IPB

Hoşgeldin Misafir ( Giriş | Kayıt Ol )


Yedinci Gemi Çevirmenlerinden Son Filmler
Manchester by the Sea Posteri Split Posteri Rogue One Posteri Lion Posteri Fantastic Beasts and Where to Find Them Posteri John Wick: Chapter 2 Posteri Assassin's Creed Posteri

 
Reply to this topicStart new topic
> Quantum of Solace (2008)
melih
mesaj Nov 13 2008, 04:11 PM
İleti #1


Etkin Üye
Group Icon

Grup: Veteran
İleti: 1,451
Katılım: 31-May 07
Üye No.: 2



forum resmi

IMDB
Quantum of Solace (2008)

Directed by: Marc Forster
Genre: Action | Adventure | Thriller
User Rating: 7.0 / 10 (59,470 votes)
Runtime: 106 min
Awards: Nominated for 2 BAFTA Film Awards.
Cast: Daniel Craig, Olga Kurylenko, Mathieu Amalric, Judi Dench

Bir Bond filmi olarak Quantum of Solace ve Quantum of Solace adında bir film. Her ikisi de kötü olmuş ama bir film olarak çok daha kötü.

"Bond. James Bond." yoktu, Q yine yoktu (CR'da da yoktu yanılmıyorsam), Connery ile doruğa çıkan, Brosnan ile kıvılcım yakalanan hınzır Bond yoktu eyvallah da onun yerine artık enikonu bir katil var. "Yeminimi bozdum ülean!" gözü karalığında Daniel Craig'e lafım yok. Ben onun oyunculuğunu çok iyi buluyorum. Modern Bond filmlerindeki değişikliğe adapte olmakta hiç zorlanmadı (Aslında asker ciddiyetini bozduğu hiçbir filmi de izlemedim gerçi). James Bond karakteri her yeni filmle birlikte daha depresif bir ruh hâline sahip bir anti-kahraman olma yoluna sürülüyor, dravdan "çağa ayak uydurması" sağlanıyor. Minimum hasarla yakayı sıyırmaya çalışan, istediği hatunu cezbedebilen, çizgi filmlerdeki gibi kimseyi öldürmeyen (öldürse de gösterilmeyen) kahraman gitmiş yerine paso adam öldüren, dostunu çöpe atan, yamulmuş ağzı burnuyla sürekli ortada karizma yapması beklenen, "yaralı ve serseri erkek" cazibesi kondurulmaya çalışılmış bir tip gelmiş. Beğenen beğenir tabii. Bond filmi olarak karakterin etrafında dönen aksiyon sahneleri iyiydi. Havada-karada-denizde takip sahnelerinden en çok denizde olanı beğendim. Bond'un o giyim-kuşam tarzı her zamanki gibi. M rolünde de Judi Dench hâlâ cuk oturmaya devam ediyor. Filmde rol kesme şansı tanınmış ender oyunculardandı kendisi.

Film olaraksa "sıkıldıkça ver aksiyonu" tarzı benimsenmiş. Devam filmi denmiş ama resmen lastik gibi bir uzantı filmi çıkmış. Casino Royale'i izlememiş olanlar için "Vesper'ı gören oldu mu bu filmde?" yalnızlığı çekilebilir. Konu dersek evet, bir konu "kondurulmuş" öylesine. Dünyayı tehdit eden bir tehlike yok ve Bond'un da dünyayla ilgisi kalmamış. Oldu bittiye gelmiş sayısız tesadüfle oluşan boşluklar filmi kevgire çevirmiş. Bir daha izlemeyeceğim tek Bond filmi olmasının yanında en çok Marc Foster'a üzülüyorum. Nolan gibi geniş bir hürriyete -ve süreye- de sahip olamamasından belki, filmde Foster'ın filmi olduğunu gösteren hiçbir şey yok maalesef.

Bu ileti melih tarafından Jan 29 2009, 11:05 PM yeniden düzenlenmiştir.


--------------------
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
Funkster
mesaj Nov 16 2008, 01:49 AM
İleti #2


