IPB

Hoşgeldin Misafir ( Giriş | Kayıt Ol )


Yedinci Gemi Çevirmenlerinden Son Filmler
Manchester by the Sea Posteri Split Posteri Rogue One Posteri Lion Posteri Fantastic Beasts and Where to Find Them Posteri John Wick: Chapter 2 Posteri Assassin's Creed Posteri

 
Reply to this topicStart new topic
> Jean Renoir
Bob le Flambeur
mesaj Oct 12 2008, 05:19 PM
İleti #1


Kumarbaz Bob
Group Icon

Grup: Yönetici
İleti: 1,894
Katılım: 2-June 07
Üye No.: 24



Jean Renoir (1894-1979)


Fransız sinemasının en büyük ustalarından biri olan Jean Renoir, 1894 yılında Paris'te dünyaya gelmiştir. Babası, ünlü empresyonist ressam Pierre-Auguste Renoir'ın yanında, sanatla içiçe geçen çocukluk ile gençlik dönemlerinin ve oldukça iyi bir eğitimin ardından, I.Dünya Savaşı yıllarında orduya katılmıştır. Savaş sırasında bacağından yaralanarak Paris'e dönen Renoir'ın, sonradan tarihine adını yazdıracağı sinema sanatı ile ilk tanışması da bu iyileşme döneminde gerçekleşmiştir. Ancak seyrettiği filmlerin büyüsünün hayatının geri kalan kısmına yön verecek etkiye ulaşması için bir süre daha geçmesi gerekecek, iyileştikten sonra Renoir yeniden orduya dönerek, bu kez de hava kuvvetlerinde göreve başlayacaktır...

I.Dünya Savaşı'nın bitiminden sonra ise kendisine meslek olarak seramikçiliği seçer. 1920 yılında babasının modellerinden biri olan Andrée Madeleine Heuschling ile evlenerek Paris yakınlarında sakin bir kasabaya yerleşir. Ancak tüm hayatı boyunca sanat çevreleri ile yakın ilişkiler içinde olan Renoir'ın, tiyatro ve sinema dünyasından dostlarının da etkisiyle sinema sanatına karşı olan ilgisi her geçen gün biraz daha artarak, ona seramikçiliği bıraktırıp, senaryo çalışmalarına başlatacak seviyeye kadar ulaşır.

1923'te ilk filmi olan "Une Vie Sans Joie", Türkçe ismiyle "Keyifsiz Bir Yaşam"ı çeker. Filmde Catherine adında bir karakteri canlandıran eşi Andrée Madeleine Heuschling, bu filmden sonra adını Catherine Hessling olarak değiştirir. Jean Renoir, 1920'li yıllar boyunca beşinin başrolünde eşi Catherine Hessling'in oynadığı sekiz film daha çeker. Bunlardan en ünlüsü bir tiyatro oyuncusunun fahişeliğe sürükleniş öyküsünü anlatan 1926 yapımı Émile Zola uyarlaması "Nana"dır.

1930 yılında eşinden ayrılan Renoir'in, sinema kariyerinin yükselişe geçmesi de tam olarak bu döneme rastlar. İlk sesli çalışması "On Purge Bébé"nin ardından başyapıtlarından biri olan "La Chienne" (Kancık) gelir. Renoir ile daha önce "Tire au Flanc" ve "On Purge Bébé" filmlerinde de beraber çalışmış olan ünlü Fransız aktör Michel Simon'un kariyerinin ilk başrolü olma özelliğini taşıyan bu gerilim klasiğini 1932 yapımı Georges Simenon uyarlaması "La Nuit du Carrefour" (Rastlantılar Gecesi) izler. Renoir'ın iki filmlik bir aradan sonra Michel Simon ile yeniden bir araya geldiği "Boudu Sauvé des Eaux" (Sulardan Kurtarılan Boudu) ise anarşist bir komedi klasiği olarak sinema tarihindeki yerini alır.

