IPB

Hoşgeldin Misafir ( Giriş | Kayıt Ol )


Yedinci Gemi Çevirmenlerinden Son Filmler
Manchester by the Sea Posteri Split Posteri Rogue One Posteri Lion Posteri Fantastic Beasts and Where to Find Them Posteri John Wick: Chapter 2 Posteri Assassin's Creed Posteri

10 Sayfa V < 1 2 3 4 > »   
Reply to this topicStart new topic
> Bağımsız Ruhlar
baronio
mesaj Jun 6 2007, 09:43 PM
İleti #16


Etkin Üye
Group Icon

Grup: Veteran
İleti: 2,078
Katılım: 31-May 07
Nereden: Away
Üye No.: 3





forum resmi
Dinosaur
Bazen dinlemek daha keyifli @Baronio.




forum resmi
drychnant:
QUOTE
...indirilme sayıları, 2.5 IMDB puanına sahip Turistas adlı bir filmin yarısı sayıya ulaşabilmiş değil.


Bunla başlayan cümlelerine katılmamk elde değil. Bazen içim acıyo hak etmeyen filmlere gösterilen ilgiyi görünce. Neyse o tercih meselesi.
Hele bir de The Fountain'i izlemiş ve beğenmedim diyenleri okumuşum ki sinirlendim bak şimdi.

Şaka bir yana, zaten burda sizin gibi üstadlarla birlikte bu tür filmler izleyice ulaşıyo. Çünkü çoğumuz ne kadar ingilizce bilsek de bir filmi kendi dilimizde bir altyazıyla izlemek istiyoruz. Sen ben burda uğraşan herkes 10 kişi tıklamışa bakmadan çeviri yapıyor. Ama biliyoruz ki o 10 kişi bize müteşekkir, ve benim ulaşmak istediğim insanlar onlar. Onların düşünceleri önemli.

Biz sıkı takipçiniziz. Ayrıca da müteşekkir. Bağımsız ruhlar harika gidiyor ve devamı daha da iyi olacak bence.


--------------------
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
melih
mesaj Jun 6 2007, 09:48 PM
İleti #17


Etkin Üye
Group Icon

Grup: Veteran
İleti: 1,451
Katılım: 31-May 07
Üye No.: 2



Arkadaşım, o kadar çok konuşuyorsun ki insanlar elbette çekiniyorlar. Ayrıca son çevirime, üzerinden saatler geçmeden nazire yaparcasına yeni bir sürpriz çeviriyle cevap vermen de hiç yakışık almadı. Sen gidip kendi duyurduğun filmi çevirsene hele bi'. N'oldu, zor mu geldi yoksa laugh.gif

kaos605 de çok farklı bir noktadan yaklaşmış. Geçen gün 2. ve son kez (gazı ve tadı kaçmasın) izledikten sonra filmi her karakteri ayrı ayrı sevdim. Farklı ortamlarda farklı şekillerde ele alınırsa Lili'nin ailesi vezir de edilebilir rezil de. Tevekkeli değil, bu kardeşler boşuna ikiz olarak yazılmamışlar senaryoda. Spoiler olmaması ve izleyecek olanların kendi çıkarımlarını etkilememek için daha fazla yazmayacağım ama Lili'nin mektup olayına dair annesine söylediği
Tıkla üstüne, kendin kaşınmış ol. Bir daha tıkla, kaşıntına son ver...
Hayatımı kurtardı
repliği o kadar can alıcı ki...

Sohbetimizin ortasında birden masaya yeni çeviri geldiğinden (whistling.gif), El Custodio hakkında bir parça daha konuşasım vardı. İçimde kalmasın, bir yerlerim şişmesin yazayım.

Rubén'in iyi bir insan olduğundan pek emin değilim. "Şiddete meyyalim var ezelden" elbisesine bürünmüş gibi geliyor bana biraz. İşi gereği elbette sert ve taviz vermez bir "kıl"; olmak zorunda, ama onu da pek olamıyor. Bakanın kızıyla olan sahnede bunu da görüyoruz. Hep söyleyecek bir sözü varmış da içine ata ata ülser olmasına ramak kalmış gibi bir görüntüsü var. Ailesiyle olan doğumgünü partisinde biraz kıvılcım görüyoruz nihayet. Kız kardeşi sağolsun, müthiş bir karakter. Gerçek hayatta tanısam tanımasam, beni de şiddet yokuşuna frenim patlamış bir halde sokardı ve 3. sayfa haberlerinde resmimin altında "Artık susar umarım!" şeklindeki açıklamalarım yer alırdı nono.gif

