IPB

Hoşgeldin Misafir ( Giriş | Kayıt Ol )


Yedinci Gemi Çevirmenlerinden Son Filmler
Manchester by the Sea Posteri Split Posteri Rogue One Posteri Lion Posteri Fantastic Beasts and Where to Find Them Posteri John Wick: Chapter 2 Posteri Assassin's Creed Posteri

 
Reply to this topicStart new topic
> Funny People, Matrak Adamlar
kievdeki_adam
mesaj Feb 26 2010, 06:15 AM
İleti #1


Üye
**

Grup: Üyeler
İleti: 44
Katılım: 5-April 09
Üye No.: 5,920



YEDİNCİ GEMİ FİLM BİLGİSİ
Funny People (2009)

Matrak Adamlar
Forum resmi
IMDBRT
Yönetmen: Judd Apatow
Yazar/Senarist: Judd Apatow
Tür: Komedi / Dram
Konu: George Simmons, tanınmış bir stand-upçıdır. Kariyerinin zirvesindeyken kan dolaşımındaki bir rahatsızklık nedeniyle 1 yıldan az ömrü kaldığını öğrenir. Bu durumla yüzleşmeye çalışırken ümit vaat eden...
IMDB Notu: 6.4 / 10 (88,537 oy)
RT Notu: 68 / 100
Süre: 146 dakika / 153 dakika (sınıflandırılmamış)
Ülke: ABD    Dil: İngilizce   
Oyuncular: Adam Sandler, Seth Rogen, Leslie Mann, Eric Bana, Jonah Hill

Her film sizi biraz yalpalatır. Böyle olmalıdır. Akıldane bir cümle değil,inanın. En basit görünen –ısrarla “basit film” demiyorum; o yüzden “görünen” lafına sığındım- film bile, aklınızda yer eder. Yıllar önce seyrettiğiniz ve şimdi seyretseniz, yani onları sıfırdan bulup baksanız, affedersiniz, “ Ne lan bu?” diyeceğiniz bir Battal Gazi filmi, o, seyrettiğiniz yıllarda sizin hayatınız olmuştur. Sıfırdan seyredemeyeceğinize göre, o filmi bugün seyrettiğinizde, hayatınız yalpalamalıdır; yalpalar.

Sokak aralarında, elinizde bir tahta kılıçla, Battal Gazi olduğunuzu, Kara Murat olduğunuzu, uzaya çıkan Cüneyt olduğunuzu… Hatırlar ve yalpalarsınız, “Ben bunları mı sevmişim?” diyerek. Sinemanın büyüsü budur. Hayatın keskin gerçeği gibi…

Yukarda dediklerimi, izah etmeliyim. Yazarken, siz, yani “yazan” olarak anladığınızdan, okuyanı yani “öteki” konumundakini de “anlar” sanırsınız. Oysa siz, yani yazan, kendi dünyanızda, o da yani okuyan da kendi dünyasındadır. Bir cümle daha kurup, serahat/açıklık kazandırayım: Yoldan çevireceğiniz, diyelim on sekizinde birine seyrettirdiğiniz Tarkan filmi, Killing filmi, onun beğenisine asla hitap etmez. Eminim, o yoldan çevirdiğiniz çocuğun anne babasına seyrettirseniz, ağlayabilirler bile. O basit, dekorları bile derme çatma… Fakat ağlatabilir. Bir cümle , demiştim, birkaç bir cümle oldu, özür… Lakin anlatabildim sanırım. Yıllardır, “kötü film yoktur” lafımın altında yatan budur. Kendimi izah edemediğim için de özür…

Filmi seyrederken, ara sıra anlattığım bir –hikaye mi diyeyim bilmem- anlatı geldi aklıma: Adamın biri, psikoloğa gider. Anlatır, anlatır… Psikolog, çözümü zor biriyle karşı karşıya olduğunu anlar. Ve adama: “İlerde bir sirk var” der, “oraya gidin ve palyaçoyu izleyin. Size iyi geleceğinden eminim” Hasta, yani o kendini anlatan adam, cebinden çıkarttığı kartviziti masaya bırakır ve der ki: “O palyaço benim…”

Bizi güldüren insanların da kendilerini ağlatan hayatları olabilir.