1930'ların ikinci yarısı çok daha görkemli geçecektir Renoir için. Bu dönemin açılış filmi, gerçek mekanlarda ve tümüyle tanınmamış isimlerden kurulu bir oyuncu kadrosuyla çekilen "Toni"dir. Bu filmi 1936 yılında üç önemli klasik izler: Empresyonist sinemanın başyapıtlarından biri olarak kabul edilen "Partie de Campagne" (Bir Kır Eğlencesi), daha çok Marcel Carne için yazdığı eşsiz senaryolarıyla bilinen Jacques Prévert ile yegane işbirliği olan "Le Crime de Monsieur Lange" (Mösyö Lange'ın Suçu) ve efsanevi Fransız aktör Jean Gabin ile ilk ortak çalışmaları olan "Les Bas-fonds" (Ayaktakımı Arasında). 1937 ve 1938 yıllarında başrolde Jean Gabin'in oynadığı iki başyapıt daha gelir: Renoir filmografisinin en önemli eserlerinden biri olan unutulmaz Birinci Dünya Savaşı klasiği "La Grande Illusion" (Büyük Yanılsama) ve bir Émile Zola uyarlaması olan "La Bête Humaine" (Hayvanlaşan İnsan).

Ve bu rüya gibi dönemin kapanışı da yine rüya gibi bir filmle gerçekleşir: "La Règle du Jeu" (Oyunun Kuralı). Gelgelelim bugün tüm zamanların en iyi filmleri listelerinde zirve için "Citizen Kane"in en ciddi rakiplerinden biri olan bu film, ilk gösterime girdiği 1939 yılında Fransız toplumunu aşağıladığı gerekçesiyle büyük kargaşaya sebep olur. Film önce sansürlenir ancak tepkilerin devam etmesi üzerine Fransız hükümeti tarafından tamamen yasaklanır. Fransa dışında ise uzun yıllar boyunca sadece sansürlü kopyalardan izlenir. Orjinal süresiyle sinemaseverlerin karşısına çıkması ancak 1959 Venedik Film Festivali'nde gerçekleşir. O tarihten sonra da hak ettiği gibi sinema sanatının en büyük eserleri arasındaki yerini alır doğal olarak.

"La Règle du Jeu"nun ardından Fransa'dan ayrılarak Amerika'ya yerleşen Renoir, 1940'lı yıllar boyunca altı film de Hollywood'da çeker. Bu altı film arasında özellikle 1943 yapımı "This Land Is Mine" ve 1945 yapımı "The Southerner" biraz daha ön plana çıkan eserlerdir. Renoir'ın ilk renkli çalışması 1951 yılında Hindistan'da çektiği "The River" olur. Bu film ve sonrasında çektiği Fransız-İtalyan ortak yapımı iki önemli eser "Le Carrosse d'or" (Altın Araba) ve French Cancan (Paris Eğleniyor), Renoir'ın son başyapıtları olarak kalır. Sonraları çektiği birkaç önemsiz filmin ardından yönetmenliği bırakır. 1979 yılında 85 yaşındayken hayata gözlerini yumar.

QUOTE
Renoir'dan Sinema Üzerine

"Sinema dünyasına sadece karımı yıldız yapmak için adım attım, niyetim bunu başardıktan sonra seramik işine geri dönmekti."

"Bana göre sinema, yeni bir baskı tekniğinden başka bir şey değildir. Dünyanın bilgi yoluyla tümden dönüştürülmesinin başka bir biçimidir."

"Gözlerini kullanma zahmetine katlanan bir yönetmen için, yaşamımızı oluşturan her şeyde sihirli bir yan vardır. Bir metro istasyonu en az perili bir şato kadar gizemli olabilir."