Adamın kendine ait bir kimliği yok bir kere. O kim? Bakan'ın koruması. Canına tak etmiş olabilir artık bu kimliksizlik, sıfatsızlık. Allah'ın Arjantina'sındaki bir Çin restoranında bile posta yiyor adamcağız ve yakınlarındaki en büyük karakter, en saygı duyulan profil bir bakan. Feyz almanın ötesi, kopyalama öncesi. Özeniyor az biraz. Özellikle ergenlik çağındaki gençlerde birbirine özenme, beğenileni taklit etmeyi sıklıkla görürüz. Kendi karakterimiz, zevklerimiz, hayata bakış açımız oturana kadar hep başkalarının imrendiklerine özeniriz ki; bize de imrenilsin. Sanırız ki; onların geçtiği yollardaki taşları takip edersek aynı finişe varabiliriz. Oysa, sadece bir yansımadan öteye geçemeyiz. Ergenlik biter, doğrular yanlışlar belirir, kararlar bir çizgi etrafında yuvarlanır. Buna da karakter denir. Peki eğer olgun bir adamın karakteri yoksa o zaman bu adam ne yapmalıdır? Rubén'in farkı, sadece bir yansıma olduğunu fark etmesi ve ötesi için harekete geçmesi. Ama doğru, ama yanlış...


--------------------
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
baronio
mesaj Jun 6 2007, 09:51 PM
İleti #18


Etkin Üye
Group Icon

Grup: Veteran
İleti: 2,078
Katılım: 31-May 07
Nereden: Away
Üye No.: 3





forum resmi
inuria
drychnant, guzel soyluyor.

Açıkçası aynı dertten muzdaripim, cevremdeki tum film izleyen arkadaşları sinema hassasiyetine kavusturmak icin her gun dil dokmekteyim. Ve aynı kulvardan birilerini burada (independent spirits awards gibi en deger verdigim sinema odullerinden birinin adina benzeşen ismin altinda) buluyor olmak oncelikli avuntum. smile.gif

Devam güzel insanlar.

de-gis-ti-re-ce-giz umarsizca.


--------------------
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
baronio
mesaj Jun 6 2007, 09:56 PM
İleti #19


Etkin Üye
Group Icon

Grup: Veteran
İleti: 2,078
Katılım: 31-May 07
Nereden: Away
Üye No.: 3



QUOTE(daedalus @ Jun 6 2007, 07:48 PM) *

Arkadaşım, o kadar çok konuşuyorsun ki insanlar elbette çekiniyorlar. Ayrıca son çevirime, üzerinden saatler geçmeden nazire yaparcasına yeni bir sürpriz çeviriyle cevap vermen de hiç yakışık almadı. Sen gidip kendi duyurduğun filmi çevirsene hele bi'. N'oldu, zor mu geldi yoksa laugh.gif


comico.gif

Not: Canımızdan can alan filminin ( tongue.gif ) irdelemesini, tıpkı filmin kendisi gibi daha bitirmedim. Daha konuşacağım vallahi. oleyo2.gif


--------------------
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
baronio
mesaj Jun 6 2007, 10:00 PM
İleti #20


Etkin Üye
Group Icon

Grup: Veteran
İleti: 2,078
Katılım: 31-May 07
Nereden: Away
Üye No.: 3





forum resmi
Mehmet Emin
Başlık buram buram kalite kokuyor. Bu ruhu canlandıran ve bu ruhtan desteğini esirgemeyen tüm dostlara sonsuz teşekkürler. Gerçek sinemaya verdiğiniz değer için karşınızda saygıyla eğiliyoruz. Sağolun, varolun...





forum resmi
otnemem
Je Vais Bien, Ne t'en Fais Pas... Bu adını hiçbir zaman doğru teleffuz edemeyeceğim filmi izleyeli 10 dakikadan fazla olmadı henüz. Ve hala tüylerim diken diken, hala gözümde nem, yanaklarımda gözyaşlarımın çizdiği ıslak yollar var. Daha fazlasını yazmak istemedğimden değil elimden gelmediğinden, yüreğimin kaldırmadığından, parmaklarımın tutmadığından yazamıyorum. Baronio, deadalus ve raskolnikov... Ellerinize, beyinlerinize, yüreklerinize sağlık. İyi ki varsınız ve iyiki bu muhteşem filmi izlememe sebep olan başlığı açmışsınız. Daha önce de yaptığınız çeviriler için müteşikkirdim ancak artık üstümde hakkınız var. Helal edin...


