IPB

Hoşgeldin Misafir ( Giriş | Kayıt Ol )


Yedinci Gemi Çevirmenlerinden Son Filmler
Manchester by the Sea Posteri Split Posteri Rogue One Posteri Lion Posteri Fantastic Beasts and Where to Find Them Posteri John Wick: Chapter 2 Posteri Assassin's Creed Posteri

5 Sayfa V « < 2 3 4 5 >  
Reply to this topicStart new topic
> Altını Çizdiklerimiz
BuRnOut
mesaj Apr 21 2009, 12:50 PM
İleti #46


Edilgen Bir Uyumsuz
Group Icon

Grup: Veteran
İleti: 1,851
Katılım: 31-May 07
Nereden: Düşler Ülkesi.
Üye No.: 8



İnsanlar, nesneler sırnaştıkça sokulur, yaşantılar pek derinden koyar adama; anı, irin toplayan bir yaradır. Hastanın elinde bir tek büyük ilaç vardır bunlara karşı: Rus yazgıcılığı dediğim şey, o başkaldırma bilmez yazgıcılık; bununla Rus askeri sefere artık dayanamaz olunca, karın içine uzanıverir. Bundan böyle hiçbir şeyi kabul etmemek, üstüne almamak, içine almamak, hiçbir tepki göstermemek... Tepki gösterdiğimiz an kendimizi çabucak tüketeceğimiz için, hiç tepki göstermemek: Budur işin mantığı.

Friedrich Nietzsche - Ecce Homo
İthaki Yayınları - Sf. 21


--------------------
forum resmi

Zaman, hediye vermez insana
ve doğru diye bir şey yoktur onun kıyısında



User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
BuRnOut
mesaj Jun 21 2009, 10:29 PM
İleti #47


Edilgen Bir Uyumsuz
Group Icon

Grup: Veteran
İleti: 1,851
Katılım: 31-May 07
Nereden: Düşler Ülkesi.
Üye No.: 8



Öbür dünyada bize vaat ettiğin zevkler, burada yaşanan zevklerse bunların kutsallığından söz edilemez. Duyularımız ve ruhumuz tıka basa zevklerle dolup taşsa bile ne çıkar bundan. Varlığımız ölümlüyse zevklerimiz de sınırlıdır. Bende olan bir şeyin tanrısal yanı olamaz ki. Cümle akrabamızla öbür dünyada buluşmak gibi bir mutluluğa kanıyorsak, dünyadaki ölümlü yaşamımız orada da sürüyor demektir. Bizim bu dünyada, o yüce ve tanrısal değerleri düşünebilmemiz için, yaşamımızın değerlerine hiç benzememesi gerekmez mi? İnsan gözümüzden ve yüreğimizden hiçbir eser kalmayacaksa, o sonsuz mutluluğu biz nasıl duyumsayabileceğiz?

Montaigne – Denemeler
Say Yayınları - Sf. 83


Bu ileti BuRnOut tarafından Jun 21 2009, 10:30 PM yeniden düzenlenmiştir.


--------------------
forum resmi

Zaman, hediye vermez insana
ve doğru diye bir şey yoktur onun kıyısında



User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
RoXoN
mesaj Oct 15 2009, 02:30 PM
İleti #48


Etkin Üye
Group Icon

Grup: Müdavim
İleti: 793
Katılım: 26-February 08
Nereden: Kılıncın kınından
Üye No.: 2,130



“En kof ceviz bile kırılmak ister. Olgun yemişler tutunamaz ağaca. Öyleyse kabuğum kırılacak diye hayıflanmamalıdır insan. Toprağa düşmemek için çırpınmamalıdır meyve. Düşün! Bir şeyin geldiği yere dönmesi kadar sevindirici ne olabilir? Tohumun ağaca, ağacın tohuma dönüşümünden başka birşey değildir hayat. Yani ölüm… Fakat insanlar öykü kefelenmişlerdir. Ve kefelenen her şey öldürücüdür. İnsana düşen, tüm libaslarından soyup öylece seyretmektir ölümü. Yani hayatı..”
Tolstoy - Ölüm Manifestosu


Bu ileti RoXoN tarafından Oct 15 2009, 02:31 PM yeniden düzenlenmiştir.


