IPB

Hoşgeldin Misafir ( Giriş | Kayıt Ol )


Yedinci Gemi Çevirmenlerinden Son Filmler
Manchester by the Sea Posteri Split Posteri Rogue One Posteri Lion Posteri Fantastic Beasts and Where to Find Them Posteri John Wick: Chapter 2 Posteri Assassin's Creed Posteri

 
Reply to this topicStart new topic
> Moon (2009)
Funkster
mesaj Mar 26 2010, 07:51 PM
İleti #1


Etkin Üye
Group Icon

Grup: Veteran
İleti: 2,071
Katılım: 31-May 07
Üye No.: 6



forum resmi

YEDİNCİ GEMİ FİLM BİLGİSİ
Forum resmi

Yönetmen: Duncan Jones
Tür: Bilim Kurgu / Gerilim
Konu: Astronot Sam, Ay`a gönderilir. Uydu bağlantısının kopmasıyla iletişimi kaybeden Sam`i zor zamanlar beklemektedir ama sonunda üsten ayrılabilecektir. Sam halüsinasyonlar görmeye, hafızasını yitirmeye...
IMDB Notu: 8 / 10 (40,205 oy)
RT Notu: 89 / 100
Süre: 97 dakika
Ülke: İngiltere    Dil: İngilizce   
Oyuncular: Sam Rockwell, Kevin Spacey, Dominique McElligott, Rosie Shaw, Adrienne Shaw


Uyandırılmak!


Ay yüzeyinden toplanan ve dünyaya yeni bir yakıt kaynağı haline gelen Helium-3 adlı madde, Lunar Industries şirketi tarafından çıkarılmaktadır. Şirket, Sam Bell’i (Sam Rockwell) Helyum-3 çıkarmakla görevli istasyonlarından birinde görevlendirmiş, Sam ise tam 3 yıl boyunca bu istasyonda tek başına yaşamıştır. Aslında tek başına da sayılmaz. Yapay zekâya sahip gelişmiş bilgisayar GERTY de ona yardımcı olmaktadır. Helium-3 ile olan günlük işi kısa süren Sam, günün geri kalanında kendine çeşitli hobiler bulmuştur. Dünyadaki karısı ve bebeği ile canlı bağlantı olmadan görüntülü olarak haber almaktadır. Kendisi de kaydettiği görüntülü mesajlarını yine GERTY vasıtasıyla dünyaya iletmektedir. Görev süresinin dolmasına 2 hafta kala Sam bazı halüsinasyonlar görmeye başlar. Birgün iş sırasında kaza geçirir. Uyandığında gördüğü şeyi de önce halüsinasyon sanıp anlam veremez. Fakat artık Sam istasyonda yalnız değildir. Bu 3 yıl süresince bilmediği pek çok gerçek vardır.

Moon, David Bowie’nin Angela Bowie’den olan oğlu Duncan Jones’un ilk yönetmenlik denemesi. Öncesinde sadece 2002’de Whistle adlı kısa filmi olan Jones, yüksek bütçeli bilim kurgu yapımlarının ihtişamından uzakta mütevazi bir uzay dramına adını yazdırıyor. Yine Jones’un tasarladığı hikâyeyi senaryolaştıran ise Nathan Parker. Her ne kadar ihtişamdan uzak olsa da, görsel açıdan uzayın ve ayın gizemli izole havasını, Sam Bell’in gittikçe esrarengizleşen yalnızlığıyla örtüştürme başarısı gösteriyor film. Aslında filmin Sam’in son iki haftası yanında, biraz daha uzatılarak 3 seneye yayılan yalnızlığına da bir miktar zaman ayırmasını çok isterdim. O sayede belki Sam Bell’in bilinmeyenin ortasında 3 yıl geçirmiş bir işçi portresi, altyapısı çok daha sağlam bir zemin üzerinde özdeşleşme sağlayabilirdi. Kaldı ki bu haliyle bile Sam Bell ile bir yakınlık kurmak zor değil. Çünkü bir nevi esaretten özgürlüğe sayılı günleri kalmış, ailesinden uzakta bir adamın son zamanlarında yaşadığı tuhaf olayların seyirciye aktarılış biçimindeki mütevazilik, bir aylık bir sürede 5 milyon dolara çekilmiş Moon’u bağımsız film ruhuna yakın tutuyor. Kevin Spacey’nin seslendirdiği iyi kalpli bilgisayar GERTY’nin Sam’e ve bize gerçekleri açıklamaktan başka film içinde bir fonksiyonu bulunmayışı, tahminlerin aksine HAL 9000 gerilimi yaratmayarak şaşırtsa da (ve biraz üzse de), Sam Rockwell’in donuk ve gizemli atmosfere bukalemun misali uyum gösteren başarılı oyunu, herhangi bir rol çalımına izin vermeyecek kadar yetkin. Hem zaten Sam Rockwell, sadece Sam Rockwell’den rol çalıyor!