--------------------
forum resmi
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
Siyanure
mesaj Oct 13 2008, 12:44 AM
İleti #2


orada olmayan adam
Group Icon

Grup: Veteran
İleti: 493
Katılım: 6-July 07
Nereden: dark city
Üye No.: 149



forum resmi

IMDB
Toni (1935)

Toni (1935) PosteriYönetmen: Jean Renoir
Tür: Drama
IMDB Notu: 7.7 / 10 (273 oy)
Oyuncular: Charles Blavette, Celia Montalván, Édouard Delmont, Max Dalban

Renoir, I. Dünya Savaşı sonrası Fransa’ya çalışmaya gelen üç milyon yabancıdan birisi olan Toni’nin platonik aşkını, taşranın ruhuna en ufak bir darbe vurmadan, tüm doğallığı ve gerçekliğiyle anlatıyor. Evsahibesiyle ilişkisi olan Toni, zamanla İspanyol Josefa’ya ilgi duymaya başlar. Tam hislerini açmaya karar verir ki, para babası Albert’in Josefa’ya zorla sahip olduğunu ve evleneceklerini öğrenir. Yalnız bu evlilik dört karakteri de kendi çıkmazlarına sürükler, tutkularıyla yüzleştirir. En büyük tutkunun aşk ve para olduğu bu coğrafyada, Renoir kamerasını görünmez kılmaya çalışır. Film boyunca yöredeki evlerde, tarlalarda, deniz kıyısında, ormanlarda yaşanan gerçekliğe yine oralıların ürettiği müzikle tanık oluruz. Filmin başında, umut dolu, yeni bir hayat kurmaya gelen onlarca insanın açtığı çember son kertede tamamlanır, böylece mesele birkaç karakterin öyküsünden, uçsuz bucaksız bir sosyal gözleme evrilir. Visconti’nin yönetmen asistanı olarak yer aldığı film, konusunu sıradan insanların yaşam mücadelesinden alması, çekimlerin stüdyo kullanmadan kotarılması nedeniyle savaş sonrası İtalyan Yeni Gerçekçiliği’nin öncülleri arasında yer almaktadır. Renoir ise buna katılmadığını belirtmiş, Yeni Gerçekçiliğin aşırı dramatik ürünleri olduğunu, kendisinin ise Toni’de olabildiğince bundan kaçınmaya çalıştığını vurgulamıştır.
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
Siyanure
mesaj Oct 13 2008, 11:29 AM
İleti #3


orada olmayan adam
Group Icon

Grup: Veteran
İleti: 493
Katılım: 6-July 07
Nereden: dark city
Üye No.: 149



forum resmi

IMDB
Bas-fonds, Les (1936)

Directed by: Jean Renoir
Genre: Crime | Drama | Romance
User Rating: 7.7 / 10 (651 votes)
Runtime: France:95 min | USA:90 min
Awards: 1 win
Cast: Jean Gabin, Junie Astor, Suzy Prim, Louis Jouvet

Renoir’ın, Gorki’nin meşhur oyunu “Ayaktakımı Arasında”dan uyarladığı Les Bas-Fonds (Diptekiler), adından anlaşıldığı gibi sosyal sınıfıların tabanındaki yaşama ışık tutuyor. Yaşadığı hayattan usanmış, üst sınıfa dâhil olmaya çalışan hırsız Pepel, bir gece soygun sırasında tüm parasını kumarda kaybetmiş, yaşadığı hayatı anlamsız bulan Baron tarafından yakalanıyor. İlk bakışta birbirinin antitezi gibi görünen bu iki adam arasında, Baron’un, Pepel’in yaşadığı fakirhaneye taşınmasına kadar uzanan bir dostluk başlıyor. Bu sırada Pepel, kendine âşık kadının kız kardeşiyle birlikte olabilmek için uğraşıyor. Öykü tanıdık geldiyse hatırlatmakta fayda var, Gorki’nin bu öyküsünü Akira Kurosawa da, öykü bakımından aslına daha sadık kalarak yönetmişti (Donzoko, 1957). Les Bas-Fonds’da ayyaşlar, kumarcılar, hırsızlar ve fahişelerin yaşamlarına iyimser bir bakış var. Tüm maddiyatını kaybeden Baron için, onların hayatları sonsuz bir özgürlüğü temsil ediyor. Filmin, Rus parası kopek ve ruble kullanılan, Rusça adları olan Fransızların yaşadığı bir hayali kasabada geçmesi, temposu hiç düşmeyen kara mizahın sayesinde eğreti durmuyor. Jean Gabin ve Louis Jouvet başta olmak üzere, oyuncuların aralarında oluşturulan kimya filmi bir basamak yukarı taşıyor. Neredeyse her karakterin varoluş problemlerini anlamamızı sağlayan tiradlar sonunda Chaplin’e kadar varıyor, Les Bas-Fonds da Renoir’ın Nana(1926,Émile Zola) ve Madame Bovary’den (1933, Flaubert) sonraki üçüncü uyarlama başarısı olarak tarihe geçiyor.
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
Bob le Flambeur
mesaj Oct 13 2008, 03:44 PM
İleti #4


