IPB

Hoşgeldin Misafir ( Giriş | Kayıt Ol )


Yedinci Gemi Çevirmenlerinden Son Filmler
Manchester by the Sea Posteri Split Posteri Rogue One Posteri Lion Posteri Fantastic Beasts and Where to Find Them Posteri John Wick: Chapter 2 Posteri Assassin's Creed Posteri

2 Sayfa V  1 2 >  
Reply to this topicStart new topic
> Alfred Hitchcock
Bob le Flambeur
mesaj Oct 15 2008, 03:27 PM
İleti #1


Kumarbaz Bob
Group Icon

Grup: Yönetici
İleti: 1,894
Katılım: 2-June 07
Üye No.: 24



Alfred Hitchcock (1899-1980)

forum resmi


Yıllardır adı hiç tartışmasız bir biçimde gerilim sinemasının en büyük üstadı ünvanı ile birlikte anılan Alfred Hitchcock, 13 Ağustos 1899 tarihinde Londra'da doğmuştur. Öğrenim hayatını, St. Ignatius College adında bir Cizvit okulunun ardından, Londra Üniversitesinde mühendislik bölümünü bitirerek tamamlayan Hitchcock, 1920 yılında sanata ve özellikle de sinemaya karşı olan ilgisi sayesinde sessiz filmlere ara yazı hazırlamak amacıyla girdiği bir film şirketinde meslek yaşamına ilk adımını atmıştır.

Önceleri sanat yönetmenliği ve senaristlik yaparak başladığı sinema hayatında, yönetmenlik koltuğuna oturduğu ilk film, 1926 tarihli "Pleasure Garden" (Zevk Bahçesi) adlı yapım olacaktır. Bu tarihten itibaren, son filmi olan 1976 yapımı "Family Plot"a dek, elli yıllık bir zaman dilimine inanılmaz bir üretkenlikle elliden fazla film sığdıran Hitchcock'un sineması, kabaca İngiltere dönemi ve Hollywood dönemi olmak üzere ikiye ayrılır.

Usta yönetmenin İngiltere döneminin ilk göze çarpan filmleri, 1927 yapımı "The Lodger" (Kiracı) ile hem Hitchcock filmografisinin, hem de genel olarak İngiliz sinemasının ilk sesli filmi olan 1929 yapımı "Blackmail" (Şantaj) olur. Bu filmlerin ardından 30'lu yıllar boyunca her filminde türlü çeşitli kurgu oyunlarıyla yönetmenlik yeteneğini biraz daha geliştiren Hitchcock bu dönemde, işlemediği bir cinayet yüzünden başı belaya giren masum bir adamın hikayesini anlatan "39 Steps" (39 Basamak) ve bir tren yolculuğu sırasında baş karakterin yanında oturan yaşlı kadının kaybolması üzerine gelişen olayları anlatan "The Lady Vanishes" (Bir Kadın Kayboldu) gibi başyapıtlarla Hollywood'un da dikkatini çekmiştir.

1940 yılında ünlü yapımcı David O.Selznick'in teklifi üzerine Amerika'ya giden Hitchcock, burada çektiği ilk film olan "Rebecca" ile, Hollywood'a adımını atar atmaz, ilk oscar adaylığını da kazanır. Ancak ne bu film ne de sonraki yıllarda yöneteceği sayısız başyapıt Hitchcock'a bu büyük ödülü kazandıramayacak, usta yönetmen 1944 yılında "Lifeboat", 1945'te "Spellbound", 1954'te "Rear Window" ve 1961'de "Psycho" filmleriyle yine sadece adaylıkta kalacaktır.

Kariyeri boyunca, dörder filmle James Stewart ve Cary Grant başta olmak üzere, Montgomery Clift, Gregory Peck, Henry Fonda, Joseph Cotten... gibi kendi dönemlerinin en önemli aktörleriyle birlikte çalışan Alfred Hitchcock, aktris seçimi konusunda ise tercihini genellikle sarışınlardan yana kullanmıştır. 1954 yapımı "Dial M for Murder" (Cinayet Var) filmi için, aradığı ışığı o tarihten itibaren "en ünlü Hitchcock sarışını" olarak hatırlanacak olan sinema tarihinin en güzel yıldızlarından Grace Kelly'de bulan Hitchcock, aynı yıl içinde "Rear Window" ve "To Catch a Thief" filmlerinin başrolünde de Grace Kelly'i kullanmıştır. Ne var ki güzel yıldızın, prensesliği, sinema kariyerine tercih edip, Monaco Prensi Rainier ile evlenerek sanat yaşamına erken vedası, belki de uzun yıllar boyunca sürecek bir yönetmen-aktris ortaklığının sadece üç filmle sınırlı kalmasını sağlamıştır.

Filmografisi daha çok mizahi yanı hiç de yabana atılmayacak gerilim sineması türünde filmlerden oluşsa da, zaman zaman ipin ucunu kaçırarak, "Psycho" ya da "Birds" gibi dönemin seyircilerini çığlık çığlığa salonlardan kaçıran dehşetengiz filmlere de imza atması yüzünden, sinema tarihinin en çok korkutan yönetmeni olarak da bilinen Hitchcock, konu olaraksa filmlerinin büyük çoğunluğunda, yanlışlıkla başı belaya giren masum insanların hikayelerini anlatmıştır. Filmlerinde doğaüstü olaylara ya da insanüstü kahramanlara yer vermekten kaçınan, bunun yerine özellikle seyircinin kendisiyle özdeşleştirebileceği kahramanların hikayelerini tercih eden Hitchcock, çok fazla gerçekçi hikayelerden de uzak durarak, "sıradan insanların içine düştüğü sıradışı maceralar" şeklinde bir formülle özetlenebilecek sayısız klasikle sinema tarihine adını altın harflerle yazdırmıştır.

