IPB

Hoşgeldin Misafir ( Giriş | Kayıt Ol )


Yedinci Gemi Çevirmenlerinden Son Filmler
Manchester by the Sea Posteri Split Posteri Rogue One Posteri Lion Posteri Fantastic Beasts and Where to Find Them Posteri John Wick: Chapter 2 Posteri Assassin's Creed Posteri

 
Reply to this topicStart new topic
> Drag Me to Hell (2009)
Harvey Dent
mesaj Nov 12 2009, 08:57 PM
İleti #1


Etkin Üye
Group Icon

Grup: Editör
İleti: 1,054
Katılım: 8-September 08
Üye No.: 4,564



YEDİNCİ GEMİ FİLM BİLGİSİ
Forum resmi

Yönetmen: Sam Raimi
Tür: Korku / Gerilim
Konu: Christine bir ev kredisi uzmanıdır. Esrarengiz görünümlü Bayan Ganush`un aldığı konut kredisinin vadesinin uzatılması için bankaya gelişine kadar hayatı normaldir. Christine, borcuna karşılık evden...
IMDB Notu: 7.4 / 10 (33,512 oy)
Süre: İngiltere:99 dakika
Ülke: ABD    Dil: İngilizce / İspanyolca / Macarca / Çekçe   
Oyuncular: Alison Lohman, Justin Long, Lorna Raver, Dileep Rao, David Paymer


Yunan mitolojisinde Libya Kraliçesi’nden çocukları kaçırıp yiyen bir iblise dönüşen Lamia figürünün, cadılara yakın pek çok kültürde karşımıza çıkan yakın bir akrabalığı var. Geçtiğimiz senelerde Stardust filminde de yine izlemiştik Michelle Pfeiffer’ın canlandırdığı bir Lamia performansı. Bu karakterden esinlenilip temeli 15 yıl önce Sam Raimi ve Ivan Raimi’nin kaleminden çıkan senaryonun uzun bir süre televizyona çekilme, kısa film olma ya da sinemaya çekilme arasında gidip gelmesi en sonunda Sam Raimi’nin Örümcek Adam filmlerinden biraz sıyrılıp kişisel bir film yapma isteğiyle hayata geçmiş bulunmakta.

80’lerin başında çektiği Evil Dead ile sınırların dışına çıkmıştı Raimi, filmi tanıdık klişe unsurlar içeriyordu fakat işlenişi kamerası ve mizahı çok yenilikçiydi. Ne 70’lerin toplumsal eksenli modern korku sinemasına nede 80’lerin slasher filmlerine benzemiyordu. Bir yönetmen olaraksa son derece oyunbaz, pervazsız ve maceraperest, bir tarzı vardı. Yaptığı Evil Dead ile hala korku filmi severlerin gözünde bir ilah olan Raimi günümüzde her ne kadar popüler kültüre hizmet eden işlerle adını duyurmuş olsa da Drag Me to Hell ile bir parça köklerine dönmüş sayabiliriz. Bir parça diyorum çünkü her ne kadar Evil Dead: Army of the Darkness’tan sonra ilk kez bir korku filmi çekse de aynı amatör ruhu yakalaması pek mümkün değil tabiî ki.

Filmin konusuna bakacak olursak; görüntü itibariyle güzel, sevimli ve başarılı bir banka memuresi olan Christine, iş yerinde ve özel hayatında sürekli kendini ispat etme gereği duyan rekabet içinde geç bir kadın olarak karşımıza çıkıyor. Bankadaki rakibi Stu boşalan müdür yardımcılığı koltuğuna oturmak için elinden geleni yapıyor. Başlarındaki müdür ise aradaki gerilimi ve rekabeti arttırmaktadır. Özel hayatında ise nişanlısı Clay’in annesi geleceğin geçimsiz kaynanası olarak, müstakbel gelininin geldiği yeri, pozisyonunu beğenmediği gibi oğlunun da aklını çelmeye çalışmaktadır. Dolayısıyla Christine’nın biran önce hem patronu hem de nişanlısının ailesinin gözüne girmesi için kendini göstermesi gerekmektedir. Christine üzerindeki bu baskıyla boğuşurken karşısına dış görünüşüyle ve davranışlarıyla insanın midesini kaldıran yaşlı Bayan Ganush çıkar. Bayan Ganush ‘un derdi ise bankanın borcu için verdiği vadeyi uzatmasıdır, aksi halde evini kaybedecektir.



İşte bu noktada film yaşlı kadının borcu hakkında verilecek kararın yükünü Christine’nın omuzlarına yükleyerek, iki karakterin kaderini birbirine bağlayınca, iş birdenbire nezaketin hüküm sürdüğü bir yüzeyden çıkıp, kişisel çıkarların çatıştığı daha esaslı bir alana taşınıyor. Christine’nın önüne konan bu zor seçim insan ilişkilerindeki hoşluk kavramını ve korku filmlerinin olmazsa olmaz iyilik timsali kurban tiplemesini yerle bir ediyor.

