IPB

Hoşgeldin Misafir ( Giriş | Kayıt Ol )


Yedinci Gemi Çevirmenlerinden Son Filmler
Manchester by the Sea Posteri Split Posteri Rogue One Posteri Lion Posteri Fantastic Beasts and Where to Find Them Posteri John Wick: Chapter 2 Posteri Assassin's Creed Posteri

 
Reply to this topicStart new topic
> Kader (2006)
BuRnOut
mesaj Jun 3 2007, 08:43 PM
İleti #1


Edilgen Bir Uyumsuz
Group Icon

Grup: Veteran
İleti: 1,851
Katılım: 31-May 07
Nereden: Düşler Ülkesi.
Üye No.: 8



forum resmi


IMDB
Kader (2006)

Directed by: Zeki Demirkubuz
Genre: Drama
User Rating: 8.1 / 10 (1,040 votes)
Runtime: Turkey:103 min
Awards: 9 wins
Cast: Vildan Atasever, Ufuk Bayraktar, Engin Akyürek, Müge Ulusoy


Eros’un okları hedefi ıskalıyor…



C Blok ile başlayan, Masumiyet ile tavan yapan daha sonrasında ise inişli çıkışlı bir grafik çizen Zeki Demirkubuz sineması, Kader ile en parlak örneklerinden birine imza atıyor. Varoluşçuluktan ve nihilizmden etkilenen, insanların içindeki kötü yanı, insan doğasının kötülüğe olan yatkınlığını işlemeye çalışan ve bu temaları büyük şehirlerin arka sokaklarındaki insan manzaralarıyla birlikte ekrana taşıyan Demirkubuz, Kader’de de yine klasik temalarından ve sinemasal üslubundan yararlanıyor. Yönetmen, Kader ile Masumiyet’te Haluk Bilginer’in canlandırdığı Bekir ve Derya Alabora’nın oynadığı Uğur karakterlerinin geçmişlerini anlatıyor. İkilinin geçmişleri ise, Masumiyet’teki hallerinden bile daha ağır ve daha iç burkan bir görünümde beyazperdede sunuluyor.

Bu filmle birlikte Masumiyet’te delirme noktasına gelmiş karakterlerin, niçin o hale düştüğünü daha iyi kavrayabildiğimiz gibi daha da içimiz cız ediyor. Hele bir de Masumiyet’te Bekir’in sonunu düşündüğümüzde, işte o an filmin finalinde Bekir’in Uğur’a söylediklerinin ciddiyetini anlıyoruz. Ve bu gerçek filmin etkisini kat kat arttırıyor. Kader, etkileyici hikayesinin yanı sıra, finali itibariyle seyirciye son ve nihai öldürücü darbeyi de indiriyor.

forum resmi


Filmin konusunu daha önce bir yerlerde okuduysanız bilirsiniz, “Bekir Uğur’a aşıktır. Uğur, Zagor’u sevmektedir. Zagor ise suç işlemeyi…” şeklinde bir girizgahı vardır. Bu cümle aslında filmin derdini anlatmak için yeterlidir. Bekir’in Uğur’a aşkı, yıldırım aşkıdır. Bekir, ilk görüşte Uğur’a tutulmuştur. Ondan başkasını ne gözü görür, ne kulağı duyar. Bekir’in hayatı varsa yoksa Uğur olmuştur artık. Uğur ise hapisteki serseri ve psikopat sevgilisi Zagor’a delicesine aşıktır. Onun için bütün hayatını feda etmeye hazırdır. Ama bir yandan, peşinden gelen Bekir’e ılımlı davranmaktan da kendini alıkoyamaz. İşte filmin temelinde yatan platonik ve yitik aşkların ve aşıkların çizelgesi böyledir. Masumiyet’te olduğu gibi Kader’in de köklerinde insanların aşka ve tutkuya söz geçirememesi yatar. Ne zor bir şeydir, sevdiğinin seni sevmemesi… Kader’in de özünde, birbirini sıyırıp geçen Eros’un oklarının insanlarda açtığı derin yaralar vardır. Zeki Demirkubuz, izleyicisini bir kez daha insani duyguların en hassasından yakalayıverir.

