IPB

Hoşgeldin Misafir ( Giriş | Kayıt Ol )


Yedinci Gemi Çevirmenlerinden Son Filmler
Manchester by the Sea Posteri Split Posteri Rogue One Posteri Lion Posteri Fantastic Beasts and Where to Find Them Posteri John Wick: Chapter 2 Posteri Assassin's Creed Posteri

9 Sayfa V < 1 2 3 4 > »   
Closed TopicStart new topic
> Funksterize
Funkster
mesaj Oct 25 2007, 12:19 AM
İleti #16


Etkin Üye
Group Icon

Grup: Veteran
İleti: 2,071
Katılım: 31-May 07
Üye No.: 6



forum resmi

IMDB
A Mighty Heart (2007)

Directed by: Michael Winterbottom
Genre: Biography | Drama | History | Thriller
Tagline: It was an event that shocked the world. This is the story you haven't heard.
User Rating: 6.8 / 10 (9,663 votes)
Runtime: 108 min
Awards: Nominated for Golden Globe.
Cast: Dan Futterman, Angelina Jolie, Archie Panjabi, Mohammed Afzal

Gerçek bir olaya dayanan filmde Wall Street Journal muhabiri olan Daniel Pearl, Pakistan'da görev yaparken terörist bir örgüt tarafından kaçırılır. Serbest bırakılmasına dair yapılan tüm çağrılara rağmen öldürülünce gazeteci eşi Mariane Pearl, kendisine yardımcı olan gizli servis çalışanlarıyla birlikte kocasının ölümünün ardındaki sır perdesini kaldırmaya çalışır. Road To Guantanamo'daki belgesele yakın tarzını bu filmle de devam ettiren Micheal Winterbottom, özellikle son dönem yükselen dokümantere yakın politik gerilim türünün başarılı örneklerinden olan Road To Guantanamo, Syriana ekolüne yakın duran, ancak bu filmlerin birkaç fırın ekmek daha yemesi gereken aşamasında bulunan bir film çekmiş. Brad Pitt'in ortağı olduğu Plan B şirketi tarafından çekilen filmde Mariene Pearl'ü canlandıran Angelina Jolie, film boyunca neredeyse permalı saçlarım bozulmasın der gibi salınıyor adeta. Sadece finalin duygusallığı esnasında yeteneğini biraz sergiler gibi olsa da, filmin geneli için çok sıradan bir performans diye düşünüyorum. Zaman zaman sıkıcı da gelse, gerek Winterbottom'un estetik yaklaşımı, gerekse yakın tarihin sarsıcı bir trajedisini yakın plana alan gerçekçi anlatımıyla A Mighty Heart, özellikle "based on true events" meraklılarına tavsiye edilir.

Bu ileti Funkster tarafından Nov 18 2008, 11:14 PM yeniden düzenlenmiştir.


--------------------
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
Funkster
mesaj Oct 27 2007, 01:59 AM
İleti #17


Etkin Üye
Group Icon

Grup: Veteran
İleti: 2,071
Katılım: 31-May 07
Üye No.: 6



forum resmi

IMDB
Stay (2006)

Directed by: Bob Goldthwait
Genre: Comedy | Drama | Romance
Tagline: A youthful, impulsive sexual encounter opens the door to a dark comedy about the complexities of honesty.
User Rating: 5.8 / 10 (1,203 votes)
Runtime: 87 min
Awards: 3 nominations
Cast: Melinda Page Hamilton, Bryce Johnson, Geoffrey Pierson, Colby French

Amy'nin üniversite yıllarından kalma çok acayip bir sırrı var. Birisine anlatmak için can atıyor. Ama bu öyle herkese anlatılacak türden yenir yutulur birşey değil. Onunki sadece anlatıp hafiflemek.. Erkek arkadaşı John'u muhafazakar ailesi ile tanıştırmaya götürdüğü bir gece bu sırrı ona söyleyince, üstüne üstlük bu sırrı, hep Amy'nin başarısının gölgesinde kalmış olan uyuşturucu bağımlısı erkek kardeşi tesadüfen duyup, huzurlu bir sabah kahvaltısında ifşa edince Amy'nin hayatı cehenneme dönüyor. Ne yönetmeni, ne oyuncuları tanınmış olan, bir ödülü bile olmayan, ama hele de şu sıralarda romantik komedi diye bir türün var olduğunu hatırlatan -sırrına rağmen- çok sevimli bir film. Merak etmeyin, o sır zaten filmin ilk cümlesinde belirtiliyor. Tamamı aşk ve dürüstlük ilişkisi üzerine bir güzelleme olan Sleeping Dogs Lie (diğer adı Stay - o da niyeyse!) uzun zamandır izlediğim en iyi romantik komediydi diyebilirim. Kusurları vardır muhakkak, fakat nedense hiçbiri gözüme batmadı. Üstelik bazı anlar yalan söylemenin hayati önemini savunan edepsiz mesajına da bayıldım.

Bu ileti Funkster tarafından Nov 18 2008, 11:15 PM yeniden düzenlenmiştir.