--------------------
forum resmi
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
BuRnOut
mesaj Dec 10 2009, 01:28 PM
İleti #49


Edilgen Bir Uyumsuz
Group Icon

Grup: Veteran
İleti: 1,851
Katılım: 31-May 07
Nereden: Düşler Ülkesi.
Üye No.: 8



Sırasıyla Cenk, Hakan ve Afgan konuşuyordu.
"İnsan kendini öğrendi."
"Sonra başını kaldırdı ve diğer insanlara baktı."
"Evet."
"İnsan paradan önce harcamayı öğrendi."
"Sonra harcayacağı bir şey kalmadı ve diğer insanlara baktı."
"Evet."
"Diğerleri ne yapıyorsa o da aynısını yapmaya başladı."
"Yani kendini harcadı."
"Evet."
"Ve insanın başına kendisinin getirdiği en büyük felaket olan..."
"Heba..."
"Dönemi başladı."

Piçler, yaşadıkları yılın Hıristiyan takvimine göre kaçı gösterdiğiyle ilgilenmezler. Sadece heba çağında yaşadıklarını bilirler. Bu çağda her şey harcanır. Ancak paranın harcanması durumunda olduğu gibi karşılığında ele geçen bir şey yoktur. Her şey karşılıksız harcanır. Heba edilir. Piçler kendilerini, diğerleriyse hayatlarını heba eder.

Hakan Günday - Piç
Doğan Kitap - S.89


--------------------
forum resmi

Zaman, hediye vermez insana
ve doğru diye bir şey yoktur onun kıyısında



User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
carlitos
mesaj Dec 17 2009, 12:07 AM
İleti #50


Etkin Üye
***

Grup: Üyeler
İleti: 291
Katılım: 15-March 08
Üye No.: 2,601



QUOTE(BuRnOut @ Dec 10 2009, 01:28 PM) *




Hımm çok leziz bir paylaşım olmuş BuRnOuT.. Hakan Günday'ın dilini seviyorum gerçekten. Güzel de yazıyor.


-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

bir tane de ben yazayım;





Para yoluyla elde edebileceğim şey, satın alabildiğim, yani paranın bana satın alabildiği şey, paranın sahibi olarak, ben kendimim. Gücüm, paranın gücü kadar büyük. Paranın nitelikleri para sahibi olarak benim niteliklerim ve potansiyelimdir. Ne olduğum ve ne yapabileceğim, bu durumda, benim bireyselliğim tarafından belirlenmiş olmuyor.
Çirkinim ben, ama en güzel kadını satın alabilirim. Demek ki çirkin değilim, çünkü çirkinliğin etkisi, iticiliği, para karşısında yok oluyor.
Ben –bireysel yaradılışıma göre- topalım: ama para bana yirmidört bacak veriyor; öyleyse topal değilim.
Ben kötü, namussuz, her türlü alçaklığı yapabilecek, kafasız bir adamım, ama saygı gösterilir paraya –dolayısıyla sahibine de- (…) ama madem para her şeyin gerçek ruhu, para sahibi hiç ruhsuz olabilir mi?

(Marx 1844 El Yazmaları, 2000;150)

Bu ileti carlitos tarafından Dec 17 2009, 12:07 AM yeniden düzenlenmiştir.


--------------------
.

I got a million different tunes in my heart
And I am ready to show

.
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
Bergovski
mesaj Dec 25 2009, 12:13 AM
İleti #51


Üye
**

Grup: Üyeler
İleti: 10
Katılım: 15-December 08
Üye No.: 5,430



"Ona bir kapı, bir pencere açmalıyım. Ne çocukluğunda ne etrafında, yani mahallesinde, okulunda, kentinde sonra işinde arkadaşlarında görmediği öğrenmediği bir ufuk. Benliğini kuşatan o yapış yapış haleyi bir yerinden delmeliyim. İşin, elbisenin, yemenin, içmenin, ağaçların, yolların, annesinin, hatta rahmetli babasının, Engin'lerin bir başka muhtevaya bürüneceği, rüyaların bile değişeceği kara-kuru ancak fevkalade zengin kızların durup dururken tercih edilemeyeceği bir dünyanın penceresini. Terliyorum."

Yoksulluk İçimizde
Mustafa Kutlu

syf.27


Bu ileti Bergovski tarafından Dec 25 2009, 12:18 AM yeniden düzenlenmiştir.
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
BuRnOut
mesaj Jan 10 2010, 03:00 PM
İleti #52


Edilgen Bir Uyumsuz
Group Icon

Grup: Veteran
İleti: 1,851
Katılım: 31-May 07
Nereden: Düşler Ülkesi.
Üye No.: 8



"Dünya tozdan geliyordu ve sonunda yine toz olacaktı. Sabah ayinine gitmeye başladım. Günah çıkardım. Ahşap bir kilise seçmiştim kendime, alçak ve sağlam bir bina, Meksika mahallesine yakın. Orda dua ediyordum. Yeni Bandini. Ah, hayat! Buruk ve tatlı trajedi, mahvıma neden olan göz kamaştırıcı orospu! Birkaç günlüğüne sigarayı bıraktım. Yeni bir dua tespihi aldım. Sadaka kutusuna para attım. Acıyordum dünyaya."

