IPB

Hoşgeldin Misafir ( Giriş | Kayıt Ol )


Yedinci Gemi Çevirmenlerinden Son Filmler
Manchester by the Sea Posteri Split Posteri Rogue One Posteri Lion Posteri Fantastic Beasts and Where to Find Them Posteri John Wick: Chapter 2 Posteri Assassin's Creed Posteri

 
Reply to this topicStart new topic
> Eli Roth
melisa hülya
mesaj Jul 9 2008, 09:56 AM
İleti #1


Etkin Üye
***

Grup: Üyeler
İleti: 868
Katılım: 26-May 08
Üye No.: 3,886



18 Nisan 1972 Amerika doğumlu genç yönetmen, aktör, senarist. Filmlerindeki mantık hataları, şiddet dozu sürekli tartışılan, hatta entellektüel sinema eleştirmenlerinin bir çoğu tarafından yerden yere vurulan genç bir korku sinemacısı. Kıskandıran bir başarı grafiğinden çok, ünlü isimlerin desteği ( Tarantino, Takashi Miike, Stephan King, hatta David Lynch' e olan yakınlığı ) ile tanınıyor kendileri. Henüz tam bir özgün sinemacı kimliği taşıyamaması, Eli Roth sinemasının kabul edilebilir boyutlarını izleyicisine bütünüyle göstermemiş olması ile alakalı.
Eli Roth " gerçeğin sinemasını" yapan bir sinemacı. Beyazperdede "gerçek" drama tarzı bir filmin teması ise, tarzın gerektirdiği olabilirlik faktörünü izleyiciye sunuş şekli, işleyiş yada sonuçlandırma unsurunu izleyicinin ruh hali yada film beklentileri göz ardı edilmeksizin kabul ettirebilir. Gerçek, drama türünde duygusal içerik dozu ne olursa olsun, izleyicisi ile özdeşleşilebilecek bir durumun kapılarını açıp, filmi izleyen kişiye kabul edilebilir yada kabul edilemese bile duygusal özeleştiri yapabileceği unsurlar hakkında yorum yapma, düşünme, gördüğü sahneyi zihninde ölçüp tartma tavizini verebilir. Oysa "gerçek" bir korku filminin çıkış noktası ve işleyişi ise, özellikle türün takipçileri dışında kalan kesim için, kabul edilemez, düz mantığa aykırı gelen, kurban yada suçlu konumu ile özdeşleşilmekten kaçınılan her durum izleyicinin film boyunca mantığına ters düşen hataları bulmaya çalışacağı, final sahnesinde bulduklarını düşünüp, kabul etmekten ürktüğü gerçeklerin gölgesinde yaşamayacağının garantisini kendisine kazandırdığı bir boyuta geçmesidir gerçeğin. Bir şekilde bilinçaltında olmaması gereken obsesionlara perde çekmektir bu durum. Eli Roth ne yapar böyle bir durumda peki? İzleyicisini sıradan, hayatın içinden, çok özel yönleri olmayan insanların yada durumların tam ortasına atmadan önce, göreceklerinin görmek istemeyecekleri olduğuna dair çok fazla ipucu verir: Başrol karakterleri fazla sıradandır, hata yapmaları yada başkalarının hatalarının kurbanı olmaları fazlasıyla açıktır. Karakterler düşüncesizce yada temkinsizce davranmaktadır, zaten hayat böyle değilmidir? Hostel 1' de izleyicinin sinir olduğu 3 şapşal karakter, fazlasıyla hayatın içinden değil mi? Filmin ilk yarısının erotik adledilmesi, filmi kötü bulanların yüzde doksanının sırf bu yüzden filmi kötü bulması, hem gerçek hayata, hem sinema sektörüne karşı çelişki olmuyor mu? Elimizde 3-4 filmden fazlası yok henüz. Şimdi kısa kısa bakalım Roth penceresinden.
forum resmi