Sam Raimi basit bir ahlak meselesinden yola çıktığı filminde çizdiği Christine karakteri özellikle kompleks bir karakter olarak tasarlanmış. Christine’nın seyirci üzerinde sürekli pozitif bir etkisi var, buda seyirci olarak onun tarafında olmamız gerektiği izlenimi veriyor. Çoğu insan güzel ya da yakışıklıysanız ve de hoş bir gülümsemeniz varsa sizi sever. Christine’nın bu duruşu da bizi bir süre oyalıyor. Dışarıdan görünüşü ve huyu ne kadar güzel olursa olsun, uç bir durumda gerçek kişiliğinin nasıl ortaya çıktığını izliyoruz.
Sam Raimi bu noktada birazda seyircinin ahlakını muhakeme ediyor. Her ne kadar filmin kurbanı Christine olarak resmedilse de, Bayan Ganush ‘u sokaklara gönderecek kararı veren de ta kendisi. Peki Bayan Ganush dış görünümünün ve iğrençliğinin aksine pamuk bir nine olarak karşısına çıksaydı Christine yine aynı kararı verir miydi?

Filmi başarılı yapan unsurlardan biri de bu çelişki. Giderek kaçınılmaz sonuna doğru çekilen Christine ile seyirci arasındaki bağ bir türlü koparılmıyor. Karşılaştığı sonuçların canını yakma ihtimali arttıkça kahramanın verdiği kararların daha da bencilce olduğunu görüyoruz. Fakat Raimi bu geçişleri öyle yumuşatmış ki , seyirci Christine’ı yadırgayacağı yerde, aksine onu her an seyircinin özdeşleşebileceği bir noktada tutup , seyirciyi de, onunla beraber yanlış kararlar almaya davet ediliyor. Yani bir bakıma kendimizce iyi diye tanımladığımız değerlerin zor kararlarla imtihan edilmedikçe pek bir anlamı olmadığını söylüyor.

Drag Me to Hell’in tam da eski usül Raimi’den bekleneceği üzere pek de ciddi bir söylemi veya tutumu olmadığını da hatırlatalım. Tıpkı sinemanın görsel ve işitsel mekanizmalarına yaklaşımı gibi temalarına da espirili ve hınzır, kendini çok ciddiye almayan bir film. Ama nasıl ki filmdeki kasıtlı aşırılıklar korku ritüelini gölgede bırakmıyorsa, ahlaki duruşuna espriyle yaklaşması da söz konusu temayı hepten görünmez kılmıyor. Özellikle korku türüne salt ürperti , şok ve canilik olarak bakan yeni yetme izleyicilerin kaçırmaması gereken türde bir seyirlik.



--------------------
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
ratasoy
mesaj Dec 24 2009, 05:23 AM
İleti #2


Share is everthing...
***

Grup: Üyeler
İleti: 127
Katılım: 13-December 09
Nereden: Antalya
Üye No.: 6,889



Merak ettiğim fakat zaman kaybı olacağı kaygısıyla izlemeyi sürekli ertelediğim bir film. Bu güzel incelemeden sonra artık bana izlemek düşer...
Yüreğine sağlık Harvey Dent...


--------------------
Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz;
şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde...

forum resmi
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
GeCeKuSu
mesaj Jan 16 2010, 06:25 PM
İleti #3


Tembel teneke
***

Grup: Üyeler
İleti: 437
Katılım: 5-March 09
Nereden: Mersin
Üye No.: 5,816



QUOTE(Harvey Dent @ Nov 12 2009, 08:57 PM) *

YEDİNCİ GEMİ FİLM BİLGİSİ
Forum resmi

Yönetmen: Sam Raimi
Tür: Korku / Gerilim
Konu: Christine bir ev kredisi uzmanıdır. Esrarengiz görünümlü Bayan Ganush`un aldığı konut kredisinin vadesinin uzatılması için bankaya gelişine kadar hayatı normaldir. Christine, borcuna karşılık evden...
IMDB Notu: 7.2 / 10 (40,014 oy)
RT Notu: 92 / 100
Süre: İngiltere:99 dakika
Ülke: ABD    Dil: İngilizce / İspanyolca / Macarca / Çekçe   
Oyuncular: Alison Lohman, Justin Long, Lorna Raver, Dileep Rao, David Paymer


Filmi başarılı yapan unsurlardan biri de bu çelişki. Giderek kaçınılmaz sonuna doğru çekilen Christine ile seyirci arasındaki bağ bir türlü koparılmıyor. Karşılaştığı sonuçların canını yakma ihtimali arttıkça kahramanın verdiği kararların daha da bencilce olduğunu görüyoruz. Fakat Raimi bu geçişleri öyle yumuşatmış ki , seyirci Christine’ı yadırgayacağı yerde, aksine onu her an seyircinin özdeşleşebileceği bir noktada tutup , seyirciyi de, onunla beraber yanlış kararlar almaya davet ediliyor. Yani bir bakıma kendimizce iyi diye tanımladığımız değerlerin zor kararlarla imtihan edilmedikçe pek bir anlamı olmadığını söylüyor.