Delicesine tutkuların, gözü kara aşkların ve aşkları uğruna ölümü göze alan insanların hikayesidir, Kader. İnsanlar tutkularından kaynaklanan zaafları yüzünden platonik aşklarının çevrelerine ördüğü duvarlara çarparak bir bir kırılırken, diğer yanda yakınlarını da bu çaresiz kuyuya bir bir çekerler. Bekir’in eşi ve çocuğu, Uğur’un annesi ve kardeşi… Hep bu yitik aşkın kurbanlarıdır. Bunca kurbana rağmen hiçbiri de aşklarından vazgeçmez, vazgeçemez. Onların delicesine inatları karşısında gün ve gün tükenen bedenleri de, bir süre sonra tokat olur, çarpmaya başlar yüzümüze. Önce, ekranda Uğur yitip gitmeye başlar. Zagor için şehir şehir dolaşarak fahişelik bile yapmayı göze alır. Ardından Bekir’i de sürükler. Bekir’de Uğur için şehir şehir dolaşarak çile çekmeye razıdır. İşin ilginç yanı, hiçbiri de niçin sevdiklerini ve niçin bunları göze aldıklarını da açıklayamaz. Takiplerinden birinde Bekir yine Uğur’u bir izbe otel köşesinde bulur ve kapısına dayanır. Sadece iki kelime söyleyip gideceğini haykırır. Güç bela Uğur’u ikna eder. Uğur dikilir karşısında, sorar; ‘Ne lan, ne istiyorsun, söyle lan söyle’ Bekir ise söyleyecek söz bulamaz. Bir zaman sonra, ağzında iki kelime gevelemeye başlar, ‘Sen… Sensiz yapamıyorum işte!’ Filmin en kilit sahnelerinden olan bu sahne, aynı zamanda karakterlerin ruh hallerini de gözler önüne sermektedir. Onların aşkları içten gelir. Nedensizdir, öncülsüzdür, sonrası yoktur. Zaman ve mekan kavramından arınmıştır. En saf haliyle tutkusaldır ve uğrunda her şeyi yaptırır. Böylesi bir çıkmaz içindeki bireyler ne kadar dayanmaya çalışsalar da, iradelerini zorlasalar da gerçeklerden kaçış yoktur. Kader işte! Kaderleri böyledir, sevdikleri uğruna sevdaları uğruna yok olup gitmek varsa kaderde, varsın öyle olsun. Aşkları uğruna verdikleri savaşlardan yenik çıkacaklarını bilseler de, bu yüzden gözü kapalı atlarlar sevginin ve kayboluşun çarpışma alanına. Onlar çarpışıp ölmeye hazırdır, kabulleniş ise çok sonra gerçekleşir.

sevmek kimi zaman rezilce korkuludur
insan bir akşam üstü ansızın yorulur
tutsak ustura ağzında yaşamaktan
kimi zaman ellerini kırar tutkusu

ne vakit bir yaşamak düşünsem
sus deyip adınla başlıyorum
içim sıra kımıldıyor gizli denizlerin
hayır başka türlü olmayacak
ben sana mecburum bilemezsin...
(Ben Sana Mecburum-Attila İlhan)


Kabulleniş aşamasını Masumiyet’te izleriz. Bekir ve Uğur artık birbirlerini kabullenmiştir. Kader, bu kabullenişe kadar ki zaman dilimini gösterir. Bekir ve Uğur’un paranoyaya varan ilişkilerinin kökenine iner. İmkanları dahilinde yapabileceği her şeyi yapmış, buna rağmen başarılı olamamış ve artık imkansızı arayan, bu arayışlarının da sonuçlarını bildiği halde bunlara katlanma cesaretini gösteren çaresiz bireylerin hayatlarını anlatır. Kader, bu yüzden izlemesi zor bir filmdir. Keder ve hüzün her saniye artarak devam eder. Karakterler yitip gittikçe daha da çok bağlanır sevdiklerine. Toplumdan uzaklaşarak, zaman ve mekandan soyutlanarak sevdaları uğruna yaşamaya başlarlar. Karakterler kendilerine ve sevdiklerine zarar verirken, izleyicinin de olan biteni çaresiz gözler içinde izlemekten başka şansı yoktur. Onlar birbirlerine çarparak yok oldukça, biz de insanın kendine söz geçiremediği yanlarını, onun akıl dışılığını düşünmeye başlarız. Birçoklarına göre filmdeki karakterlerin birbirlerine bu kadar tutku dolu bir aşk beslemesi akıl dışı olarak görülse de, Zeki Demirkubuz’un dediği gibi, tutkunun insanı insan yapan en büyük öz olduğunu unutmamak gerekir. Ancak bu düzlemde filme yaklaşırsak, üç karakterin yaşadığı olayları daha iyi yorumlayabiliriz. Karakterlerin yaşamlarını şekillendiren tek nokta tutkularıdır. Bu tutkularına karşı koyamadıkları için her şeyi kaderlerine bırakmışlardır.

