IPB

Hoşgeldin Misafir ( Giriş | Kayıt Ol )


Yedinci Gemi Çevirmenlerinden Son Filmler
Manchester by the Sea Posteri Split Posteri Rogue One Posteri Lion Posteri Fantastic Beasts and Where to Find Them Posteri John Wick: Chapter 2 Posteri Assassin's Creed Posteri

 
Reply to this topicStart new topic
> 1984 (1984)
BuRnOut
mesaj Jul 4 2007, 03:22 PM
İleti #1


Edilgen Bir Uyumsuz
Group Icon

Grup: Veteran
İleti: 1,851
Katılım: 31-May 07
Nereden: Düşler Ülkesi.
Üye No.: 8



forum resmi


Dünya üç kutuplu bir eksene ayrılmıştır. Avrasya, Doğu Asya ve Okyanusya şeklinde... Görünüş itibariyle üç kutuplu gözükse de aslında anlatılan tek kutuplu bir dünyanın yansımasıdır. Film, Okyanusya’nın başkenti Londra’da geçer. Ülke parti oligarşisi altındadır. İktidardaki partinin tek amacı bireylerin bilinçlerini yok etmektir. Parti insanların bilinçlerini yok edip, akıllarını bir disipline sokma çabasındadır. Bu amaçla da, adalet, özgürlük, gerçek, bilgi, duygu ve zaman gibi kavramları kendi istedikleri gibi manipüle ederler. Partinin resmi ideolojisi, Ingsos’un üç önemli sloganı vardır; “savaş barıştır, özgürlük köleliktir, bilgisizlik güçtür.” En ağır suç düşünce suçudur. Düşünce polisinin görevi, düşünce suçunu engellemek, parti tarafından saptanan ortak düşünce biçiminin dışına çıkanları yakalayarak, bu suçluları yeniden topluma uyumlandırma çabasına girişmektir.

Tüm Okyanusyalılar televizyonlar tarafından idare edilip, gözetlenmektedir. Bu televizyonların seslerini kısmak veya kapatmak mümkün değildir. Bu araçlar sayesinde insanlar koşullandırılır. Times gazetesi de aynı amaç için kullanılır. İnsanlar Büyük Birader’in istekli ve gönüllü birer öznesi haline dönüştürülür. Bütün bu iktidarın araçlarında gerçeğe yer yoktur, bu araçlar tamamen propagandaya yönelik işlerler. Bu yüzden artık insanlar neyin gerçek neyin yalan olduğunu bilemezler. Çünkü duygularından arındırılarak hissizleştirilmiş, bir nevi ideal insan formuna dönüştürülmüşlerdir.

forum resmi


Fakat içlerinden Winston Smith (John Hurt) kendi içinde bir sorgulamaya girişmektedir. Antikacıdan bir defter alır ve günlük tutmaya başlar. Günlüğünün ilk satırlarına da “geçmişe ya da geleceğe, düşüncenin özgür olduğu bir çağa” kelimelerini yazar. Altına da “Büyük Birader çağından, ölü bir adamdan” diye not düşer. Aslında bir düşünce suçu işlediğinin ve yakalanacağının farkındadır. Fakat böylesine bir toplumda insanlığını kaybederek yaşayacağına, düşünen ve hisseden bir insan olarak yakalanmak daha iyi diye düşünmektedir. Her iki şekilde de aslında Winston ölü bir adamdır. Aynı zamanda parti iktidarında birey olarak kalmaya çalışan son insandır. Ama hafızası sürekli değiştirildiği için zihni karma karışıktır, hatıraları parça parçadır. Bütün bunların nasıl olduğunu anlar, ama neden olduğunu bir türlü anlayamaz. Toplumun değişmesi yolunda tek umudu ise proleteryadır. Bunu ”Eğer bir umut varsa proleterlerde var. Eğer kendi güçlerinin bilincine varabilirlerse…” şeklinde ifade eder. İktidar partisi, proleterleri hayvan yerine koyduğu için proleterya tepkisizleşmiştir. Öyle ki iktidar onları denetleme gereği bile duymaz. Winston'ın ise toplumun büyük çoğunluğunu oluşturan proleterlerin örgütlenerek bu yapıyı değiştireceklerine az da olsa bir inancı vardır.

