IPB

Hoşgeldin Misafir ( Giriş | Kayıt Ol )


Yedinci Gemi Çevirmenlerinden Son Filmler
Manchester by the Sea Posteri Split Posteri Rogue One Posteri Lion Posteri Fantastic Beasts and Where to Find Them Posteri John Wick: Chapter 2 Posteri Assassin's Creed Posteri

 
Reply to this topicStart new topic
> Horton Hears a Who!, Büyüklere Masal.
Harvey Dent
mesaj Aug 23 2009, 11:10 AM
İleti #1


Etkin Üye
Group Icon

Grup: Editör
İleti: 1,054
Katılım: 8-September 08
Üye No.: 4,564



forum resmi

YEDİNCİ GEMİ FİLM BİLGİSİ
Forum resmi

Yönetmen: Jimmy Hayward, Steve Martino
Tür: Animasyon / Macera / Komedi / Aile Filmi
Konu:
Birgün fil Horton bir toz zerresinden gelen yardım çığlığı duyar. Kimseyi görmemesine rağmen ona yardım etmeye karar verir. Görünce anlar ki, toz zerreciği Kimlerşehri`nde yaşayan Kimler`in evidir....
IMDB Notu: 7.3 / 10 (25,700 oy)
Süre: 86 dakika
Ülke: ABD    Dil: İngilizce   
Oyuncular: Jim Carrey, Steve Carell, Carol Burnett, Will Arnett, Seth Rogen

Animasyon dünyasındaki yeni tekniklerin gelişmesiyle birlikte ABD’de son yıllarda üç boyutlu çizgi filmlerin üretiminde bir artış gözlenmekte. 50li yıllardan beri çekilen, Disney’in ön ayak olduğu hayvan karakterlerin baş gösterdiği fablların, günümüzde sadece daha süslü tekniklerle çekilmiş örnekleri bolca bulunuyor. Bu tarz filmlerde esas hitap ettiği kesim olan çocuklar zaten banko müşteri olduğundan pazarı genişletmek açısından komedi unsuru arttırılarak yetişkinlerinde sinemalara hücum etmesi sağlanmakta. Horton Hears a Who! Gibi izleyicinin kafasında soru işaretleri oluşturan filmlereyse çok ender rastlanmakta. Bu bakımdan Fox’un Blue Sky stüdyosunda ilk kez böyle bir iş çıkartması ise sevindirici.

Her ne kadar çocuklar için yazılmış bir kitap olsa da taşıdığı alt metinler ve alegorik yapısıyla sanki büyüklere yönelik bir masal olmakta, Horton Hears a Who!. Aynı adlı çocuk kitabından uyarlanan film de bu özelliğini korumakta. Horton her ne kadar fabl türü, hayvan animasyonlarının işlevlerini yerine getirse de, beslendiği türü bir anda yıkarak kurmaca bir dünyada sonuç almaya çalışıyor. Yaratıcı tiplemelerle alternatif bir dünya oluşturuyor ve bu alternatif dünyayı günümüz gerçek dünyasına uyarlayarak olgun alt metinler açıyor.

Kahramanımız Horton bir toz tanesinin içinde, Whoville’de yaşayan canlılar olduğunu keşfediyor. Bu doğrultuda film de bu alternatif evrenle ilgileniyor. Sicim teorisine bir öngörü niteliğinde olan bu evren kimse tarafından görülmüyor ve işitilemiyor Horton dışında. Zamanı da katarsak algılayabildiğimiz dört boyutun dışında boyutların da olduğunu iddia eden sicim teorisi günümüzde bilim adamlarının uğraştığı güncel bir mevzu olmakta. Einstein’ın görelilik teorisi ve kuantum teorisini, yani doğayı açıklayan, ama birbirine uymayan iki teoriyi ortada buluşturan sicim teorisidir. Sicim denilen yapı taşlarını gözlemlememiz neredeyse imkânsız olduğu ve dolayısıyla bu teori büyük ihtimalle hiçbir zaman test edilemeyeceği için şu an fizikçilerin en çok tartıştıkları konulardan biri de, bu kuramın, fiziksel bir kuram mı yoksa yalnızca felsefi bir betimleme mi olduğudur. Aynı şekilde Horton’nun keşfettiği bu evren de ne gözle görülebiliyor ne de başkalarınca duyulabiliyor. Bu nedenle Horton’un iddiasını kanıtlaması ilk başta mümkün olmuyor. Ona inananlar, daha doğrusu anlattıklarından etkilenenler küçük çocuklar oluyor.
forum resmi

Horton toz zerreciğindeki dünyayı keşfedince kendi dünyasını da sorgulamaya başlıyor. “Acaba ben de mi bir toz tanesinde yaşıyorum, beni de izleyen biri var mı?” şeklinde. Bu fikrini, çocuğunu kesesinden çıkartmadan kapalı bir şekilde yetiştirmeye çalışan aşırı muhafazakâr kanguruya açtığındaysa sert bir tepkiyle karşılaşıyor Horton. Tıpkı Galileo ve engizisyon mahkemesi gibi. Kanguru karakteri her ne kadar Horton’u beslediği fikirler yüzünden topluma ve çocuklara yani genç nesile karşı bir tehdit olarak görse de, bu muhafazakâr tutumunun aksine “Eğer bir şeyi duyamıyor, göremiyor ve hissedemiyorsan öyle bir şey yoktur” sözleriyle liberal bir tutuma da kayıyor. Yani bu karakter için tanım gereği zıtlık barındıran liberal muhafazakâr diyebiliriz, tabii bu karakterin ironik yapısından kaynaklanmakta.