Kumarbaz Bob
Group Icon

Grup: Yönetici
İleti: 1,894
Katılım: 2-June 07
Üye No.: 24



forum resmi

IMDB
Partie de campagne (1936/I)

Directed by: Jean Renoir
Genre: Drama | Short | Romance
User Rating: 8.2 / 10 (827 votes)
Runtime: 40 min
Cast: Sylvia Bataille, Georges D'Arnoux, Jane Marken, André Gabriello

Parisli bir nalbur olan Mösyö Dufour, eşi Juliet, kızları Henriette, müstakbel damatları Anatole ve yaşlı annesi ile birlikte kentin karmaşasından uzak bir gün geçirmek amacıyla Seine Nehri kıyısında bir piknik yerine giderler. Piknik boyunca Mösyö Dufour ve şaşkın damat Anatole, nehre kadar geldikleri halde eve balıksız dönmemek için birer olta bulmanın derdine düşerken, eşleri Juliet ve Henriette ise civarda yaşayan iki aylak gönül avcısının oltalarına yakalanmak üzeredirler...

Jean Renoir'ın, Paris'te yaşayan Dufour ailesinin kırda geçen bir gününe ve o günün özellikle de kızları Henriette'in hayatında bırakacağı izlere odaklandığı "Partie de Campagne", Renoir filmografisinin olasılıkla en talihsiz çalışmasıdır. Zira Guy de Maupassant'ın bir öyküsünden sinemaya uyarlanan filmin çekimlerine 1936 yılında başlanmasına rağmen, çekimler maalesef bir türlü tamamlanamaz. 1940'da Renoir'ın Fransa'yı terkedip, Amerika'ya yerleşmesinin ardından tamamlanma ihtimali de kalmaz. Bunun üzerine 1946 yılında, Renoir halen Amerika'da iken, eldeki -süresi yaklaşık kırk dakikayı bulan- çekimler, Renoir'ın daha önceden tasarladığı şekilde kurgulanarak, filme son şekli verilir. Yine de bu haliyle bile, empresyonist sinemanın başyapıtlarından biri olarak taçlandırılmayı başaran "Partie de Campagne", şiirsel güzelliğinin yanısıra birbiri ardına sıralanmış tablo güzelliğinde sahneleriyle Renoir'ın, babasının eserlerine karşı bir saygı duruşu olarak da kabul edilebilir.


--------------------
forum resmi
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
Bob le Flambeur
mesaj Oct 13 2008, 04:09 PM
İleti #5


Kumarbaz Bob
Group Icon

Grup: Yönetici
İleti: 1,894
Katılım: 2-June 07
Üye No.: 24



forum resmi

IMDB
Grande illusion, La (1937)

Grande illusion, La (1937) PosteriYönetmen: Jean Renoir
Tür: Drama | War
IMDB Notu: 8.1 / 10 (10,357 oy)
Süre: 114 min | Germany:107 min | 94 min (1937 release...
Ödüller: Nominated for Oscar.
Oyuncular: Jean Gabin, Dita Parlo, Pierre Fresnay, Erich von Stroheim

Jean Renoir'ın bir Alman esir kampında geçen Birinci Dünya Savaşı klasiği "La Grande Illusion", "La Regle du Jeu" ile birlikte, usta yönetmenin genel olarak en çok üzerinde durulan, en beğenilen filmidir. Bir Alman subayı tarafından düşürülen bir uçaktan sağ kurtulmayı başaran iki Fransız asker, Yüzbaşı De Boeldieu ve Teğmen Marechal'ın Almanlara esir düşmeleri ile başlayan serüven, ana kahramanların götürüldükleri esir kampında diğer Fransız askerlerle tanışmaları ve bu kamptan kaçma planları ekseninde gelişir...

