IPB

Hoşgeldin Misafir ( Giriş | Kayıt Ol )


Yedinci Gemi Çevirmenlerinden Son Filmler
Manchester by the Sea Posteri Split Posteri Rogue One Posteri Lion Posteri Fantastic Beasts and Where to Find Them Posteri John Wick: Chapter 2 Posteri Assassin's Creed Posteri

 
Reply to this topicStart new topic
> Sataşırsak Ne Olur?
someareborntotheendlessnight
mesaj Dec 31 2008, 06:04 AM
İleti #1


Üye
**

Grup: Üyeler
İleti: 94
Katılım: 18-June 07
Üye No.: 96



Turist Ömer serisinin en "baba" örneklerinden Turist Ömer Yamyamlar Arasında'dan ömre bedel üç sahne. Birincisi Turist'in yaban hayatı keşfinden:

QUOTE
Turist- Bunlar ne abicim böyle?!
Adam- O Kantamara kuşudur.
Turist- Fakat çok sevimli bir Kantamara.
Adam- Sevimlidir. Ama yalnız insanın beynini yerler.
Turist- Bana ne ya, bende beyin yok ki, insanlar düşünsün. Kantamara ha? Aa, mandalara bak be!
Adam- Onlar manda değil, su aygırıdır.
Turist- Aa, zavallılar, uykusuz, esniyorlar. Yazık ya..
Adam- Sataşmazsan bir şey yapmazlar.
Turist- Pekiii... sataşırsam ne yaparlar o zaman?


Kuşkusuz Adam'ın buna da bir yanıtı vardı filmde; ama Turist'in hayat felsefesini özetleyen "Sataşırsam ne olur?" sorusunda diyaloğu kesmek daha doğru gibi geldi bana. Herhalde hayatımda çok az şeye böyle her duyduğumda gülerim. (Bu gece hariç.) "Sataşırsam ne olur?" Bu resmen arkadaşlar arasındaki Turist Ömer zirvelerinin kilit cümlesinden gündelik hayatımıza sızmış bir özlü söz haline gelmişti artık. Bu söz çok uygun düştüğü için birkaç yarmaya dayanamayıp söyleyerek feci bir kavgaya girmişliğimiz de vardır.

Tabii bir de Turist'in yamyamlar tarafından kazanda pişirilirkenki sözleri var. Şimdi hepsini buraya yazmak uygun düşmeyecek; ama bir tanesi var ki, komik olduğu kadar da hüzünlü ve anlamlı şu anda:

QUOTE
Turist- Hayır bu gurbet elde öldüğüme yanmıyorum, benden kalanları lağım çukurunda bulacaklar ona yanıyorum. Beni pişirmeyin, ben ölürsem arkadaşlarım yetim kalır.


Tabii Turist kolay teslim olmaz, pişirilmemek için elinden geleni yapar. Sonunda kendine göre hayati bir çözüm de bulur; kazanın içine çömelip kalktıktan sonra:

QUOTE
Turist- Hah, ben bunun içine ettim, mekruh oldu, artık pişiremezler, hayatımız kurtulmuş demektir.
Şef- Zararı yok, altı pis ruhu temiz olsun!
Turist- Ne demek altı pis ruhu temiz ya. Bebeklerin bile altını temizlerler. Ne bu işkembe kaynatır gibi! Böyle rezillik olur mu ya? Hop, şef, utanga mutanga ben bunun içine yapanga!


Filmin sonlarına doğru Turist kötü adamlar tarafından mağarada kabilenin yaşlı ve çirkin kraliçesiyle birlikte bağlanıp ölmeye bırakılır:

QUOTE
Turist- Bir dakika abi, şimdi ben burada bununla mı öleceğim?
Kötü Adam- Evet.
Turist- Abi benim bir fikrim var.
Kötü Adam- Nedir?
Turist- Kurşunların parasını ben vereyim, sen beni hemen öldür.
Kötü Adam- (Silah sesinden korkmaktadır) Olmaaaz.


Turist Ömer'in yaşamı, yalnızlığın ve gezginliğin kutsal kitabı gibidir. Sadri Alışık'ın ne oynarsa oynasın heyecan veren çok garip, çok içe işleyen, çok Marlon Brando bir oyunculuğu zaten vardır ama Turist adabın, serseriliğin, bitirimliğin, gözü karalığın, aptallığın, toplum karşıtlığının, dolandırıcılığın zirvesi olduğundan, ben Sadri Alışık'ı en çok Turist Ömer'de severim. İkisi aynı kişi gibi gelir bana. Zaten ilk Turist Ömer'in sonunda, Turist'in zar zor gözlerini ameliyat ettirdiği kız Amerika'dan dönünce Turist diye gider başka bir adama sarılır. Bu adam da bütün yakışıklılığıyla tesadüfen arabasının başında bekleyen Sadri Alışık'tır, başta şaşırır ama kızın sarılması da hoşuna gittiğinden ses çıkarmaz. Bizim Turist Ömer uzaktan onlara bakarak yarı hüzünle şöyle der: "Ulan bu kızın gözlerini Amerika'da yanlış ameliyat etmişler."