QUOTE
Hitchcock'tan Sinema Üzerine

"Bir sinemacının söyleyeceği hiçbir şey yoktur; göstereceği şeyler vardır. Bir öykü anlatılırken diyaloglara ancak başka çare yoksa başvurulmalıdır."

"Başkaları seyirciye hayat dilimleri versinler; ben onlara pasta dilimleri veriyorum."

"Bir filmde kötü adam ne kadar iyi olursa, film de o kadar iyi olur."


--------------------
forum resmi
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
R0BlN
mesaj Oct 15 2008, 03:57 PM
İleti #2


Puck:Robin
Group Icon

Grup: Yönetici
İleti: 3,727
Katılım: 31-May 07
Nereden: İstanbul
Üye No.: 7



Rebecca

forum resmi

IMDB
Rebecca (1940)

Rebecca (1940) PosteriYönetmen: Alfred Hitchcock
Tür: Drama | Mystery | Romance | Thriller
Slogan: The shadow of this woman darkened their love.
IMDB Notu: 8.4 / 10 Top 250: #80 (28,765 oy)
Süre: 130 min
Ödüller: Won 2 Oscars.
Oyuncular: Laurence Olivier, Joan Fontaine, George Sanders, Judith Anderson

Usta İngiliz yönetmenin Hollywood için yaptığı ilk film olan Rebecca, zamanının çok satan bir romanından uyarlama. Film, saray yavrusu bir malikanenin yanmış kalıntıları ve baş erkek karakter Max de Winter’ın (Laurence Olivier) deniz kıyısındaki bir uçurumun kenarında intihar edecekmiş hissini aldığımız görüntüleriyle açılır. Bu gerilim filmi havasından çabucak aşk filmine geçiş yaparak bizi şaşırtır Hitchcock. Fakir bir genç kızla, kendisinden yaşça büyük, ama zengin, asil bir dul erkek olan Max’in ilişkisi kısa sürede evlilikle sonuçlanır. Yeni eşini malikanesine götürdüğünde gerilim filmi havasına tekrar kavuşuruz. Max’ın merhum eski eşi Rebecca’nın evin her yerine sinmiş olan hatıraları, insanların, özellikle evin kahyası, yağlı boya bir tablo gibi donuk olan Bayan Danvers’ın (Judith Anderson) tutumu, Rebecca’nın geçmişi ve ölümüyle ilgili bir gizeme işaret etmektedir. Bu gizem, tam Hitchcock’a yaraşır şekilde, hiç ummadığımız bir şekilde aydınlanacaktır.

En iyi film ve en iyi sinematografi dallarında Oscar kazanmış olan 1940 yapımı film, romana bağlı kalmak adına bir takım zorlukları da başarıyla aşmış. Örneğin, romanda anlatıldığı gibi gotik bir yapı bulunamadığından malikane, zamanının ötesinde bir maket tekniğiyle oluşturulmuş. Romanda anlatıcı durumunda olan esas kadın karakterin ilk adı olmadığından, filmde de kullanılmamış. Malikanenin dahi sıkça kullanılan bir adı varken yapılan bu seçim, hem hiç görmediğimiz, ama sürekli bahsi geçen Rebecca’nın filmdeki konumunun altını çizmiş, hem de “ikinci Bayan de Winter” karakterinin ezik ve silik yapısını vurgulamış. Elbette, rolü başarıyla oynayan Joan Fontaine’in bu kişiliğin oluşmasındaki katkısı da inkar edilemez. Judith Anderson’un oyunculuğu, özellikle Rebecca’nın adeta tapınak gibi gördüğü odasındaki “kutsal emanetleri” yeni Bayan de Winter’e gösterdiği sahnedeki duygularını aktarımı, dikkate değer. Rebecca, Hitchcock’un sinematografisindeki en nadide parçalardan biri, gizem türünün ustalıkla işlenmiş bir başyapıtı.


--------------------
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
Bob le Flambeur
mesaj Oct 15 2008, 04:38 PM
İleti #3


Kumarbaz Bob
Group Icon

Grup: Yönetici
İleti: 1,894
Katılım: 2-June 07
Üye No.: 24



forum resmi

IMDB
Shadow of a Doubt (1943)

Shadow of a Doubt (1943) PosteriYönetmen: Alfred Hitchcock
Tür: Crime | Film-Noir | Mystery | Thriller
Slogan: A Blast of DRAMATIC Dynamite exploded right before your eyes!
IMDB Notu: 8.2 / 10 Top 250: #176 (16,712 oy)
Süre: 108 min
Ödüller: Nominated for Oscar.
Oyuncular: Teresa Wright, Joseph Cotten, Macdonald Carey, Henry Travers

Çekiminden yıllar sonra, Alfred Hitchcock'un kendisiyle yapılan bir röportaj sırasında "en sevdiğim filmim" sözleriyle anacağı "Shadow of a Doubt" (Şüphenin Gölgesinde) izleyenlere, küçük ve huzurlu bir Amerikan kasabası olan Santa Rosa'da geçen ve elbette gerilim dozu yüksek bir hikaye sunuyor. Hepsi birbirinen mutlu, sevgi dolu insanların yaşadığı Santa Rosa Kasabası'nda, Newton ailesinin evinde, aile fertlerinin pek sevdikleri Charlie dayının ziyareti, ayrı bir bayram havası yaratıyor. Ancak evin genç kızı Charlie'nin, adaşı olan, çok sevdiği dayısının gizemli sırlarının peşine düşmesiyle birlikte, hikaye de yavaş yavaş iki Charlie arasında geçen bir kedi-fare oyununa dönüşüyor...