Etkin Üye
Group Icon

Grup: Veteran
İleti: 2,071
Katılım: 31-May 07
Üye No.: 6



Devir değişince James Bond da değişiyor. Alışmak lazım. Casino Royale’den sonra ben alıştım mesela. Gerçi bir Bond bağımlılığım ve haliyle ona alışmamı gerektirecek bir durum da yoktu. Bond külliyatına baktığımızda Sean Connery’nin anıtsal duruşunun inkarı hiçbir babayiğitin harcı değildir elbette. 70’lerden 80’lere uzanan Roger Moore hegemonyası çok fenaydı yalnız. Ne Joe, ne de Avarel olabilmiş Timothy Dalton’u pas geçersek, İngiliz asaletini Moore günlerinin ruhsuz Bond’lu günlerine bir nebze döndürmeyi başaran Pierce Brosnan ile yeniden ivme kazanan Bond kavramı, 2002’de Brosnan’ın ceketini alıp gitmesiyle ve aynı sene nereden çıktığı belirsiz tıfıl bir ajan olan Jason Bourne’un bir anda sivrilişiyle sorgulanmaya başlandı. Bourne serisine ait herhangi bir filmin eleştirisinde niye James Bond adın geçtiğini anlayamasak da, bunu sadece meslektaş olmalarına bağlamak durumundayız. Çünkü Bourne bambaşka bir ajan tipi ve Bond ile adının yan yana gelmesi bana göre bir talihsizlik. İşte tam burada devreye Daniel Craig giriyor. Amerika’nın ajan tipine getirdiği yenilikçi, gerçekçi ve evet, sert bakış açısına cevaben İngiliz Bond’un kendisini yenilemesi kaçınılmazdı. Tamam da sarışın Bond neyin nesi oluyor? Şekilciliği sadece bizim toplumumuza özgü sanırdık. Fakat iyi bir karakter oyuncusu olarak bilinen Daniel Craig yeni Bond olarak seçildiğinde, sarışın Bond, siyah bir Amerika başkanı kadar tartışıldı neredeyse. (Şimdilerde siyahi Bond geyiği yapılıyor. Benim adayım Afrika kökenli bir İngiliz olması itibariyle Chiwetel Ejiofor olurdu herhalde). Değişen tek şey saç rengi de değildi üstelik. İşgüzar eleştirmenler tarafından Bourne’un birkaç adım gerisine düşmek durumunda bırakılmış Bond’un kimlik/kişilik olarak da kendini yenilemesi, değişen şiddet eğilimleri bünyesinde biraz daha sertleşmesi gerekiyordu. Nitekim ihale Craig’e kaldı. Fena mı oldu? Hiç de değil. Sanılmasın ki engin bir Bond kültürüne sahibim. Ama hepsinden biraz tatmış biri olarak Marvel mamülleri misali dünyayı kurtarmaya oynamayan, Casino Royale’in başlarındaki o müthiş takip sahnesindeki gibi kan ter içinde kalabilen, hareket halindeki her kadınla yatmayan, aşık da olabiliyormuş dedirten, işkence bile görebilen bir Bond’u günümüz şartlarında çok daha kolay benimseyebiliyorum. Hatta diyelim ki, Bond gibi olmayan bir Bond görmekten memnunum.

Quantum Of Solace’ı henüz görmedim. Ama bu fikirleri taşıdığımdan ötürü mutlaka göreceğim ve göreceğim şey beni Casino Royale’deki önyargıları devrim niteliğinde kırmış olan Bond kadar tatmin edecek. Bond ezberinin bozulmuşluğu açısından en ufak bir şikayetim olmaz. Bu tip durumlarda film ne kadar alıp götürüyor ona bakarım. Casino Royale’in götürdüğü yer çok mu mühimdi? Değildi. Ama o bir “ilk”ti ve film olarak tüm negatif eleştirilere rağmen bir şeyler başardı. Bond kimliğinde çok değişiklikler yaptı. Fanatik Bond hayranları (onlar kim bilmiyorum, öyle birileri var mı onu bile bilmiyorum) bu durumu nasıl karşıladılar umurumda değil açıkçası. Ben Daniel Craig bünyesinde gördüğüm James Bond’u hem görüntü, hem de radikal değişiklikler anlamında sevdim. Bu beni bir Bond fanatiği yapmaz belki ama her yeni filmini izlettirir en azından. İşin Bond tarafı çok fazla meşgul ettiğinden, Marc Forster gibi yönetmenlerin dokunuşları geri planda kalıyor. O açıdan da kendisine güvenim tam sayılır. Bu adamın aksiyon yanını hiç görmedim. Ama Bourne çizgisinde bir Bond yapılanmasına ihanet ettiğini düşünmüyorum. Çünkü Bond’u o yola sokanların istediği de tam olarak bu olsa gerek. Çünkü devir değişti. Mesela benim gibi önceden Bond filmlerine sadece fazlalıktan ibaret devam filmleri olarak bakan bir kitlenin ilgisini çekmeyi başardı sanki. Üstelik High School Musical: Pilav Günü türü nereye gideceği belli devam filmleri formatını kambur edinmemiş, zamanın gereklerini benimsemiş, intikam kuşanmış, devam etmemiş bir devam filmi olma yolunu seçmiş bir Bond, kişilik sahibi yönetmenlerin ellerinde çok daha anlamlı şekilde önündeki maçlara bakacaktır diye düşünüyorum. Sean Connery hakkın rahmetine kavuştuğu gün bile belki Bond filmi çekilmeye devam edilecek. Bu açıdan bakıldığında Bourne’un haklı olarak elde ettiği ajan karizmasına, doğru ellerde vücut bulmuş bir Bond’dan gayet yerinde cevaplar gelecektir.