--------------------
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
Funkster
mesaj Oct 28 2007, 01:35 AM
İleti #18


Etkin Üye
Group Icon

Grup: Veteran
İleti: 2,071
Katılım: 31-May 07
Üye No.: 6



forum resmi

IMDB
Ocean's Thirteen (2007)

Directed by: Steven Soderbergh
Genre: Comedy | Crime | Thriller
Tagline: What are the odds of getting even? 13 to one.
User Rating: 7.0 / 10 (55,015 votes)
Runtime: 122 min | Croatia:114 min
Awards: 1 win
Cast: Brad Pitt, George Clooney, Matt Damon, Michael Mantell

Tadında bırakmak, birgün dönüp tekrar tatmak isteyeceğimiz şeyden yine aynı tadı almamız demekse, tadına doyulmaz bir duygu olsa gerek. Tadında bırakma mevzuna Hollywood'un beyninin bir kısmına (daha dürüst ve yaratıcı kısımları tenzih ederek) hiç kafa yormamasına bu saatten sonra şaşıracak halimiz yok. Zira tadını çıkarmak ile b.kunu çıkarmak arasındaki ayırımı yapamayacak kadar gerizekalı bir anlayıştan bahsediyoruz. Ocean's 11 diye güzel de bir remake yapmışsın, daha bunda 12, 13 diye neden ısrar edersin ki? Steven Soderbergh'in sinema kişiliğinden ödünler verip cebini dolduruyor olmasını, "biz çok iyi dostuz, hep beraber eğleniyoruz" mantığına büründürmesi kadar sahtekarca bir tavıra şahsen karnım tok. Buna rağmen 13'ü de izledim. Soderbergh bu sefer suç ortakları arasına Al Pacino'yu da eklemiş. Zaten o da böyle bir filme tencere-kapak uyumu sağlamakta sorun yaşamamış ki, makyajdan yüzü gözü, mimiği gözükmeyen bir Pacino izleme şansını bize bahşetmiş. B sınıfı filmlerin bile artık dönüp bakmadığı türden bir intikam temasını karmaşık ve mantıksız soygun detaylarıyla süsleyip gişe canavarlarına sunan boşa masraf bir film işte.. Uykum gelmese sabaha kadar giydiririm, ama değmez. Soderbergh'in yönetmen olarak sadece Out Of Sight'ını ve bir de prodüktör tarafını çok severim. Gerisinin bana hiçbirşey ifade etmediğini gururla söylememi sağlayan bir film Ocean's 13.. 14'de gelir yakında. Birisi de çıkıp, dünyayı bu seriden kurtarmaya soyunmuş bir süper kahraman yaratsa ne güzel izlenir hani.

Bu ileti Funkster tarafından Nov 18 2008, 11:17 PM yeniden düzenlenmiştir.


--------------------
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
Funkster
mesaj Nov 1 2007, 12:56 AM
İleti #19


Etkin Üye
Group Icon

Grup: Veteran
İleti: 2,071
Katılım: 31-May 07
Üye No.: 6



forum resmi

IMDB
1408 (2007)

Directed by: Mikael Håfström
Genre: Drama | Horror | Thriller
Tagline: Based on the terrifying story by Stephen King
User Rating: 7.0 / 10 (52,631 votes)
Runtime: 104 min | USA:112 min (director's cut)
Awards: 1 win
Cast: John Cusack, Paul Birchard, Margot Leicester, Walter Lewis

İtiraf edeyim, hiç bu filmin havasında değildim. Ama artık aradan çıkarma vakti geldi diyerek biraz ite kaka bir seyir oldu. Tabi hal böyle olunca hiç beğenmedim. Fakat acaba farklı bir yer, zaman ve ruh haliyle izlesem nasıl olurdu diye düşününce de değişen birşey olmayacağı kanaatine vardım. Bir kere bence filmin en birinci amacı zalimce klostrofobi yaratmak olmalıydı. Hatta böyle bir film, nefes alacak fırsat bile tanımadan bizi bulunduğumuz odaya kilitlemeliydi. Ama o ne yaptı, zavallı Cusack'ı duvardan duvara vurdu, dargın babasıyla avantadan bir yüzleştirme yaşattı, karşı pencere sahnesi haricinde yaratıcılıktan yoksun halüsinasyon bilmem nelerine sardırdı. Güya izleyiciyi ters köşeye yatıran alternatif bir finalle de perdeyi kapattı. Cusack ile hiç sorunum yok, tam tersi kendisini çok severim. Aldığı her başrolün altından rahatlıkla kalkan katıksız bir oyuncu. Burada da altından kalkıyor. Ama böylesi bir filmin altına girerken görmek istemezdim kendisini. Samuel L. Jackson'u da zaten burada olduğu gibi geçerken uğradığı filmlerden ziyade, şöyle adam gibi başrollerde daha çok seviyorum. İsveçli Mikael Håfström şahsiyetinin 2. Hollywood seferi yine milyonlarca özelliksiz filmin arasında yerini alacak. Aklıma o güzelim Ondskan geliyor, iyice deli oluyorum! Bazı bülbülleri altın kafese koyuyorsun da ne oluyor?

Bu ileti Funkster tarafından Nov 18 2008, 09:42 PM yeniden düzenlenmiştir.