--------------------
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
melih
mesaj Jun 6 2007, 10:03 PM
İleti #21


Etkin Üye
Group Icon

Grup: Veteran
İleti: 1,451
Katılım: 31-May 07
Üye No.: 2



QUOTE(otnemem @ Jun 6 2007, 11:00 PM) *

Je Vais Bien, Ne t'en Fais Pas...
Bu adını hiçbir zaman doğru teleffuz edemeyeceğim filmi izleyeli 10 dakikadan fazla olmadı henüz. Ve hala tüylerim diken diken, hala gözümde nem, yanaklarımda gözyaşlarımın çizdiği ıslak yollar var. Daha fazlasını yazmak istemedğimden değil elimden gelmediğinden, yüreğimin kaldırmadığından, parmaklarımın tutmadığından yazamıyorum. Baronio, deadalus ve raskolnikov... Ellerinize, beyinlerinize, yüreklerinize sağlık. İyi ki varsınız ve iyiki bu muhteşem filmi izlememe sebep olan başlığı açmışsınız. Daha önce de yaptığınız çeviriler için müteşikkirdim ancak artık üstümde hakkınız var. Helal edin...

Haşa, o nasıl söz. Helal olsun elbette smile.gif

Telaffuzu için de: Jö ve biyen (y'ye çok bastırmadan) nö tan fe pa. Bu ipucu da başka hiçbir yerde bulunmaz sanırım.


--------------------
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
baronio
mesaj Jun 6 2007, 10:06 PM
İleti #22


Etkin Üye
Group Icon

Grup: Veteran
İleti: 2,078
Katılım: 31-May 07
Nereden: Away
Üye No.: 3





forum resmi
otnemem
Telaffuz için tekrar teşekkürler İnanın ne kadar teşekkür etsem yetmez.... Sağolun varolun...




forum resmi
Kont Dracula
spoilers.gif

***Dikkat: Spoiler içerir, izlemeyene tat kaçırır.

Ben de filmi 3 gün önce izleyip, 3 gündür içime sindirmeye çalışıyorum. Yazmak için bu kadar bekledim, çünkü çok da kolay değildi. Je Vais Bien, Ne t'en Fais Pas, diğer filmlerden çok farklı bir biçimde içime işledi. Tüm o olayları ben de yaşadım filmle. Belki şu aralar içinde bulunduğum ruh hâli, belki herkesin yapabileceği gibi filmin içinde biraz kendimi buluşum, en büyük etkenler oldu. Filmin başında Luic'e çok kızdım. Lili'nin hayatında en sevdiği insan, bu kadar basit bir nedenle, bu kadar duygusal bir kızın hayatını böyle mahvetmemeliydi, mahvedemezdi. Sonra, babadan nefret ettim. Kendi babamı, babalarımızı şükranla, mutlulukla andım. Fakat sonra onun da acısını farkettim. Lili kadar değildi elbette. Lili bitmişti, gün geçtikçe tükeniyor, kayboluyordu. Bırakmıştı yaşamayı. Galiba posta kutusuna gelen kartpostala en çok ben sevindim. Yapmacık değildi sevincim, yaşıyordum. Ve filmin içinde böyle bir yolculuğa çıktım.

Lili babasını kartpostalı atıp arabasına binerken gördüğünde, aslında bunu zaten tahmin ettiğimi farkettim. Hayatından, onun üzüntüsü içinde vazgeçtiği ikizi, bu kadar kalpsiz olamazdı. Ama Lili hâlâ aklına kötüsünü getirmedi. İşte bence sevgisinin en saf hâlini o an gördük. Çünkü, "Bana hiç yazmamış" diyerek ona kızmayı, sinirlenmeyi, ölmüş olmasına yeğledi.