Kendisi gibi dış parti üyesi olan Julia ile bir ilişki yaşamaya başlar. Bu ilişkinin temelinde de aslında Winston’ın iktidara ve düzene karşı duyduğu nefret yatar. Cinsel ilişkiyi “insan türünün sürdürülmesi” görevine indirgeyen partiden gizli yerlerde dilediklerinde sevişerek içlerindeki düzen karşıtlığını dışa vururlar. Bu ilişkileri sıradan bir aşk ilişkisinden çok, kendilerini bu sistemin birer parçası olarak görmediklerini göstermek için yapılan politik bir eylemdir.

forum resmi


Winston düzene karşı daha etkin olabilmek için Büyük Birader’in karşıtlarından Goldstein’in yer altı hareketi ile temasa geçer. Daha doğrusu onlar Winston’la temasa geçer. Ancak bu ilişkiyi sağlayacak aracı O’Brien bir düşünce polisidir. Burada yaratılan Goldstein imgesinin üzerinde durmak gerekir. Goldstein yaratılan ütopik dünyanın karşıtı, bir hain, bir toplum düşmanı olarak gösterilir. Oysa Goldstein diye biri yoktur. Bu sadece bir imgedir. Tıpkı partinin yarattığı hayali savaş gibidir. Savaşın kendisi gerçek olmasa bile, parti insanların savaşta olduklarına inanmalarını ister. İnsanların bastırılmış saldırganlıklarını bu yolla, yarattıkları düşmanlara yöneltirler. Savaş aslında düşmana karşı değil, toplumsal yapının güçlenmesine yöneliktir. Tıpkı Büyük Birader gibi Goldstein de parti tarafından yaratılmış saf bir kurgudur. Bu kurgular sayesinde toplumsal yapı güçlendirilmeye çalışılır.

Sonunda beklenen gerçekleşir ve Winston’la Julia düşünce polisi tarafından yakalanır. İkiside otoritenin uygulayacıları tarafından işkenceye tabii tutulur. Bu işkence sırasında sürekli onların insan olmadıkları, aslında bir hiç oldukları hatırlatılır. Winston bu işkencelere karşı elinden geldiğince direnmeye çalışır.

Winston : Gözümün önünde gördüğüm şeye nasıl yardım edebilirim? 2 artı 2 dört eder.
O’Brien : Bazen Winston. Bazen 5, bazen de 3. Bazen ise aynı anda hepsi… Ne geçmiş, ne şu an, ne de gelecek… kendi içinde vardır. Gerçeklik insan zihnindedir.


Parti kendi çıkarları doğrultusunda insan zihnini yeniden yaratır. Gerçek ve yalan kavramı iç içe geçer. Bir gerçek yalan olur, bir yalan gerçek olur. Parti insanların düşündüklerinin ve gördüklerinin yalan, kendi söylediklerinin gerçek olduğunu dayatır. Bunun içinde bütün insan doğasını kontrol altına alır. O’Brien “Partiye sadakattan başka sadakat yoktur, Büyük Birader sevgisinden başka sevgi yoktur.” diyerek partinin amacını vurgular.

George Orwell’in romanından uyarlanan, aslında bir anti-komünist söyleme dayanan bu karşı-devrim ütopyası bugünde geçerliliğini koruyor. Orwell romanında komünizmi merkezine alarak bir karşı-devrim ütopyası yaratsa da, onun esas konu edindiği merkezi ekonomi ile yönetilen ülkelerin yatkın olduğu çarpık yönetim biçimlerini sergilemektir.

“Burası bizim ülkemiz. Bir barış ve bolluk ülkesi. Bir ahenk ve umut ülkesi. Burası bizim ülkemiz...”

