IPB

Hoşgeldin Misafir ( Giriş | Kayıt Ol )


Yedinci Gemi Çevirmenlerinden Son Filmler
Manchester by the Sea Posteri Split Posteri Rogue One Posteri Lion Posteri Fantastic Beasts and Where to Find Them Posteri John Wick: Chapter 2 Posteri Assassin's Creed Posteri

5 Sayfa V  1 2 3 > »   
Reply to this topicStart new topic
> Albüm Günlüğü, En son hangi albümü dinlediniz?
Funkster
mesaj Jul 23 2008, 01:32 AM
İleti #1


Etkin Üye
Group Icon

Grup: Veteran
İleti: 2,071
Katılım: 31-May 07
Üye No.: 6



QUOTE
En son dinlediğimiz albümleri, albüm kapağı ve izlenimlerimizle paylaşacağımız bir bölümdür.

forum resmi

Seth Lakeman - Poor Man's Heaven

Bu albümü ilk dinlediğimde “ne güzel, yeni bir arkadaş daha kazandık” diye düşünürken kendisinin bundan önce 4 albümü daha olduğu gerçeğini öğrenince fenalaştım. Seth Lakeman, İngiliz folku yapan, nakarata önem veren, bağırıp çağırmayan, ama aynı zamanda fısıldamayan bir adam. Çok şeker, çatırdamayan, gayet pop bir ses rengi var. Sevdiğinden, folk duyarlılığın getirdiği pastoral zenginliklerden, şiirsel tasvirlerden, balina avından bahseden şarkılar var albümde. Akustikler yanında davula ve kemana da çok önem veren bir müzik icra ediyor. Özellikle kemanın sağladığı “Irish” hava, insana litre litre bira tüketme arzusu uyandıracak derecede denebilir. Bir İrlanda sokak marşı edasıyla salınan The Hurlers ile açılıp, albüm sınırları dahilinde benim en büyük favorim olan Sound Of A Drum ile kapanan albümde diğer beğendiklerim The Hurlers ile birlikte Crimson Dawn, Race To Be King ve Feather In The Storm oldu. Bu durumda “kendisini bundan sonra takip edeceğim”den önce tersine, önceki 4 albüme bir ara göz atmak gerekecek.

Kim sever: Tempolu, aksansız İngiliz folkuna mandolin ve kemanın eşlik ettiği albümleri sevmiş olanlar. Pub atmosferinde folk dinlemeyi sevenler. Biraz da The Corrs’cular belki.

Kim sevmez: Böyle albümlerde fısıltı arayanlar. İkide bir araya girip şarkının folk-rock gidişatına mani olduğunu düşündükleri keman güzelliğine sinir olanlar. Pub atmosferinde gelen hesabı fazla bulanlar.

Özlü söz: “Bu kız, içi kar ile dolmuş bir gül goncası gibi” – (Cherry Red Girl)

http://www.sethlakeman.co.uk/

Bu ileti Funkster tarafından Mar 12 2009, 02:37 AM yeniden düzenlenmiştir.


--------------------
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
melisa hülya
mesaj Jul 23 2008, 05:38 PM
İleti #2


Etkin Üye
***

Grup: Üyeler
İleti: 868
Katılım: 26-May 08
Üye No.: 3,886



forum resmi


Track Title
01 In Your Eyes
02 Conta Sempre Su Di Me
03 If Came The Hour
04 We Can't Let Go
05 Requiem
06 Libertá
07 Here And Now
08 You Raise Me Up
09 Domani
10 Life Goes On
11 Grande Amore Mio
12 Lonely Without You
13 Wide Open

Tüm albümlerini çok severim. Hayatımda duyduğum en zarif ses. Hollandalı şarkıcının bir albümünde Hürrem Sultan' a atıfta bulunması çok hoş ayrıca.