"Shadow of a Doubt", Hitchcock ustanın kendi filmleri arasındaki favorisini keşfetmek, büyük aktör Joseph Cotton'ın beyazperde imajıyla taban tabana zıt ve olasılıkla filmografisindeki tek kötü adam portresini keyifle izlemek ya da sessiz sakin küçük kasaba yaşamının arkasındaki sır perdelerini ifşa etmek üzerine kurulu "Blue Velvet" ve hatta "American Beauty" gibi modern klasiklerin büyük büyük büyük babası ile tanışmak isteyen sinemaseverler için kaçırılmaması gereken bir klasik.


--------------------
forum resmi
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
Bob le Flambeur
mesaj Oct 15 2008, 05:06 PM
İleti #4


Kumarbaz Bob
Group Icon

Grup: Yönetici
İleti: 1,894
Katılım: 2-June 07
Üye No.: 24



forum resmi

IMDB
Notorious (1946)

Notorious (1946) PosteriYönetmen: Alfred Hitchcock
Tür: Drama | Film-Noir | Romance | Thriller
Slogan: Notorious woman of affairs... Adventurous man of the world!
IMDB Notu: 8.3 / 10 Top 250: #114 (25,525 oy)
Süre: 101 min
Ödüller: Nominated for 2 Oscars.
Oyuncular: Cary Grant, Ingrid Bergman, Claude Rains, Louis Calhern

Gizli servis hesabına çalışan yakışıklı ajan Devlin'in yeni görevi, ölmüş babası bir Nazi casusu olan Alicia Huberman'ı, Rio de Janeiro'da gizli faaliyetler yürüten bir Nazi grubunun kilit ismi olan ve Alicia'ya karşı platonik bir aşk besleyen babasının yakın arkadaşı Alexander Sebastian'ın yanına yerleştirerek, kendilerine bilgi sızdırması için ikna etmektir. Önceleri işler yolunda gider. Devlin, hayattan hiçbir beklentisi kalmamış Alicia'yı tavlamakta ve onu kendileri lehine casusluk yapması için ikna etmekte zorlanmaz. Ancak görevi, Alicia'yı Sebastian'ın kollarına bırakmak olan Devlin, zamanla kendisini de güzeller güzeli Alicia'ya aşık olmaktan alıkoyamaz...

Gerilimin üstadı Alfred Hitchcock "Notorious"ta, nefes kesen bir casusluk serüveni ile seyirciye yine diğer filmlerinde olduğu gibi heyecan içinde tırnak kemirtirken, bu kez macerayı kalbe zarar bir aşk hikayesiyle içiçe sunarak, filmografisinin en özel yapıtlarından birini ortaya koyuyor. Dönemin iki dev aktörü Cary Grant ve Claude Rains'i karşı karşıya getiren filmde, yeteneğin, güzelliğin ve zerafetin kusursuz bileşimi Ingrid Bergman ise "Casablanca"nın Ilsa'sından sonraki en unutulmaz rolünde izleyenleri bir kez daha büyülüyor.


--------------------
forum resmi
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
R0BlN
mesaj Oct 15 2008, 10:16 PM
İleti #5


Puck:Robin
Group Icon

Grup: Yönetici
İleti: 3,727
Katılım: 31-May 07
Nereden: İstanbul
Üye No.: 7



Rope (İp)

forum resmi

IMDB
Rope (1948)

Rope (1948) PosteriYönetmen: Alfred Hitchcock
Tür: Crime | Mystery | Thriller
Slogan: The guest who's dead on time
IMDB Notu: 8.1 / 10 Top 250: #213 (24,290 oy)
Süre: 80 min
Ödüller: 2 nominations
Oyuncular: James Stewart, John Dall, Farley Granger, Cedric Hardwicke

Hitchcock’un renkli olarak çektiği ilk filmi olan 1948 yapımı Rope (İp), bir cinayet sahnesiyle başlar. Aralarında dostluktan öte bir ilişki olduğunu tahmin ettiğimiz genç, eğitimli, kültürlü ve zengin iki erkek, kendileriyle aynı toplumsal sınıftan bir arkadaşlarını iple boğarak öldürüp cesedi salonun bir kenarındaki sandığa yerleştirirler. Önceden planlandığını anladığımız bu cinayetleriyle gurur duydukları için, olayın hemen akabinde bir parti verip aralarında kurbanın babası ve sevgilisi de dahil olmak üzere davetlilere, cesedin bulunduğu sandığın üzerinden yemek servisi yaparlar. Nietzsche’nin üstün insan felsefesinden etkilenerek insan öldürmek de dahil, sıradan insanlara her şey yapma hakları olduğuna inanan (yoksa kendini kandırmış mı demeli?) katiller, zekalarını layıkıyla takdir edeceğini umdukları detaycı, meraklı ve oldukça zeki bir tip olan Rupert’ı (James Stewart) da davet etmekle acaba hata mı yapmışlardır? Zira, “kusursuz cinayet” diye bir şey olamayacağı için yavaş yavaş açık vermeye ve Rupert’ın ısrarcı sorularının altında ezilmeye başlarlar.