Orwell’in esas yapmak istediği aslında bu tezi çürütmektir. Böylesine bir söylemin nasıl çöktüğünü ve nasıl sıkıştığını gözler önüne sermektir. 1984 de bütün bunları oldukça iyi yansıtır, Winston karakteri aslında tek kutuplu bir dünyada insan olarak kalmaya çalışan sıradan bir kahramandır. Kahraman derken alışık olduğumuz günümüz kahramanlarından da oldukça farklıdır. Günümüzde yaratılan her türlü zorluklara göğüs geren, erdemli, zaman zaman duygusal katharsisler yaratarak bizi kendisiyle özdeşlemeye zorlayan, kusursuz bir kahraman değildir Winston. Onun tek derdi, etrafında kurulmuş “bilgisizlik güçtür, düşünmek suçtur” diyen düzenin içinde yer almamaktır. Bireysel trajedisine bir anlam vermektir. Ben kimim, nereden geliyorum, nereye gidiyorum sorularına cevap bulmaktır. Kendini bir şekilde anlamlandırmaktır, fakat parti bunun olmasına izin vermez. İnsan olarak kalmak, düşünmek ve hissetmek tehlikelidir. Parti alışılmışa göre davranmayanları, kurallara uymayanları 101 numaralı odaya götürür. Bu oda oligarşik sistemin otoritesini tümüyle uyguladığı, asilerin korkularıyla yüzleştirildiği yerdir. Bu odada insanların geçmişleri silinir, bugünleri şekillendirilir ve gelecekleri yok edilir.

Filmin sonunda ise silinen anılarına rağmen Winston ve Julia yeniden buluşur ve daha sık buluşmalıyız diyerek birbirlerinden ayrılır. Parti iktidarının kusursuz bir şekilde düzenlediği bu robotlaşmış şehirde hala insan kalmak için bir umut ışığı vardır.

“Gerçek var ve yalan var. Özgürlük… Özgürlük, iki artı ikinin dörde eşit olduğunu söylemektir."


--------------------
forum resmi

Zaman, hediye vermez insana
ve doğru diye bir şey yoktur onun kıyısında



User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
Phobos
mesaj Sep 8 2007, 07:55 PM
İleti #2


Soygaz
**

Grup: Üyeler
İleti: 12
Katılım: 8-September 07
Nereden: Trabzon / Zonguldak
Üye No.: 344



Kitabıda hoştur, george orwell'in genel anlamda sosyalist olduğu iddia edile dursun kendisi ispanyada ki sivil savaşa katılmış, hatta liberter komünist bir cephede yer aldığını işitmiştim, ama kişisel görüşüm, sosyalist olmaktan ziyade, animal farmdan, 1984 e george orwell'in ortaya çıkan en önemli özelliği karakterlerin daha doğrusu insanın önüne geçemediği bencilliği, dominantlığı göstermesi, yani bir bakıma sosyalistlikten veya stalin rusyasını eleştirmekten öte, animal farmda devrim ve karşı devrim kavramları, 1984 de ise post modern anarşizm, devletin ön gördüğü şekilde yaşam hepsinden önemlisi hala kabul gören "The big brother" kavramını 1949 gibi bir çağda görüp post modern bir şekilde kitaba dökmesi kendisinin nice bir yazar olduğunu göstermektedir, fakat kişisel görüşüm olarakta, george orwell, çoğu eserinde zamanın hıncal ulucu gibi geliyor gözüme, ortaya çıkan sorunları somut bir şekilde göz önüne getirp serim düğüm aşamasında neden sonuç aşamasında inceleyip ortaya dökmesi, fakat olaylara kendisininde akılcıl bir çözüm getirememesidir, e haliyle kim getirmiştir ki? komik ama kendisini biraz babama benzetiyorum, sorunları her zaman göz önüne çıkaran fakat somut çözümler üretmeyen fakat bu göz önüne getirme kısmını ciddi anlamda çok iyi yapabilen bir insan slüeti.

bir de kitap ve filmle alakalı orwell'in yanıldığı bir nokta ise, 1984 gibi bir zamanı kaos ve kargaşa ortamına yakıştırmasıdır, ki 2000 li yıllara geldik e olmadı der gibi büyük bir zaman yanılgısı yaşamıştır kendisi, 2084 olabilir miydi acaba filmin ismi? : )

uzun lafın kısası bana göre, George Orwell'in en iyi yaptığı olay, "man vs man" veya "man vs nature" kavramlarından öte, "man vs himself" kavramını, insanın kendi içerisinde yaşadığı kargaşayı ve tezatları göz önüne en iyi şekilde sunabilmesidir, örneğin sevgi, sex veya devlet tarafından yasaklanmış olayları yapmayı bir özgürlük bilirken, aşkı sevmeyi kendilerinde o kadar yüceltmişkn daha sonra kendi iyilikleri için, ki gene dönüp dolaşıp bencillik konusuna gelmekte, sevdiği veya kendisini farklı hissetmesini sağlayan etmenleri silip atmasıdır. House of love 101 nolu oda için güzel bir isim smile.gif çok dağınık oldu.