ALINTIDIR:

İkinci albümü 'Mistress'te Hürrem Sultan için de bir şarkı yazan Hollandalı Petra Berger, 'Hürrem Sultan kadınların elde edebileceği güce çok büyük bir örnek' diyor
ÖZGÜR YÜKSEL
'Mistress' (Metres) adlı albümünüzdeki 'Hürrem Sultan' parçasını yazmak nereden aklınıza geldi?
İstanbul'a iki yıl önce ilk geldiğimde yeni albümümün konseptinin'Mistress' olacağı belliydi. 'Eternal Woman' için röportajlar yaparken, gazetecilerden biri 'Hürrem Sultan'dan söz etti. O zamana kadar hiç adını duymamıştım. Eve geri döndüğümde üzerinde pek çok araştırma yaptım ve ilginç yaşantısı üzerine bir kitap okudum ve kararımı verdim. Doğal olarak bildiğiniz üzere, amaçlarına ulaşabilmek için tüm becerilerini, zekâsını ve güzelligini kullanmış ve şiddete başvurmaktan çekinmemiştir. Sonunda Osmanlı'daki en güçlü kadınlardan biri olmayı başarmıştır. Tarihte kadınların dişiliklerini erkekler üzerinde güç için kullandıklarını görüyoruz ve çoğu zaman da ellerindeki tek silah bu oluyor. Bence 'Hürrem Sultan' kadınların elde edebileceği güce çok büyük bir örnek.
İki albümünüz de kadınlar, özellikle de ünlü kadınlar üzerine. Bu feminist bir tavır mı?
Efsanevi, ünlü kadınlarla ilgili şarkılar yazma nedenim kadınların tarihteki durumlarını ilgi çekici bulmam. Hepimizin bildiği üzere kadınlar erkeklerle aynı fırsatlara sahip olmamışlar ve ben de bunun nasıl ve neden olduğunu bulmaya çalışıyorum. Kesinlikle feminist bir tavrım yok. Sonraki albümümün konsepti farklı olacak.

Yukarıda son cümlemi açıklayan bir haber okudunuz. ( Radikal haberden alıntıdır )

Ruhuma huzur veren Petra Berger' in tüm albümleri daima başucumdadır. En son ve mütemadiyen yukarıda bahsettiğim Here and Now albümünü dinlemekteyim.

Bu ileti melisa hülya tarafından Jul 23 2008, 05:40 PM yeniden düzenlenmiştir.


--------------------
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
gulahgula
mesaj Jul 23 2008, 06:53 PM
İleti #3


Etkin Üye
***

Grup: Üyeler
İleti: 186
Katılım: 17-November 07
Üye No.: 692



forum resmi


Joe Lally-Nothing Is Underrated



90ların başında Kurt Cobain hegemonyası varken,daha derinlerde "Fugazi" isimli Washington D.C. kökenli grup hardcore punk etiketli müziği yaratmışlardı.Hiçbir şekilde para beklentisi içinde olmayan grup,konserlerinde bilet parası en fazla 2$ olarak belirlemişlerdi.Bir çok müzik grubuna ilham olan bu grup, Joe Lally'nin bas gitarla yapılabilcek en melodik soloları yaratması ve davulla birlikte mükemmel bir uyum göstermesiyle öne çıkardı.Grubun solisti Ian Mackaye ise bir filozof edasıyla insan sağlığının üstünlüğü hakkında bir çok fikir beyan etmişti.(bkz:straight edge)Daha sonraları dischord records'u kuran Ian Mackaye aktif müzik hayatını karısıyla birlikte "the evens" isimli grupta devam ettirmekte...

Gelelim bizim basçı elemanımıza...Temiz müzik,karmaşadan uzak ve sade bas soloları yine davulla kankardeş misali kulağı okşuyor.Eh punk kökenli Joe'nun yaptığı müzik çaktırmadan rahatsızlığı işliyor kana...2 albümü var ve ben iki albümünüde birbirinden ayırmadan severek dinliyorum bugünlerde...Red Hot Chili Peppers gitaristi John Frusciante ile kurduğu ATAXIA isimli grupta yine aktif olarak müzik hayatını sürdürmekte (ataxia ayrı bir ileti konusu)...