--------------------
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
Funkster
mesaj Nov 3 2007, 03:00 AM
İleti #20


Etkin Üye
Group Icon

Grup: Veteran
İleti: 2,071
Katılım: 31-May 07
Üye No.: 6



forum resmi

IMDB
Meninas (2006)

Directed by: Sandra Werneck, Gisela Camara
Genre: Documentary
User Rating: 6.4 / 10 (26 votes)
Runtime: 71 min
Awards: 1 nomination
Cast: Alex Barbosa da Costa, Edilene, Evelin, Joice

Meninas, çocuk anne diye tabir edilen 13 yaş ve üzeri kızların, muhtemelen bu kavramın kaynağı olan Brezilya varoşlarında filme alınan dramı üzerine 70 dakikalık bir belgesel. Akıl almaz hayatların yaşandığı bu varoşlara bu kez çocuk yaşta hamile kalan kızlar yönünden bakan, bu kızlardan üç dört tanesini numune alarak onların hikayelerini doğumlarına kadar belgelemeye çalışan film, gerçekliği ile tüyleri diken diken ediyor. Bir baltaya sap olamamış, oraya buraya tohum saçan cahil serserilerin kurbanı olmuş bu cahil kızların dramına numunelerle olsa da dikkat çeken bir film olmuş.. Doğuracağı bebekleri oyuncak sanan, doğurduktan sonra da pişmanlıkları her yerlerinden okunan bu kızlar, hatta aynı gençten hamile kalan ana-kız gibi sapkınlığı bile normallemiş anne adayları artık ahlak, sorumluluk, inanç, güven ve daha nice insani kavramın uğramadığı bu varoşların tek kurbanı değil elbette. Fakat çok çarpıcı olsa da, sadece gerçekleri filme alarak iyi belgesel çekmiş olmuyorsunuz. İşin teknik kısmı çok dağınık. City Of God başyapıtı bile bir senaryo olmasına rağmen bundan çok daha iyi bir belgesel aslında. City Of God mertebesinde bir yapım beklediğim komikliğinden değil, Meninas'ın çok yetersiz bir belgesel altyapısı olduğundan bahsetmekteyim. Bir anlatıcı, istatistiki bazı bilgiler, uzman görüşü olmadan da çok iyi belgeseller çekiliyor pekala. Ama böylesi bir konu için fazla başıboş geldi bana.

Bu ileti Funkster tarafından Nov 18 2008, 09:42 PM yeniden düzenlenmiştir.
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
Funkster
mesaj Nov 15 2007, 01:31 AM
İleti #21


Etkin Üye
Group Icon

Grup: Veteran
İleti: 2,071
Katılım: 31-May 07
Üye No.: 6



forum resmi

IMDB
Shoot 'Em Up (2007)

Directed by: Michael Davis
Genre: Action | Adventure | Comedy | Crime | Thriller
Tagline: I'm a British nanny and I'm dangerous.
User Rating: 7.0 / 10 (45,298 votes)
Runtime: 86 min
Awards: 2 nominations
Cast: Clive Owen, Paul Giamatti, Monica Bellucci, Stephen McHattie

Kötü adamlar tarafından kovalanan hamile bir kadına yardım eden Smith adlı gizemli bir adam, kadın doğum yapıp öldükten sonra, bu bebeği öldürmek için Hertz isimli zeki bir adamın emrindeki tetikçi ordusu yüzünden bebeği yanına alır. Yanına DQ adındaki fahişeyi de alan Smith, peşindeki bu gözü dönmüş kötü adamlarla mücadele ederken bir yandan da bebeğin neden bu kadar önemli olduğunu araştırmaya çalışır. Hamile bir kadından, uyanık bir senatöre kadar uzanan komplo, macera, aksiyon, tansiyon filmi Shoot 'Em Up.. Bozuk para gibi adam harcayan, havuç bağımlısı Smith rolünde, sanki James Bond olamamanın acısını çıkarırcasına kendini aksiyona veren jinekolog insan Clive Owen var. Zira tıpkı Children Of Men'de olduğu gibi burada da tek başına bir kadını doğurtuyor Owen.. Kendisine gayet yakışan süper kahraman kimliği, Bruce Willis gibilerinin yaşlanmaya başladığı şu dönemlerde daha da üzerine yapışacak gibi görünmekte. Güzelliği dillere destan Monica Bellucci'nin Amerikan filmlerindeki makus talihinden kaçamayan "chick" rolü yanında, kötü adamların başı Hertz olarak arzı endam eden Paul Giamatti, çok az aktöre nasip olan, birbirine zıt rollere adapte olma yanında izleyeni de adapte etme başarısını ve ustalığını yine konuşturmakta. Bir film için bu üçlü zaten yeterince çekici. Saydığımız görevler için hepsi de biçilmiş kaftan. Film olarak ise, deli gibi mühimmat harcayan aksiyon yapımlarından hoşlananlar için çöpsüz üzüm denebilir. Meselesini götürüp bir senatöre dayayan olay örgüsü de çok fazla sırıtmıyor. Absürd bir anlayışla kendini ciddiye almak isteyen yapısı gereği ortaya ilginç sahneler de çıkarmış. Havuçla adam öldürme, merdiven boşluğu, atlı karınca, sevişme, silah fabrikası, paraşütle atlama sahneleri bu anlayışın "saldım çayıra, mevlam kayıra" ürünleri.. Abur cubur tüketimine ivme kazandıran bu tür yapımlardan yakın zamanda piyasada olan Crank'i seven, Shoot 'Em Up'ı %100 sever. Kendi türü içinde amacına ulaşmış bir seyirlik. Fazlasını arayanlar yanlış yerde aramış olurlar.

Bu ileti Funkster tarafından Nov 18 2008, 09:43 PM yeniden düzenlenmiştir.