forum resmi


Kader’in hikayesinin can alıcı noktalarını belirttikten sonra Zeki Demirkubuz’un filmdeki anlatım yapısına da biraz değinmekte fayda var. Kader, Demirkubuz’un en sessiz ve en derin filmlerinden biri. Kader ile diyalogların azaldığını ve çerçevelerin netleştiğini görmek mümkün. Bu sadeleşmenin Üçüncü Sayfa’dan sonra artarak devam ettiğini düşündüğümüzde, Kader’in de en sade filmi olması bu gidişatın doğal bir sonucu. Demirkubuz, insanın varoluşsal sorunlarından yola çıkarak anlattığı hikayelerini toplumsal olandan ayırdığı için biçimini de gittikçe sadeleştirerek, insani yanları daha da ön plana alıyor. Bununla birlikte yönetmen, bazı karelerde karakterlerinin ruh hallerini dışa vuran kadrajlardan da yararlanmış. Özellikle Bekir’in, sahilde iki bayrağın gölgesi arasında bir açan bir kararan silüeti onun içinde bulunduğu durumu çok yerinde tasvir ediyor. Buna benzer çeşitli karelerle filmini destekleyen Demirkubuz, filmde bir sahnede de Masumiyet’i izleyicilerine hatırlatmaktan geri kalmıyor. Otelin salonunda televizyona boş boş bakan kalabalığın izlediği film, görüntülerini görmeksek de diyaloglarından anladığımız üzere Bekir ile Uğur’un kırklı yaşlarının anlatıldığı Masumiyet filmi. Filmde kimi sekanslar arasında yapılan karartmalar yine bir film izlediğimiz gerçeğini vurguladığı gibi, Demirkubuz sinemasında sıkça rastladığımız özelliklerinden biri. Masumiyet filminde böyle bir yöntem olmamasına rağmen, hatırlarsak o filmde de, Güven Kıraç’ın canlandırdığı Yusuf karakteri, televizyonda Yeşilçam filmi izleyen otelciye dönerek ‘bu film abi, film’ diyerek, izlediğimizin bir film olduğu gerçeğini seyircilere hatırlatıyordu. Kader’in finalinde kendiliğinden açılan kapı ise, Demirkubuz sinemasının artık bilinen alamet-i farikalarından. Bütün özellikleriyle Kader’i ele aldığımızda, Kader’in Zeki Demirkubuz sinemasının en olgun örneği olduğunu söylemek yanlış olmaz. Aynı zamanda hem hikayesi hem de anlatımıyla en ağır ve en sert Demirkubuz filmi. Özellikle filmde yoğun olarak kullanılan argo ile Türk sinemasının bile en sert filmlerinden biri olmaya aday.

Filmde bıçaklanan ve bileğini kesen karakterler gibi Kader de izleyiciyi kesip geçen bir bıçak etkisi bırakıyor. Masumiyet’i izlediyseniz zaten bu etkinin birazını biliyorsunuz demektir. Kader’de ise bu etkinin daha çarpıcı olanına hazırlıklı olmalısınız. Aşkın ve tutkunun kan kırmızı akarak, insanları kesip geçtiği ve yürekleri dağladığı Kader, varolmanın dayanılmaz hafifliğini beyazperdede en etkileyici biçimde sunarken, insanoğlunun söz geçiremediği duyguları da dillendirmekten geri durmuyor. Melodramdan besleniyor ama melodram klişelerini yıkıp geçiyor, insandan bahsediyor ama insanı delip geçiyor, aşk ve tutkudan yana meylediyor ama aşıkları paramparça ederek geçip gidiyor…


Hep denedin.
Hep yenildin.
Olsun.
Gene dene.
Gene yenil.
Daha iyi yenil.
(S.Becket / Masumiyet’in finalinden)



BuRnOut

Bu ileti BuRnOut tarafından Nov 21 2008, 01:38 PM yeniden düzenlenmiştir.


--------------------
forum resmi

Zaman, hediye vermez insana
ve doğru diye bir şey yoktur onun kıyısında



User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
personalfable
mesaj May 29 2008, 12:32 AM
İleti #2


Üye
**

Grup: Üyeler
İleti: 67
Katılım: 15-March 08
Üye No.: 2,595



masumiyet ,kader ve sonra tekrar masumiyeti izlemek suretiyle "masumiyet"in hala ,yazınızda değindiğiniz "tutkunun şelikllendirdiği hayatları ya da tutkunun peşinde kadere teslim olmuş hayatları" daha iyi tasvir ettiğini düşünüyorum, gerçi daha iyi demek ne kadar doğru bilemiyorum ama sanırım masumiyet filmi beni daha çok etkiledi.

masumiyet te karakterler, duydukları tutkunun etkisiyle kendi hayatlarını resmen ziyan ederlerken, içlerindeki saflık daha güzel anlatılmıştı bana göre, (belki orada yusuf karakterinin de "saflığın" temsiline etkisi vardı) yani karakterlerin bir başkası için kendi hayatlarını ziyan etmeleri , tutkularına teslim olmaları temelde onların masumlukları veya saflıkları.masumiyet karakterlerin tahlili açısından daha başarılı bir film, aslında tam tersi kader karakterlerin geçmişine gidiyor ama kader varolan tutkuyu nitelemiş,betimlemiş , fakat bunun kökenini masumiyet filminde daha iyi gözlemlemek mümkün fikrimce.