Ama hem sevgili daedalus'un, hem de baronio'nun bahsettiği gibi, boğazımda düğüm düğüm düğümlenen şey baba-oğul ilişkisiydi. Oturup oğlunun şarkısını dinlediğinde, ondan önce neleri yapmamakla hata ettiğini itiraf ettiğinde, o üzgün babayı gördüm. Gördükçe içim parçalandı, yutkunamadım. Belki de bunun biraz da sebebi, filmi deadalus'un günün en sevdiği zamanında, yani ışığın karar veremediği saatlerde değil, günün kendini simsiyah, sessiz bir boşluğa bıraktığı zamanda izlememdi. Düşündükçe, filmin de aslında herkesin sessizliğinden bahsettiğini düşünüyorum. Hatta filmin sonu da böyleydi. Kimse hiçbir şeyden bahsetmedi. Sadece kalanlarla hayata sarılmaya karar vererek yürüdüler. İşte o anda, tam da beklediğim gibi "Lili, take another walk out of your fake world" diye başladı günlerdir tüm gün boyunca 50-60 kez dinlediğim parça. Yine yutkunamadım...

Baba geç kalmışlığının acısını çekti, anne kendi içinde yaşadı. Lili, her şeyden vazgeçti. Mutlu sonu olmayan bir filmin sonuna geldik biz de. Fakat çok nadir yaşanan, filmden sonra bile filmin hissettirdiklerini yaşama duygusu oluştu. Sanırım bu yüzden bu kadar beğendik, etkilendik.

Film mükemmeldi. Bunu Bağımsız Ruhlar'a sahip çıkan dostlarımızın harika seçimine borçluyuz. Çeviri de harikaydı. Hepinizin ellerine, gözlerine, akıllarına sağlık. Teşekkürler arkadaşlar.





forum resmi
kaos605
El Custodio filminin ağır temposundan hiç mi hiç rahatsız olmadım. Düşünüyorum da yönetmen olsaydım ve önümde böyle bir proje olsaydı, ben de bu ritmin pek dışına çıkmazdım. Yalnız, birileriyle beraber olduğunda bile yalnız (ailesiyle doğum günü partisi fiyaskosundaki durumu), bakanın peşindeyken kapanan her kapı gibi birçok kapının hep dışında kalan yitik, ezik bir karaktere odaklanmak için bu tür minimalist bir yaklaşım kendisini dayatıyor.

Daha da ilginci, hep "Aman bir şeyler olmasın." diye peşinden koştuğu birine karşı bu görev, zamanla tehlikenin ta kendisi oluveriyor. Yaşatmaya çalışmanın gitgide ölüme dönüştüğünü görürsünüz. Film bu dönüşüm üzerine kurulmuş. Ağır temponun içinde izleyici bu öfkenin, kum saatindeki kumlar misali birikmesine, korumanın cellatlaşmasına tanık olur. Bakanın çocuğunu şımarık tavırları, bakanın kaçamakları ve rahat yaşamı sadece korumaya değil zamanla izleyiciye de dokunmaya başlar. Ve filmin sonunda ister istemez katilin yanında yer alırsınız ve katilin bu eylemini yadırgamazsınız. Filmin bu etkilerini yaşamak mükemmeldi. Gerçek anlamda kısa bir zaman dilimi içerisinde size deneyim yaşatıyor, yönetmen. Bu film çok söz götürür, biz tadında bırakalım.

Çeviren arkadaşımızın ellerine sağlık.


--------------------
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
melih
mesaj Jun 6 2007, 10:11 PM
İleti #23


Etkin Üye
Group Icon

Grup: Veteran
İleti: 1,451
Katılım: 31-May 07
Üye No.: 2



- YAKINDA -

2:37
(2006)

forum resmi

Ülkesi: Australia / Ödülleri: 4 Adaylık

Kısaca Konusu: Aynı liseye giden 6 öğrencinin birbirleri ve çevreleriyle olan ilişkilerini anlatan, Cannes'daki gösterimde 17 dakika boyunca alkışlanmış sert bir dram..