1920’li yıllarda işlenen gerçek bir cinayetten (Leopold ve Loeb vakası) esinlenilerek yazılmış tiyatro oyununa dayanan film, deneysel bir çalışma. Filmin giriş sahnesi dışında tamamı tek bir mekanda geçiyor ve tek kamerayla çekilmiş kesintisiz tek bir plandan oluşuyor. Aslında o zamanki film makaralarının kapasitesi, herbir planı 10 dakikayla sınırlı tutuyormuş, ama Hitchcock bu sahneleri öyle kusursuz bir şekilde çekmiş ve kurgulamış ki akıştaki bu kesintileri pek hissetmiyorsunuz. Kameranın, repliği olmayan bir oyuncuyu veya gözlemciyi andırdığı bu çekim tekniği, sonraki yıllarda defalarca örnek alındı. Zamanında olumsuz eleştiriler almış olsa da günümüzde klasikler arasına girmiş, sinema dersi niteliğinde bir kilometre taşı.


--------------------
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
BuRnOut
mesaj Oct 16 2008, 10:37 PM
İleti #6


Edilgen Bir Uyumsuz
Group Icon

Grup: Veteran
İleti: 1,851
Katılım: 31-May 07
Nereden: Düşler Ülkesi.
Üye No.: 8



forum resmi

IMDB
Strangers on a Train (1951)

Strangers on a Train (1951) PosteriYönetmen: Alfred Hitchcock
Tür: Crime | Film-Noir | Romance | Thriller
Slogan: A girl in love with young America's idol--and a good-looking stranger in search of sensation--that's how it all began..! Warner Bros. bring a pounding new tempo to motion picture entertainment!
IMDB Notu: 8.3 / 10 Top 250: #108 (27,352 oy)
Süre: 101 min | 103 min (preview version) | Portugal:96...
Ödüller: Nominated for Oscar.
Oyuncular: Farley Granger, Ruth Roman, Robert Walker, Leo G. Carroll

Wim Wenders ve Anthony Minghella gibi önemli yönetmenlerin sinemaya uyarladığı Yetenekli Bay Ripley kitabıyla tüm dünyada tanınan Patricia Highsmith’in ilk romanından uyarlanan Trendeki Yabancı, kitabın uyarlamasında önemli pay sahiplerinden olan ve polisiye öykülerin efsane yazarı Raymond Chandler’ın da etkilerini taşıyor. Polisiye öykülerin iki önemli yazarının işbirliği, Alfred Hitchcock’un harika yönetimiyle birleştiğinde belki de sinema tarihinin en unutulmaz gerilim filmlerinden biri yaratılmış oluyor. Trendeki Yabancı; çok zeki olmasına karşın, akli dengesi bozuk Bruno’nun akıl almaz planını uygulamaya koymasıyla kendini bir anda büyük bir belanın içinde bulan tenisçi Guy Haines’in kendisine yöneltilen suçlamalardan kurtulmak için verdiği mücadeleyi anlatıyor.

Kitapta yaptığı bir takım değişikliklerle filmi daha da heyecanlı kılmayı başaran Hitchcock, cinayet anını kurbanın yere düşen gözlüğünden yansıttığı sahneyle, bitmek bilmeyen ve uzadıkça gerilimin tırmandığı tenis maçı sahnesiyle ve filmin finalindeki unutulmaz dönme dolap sahnesiyle sinema tarihinde pek çok filme ve yönetmene de ilham verecek bir yönetim başarısı sergiliyor. Filmdeki psikopat Bruno’yu canlandıran Robert Walker’ın üstün performansı, filmin zekice kurgulanan olay örgüsü ve zamanını aşan sekans planlamalarıyla Trendeki Yabancı, kuşkusuz sadece Hitchcock sinemasının değil, türün de en iyi filmlerinden biri olmayı başarıyor.


--------------------
forum resmi

Zaman, hediye vermez insana
ve doğru diye bir şey yoktur onun kıyısında



User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
BuRnOut
mesaj Oct 16 2008, 11:43 PM
İleti #7


Edilgen Bir Uyumsuz
Group Icon

Grup: Veteran
İleti: 1,851
Katılım: 31-May 07
Nereden: Düşler Ülkesi.
Üye No.: 8



forum resmi

IMDB
I Confess (1953)

I Confess (1953) PosteriYönetmen: Alfred Hitchcock
Tür: Crime | Film-Noir | Thriller
Slogan: FILMED IN CANADA'S COLORFUL QUEBEC BY WARNER BROS. (original print ad - all caps)
IMDB Notu: 7.2 / 10 (4,598 oy)
Süre: 95 min
Ödüller: 1 nomination
Oyuncular: Montgomery Clift, Anne Baxter, Karl Malden, Brian Aherne

Alfred Hitchcock, I Confess’de, filmografisinden alışık olduğumuz polisiye tarzda bir hikaye aracılığıyla suç, din ve vicdan gibi kavramları irdeliyor. Filmografisinin orta yerinde duran I Confess, aynı zamanda yönetmenin en ciddi filmlerinden de biri. Bu filmde Hitchcock’un kara filme kattığı, o keskin mizahi öğeler, yerini dini bir eksen üzerine kurulu, suçlu/suçsuz ilişkisinin anlatıldığı bir hikayeye bırakıyor. I Confess, bir yandan adaleti sağlamakla görevli olan avukat ve savcıların içine düştükleri burjuva sınıfına özgü, garip eğlenceleri olan gösterişli hayatları, bir tarafta da sıradan insanların işledikleri suçları ve çektikleri vicdan azaplarını ekrana taşıyor. Fakat bütün bunlar yan hikayeler. Filmin özünde yatan şey ise; suçlu olan ile suçlu olanı bildiği halde sesini çıkarmayan, bu yüzden idama mahkum olabilecek masum bir adamın yaşadıkları...

