliteli ''oyuncu''ları bir araya getirip böyle bi rezalet ortaya çıkarmayı başaraı olarak görenlerde vardır ama en iyi listelerinde yer almasına çok şaşırdım doğrusu.

Bazı filmleri arşiveme katarım dvdlere yakar saklarım canım çeker tekrar izlerim, ama Burn After Reading benim için izle dayanabilirsen sonunu getir sonrada shift+delete kombinasyonuyla sonsuzluğa uğurla filmlerinden biri oldu.


--------------------
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
Funkster
mesaj Mar 15 2009, 06:10 PM
İleti #14


Etkin Üye
Group Icon

Grup: Veteran
İleti: 2,071
Katılım: 31-May 07
Üye No.: 6



QUOTE(twilightened @ Mar 15 2009, 03:50 AM) *

Filmdeki müzikler aynen kurallarda belirtildiği gibi, filmin içerisinde sahnede çalınıyor. Bol müzikli bir film işin ilginci. Dünyanın her bölgesinden müzikler çalıyor düğün için tutulmuş gruplar. (Filmin başından sonuna kadar fonda takılan grup, Türk müziği bile çalıyor). Ve hiç de garip gelmiyor bu kadar müzik, izleyince bana hak vereceksiniz. Ortada bir düğün var, ve çalgıcılar vakit gelene kadar kendi aralarında takılıyorlar hissi yaratılmış.

Dogma ve Fasten benzetmelerinden haberdardım. Ama filmi izlemek için yukarıda alıntıladığım yorum benim açımdan yeterli bir sebep. Teşekkürler. smile.gif

Rachel Getting Married'in sevilmesinden korkmak, Burn After Reading'i en iyi listesinde görünce hayretler içinde kalmak, Wendy & Lucy'de "hiçbirşey olmuyor" diye düşünmek gibi yorumlara alışmamız lazım. Bir gün birisi de çıkar, sizin için anlamı çok büyük bir filme aynı tepkiyi verebilir. Bu çeşitlilik (üslup bozuklukları haricinde) gayet mâkul bence. Ama yine de "sen niye benim sevdiğim filmi sevmedin" veya " benim sevmediğimi beğendin"den ziyade, "ben bu filmi neden sevdim / sevmedim"e yoğunlaşılırsa, belki bazılarımızın o filmde atladığı veya farklı yorumladığı birtakım unsurlara daha dikkat edilecektir. Bu durumda çıkacak tartışmalar çok daha keyifli olacaktır. smile.gif


--------------------
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
derided_by_vanity
mesaj Mar 15 2009, 06:25 PM
İleti #15


Etkin Üye
***

Grup: Üyeler
İleti: 364
Katılım: 23-October 08
Nereden: a clean, well lighted place
Üye No.: 4,953



QUOTE
Wendy kimdir, Wendy nereye gider, Wendy kimin umrunda ? Benim olmadığı kesin.

Kıza olan bu duyarsız tavrın bana filmdeki süpermarket görevlisini hatırlattı smile.gif
"If a person can't afford dog food, they shouldn't have a dog!"
Şaka bir yana, filmin meselesi açısından önemli bir laftı bu. Belki de, bir köpeğe bakacak parası olmayan biri yaşamasa da olur. Bütün fakirlerin yaptığı gibi, hayatını yaşayamadan geberip gitsin...

QUOTE
Wendy ile ilgili hiç bir şey bilmiyoruz, öğrenemiyoruz, ve sadece onun bu bir kaç günlük kaçış macerasının bir kısmına tanık oluyoruz. (...) Filmde hiç bir şey olmuyor. Ne duygusal açıdan bir değişim görüyorsunuz, ne de elle tutulur bir olaya tanık oluyorsunuz. Karakterlerle ilgili (zaten bir tane) hiç bir şey öğrenmiyorsunuz.

Bunların hepsi doğru. Ama bunlar gerçekten filmin kusurları mı, yoksa aslında Hollywood'un bizi alıştırdığı kalıplardan mı ibaret? Filmin sorunlarından çok biz seyircilerin tembelliğine işaret eder bence bu tip eleştiriler. Bir karakterin geçmişi niye iyice açıklanmak zorunda olsun? Filmde niye "elle tutulur bir olay" veya duygusal değişimler olması gerekiyor? Bunlar filmden ziyade bizim filmlerle ilgili beklentilerimizle, seyir alışkanlıklarımızla ilgili bilgi veriyor.

Kaldı ki, filmde bir şeyler oluyor/anlatılıyor. Ama öncelikle bunun minimalist bir film olduğunu ve Wendy'nin fazla açık vermeyen, kafasından geçenleri ve hislerini pek dışa vurmayan bir karakter olduğunu söylemek gerek. Ama daha ilk göründüğü sahneden itibaren, hakkında hiçbir şey bilmiyor olmama rağmen bütün dikkatimi ve alakamı celbetti bu karakter bir şekilde. Filmden de güzel bir kısa öykü tadı aldım (yönetmenin bu kadar başarılı olmayan önceki filmi "Old Joy" da aynı sade tarzdaydı). Bilhassa Raymond Carver öykülerini anımsattı bana. O da sıradan, yalnız insanların, olağandışı bir tarafı olmayan hayatlarından yalın, duru bir dille kesitler verir. Buna rağmen bu filmde olduğu gibi bir şekilde duygusal bir yoğunluk yaratırlar.

Wendy & Lucy, bir kız ve köpeği üzerine küçük, basit bir hikayeden yola çıkarak hem günümüz politik durumuna hem de evrensel bir şeylere, insanlık haline dair insanı düşündürebilen bir film. İtalyan Yeni Gerçekçiliğiyle de bir kan bağı var (De Sica'nın klasiklerini akla getirse de onların duygusallığından arındırılmış bir anlatımı var). Amerikan toplumunun kıyısındaki umutsuz, yalnız insanlara odaklanarak materyalist toplum düzeninde harcanan hayatlara, duygu sömürüsüne prim vermeden bakıyor.

- you can't get a job without an address anyway. or a phone.
- you can't get an address without an address, you can't get a job without a job. it's all fixed.

Herşeyin "fixed" olduğu bir düzende yaşamanın ağırlığı üzerine toplumsal bir film olduğu kadar, yaşamanın ağırlığı üzerine evrensel bir film aynı zamanda.

* Filmin sonu konusunda; bir alt-metin veya didaktik bir tarafı yok. Wendy, bir yere ait olmayan bir "outsider" ya da başka bir kalıp içine sokulan bir karakter değil. Sadece zorunluluktan dolayı yapılan bir seçim var. Hiçbir imkanı, seçeneği bulunmayan birinin yapmak durumunda kaldığı bir şey sadece.

** Kendi beğenimi tasdik ettirmek için falan değil ama, "boş" bulduğunuz bu film geçtiğimiz sene yabancı sinema yazarlarının en beğendiği filmdi denebilir. Mesela şurda, yüzden fazla Amerikalı önde gelen eleştirmen arasında yapılan soruşturmanın sonuçları var:
http://www.filmlinc.com/fcm/jf09/ct50.htm

*** Pekala, Rachel Getting Married'den daha çok bahsetmeyeceğim, zaten o filmi hatırladıkça fena oluyorum!
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post

2 Sayfa V  1 2 >
Reply to this topicStart new topic
1 kullanıcı bu başlığı okuyor (1 Misafir ve 0 Gizli Kullanıcı)
0 Üye:

 



- Basit Görünüm Şuan: 14th December 2019 - 10:15 AM