John Fante - Toza Sor
Parantez Yay. - S.99


--------------------
forum resmi

Zaman, hediye vermez insana
ve doğru diye bir şey yoktur onun kıyısında



User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
BuRnOut
mesaj Feb 24 2010, 12:32 AM
İleti #53


Edilgen Bir Uyumsuz
Group Icon

Grup: Veteran
İleti: 1,851
Katılım: 31-May 07
Nereden: Düşler Ülkesi.
Üye No.: 8



...sakin ol, evlat, yalnızlık bu, bir başınasın dünyada; ne baban, ne annen, ne de inancın yardım edebilir sana; kimse kimseye yardım edemez, sadece sen yardım edebilirsin kendine...

Gözleri kocaman, yeşil ve her zaman hayret dolu. Chicago'da doğmuştu, ama sapına kadar İtalyan ve babaannem kadar köylüydü aslında, yalnızlık onu da damgalamıştı, tanımlanamaz bir yabancıydı; tam İtalyan değil, Amerikalı hiç değil, edilgen bir uyumsuz.

John Fante - 1933 Berbat Bir Yıldı
Parantez Yay. - s. 9/15


--------------------
forum resmi

Zaman, hediye vermez insana
ve doğru diye bir şey yoktur onun kıyısında



User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
nano
mesaj Feb 25 2010, 07:07 PM
İleti #54


Ulaş & Mia & Tilda
Group Icon

Grup: Çevirmen
İleti: 459
Katılım: 28-March 09
Nereden: İzmir
Üye No.: 5,899



" Hepimiz, birbirimizin yaşamlarımızın çatlak ve aralıklarında yaşarız; her şeyi görebilseydik sanırım şaşkınlıktan dilimiz tutulurdu."

"Karşımızdakini tüketilemez biri olarak görmek aslında aşkın tanımlanmasıdır."

"Yanlızlıktan nefret etmekle birlikte yakınlıktan da korkarım ben. Hayatımın özü, kendi kendimle yürüttüğüm özel bir konuşmadır ki bunu bir diyaloğa çevirmek kendi kendimi mahvetmekle eş anlamlı olur."

"Uzun bir ayrılıktan sonra buluşulduğu zaman söylenen bütün sözlerin ölü şeyler gibi yere düşmesinden, bu ölülere can vermesi gereken ruhun havada dolanıp durmasından daha büyük işkence var mıdır? Bu ruhun varlığını ikimiz de duyumsuyorduk."


Irıs Murdoch - "Ağ"
Ayrıntı Yayınları


--------------------
forum resmi
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
BuRnOut
mesaj Jul 6 2010, 10:10 PM
İleti #55


Edilgen Bir Uyumsuz
Group Icon

Grup: Veteran
İleti: 1,851
Katılım: 31-May 07
Nereden: Düşler Ülkesi.
Üye No.: 8



"Hayatı, büyük çaresizliğimizi, nihayet anladığımızı düşüneceğiz. İçimizde bilmediğimiz bir şeylere isyan etme isteği doğacak. Sonra yine bahar gelecek, yaz gelecek. Tekrar eden şeyler bizi tekrar tekrar sevindirecek."

Barış Bıçakçı - Bizim Büyük Çaresizliğimiz
İletişim Yayınları - s.167


--------------------
forum resmi

Zaman, hediye vermez insana
ve doğru diye bir şey yoktur onun kıyısında



User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
BuRnOut
mesaj Jul 17 2010, 12:33 PM
İleti #56


Edilgen Bir Uyumsuz
Group Icon

Grup: Veteran
İleti: 1,851
Katılım: 31-May 07
Nereden: Düşler Ülkesi.
Üye No.: 8



"Dünyanın en basit, en zavallı, hatta en ahmak adamı bile, insanı hayretten hayrete düşürecek ne müthiş ve karışık ruha maliktir! Niçin bunu anlamaktan bu kadar kaçıyor ve insan dedikleri mahluku anlaşılması ve hakkında hüküm verilmesi en kolay şeylerden biri zannediyoruz? Niçin ilk defa gördüğümüz bir peynirin evsafı hakkında söz söylemekten kaçtığımız halde ilk rast geldiğimiz insan hakkında son kararımızı verip gönül rahatlığıyla öteye geçiveriyoruz?"