--------------------
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
baronio
mesaj Jun 6 2007, 10:12 PM
İleti #24


Etkin Üye
Group Icon

Grup: Veteran
İleti: 2,078
Katılım: 31-May 07
Nereden: Away
Üye No.: 3





forum resmi
kaos605
Daedalus, kalp atışlarımı hızlandırdın. Merak ettiğim bir yapımdı.




forum resmi
iqmachine
Güzel haber için teşekkürler daedalus, benim de özellikle merak ettiğim yapımlardan bir tanesi 2:37. Güzel çevirinle izlemek büyük zevk olacak

İletiyi gönderirken özellikle 2:37'de mi gönderdin bu arada, merak ettim. smile.gif


--------------------
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
melih
mesaj Jun 6 2007, 10:15 PM
İleti #25


Etkin Üye
Group Icon

Grup: Veteran
İleti: 1,451
Katılım: 31-May 07
Üye No.: 2



spoilers.gif
***Dikkat: Gespenster hakkında spoiler içerir, izlemeyene tat kaçırır.

Her şeyden evvel filmi beğendim. Evet, bayağı eğreti duran ve yer yer sıkan kısımları mevcut ama yine de kendini izletmesini biliyor. Denizde yüzen ve okyanuslara açılmaya çalışan iki kızın maceraları ile sahilden ağıt yakan bir annenin türküsü arasında gidip gidip geliyor. Bu gel-gitlerin kıyıya vurduğu anlarda artık tel tel dökülmekte olan gemici düğümleri atmaya çalışıyor karakterler arasında.

Önce anlaşılmaz derecede tepkisiz Nina'yı tanıyoruz. Sorunlu ve sorumsuz bir genç olduğu belli. Utangaç, çekingen, kararsız, birileri sesini duyarsa diye korkan, belki kendi haline bırakılsa görünmez bile olmayı başarabilecek bir kız Nina. Toni ile tanışmaları sırasında görünmezlik yeteneğini de sergilemeyi başarıyor. Öte yandan bir de Toni var. Arsız, küstah, yırtık, damara göre şerbetçi, Robert De Niro'nun efsane Heat filmindeki bir numaralı prensibini uygulayan bir nankör: "Köşede sıcaklığı hissettiğin anda kaçacaksın." Sadece sıcaklığı hissettiği anlarda kaçmakla kalmıyor, aynı zamanda o sıcaklığa varış yolunda "Sömürebildiğin kadar sömür" felsefesini de ilke ediniyor.

Filmin öyle bir havası var ki; ekrana bakmayı tercih eden biri izlese iki kızın ve bir yabancı annenin arasında yaşananlar, birinin ötekini paçavra gibi kullanması, annenin ikide bir sayıklamaları, deyip geçebilir. "Eh işte", klasmanına sokulmaya pek de müsait bir film Gespenster. Bu arada filmin adı Hayalet anlamına gelen Wraith demekmiş. Ama ben o bildiğimiz saydam, kâh korkutucu, kâh şakacı versiyonları olan hayaletler gibi değil de, "Hayal - Et" şeklinde algılamayı tercih ettim. Bencilce ve çocukça bir seçim olabilir, ama böylesi daha hoşuma gitti. Belki de kendi kafamda ördüğüm kılıfa uydurabilmek içindir. Neyse...

Hayalleri var tüm karakterlerimizin. Nina'nın hayali seçmelerde karşımıza çıkıyor. Gerçeği mi yoksa o an uydurduklarını mı söylüyor, bilemiyoruz. En güzeli de bu zaten. Gerçek mi yoksa yalan mı emin değiliz, ama emin olabileceğimiz bir şey varsa, ağzından çıkanlar onun hayalleri. Aynı şekilde, daldan dala atlayan Toni'nin de hayalleri var. Kör göze parmak misali belki bize söylenmiyor bunlar, belki de bizim hayaletimize smile.gif bırakılıyor. Benim gördüğüm, uygun ortamı bulup ondan biraz faydalanmak. Ta ki daha uygununu bulana kadar. Françoise ise seneler önce kendi hatasıyla kaybolan kızını bulmanın peşinde. 3 yaşındayken kaybolan kızının Nina olduğuna inanıyor. Gerçek ya da değil kimin umurunda. Hayalinin peşinden sokakları arşınlıyor kadın. Tüm bunların yanında benim dikkatimi çeken ya da görmek isteyip de kendimi şartladığım bir olay ise, derinine inilen tüm karakterlerin birer parazit gibi gösterilmesi. Nina da dahil. Asalaklar üzerine bir eğitim almadım ama şöyle sınıflandırabilirim; Toni: Kötü Huylu, Nina: İyi Huylu, Françoise: Saf Huylu, Oliver: Sinsi Huylu. Hepsi bir şekilde kendi karnını doyurma, hayallerini bastırma peşinde. Masum ve ezik kız olan Nina'nın diğerlerinden ayrıldığı nokta aç kalmaya alışık olması ve böyle de yaşayabileceğini öğrenmesi. Nihayetinde onun ne bir anneye, ne bir sevgiliye, ne bir eve, ne bir işe ihtiyacı var. O, bu dünyada oradan buraya atılan fiziksel bir kütle sadece. O, hepimizin bakıp da arkasını görebildiği bir hayalet.