Kim Sever:
Deneysel müzik avcıları sever...
Kim Sevmez:Gitarsız punk-rock olmaz diyenler...
Özlü Söz:"It's not like I think I'm a fucking genius or something, it's just that I'm just trying to figure out what I'm hearing and why I like to hear that and what keeps it in a way that I like it instead of just glopping it up with a bunch of crap"
10/9

http://www.joelally.com

Bu ileti gulahgula tarafından Jul 23 2008, 06:57 PM yeniden düzenlenmiştir.


--------------------
forum resmi
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
213
mesaj Jul 24 2008, 08:32 PM
İleti #4


Etkin Üye
Group Icon

Grup: Çevirmen
İleti: 489
Katılım: 31-May 07
Üye No.: 17



@Funkster, bu albüme bayıldım, ben şimdi o diğer dört albümden hangisini dinleyeyim? fool.gif
@gulahgula, baslardan dolayı biraz Primus'a benzetsem de sindirmek için zaman istiyor, belli.
@melisa hülya, fotoğraftan dolayı Diana Krall'a benziyor Petre hatun kişisi, başka da bir şey bulamadım yazacak. tongue.gif

Bu ileti 213 tarafından Jul 24 2008, 09:04 PM yeniden düzenlenmiştir.


--------------------
sometimes... you've just got to rock...
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
Funkster
mesaj Jul 25 2008, 12:57 AM
İleti #5


Etkin Üye
Group Icon

Grup: Veteran
İleti: 2,071
Katılım: 31-May 07
Üye No.: 6



QUOTE(213 @ Jul 24 2008, 06:32 PM) *

@Funkster, bu albüme bayıldım, ben şimdi o diğer dört albümden hangisini dinleyeyim? fool.gif

Hocam benim gibi yap. 1-2-3-4 şeklinde yani. Şu an biri bitirdim. İkiye geçeceğim. smile.gif Yanlız ayık kafayla dinleyince uzunca bir şarkının parçalara bölünmüş, inmiş, çıkmış hali gibi geldi bana bu ilk albüm. Böyle albümlere karşı alkol müthiş ayrıştırıcı bir rol oynuyor benim açımdan. Ancak bu şekilde "ha evet üçüncü şarkıya geçti şimdi, altıncı da pek güzelmiş" biçiminde ayırıyorum şarkıları. Alkollü iken daha dikkatli araba kullanan insanlarınki gibi ironik bir durum yani. oleyo.gif
QUOTE(213 @ Jul 24 2008, 06:32 PM) *

@gulahgula, baslardan dolayı biraz Primus'a benzetsem de sindirmek için zaman istiyor, belli.

Primus'a bayılırım ben! Özellikle de onları keşfettiğim 1993 yılı Pork Soda albümüne. O dönemlerde kulağımdan düşmezdi. Başka albümlerini de severim ama ilk olmasının etkisi başka. The Air Is Getting Slippery, DMV, Bob, The Ol' Diamondback Sturgeon, Welcome To This World gibileri ilk dinleyişte "bu ne lan!" dedirten, dinledikçe abukluğuna yan baktırmayan eserlerdi. Wounded Knee gibi bir enstrumantali daha bu yaşıma kadar başka yerde duymadım. Electronica desen değil, indie desen, çıktı desen değil. Ya da hepsi birden. Her ne kadar ismi çok trajik bir hatırlatma yapsa da, bir şarkı değil, patlamayan bir deterjan baloncuğudur Wounded Knee benim için. Bir komedi-bilim kurgu filmine çok iyi gideceğini düşünmüşümdür hep. Zaten baştan ayağa ciddiye alınmış bir matraklık vardır Primus'ta. Bu kadar konuşunca canım Pork Soda çekti. oleyo.gif

forum resmi


--------------------
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
213
mesaj Jul 25 2008, 01:17 AM
İleti #6