Sabahattin Ali - Kürk Mantolu Madonna
Cem Yayınevi


--------------------
forum resmi

Zaman, hediye vermez insana
ve doğru diye bir şey yoktur onun kıyısında



User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
BuRnOut
mesaj Aug 14 2010, 10:03 PM
İleti #57


Edilgen Bir Uyumsuz
Group Icon

Grup: Veteran
İleti: 1,851
Katılım: 31-May 07
Nereden: Düşler Ülkesi.
Üye No.: 8



"Çocukken de böyle hissetmiştin, utangaç ama aynı zamanda mutlu gözlerle birbirine bakan iki yetişkin insanı seyrettiğin zaman. Ne yapmayı düşündüklerini pek anlayamamıştın o zaman, otuz yaşında değildin daha. Tıpkı öylesin gene, yalnız birbirlerine sarılışlarının gerisindeki korkunç gerçeği biliyorsun ve otuz yaşındasın. Hiç büyümeyeceksin sen."

Cesar Pavese - Yaşama Uğraşı
Can Yayınları - s.97


--------------------
forum resmi

Zaman, hediye vermez insana
ve doğru diye bir şey yoktur onun kıyısında



User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
RoXoN
mesaj Jan 31 2011, 02:10 AM
İleti #58


Etkin Üye
Group Icon

Grup: Müdavim
İleti: 793
Katılım: 26-February 08
Nereden: Kılıncın kınından
Üye No.: 2,130



O özgürdü, her şeyi yapmakta özgürdü, bir hayvan ya da ruhsuz bir makine olup çıkmakta hürdü, kararsız olmakta hürdü; evlenmek, silkinip çıkıvermek ve yıllarca bu yüklü ayaklarıyla gittiği yere sürüklemek; nasıl isterse öyle hareket edebilirdi, ona kimse öğüt veremezdi, kendi hükümleriyle yaratacağı 'İyi' ve 'Kötü'den gayrı iyi ve kötü yoktu onun için. Çevresinde her şey toplanmış bakıyor, tek bir hareket yapmadan onu bekliyordu. Korkunç bir sessizliğin ortasında yapayalnızdı, bağımsız ve yapayalnız, yardımdan ve aftan yoksun, hiçbir yardım ümidi olmadan karar vermeye mahkumdu, ölünceye dek özgür olmaya mahkumdu.

Özgürlüğün Yolları -1 Akıl Çağı - Jean Paul Sartre


--------------------
forum resmi
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
RoXoN
mesaj Feb 20 2011, 04:22 PM
İleti #59


Etkin Üye
Group Icon

Grup: Müdavim
İleti: 793
Katılım: 26-February 08
Nereden: Kılıncın kınından
Üye No.: 2,130



Böyle gizemle, sessizlikle, huzurla, hoş kokularla kuşatılmamı hangi iyilik sever şeytana borçluyum? Ey göksel mutluluk! Şimdi tanıdığım, dakikası dakikasına, saniyesi saniyesine tadını çıkardığım yüce yaşamla genel olarak yaşam diye adlandırdığımız şeyin hiç bir ortak yanı yok, en mutlu yayılışında bile. (Sayfa 7)


Güzel köpeğim, iyi köpeğim, sevgili hayvanım, yaklaş, yaklaş da kentin en iyi kokucusundan alınmış, çok güzel kokuyu kokla.

...

Aşağılık köpek, sana bir çıkın pislik sunsam, hızla koklardın, yerdin belki de. Hüzünlü yaşamımın yakışıksız yoldaşı, sende kitleye benziyorsun. Ona da güzel kokular sunmaya gelmez hiç, böyle hoş kokular karşısında çileden çıkar, onada özenle seçilmiş pislikler sunmak gerekir. (Sayfa 13)


Düşler! Hep düşler! Ruh ne denli hırslı, ne denli inceyse, düşlerde gerçekleşebilecek olandan o denli uzaklaşır. Her insan kendine yetecek düzeyde afyon taşır içinde, durmamacasına yenilen bir afyon. Hem doğumdan ölüme dek, olumlu ergiyle, başarılı ve kararlı eylemle dolmuş kaç saatimiz var ki? Aklımın çizdiği bu tabloda, sana benzeyen bu tabloda yaşayacak mıyız bir gün, bir gün bu tabloya geçecek miyiz? (Sayfa 39)