--------------------
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
baronio
mesaj Jun 6 2007, 10:19 PM
İleti #26


Etkin Üye
Group Icon

Grup: Veteran
İleti: 2,078
Katılım: 31-May 07
Nereden: Away
Üye No.: 3



spoilers.gif

***Dikkat: Gespenster hakkında spoiler içerir, izlemeyene tat kaçırır.

Yapayalnız bir kız. Ne bir dost eli, ne de bir sevgili. Ne sıkı sıkı sarılan, ne geceleri bir üstünü örten. Ne bir anne kokusu, ne bir baba şevkati. Yapayalnız bir hayat. Hor görenler, tehdit edenler, aşağılayanlar. Her şeye karşı ümidini yitirmişken bir anda çıkagelen âşk yanında kaybolan ümitlerini de getiriyor. Üstüne ikinci bir şok. Hayatı boyunca özlemini çektiği o ana sıcaklığı.

Belki de çok daha iyi olabilecek bir film olduğundan ötürü Gespenster beni tam anlamıyla tatmin etmedi. Ancak şimdi düşündükçe filmin hiç de kötü bir film olmadığına inanıyorum. Özellikle acı gerçekle yüzleşmeden önce "Annemi bırak" haykırışları çok etkileyiciydi. Gerçi etkileyici olmasının en büyük etkeni de etkileyici olmaya çalışmamasıydı sanırım. Çok rahat ajite edilip, izleyeni perişan edebilecek bir sahne öylesine doğal çekilmiş ki, insan izlerken daha bir tuhaf oluyor. Sanki bir restoranda yan masanızda gelişen bir olaya tanık olmuşsunuz gibi bir atmosferi var. Filmin durağanlığına karşın sürükleyici olmayı başarmasının altında da bu içtenlik yatıyor bence.

Bu arada dae, "Önce anlaşılmaz derecede tepkisiz Nina'yı tanıyoruz" demişsin. Ama bence bu tepkisizliği öylesine yaralayıcı ki, bu durağanlığı, bu tepkisizliği ben normal karşılıyorum. Bu filmi izlememin üzerinden bir hafta kadar geçtikten sonra durup dururken çok sevdiğim Reamonn'ın Star şarkısının klibi aklıma geldi. Ve nedense kafamda bu kliple, Gespenster'i özdeşleştirdim. Filmi izlerken de, klibi izlerken de tuhaf hisler yaşamıştım. Henüz bir ebeveyn olmasam da, bazen düşünüyorum düşünüyorum, ama öylesine masum, küçük insanları terketmenin nasıl bir hissizlik gerektirdiğini kafamda canlandıramıyorum. Klipte de üzerini örttükleri sahne bir tuhaf ediyor içimi. Belkide Nina'nın tek ihtiyacı budur.



--------------------
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
melih
mesaj Jun 6 2007, 10:20 PM
İleti #27


Etkin Üye
Group Icon

Grup: Veteran
İleti: 1,451
Katılım: 31-May 07
Üye No.: 2



spoilers.gif

***Dikkat: Gespenster hakkında spoiler içerir, izlemeyene tat kaçırır.

baronio, "anlaşılmaz derecede tepkisiz" sözünü, "kabul edilemez derecede tepkisiz"; olarak değiştirmeliydim belki de. O açılış sahnesindeki tepkisizliğinden bahsediyordum. Ben orada resmen şöyle diyaframdan gelen bir "Bağırsana kızım!" feveranı kopardım. Hemen akabinde de Nina'ya tabir-i caizse kıl kaptım. Film bana da daha önce izlediğim bir şeyleri hatırlattı. 2 gündür ararken nihayet bugün buldum. Bir zamanlar ilk sezonu biraz iyi geri kalanının yerlerde süründüğüne inandığım Buffy the Vampire Slayer'ın Out of Mind, Out of Sight bölümündeki kızın durumuna benzettim. Şu klasik loser vakasının bir örneği olan kızımız, o kadar görmezden gelinir biri olur ki; en sonunda görünmez oluverir. Final sahnesinde Nina'nın yürüyüşünde aynı duyguyu aldım.