--------------------
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
Funkster
mesaj Nov 20 2007, 01:15 AM
İleti #22


Etkin Üye
Group Icon

Grup: Veteran
İleti: 2,071
Katılım: 31-May 07
Üye No.: 6



forum resmi

IMDB
Chopper (2000)

Directed by: Andrew Dominik
Genre: Biography | Crime | Thriller
Tagline: Never let the truth get in the way of a good yarn.
User Rating: 7.1 / 10 (9,239 votes)
Runtime: 94 min
Awards: 12 wins
Cast: Eric Bana, Simon Lyndon, David Field, Daniel Wyllie

Avustralyalı ünlü suçlu "Kasap" Mark Read'in hayat hikayesinden kesitlerle yazdığı 9 kitaptan birinden uyarlanan film birbirinden ilginç sahneler barındıran, ama son derece dağınık ve soğuk bir yapıda. Neredeyse hiç dramatik anı bulunmayan, zaten öyle bir beklenti içinde izlemediğim Chopper'ı film olarak hiç beğenmedim. En iyi dostunu kurtarmak için bir hakimi kaçırdıktan sonra hapse düşen, ama hapiste çete reisi bir mahkumu deştikten ve cezasını çektikten sonra dışarıda kendini bir komplo içinde bulan Chopper Read'in bir best-seller yazar oluşuna uzanan hikayesi arasında sadece işlediği kritik suçlardan derlenmiş bir film niteliğinde. Ama başroldeki, yakışıklı bir Hollywood jönü olmadan önceki haliyle Avustralyalı oyuncu Eric Bana'yı görmek için bile izlenmesi gereken bir film. Bu harika performansa ulaşmak için Bana, gerçek Kasap ile bir kaç gün bile geçirmiş. Şu sıralar ikinci filmi The Assassination Of Jesse James By The Coward Robert Ford ile modern bir western başyapıtına (evet, aynen öyle) imza atmış olan yönetmen Andrew Dominik'in bu filmden 7 yıl önceki ilk filmi Chopper.. Keşke ara sıra filmde koklatılan cahil yazar, ex-kasap Mark Read'in mizahi anlatımından daha fazla yararlanılsaymış. Gerçi bu anlatımı kitaplarında çok fazla benimsiyor mu onu da bilemiyorum. Olağanüstü bir Eric Bana dışında pek bir numarasını çeviremediğim, yine de izlemekle vakit kaybetmiş olunmayacak bir film.

Bu ileti Funkster tarafından Nov 18 2008, 09:39 PM yeniden düzenlenmiştir.


--------------------
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
Funkster
mesaj Nov 25 2007, 03:00 AM
İleti #23


Etkin Üye
Group Icon

Grup: Veteran
İleti: 2,071
Katılım: 31-May 07
Üye No.: 6



forum resmi

IMDB
Rescue Dawn (2006)

Directed by: Werner Herzog
Genre: Action | Adventure | Biography | Drama | War
Tagline: A true story of survival... declassified.
User Rating: 7.6 / 10 (25,893 votes)
Runtime: 126 min
Awards: 1 win
Cast: Zach Grenier, Marshall Bell, Christian Bale, Toby Huss

Alman asıllı Amerikalı savaş pilotu Dieter Dengler’in Vietnam savaşında ilk kez görev aldığı gizli bir operasyon sırasında uçağını Laos’da düşürmesi ve Vietkong'lara bağlı bir grup Vietnam çetesinin eline geçmesi üzerine, gerçek bir olaydan uyarlanan filmin yönetmeni usta Alman sinemacı Werner Herzog.. Dengler esir alınıp, ikisi Amerikalı 5 mahkumun daha bulunduğu küçük bir esir kampına götürülüyor. Herzog, Dengler’in liderliğindeki mahkumların kaçış planlarını, kampta yaşanan gerilimli günleri ve sıra dışı bir kurtuluş öyküsünü, yersiz gösterişten uzak bir dille iki saate başarıyla sığdırıyor. Çoğu Herzog filminde dikkat çeken en önemli unsur olan doğa görüntülerini yine çok çarpıcı bir görüntü estetiğiyle perdeye aktaran yönetmen, unutulmaz bir film yerine, birtakım kalıplara bağlı kalmasına rağmen işinin ehli bir gerilim/macera çekmeyi tercih etmiş. Yoksa başka ellerde unutulmaz olmaya oynayan bir gişe canavarı da çıkabilirdi. O zaman da bolca demin sözünü ettiğim yersiz gösterişe başvurmayı seçen bir gereksizliğe boğulurduk herhalde. Fakat bu haliyle de Rescue Dawn gerçek anlamda iyi bir film. Tabi filmde izlediğimiz bazı çok enteresan olayın gerçekten yaşanıp yaşanmadığını bilemiyoruz. Biraz abartılmış hissi uyandırsa da, tarihte buna benzer pekçok ilginç hikayenin gerçekten de yaşanmış olabileceğinin örneklerine rastlanıyor. Yine de benim film ile ilgili kafa yorduğum kısım, anlatılanların gerçekten yaşanıp yaşanmadığından ziyade, Herzog’un bunları nasıl anlattığıydı, ki o noktada gayet tatmin olduğumu hissediyorum. Dengler’i canlandıran Christian Bale, yine çok zorlu bir fiziksel testten başarıyla geçerek çıtasını koruyor. Diğer rollerde ise daha çok komedi ağırlıklı bir kariyere sahip Steve Zahn ile, özellikle Million Dolar Hotel’deki oyununu takdir ettiğim Jeremy Davies bulunmakta. Etkileyici bir hayatta kalma serüveni.