Paul Anthelme’nin oyunundan uyarlanan, suçlunun masuma baskın çıktığı, insanların iki yüzlüğünün ortaya döküldüğü, doğruların gerektiğinde yeterli olamayacağını gösteren bir hikayeyi merkezine alan I Confess, baştan sona kadar izleyiciye bir tiyatro oyunu izliyormuş hissi verse de, Hitchcock gerek oyundan daha gerçekçi kıldığı karakterleri gerekse de ayrıntılara verdiği önemle hikayeyi oyundan çok daha etkileyici kılmayı başarıyor.


--------------------
forum resmi

Zaman, hediye vermez insana
ve doğru diye bir şey yoktur onun kıyısında



User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
Siyanure
mesaj Oct 25 2008, 10:20 AM
İleti #8


orada olmayan adam
Group Icon

Grup: Veteran
İleti: 493
Katılım: 6-July 07
Nereden: dark city
Üye No.: 149



forum resmi

IMDB
Rear Window (1954)

Rear Window (1954) PosteriYönetmen: Alfred Hitchcock
Tür: Crime | Drama | Mystery | Romance | Thriller
Slogan: Through his rear window and the eye of his powerful camera he watched a great city tell on itself, expose its cheating ways...and Murder!
IMDB Notu: 8.8 / 10 Top 250: #16 (97,394 oy)
Süre: 112 min
Ödüller: Nominated for 4 Oscars.
Oyuncular: James Stewart, Grace Kelly, Wendell Corey, Thelma Ritter

Jeff nasıl tekerlekli sandalyesine mahkûm kalıp çevreyi gözetliyorsa, seyirci de film esnasında onun gibi oturduğu yere mahkûm, filmde olup bitenleri dikizlemektedir. Sırf bu fiziksel birliktelik bile Arka Pencere’nin başkarakterini sinema tarihinin en özdeşilesi karakterlerinden birisi yapmaya yeter. Geçirdiği kaza sonrası bacağını sakatlayan fotoğrafçı Jeffries, evde geçirdiği günleri sırasında dürbünüyle, komşu evlerdeki hayatlara ortak olur. O sırada bir evde gördüğü şüpheli bir olay üzerine içinden bir ses ona aydınlatması gereken bir cinayet olduğunu fısıldar. Hitchcock’çu şüphe, bu sefer izleyiciyi sardığı kadar, ana karakteri de sarmalamıştır.

Jeff (James Stewart) elinde dürbünü, eski kız arkadaşı Lisa (Grace Kelly), hemşiresi Stella ve polis arkadaşı Tom’un yardımlarıyla dedektiflik yapmaya başlar. Grace Kelly’nin tipik bir vamp Hitchcock kadınını oynadığı filmde, Jeff ile Lisa’nın arasında açık bir cinsel soğukluk vardır. Lisa, Jeff için kolay elde edilebilir, âşık bir kadın iken Jeff ulaşılmaz olanı –karşı penceredeki dansçı gibi- ister. Oynadığı dedektiflik oyunun ardında karanlık bir tutku bilmecesi bulunmaktadır. Hitchcock bu film için döneminin en büyük setlerinden birini yaptırmış, dürbünüyle mahallede adeta adım adım dolaşarak zamanının anlatım kalıplarının oldukça ötesinde bir filme imza atmıştır.
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
Siyanure
mesaj Oct 25 2008, 10:23 PM
İleti #9


orada olmayan adam
Group Icon

Grup: Veteran
İleti: 493
Katılım: 6-July 07
Nereden: dark city
Üye No.: 149



forum resmi

IMDB
Dial M for Murder (1954)

Dial M for Murder (1954) PosteriYönetmen: Alfred Hitchcock
Tür: Crime | Mystery | Thriller
Slogan: Kiss By Kiss...Supreme Suspense Unfurls!
IMDB Notu: 8.1 / 10 Top 250: #203 (22,982 oy)
Süre: 105 min
Ödüller: Nominated for BAFTA Film Award.
Oyuncular: Ray Milland, Grace Kelly, Robert Cummings, John Williams

Karısı tarafından aldatıldığını öğrenen Tony (Ray Milland), intikamını almak adına kusursuz bir cinayet planı hazırlar. Üniversitede işlediği bir suçtan haberdar olduğu bir eski tanıdığına şantaj yaparak kiralık katilini de bulmuştur. Yalnız cinayet anında işlerin ters gitmesi üzerine; karısı Margot (Grace Kelly), onun polisiye roman yazarı sevgilisi Mark ve dedektiflerle sıkı bir akıl oyunu oynaması gerekir. Hitchcock’un Frederic Knott’un oyunundan onun da yardımlarıyla uyarlayarak, Rear Window ile aynı yılda 3D olarak çektiği film, uzun diyaloglarını evin içindeki aykırı (zeminin içerisinde ve tavanda –tanrısal bakış-) kamera kullanımıyla epey gerilimli kılmış, evin her noktasını keşfedilmeyi bekleyen gizemlerle doldurmuştur.