--------------------
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
baronio
mesaj Jun 6 2007, 10:27 PM
İleti #28


Etkin Üye
Group Icon

Grup: Veteran
İleti: 2,078
Katılım: 31-May 07
Nereden: Away
Üye No.: 3





forum resmi
darkemxre
spoilers.gif

***Dikkat: Spoiler içerir, izlemeyene tat kaçırır.

Başlık açıldığından beri sürekli takip ediyordum, ancak burada o kadar güzel bir hava vardı ki, üstatların gerçek sinema ve filmler hakkında konuşması, yorumlarda bulunması bizlerinde bu tadına doyum olmaz sohbetten pay alması adınaydı. İlk başta sizlere şükranlarımı, teşekkürlerimi sunmak istesemde kendi kendime düşündüm “bırak şimdi teşekkürü, lafı bölmeyi, mesaj kirliği yaratma” bu güzel yerde.. Hem birşeyler söylemeye cesaret de edememiştim işin gerçeği..

Je vais bien, ne t'en fais pas

Herhangi bir gündü, arkadaşım elinde bir kitap neredeyse mahvolmuş bir halde uzaklarda birşeyler ararken yanına gitmiştim. Ne oldu? Diye sorduğumda uzun bir süre bana baktıktan sonra elindeki romandan bahsetmişti ama birgün okursam diye yüzeysel, birkaç kelimeden ibaretti tüm anlattıkları.. Kendi kendime diyordum, bir roman altı üstü, ne olabilir ki içindeki bu kadar insanı kendinden alsın.. Merak etmiştim ancak fransızca olduğu için okuma şansım yoktu. Yine birgün yine aynı arkadaş ve romanın sinemaya uyarlandığını çekimlerinin bitmek üzere olduğunu öğrenmişti. Ve bir süre sonra o ismi sunum odasında, burada gördüm. Artık ben de neler anlatılıyor, olay nedir, öğrenmiş olacak, merakım son bulacaktı. Zaman gelmişti, izlemeye koyuldum. Ancak o kadar güzel bir konu ve oyunculuk vardı ki içeride her seferinde kendimi uzaklaştırmaya çalışsam da bir türlü başarılı olmadım. Yeri geldi Lili oluverdim, yeri geldi Paul, Isabelle, Thomas, Loic oluverdim bazen orada bulunan herhangi bir fert oluverdim ama bir türlü kendimi gerçek dünya’ya döndüremedim. Bir tarafta aile cinayetleri varken, diğer tarafta sonsuz bir kardeş sevgisi, aşkı.. Bir tarafta baba cinayetleri varken diğer tarafta kendini oğlu için canlı canlı gömen bir baba.. Bir tarafta sevgisiz, yapay, aşkın ne olduğunu bilmeyen birliktelikler yaşanırken diğer tarafta en büyük aşklardan birini yaşayan iki genç.. İkiz kardeşi kendisini aramadığı için ölüm orocu ile ölüme yürüyen kardeş.. Evladıyla yapmak istedikleri geçmiş zamanda kaldığı için, varlığını ateşe atan bir baba.. Kardeşe yazılmış sevgi dolu sözlerden oluşan mükemmel bir müzik eşliğinde o şarkı.. Her nerede bulunursa bulunsun, aklı kardeşini düşünürken, gözleri kardeşini ararken, kulakları kardeşinin gitarla çaldığı müziği ararken sokaklarda, evlerinde, partide, herhangi biryerde kendini bulan Lili.. Ebeveynlerin evlatlarını kaybetme acısını yüreklerine gömerken diğer taraftan kızlarını da kaybetme endişesi ile yaşam savaşı vermeleri.. Her anı ayrı acı veren bir film.. Bu film, konu, roman içindeki sonsuz sevgiyi, aşkı izleyen, okuyan, tanık olan herkese bulaştıran, bizlere insan olduğumuzu, içimizdeki duyguları serbest bırakmak zorunda kaldığımız olaylar bütünü.. En sert, en acımasız, en güçlü kalelerden bile yapılmış insan yüreğini kolayca yıkabilecek türden.. O kadar saf ki, karşı koymak imkansızlaşıyor, ne yaparsanız yapın boş.. Ben bu zamana kadar bu güzellikte, bu kadar sevgi dolu film izlemedim, sanırım bundan sonra izlemem de.. Bir saattir tuhaf haldeyim, kendime gelemedim, şimdi fark ettim dudağımı kanatmışım.. Dostlar bana yapabileceğiniz en büyük kötülüğü yapmış bulunmaktasınız.. O kadar doluyum ki, hissettiklerimin %1’ini anlatabilsem.. Bu güzel filmle beni buluşturduğunuz için ne kadar teşekkür etsem azdır. Sizlere ne kadar şükran dolu olduğumu gösterebilsem keşke, hani bir gün biryerlerde buluşursak bir çayımı/kahvemi içerseniz, bu minnetlik az da olsa diner sanırım.. Kusura bakmayın, çalakalem yazdım, çok doluyum ama hiçbir zaman doğru düzgün birşeyleri yazmayı beceremedim zaten.. Şuan Aaron – U Turn(lili) şarkısı ile yazdım bunları.. Uzun bir süre bu şarkı ve film bedenimden ayrılmaz sanırım, içeme öyle bir işledi ki.. Spoiler kod kullandım, zira bu güzel ortamda fazla yer kaplamamak için..

