IPB

Hoşgeldin Misafir ( Giriş | Kayıt Ol )


Yedinci Gemi Çevirmenlerinden Son Filmler
Manchester by the Sea Posteri Split Posteri Rogue One Posteri Lion Posteri Fantastic Beasts and Where to Find Them Posteri John Wick: Chapter 2 Posteri Assassin's Creed Posteri

 
Reply to this topicStart new topic
> Jim Jarmusch, Jarmusch filmlerindeki ortada kalmışlık hissi...
siroguz
mesaj Sep 29 2007, 03:47 PM
İleti #1


some are born to sweet delight, some are born to endless night
Group Icon

Grup: Müdavim
İleti: 435
Katılım: 22-June 07
Nereden: bir yerdeyim...
Üye No.: 112



Bu kazanda Jarmusch filmleriyle ilgili spoiler kaynamaktadır, zevk kaçırabilir...


Jarmusch’un film karakterleriyle izleyici arasında kurduğu bağ, benim nazarımda sinemanın büyülü dünyasının kapısını aralayan birkaç anahtardan biri konumundadır. Bir çok filmde filmin bir karakteriyle özdeşleşmek, en azından kendimizden bir şeyler bulmak mümkündür. Jarmusch’un filmlerinde ise her karakterle bütünleşmek hem de bunu her filminde yaşamak mümkün. Öyle ki, Stranger Than Paradise filminde Eddie’nin bedeninde Willie ve Eva’nın yolcuklarının refakatçisi oluruz. Onlara Eddie kadar bir mesafede olan izleyici aslında aynı zamanda filmin de bir karakteridir. Bunun yanında hem Willie hem de Eva gibi yaşayıp hissederiz. Willie Eva’nın uğruna, hiç sevmediği ve unutmak istediği memleketine dönerken her ne kadar ekrandan jenerik yazıları geçse de biz uçakta Willie’nin yanında hayatımıza devam ederiz. Jarmusch filmleri izleyici için bittiği zaman filmin karakterleri için bitmez. Tabi benim gibi yönetmenin müptelası bir izleyici için de bitmez, çünkü Jarmusch, bu çeşit izleyiciyi öyle bir etkisi altına almıştır, karakterlerle öylesine bütünleştirmiştir ki, onlardan kopmak imkansız hale gelmiştir. Jarmusch ile bu film vasıtasıyla tanışan bir miktar seyirci de farkında olmasa bile artık kendini müptela sınıfına koymuştur.

Jarmusch’un her filminde görülen bu özellik, temellerinin atılmasında payının olduğu Amerikan bağımsız ruhundan ve film yönetiminin samimiyetinden gelir. Down by Law filminde hapishane hücresinde buluşan 3 farklı kahramanımız kendi aralarında birbirlerini sevmese de, izleyici olarak hepsine aynı derecede sevgi duyarız. Onların şaşkınlığı bizim şaşkınlığımızdır, onlar sıkılınca sıkılır, endişelenince endişeleniriz ama en çok da onlarla birlikte eğleniriz, i scream, you scream, we all scream for ice cream diye bağırıp ilginç dans figürleri sergileyerek. Çaresizlik içinde devam eden hapis hayatı, anlamlandıramadıkları ve sadece kelime anlamında kalan bir özgürlüğe açıldığında, neşe de hüzün de yerini kararsızlığa bırakıyor. Her şeye rağmen pes etmeyen bu kafadarlar filmin son sahnesinde de ortada kalmıyorlar, aksine kendi yollarını seçecek cesareti gösterip üç ayrı hayata dağılıyorlar. Buradan sonra istediğimiz birini takip etmek yine biz izleyicinin elinde.

Eskiden biraz yeni, vahşiden daha vahşi batıda, William Blake adında, hayatını kurtaran Kızılderili tarafından adaşı İngiliz şair zannedilen şair ruhlu bir katille bile özdeşleşebiliriz. Üzerinden yıllar geçse de aklımızdan çıkaramadığımız sahneleriyle çoğu kişiye göre Jarmusch’un en iyi filmi olan Dead Man’de, Johnny Depp’in mükemmel oyunculuğu da William Blake’yi sevip özümsememizde etkin rol oynar. Kıyıdan ayrılırken, onun son yolculuğuna çıkmış olma ihtimalini aklımıza getirmek istemeyiz. Onun kaldığı yerden bir sonraki sabaha doğacak olan bizlerizdir. Ya tatlı bir hayata uyananlardan olacağız ya da sonsuz karanlığa. Ama bıraktığımız noktada onun mutlu olduğunu unutmayacağız.

Son filmi Broken Flowers için de bu geçerliydi. Ortada mı kalmıştık? Mektubun sahibini öğrenememiş, gizemi çözememiştik belki ama bu sefer de Bill Murray’in sade, nahif oyunculuğuyla kendi iç dünyamızda yolculuğa çıkmıştık. Dönmek ne kadar gereksizdi ve biz de dönmemiştik o yolculuktan. Her zamanki gibi yine bir Jarmusch filmi, film biterken biz izleyiciler için bitmemişti.

Jarmusch üzerine söylenecek çok sözden birazı...

Bu ileti BuRnOut tarafından Jul 11 2008, 06:30 PM yeniden düzenlenmiştir.


--------------------
Bahçelerde ve yatak odalarında, bodrum katlarında ve tavan aralarında dolaşır, köşelerden döner, kapılardan pencerelerden geçerim, kaldırımlarda gezinir, merdivenlerden çıkar, halıların üzerinde, oluklardan aşağı, gökyüzünde ilerlerim, arkadaşlarla, âşıklarla, çocuklarla ve kahramanlarla gezerim; bunların hepsi de algıladığım, hatırladığım, hayal ettiğim, çarpıttığım ve netleştirdiğim şeylerdir.
Tom Robbins - Another Roadside Attraction
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post

Reply to this topicStart new topic
1 kullanıcı bu başlığı okuyor (1 Misafir ve 0 Gizli Kullanıcı)
0 Üye:

 



- Basit Görünüm Şuan: 17th July 2018 - 05:25 PM