Filmi, kendi türünün diğer örneklerinden farklı bir noktaya taşıyan en belirgin özelliği, Renoir'ın savaşın bütün çılgınlığı içinde yine de insanlığını korumayı başaran karakterleri tasvir etmekteki başarısı ve her iki yana da eşit mesafede duran tarafsız yaklaşımıdır. Filmde savaş esirlerini sanki birer misafirlermiş gibi ağırlayan Alman komutan Von Rauffenstein, büyük yönetmen ve aktör Erich von Stroheim'in eşsiz oyunculuğunun da katkısıyla sinema tarihinin en etkileyici portrelerinden birine dönüşürken, onun özellikle Fransız Yüzbaşı De Boeldieu (Pierre Fresnay) ile karşılıklı sahneleri ise bu tüm zamanların en asil savaş karşıtı filminin unutulmaz kareleri olarak sinemaseverlerin hafızalarına kazınır...


--------------------
forum resmi
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
BuRnOut
mesaj Oct 13 2008, 05:16 PM
İleti #6


Edilgen Bir Uyumsuz
Group Icon

Grup: Veteran
İleti: 1,851
Katılım: 31-May 07
Nereden: Düşler Ülkesi.
Üye No.: 8



forum resmi

IMDB
Bête humaine, La (1938)

Bête humaine, La (1938) PosteriYönetmen: Jean Renoir
Tür: Drama
IMDB Notu: 7.8 / 10 (1,729 oy)
Süre: 100 min
Ödüller: 1 nomination
Oyuncular: Jean Gabin, Simone Simon, Fernand Ledoux, Blanchette Brunoy

Emile Zola’nın aynı adlı kitabından uyarlanan Human Beast, Zola’ya yapılan bir saygı duruşuyla açılışını yaptıktan sonra tıpkı insanoğlunun karanlık dehlizlerine yapacağı yolculuğu vurgularmış gibi karanlık tüneller içinden geçen bir trene kamerasını yöneltir. Paris ve Le Havre arasında gidip gelen bu trende Severine’in kıskanç kocası Roubaud bir cinayet işler. Cinayeti görmemiş olmasına karşın, daha sonra neler olup bittiğini öğrenen makinist Lantier’de, vakit geçtikçe sinema tarihinin en etkileyici kara meleklerinden biri görünümündeki Severine’e aşık olur. Aşk bir süre sonra yeni cinayetlere zemin hazırlarken Renoir’de simgesel diliyle filmine anlam katar. Karakterlerin içsel karanlığını ve kötücül yanlarını onların giyimleriyle dışavuran Renoir, yağmur altında Lantier ve Severine’in öpüşme sahnesindeyse, bu yaklaşımını çok güzel bir mizansenle ekrana taşır. Bunun yanında Renoir hazırlamış olduğu sekanslarda karşıt duygulardan yararlanarak derin ve etkileyici bir anlatım yapısı da yakalar. Severine bir cinayetin anatomisini anlatırken, sevgi ve nefret, aşk ve vicdan azabı, iyilik ve kötülük tek bir sekansın içerisine sığdırılır, o bir dakikalık cinayet anı da tuhaf bir biçimde tezatlıklardan örülü bu sekansın içinde derinlik kazanır.

Balo sahnesindeki şarkısıyla hikayesini özetleyen Human Beast, güzel ve çekici bir kadın etrafında toplanan erkeklerin kıskançlıklarına yenik düşerek işledikleri suçların yanısıra, insanların içlerinde gizledikleri şeytanlara da vurgu yapar. Zamanın en ileri teknolojisinin kullanıldığı demiryolları, aslında insanoğlunun en eski sorunlarından olan cinsel doyumsuzluğun, şiddete yatkınlığın ve adalet kavramının aksayan yanlarının anlatılması için de oldukça anlamlıdır. Renoir’in zamanını aşan yönetmenlik başarısı ve başrollerdeki Jean Gabin ve Simone Simon’un uyumlu oyunculukları, insanoğlunun içsel karmaşasını gözler önüne seren bu güzel ve anlamlı hikayeyi beyazperdede ölümsüzleştirirken, filmden bizlere de Ninette’nin küçük kalbi hakkında, kısa ama anlamlı bir hikaye kalır.