Söyleyecek çok şey var bu konuda ama yine Yamyamlar Arasında'dan final konuşmasıyla son vermek en iyisi. Turist artık Türkiye'ye dönmüş, dönerken de eski patronuna bir kucak dolusu dev yumurta hediye getirmiştir. Olaylar gelişir:

QUOTE
Turist- Bunlar halis muhlis Afrika yumurtası. Bir tanesinden 50 omlet yaparsın.
Patron- Kırılmıyor be!
Turist- Hızlı vur hızlı...
Patron- Ya nasıl kıracağız bunları?
Turist- Basbayağı... hızlı vur!
Patron- Daha nasıl vurayım?
Turist- Ya böyle vur böyle! Bak çanak kırıldı! Bak bu çanak da kırıldı... (Sonunda yumurtayı yere fırlatır, içinden bir timsah yavrusu çıkar.)
Patron- Aaa, peki nasıl bu çıkar?
Turist- Afrika yumurtası bu, civciv çıkmaz ya bundan, timsah çıkar tabii...
Patron- Peki adam bunları yer mi hiç?
Turist- Adam bunları yemez... bunlar adamı yer! (Patron'un bağırarak kaçması üzerine) Ulan ne korkuyorsun, biz bunların ağa babalarına Afrika'da ayaklarını yalatmış adamız be!



Yakın bir arkadaşım "Turist Ömer Filistin'de" adlı bir belgesel çekmek için Gazze'de şu anda. Onun bir gazeteci tanıdığı vasıtasıyla gönderebildiği e-posta şöyle: "Gazze'de uyku diye bir şey yok. Ya uyanıksın ya ölü. Neredeyse hiç yiyecek de yok. Bulunabilenler de çocuklara ayrılıyor. Afiş için kaba taslak bir storyboard hazırladık. Turist Ömer tanklara taş atıyor, biz de birbirimize bakıp soruyoruz Ozan, sataşırsak ne olur?"

Postadaki özel kısımları çıkardım. Özetle, televizyonda görüneni binle çarpmamı söylüyor, orada neler olduğunu anlayabilmek için. Önemli olan bunlarmış gibi geldi bana. Sataşırsak ne olur? Ya sataşmazsak ne olur? "Yamyamlar Arasında" da bu gece tesadüfen televizyonda karşıma çıkınca, bunları yazmak istedim buraya. Yanlış yapıyor olabilirim... bu kez, belki sadece paylaşıp acısını hafifletmek gibi bencilce bir sebepten, fütursuz olacağım. Bugün Kadıköy'de sokaklarda gördüğüm herkes ya katil, ya kurban gibi göründü gözüme çünkü. Artık arası yok gibi, bu iki ucun. Çünkü bunlar "adamı yer", yamyamlar arasında...

(Bir kereliğe mahsus, politically correctness olmayarak, yamyamlığı aşağılamadan verdiğim bir örnek bu. Kabalığımı mazur görünüz.)

Bu ileti someareborntotheendlessnight tarafından Dec 31 2008, 06:16 AM yeniden düzenlenmiştir.
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
Serkeş
mesaj Dec 31 2008, 07:25 AM
İleti #2


Bi garip adem...
***

Grup: Üyeler
İleti: 410
Katılım: 7-July 08
Nereden: Gayya Kuyusundan ...
Üye No.: 4,138



QUOTE(someareborntotheendlessnight @ Dec 31 2008, 06:04 AM) *

Postadaki özel kısımları çıkardım. Özetle, televizyonda görüneni binle çarpmamı söylüyor, orada neler olduğunu anlayabilmek için. Önemli olan bunlarmış gibi geldi bana. Sataşırsak ne olur? Ya sataşmazsak ne olur? "Yamyamlar Arasında" da bu gece tesadüfen televizyonda karşıma çıkınca, bunları yazmak istedim buraya. Yanlış yapıyor olabilirim... bu kez, belki sadece paylaşıp acısını hafifletmek gibi bencilce bir sebepten, fütursuz olacağım. Bugün Kadıköy'de sokaklarda gördüğüm herkes ya katil, ya kurban gibi göründü gözüme çünkü. Artık arası yok gibi, bu iki ucun. Çünkü bunlar "adamı yer", yamyamlar arasında...

