IPB

Hoşgeldin Misafir ( Giriş | Kayıt Ol )


Yedinci Gemi Çevirmenlerinden Son Filmler
Manchester by the Sea Posteri Split Posteri Rogue One Posteri Lion Posteri Fantastic Beasts and Where to Find Them Posteri John Wick: Chapter 2 Posteri Assassin's Creed Posteri

3 Sayfa V < 1 2 3  
Reply to this topicStart new topic
> 2009 Yılı Oscar Ödülleri, Ödül Töreni: 22 Şubat 2009
oscar1895
mesaj Feb 25 2009, 04:33 AM
İleti #31


Etkin Üye
***

Grup: Üyeler
İleti: 369
Katılım: 6-January 08
Nereden: Capucines Bulvarı
Üye No.: 1,096



Açıkçası sizin kadar bir Danny Boyle takipçisi değilim; ancak bir Sunshine’ı bile Slumdog’a tercih ederim. Elbetteki kötü bir film değildi; lakin ilk yarısı City of God’ın kötü bir taklitçisi olan bu ‘başarı öyküsü’ fazlasıyla sıradan bir filmdi. Ne sıçramalı kurgusu, ne de A.R.Rahman’ın müzikleri bu gerçeği değiştirmiyor. Filmdeki varoşlardan zirveye bir başarı öyküsünü izlerken, ya da bir çeşit medya eleştirisini; yahut aşkı, iç savaşı izlerken, gerek konu olarak, gerekse üslup olarak oldukça sıradan buldum. Benjamin Button için de aynı şeyleri söylemek mümkün aslında. Evet karşımızda içinden tavşan çıkmasını beklediğimiz bir şapka var konu olarak. Hele ki yönetmen koltuğunda Fincher gibi bir yönetmen olunca, insan tavşandan bile çok daha fazlasını bekliyor. Ne var ki bir çeşit Forrest Gump etkisi yaratmak için yanıp tutuştuğunu görünce (ilginçtir ki ikisinin de senaristi Eric Roth’muş. Filmi izlediğim zaman bilmiyordum.) artık tavşanla yetinmek zorunda kaldığımı anlamıştım. Neticede kimi zaman heyecanlandırıp, duygusal anlamda tatmin etse de, Fincher’ın filmografisinde değil ortalarda bir yerde, Alien 3’ten sonraki en zayıf filmi olarak hafızamda yer etti kendine. (Evet Zodiac’ı, ya da Panic Room’u da daha çok sevmiştim.) Beş film arasından bu iki film öne çıkmaktaydı zaten. Ödülleri Slumdog Millionaire süpürdü. Muhtemelen törenden hemen sonra 100 dolar karşılığında oynattığı, Slumdog Millionaire’deki varoşların gerçek çocuklarına dönüş için yol parası dahi vermeden: Hindistan’a kadar yolunuz var, demiştir Boyle oleyo2.gif

In Bruges 2008 yılı içerisindeki kısır sinema gidişatı içerisinde bana kalırsa bir mucize gibiydi. Senaryo dalında aday olması sadece şaşırtıcı gidişatından kaynaklanmıyordu. Benim de çok sevdiğim Some like it Hot filminin senaryosu, bütün zamanların en başarılı senaryolarından biri olarak gösterilmiştir hep. Senaryosu sadece mükemmel değil, aynı zamanda hemen her karesi sürprizlere açıktır. Seyirci ne zaman ne oalcağını asla tahmin edemez ve öykünün gidişatına kendini bırakır. (Filmin sonunda kendini seksi kadın imajına iyice kaptıran Lemmon’a asılan ve kadın olmadığını öğrendiğinde Brown’ın verdiği cevabı hatırlayın: Hiç kimse kusursuz değildir oleyo2.gif ) In Bruges da tıpkı Some Like it Hot örneğindeki gibi gerek diyaloglarıyla, gerekse bu diyalogların konu ile bütünlüğüyle son derece etkileyiciydi. (Ralph Fiennes’tan köşe bucak kaçan Farrell’ın akıbetini kaçınız tahmin edebildi?) Elbetteki bir iyi bir senaryo ‘şaşırtmadan’ çok daha fazlasıdır. Ancak In Bruges, iyi bir senaryoda bulunması gereken bütün özellikleri barındırmaktaydı. Milk’in bu ödülü almasının tek bir açıklaması olabilir: Amerika’nın ‘Milk’ günlerinin vicdan muhasebesini yapması.