flowers.gif BAĞIMSIZ RUHLAR flowers.gif



--------------------
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
baronio
mesaj Jun 6 2007, 10:29 PM
İleti #29


Etkin Üye
Group Icon

Grup: Veteran
İleti: 2,078
Katılım: 31-May 07
Nereden: Away
Üye No.: 3



QUOTE(darkemxre @ Jun 6 2007, 08:27 PM) *
Spoiler kod kullandım, zira bu güzel ortamda fazla yer kaplamamak için..


Tüm yazdıklarınız çok hoştu, bunun dışında sevgili darkemxre. Spoiler kodu izninizle kaldırdım. Bu başlıkta sizin gibi dostlarla sohbet edebilmek, görüşlerinizi okumak en büyük arzumuzdu. Lütfen daha fazla yer kaplayınız. Bu başlık bizim değil, sinemanın başlığı. Biz sadece aracıyız. Sohbet kısmında bizi yalnız bırakmayın lütfen. Sonra dae bana kızıyor çok konuşuyorsun diye.

Katılan, katılmakta olan ve katılacağına dair umutlarımızı hâlâ canlı tutan tüm dostlara teşekkür. Yazdıklarınızın her satırını büyük keyifle okuyorum ve suya yazı yazmadığımızı hissediyorum. Bu arada, "daha ne sürprizlerimiz var bir bilseniz" desem mi ki acaba? fool.gif


--------------------
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
melih
mesaj Jun 6 2007, 10:29 PM
İleti #30


Etkin Üye
Group Icon

Grup: Veteran
İleti: 1,451
Katılım: 31-May 07
Üye No.: 2



QUOTE(darkemxre @ Jun 6 2007, 11:27 PM) *
İlk başta sizlere şükranlarımı, teşekkürlerimi sunmak istesemde kendi kendime düşündüm �bırak şimdi teşekkürü, lafı bölmeyi, mesaj kirliği yaratma� bu güzel yerde.. Hem birşeyler söylemeye cesaret de edememiştim işin gerçeği..

Bölün, parçalayın, araya girin, aramızda kalın efendim. Bu başlığın fikir babası olan baronio'nun ilk ve tek düşüncesi şuydu: "Üzerinde konuşulacak o kadar güzel ve çevirisiz film var ki; biz çevirirsek insanlarla birlikte konuşabiliriz belki." Dışarıdan bakıldığında Hıncal-Haşmet muhabbeti gibi görünmesini hiç istemiyoruz. (Hıncal tabii ki baronio'dur laugh.gif)

Bu yabancıların artık rutin olarak kabul edilen bir alışkanlıkları var. Her filmin bitimiyle, oturup filmi tartışıyorlar sinema salonunda. Bir parça da olsa taklit etsek ya...


--------------------
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post

10 Sayfa V < 1 2 3 4 > » 
Reply to this topicStart new topic
1 kullanıcı bu başlığı okuyor (1 Misafir ve 0 Gizli Kullanıcı)
0 Üye:

 



- Basit Görünüm Şuan: 24th October 2018 - 06:43 AM