Bu ileti Funkster tarafından Nov 18 2008, 09:39 PM yeniden düzenlenmiştir.


--------------------
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
Funkster
mesaj Nov 30 2007, 12:51 AM
İleti #24


Etkin Üye
Group Icon

Grup: Veteran
İleti: 2,071
Katılım: 31-May 07
Üye No.: 6



forum resmi

IMDB
Things We Lost in the Fire (2007)

Directed by: Susanne Bier
Genre: Drama
Tagline: Hope comes with letting go.
User Rating: 7.3 / 10 (7,569 votes)
Runtime: 118 min
Awards: 1 win
Cast: Halle Berry, Benicio Del Toro, David Duchovny, Alexis Llewellyn

Audrey (Halle Berry) ve Steven (David Duchovny) evli ve iki adet afro saçlı çocuk sahibi mutlu bir çifttir. Steven, uyuşturucu ile başı dertte olan dostu Jerry’yi (Benicio Del Toro) sık sık görmekte, onunla vakit geçirmektedir. Bu durumdan hoşlanmayan, hatta Jerry’den nefret eden Audrey ile Steven arasında zaman zaman ufak tartışmalar yaşanmaktadır. Steven bir akşam vakti sokakta tartışan bir çiftin arasına girmek suretiyle hayatından olunca, iki çocuğuyla dul kalan Audrey, kocasının en iyi dostu olan Jerry’ye kendi evlerinde kalması teklifinde bulunur. Geçmişin gölgesinde yeni bir hayat başlar. En son Oscar adayı olmuş After The Wedding filminin yönetmiş olan, Dogma ekolüne mensup Susanne Bier’in Amerika transferinin ilk meyvesi, fena sayılmayacak konusuna rağmen dağınık, hatta özensiz. Beğendiğimiz Dogma kamerasının o serseri mayın misali hareketliliği, biraz da kurgu disiplinsizliği (veya beceriksizliği) yüzünden bir Amerikan filmine hiç uymamış sanki. Bazı senaryo ve yönetimlerin 10 dakikada tereyağından kıl çeker ustalıktaki flashback geçişlerle halledeceği işi 40 dakikada zar zor bitirirseniz, geri kalan kısımlarda oraya buraya çarpmaktan kurtulamayabilirsiniz. Tel tel döküldüğünü düşündüğüm basitlik ve saçmalıklarla dolu senaryo bir yana, özellikle Oscar ödüllü iki oyuncunun karşılıklı sahnelerinin bu kadar ruhsuz olabileceğini tahmin etmezdim. Aslında fena da oynamamışlar. Lakin ikili sahnelerinde beklediğim elektriği şahsen alamadım. Bunda o sahnelerin kötü yazılmış olmasının payı büyük. Filmde bazı bölümlerin ciddi sorunları vardı. Mesela Jerry’nin aslında bir avukat olduğu, komşuları olan Howard’ın gazıyla mortgage brokerlığı sınavı için ders çalışmaya başlaması (ki İbrahim Tatlıses’in tıp fakültesi öğrencisi olduğu bir filmindeki ders çalışma samimiyetinden pek farklı değildi), Audrey’in Jerry’yi uyuşturucu batağından kurtardığı bölüm, Jerry gibi bir cankiyi herkesin sorgusuz sualsiz bağrına basması ve dahası.. Ama filmin sonlarına doğru genel olarak seyirciyi ağlatmayı seven bir yönetmen olan Bier’in sazı eline almasıyla, topluca yenilen akşam yemeği sahnesi, ardından Halle Berry’nin ağlama nöbeti (üstelik o meşhur Oscar konuşmasından daha inandırıcı biçimde) ve finale kadar olan filmin geri kalanı biraz toparlandı. Ama bence bu durum, Things We Lost In The Fire’ın birçok yönden ıskalanmış bir film olduğu gerçeğini değiştirmiyor.

Bu ileti Funkster tarafından Nov 18 2008, 09:40 PM yeniden düzenlenmiştir.


--------------------
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
Funkster
mesaj Dec 2 2007, 01:55 AM
İleti #25


Etkin Üye
Group Icon

Grup: Veteran
İleti: 2,071
Katılım: 31-May 07
Üye No.: 6



forum resmi

IMDB
Mutluluk (2007)

Directed by: Abdullah Oguz
Genre: Drama
User Rating: 8.2 / 10 (1,314 votes)
Runtime: Turkey:126 min
Awards: 11 wins
Cast: Özgü Namal, Talat Bulut, Murat Han, Mustafa Avkiran

