IPB

Hoşgeldin Misafir ( Giriş | Kayıt Ol )


Yedinci Gemi Çevirmenlerinden Son Filmler
Manchester by the Sea Posteri Split Posteri Rogue One Posteri Lion Posteri Fantastic Beasts and Where to Find Them Posteri John Wick: Chapter 2 Posteri Assassin's Creed Posteri

 
Reply to this topicStart new topic
> Kabadayı
hayyam-
mesaj Sep 18 2010, 06:32 PM
İleti #1


Yeni Üye
*

Grup: Üyeler
İleti: 3
Katılım: 15-September 10
Üye No.: 7,958



filmseridi.tumblr.com


Kabadayı

Suç, mafya ve cinayet Türk sinema seyircisinin genellikle yoğun ilgi gösterdiği temalardır. Bir filmde bu temalara ek olarak Şener Şen ve Kenan İmirzalıoğlu merkezli çok başarılı bir oyuncu kadrosu varsa, o film için gişe başarısı kaçınılmazdır. Haliyle, Kabadayı’nın 2 milyon kişi tarafından seyredilmiş olması hiç de şaşırtıcı değil.

Film, silaha tövbe etmiş eski bir kabadayının, yeniyetme bir mafya babasıyla hesaplaşmasını ve oğlu uğruna tövbesini bozmasını konu alıyor. Bu açıdan, Yavuz Turgul‘un yazmış olduğu senaryo bazı seyirciler tarafından sıradan bulunsa da, Kabadayı’yı türdeşlerinden ayıran bazı noktalar tabii ki mevcut. Ali Osman adlı eski kabadayı ve Devran adlı genç mafya babasının arasındaki çatışma, bir noktada ‘yeni’ ve ‘eski’nin çatışması. Ali Osman merhametli, adil, cesur, kimseye sırtını dayamadan kendi işini kendi gören, alçakgönüllü, yardımsever gibi olumlu sıfatların sahibi olarak seyircide ‘eski’ye dair bir saygı uyandırıyor. Dikkatli izlendiğinde farkedileceği gibi Çirkin Kral’ın Umutsuzlar filminde canlandırdığı Büyük Fırat karakterinin yaşlanmış hali sanki Ali Osman. Öte yandan Devran acımasız, vahşi, uyuşturucu bağımlısı, bencil, hain, işbirlikçi, küfürbaz gibi olumsuz sıfatlara büründürülerek filmde hem ‘yeni’nin hem de ‘kötü’nün temsilcisi oluyor. Böylece film, bu iki karakter üzerinden Türkiye’de son 50 yılda suçun nasıl form değiştirdiğini seyirciye anlatıyor. Suça bulaşmış polisler, işadamı sıfatıyla yapılan illegal işler, yetersiz ceza sistemi, eli kolu bağlanmış dürüst polis memurları da bu değişen formun içinde kendilerine ayrılan yerleri alıyorlar. Senaryodaki bir diğer önemli nokta ise kötülüğün kaynağının sorgulanması. Filmin kötü karakteri olan Devran, yetimhanede büyümüş, yetimhane görevlisinin tacizinden kurtulmak için ilk cinayetini işlemiş, polis tarafından ispiyonculuğa zorlanmış, kendisine yapılan şantaj nedeniyle psikopatlaşmış, uyuşturucuyu bir kaçış yolu seçmiştir. Yani, Devran içinde bulunduğu duruma kendi isteği dışında sokulmuş ve kötü olmaya mecbur bırakılmış biri olarak, insanın doğuştan kötü olmadığının ve içinde bulundu koşullarca şekillendirildiğinin göstergesidir. Bunun yanında, senaryo baba-oğul çatışması, karşılıksız aşk, sadakat, dostluk, vefa, cesaret gibi klasik temaları da içererek seyircinin ilgisini üst düzeyde tutmayı başarıyor.

Kabadayı, yönetmen Ömer Vargı’nın filmografisinde ise diğer filmlerden oldukça farklı bir yerde duruyor. Film, Vargı’nın senaryosunu yazmadan yönettiği tek film ve yönetmenin diğer filmlerinden farklı bir janra sahip. Dolayısıyla, oldukça bıçak sırtı bir görev üstlenmiş yönetmen. Sonunda genel olarak başarılı bir iş çıkarmış olsa da, Ömer Vargı’nın filmdeki üslubunun yer yer Sergio Leone esintileri taşıdığı gözden kaçmıyor. Sergio Leone’nin alametifarikası sayılan, kameranın kayıtta olduğu her anın tadını çıkaran, her hareketinde sinema tarihinin en kült pozlarını verircesine davranan, tüm jest ve mimikleriyle seyirciyi kendine hayran bırakmayı amaçlayan karakterler Ömer Vargı’nın Kabadayı’da oluşturduğu üslubun içinde önemli bir yer tutuyor. Aksi takdirde, Ali Osman oğlu tehlikedeyken neden onu kurtarmak için acele etmek yerine, yavaş yavaş yüzüğünü parmağına takıp belinde silahıyla aynanın karşısında poz versin ki?

Filmin başrol oyuncusu Şener Şen, senaryoda karakter derinliği zayıf oluşturulmuş olmasına rağmen Ali Oman’ı tabii ki ustaca canlandırıyor, ama asıl dikkat çekici performans Kenan İmirzalıoğlu’ndan geliyor. Devran karakteri, hem seyirci için hem de İmirzalıoğlu için yeni bir deneyim. Şimdiye kadar hep iyi adamı canlandıran İmirzalıoğlu, ilk kez seyircinin karşısına bir anti-kahraman olarak çıkıyor bu filmde. Devran, toplumsal cinsiyet rolünü, erkekliği penis boyuyla ölçecek kadar marjinal bir noktada yaşayan aşırı maskülen bir adam olmanın yanında, bir kadın uğruna her şeyi göze alabilecek kadar romantik ve ölürken bile espri yapabilecek kadar da komik bir karakter. Böylesine çok boyutlu bir karakteri canlandırmada gösterdiği yüksek performans ile İmirzalıoğlu’nun filme katkısı azımsanamayacak ölçüde.

Türünün gerektirdiği üzere Kabadayı erkek karakterler üzerine kurulu bir film. Bu nedenle filmde kadınların geri planda kalmış olması normal karşılanmalı, ama diğer yandan, filmde kadına karşı geliştirilen yaklaşımın seksist olduğu da gözden kaçmıyor. Az sayıdaki kadın karakterlerin tümü erkeklerin himayesinde, onların yardımına muhtaç, güçsüz, kendi ayakları üzerinde duramayan tipler. Yani, Türk sinemasının yıllardır süre gelen bir sorunu olan bu seksist yaklaşıma malesef Kabadayı da çare olamıyor.

2007 yapımı olan Kabadayı, tüm olumlu ve olumsuz özellikleriyle modern Türk sinemasının kalburüstü örneklerinden biri. Türünün müdavimleri ve iyi oyunculuk görmek isteyenler için seyir zevki yüksek bir film olduğu açık olsa da, sinemaseverlerin böylesine kaliteli bir ekipten beklentilerini karşılamakta filmin biraz yetersiz kaldığını söylemek mümkün.
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post

Reply to this topicStart new topic
2 kullanıcı bu başlığı okuyor (2 Misafir ve 0 Gizli Kullanıcı)
0 Üye:

 



- Basit Görünüm Şuan: 16th December 2019 - 11:58 AM