ayrıca, filmi izlerken, seyirci açısından, dayanması zor sahnelere sahip olduğu su götürmez bir gerçek , ama duyulan "tutku"nun yalnızca aşk bağlamında olmayacağını düşünmekle beraber "imkansız olduğunu düşünmemekteyim , ve bu film, karakterlerin gözümüz önünde çöküşünün tasvirine rağmen, "tutku"nun olabilirliğini ve bunun arkasında mantık aramamanın bir nevi mantıklılığını başarıyla gösterebilmiş, bu yönden de beğendim kaderi.

Bu ileti personalfable tarafından May 29 2008, 12:33 AM yeniden düzenlenmiştir.


--------------------


User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
Jaiwei
mesaj Apr 17 2011, 08:57 PM
İleti #3


Üye
**

Grup: Üyeler
İleti: 32
Katılım: 24-January 10
Üye No.: 7,119



Zeki Demirkubuz'un en güzel filmlerindendir..
Masumiyet filminde Haluk Bilginer'in canlandırdığı hikayedeki
pavyon kadınına aşık..ama ne aşık adamın gençlik hikayesini anlatır..ama ne anlatır..

Zeki Demirkubuz her gün rastladığımız,sıradan ,ufak apartman dairelerinde-gecekondularda oturan
bir şeyler giyiveren ,evlerini çek-yatla dekore eden sıradan insanların
hiç de sıradan olmayan öykülerini anlatan bir auter -hem yazan hem yöneten-sinemacı ve ilginç bir kişilik..
Sinema eğitimi olmayan,kendini yetiştirmiş bu yönetmen
hemen hemen her filminde insanı etkileyen çarpıcı bir öyküyü anlatır..
Bence sinemacı kadar romancı olması da gerekir ..

Kader'in başrollerinde aktör olmayan bir genç çocuk-Ufuk Bayraktar-var,
peşinden sürüklendiği mahallenin dilberi rolünde de tvden tanınan ama bu filmde bildiğimiz haline
hiç benzemeyen Vildan Atasever..

Kızın sıcak bir günde oğlanın çalıştığı dükkana girdiği an başlayan tek taraflı aşk öyküsü
kızın sorunlu ailesi, Zagor lakaplı serseriye aşkı ,oğlanın sıradan geleneksel ailesi herşey ama herşey hikayeyi zenginleştiriyor ,günümüzde nerdeyse her öykünün villalarda ya da ağa konaklarında geçtiği hikayelerden sonra kahvehanelerden, pavyonlara tamamen gerçek mekanlarda geçen film bu yalın gerçekciliği ile de insanı çarpıyor..

Kader'deki gerçeklik hissi bir filmde kolay kolay elde edilemez bir dil..
bugün bile çocuğun tutkusunu, çektiği acıyı hatırlayıp hissedebiliyorum..
onun kızın peşinden her şeyi bırakıp gittiği Karstaki o iki göz soğuk evinde ağladığı an..
odanı o derme çatma düzeni, kızın ayağındaki terlikleri..
Uğur'un hep peşinde koşan ama hiç yüz vermediği aşığının döktüğü göz yaşlarına sessiz gözyaşlarıyla
eşlik ettiği o an..
İnsan bunca tutkuyu yadırgıyor kendi normal dünyasında..
ama Demirkubuz öyle anlatıyor ki anlamamak da mümkün değil..
Kız adamı sevmiyor ama Bekir'in sevgisinin gücü..çekim alanı öyle ki kaçmıyor da..
Garip bir ilişki ..
Sanki film değil bizzat şahit olduğum bir hayat dramı..

Masumiyet filminde usta sanatçılar Haluk Bilginer-ki filmde bu hikayeyi anlattığı monolog okullarda aktörlere ders olarak gösterilmeli denmişti -ve Derya Alabora'nın canlandırdığı orta yaşlı hallerini daha önceden seyretmiş biri olarak bu ikiliye oldukça kuşkuyla yaklaşan ben, filmden bu genç çocuğa ve tabii tecrübesiz bir delikanlıdan bu oyunu alan Zeki Demirkubuz'a hayran çıkmıştım..

Kader bana göre Türk sinemasının son dönemdeki iyi filmlerindendir ..
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post

Reply to this topicStart new topic
2 kullanıcı bu başlığı okuyor (2 Misafir ve 0 Gizli Kullanıcı)
0 Üye:

 



- Basit Görünüm Şuan: 19th November 2019 - 02:35 AM