Tecavüze uğramasının ardından töreler gereği ölmesi gereken Meryem kendini öldürmeyince iş, askerden dönen akrabası Cemal’e kalır. Cemal de Meryem’i öldüremeyince Marmaris’e kadar uzanan bir kaçış başlar. Orada da İstanbul’daki iş-eş-arkadaş çevresinden, entellektüel atmosferden bunalmış üniversite profesörü İrfan ile yolları kesişir. Zülfü Livaneli’nin romanından Abdullah Oğuz’un çektiği Mutluluk, sahiden roman gibi bir film. Töre sorunu etrafında gelişen, ama didaktik ukalalıkları olmayan, işin sosyal yönü kadar, üstelik belki de ondan daha fazla sinema estetiğine önem veren bir film olmuş. Hatta biraz da cesaretle epik bir Türk filmi çıkmış ortaya diyebilirim. Çok güzel resimler çektiği gibi, son yıllarda bir Türk filminde görmekten gurur duyabileceğimiz nefis sekansları da bünyesinde barındırıyor. İzleyenler hangi sahneleri kastettiğimi anlayacaktır. Ama Talat Bulut’un canlandırdığı profesör İrfan karakterinin, filmde kendisine biçilmiş, ama üzerine bol gelmiş olan, hayata ve onun çirkinliklerine vakıf bilge pozisyonundaki eksiklikler filmde arıza çıkarıyor. Yabancı filmlerde bu tip mevkilerin oyuncusu olarak genellikle Anthony Hopkins’in seçildiğini söylersem demek istediğim biraz anlaşılabilir. Ama yanlış olmasın. Sorun Talat Bulut’un oyunculuğunda değil, İrfan karakterinde ve onun işlenişinde. Zaten oyunculuk yönünden mükemmel bir Murat Han yanında, yüzünü TV’de eskitmekte olmasına rağmen Meryem’in saflığını gerek şive, gerek aktörlük açısından çok iyi veren Özgü Namal’ın etkisi de açıkça görülüyor. İrfan olayı dışında zaman zaman o güzel coğrafyanın tadını bile zehir edebilen gerilim duygusuna fazlaca yüklenildiğini (esas amaç bu da olabilir), bazı gereksiz bölümlerin süreyi şişirdiğini düşünsem de, özellikle görüntü yönetimi ve Livaneli’den kaynaklanan müzik kullanımı açısından belki de hasret kaldığımız sağlamlıkta. Yine İrfan’ı katmazsak sonunu çok iyi bağlayan bir olgunlukta olduğunu da söyleyebilmekten mutluyum.

Bu ileti Funkster tarafından Nov 18 2008, 09:40 PM yeniden düzenlenmiştir.


--------------------
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
Funkster
mesaj Dec 8 2007, 03:35 AM
İleti #26


Etkin Üye
Group Icon

Grup: Veteran
İleti: 2,071
Katılım: 31-May 07
Üye No.: 6



forum resmi

IMDB
Mindhunters (2004)

Directed by: Renny Harlin
Genre: Action | Drama | Horror | Mystery | Thriller
Tagline: For seven elite profilers, finding a serial killer is a process of elimination. Their own.
User Rating: 6.2 / 10 (18,223 votes)
Runtime: 106 min | Australia:105 min (edited version) | De...
Awards: 2 nominations
Cast: Eion Bailey, Clifton Collins Jr., Will Kemp, Val Kilmer

Suç aydınlatmada uzman bir grup kurbanlık insan topluluğunun akıllara şerbet tuzaklardan oluşan bir bölgeye tıkıştırılması, orada kendileri için hazırlanmış bulmacaları çözme üzerine ihtisas yapmaları beklenir. Ama gelin görün ki bu zeka küpü insanların kendilerinden çok daha zeki biri tarafından feci derecede yaratıcı biçimlerde öldürülmeye başlaması üzerine ilerleyen bir "katil kim" filmi. Üstelik bu katilin oraya toplanmış bulunan Einstein'lar arasından biri olma ihtimali de vardır. Olaylar gelişir.. Epey bir gecikmeyle de olsa izleme fırsatı bulduğum, katilin kim olduğunu tahmin ettiğimden çok daha geç farketmemi sağlayıp çaptan düştüğümü yüzüme vuran bir film olarak kendisini takdir ettim. Katil bulma uzmanı değilim ama bu türden filmler izlemiş çoğunluk da filmde bir noktaya kadar katilin iyi gizlendiği fikrine katılacaktır. Mantık hataları, klişeler, şunlar bunlar bir yana, bünyeyi bulmacaya bırakmış bedenlere yaklaşık 100 dakikanın hakkını verebildiği söylenebilir. Böyle filmlerde yönetmen, oyuncu, ışıkçı vs. isimleri de o kadar mühim değildir aslında. "Katil kim" oyununu sevenler önden buyursun.

Bu ileti Funkster tarafından Nov 18 2008, 09:24 PM yeniden düzenlenmiştir.


--------------------
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
Funkster
mesaj Dec 10 2007, 12:33 AM
İleti #27


Etkin Üye
Group Icon

Grup: Veteran
İleti: 2,071
Katılım: 31-May 07
Üye No.: 6



forum resmi

IMDB
Death at a Funeral (2007)

Directed by: Frank Oz
Genre: Comedy
Tagline: From director Frank Oz comes the story of a family that puts the F U in funeral.
User Rating: 7.3 / 10 (19,094 votes)
Runtime: 90 min
Awards: 2 wins
Cast: Matthew Macfadyen, Keeley Hawes, Andy Nyman, Ewen Bremner