Harvey, bu güzel inceleme için teşekkürler. flowers.gif

Özellikle yazından alıntı yaptığım yukarda ki bölüm sen yazdıktan sonra dikkatimi çekti. Ve ''Evet yahu aynen bu hissi yaşadım izlerken'' dedirtti bana.

Bir korku filmi değerlendirilirken, korkutuyorsa, geriyorsa birazda parçala behçet testerevari sahneler başarılıdır, yok bunları yapamamışsa vasat, kötü filmdir mi demeliyiz?
Olaya bu kadar sığ bakıp eleştiren sinema izleyicisinin görüşleri beni pek bağlamıyor açıkçası. Ben de korkmadım ama filmi gayet başarılı buldum.

Sam Raimi türüne göre güzel bir senaryoda klişeleri de kullanmış, komedi unsurunu da kararınca.

@Ratasoy bu film kutuplaşma yaratmış durumda, ya beğeniyorsun yada zaman kaybı olarak görüyorsun ben beğenenlerdenim. flaugh.gif Artık karar senin.






--------------------
Beni öyle bir yalana inandır ki ömrümce sürsün doğruluğu.
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
hasta
mesaj Jan 28 2010, 01:54 AM
İleti #4


Dün, bugün, yarın...
Group Icon

Grup: Yönetici
İleti: 2,368
Katılım: 31-May 07
Üye No.: 1



Uzun zamandır böyle "destursuz" bir korku filmi izlememiştim flaugh.gif Film her ne kadar ürkütücü bir korkuluk içermese de korkunç olarak adlandırılabilecek sahneler öyle ilginç gelişiyor ki, herhalde birazdan uykudan uyanacak diyorsunuz. Absürdleşecekmiş gibi yapıp sınırda kalıyor hep. Konusu ve kurgusu çok sıradan. Film bazı yerlerde çok güzel mesajlar veriyor, özellikle filmin başında kadınların iş hayatında çektikleri sıkıntıları çok kısa bir sürede çok başarılı bir biçimde özetlemiş. Fakat ara ara verilen güzel mesajlar ve yerinde göndermeler filmi basitlikten kurtarmaya yetmiyor.

Bir de beni rahatsız eden bir şey oldu bu filmde. Aslında sadece bu filme özel değil bu tarz seçimler ama bu filmde çokça vardı. Karakterlerdeki ırk seçimleri bana biraz ırkçılık kokusu verdi. Başroldeki sarışın beyaz tenli güzel hatunun karşısına önce Janush isimli tahminen Doğu Avrupalı bir çingene kadın çıkıyor. Sonra Hintli bir falcı, Latin bir büyücü... Bir de iş yerinde onunla rekabette olan uzakdoğulu adam var. Neyse ki hiç siyah yoktu. Obama'nın etkisiyle olsa gerek.

Bir de film boyunca "ulan ne mortgagemış be" diye sayıklıyorsunuz flaugh.gif Son yaşanan küresel ekonomik krizin yaratıcısı bu mortgage nelere kadirmiş görüyorsunuz. Gerçekten de böyle bela bir şey bu mortgage. Umarım ülkemizde de bu pranga usulü kredi kandırmacası fazla yayılmaz. "Kira öder gibi ev sahibi olma" yalanlarıyla geleceğinizi satın alıyorlar.

Maalesef filmi çok çocukça buldum. Belki de sonuna kadar çok da sıkılmadan izleten bu çocuksuluğuydu, samimi bir hava vermiş yönetmen filme. Başroldeki Alison Lohman da yönetmenin yarattığı bu samimi ve çocuksu havaya uygun bir seçim olmuş. Çok boş vaktiniz varsa ve korku-gerilim türünün hastasıysanız, çeşit olsun diye izlenebilir.


--------------------
Kendimden başka hiçbir eksiğim yok.
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post

Reply to this topicStart new topic
2 kullanıcı bu başlığı okuyor (2 Misafir ve 0 Gizli Kullanıcı)
0 Üye:

 



- Basit Görünüm Şuan: 8th December 2019 - 10:59 PM