forum resmi

Sam Bell’in 3 seneye yayılan yalnızlığına zaman ayrılmamasının nedenini beklenmedik bir gerekçeye dayayan film, o andan itibaren hikâyeyi o gerekçe üzerine inşâ etmeye başlıyor. Şahsi beklentim olarak, Sam Bell’in yalnızlığına fazladan ilgi gösterilmesini beklememin sebebi, çok sevdiğim Jules Verne klâsiği Robinson Crusoe’nun farklı şartlarda filizlenmiş benzersiz roman tadını bilim kurgu çeperlerinde az da olsa hissedebilme umuduydu. Ama Duncan Jones’un gerçek amacını anlayıp kendimizi o amaca yönlendirdiğimizde de insanî vurguları güçlü bir hikâyenin kollarına atılmak mümkün olabiliyor. Filmin konusu, anlatımı ve birtakım unsurları aklılarla sinema tarihinde referans olmuş çeşitli bilim kurgu yapımlarını getirebiliyor. Ama Moon’un 2001: A Space Odyssey’den ne anladığını, Blade Runner’dan veya Alien’dan neler öğrendiğini konuşmamıza gerek yok. Günümüz bilim kurgu yapımlarında çoğu kez tuhaf yaratıkların, yüzeysel gelecek tasvirlerinin, lazer destekli aksiyonun, bu yapımlarda asıl işlenmesi gereken insanî boyutları yok sayması ile Moon gibi filmlerin değeri daha iyi anlaşılıyor. Elbette onun da kendine ait kusurları mevcut. Ama Moon’un sadece ayda değil, bazı düzenlemelerle ıssız bir çölde dahi geçerli olabilecek birey analizinin içinden çıkılması güç bir ikilem yaratan hüzünlü ve kırılgan yapısı, kendine ait kusurlarını bile kendine ait kılıp, o aidiette insancıl bir atmosfer yaratmasını biliyor.

Sam Bell’in dramı, ayda bir istasyonda tek başına çalışan ve yaşayan bir adamın vatan (gezegen) hasretinden ibaret değil sadece. Geçmişten günümüze ve buradaki gibi geleceğe uzanan işgücü sömürüsünün, güncel bir tartışma konusu olan klonlama yoluyla yaratacağı trajik sonuçların birey üzerinde açtığı yaralara değinen bir film aynı zamanda. Böylesi bir mesaj doğrudan zihinlere sokulmaya uğraşılmıyor. Ama çalışamayacak duruma gelen bir işçinin kolaylıkla gözden çıkarılabilir, harcanabilir, değiştirilebilir oluşundan hareketle çarpıcı bir gerçeklik elde ediliyor. İşte Moon, bu kapitalist zorbalığın kısır döngüne “uyandırılan” Sam Bell’in hüzünlü hikâyesi. Bazı yönlerden de Duncan Jones’un, babasının oynadığı 76 yapımı The Man Who Fell To Earth’e cevabı bir nevi.



--------------------
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
batigol-7
mesaj Mar 26 2010, 08:02 PM
İleti #2


Etkin Üye
Group Icon

Grup: Çevirmen
İleti: 464
Katılım: 28-September 08
Nereden: Bakırköy
Üye No.: 4,735



Film iyiydi güzeldi de, ben kendimle karşılaşsam diye düşündüm, karşımdaki ben benim aynım olacak, aynı şekilde düşünecek, davranacak....

Kopya iki insanın bir fikir birliğine varıp aralarında rol paylaşmasını, ve birinin diğeri için fedakarlık yaparcasına davranışını pek mantıklı bulmadım.
İnsan tabiatını iyi ele alamadığını düşünüyorum. Dışa karşı mücadeleden çok iç mücadele üzerine kurulmalıydı...