--------------------
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
masshold
mesaj Nov 27 2008, 08:41 PM
İleti #3


Üye
**

Grup: Üyeler
İleti: 11
Katılım: 21-November 08
Üye No.: 5,196



Yaklaşık 3 saat önce filmden yeni çıkmış biri olarak diyebilirim ki film vasat üstü! Klasikleşmiş bond filmlerinden daha az aksiyon ve görsel öğe içeriyor. Her yeni bir seride daha iyi bir performans bekliyorsunuz filmden ama Quantum of Solace bu çıtayı aşamamış; kendini aşamamış.

Casino Royale'de yeni bond olarak oynayacağını duyunca yadırgayan, bu önyargım yüzünden filme gitmemeyi bile düşünen ben, Daniel Craig'in oyunculuğunu "bond" karakterini ne denli hızlı ve dinamik bir şekilde değiştirip seyirciye o serseri ruhu yaşatabileceğini, bazı yerlerde ise "bond" karakterinin o salaş görünüşündeki karizmayı saklayabileceğini o filmde ortaya koymuş olması açıkçası beni utandırmıştı. Bu filmde ise Daniel Craig yine performansından ödün vermiyor. Casine Royale'den çok daha iyi bir oyunculuk sergilediği kesin. Dik duruşu, vücut hareketleri, mimikleri gayet iyi. Ama maalesef film için aynı şeyleri söyleyemeyeceğim. Tamam vurdulu kırdılı, aksiyon, macera öğelerini herkes sever. Hele konu 007 olunca. Ama bunların artık günümüz koşullarında "yeterli" efektlerle donatılması gerek.

Efektler!
Beni tatmin etmedi. Filmin vasat senaryosunu kurtaracak efektler bekliyorsunuz. Maalesef! Haberler kötü! Karada ve suda pek bir şey ummayın. Havadaki kovalama sahnesi ise idare eder sizi. Film berbat değil. O da Daniel Craig sayesinde. Adam oynamış diyorsunuz. Olga Kurylenko'ya gelince çok gereksiz bir seçim olmuş. Hele ki başrollerde oynayan bir rusun bronz bir tene bürünüpte "özgün" karakterli daniel craig gibi bir ismin yanına geldiğinde sırıttığını ilk sahnede görüyorsunuz. Daha iyi bir alternatif seçilebilirdi.

Eğer bir 007 hayranıyım, kaçırmam diyorsanız zaten ne ben ne de en ağır eleştiriler sizi tutabilir. Ama sinemaya girişiniz ücretsiz değil ise rotanızı diğer salonlara çevirin derim.
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
Funkster
mesaj Jan 6 2009, 01:32 AM
İleti #4


Etkin Üye
Group Icon

Grup: Veteran
İleti: 2,071
Katılım: 31-May 07
Üye No.: 6



Çektiği bir sürü naif filmin ardından Marc Forster'ın Bond yorumu için ne diyeceğiz? Benimki de dahil, bu sayfadaki yorumlar bizzat Bond ekolü ile filmin kendisi arasında. Artık Craig-Bond tartışmasının şu saatten itibaren pek bir kıymeti yok. Yeni Bond çağa uymuş ve bunun sonucu olarak aksiyon yönünden bir Jason Statham veya Bruce Willis filmi izlemekten aman aman farklı değil. Konu olarak da nükleer saldırılar, demir perde tehditleri, panzehiri elinde tutan zehir tacirleri yerine, makul bir öngörü olarak petrolden daha kıymetli olan suyu kontrolü altına alma gayreti içindeki bir kötü adam güncellemesi yapılmış. Aslında sadece çağa uygun bir "konu" güncellemesi söz konusu. Yoksa kötü adamın, Bond kızının, hava-kara-deniz üçgeninde vuku bulan kovalamacaların değiştiği falan yok. Forster da sanki bu Bond geleneğini bozma çabası içinde değil de, onu bir de kendi yorumuyla perdeye aktarma fantazisini gerçekleştirmiş. Çocukluk, ergenlik, gençlik çağlarında hayran oldukları bir kahramanı, ilerde eli kamera tutan bir yönetmen olunca filme almayı düşleyen ve bu düşünü gerçekleştiren yönetmen çok. Forster'ın Bond'a karşı böyle bir duygusallık besleyip beslemediğini bilmiyorum. Fakat tam da besliyormuş gibi çekmiş bu filmi. Klasik Bond dönemlerinin romantizmi ile 2000'lerin katı anlayışının karışımı olmuş biraz. "Bond, James Bond" repliksiz bir Bond filmi çekmek, bana göre işte tam da bu karma kültürün eseri.