--------------------
forum resmi
Tepemde CeLLat Zaman, ELim KoLum BağLı,
Koparsa Kopsun başım, Zaten Yerde AkLım!
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
oscar1895
mesaj Feb 25 2009, 04:44 AM
İleti #32


Etkin Üye
***

Grup: Üyeler
İleti: 369
Katılım: 6-January 08
Nereden: Capucines Bulvarı
Üye No.: 1,096



No Country For Old Men’e gelince…
Hemen herkes Akademi’nin tıpkı Scorsese ayıbını örtmeye çalıştığı yıla benzetti. Ancak bana kalırsa bu oldukça kötü bir benzetme. Şöyle ki, Scorsese’nin elbetteki yaptığı işler göz önüne alınırsa eğer, Departed’ın lafı bile olmaz. Departed’ın aday olduğu yıl içerisinde de, ondan çok daha iyi filmler vardı. Bunların başında da Babel geliyor. Babel gibi bir film dururken The Departed’a verdiler ödülü. Bir ayıbı örterken, yepyeni bir ayıba imza atacaklarının farkında değillerdi herhalde.

Coenler için aynı şeyi söyleyemeyiz. Zira onunla boy ölçüşebilecek tek film vardı. O da There Will Be Blood’tı. Mükemmel bir film olduğunu da kimse inkar edemez. Herkes bu filmin kapkaranlık dünyasından söz edip durdu. Haksız da sayılmazlar hani. Ancak No Country for Old Men’in, insan ruhunun en derinliklerinde yatan karanlığa ışık tuttuğu da inkar edilemez. No Country for Old Men her açıdan usta işi bir filmdi ve yılın en iyilerinden biriydi. (Bence en iyisi)


--------------------
forum resmi
Tepemde CeLLat Zaman, ELim KoLum BağLı,
Koparsa Kopsun başım, Zaten Yerde AkLım!
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
reel
mesaj Feb 25 2009, 06:46 AM
İleti #33


Last Night I Dreamt That Somebody Loved Me
Group Icon

Grup: Veteran
İleti: 1,287
Katılım: 31-May 07
Nereden: Wired
Üye No.: 13



@oscar1895,
Benjamin Button hakında uzun uzadıya aklımdan geçenleri yazsaydım sizin söylediklerinizden öteye geçmezdi herhalde. Bu konuda birebir hemfikiriz diyebilirim. In Bruges'u ise tekrar izlemem gerekiyor sanırım. smile.gif Çünkü beni şok eden bir yeri olmadı/olamadı maalesef. Aklımdan geçenler aynen bir bir gerçekleşti filmde. Ama bu söylediğim iyi bir film olduğu gerçeğini değiştirmiyor pek tabii ki. Sadece abartılacak bir yanını göremiyorum diyelim.