Mülayim bir insan olan Daniel’ın (Matthew Macfadyen), babasının ölümünün ardından tertiplediği cenazeye gelen acayip akrabaların sakarlıkları, New York’da yaşayan ve kendisinden daha ünlü bir yazar olan erkek kardeşi Rupert’in umursamazlıkları ve tam da cenaze günü ortaya çıkıp Daniel’e şantaj yapan babasının sürpriz! sevgilisi yüzünden başı derde giriyor. Ondan sonrası da karışıklıklar ve saklanmaya çalışılan gerçeklerle daha da komikleşiyor. Tecrübeli İngiliz yönetmen Frank Oz yeni filmini, Amerikan komedilerine ara verip bu kez ülkesinde çekmiş. Dirty Rotten Scoundrels, In & Out, What About Bob?, Housesitter gibi komedilerini çok beğendiğim Oz, konusu ve ağırlıklı olarak genç nesil İngiliz oyuncu kadrosunun başarılı oyunlarıyla yine iyi bir iş çıkarmış. Ama başlangıçtaki kısa bölüm haricinde tamamen cenazede geçen film, mayası gereği sanki biraz daha komik olabilirmiş aslında. Oz’un yarı yaşındaki Dean Craig’in senaryosu, çoğunlukla tiyatro oyunlarından alışkın olduğumuz işleri berbat etme, düzeltmeye çalıştıkça daha da batma ve bunun getirdiği telaş atmosferini iyi yakalıyor. Birkaç sahne dışında güldürmekten çok tebessüm ettiren, diğer Frank Oz filmlerine göre daha sakin ve iddiasız bir yapıda olan film, bu haliyle de çok sevimli.

Bu ileti Funkster tarafından Nov 18 2008, 09:25 PM yeniden düzenlenmiştir.


--------------------
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
Funkster
mesaj Dec 17 2007, 01:17 AM
İleti #28


Etkin Üye
Group Icon

Grup: Veteran
İleti: 2,071
Katılım: 31-May 07
Üye No.: 6



forum resmi

IMDB
Voces inocentes (2004)

Directed by: Luis Mandoki
Genre: Drama | War
Tagline: How much will a mother sacrifice for the love of her son...
User Rating: 8.1 / 10 (2,268 votes)
Runtime: 120 min
Awards: 12 wins
Cast: Carlos Padilla, Leonor Varela, Gustavo Muñoz, José María Yazpik

1980'de, küçük ülke olan El Salvador'da bir iç savaş patlak verdi. Salvador ordusu ile bölgedeki köylüler arasında bir anlaşmazlık olarak başladı. Çok geçmeden köylüler örgütlenip FMLN olarak bilinen gerilla ordusu halini aldı. Bu anlaşmazlık 12 yıl sürecek vahşi bir iç savaşa kadar uzandı. Cuscatanzingo gerillalarla ordu arasında kısılı kalan son köylerden biriydi. Bu hikaye burada yaşanmıştır.

Bu cümlelerle açılan film, [b]“İç savaş ardında 75,000'den fazla ölü ve 1 milyon civarında mülteci bırakarak sürdü. Amerika Birleşik Devletleri Salvador ordusunu eğitmek amacıyla askeri kuvvet ve bir milyar dolar askeri yardım gönderdi. Bugün dünya çapında 40'tan fazla ülkede 300,000'den fazla çocuk ordularda silah altında”
cümleleriyle sonlanıyor. Meksikalı yönetmen Luis Mandoki’nin çektiği Voces inocentes, 80’ler El Salvador’unun çalkantılı atmosferine dul bir annenin üç çocuğundan biri olan 12 yaşındaki Chava’nın merceğinden bakan sağlam bir dram. Hem uzak bir coğrafyanın bir dönem içine düştüğü kaos ortamını çok iyi sunmuş, hem de Chava rolüyle izlediğimiz küçük Carlos Padilla ile annesi Kella rolündeki Şili’li güzel oyuncu Leonor Varela’nın son derece başarılı oyunlarıyla taçlandırılmış bir film. Yer yer tebessüm ettirse de, içinde sakladığı trajediyi hep su yüzünde tutan, özellikle o dönemde çocuklara yönelik ordu politikalarını ifşa eden cesur bir yapım. Senaryoyu yazan Oscar Orlando Torres’in kendi çocukluğundan esinlendiği söylenen filmde işlenen kusursuz anne-oğul ilişkisinin dramatizasyonu kadar, Chava’nın masum aşkı için de aynı özen gösterilseymiş daha iyi olacakmış sanki. Aslında gösterilmiş denebilir. Sadece o yaşlara biraz büyük gelen bir anlatım olmuş hepsi bu. Yoksa filmin bütününe etki eden bir olumsuzluk kesinlikle yok. Yürekleri burkan sahnelerle dolu bu çarpıcı film, tıpkı Afrika gibi yıllar boyu acılarla yoğrulmuş, diktatörlerle, gerillalarla, orduyla, isyanlarla çevrelenmiş sivil yaşamların mesken tuttuğu Orta ve Güney Amerika’nın ağıtlarından biri.

Bu ileti Funkster tarafından Nov 18 2008, 09:26 PM yeniden düzenlenmiştir.


