IPB

Hoşgeldin Misafir ( Giriş | Kayıt Ol )


Yedinci Gemi Çevirmenlerinden Son Filmler
Manchester by the Sea Posteri Split Posteri Rogue One Posteri Lion Posteri Fantastic Beasts and Where to Find Them Posteri John Wick: Chapter 2 Posteri Assassin's Creed Posteri

 
Reply to this topicStart new topic
> Mysterious Skin (2004), Melekler ve Şeytanlar...
BuRnOut
mesaj Jan 21 2008, 11:25 PM
İleti #1


Edilgen Bir Uyumsuz
Group Icon

Grup: Veteran
İleti: 1,851
Katılım: 31-May 07
Nereden: Düşler Ülkesi.
Üye No.: 8



forum resmi


IMDB
Mysterious Skin (2004)

Directed by: Gregg Araki
Genre: Drama / Mystery
Tagline: Two boys. One can't remember. The other can't forget.
Plot Outline: A teenage hustler and a young man obsessed with alien abductions cross paths, together discovering a horrible, liberating truth.
User Rating: 8.0 / 10 (10,949 votes)
Runtime: 99 min
Awards: 5 wins
Cast: Chase Ellison, George Webster, Rachael Nastassja Kraft, Lisa Long


lean out your window, golden hair
i heard you singing in the midnight air
my book is closed, i read no more
watching the fire dance, on the floor
i've left my book, i've left my room

for i heard you singing through the gloom
singing and singing, a merry air
lean out the window, golden hair...
(Syd Barrett / Golden Hair)


Scott Heim’in romanından uyarlanan Mysterious Skin, romanın ele alınış tarzıyla ve Gregg Araki’nin cinsel istismarı yorumlayış ve yansıtış şekliyle de aslında tartışmaya açık. 90’lardan sonra Amerikan Bağımsızlarının çoğu cinsel istismarı, ebeveynlerin çocuklarına karşı tutumlarını ve sosyal eşitsizliği oldukça sivri bir dille anlattı. Gregg Araki’nin üslubuna değinecek olursak, onun bu filmdeki anlatımının Sam Mendes’in ve Todd Solondz’un Amerikan hayat biçimini kıyasıya yerdikleri, gerçekçi ve eleştirel tarzdan farklılık gösterdiğini gözlemleyebiliriz. Eleştirelliği ön plana almak yerine Araki, konu aldığı romanın havasına daha sadık kalmış. Film baştan sona kadar bir romandan uyarlama olduğunu belli ediyor. Dinsel törenleri andıran giriş sekansından sonra başlayan dış sesin anlatısı, birbirine paralel giden iki karakterin öyküsü ve finalde açıklığa kavuşan, aralarındaki telepatiyle başlayıp kader ortaklığıyla sonuçlanan ilişkinin ele alınış tarzı da oldukça ilgi çekici. Zaman zaman çok hassas dokunuşlarla karakterlerini izleyiciye tanıtan Araki, filmin geneline bakıldığında ise oldukça mesafeli. Cinsel tacize uğrayan ve hayatları isteseler de istemeseler de o tacizden sonra değişen iki çocuğun hayatı, suçlu/suçsuz ayrışmasına gidilmeden verilirken, tacize uğrayanların gözünden yansıtılan ve olağanmış gibi ekrana bindirilen hayat şeritleri ise söyleyeceklerini melodrama dönüşmeden izleyiciye veriyor. Bu konuda Araki o kadar başarılı ki; filmin finalindeki diyalog olmasa Neil’ın bunu umursamadığını bile düşünebiliriz. Onun iç dünyasını ve kendi kaçış alanlarını çok iyi gizliyor. Wendy’nin Neil’i anlatırken kullandığı cümle gibi, Araki’de izleyiciyi onun “derin kuyuya” benzeyen kalbine doğru tekinsiz bir yolculuğa çıkarıyor. Bu yolculuktan sonra karar vermeyi, izlediklerinden bir sonuç çıkarmayı, çocuk istismarını, ailenin en gerekli zamanlarda ortada olmayışını ve duygulardan arınmış, aşırılık ve şiddetle yoğrulmuş cinselliği yorumlamayı izleyicisine bırakıyor. Gerçekten yaptığı iş oldukça tehlikeli. Zira filmin gidişatı içinde birçok dipsiz kuyu var ve seyircinin bu kuyulardan birine düşmesi an meselesi. Böylesi istim üstü bir konuyu, bu denli derin bir kavrayışla ve riskli bir anlatımla ekrana taşımak kolay iş değil.