Tony tüm soğukkanlılığıyla yalan söyleyerek, çevresindekileri dediklerine inandırdıkça başka bir nokta açık kalır. Seyirciye Tony’e sempati duyduran şey, kıvrak zekâsının yanında, işlediği planları işlerken takındığı karizmatik tavır ve soğukkanlılığı olabilir. Karısı ile arasındaki müthiş uyumsuzluk ise yönetmenin seçimi olsa gerek, birbirilerine ait olmadığını bildiğimiz bu evli çift film boyu birbirilerine âşık rolü oynarlar. Filmin başındaki cinayet sahnesi, Margot’un duruşma görüntüleri ve finaldeki şık çözülme anı filmin altın değerindeki karelerindendir.
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
skyser
mesaj Nov 23 2008, 12:52 AM
İleti #10


Yine yeni yeniden
Group Icon

Grup: Çevirmen
İleti: 637
Katılım: 10-June 07
Üye No.: 43



forum resmi

IMDB
The Man Who Knew Too Much (1956)

The Man Who Knew Too Much (1956) PosteriYönetmen: Alfred Hitchcock
Tür: Adventure | Mystery | Thriller
Slogan: A little knowledge can be a deadly thing!
IMDB Notu: 7.5 / 10 (14,775 oy)
Süre: 120 min
Ödüller: Won Oscar.
Oyuncular: James Stewart, Doris Day, Brenda De Banzie, Bernard Miles

The Man Who Knew Too Much (Çok Şey Bilen Adam), Alfred Hitchcock’un iki defa çektiği tek filmi. İlkini, 1934 yılında Britanya dönemi denebilecek evrede çeken yönetmen, mekân olarak İsviçre Alpleri’ni kullanmıştı. Hitchcock, Peter Lorre’un başarılığı oyunculuğu (Lorre o dönemde İngilizce bilmediği için, sözlerini fonetik olarak söylemiştir) ve iyi tasarlanmış senaryosuyla başarılı olan ilk film için “Yetenekli bir amatörün çalışmasıydı.” demiş, 1956 yılında çekilen filmi için ise bir profesyonel tarafından yapılmıştır sözlerini kullanmıştır. 1956 yılında Paramount Pictures için çekilen filmde ise mekân, Fas’ın Marakeş şehridir.

Filmin ilk yarım saatinde, tatildeki tipik bir aile resmi çizilirken, Fas’a ve toplumsal adetlerine dair konuşmalarda tipik şarkiyatçı tanımlamalara da sıkça rastlamak mümkündür. Bu sıradan girişten sonra ise cinayet, suikast girişimi ve komplolar üzerine kurulu bir filmin Hitchcock’un usta yönetimiyle, heyecanı ve tempoyu iyi ayarlayan kamera çekimleri, James Stewart (Dr. McKenna) ve Doris Day’in (Jo McKenna) başarılı oyunculukları, filmin Oscar ödüllü müziği Whatever Will Be, Will Be (Que Sera, Sera) ile belki bir başyapıt olmasa da önemli bir Hitchcock klasiğine dönüştüğü görülmektedir.
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
BuRnOut
mesaj Nov 23 2008, 01:25 AM
İleti #11


Edilgen Bir Uyumsuz
Group Icon

Grup: Veteran
İleti: 1,851
Katılım: 31-May 07
Nereden: Düşler Ülkesi.
Üye No.: 8



forum resmi

IMDB
Vertigo (1958)

Vertigo (1958) PosteriYönetmen: Alfred Hitchcock
Tür: Drama | Mystery | Romance | Thriller
Slogan: A Hitchcock thriller. You should see it from the beginning!
IMDB Notu: 8.6 / 10 Top 250: #41 (75,558 oy)
Süre: 128 min | USA:129 min (1996 restored version)
Ödüller: Nominated for 2 Oscars.
Oyuncular: James Stewart, Kim Novak, Barbara Bel Geddes, Tom Helmore

Vertigo’yu aslında episodik bir film gibi değerlendirebiliriz. Filmin ilk kısmında Scott’ın trajedisi anlatılır, ikinci bölümünde Madeleine’nin ortaya çıkmasıyla hikayenin gerilim dozu artar, son bölümde de ilk iki bölümünün birleştiğini ve hikayenin çözümlendiğini görürüz. Son bölümde aslında Scott’ın aradığı aşkı bir ölüdür, bir hayalettir. O aslında Madeleine’nin ölüsüyle birlikte olmak istemektedir. Bu yüzden de yönetmen filmini “nekrofiliye yakın bir psikolojik masal” olarak adlandırır. Yönetmen bu filmde dramatik yapıya da çok özen göstermiş, daha jenerikten başlayıp filmin son anına kadar kendini hissettiren bu yapıyı, psikolojik ve gizemli bir hikayeyle harmanlamıştır. Filmde spiral şekli de önemli metaforlardan biridir. Daha açılış jeneriğinde spirali görürüz, daha sonra Madeleine’nin topuzu ve kilisenin merdivenleri gibi yerlerde de spiral şekli gözümüze çarpar. Yönetmen bunun anlamını şöyle açıklar;“Bu klişeye engel olmak için. Anı hissetmek gerekir, sahneyi görmek değil. İşte bu hareketi de döner hale getirdim.”

Scott’ın başının döndüğü sahnelerde de Hitchcock ani yakın çekimler yaparak izleyiciyi de bu hisse ortak eder. Biz de kendimizi aniden düşüyor veya yükseliyor hissederiz. Hitchcock’un filmde kullandığı bu teknikler Vertigo’yu sadece yönetmenin kendi filmografisinin değil, sinema tarihinin de en iyileri arasında yer almasına sebep olacaktır. Bütün Hitchcock filmlerinde olduğu gibi Vertigo’da da güçlü ve zengin arka plan dekorları, gotik tarzda inşa edilmiş eski evler, alışılmışın dışında renk kullanımları ve güçlü oyunculuklar göze çarpar. Özellikle Kim Novak kusursuz güzelliği ve etkileyici oyunculuğuyla filmde göz kamaştırır.