--------------------
forum resmi

Zaman, hediye vermez insana
ve doğru diye bir şey yoktur onun kıyısında



User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
BuRnOut
mesaj Oct 13 2008, 07:36 PM
İleti #7


Edilgen Bir Uyumsuz
Group Icon

Grup: Veteran
İleti: 1,851
Katılım: 31-May 07
Nereden: Düşler Ülkesi.
Üye No.: 8



forum resmi

IMDB
Règle du jeu, La (1939)

Règle du jeu, La (1939) PosteriYönetmen: Jean Renoir
Tür: Comedy | Drama
IMDB Notu: 8.0 / 10 (7,368 oy)
Süre: 110 min | USA:106 min (DVD version)
Ödüller: 1 win
Oyuncular: Nora Gregor, Paulette Dubost, Mila Parély, Odette Talazac

Jean Renoir’in, Andre Bazin’e ithaf ettiği Rules of Games, Renoir’in burjuva sınıfına olan eleştirisini parodileştirdiği ve satirik yolla kadın-erkek ilişkilerini irdelediği, alan derinliğini kullanarak Orson Welles’in Citizen Kane filmine ilham veren ve ileride de başta Fransız Yeni Dalgası olmak üzere pek çok filmin göndermelerde bulunacağı büyük eseridir. Aşkı ve kadın-erkek arasındaki ilişkileri kendine has bir mizah anlayışıyla ve alışılmadık bir dille aktaran Renoir, burjuvazinin gerçeklikten uzak yaşam tarzını, dış dünyadan izole olmuş bir şatoda yaşanılan bir geceyle aktarır. Filmdeki her şey baştan sona satirik bir eleştiri malzemesidir ve bu yüzden film tamamen tersten okumayı gerektirir. İnsanların dünyadan kopuk yaşamları ve kimin eli kimin cebinde olduğu belirsiz ilişkiler yumağı burjuvanın çarpıklığına, av sahneleri hayvanların eğlence için katledildiğine ve finaldeki kaza açıklamasıyla geçiştirilen olay ise, dostluğun ve insan hayatının değerini yitirdiğine işarettir. Çekildiği yıllarda ağır eleştiriler alması ve değerini bulamaması da bundan dolayıdır.

Çağının çok ötesinde ve çok zekici kurgulanmış bir yapım olan Rules of Games’te, Renoir oyunun kurallarını gösterirken, izleyicilere kendisi de bir oyun oynar. Filminin ambalajını farklı alt metnini farklı bir şekilde hazırlar. Ambalajla yetinen çoğunluk oyuna gelirken, ambalajın altını görenler ise oyunun kurallarının farkına varabilenlerdir. Rules of Games, başta anlatım teknikleri açısından Orson Welles olmak üzere, Fransız Yeni Dalgası, Luis Bunuel ve toplumsal eleştiriyi izleyen daha pek çok yönetmene ve filme kaynaklık eder. Sinema tarihinin öncü filmlerinden biri olarak bugün değeri daha da anlaşılan filmin, tersten okunması sonrasında tekrar başa dönülerek girizgahtaki Figaro’nun Düğünü’nden yapılan alıntıya bakılması ise izleyenlere yeni bir kapı aralar. Mozart’ın bu operasında, hizmetkar sınıfı yüceltilerek aristokrat sınıfı eleştirilir. Ya Rules of Games’teki bunca şaşaa ve eğlence neye delalettir dersiniz?


--------------------
forum resmi

Zaman, hediye vermez insana
ve doğru diye bir şey yoktur onun kıyısında



User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post

Reply to this topicStart new topic
1 kullanıcı bu başlığı okuyor (1 Misafir ve 0 Gizli Kullanıcı)
0 Üye:

 



- Basit Görünüm Şuan: 26th April 2018 - 08:44 PM