--------------------
Sometimes it gets so hot I want to crawl right out of my skin
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
ignore
mesaj Feb 25 2008, 06:59 PM
İleti #3


Üye
**

Grup: Üyeler
İleti: 22
Katılım: 26-January 08
Üye No.: 1,409



Sinemaya aktarılması çok zor bir yapıt 1984. Fakat yine de kötü bir kitaptan filme çekim değil. Bir çoğundan başarılı bana göre. Özellikle renklerle o kaos ortamı, baskı vs. çok iyi anlatılmış. Tabii ki kitabın verdiği zevki veremez ve kitabını okumayan hiç zevk alamaz ama gene de kayda değer bir film bence.
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
melisa hülya
mesaj May 28 2008, 10:48 AM
İleti #4


Etkin Üye
***

Grup: Üyeler
İleti: 868
Katılım: 26-May 08
Üye No.: 3,886



80 li yılların video-kaset fırtınaları sırasında izlemiştim filmi. Hemen hemen aynı yıllarda izlediğim Rıdley Scott'ın ilk "Alien" ında da dikkatimi çekmişti John Hurt. Filme çok şey katan çok güçlü bir oyunculuk yeteneği olduğunu o zamanlarda anlamıştım. Filmi izlerken 15'li yaşlardaydım.Yaklaşık 23 yıl geçmiş üzerinden, hala derin etkisi üstümdedir. Mutlaka izlenmesi gereken bir başyapıt.


--------------------
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
ph=61
mesaj Jun 8 2008, 03:56 AM
İleti #5


lazik
**

Grup: Üyeler
İleti: 59
Katılım: 8-March 08
Nereden: İstanbul
Üye No.: 2,428



Kitabı kadar güzeldir umarım..


--------------------
death smile at us all
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
baritonverdi
mesaj Jun 8 2008, 04:59 PM
İleti #6


SG-TÜRK
Group Icon

Grup: Müdavim
İleti: 358
Katılım: 26-September 07
Üye No.: 423



QUOTE(fataltragedy @ Jun 8 2008, 04:56 AM) *

Kitabı kadar güzeldir umarım..


Oldukça iyi bir yapım bence. Bu eserde altmış küsür sene önce yazılanlar aslında bir bir gerçekleşmeye başladı bile, hem de komunist bir ülkede değil, günümüzün kapitalist, liberal ülkelerinde. Hepimiz gelişen teknolojiyle birlikte bir bir fişlendik bile. Aldığımız vatandaşlık numaraları buna en güzel örnek. Örneğin İngiltere'de güvenlik nedeniyle her gün binlerce kamera insanların yaşantısını an be an kaydediyor. Okullarımızda bile güvenlik kamerası var, hatta bazılarında sınıflarda bile var. Bu kameralar bir yatak odamıza girmedi, yakında o da olur. Hatta yakında çıkarılacak bir kanınla doğar doğmaz insanların bileklerine bir barkod dövmesi yaparlar, Hitman hesabı, olur biter.


--------------------
"Sinema öyle bir keşiftir ki, bir gün gelecek, barutun, elektriğin ve kıtaların keşfinden çok, dünya medeniyetinin veçhesini değiştireceği görülecektir. Sinema, dünyanın en uzak köşelerinde oturan insanların birbirlerini sevmelerini, tanımalarını temin edecektir. Sinema, insanlar arasındaki görüş, düşünüş farklarını silecek, insanlık idealinin tahakkukuna en büyük yardımı yapacaktır. Sinemaya layık olduğu ehemmiyeti vermeliyiz."
Mustafa Kemal ATATÜRK


forum resmi
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
Hightech
mesaj Feb 18 2010, 02:54 PM
İleti #7


Üye
**

Grup: Üyeler
İleti: 56
Katılım: 5-November 08
Üye No.: 5,067



Dahada hızlı gerçekleşiyor.
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post

Reply to this topicStart new topic
1 kullanıcı bu başlığı okuyor (1 Misafir ve 0 Gizli Kullanıcı)
0 Üye:

 



- Basit Görünüm Şuan: 6th December 2019 - 06:25 PM