2002 yapımı filmin, en çok kıskandıran yanı filmin hem yönetmen hem senaryo yazarlığını Eli Roth' un yapmasının dışında, müziklerine imza atanlardan birinin Angelo Badalamenti olması, yani Mullholland Drive'ın müziğini yapan kişi. Dahası filmin yapımcısı bilin bakalım kim? David Lynch yabancı gelmez herhalde. Filmin görünmeyen başrol oyuncusu, bir zamanlar ülkemizin kapısını da çalımış olan bir virüs: ebola virüsü. Film virüsün ismi, hangi virüs olduğu hakkında en ufak bilgi vermiyor ancak ebola virüsünün özelliklerini ve vücutta yapacağı ciddi tahribat ile getireceği korkunç sonu bilen izleyici için bu açıklamaya da gerek yok. GERÇEK olduğunun bilinmesi yeterli zaten. Yine hayatın içinden, 5 sıradan genç bir kamp bölgesine dinlenmek, gelecek hakkında planlar yapmak üzere gider. Bu sıradan gençlerin arasında, çok güzel bir kızı içten içe seven ancak bir türlü açıklayamayan genç bir delikanlı da vardır. Kızın güzelliği, ışık ve doğanın natürel, hoş görüntüleri ile yavaş yavaş benimsetilir izleyiciye. İzleyicinin, daha sonraki sahnelerde kızın yaşadığı tahribattan ürkmesi hatta tiksinmesi ile, korku sinemasında "kabul edilebilir-edilemez" ikilemini, diğer filmlerinde de göreceğimiz üzere ROTH bu şekilde zorla kabul ettirmeye çalışır. En başta anlattığım gerçeğin korku sinemasındaki yeri ile buna benzer her sahne aynı işlevi görür. Film koyu kırmızı kan rengidir, kan, çürüme, tahribat ve değişim görebileceğimiz en uç noktalarda sergilenmektedir. Goreye çok yakın duran film, amaç itibariyle goreden ayrılabilir, ancak kanın çok fazla kullanımı ile goreyle birleşebilir de. . Amaç: plana odaklanan 5 kişinin sıradan hayatına, ölümü getirip, güçlü bir virüsün ziyareti ile hayati planları alt üst etmek, hatta bunu George Romero filmine yapılan göndermeler desteği ile işleyerek tüm dünyaya yayılacak ve dünyanın sonunu getirecek bir gerçeğin olabilirliğini kurgulamaktır. Bu öyle bir olabilirliktir ki, yıllar önce "ebola" virüsü denen kabusu hatırlayıp, o virüs biraz daha güçlü bir metamorfozla geri dönerse bunlar olabilir mi? diye düşünebilirsiniz. Bir kısım izleyici bunun sorgulamasını yaparken ki, korku türü takipçileri yapacaktır daha çok, bir kısım izleyici ciddi mide ağrıları ile savaşacaktır film bittiğinde.