İdollerinin filmini çekme fırsatı, bütçesi, kadrosu ellerine geçtiğinde böyle karmaşık bir denklem içine düşüyorlar zannımca. Sadece Forster için konuşmuyorum. Bazen de alışıldık tarzlarına mola verip kendi limitlerini görme amaçlı farklı tarz sorumluluklarının altına girmeye eğilimli olabiliyorlar. Her iki durumda da Forster'ın James Bond tiplemesinden yepyeni bir beste üretmesi beklenmemeli. Konu James Bond olunca temelde kimseden beklenmemeli böyle birşey. Artık tarih olmuş Batman'i bile yeniden yorumlayıp onu bir başyapıt haline getirebiliyorsanız, onu farklı kılacak özelliklerle donatmanız gerekir. Bond'un tek farkı, Bond'u oynayan aktörün değişiyor olmasından ibaret. Craig ile yakalanan "katil ve aşık Bond" rüzgarı, süper kahraman olmayan becerikli bir saha ajanının oradan oraya atlayıp zıplamasından ibaret kalmış. Bir Forster sever olarak, Forster'ın yönetmiş olmasını fazla kafama takmıyorum. Zira kendisi tarz kaçamaklarını seven bir yönetmen. Quantum of Solace da tam bir kaçamak olmuş: Hızlı, dolambaçsız ve ruhsuz!

Not: Bu arada çok sevdiğim Jack White'ın Alicia Keys ile (maydanoz sapı ile vergi iade zarfı gibi birşey!) olan düeti çekilir eziyet değil. Zaten ben bu güne kadar beğendiğim bir Bond şarkısı hatırlamıyorum. Tina Turner'ı bile harcamışlardı zamanında. Bence Bond'u değiştirmek yerine ilk önce şu şarkıları sipariş edip, dinledikten sonra okey veren ekibi değiştirmeleri gerek.


--------------------
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
mezdap
mesaj Jan 6 2009, 02:59 AM
İleti #5


My eyes seek reality...
Group Icon

Grup: Müdavim
İleti: 746
Katılım: 21-August 08
Nereden: ist-rize
Üye No.: 4,428



Filmi büyük umutlarla indirmiştim ve izlemek için sabırsızlıkla boş bir zamanımı kolluyordum ancak aceleye gerek yokmuş sanırım. smile.gif


--------------------
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
krem
mesaj Feb 24 2009, 08:26 PM
İleti #6


Yeni Üye
*

Grup: Üyeler
İleti: 8
Katılım: 20-April 08
Üye No.: 3,028



Sıkı bir James Bond hayranıyım serinin son 2 filmi haric hepsinin orjinallerini alıp arşivim baş köşesine ekledim.Casino Royal'den sonra Quantum of Solace benim için bir yeniden çıkış yada diriliş filmi olcaktı ama nafile.Sıradan bir aksiyon filminden farkı yok.
James Bond mu hani nerde ben mi göremedin diyesi geliyor insanın.Sinema tarihinin en uzun soluklu sersinde ne Timothy Dalton nede George Lezenby gözüme bu kadar batmadılar.Adam kim ne derse desin bond rolüne yakışmıyor.
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
KerKeness
mesaj May 20 2009, 10:37 AM
İleti #7


Home Again
***

Grup: Üyeler
İleti: 233
Katılım: 2-July 08
Nereden: Emin Değilim
Üye No.: 4,115



QUOTE(krem @ Feb 24 2009, 09:26 PM) *

Sıkı bir James Bond hayranıyım serinin son 2 filmi haric hepsinin orjinallerini alıp arşivim baş köşesine ekledim.Casino Royal'den sonra Quantum of Solace benim için bir yeniden çıkış yada diriliş filmi olcaktı ama nafile.Sıradan bir aksiyon filminden farkı yok.
James Bond mu hani nerde ben mi göremedin diyesi geliyor insanın.Sinema tarihinin en uzun soluklu sersinde ne Timothy Dalton nede George Lezenby gözüme bu kadar batmadılar.Adam kim ne derse desin bond rolüne yakışmıyor.


Çok haklısın.
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
Kastore
mesaj Dec 8 2010, 06:34 PM
İleti #8


Adanian boy without your names...
Group Icon

Grup: Çevirmen
İleti: 233
Katılım: 23-March 09
Nereden: Monitör karşısı.
Üye No.: 5,880



Bir Bond filminden çok, intikamcı bir aşık'ın filmine benzeyen, iki komplo teorisiyle bezenmiş, sıradan bir filmdi.

Oysa ben Casino Royale'i beğenmiştim. Fakat Casino Royale'de yaratılan havadan da eser görmedim.
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post

Reply to this topicStart new topic
1 kullanıcı bu başlığı okuyor (1 Misafir ve 0 Gizli Kullanıcı)
0 Üye:

 



- Basit Görünüm Şuan: 19th January 2018 - 07:34 PM