Diğer konudaysa ben Akademi'yi medyadan çok fazla etkilenen teknik direktörlere benzetiyorum. Yanlış oyuncu seçimleriyle takımı yerle bir ederken aldığı eleştirilere kulak kabartıp en olmayacak maçta söylentilerde geçen kadroyu sahaya sürmesi gibi. Bu yaptığıyla kendi adını lekelediği gibi her zaman güzel işler çıkartan bir oyuncunun kariyerini de zedelemiş oluyor. Bir önceki iletimde, aklımdan geçenleri açıklamaya çalışırken Scorsese örneğini hiç vermedim bilerek. Sizin söylediğinizle birebir aynı sebepten aslında. Fakat Akademi bu tutumunu farklı farklı kulvarlarda, farklı senelerde sürekli sergiliyor zaten. Bu, Scorsese'de belirgin bir şekilde ortaya çıktı o kadar. Winslett'ten bahsederken söylediğim Coenler için de geçerliydi aslında. Misal bu sene Fincher'a ödülü bahşetselerdi bazıları çıkıp o ödül Milyoner'in hakkıydı diyecekti. Bazılarıysa Düğme hakederek aldı şeklinde yorumlayacaktı. Neticede Fincher'ın adı şaibeli bir ödülle anılacaktı bazı kişiler tarafından. Tıpkı No Country...'de olduğu gibi. Yani bu sefer bu dalda ayıp örtmeye yeltenmediler sanırım. Ve güzel de oldu. Milyoner'in çok üstün bir film olduğunu söylememiştim bir önceki iletimde. "Adaylar arasında" diye vurgulamamın sebebi de bu yanlış anlaşılmaya sebebiyet vermemekti. Gidipte o ödülle oscarlı yönetmen diye anılsaydı Fincher kendi adıma üzülürdüm. (Aslında her durumda, sevdiğim bir yönetmenin/oyuncunun oscar almasına üzülüyorum ya o ayrı smile.gif ) Madem futbol-medya benzetmesiyle açıklamaya çalıştım düşüncelerimi. O halde, "bizim bildiğimiz Fincher gün gelir en dişli rakipler arasından sıyrılıp söke söke alır o kupayı" şeklinde bir yorumla sözlerimi noktalayım. smile.gif
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
Funkster
mesaj Feb 25 2009, 06:47 PM
İleti #34


Etkin Üye
Group Icon

Grup: Veteran
İleti: 2,071
Katılım: 31-May 07
Üye No.: 6



Danny Boyle, “Trainspotting’in Yönetmeni” olması itibariyle sonrasındaki işlerini vasat bulduğum ya da bu filmleri “başladığı gibi bitiremediği” için her yeni filminde hevesimi kursağımda bırakmış bir adamdı. Ortada Trainspotting diye bir çıta varsa, şahsi beklentilerimin de seviyesi anlaşılıyor. Elbette zamanla o çıtayı düşürüyorsunuz. O noktada da karşınıza Millions gibi daha mütevazi ama klas bir film çıkıyor. A Life Less Ordinary, çeşitli anlarını hâlâ unutamadığım bir film olmasına rağmen, çeşitli sebeplerden ötürü dağılıp öylece havada kalmış bir filmdi benim için. Tabii Trainspotting-Millions-Slumdog Millionaire üçlüsü dışında adı geçen Danny Boyle filmlerini beğenmemiş olmam, onları kötü yapmaz.Hikâye olarak sarmasa da teknik anlamdaki ustalıklarının hakkını sonuna kadar teslim ediyorum. İşte bazen filmlere karşı bu şekilde mızmızlanıyoruz, adam ağzıyla kuş da tutsa, çekmiş olduğu filmle kimyalarımız tutmayabiliyor. O adam David Fincher bile olabiliyormuş, bu yıl anladım.

Bir başka önemli noktaya daha değinmek istiyorum. Fox Searchlight’ın geçmiş yıllarda dağıtım ağına dahil ettiği pek çok film arasında The Full Monty, Boys Don't Cry, Bend It Like Beckham, In America, Garden State, Sideways, Water, Thank You for Smoking, Little Miss Sunshine, Once, The Last King of Scotland, The Namesake, Notes on a Scandal, Juno gibi tevazularıyla öne çıkıp ödül organizasyonlarının gözdesi olmuş yapımlar bulunmakta. Bu seneki cevherleri ise birtakım maddi sıkıntılar yaşadığı bilinen The Wrestler ve Slumdog Millionaire oldu. Önümüzdeki dönemlerde de Margaret, Amelia, Fork in the Road gibi bağımsız kumaşına sahip filmlerle sesini duyuracaktır. Geçmişinde yer alan uzun listede sığ ve vasat örnekler de bulunuyor. Fakat seçicilik konusunda kahraman olma gibi bir derdi olmayan, kıyıda köşede kalmasına içinin elvermediği yapımlara daha fazla önem veren bir oluşum olduğu yönünde hisler uyandırdı bende. Ki bu da, başında Fox Searchlight introsu gördüğümüz bir filme karşı bundan sonrasında daha pozitif beklentiler taşıyabileceğimizi gösteriyor. Slumdog Millionaire’i bu kadar geniş bir dağıtım ağına sokmamış olsalardı bugün sonuç nasıl olurdu kestiremiyorum açıkçası.