forum resmi

Gelelim Hostel'e. Tarantino'nu elinden tuttuğu bu genç çocuğun sinemadaki en büyük talihsizliğidir aslında Hostel'in zamanlaması. Neden? Tüm dünyada Saw çılgınlığı başlamış, korku severlerin gözü JigSaw' dan başkasını görmez olmuştur. Her zaman şuna karşı çıktım bu iki filmin karşılaştırılmasında: Saw filminde insanlar ölüyor, acı çekiyor her ne olursa olsun Jigsaw neredeyse kanatsız melek kıvamında. Yok yaa, ölenlerin herhangi bir suçu olması yada yaşamamak istememesi onların öldürülme yada işkence çektirilme hakkını veriyormu? Hostel' deki işkence sahnelerine yada ölüm sahnelerine verilen tepki, Eli Roth' un günah keçisi seçilmesinden, sinema sektörünün farkında olmadan insanı içine düşürdüğü riyakar durumdan başka bir şey değil. Eli Roth burada da aynı silahla vuruyor izleyiciyi: " Bunlar gerçek. Siz orada olup şahit olmasanız da, birileri bunları dünyanın bir yerinde yaşıyor, belki sizinde başınıza gelebilir". Elbetteki bunlar benim cümlelerim, ona ait değil. Ancak tam olarak anlatmaya çalıştığı şey budur : Roth sineması olabilirliğin sinemasıdır ve bunu en acımasız şekliyle gösteririr: Uç noktada sapkınlıkta sınır yoktur. Irkçılık iddealarını yerle bir eden görüş de budur.
3 şapşal yeniyetmenin, daha sonra başlarına gelecekleri izleyen izleyici, ilk yarıdaki erotik sahnelerin tepkisini, bir şekilde karakterlerin başına gelenlere karşı duyarsız kalmakla kendi içinde vicdan yolculuğu yapıyormudur acaba : Oh olsun hakettiniz, iyi oldu müstehak gibi yankılanmalar var mıdır bu yaklaşımda. Yüzde doksan vardır ve olacaktır. Belki Roth bu şekilde insanın içindeki potansiyel şiddet unsurunu, ister açığa çıksın ister çıkmasın bir an için bile olsa yaşatmak istemiştir. Belki o erotik sahneler bu amaç için vardır. Filmin ikinci yarısı, kelimenin tam anlamıyla korkutur, gerer. Sinema kalitesi anlamında film çok tartışılacaktır, en başta söz ettiğim özgün sinemacı kimliği adına henüz çok başlardadır yönetmen. Film, içerik ve işleyişi itibariyle bu sorgulama için fazla fırsat vermez zaten. Şiddetten zevk alan ruh hastası insanların karakter analizlerine girilmez. Para karşılığı istediği ülke insanına şiddeti zevk için yönlendiren kişilerle karşılaşmamız, daha önce sinemada bu denli görmediğimiz aykırı durumun sadece film diye geçiştiremeyeceğimiz bir pencereden bakmamızı sağlamış, hayalet,peri öyküsü değil tamamen insan unsurundan yola çıkan filmin gerçeklik gücünü nereden aldığı ile yüzleşmemiz de tuz biber ekmiştir üstelik: Yan komşunuz, yol arkadaşınız, herhangi biri, yeterince güvende misiniz? Bu paranoyayı bir kaç saate sığdıran Eli Roth bununla yetinmemiş ve Hostel 2 ile, organizasyon ve işleyişi de tamamlamış.
forum resmi


Bu kez erotik sahneler yok, başrol karakterlerimiz daha doğrusu kurban olarak seçilen karakterler bayanlar. Üstelik ilk bölümdeki hafif şapşal olan erkeklere karşın daha zekiler, sadece bir tanesinin zaafı cinsel dürtüler. Lauren German ve Heather Matarazzo kesinlikle fimin en güçlü artıları. Filmin şiddet sahneleri az ancak oldukça yoğun kullanılmış unsur bu kez. Ciddi mantık ve işleyiş hataları yapılmış olsa da, Eli Roth daha iyi film yapacağının sinyallerini vermiş bu kez. Organizasyonun işleyişine girmek ve açılımlarını yapmak korkutuculuğun üzerindeki gizem perdesini kaldırmış ancak verilmek istenen gerçeğin dozunu arttırmış bu kez. Şiddet sektörünün tıpkı snuff film kabusu kadar paranoyaları arttıran bir kabus olduğuna bir kez daha inandırmış izleyicisini
Cabin fever, Hostel 1 ve Hostel 2, gelecekteki Eli Roth için ipuçları olabilir. Etik olarak aykırıdır bir korku sinemacısını "ırkçı yada psikopat" yaklaşımları ile yaftalamak. Şu ana dek yaptığı filmlerden bu 3 ünde gördüğüm " görmek istemediklerimin ruhuma indirdiği ağır darbeler" dir. İster kötü, ister iyi sinemacı olsun Eli ROTH. Biliyorum ki sevenler de, sevmeyenler de izlemeye devam edecek filmlerini. Belki bu da iyi birşeydir. ROTH'ça kalın


--------------------
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post

Reply to this topicStart new topic
1 kullanıcı bu başlığı okuyor (1 Misafir ve 0 Gizli Kullanıcı)
0 Üye:

 



- Basit Görünüm Şuan: 26th April 2018 - 08:50 PM