IPB

Hoşgeldin Misafir ( Giriş | Kayıt Ol )


Yedinci Gemi Çevirmenlerinden Son Filmler
Manchester by the Sea Posteri Split Posteri Rogue One Posteri Lion Posteri Fantastic Beasts and Where to Find Them Posteri John Wick: Chapter 2 Posteri Assassin's Creed Posteri

 
Reply to this topicStart new topic
> A Short Film About Killing (1988)
BuRnOut
mesaj Nov 21 2008, 12:33 PM
İleti #1


Edilgen Bir Uyumsuz
Group Icon

Grup: Veteran
İleti: 1,851
Katılım: 31-May 07
Nereden: Düşler Ülkesi.
Üye No.: 8



forum resmi


IMDB
Krótki film o zabijaniu (1988)

Directed by: Krzysztof Kieslowski
Genre: Crime | Drama
User Rating: 8.2 / 10 (2,622 votes)
Runtime: 84 min
Awards: 7 wins
Cast: Miroslaw Baka, Krzysztof Globisz, Jan Tesarz, Zbigniew Zapasiewicz


Kimileri Kieslowski’ye sinemanın şairi diyor, buna katılmamak mümkün değil. Hem kamerasıyla hem de Preisner imzalı müzikleriyle öyle şiirsel bir anlatımı var ki; insanı tepeden tırnağa sarsmayı başarıyor. Üstelik bu anlatımını ciddi temalarla zenginleştirecek ve içini dolduracak kadar da aydın bir yönetmen. Toplum-birey çatışmasını, bireyin içine düştüğü farklı ruhsal durumları, ahlaki çıkmazları, tesadüfleri, kaderi, mutluluğu, aşkı, kadın-erkek ilişkilerini, ölümü, hüznü, melankoliyi, adaleti ve daha nice konuyu eşsiz sinemasal üslubuyla birleştiriyor.

Öldürme Üzerine Kısa bir Film’de de üstte bahsettiğim temalarından ölüm ve adalet üzerine yoğunlaşıyor. Varşova’da yaşayan üç farklı karakteri yine tek bir olayda birleştiren yönetmen, anlatım tekniklerini de filmin atmosferine uygun bir biçimde kullanıyor. Daha açılışından film karamsar ve kaotik bir atmosferle izleyicileri selamlıyor. Kieslowski, ölümü; ölümü hatırlatacak koyu renkler içinde resmediyor. Üç Renk : Mavi’nin melankolik mavisi ölümün iç karartan tonlarıyla birleşirken, Zbigniew Preisner’in müzikleri ise; bu resmin en önemli tamamlayıcılarından biri oluyor.

forum resmi

forum resmi


Filmin baş karakteri Jacek, kız kardeşi Mary’nin ölümünden sonra dengesini kaybediyor. Cinayet günü de etrafındaki her yerde onu görüyor. İçsel çatışması git gide büyürken, bu çatışmanın orta yerinde kalan, insanlara ve hayvanlara eziyet etmekten keyif alan, orta yaşlı, amaçsız ve sıradan bir insan olan taksi şoförü Waldemar ise; yanlış yerde yanlış zamanda oluşunun nedenini hayatıyla ödüyor. Kuşkusuz sürücü olması da Jacek’in bilinçaltında Mary’i öldüren traktörü hatırlatıyor olmalı. Hikayenin üçüncü karakteri ise; avukatlık sınavını geçerek avukat olmaya hak kazanan Piotr. Onun baktığı ilk dava da Jacek’in davası oluyor. Kieslowksi’nin tesadüfler çemberi tekrar karakterlerini içine alıyor ve hikayeye bambaşka bir bakış açısı kazandırıyor.

Jacek’in nedensiz yere Waldemar’ı öldürmesi ve bunun sonucunda idam edilmesi, adalet kavramını da tartışmaya açıyor. Şiddete şiddetle karşılık veren adalet kavramı, adaleti yerine getirmeye çalışırken birden kaygan bir zeminde buluyor kendini. Suçluyu tespit ederek cezayı veren adalet kavramı, aynı zamanda kendisi de bizzat öldürme eyleminin suçlusu konumuna düşüyor. Kieslowksi’nin Jacek’in ölüme gönderilişi sırasında resmettiği zalim kanun uygulayıcılarda, onun eleştirisinin boyutlarını ortaya koyuyor. Filmde sıkça gördüğümüz sert ve saf şiddet sahneleri aslında, Kieslowski’nin satirik eleştirisinden başka bir şey değil. Öldürme Üzerine Kısa bir Film, şiddetle örülü bir şiddet karşıtı film esasında… Yönetmen şiddetin boyutlarını göstererek katil / kurban ilişkisini sorgularken, bireyin ölüm anında içine düştüğü çaresizliği de kamerası içine alarak insancıl yanını koruyor. Jacek belki Waldemar’ı nedensiz yere öldürüyor, ama annesini düşünecek kadar, son dakikada bir sigara tüttürmek isteyecek kadar ve ölüm anını erteletmek için elinden geleni yapacak kadar da insani özelliklere sahip biri.

İç çatışmasından kurtulmak istediği için topluma daha sıkı bağlanmaya çalışırken, bu çabaları onu daha da kötüleştiriyor, “kalleş” insanların ve şiddete şiddetle karşılık veren adalet sisteminin çarkları arasında kalıyor ve son kertede şiddetin hiçbir şeyi çözmediğinin cansız kanıtı oluyor. Hayat gibi, toplum ve toplumsal kurumlarda birer yanılsama ve Kieslowski bu yanılsamalar dünyasında karakterlerinin iç dünyalarını incelikli ve sahici bir kompozisyonla ekrana taşıyor. Olayları birleştiriyor, ama insanları anlatıyor. Hem iyi bir anlatıcı hem de iyi bir gözlemci. Şair, aynı zamanda felsefeci. Olaylar ve olayları anlatış şeklinden çok, karakterlerin olayları karşılama ve yorumlama şekliyle ilgileniyor. Sistemi ve sistemin kurumlarını eleştiriyor, ama bireyi unutmuyor.

BuRnOut Kieslowski Top 3

1) Three Colors : Blue
2) The Double Life of Veronique
3) No End


--------------------
forum resmi

Zaman, hediye vermez insana
ve doğru diye bir şey yoktur onun kıyısında



User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
Jaiwei
mesaj Jan 24 2010, 06:08 PM
İleti #2


Üye
**

Grup: Üyeler
İleti: 32
Katılım: 24-January 10
Üye No.: 7,119



Bu seri tümüyle şahane..Dekalog söyleyecek şeyi olan bir yönetmenin elinde her hikayenin kısıtlı imkanlarla nasıl anlatılabileceğinin dersi gibi adeta ..
A short film adıyla başlayan tüm seri birbirinden başarılı..beni en çok çarpan filmlere isim koyma seçimleri olmuştu Kieslowski'nin ...asla hikayeyi tahmin edemediğim isimler..
O apartman blokları..Sovyetik yaşam tarzı..giysiler..evdeki derme çatma eşyalar..ne kadar gerçekci..neredeyse belgesel ..sanki o evde ben oturmuşum ..sanki o otoparktan ben yürümüşüm ..sanki o soğuk mutfakta ısınmaya ben çalışmışım gibi hatırlarım pek çok sahnesini bu filmlerin...
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post

Reply to this topicStart new topic
1 kullanıcı bu başlığı okuyor (1 Misafir ve 0 Gizli Kullanıcı)
0 Üye:

 



- Basit Görünüm Şuan: 17th January 2020 - 09:55 PM