IPB

Hoşgeldin Misafir ( Giriş | Kayıt Ol )


Yedinci Gemi Çevirmenlerinden Son Filmler
Manchester by the Sea Posteri Split Posteri Rogue One Posteri Lion Posteri Fantastic Beasts and Where to Find Them Posteri John Wick: Chapter 2 Posteri Assassin's Creed Posteri

 
Reply to this topicStart new topic
> An Evening with Danny Kaye (1981)
Funkster
mesaj Dec 17 2008, 09:57 PM
İleti #1


Etkin Üye
Group Icon

Grup: Veteran
İleti: 2,071
Katılım: 31-May 07
Üye No.: 6



forum resmi

IMDB
An Evening with Danny Kaye (1981) (TV)

Genre: Documentary
User Rating: 9.6 / 10 (48 votes)
Runtime: 109 min
Awards: 1 win
Cast: , , ,

Pazar günleri. Sunday demiş gavur. Hep de güneşli olurlar. Geç kalkılır, kahvaltı yapılır, pijamalarla gazete okunur, pikniğe gidilir. Bazı çevrelerce tamir ve temizlik günü olarak da bilinir. Eskiden uyandığımızda Pazar sabahı westernleri veya çocuk komedileri olurdu. Bazıları Danny Kaye komedileriydi. Filmden sonra dışarı çıkar, maç için kim var kim yok dökülmelerini beklerdik. İşin ilginç yanı dökülürlerdi! Cep telefonu, MSN bilmem ne olmadan, sanki filmden sonra sözleşmiş gibi mahalleye düşer, filmin kısa bir yorumundan sonra bir çırpıda eşleşir, kan ter içinde sonuçlanacak maçımızı yapardık. Eve geldiğimizde Cenk Koray ve Güneş Tecelli’nin sunduğu o muhteşem Pazar programlarını izlerdik. Pazar günü banyo günüdür. Ertesi gün okula gidilecektir. Okulun o can sıkıcı atmosferinden bir gün öncesi yaşadığımız, izlediğimiz her şeyin acıklı bir yanı da vardır elbette. Anamızın keselemesiyle temiz temiz son ödev kontrolleri yapıldıktan sonra tek kanalımızda günün maçları ve günün filminden sonra yatağa Cuma günü girdiğimizden farklı bir ruh haliyle gireriz.

Şimdi bandı geri saralım. Şu Pazar westernleri ve komedilerden sonrasına. TRT’de sırada Pazar Konseri ya da o zamanın espirisiyle Pazar Kanseri olurdu. Babama göre çok ısınmasından dolayı TV’nin dinlenme saati, bana ve mahalle arkadaşlarıma göre maç ve bisiklet saati. Hikmet Şimşek üstadın uzun sunumundan sonra, özellikle dışarı çıkılamayan yağmurlu, karlı günlerde bir ömür sürercesine bitmek bilmeyen programa, bir çoğumuza ödev yapma vakti verdiği için minnettar olmalıyız. Ne yapalım, o kültürü alamadık ki! Piyano derslerimiz, adam gibi bir müzik öğretmenimiz, Beethoven, Tchaykowski repertuarlarına erişebilecek teknolojik donanımımız olmadı.

forum resmi

Bu durumu değiştirmeyi denemeye cesaret eden tek kişi, komedyenlerin piri Danny Kaye oldu. Onun klasik müziği çocuklara ve gençlere sevdirme gayreti, özellikle yaptığı muhteşem ötesi The CBS Festival of Lively Arts for Young People şovuyla amacına da ulaştı. Gösterisi hınca hınç doldu. Onun sayesinde bu müziği seven, hatta meslek edinen, kariyer yapan günümüz yetişkinleri var artık. Bu durumu kıskanan yetişkinler de o dönem benzer gösterilerin kendilerine de yapılmasını istiyorlar. Ve bunlardan biri olan An Evening with Danny Kaye and the New York Philharmonic adlı TV programından DVD’leştirilmiş 2,5 saatlik gösteri tam bir klasik müzik-komedi şöleni. Tüm zamanların en eğlenceli klasik müzik tecrübesi, tüm zamanların en matrak orkestra şefi. Su gibi akıp giden 2,5 saat. Espriler, kahkahalar ve çaktırmadan beyinlere kazınan klasik eserler. Çocuklardan sonra büyükleri de tavlayan bir performans. En çok da farklı orkestra şeflerini taklit ettiği, seyircileri de dahil ettiği, orkestrayı yönetirken yaptığı türlü şaklabanlıklar tam seyirlik. Hikmet Şimşek ise bize bu gösterilerin ulaşmasında pay sahibi olan kişi.

forum resmi

Danny Kaye, Charlie Chaplin ve Buster Keaton’ın sessiz döneminden sonra, komediye yeni standartlar eklemiş bir öncü. Tıpkı Steven Seagal gibi onun filmlerini de ismen sorsanız sayamam. (Seagal-Kaye isimlerini aynı satırda kullanmanın verdiği bir şaşkınlık yaşadım bir an. Gülümsedim.) Ama bu filmlerin hepsinde hep gözalıcı Kaye kompozisyonları izlemişimdir. Bazı günümüz komedilerinde bana her şey onu hatırlatır. El çabukluğu marifet sakarlıklar, mimikler, danslar, sesli sinemanın komedi klasikleri arasında yer alır. Hep filmlerinden bahsediyoruz ama şöhretini ve Danny Kaye’liğini zirvelerden uzaya taşıyan bir o kadar görkemli TV şovlarını izleyemedik maalesef. Onlar ki gelmiş geçmiş en iyi TV olayları arasında sayılır. Bazı filmleri haricinde onu eskilerden TV’de yakalamışlığım da var. Mesela konuk olduğu Muppet Show ve The Cosby Show hayal meyal da olsa ara sıra zihnimde canlanır. İzlemeyenlere göre kendimi şanslı sayarım.

Yine Seagal gibi Danny Kaye’in de bir müzik kariyeri var. (Yine şaşkınlık, yine gülümseme). Çoğu Best Of olarak görünen birkaç albümünde Minnie The Moocher, Ballin’ The Jack, Molly Malone, Tubby The Tuba, Tongue Twisters gibi Kaye ile özdeşleşmiş gırgır şamata eserlere doyum olmuyor. 74 yaşında hayata gözlerini yuman bu adam benim ergenliğimin kahramanıydı. Geçenlerde tesadüfen yarısında rastladığım The Inspector General’dan sonra anladım ki hala öyle.


--------------------
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post

Reply to this topicStart new topic
1 kullanıcı bu başlığı okuyor (1 Misafir ve 0 Gizli Kullanıcı)
0 Üye:

 



- Basit Görünüm Şuan: 21st October 2019 - 02:19 AM