IPB

Hoşgeldin Misafir ( Giriş | Kayıt Ol )


Yedinci Gemi Çevirmenlerinden Son Filmler
Manchester by the Sea Posteri Split Posteri Rogue One Posteri Lion Posteri Fantastic Beasts and Where to Find Them Posteri John Wick: Chapter 2 Posteri Assassin's Creed Posteri

 
Reply to this topicStart new topic
> What Time is it There? (2001)
BuRnOut
mesaj Nov 21 2008, 12:42 PM
İleti #1


Edilgen Bir Uyumsuz
Group Icon

Grup: Veteran
İleti: 1,851
Katılım: 31-May 07
Nereden: Düşler Ülkesi.
Üye No.: 8



forum resmi


IMDB
Ni na bian ji dian (2001)

Directed by: Ming-liang Tsai
Genre: Drama | Romance
User Rating: 7.3 / 10 (1,523 votes)
Runtime: 116 min
Awards: 11 wins
Cast: Kang-sheng Lee, Shiang-chyi Chen, Yi-Ching Lu, Tien Miao


Kısa süre önce babasını kaybeden Hsiao-Kang, babasının ölümünü bir türlü kabullenemeyen ve onun bir şekilde kendisini ziyaret edeceğine inanan annesiyle birlikte mütevazi bir yaşam sürmektedir. Sokaklarda seyyar olarak saat satan Hsiao, yine sıradan bir iş gününde, saat satmak için tezgahını açtığında Shiang-chyi ile tanışır. Shiang’ın istediği saat ise, Kang’ın kullanmakta olduğu saattir. Bir süre pazarlıktan sonra, saati Shiang’a satar. Shiang saati aldıktan sonra Paris’e doğru yola çıkar. Bu noktadan sonra film iki ayrı düzlemde ilerler. Bir tarafta Hsiao’nun Tayvan’da yaşadığı hayatı, diğer tarafta da Shiang’ın yabancısı olduğu Fransa’da yaşadıklarını izleriz. İki karakterin öyküsü filmde paralel bir şekilde anlatılır.

Diğer filmlerinde olduğu gibi, bu filminde de yönetmen Ming-liang Tsai, şehirleşmenin ve modernleşmenin bireyler üzerindeki etkilerini, yabancılaşma ve iletişimsizliği de vurgulayarak anlatır. Karakterlerin kendi içlerinde yaşadıkları duygusal çözülmeleri, içine düştükleri boşlukları, hayata tutunma çabalarını ve yalnızlıklarını, kendine has minimalist üslubuyla yansıtır. Modern hayatın ve şehirleşmenin getirilerinden olan, kişilerin kendilerini hayattan izole etmesi ve içlerine kapanması, dış dünyayla iletişimlerinin zayıflaması filmde ağırlıkla üzerinde durulan noktalardandır. Bu yüzden, Shiang’ın Paris’e gitmesi ve Paris’te yaşadıkları da, modern insanın iletişimsizlik ve yabancılaşmasına vurgu yapan bir yolculuktur. Shiang, Paris’te ne birisiyle iletişim kurabilir, ne yemek yiyebilir, ne yolculuk edebilir. Duygusal olarak bir kadına yakınlaşmaya çalışsa da, bunda başarısızlığa uğrar. Bu başarısızlık durumunu daha da ağırlaştırır.

forum resmi


Yönetmenin babasına adadığı filmindeki karakterler gerçek hayatta rastladığımız sıradan insanlardır. Bu insanların hayatlarını anlatırken de yönetmen, kurguyu ve yakın plan çekimleri fazla kullanmaz. Karakterler gibi filmde çok sessiz ve sakindir. Karakterlerin sessiz çığlıkları filme de yansır. Ming-liang’ın kadrajına aldığı enfes enstantaneler öylesine etkileyicidir ki, film olağanca sessizliğinde ilerlerken birden içinize bir melankoli çöker. Bunun en çok hissedildiği sekanslardan biri de, sonlara doğru karakterlerin seslerini duyurma çabalarının dışa vurumu olan cinsellikle örülü sahnelerdir. Karakterler artık o kadar umutsuz bir hale gelmiştir ki, iletişim kurma ve bir şekilde yaşadığını, duyumsadığını, hissettiğini belli etmenin tek yolu cinsel arzularını dışa vurmaktır.

forum resmi


Yönetmen filminde zamanın döngüselliğini ve sürekliliğini vurgularken bunu çeşitli nesnelerle de simgeleştirmiştir. Değirmen, dönme dolap, 400 Blows’ta Doinel’in içinde döndüğü sahnedeki gibi görüntüler, yönetmenin simgeselliğinin doruk noktaya ulaştığı, sinemasının en hoş anlarının başında gelir. Özellikle filmde sık sık göndermeler yapılan, François Truffaut’un çıkış filmi 400 Blows’un da ekranda sıkça görülmesi filme ayrı bir renk katar. (Zaten filmin diğer adı da 7 to 400 Blows'tur.) Tayvan toplumunun gelenekleri, insanların inançları, şehirleşme, yabancılaşma, iletişimsizlik gibi konular Ming-Liang’ın kamerasıyla benzersiz ve çarpıcı bir boyut kazanır. Her ne kadar Tayvan toplumu ve insanına dair gelenekler filmde yer alsa da, filmin özüne bakarsak oldukça evrensel bir konuyu anlattığını görürüz. Yönetmenin anlattığı konunun evrensel boyutunu vurgulayan en önemli şey ise, zamandır. Zaman kimi yer de daha geri kimi yerde daha ileri olsa da, karakterlerin yaşadıkları ve içine düştükleri durum her yerde ve her saatte aynıdır.


--------------------
forum resmi

Zaman, hediye vermez insana
ve doğru diye bir şey yoktur onun kıyısında



User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
Jaiwei
mesaj Jun 27 2010, 11:48 AM
İleti #2


Üye
**

Grup: Üyeler
İleti: 32
Katılım: 24-January 10
Üye No.: 7,119



Ming-liang Tsai..zor bir yönetmen..
Festivalde her filmini izledim ve her izlediğim filminde salonun yarısı boşaldı..çünkü filmlerinde kişisel sıkıntısını,bunalımını nerdeyse film üzerinden seyirciye yaşatmak özelliği var..bununla filmi sıkıcılığını kast etmiyorum ,filmlerinde hissedilen sıkıntı duygusu nerdeyse elle tutulur hissedilir bir şey..
Bu filmde aynı özelliklere sahip ,dünyanın iki ayrı yerinde iki ayrı hayat ama sıkıntı,bunalım sessizlik aynı..
Bana göre en önemli özelliği durgun kamerasıdır..plan değiştirmeden ,hareket ettirmeden aynı yerde duran kamera sanki günümüzün her saniye hareket eden görüntülerine inat gibidir..

Her filmini izlemem ve her filmini hatırlamama rağmen gönlüme yakın bir adam değil Ming-liang Tsai..ama ilgisiz de kalamadığım bir adam..
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post

Reply to this topicStart new topic
1 kullanıcı bu başlığı okuyor (1 Misafir ve 0 Gizli Kullanıcı)
0 Üye:

 



- Basit Görünüm Şuan: 6th December 2019 - 08:34 PM