Whoville’in evreniyle gerçek dünyada yaşayan hayvanların evreni arasındaki bağ kurulurken, zeki, komik ve eğlenceli bir yol izleniyor. En başta şimdiye kadar rastlamadığımız bir ırk katıyor sinemaya. Bir toz zerresine ekspresyonist bir görsellikle yaşamaya sıkıştırılmış “Who”lar yani Türkçe anlamıyla “Kimler”in yaşadığı yer aslında “kim olduğumuzu keşfetmemiz için yaratılmış” bir şehir adeta. Şehrin valisi yaşadığı monotonluktan bıkmış bir adam. Tam gün çalışıp evine geri dönüyor. Ülkesini yöneten bir vali konumunda olsa da yönetim biçimi bize bir şirket yönetimini hatırlatıyor, çünkü işinde onu sürekli hırpalayan ya da sık boğaz eden üst yönetim kurulu gibi bir birim söz konusu. Hal böyle olunca karakterin konumu büyük bir şirkette hissedarlara, ya da yönetim kuruluna hesap vermek zorunda olan bir genel müdür-memur oluyor. Vali karakteri metropol yaşamından sıkılmış, kapitalizmin sıkıştırdığı tipik bir insan modeli çiziyor. Kendisini muhafazakâr bir yaşama ve çabuk çoğalma anlayışına bırakmış. Whoville için demokrasinin değil monarşinin işlediğini söyleyebiliriz. Valinin yatak odalarına bile sığmayan 96 çocuğu vardır ve her birine günde ayıracak 2 saniyesi. Valinin en küçük ve tek oğlu olan Jojo ile yaptığı baba oğul konuşmasından da anlayacağımız üzere Whoville’de yönetim babadan oğla geçmektedir, yani varis olan oğlan çocuğu doğana kadar 96 kız çocuğu üretmiştir bu aile.

Whoville’de her gün güneş açması ve hiç kar yağmaması gibi abartılı düzeni ise günümüz Amerikan yaşamına bir gönderme olmakta. Hatta dışarıdan gelen tehlike ve bu tehlikeyi kimsenin görmek istememesi (görmek istememe sebepleriyse yaklaşan 100. Yıl şenlikleri) ayrıca “Bir şeyin hiç olmuş olmaması, olmayacağı anlamına gelmez” söylemi önümüze 11 Eylül sonrası ABD alegorisi olarak sunuluyor.
Filmin büyük bir kısmı Horton’un vahşi doğayla mücadelesi ve Whoville sakinlerinin de sistemle boğuşması üst üste kurgulanıyor. Bu doğrultuda eskimiş hayvan animasyonlarının mantığı yıkılarak, sistem eleştirisi, felsefi söylemlerle karşımıza üç boyutlu sinemanın detaylı görselliği bir arada sunuluyor. Horton’un son zamanlarda çekilmiş diğer animasyonlardan bir farkı da yarattığı distopik yapı. Buradaki distopya da aslında ABD’nin ta kendisi oluyor.


Aklımızda Kalanlar:

Kanguru: Horton gibi baş belalarının çocuklarımızın zihinlerini zehirlemesine izin mi vereceğiz. Horton çocuklara gündelik hayatin ötesinde hayatlardan söz edince, çocuklar otoriteyi sorgulamaya başlıyor., bu da anarşistliğe neden olur.

Horton: Tanenin üstünde benden yardım isteyen küçük bir insan var.
Kanguru: Saçmalık. O kadar küçük insan olamaz.
Horton: Belki küçük değillerdir. Belki biz büyüğüzdür. Bir düşünsene.
Ya ta uzaklarda birileri varsa ve şu anda bizim dünyamıza bakıyorlarsa.
Biz de onlara göre bir toz tanesiysek.
Sonra onlardan biri çıkıp dese ki;
"O kadar küçük insan olamaz."



--------------------
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
RockeT
mesaj Dec 6 2010, 11:56 AM
İleti #2


Etkin Üye
***

Grup: Üyeler
İleti: 242
Katılım: 6-December 10
Üye No.: 8,285



Bu animasyonu izleyipte hayatını değiştirmeyen veya kendini sorugulamayan varsa boşa yaşıyor. Son sahnesinde ne kadar aciz olduğumuzu kavramıştım. mellow.gif


--------------------
forum resmi
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post

Reply to this topicStart new topic
1 kullanıcı bu başlığı okuyor (1 Misafir ve 0 Gizli Kullanıcı)
0 Üye:

 



- Basit Görünüm Şuan: 26th January 2020 - 10:06 AM