Etkin Üye
Group Icon

Grup: Çevirmen
İleti: 489
Katılım: 31-May 07
Üye No.: 17



QUOTE(Funkster @ Jul 25 2008, 01:57 AM) *

Hocam benim gibi yap. 1-2-3-4 şeklinde yani. Şu an biri bitirdim. İkiye geçeceğim. smile.gif Yanlız ayık kafayla dinleyince uzunca bir şarkının parçalara bölünmüş, inmiş, çıkmış hali gibi geldi bana bu ilk albüm. Böyle albümlere karşı alkol müthiş ayrıştırıcı bir rol oynuyor benim açımdan. Ancak bu şekilde "ha evet üçüncü şarkıya geçti şimdi, altıncı da pek güzelmiş" biçiminde ayırıyorum şarkıları. Alkollü iken daha dikkatli araba kullanan insanlarınki gibi ironik bir durum yani. oleyo.gif


Ne kadar güzel bir öneri. flaugh.gif Öyle yaparım ben de o zaman. Aynen uzun şarkı olayı bende de oldu bu gece. Ama tekrar tekrar dinledim. Diğerlerini de indireyim bari. İçki içinse kelimeler kifayetsiz kalıyor. oleyo.gif

QUOTE(Funkster @ Jul 25 2008, 01:57 AM) *

Primus'a bayılırım ben! Özellikle de onları keşfettiğim 1993 yılı Pork Soda albümüne. O dönemlerde kulağımdan düşmezdi.

Aha da bir Primus hayranı daha bulduk. fool.gif Aslında benim de aklıma geldi Primus ile ilgili albüm tanıtımı yapmak ama birisi yapar diye bıraktım. Tam da öyle oldu. Ne güzel site burası, yeni mi? oleyo2.gif
Pork Soda, her grubun en iyi albümü olur ya, Primus için de öyle bir albüm. Ama benim favorim kesinlikle 1999 tarihli Antipop. Pink Floyd etkilenimli Eclectic Electric, albümün isim şarkısı Antipop, Tom Waits'li Coattails Of A Dead Man, Mama Didn't Raise No Fool gibi süper şarkıların bulunduğu süper bir albümdür. Bilmeyenlere söyleyelim de öğrensinler tongue.gif Albümdeki konuk müzisyenler şöyle: Tom Waits, James Hetfield (Metallica), Jim Martin (Faith No More), Fred Durst (Limp Bizkit) ve Tom Morello (Rage Against the Machine).
Bak şimdi gaz yaptım, ben de dinleyeyim Primus. smile.gif

Bu ileti 213 tarafından Jul 25 2008, 01:19 AM yeniden düzenlenmiştir.


--------------------
sometimes... you've just got to rock...
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
Funkster
mesaj Jul 25 2008, 01:58 AM
İleti #7


Etkin Üye
Group Icon

Grup: Veteran
İleti: 2,071
Katılım: 31-May 07
Üye No.: 6



Pork Soda ilk olduğu için hastır benim için. Yoksa Antipop'un kasetini aldıktan sonraki ilk bir hafta abandığımdan ötürü kristali uzun müddet silinmemiş müzik seti ikinci yüzün ilk şarkısı olan Tom Morello'lu Mama Didn't Raise No Fool'u sardırdı diye yenisini almıştım. Bütünüyle bir başyapıttır Antipop. Esasen kapanıştaki bir başka Tom olan Tom Waits'li Coattails Of A Dead Man, Kurt Cobain-Courtney Love ilişkisini mükemmel özetler. Mesela Courtney'ye:

She cried in the day she cried in the night
She cried loudest when someone was near
Weather crying for him or she cried for himself
The bigger the camera the bigger the tear


...diye giydirmiştir Les Claypool denen kendi çirkin, karizması güzel insan. "Pink Floyd etkilenimli Eclectic Electric", bu benzetmenin Primus-Floyd arasında yapılmış olmasının yaran ironisine rağmen o kadar doğrudur ki.

forum resmi


--------------------
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
213
mesaj Jul 25 2008, 02:18 AM
İleti #8


Etkin Üye
Group Icon

Grup: Çevirmen
İleti: 489
Katılım: 31-May 07
Üye No.: 17



QUOTE(Funkster @ Jul 25 2008, 02:58 AM) *

"Pink Floyd etkilenimli Eclectic Electric", bu benzetmenin Primus-Floyd arasında yapılmış olmasının yaran ironisine rağmen o kadar doğrudur ki.