--------------------
forum resmi

Zaman, hediye vermez insana
ve doğru diye bir şey yoktur onun kıyısında



User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
Bob le Flambeur
mesaj Nov 23 2008, 10:55 AM
İleti #12


Kumarbaz Bob
Group Icon

Grup: Yönetici
İleti: 1,894
Katılım: 2-June 07
Üye No.: 24



forum resmi

IMDB
North by Northwest (1959)

North by Northwest (1959) PosteriYönetmen: Alfred Hitchcock
Tür: Adventure | Mystery | Thriller
Slogan: A 3000 MILE CHASE . . . That blazes a trail of TERROR to a gripping, spine-chilling climax !
IMDB Notu: 8.6 / 10 Top 250: #28 (77,477 oy)
Süre: 131 min
Ödüller: Nominated for 3 Oscars.
Oyuncular: Cary Grant, Eva Marie Saint, James Mason, Jessie Royce Landis

Alfred Hitchcock'un neredeyse bütün filmlerinde var olan mizah duygusunun tavan yaptığı, ustanın hiç tartışmasız en eğlenceli filmi olan "North by Northwest", seyirciye, basit bir yanlış anlama sonucu, başı binbir türlü belaya giren reklam ajansı yöneticisi Roger O. Thornhill'in, kendisini CIA ajanı George Kaplan ile karıştıran kötü adamlardan kurtulma çabalarını anlatan çılgın bir macera sunuyor. Usta yönetmenin favori aktörlerinden Cary Grant'in hayat verdiği Roger O. Thornhill karakterinin, en zor durumlarda bile espri yapmaktan geri durmayan soğukkanlı yapısı, ortalığı birbirine kattığı müzayede salonu sahnesi gibi, kaç defa izlenirse izlensin insanı her seferinde kahkaha krizlerine sokabilecek nitelikle komedi anlarıyla filme renk katarken, tüm Hitchcock filmlerinde olduğu gibi, heyecan ve merak duygusu da seyircinin yakasını bir an olsun bırakmıyor.

Hitchcock sinemasına özgü neredeyse tüm öğeleri içinde barındıran filmde "Psycho" ve "Vertigo" filmlerinin unutulmaz müziklerinin yaratıcısı Bernard Herrmann'ın müzik çalışması da filmin en dikkat çekici unsurları arasında yer alıyor. Kısacası her yönüyle kusursuz bir film olan "North by Northwest", Saul Bass imzalı etkileyici açılış jeneriğinden, Rusmore Dağı'nda geçen ünlü final sekansına dek heyecanın ve kahkahaların içiçe geçtiği gerçek bir Hitchcock başyapıtı olarak, hakkında söylenebilecek her tür övgü dolu sözü sonuna kadar hak ediyor.


--------------------
forum resmi
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
Clint Eastwood
mesaj Nov 23 2008, 02:21 PM
İleti #13


Quick on the trigger
Group Icon

Grup: Veteran
İleti: 1,528
Katılım: 2-August 07
Nereden: Somewhere in Time...
Üye No.: 207



forum resmi

IMDB
Psycho (1960)

Psycho (1960) PosteriYönetmen: Alfred Hitchcock
Tür: Horror | Thriller
Slogan: A new- and altogether different- screen excitement!!!
IMDB Notu: 8.7 / 10 Top 250: #23 (117,984 oy)
Süre: 109 min | Germany:108 min (cut)
Ödüller: Nominated for 4 Oscars.
Oyuncular: Anthony Perkins, Janet Leigh, Vera Miles, John Gavin

Alfred Hitchcock’un en beğenilen ve geniş kitlere yayılmış eserlerinden olan Sapık, tüm ilginçliğini hâlâ koruyan ve yüzlerce filme ilhâm kaynadığı olmuş bir film. Patronunun bir müşterisinden 40,000 dolar çalan Marion Craine, sevgilisinin yanına kaçmaya karar verir. Sam’le buluşmak için yola çıkan genç kadının yolu bir motel sahibi olan Norman Bates ile bir araya gelir. Norman’ın otelinde kalmaya başlayan Marion’un başına bir sapık musallat olur.

Birçok insan için korku filmi denince akla gelen “Sapık” birçok klişeyi de beraberinde getirmiş orijinal bir yapım. Kendinden sonra çekilen filmler bu orijinal senaryodan o kadar yararlandılar ki, bugün hepsi birer klişe oldular. Bu can yakıyor olsa da, Alfred Hitchkock’un filmini zamanında izleyememiş olan bir nesil bile, bugün klişe olmuş sahneler barındıran bu orijinal filmden zevk alabiliyor. Bu da filmin büyüklüğü olsa gerek. Özellikle duş sahnesinde sapığın bir gelişi var ki; sinema tarihinin en gerilimli anlarından. Norman ve kendisini baskı altında tutan anne karakterleri de çok çok orijinal elbette. Taklitler aslını yaşatıyor dedirten bir film. Çünkü Hitchcock parmağı değmiş…


--------------------
KLASİK FUTBOL

Öyküsü olmayan adam, Bufalo çayırındaki rüzgara benzer...