Hayatım boyunca, basite alınacak tek bir film izlemedim. Zira seyrederken, kendimi seyreden herkesin yerine koyarak seyrederim. Kembiriç’de –böyle yazılmıyor sanırım- okumuş birinin bizim Recep İvedik’e gülme ihtimali sıfır. Tamam, sıfır olsun… Bir salon dolusu adam, gülüyorsa, ben, kendimi-hiç de zorlanmadan, zira ben Kembiriç’de okumadım- onların yerine koyduğumda –hatta aramızda kalsın, bizatihi kendim gibi seyrettiğim halde- gülüyorsam… Basit film yoktur… (Lütfen bu çok önemli gibi duran cümleye takılmayın. Benim bakışım bu. Beni mutlu eden cümleyi kuruyorum. Ve saygılıyım kurulacak her cümleye. )

Neyse,işte filmde bizim Sandler. Bizim, zira O’nu o kadar seyrettik ki O bizi tanımasa da aşinayız O’na. Şu “Yahudiliği” dayatılmasa gözümüze daha iyi tabii. Zohan’dan beri, ezber yaptık; “O bir Yahudi…” Olsun, hiç önemi yok ki. Anlattığı, her insanın başına gelebilecek bir hal.

Şımararak yaşamış. Kendini “önceleyerek”, “öteki”ni pek takmayarak affedersiniz; öyle yaşamış yani. Birden bire, hayatın tokadı çarpıyor yüzüne: Kanser… Tüm hayatını gözden geçiriyor. Hatalarıyla, sevaplarıyla, yaptıkları, eksik yaptıkları, yapmadıklarıyla…

Filmde kahramanın hayatına renk katan birileri giriyor dünyasına. Ira –Ayra- ve dostları. Zaten Leo’yu –Jonah Hill- çocukluğundan beri tanıyoruz. Çapkın ve kızları aşıran Mark da-Jason Schwartzman – cabası…

Ölümcül hastalık, böyle yaptırır. Kişiyi, “insanlığı” ile “kendi” arasında bırakır. Elbet, “kendiniz kadar” insan olduğunuzdan, kahramanımızın yaşadıklarını yaşarsınız. Karakteriniz, hiç olmadık bir yerde, misal, ağlamanız gereken bir çocuk şarkısında çıkar karşınıza. Seyredenin sulu gözlü hale geldiği o şarkı, “kendiniz”i bırakamadığınızdan, aynı etkiyi bırakmaz sizde. (Kahramanımız, eski eşini tavlamaya çalışır. O’nun evinde geçirdiği bir gecede, eşinin büyük kızının şarkısını dinler; o sahneyi anlatıyorum)

Aldığı –O’na önerilen- ilaçlarla iyileşiyor. Grift bir durum yaşatıyor film o andan sonra bize: Kahramanımız, iyileştiğini anladığı için mi eski “şımarık” haline kalbediyor/dönüyor/dönüşüyor, yoksa zaten hep öyle miydi?...
Fakat bir kere kendinizi sorgularsanız, şöyle adam gibi… Sapsanız bile karakterinizin şımarık yerine, yeniden yön tutturmanız mümkündür. O bunu beceriyor mu? Hatalarını telafi edebiliyor mu? Bundan sonrası anlatım olmayı aşar, filmi ifşa olur. O yüzden, film sürüyor, diyelim.

Ve her film masaldır. Üç elma düşer gökten. Birileri mürüvvete erer, seyirci de çıkar kerevete… Yalpalıyorsanız eğer film bittiğinde siz de gözden geçirin hayatınızı. “Keşke” demeden, lakin az biraz pişmanlıkla…

Not: Filmi izlerken, Orhan Boran geldi en çok aklıma. Bu ülkenin ilk “ayaküstü sohbetçisi”… Yuki vardı, O’nun uydurduğu, radyodan konuşturduğu… Ve O –Allah ömürler versin- ben çocukken, ara sıra intihar ederdi. Yüreğim ağzıma gelirdi benim. Bizi gülümseten bu adam, niye kopmak isterdi bu kadar hayattan? O’nun bir esprisiyle hayata bağlanırken siz, O, nasıl olurdu da bu kadar çıkıp gitmek isterdi? (Bu hatırlama bir “akıl uçuşması” değildir, beyan edeyim dedim. Hani filmin kahramanı stand-up’cı ya, ordan çağrıştı)


--------------------
adamcağız
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post

Reply to this topicStart new topic
2 kullanıcı bu başlığı okuyor (2 Misafir ve 0 Gizli Kullanıcı)
0 Üye:

 



- Basit Görünüm Şuan: 15th December 2019 - 09:09 PM