Yahu benimki cahil cesareti ile bir karşılaştırmaydı, demek doğru tutturmuşum. tongue.gif Şaka bir yana Primus ile herhangi bir şeyin karşılaştırmasını düşünmek bile ironinin kapılarını sarsmaya yetiyor. Sanki bas ile yeni tür yaratmış bir grup...


--------------------
sometimes... you've just got to rock...
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
melisa hülya
mesaj Jul 25 2008, 08:16 AM
İleti #9


Etkin Üye
***

Grup: Üyeler
İleti: 868
Katılım: 26-May 08
Üye No.: 3,886



@213
petra berger

Sadece dinleyin 213 ,neden bu sese bağlandığımı anlayacaksınız. Gerçi tarz "opera-pop" olduğu için çok da fazla seven kitle olmaması normal. Hitab etmeyebilir size.

Bu ileti melisa hülya tarafından Jul 25 2008, 08:27 AM yeniden düzenlenmiştir.


--------------------
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
pospolen
mesaj Jul 25 2008, 04:58 PM
İleti #10


-
Group Icon

Grup: Çevirmen
İleti: 588
Katılım: 31-May 07
Üye No.: 21



Anaaam, Primus kasırgası kopmuş forumda ve ben geri kalmışım. Şu zamanlarda eskisi gibi dinlemesem de, Primus'un benim için yeri ayrıdır. Ama Primus'u da Primus yapan Les Claypool'dur. Adam gitar çalmıyor, resmen onunla sevişiyor ve dinleyiciyi baştan çıkarıyor. Primus'tan başka çalışmalarına da bakmak gerekir. Yine Primus'un davulcusu ve şu anda hatırlamadığım kişi ile yaptığı Colonel Claypool's Bucket of Bernie Brains projesi (belki de kurduğu grup) mesela. Özellikle Buckethead adlı parça buram buram Claypool kokar ve ziyadesiyle de
mükemmeldir.

Not: Harika bir başlık olmuş bu arada. Sık sık taciz edeceğim fool.gif

Bu ileti pospolen tarafından Jul 25 2008, 04:59 PM yeniden düzenlenmiştir.


--------------------
Eugénie: Ama değişik türde erdem var; örneğin, dindarlık konusunda ne düşünüyorsunuz?
Dolmancé: Dine inanmayan için bu erdem ne ifade edebilir? Haydi sırasıyla akıl yürütelim Eugénie: İnsanın Yaratıcı'sına bağlayan ve var olduğu için bu yüce Yaratıcı'ya duyduğu minnetini ibadet yoluyla ona kanıtlamaya zorlayan anlaşmaya din diyorsunuz, değil mi?
Eugénie: Daha iyi tarif edilemezdi!
Marquis De Sade- La Philosophie dans le boudoir
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
Funkster
mesaj Jul 26 2008, 01:27 AM
İleti #11


Etkin Üye
Group Icon

Grup: Veteran
İleti: 2,071
Katılım: 31-May 07
Üye No.: 6



forum resmi

Billy Idol - The Very Best of Billy Idol: Idolize Yourself

Billy Idol'ı tanımak bir ayrıcalık. Yeni nesil onu çoğunlukla 80'ler partilerinde çalan demirbaş parçalarından tanıyor. Tanımayıp sadece tipini görenler de o parçalarla bu adamı yan yana koyamazlar gibi geliyor. Punk rock bir fiziğe sahip olan, lakin günümüz normlarında anlaşılan punk rock formatına ters düşen bir yığın şarkıya kalıbını basmış cool bir insan. Tabi bir de yeraltında nam salan indie-punk kavramı var ki, o kulübün daimi üyesidir kendisi. Sert şarkıları sözkonusu olduğunda orada kullanılan gitarların hiçbiri onun punk sesini bastıramamıştır zaten. Konumuz olan en son best of albümü 1982 tarihli kendi adını taşıyan albümünde yer alan üç parçayla açılıyor. Ardından da 1983'de çıkan albümündeki dört parça ile devam ediyor. Yani kronolojik bir best of ki, bir best of da böyle olmalıdır bence. Buraya kadar olan kısımda lafını ettiğimiz partilerde boy göstermiş olanlar için kulağınızın biryerlerden ısıracağı ezgilere rastlamak mümkün olacaktır ve Hot In The City'yi tek geçerim.