--------------------
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
Funkster
mesaj Dec 19 2007, 01:30 AM
İleti #29


Etkin Üye
Group Icon

Grup: Veteran
İleti: 2,071
Katılım: 31-May 07
Üye No.: 6



forum resmi

IMDB
The Last Hangman (2005)

Directed by: Adrian Shergold
Genre: Drama
Tagline: Respected citizen. Loving husband. Professional killer.
User Rating: 7.5 / 10 (1,347 votes)
Runtime: Argentina:90 min | UK:90 min
Awards: 2 wins
Cast: Simon Armstrong, Ann Bell, Nicholas Blane, Clive Brunt

İngiltere'de 1933'te başlayan cellatlık kariyerini kapsayan 22 yıl boyunca tam 608 kişiyi idam eden Albert Pierrepoint'in bu dönemini anlatan The Last Hangman, TV yönetmeni Adrian Shergold'un çektiği, yine TV filmlerinden hallice bir dram. Bu tüyler ürperten mesleği tam bir disiplin içerisinde soğukkanlılıkla yerine getiren Pierrepoint, aşk cinayetleri işleyenlerden, Yahudi katliamında fiilen görev almış nazilere kadar yüzlerce insanın hayatına son vermiş bir memur. Hiçbir şekilde idam mahkumlarını kafasında sorgulamıyor/sorgulatmıyor. Ne bu mahkumlar, ne de mesleği hakkında hiçkimse ile konuşmuyor/konuşturmuyor. Ancak öldürdüğü insanların, ölüp kabahatlerinin bedellerini ödemiş olduklarından dolayı artık masum olduklarını savunarak onlara saygı duyuyor. Bu yüzden, ne kadar suçlu olursa olsunlar o ölü bedenleri kimseye ezdirmiyor. Yeri geldiğinde eğleniyor, şarkı söylüyor, içiyor, gülüyor. Kısaca her haliyle normal bir insan. Ülkenin bir numaralı infazcısı olduktan sonra ünlenmeye başlayınca, uzunca bir süre sadece "iş" olarak gördüğü cellatlık üzerine daha derinlemesine düşünme fırsatı buluyor. Bazı sivil toplumların idam cezasının kaldırılması yönündeki protestolarının hedefi haline gelmesinin ve gerçekleştirmek zorunda kalacağı çok trajik bir idamın ardından iyice ipleri koparıyor. İlk ve belki de en yetkili ağızdan idamın tarifini de yapıyor. Artık gerisi bizim o tarifi olumlu veya olumsuz açıdan yorumlamamıza kalıyor. Tarih dağarcığımızda yer almayan ilginç bir kişiliği daha bizlere tanıtan bir film olması itibariyle önemli sayılabilecek The Last Hangman, elindeki malzemeyi gayet güzel sunan bir film. Özellikle Pierrepoint'i canlandıran İngiliz oyuncu Timothy Spall'ın göz dolduran profesyonel yorumu için bile görülmeye değer. 7/10

Bu ileti Funkster tarafından Nov 18 2008, 09:37 PM yeniden düzenlenmiştir.


--------------------
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
Funkster
mesaj Dec 23 2007, 01:59 AM
İleti #30


Etkin Üye
Group Icon

Grup: Veteran
İleti: 2,071
Katılım: 31-May 07
Üye No.: 6



forum resmi

IMDB
Fälscher, Die (2007)

Directed by: Stefan Ruzowitzky
Genre: Crime | Drama | War
Tagline: It takes a clever man to make money, it takes a genius to stay alive
User Rating: 7.7 / 10 (9,046 votes)
Runtime: 98 min
Awards: Won Oscar.
Cast: Karl Markovics, August Diehl, Devid Striesow, Martin Brambach

İkinci Dünya Savaşı sırasında yakalanan usta Yahudi kalpazan Salomon Sorowitsch, Bernhard toplama kampına götürülür. Orada üst düzey SS subayı olan Herzog’un organize ettiği, çeşitli baskı, matbaa ve kopya ustalarından oluşan esir Yahudiler bir araya getirilmiştir. Gizli bir görev için toplanan bu ekip, tarihte Bernhard Operasyonu olarak bilinen ekonomik sabotajı gerçekleştirmek için dönemin teknolojisi kullanılarak çalıştırılmaya başlanır. Amaç, İngiltere ve Amerika ekonomisini sahte dolar ve sterlinlerle çökertmektir. Bu sahte para operasyonu devlet imkanlarıyla yapılmaktadır. Bu yüzden sahte paraları gerçeklerinden ayırt etmek çok güç, hatta Sorowitsch‘in sterlin başarısında olduğu gibi imkansızdır. Gerçek olaylara dayalı bu hikayeden çekilen film, hem bu operasyonun detaylarını, hem de toplama kamplarının insani dramını beraber götürmeyi gayet iyi beceren bir film görünümünde. Üstelik benzer filmlerin sahip olduğu sertliğe de sahip. Zaten operasyonun yarattığı yakalanma ve başarısız olma korkusu, soykırım zulmü ile bir araya gelince gerilim hep taze tutulmuş. Sorowitsch’i canlandıran Karl Markovics ve esir düşmeden önce işi “gerçekleri çoğaltmak” olan idealist matbaacı Burger rolüyle genç Alman aktör August Diehl gayet iyiler. Film aynı zamanda Avusturya’nın Oscar aday adayı seçildi. Çok fazla iddialı görünmeyen yapısına rağmen gücünü bu mütavazilikten alan filmlerden biri. Nazi Almanya’sının birçok entrikasından birini daha mercek altına alan eli yüzü düzgün bir yapım olması bakımından görülmeli.

Bu ileti Funkster tarafından Nov 18 2008, 09:21 PM yeniden düzenlenmiştir.


--------------------
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post

9 Sayfa V < 1 2 3 4 > » 
Closed TopicStart new topic
1 kullanıcı bu başlığı okuyor (1 Misafir ve 0 Gizli Kullanıcı)
0 Üye:

 



- Basit Görünüm Şuan: 19th January 2018 - 07:44 PM