Yazmayı unutmuşum. Ön sıralarda oturan David Fincher ile, biraz daha arkalara düşmüş Christopher Nolan gibi iki çağdaş yönetmeni aynı mekanda buluşturmasından ötürü bile bu yılki Oscar törenlerinin tarihi bir değeri vardı bence.


--------------------
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
KerKeness
mesaj May 21 2009, 01:10 PM
İleti #35


Home Again
***

Grup: Üyeler
İleti: 233
Katılım: 2-July 08
Nereden: Emin Değilim
Üye No.: 4,115



Şimdi.....Şimdi filmlerin hemen hemen hepsini izlemediğim için bir şey diyemeceğim ve önyargılı da yaklaşmak istemiyorum. Tamam çoğunuzun yorumunu okudum. Ve adaylardan aynı zamanda kazananlardan memnun değilsiniz gibi. Ama bu seçilenleri de seçenler ot değildir heralde oleyo.gif. Bence enine boyuna filmi inceliyorlardır. O yüzden ne dersek diyelim boş.

Ama ben seçilenlerden ve kazananlardan memnunum. Wall-E'ye de gelince hiç izlemedim ama bir anlam ifade ediyordur heralde. Aynı zamanda ben hiçbir çizgi roman kahramanının Oscar'a aday olduğunu ne gördüm ne de duydum.(eğer varsa aydınlatırsanız sevinirim.) En İyi Orjinal Senaryo'ya gelinince filmde yaşanan olayların gerçekliği ve kusursuz bir biçimde sinemaya aktarıldığından dolayı vermiş olabilirler.
En İyi Erkek Oyuncu'da da Milk'teki iki eşcinselin öpüşmesi sonucu verildi.(bir erkeğin bir erkeği öpmesi her yiğitin harcı değil.)
En İyi Kadın Oyuncu'ya gelirsek Kate Winslet bence haketti. Ödülü aldığı için çok sevindim. Ödülü aldığı zaman ayakta izliyordum ve ağladım diyebilirim.

Eğer bir yanlışım varsa lütfen söyleyin. Benim yorumum bu. smile.gif
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
Baltalı ilah
mesaj May 25 2009, 02:21 AM
İleti #36


Üye
**

Grup: Üyeler
İleti: 73
Katılım: 2-July 08
Nereden: İzmir
Üye No.: 4,116



Akademi'nin üstüne geliniyor bu şekilde genelde, öpüşen eşcinsellere veriliyor ödül diye. 2006'da en iyi erkek oyuncu ödülünü P.S.Hoffman Capote'deki gay rolüyle hiç öpüşmeden aldı. Heath Ledger'ın ise rolünü hatırlatmama gerek yoktur herhalde, O da adaydı Brokeback Mountain ile.
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
R0BlN
mesaj May 25 2009, 09:14 AM
İleti #37


Puck:Robin
Group Icon

Grup: Yönetici
İleti: 3,729
Katılım: 31-May 07
Nereden: İstanbul
Üye No.: 7



Oy verilirken canlandırılan karaktere bürünme zorluğuna dikkat ediliyor diye düşünüyorum. Son 20 yılda aklıma gelenlerden Dustin Hoffman (Rain Man), Daniel Day Lewis (My Left Foot ve There Will Be Blood), Antony Hopkins (The Silence of the Lambs), Tom Hanks (Forrest Gump), Forest Whitaker (The Last King of Scotland) hep kişilikleriyle alakasız karakterleri hakkıyla canlandırmışlar, bir yerde o karakterleri yaşamışlardır. Hatta daha iddialı bir cümle sarfedeyim: Sean Penn gerçek hayatta eşcinsel olsaydı büyük ihtimalle Oscar alamazdı.


--------------------
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post

3 Sayfa V < 1 2 3
Reply to this topicStart new topic
1 kullanıcı bu başlığı okuyor (1 Misafir ve 0 Gizli Kullanıcı)
0 Üye:

 



- Basit Görünüm Şuan: 12th December 2019 - 11:00 PM