Sekizinci parçadan itibaren 1986'ya, Whiplash Smile albümüne geçiliyor ki, benim Billy Idol ile ilk karşılaşmam bu döneme rastlıyor. To Be A Lover'ın çok şık bir pop olduğunu hatırlıyorum. Aradan geçen yıllar ondan hiçbir şey götürmemiş. Ama esasen Sweet Sixteen bu dönemin en klas Idol parçasıdır bana göre. Terkedilmenin hüznü, yaz sıcağı ile karışmıştır sanki. Kendisini hiç tanımayan, görmeyen biri üzerinde takım elbiseli bir Chris Isaac efkarı ve imajı yaratabilir bu parça. Devam ettiğimizde Cradle Of Love, L.A. Woman (nefis bir The Doors coverı)'ın yer aldığı 90 yılı Charmed Life'a geçiliyor ki, dinlediklerim arasında en beğendiğim Idol albümü budur. Charmed Life'da olup da burada olmayan Prodigal Son, The Right Way, Love Unchained'ı da sevgiyle kucaklıyorum. Niye bu best of albüme koyulduğuna anlam veremediğim ve hiçbir parçasını dinlemediğim Cyberpunk albümündeki Shock To The System, aynı adlı Keanu Reeves filminin müziği olan Speed ile süren albüm, yine tek bir notasını bile işitmediğim 2005 Devil's Playground albümünden seçilen sıkı bir punk World Coming Down ile işin best of kısmı bitiyor. Adetten olduğu üzere sıra iki gıcır gıcır Billy Idol şarkısına geliyor. Sözlerinden John Wayne ile ne alakası olduğunu kestiremediğim vasat John Wayne (zaten kendisini de hiç sevmem) ve aynı sıradanlıktaki Future Weapon ile albüm bitiyor. Geriye sanırım elde var Sweet Sixteen, To Be A Lover ve L.A. Woman!

Kim sever: Muhtelif 80'ler aktivitelerinde bünyeleri karıncalanıncaya kadar dans edenler. Pop parçalara yer yer punk vokal katılmış sentezleri orijinal bulanlar. Billy Idol'ı hala American Idol bir insan olarak görmekten vazgeçmemiş eskiler.

Kim sevmez: 80'ler sentetikliğine gıcık olanlar. Albüm kapaklarına bakıp kendisini Sex Pistols bir insan olarak algılayan punk rock fanatikleri.

Özlü söz: "Senin de sevgiye ihtiyacın olduğunu farkettiğimden beri hayatımı seni sevmeye harcadım. Acı bana!" - (To Be A Lover)


--------------------
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
213
mesaj Jul 26 2008, 01:45 AM
İleti #12


Etkin Üye
Group Icon

Grup: Çevirmen
İleti: 489
Katılım: 31-May 07
Üye No.: 17



Çekip dinleyeyim bunu da. fool.gif Ben bir tek Rebel Yell ve Speed'teki şarkısını bilirim Billy'nin. Kulak vererek dinlemek nasip olmamıştı, nasip bugüne denk geldi. smile.gif


--------------------
sometimes... you've just got to rock...
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
pospolen
mesaj Jul 26 2008, 02:16 AM
İleti #13


-
Group Icon

Grup: Çevirmen
İleti: 588
Katılım: 31-May 07
Üye No.: 21



forum resmi


Brett Anderson - Wilderness


Brett Anderson... Aşina olmayanlar için Suede'in vokalisti olarak tanıtabiliriz kendisini. Müzik olarak David Bowie ile Morrissey arası olarak nitelendirilir, ki kendisi de bunu söylemekten pek çekinmez. Morrissey'in Suedehead parçasının gruba isim babalığı yapması zaten bunun bir kanıtı. Kişilik olarak, biraz daha derine gidersek cinsel kimlik olarak da iki efsanenin arasında bir yerde kalır zaten:

"'Ben hiç eşcinsel deneyim yaşamamış bir çift cinsiyetliyim."