Düşünün, insan kendisiyle satranç oynasa ne olur?

Ekleme: Şu 7G Film Bilgisindeki afişi küçültüp büyütünce komik oluyor smile.gif

Bu ileti batigol-7 tarafından Mar 26 2010, 08:03 PM yeniden düzenlenmiştir.


--------------------
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
Funkster
mesaj Mar 27 2010, 01:11 AM
İleti #3


Etkin Üye
Group Icon

Grup: Veteran
İleti: 2,071
Katılım: 31-May 07
Üye No.: 6



QUOTE(batigol-7 @ Mar 26 2010, 06:02 PM) *

Kopya iki insanın bir fikir birliğine varıp aralarında rol paylaşmasını, ve birinin diğeri için fedakarlık yaparcasına davranışını pek mantıklı bulmadım.

Evet bu durum biraz göze batıyordu. Alâkasız ama bir sahnede de Sam ay yüzeyinde kamyonuyla giderken çarptığı kulemsi şey yerçekimine meydan okudu. Ben bu tip ayrıntılara pek takılamadım açıkçası. Filmin beni yakaladığı noktadan sonra bu tip eleştiriler pek rahatsız etmedi. Ben meseleyi başka kanala odaklamışım. Klonlar arası işbirliğini de klon olmadan bilmemiz mümkün olabilir mi tam emin değilim. Henüz acemiliğinde olan Jones'a "bu klonların ruh hâli nasıldır, ne yer, ne içerler, zor durumlarda birbirlerini koruyup kollarlar mı" diye sorular yöneltmek gerek. Bence kaçak güreşmemiş, bir kısmına kendince cevap vermiş.
QUOTE(batigol-7 @ Mar 26 2010, 06:02 PM) *

Düşünün, insan kendisiyle satranç oynasa ne olur?

Arada bir kazanmasına izin verir belki de. smile.gif


--------------------
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
batigol-7
mesaj Mar 27 2010, 10:29 AM
İleti #4


Etkin Üye
Group Icon

Grup: Çevirmen
İleti: 464
Katılım: 28-September 08
Nereden: Bakırköy
Üye No.: 4,735



Aslında işin tuhaf yanı, eleştiri şeklinde yazdığım noktalar benim için filmi ne basitleştirdi ne de daha zayıf bir film görüntüsüne soktu.
Ama işin içine bilim-kurgu ögeleri girdiği an beynim detaycı yaklaşımla sorgulamaya başlıyor, artık istemsiz olmuş. smile.gif

Klon olayıyla ilgili çok şeyler var kafamda ya neyse, filmi aşmaya gerek yok.
Fakat her klonun kendine ait bir ruhu olması fikri beni, onları sanki tek yumurta ikizleriymiş gibi düşünmeye sevk ediyor,
o yüzden aralarındaki paylaşım ve fedakarlığı kardeşlik bağına benzer bir bağda algılamıştım.
Filmde de buna benzer bir yaklaşım olsaydı ne güzel olurdu diye düşünmüştüm.

Bu ileti batigol-7 tarafından Mar 27 2010, 10:30 AM yeniden düzenlenmiştir.


--------------------
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
R0BlN
mesaj Mar 27 2010, 10:57 AM
İleti #5


Puck:Robin
Group Icon

Grup: Yönetici
İleti: 3,727
Katılım: 31-May 07
Nereden: İstanbul
Üye No.: 7



Filmde yerçekimine meydan okuyan pek çok şey vardı. Örneğin nasıl dünyadaki gibi pinpon oynuyorlardı öyle? İşin tuhafı, beni de çok rahatsız etmedi. Yönetmenin amacının bir bilimkurgu filmi çekmekten çok, izole edilmiş bir mekanda insanın kendi kendisiyle karşı karşıya gelmesi olduğunu düşünmemden olsa gerek smile.gif

Yardımlaşma konusunu ben de düşünmüştüm. Kişi iyi bir insansa "diğer kendisi" için fedakarlık yapar bence rolleyes.gif


--------------------
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post

Reply to this topicStart new topic
1 kullanıcı bu başlığı okuyor (1 Misafir ve 0 Gizli Kullanıcı)
0 Üye:

 



- Basit Görünüm Şuan: 24th February 2019 - 05:39 AM