İyiliğin bu kadarı cesarete getirdi beni, Tanrı'nın ne yaptığını, bu yakınlarda kendisini görüp görmediğini sordum. Biraz hüzünle gölgelenen bir umursamazlıkla yanıt verdi: "Karşılaştıkça selamlaşırız, ama doğuştan gelme inselikleri eski kinlerinin anısını tümüyle söndürememiş olan yaşlı beyzadeler gibi." (Sayfa 68)


Hep sarhoş olmalı. Her şey bunda: tek sorun bu. Omuzlarınızı ezen, sizi toprağa doğru çeken Zaman'ın korkunç ağırlığını duymamak için durmamacasına sarhoş olmalısınız.

Ama neyle? Şarapla, şiirle yada erdemle, nasıl isterseniz ama sarhoş olun. (Sayfa 80)


Korkunç bir adam giriyor içeriye, aynada kendine bakıyor.

"Kendinize bakında tiksintiden başka birşey duymayacağınıza göre, ne diye bakıyorsunuz aynaya?"

Korkunç adam yanıtlıyor sözümü: "Beyefendi, 89'un ölümsüz ilkelerine göre, hukuk açısından tüm insanlar eşittir; öyleyse aynaya bakmakta hakkımdır; hazla ya da tiksintiyle, orası yalnız benim kendi bilincimi ilgilendirir."

Sağduyu adına ben haklıydım kuşkusuz; ama o da yasa açısından haksız değildi. (Sayfa 91)


Dolaşmasını, bakmasını bildikten sonra, ne tuhaflıklar görmez insan büyük kentte! Yaşam suçsuz tuhaflıklarla dolup taşar. Hepimizin efendisi, Ulu Tanrım! Yaratıcı, ustalar ustası; yasa'yı da, Özgürlük'ü de getirmiş olan, bizleri serbest bırakan hükümdar, bağışlayan yargıç; nedenlerle, etkenlerle dolu olan, belkide yüreğime din değiştirmek için, bir bıçak ağzına iyileşmeyi koyarcasına, aklıma dehşet hazzını koyan Tanrım, ne olur acı bize, kadınlı erkekli delilere acı! Ey yaratıc, bunların neden var oldukklarını, nasıl oluştuklarını, nasıl oluşmamış olabileceklerini bilen biricik Varlıkiçin canavar diye bir şey bulunabilir mi? (Sayfa 107)


Paris Sıkıntısı - Charles Baudelaire
Çeviren: Tahsin Yücel


Bu ileti RoXoN tarafından Feb 20 2011, 04:25 PM yeniden düzenlenmiştir.


--------------------
forum resmi
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
Clint Eastwood
mesaj Mar 7 2012, 11:50 PM
İleti #60


Quick on the trigger
Group Icon

Grup: Veteran
İleti: 1,528
Katılım: 2-August 07
Nereden: Somewhere in Time...
Üye No.: 207



Müthiş bir bilimkurgu eserinden alıntı yapayım, şurayı biraz kıpırdatayım. Ne güzel şeyler paslaşmısız halbuki zamanında.

“Sizi domuzlar, sizi. Hepiniz domuzlar gibi çürüyosunuz. İçinizde en çoğu var ama en azını kullanıyosunuz. Beni duyuyo musunuz, ha? İçinizde milyon var, kuruşlar harcıyosunuz. İçinizde bir dahi var, deliliği düşünüyosunuz. İçinizde bir kalp var, boşluklar hissediyosunuz. Hepiniz. Her biriniz… Harcamanız için savaş gerek. Düşünmeniz için engellenmeniz gerek. Büyümeniz için bi meydan okuma gerek. Kalan zamanda yerinizde sayıyorsunuz. Domuzlar sizi! Tamam ya, Allah sizi kahretsin! Ben size meydan okuyom, ben! Gully Foyle.”

Kaplan! Kaplan!
Alfred Bester


--------------------
KLASİK FUTBOL

Öyküsü olmayan adam, Bufalo çayırındaki rüzgara benzer...

Moon Station Z

Sinema, edebiyat ve müzik üstüne bir blog.
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post

5 Sayfa V « < 2 3 4 5 >
Reply to this topicStart new topic
1 kullanıcı bu başlığı okuyor (1 Misafir ve 0 Gizli Kullanıcı)
0 Üye:

 



- Basit Görünüm Şuan: 28th January 2020 - 12:51 AM