Wilderness... Son solo albümünde Anderson, Bowie'den uzaklaşıp biraz daha Morrissey'e yaklaşmış. Morrissey'in albümlerinde olduğu gibi tek tek parça değil de albüm bütün bir parçadan oluşuyormuş hissi veriyor dinleyiciye. Aslında bu sanatçı aleyhine bir durum ama Anderson yılların deneyimiyle bunu lehine çevirmeye başarmış. Açılış parçası A Different Place'te anlıyoruz ki sesinden hiçbir şey kaybetmemiş, zaten vokalin bu kadar güçlü olduğu tek parça bu. Parçalar ilerledikçe tempo daha da düşüyor, ama albüm bitince anlıyoruz ki o sakin sesin ardında gizli bir çığlık var. Öyle ki insanın içini burkuyor. Beni de çarpan bu oldu ya. The Empress, Chinise Whispers, Funurel Mantra öne çıkan diğer parçalardan.

7.5/10

Kim sever: Britpop'u, özellikle ilk döneminin hastası olanlar.
Kim sevmez: Yurdumun sakinliğe alerjisi olan insanları.

Bu ileti pospolen tarafından Jul 26 2008, 02:17 AM yeniden düzenlenmiştir.


--------------------
Eugénie: Ama değişik türde erdem var; örneğin, dindarlık konusunda ne düşünüyorsunuz?
Dolmancé: Dine inanmayan için bu erdem ne ifade edebilir? Haydi sırasıyla akıl yürütelim Eugénie: İnsanın Yaratıcı'sına bağlayan ve var olduğu için bu yüce Yaratıcı'ya duyduğu minnetini ibadet yoluyla ona kanıtlamaya zorlayan anlaşmaya din diyorsunuz, değil mi?
Eugénie: Daha iyi tarif edilemezdi!
Marquis De Sade- La Philosophie dans le boudoir
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
Clint Eastwood
mesaj Jul 26 2008, 07:13 AM
İleti #14


Quick on the trigger
Group Icon

Grup: Veteran
İleti: 1,528
Katılım: 2-August 07
Nereden: Somewhere in Time...
Üye No.: 207



Katır kardeşle anlaştık ve Seth Lakeman albümlerini kendisine yükledik. Bana en çabuk "Freedom Fields" albümünü getirmiş.

forum resmi


Funskter'ın uyandırdığı merak ile (irish bar atmosferi yaşama isteğiyle) bu albümü edinmiş bulunuyorum. Tamamını dinledim. Beni rahatsız eden bir şey oldu şarkılarda. Aynı başlayıp aynı bitme durumu var. Müzik içinde hiç inişler çıkışlar yok. Gerek seste, gerekse tempoda iniş çıkış çok az. Folkta bunlar az olur diye göz yumarak dinlediğimizde iyi şarkılarda yok değil.

"Lady Of The Sea" garip bir şekilde İrlanda yaylalarında, mutlu bir aşk yaşıyormuşum, kırlarda koşup sevgilimle yoğurt yiyormuşum havasına soktu.

Childe The Hunter, 1643, Take No Rogues, The Riflemen of War hoşuma giden diğer şarkılar. Özellikle "The Riflemen of War " İrlanda işinden çok İskoç işine benziyor. Farkı ne derseniz ben de bilmiyorum ama tulum (yoksa gayda mıydı, cahilliğim olarak kalsın bu burada) sesinin daha bol, keman sesinin az oluşundan (belki de hiç yoktur) öyle gelmiş olabilir. Daha tok sesle geliyor bu tulum. "Take No Rogues" ise albümün folktan en uzak şarkısı ama yine de güzel bir melodisi var.

Albümün geri kalan 9 şarkısı zevkime hiç bir şekilde hitap etmiyor. Shift+del eşliğinde direk kayboldular.
Ama şu beş şarkının hatırına on üzerinden 5 veriyorum.