Moon Station Z

Sinema, edebiyat ve müzik üstüne bir blog.
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
Funkster
mesaj Nov 23 2008, 11:07 PM
İleti #14


Etkin Üye
Group Icon

Grup: Veteran
İleti: 2,071
Katılım: 31-May 07
Üye No.: 6



forum resmi

IMDB
The Birds (1963)

The Birds (1963) PosteriYönetmen: Alfred Hitchcock
Tür: Horror | Romance | Thriller
Slogan: Suspense and shock beyond anything you have seen or imagined!
IMDB Notu: 7.9 / 10 (44,003 oy)
Süre: 119 min
Ödüller: Nominated for Oscar.
Oyuncular: Rod Taylor, Jessica Tandy, Suzanne Pleshette, Tippi Hedren

Her şeyin normalleştiği, hatta o zamanki yaş itibarıyla sıkıcılaştığı bir anda yine çılgına dönen kuşları izlemek, artık bundan sonrasının paranoyaklaşmaya doğru gideceğinin göstergesi gibiydi. Yatağımın karşısındaki dolaba tünemiş ve gözünü bana dikmiş bir karga görüntüsüyle uyanacağımı, karanlık bir odanın ışığını yaktığımda üzerime onlarca kuşun hücum edeceğini, yolda yürürken tepemde uçanların birden dalışa geçip ortalığa dehşet saçacağını hayal ederek kimbilir kaç ay geçirdim. O yıllarda bırakın Hitchcock kanunlarını, Hitchcock’un kendisinden bile habersiz bizlerin, kuşları sevimli gösterecek herhangi bir şeye tutunma, aksine inanmaya ihtiyacı vardı. Küçüklükten beri en sevimli objelerden biri olarak algıladığımız bu yaratıkların bir anda canavarlaşması bizi afallatmıştı.

İşte Hitchcock gerilimlerinin başarısı burada yatıyordu. Korkulan obje irili ufaklı, sevimli sevimsiz, kadın erkek ne olursa olsun hepimizin karşılaşabileceği türden sıradanlıklar ve sokağa adım attığımız anda bile karşımıza çıkabilecek gerçekliklerdi. Daha önce hiçbir gerçek bu denli yaratıcı fantezilerle izleyiciye sunulmamıştı. Hitchcock’un “ilk” oluşunun sebeplerinden biri budur. Alfred Hitchcock, aklın dehlizlerini, mantığın labirentlerini, karanlığı, bilinmezi, merak edileni ele alışındaki disiplini ile bir fenomene dönüşmüş, ekolleşmiştir. Ondan sonra otomatik olarak kurallar da belirlenmiş oldu. İşin içine teknoloji, kültür, anlayış farklılıkları vs. girince bu filmler yavan kaldı. Ama unutulan şey onların “ilk” oluşları. O yüzden belki En Sevdiğiniz, En Korktuğunuz, En Hörtlediğiniz Korku/Gerilim Filmi bölümüne onları örnek gösterilmiyor. Bir çok korku/gerilimin sahip olduğu zekanın Hitchcock'dan kalma bir miras olduğu bilinmiyor.


--------------------
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
Siyanure
mesaj Nov 24 2008, 02:42 AM
İleti #15


orada olmayan adam
Group Icon

Grup: Veteran
İleti: 493
Katılım: 6-July 07
Nereden: dark city
Üye No.: 149



forum resmi

IMDB
Marnie (1964)

Marnie (1964) PosteriYönetmen: Alfred Hitchcock
Tür: Mystery | Romance | Thriller
Slogan: "You don't love me. I'm just some kind of wild animal you've trapped!"
IMDB Notu: 7.2 / 10 (11,655 oy)
Süre: 130 min
Ödüller: 1 nomination
Oyuncular: Tippi Hedren, Sean Connery, Diane Baker, Louise Latham

Marnie (Tippi Hedren), çalıştığı işyerlerini soyup kılık değiştiren bir hırsızdır. Son soygununu fark eden, Mark (Sean Connery) onu ele vermemesine karşılık evlenme teklif eder. Bu şantajı çaresiz kabul eden Marnie’nin ise daha büyük bir sorunu vardır. Anne sevgisinden yoksun ve babasız büyüyen genç kadında geçmişinden kalan bir yara onun erkeklerle ilişki kurmasını önlemektedir. İnsan dâhil, hayvani içgüdülerin etkilerine ilgisi olan Mark için, Marnie’nin bu ulaşılamazlığı bir saplantı halini alır. Hithcock’un erkeklerden nefret eden bir kadının, bir adamın kanatları altında - gölgesinde- yaşadığı baskıya dair yaptığı derinlemesine bir karakter çalışmasıdır Marnie.

Mark ve Marnie arasında film boyunca şiddetlenen cinsel gerilim, kâbuslar, çocukluk anıları ve krizlere dayanarak, yönetmenin Freud’dan en çok beslendiği film demek mümkün. Bunun yanında uyarlandığı kitaptan ve senaryosundan (Jay Presson Allen, Cabaret) aldığı sinsi ve zekice mizahi bileşenleri öyküye dinamizm katıyor. Marnie için fetiş objesi olan parayı çaldığı sahnede hizmetçiden kaçışı ve Mark’ın tecavüzün kıyısından döndüğü kriz anı Hitchcock’un kadraj ve kurgudaki başarısının kanıtları. Hitchcock’u diğerlerinden daha çok ciddiye alan kesim için Marnie kıymeti anlaşılamamış bir film. Marnie’yi “Hitchcock Sineması” adlı kitabın yazarı Robin Wood’un sonsözüyle kapatalım; “Marnie’yi sevmediyseniz, Hitchcock’u sevmiyorsunuzdur; Marnie’yi sevmiyorsanız sinemayı da sevmiyorsunuzdur.”
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post

2 Sayfa V  1 2 >
Reply to this topicStart new topic
2 kullanıcı bu başlığı okuyor (2 Misafir ve 0 Gizli Kullanıcı)
0 Üye:

 



- Basit Görünüm Şuan: 26th April 2018 - 08:41 PM