forum resmi


Günümüzde eleştirel olmakta diğer şeyler gibi “moda” halini aldı. İyi gitmeyen bir şey varsa, tartışmaya mahal verecek bir durum varsa, genele aykırı bir söylemden söz ediliyorsa, ne kadar popülist olsan da ona karşı bir duruş göstermen yeterli. Ne de olsa artık tartışmalarda bir reyting aracı. Popüler olmanın en kolay yolu popülist olmaktan geçiyor. Sinemada bu anlamda televizyondan çok farklı değil. Her sene bir yığın “eleştirel” etiketli film vizyonlara giriyor, festivallerde dolaşıyor, kapılarımızı çalıyor sonrada yok olup gidiyor. İçlerinde samimi olanları da var, ticari kaygılar gözetenleri de… Samimi olup da eleştirdiği şeylerle kendi görüşleri arasına bir çizgi çekip daha sonra o çizgide yerini kaybedenlerden mi dem vuralım, yoksa eleştirelliği sabun köpüğü diye tabir edilen “soap operalar” boyutunu geçemeyen yeni yetme yönetmenlerin taşkınlıklarını yansıtan acemice yapımlara mı değinelim. Yönünü bulamamış, ne yapmak istediğine karar verememiş, verse bile bunu yansıtabilecek yeterli kapasiteye sahip olamamış kişilerce üretilen bu bol soslu yapımlara nazaran bir de eleştirelliğini izleyicinin gözüne sokmayan, izleyeninden belli şeyleri anlamasını ve kavramasını bekleyen yapımlar var. Mysterious Skin’de bu ikinci sınıfa dahil edilebilecek yapımlardan. Popülist olmaktan uzak, eleştirelliğini izleyenin gözüne sokmayan, kendi halinde ve ciddiyetsizmiş gibi duran kabuğuna karşın, muhteviyatıyla ışıldayan ve fark edilmeyi ve anlaşılmayı bekleyen bir hazine gibi. Kolayca yan yollara sapmaya olanak veren yapısı ve dikkatsiz izleyicilerin içinde kaybolmalarına neden olacak anlatımıyla da üzerinde kafa yorulması gereken bir bağımsız. Gençliklerinde yaşadıkları olaydan sonra biri sevgiyi arayan, diğeri düşlerindeki boşluklara yanıtlar bulmak isteyen iki yeni yetme gencin hikayesinin anlatıldığı Mysterious Skin, stereotiplerden uzak anlatımı ve karakterlerin yaptıkları duygusal yolculuk sonunda kendileriyle hesaplaşmaları babında da farklı açılımlarla hikayesini zenginleştiriyor.

“Dünyadaki bütün kederleri, hüzünleri ve boktan acıları düşündüm. Ve bunlar beni kaçırmak istedi. Kalbimin en derin noktasından bu dünyayı geride bırakmak, buradan gitmek istedim. Gece yükselen ve büyülü bir şekilde kaybolan iki melek gibi…”

Not : Filmin çevirisini yapan Raskolnikov ve Guerilla Jam'e çok teşekkürler. Harika bir çeviri olmuş. flowers.gif

İlgili Linkler :

Todd Solondz ve Sineması




--------------------
forum resmi

Zaman, hediye vermez insana
ve doğru diye bir şey yoktur onun kıyısında



User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
Bob le Flambeur
mesaj May 21 2014, 07:54 PM
İleti #2


Kumarbaz Bob
Group Icon

Grup: Yönetici
İleti: 1,895
Katılım: 2-June 07
Üye No.: 24



Greg Araki filmografisinde sadece yönetmenin hayranları tarafından yüceltilen bir kült film değil aynı zamanda kendi döneminin klasikleri arasında anılmayı da hak eden şimdilik tek eser.

İlk izlediğimde Araki'nin filmografisinde bir dönüm noktası olacağını sanmıştım. Ama 10 yıldır bu düzeyde bir yapıt daha izleyemedik kendisinden. Umarım, White Bird in a Blizzard bu beklentimizi karşılar.


--------------------
forum resmi
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post

Reply to this topicStart new topic
2 kullanıcı bu başlığı okuyor (2 Misafir ve 0 Gizli Kullanıcı)
0 Üye:

 



- Basit Görünüm Şuan: 15th December 2019 - 06:56 AM