(Bir kereliğe mahsus, politically correctness olmayarak, yamyamlığı aşağılamadan verdiğim bir örnek bu. Kabalığımı mazur görünüz.)


Herkes ya katil ya kurban!

O coğrafyada yaşanan mezalim esasta bize gösterilenden katbekat fazla. Arkadaşınız da bunu teyit etmiş. Bu durum her şeyden önce yüreklerimize ve zihnimize karabasan gibi çökmüş suskunun eseri. Herkes rasyonel (!) bir hayatın gereklerini yerine getiriyor itinayla. Susuyor, görmüyor ve eylemiyor. Filistin'deki İsrail zulmüyle ilgili Taksim'de yapılan eylemlere bile hepi topu 50 kişi anca geliyor. Burada sizin o meşum önermeniz çıkıyor sahneye... Herkes ya katil ya kurban!

Kadıköy dediniz de... 2-3 yıl evvel bir yaz günü arkadaşımla Moda dolaylarında turluyorduk. Biraz ilerimizde ve bulunduğumuz yola paralel yönde kızlı erkekli bir grup ergen yürüyordu. Ben de sıradan bir durumu temaşa eder gibi ara ara bakıyordum o tarafa. Derken grubun içindeki 2 çocuk başka bir çocuğu (muhtemelen yanlarından geçmişti) aralarına alıp kerhen taksiye bindirmeye çalıştılar. Çocuk direnince yumruklayıp arabaya atıyorlardı ki dayak yiyen çocuk sıyrılıp bıçağını çekti ve dayak atanlardan birini baldırından bıçakladı. Oluk oluk kan fışkırmaya başladı çocuktan. Vuran çocuk hemen sıvıştı. Diğer elemansa heyecandan ne yapacağını şaşırdı. Benle arkadaş uzaktan olayı izliyorduk. Modanın en işlek caddesinde, yerde bir çocuk yatıyor ve yanından gelip geçenler hiç bir müdahelede bulunmuyordu. Arabalar da muhtemelen döşemeleri kirlenir diye yaralı genci araçlarına almak istemiyorlardı. İşin trajik kısmı çocuğun yattığı yerle hastane arası 5 dk var ya da yoktu. Herkes yerde yatan çocuğa adeta seyirlik bir nesne gibi bakıp geçiyordu. Biz de rasyonel (!) kalabalığa uymayı düşünürken (nasılsa birileri müdahele ederdi!) daha fazla vicdanımıza ters düşemeyip çocuğun yanına koştuk. Arkadaşım bu tür durumlara karşı tecrübeli olduğu için hemen müdahele etti. Ben donakaldım. Ne yapacağımı bilemedim. Evli bir çift de çocuğun bilincini uyanık tutmak için moral veriyordu. Derken bir 10 dk. sonra taksinin biri durdu ve çocuğu arabaya atıp hastaneye gönderdik. Herkes (başta esnaf milleti) olayı izledi ve hiçbir müdahelede bulunmadı. Biz çocuğu taksiye bindirdikten sonra bir ikisi yanımıza gelip olayın sebebini sordular.

Çocuk orada ölseydi (ölmediğinin haberini aldık daha sonra.) acaba katil yalnızca bıçaklayan çocuk mu olacaktı?

Yoksa herkes ya katil ya kurban mıydı?..

Benim de usuma bunlar düştü Ozan dost! smile.gif

Bu ileti Serkeş tarafından Dec 31 2008, 07:29 AM yeniden düzenlenmiştir.


--------------------
Her zaman sarhoş olmalı! Her şey bunda: Tek sorun bu! Omuzlarınızı ezen, sizi toprağa doğru çeken zamanın korkunç ağırlığını duymamak için, durmamacasına sarhoş olmalısınız. Ama neyle? Şarapla, şiirle, ya da erdemle, nasıl isterseniz. Ama sarhoş olun. Baudelaire
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
hayyam
mesaj Jan 31 2009, 05:21 PM
İleti #3


Etkin Üye
***

Grup: Üyeler
İleti: 170
Katılım: 5-May 08
Üye No.: 3,393



"Sataşırsak ne olur?"
İnternet denen çöplükte okuduğum en değerli cümle.


--------------------
Gazeteci: Pasolini size ne dedi?

Godard: Bana salak dedi.
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post

Reply to this topicStart new topic
1 kullanıcı bu başlığı okuyor (1 Misafir ve 0 Gizli Kullanıcı)
0 Üye:

 



- Basit Görünüm Şuan: 9th December 2019 - 04:17 PM