Kim Sever: Aklına hep yeşil gelenler. Her daim İrlanda diyenler.
Kim sevmez İrlanda tamam da, biraz da tempoda değişiklik olsun. İnişler çıkışlar görelim veya bir baba edasıyla İrlanda adama ekmek vermiyor tongue.gif diyenler.

Bu arada "Poor Man's Heaven" albümü de elime geçti. "Freedom Fields" albümünün daha güzel olduğunu söyleyebilirim kendi zevklerim dahilinde...

Bu ileti Clint Eastwood tarafından Jul 26 2008, 03:18 PM yeniden düzenlenmiştir.


--------------------
KLASİK FUTBOL

Öyküsü olmayan adam, Bufalo çayırındaki rüzgara benzer...

Moon Station Z

Sinema, edebiyat ve müzik üstüne bir blog.
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
Funkster
mesaj Jul 28 2008, 12:40 AM
İleti #15


Etkin Üye
Group Icon

Grup: Veteran
İleti: 2,071
Katılım: 31-May 07
Üye No.: 6



forum resmi

Goldfrapp - Seventh Tree

Allison Goldfrapp olması muhtemelden hep daha fazla gizemli gelmiştir bana. 2000 tarihli ilk albümü Felt Mountain, onun türüne tam manasıyla açık olmadığım bir döneme denk gelmişti, anlayamamıştım kendisini. Ardından Black Cherry ve Supernature ile anladım ki, bu kendi ve sesi olağanüstü güzel kadını takip etmeyi bırakmak çok ayıp bir şeymiş. İlk albüm Felt Mountain, Tricky ve Orbital ile takılan bir hatuna göre oldukça gotik, hatta biraz da ürkütücü bir atmosfere sahipti diye anımsıyorum. Ama sonraki albümlerinde trip hop hamuruna yavaştan daha alternatif pop ve vokal ağırlıklı electronica’yı katık etmiş olmasıyla adeta kendini buldu diye düşünüyorum. Marifet değil ama birkaç enfes klibi ile MTV’nin bile ilgisini cezp etmeyi başardı. Son albüm Seventh Tree yine karanlık, yine soğuk ve yine seksi! Bir lunaparkta herkes çekip gittikten sonra kaydedilmiş bir albüm adeta. Meleksi vokali ve orkestrasyonu ile dikkat çeken, içinde tuhaf bir mutluluk barındıran Clowns ile açılış yapıyor. Ardından gelen Little Bird, ilk yarısı yine benzer şekilde ilerliyor, ama sonraki yarısında birden Massive Attack’leşiyor. Eat Yourself, A&E, Road To Somewhere, gibileri yanında albümün tek tempolu parçası Caravan Girl ve içinde 70’ler soulundan tınılar da bulunan Cologne Cerrone Houdini parçaları dikkate değer. Ama dinledikçe diğerlerini de kazanacakmışsınız gibi bir duygu hep kenarda bekliyor.

Kim sever: Karanlığını aydınlığı ile harmanlayan kadın vokalleri her daim sevmiş olanlar. Maskülen trip hop parçalarında hep vokal olarak kalmış kadınların da kendilerinden emin şekilde kendi ayakları üzerinde durabileceklerini düşünenler.

Kim sevmez: Zar zor geldiği üçüncü şarkıdan sonra albümü bırakanlar ve “bu güzel sesi böyle bayık şarkılarla harcamış” diye düşünenler.

Özlü söz: “Bazıları hiç uğruna öldürür, bazıları giyinmeye üşenir, bazıları kaç yaşımda olduğumu sorar." (Some People)

“Senin tipin değilim, senin hatunun değilim. Arabanda olabilirim ama hayatında değilim." (Cologne Cerrone Houdini)

Bu ileti Funkster tarafından Jul 28 2008, 12:44 AM yeniden düzenlenmiştir.


--------------------
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post

5 Sayfa V  1 2 3 > » 
Reply to this topicStart new topic
1 kullanıcı bu başlığı okuyor (1 Misafir ve 0 Gizli Kullanıcı)
0 Üye:

 



- Basit Görünüm Şuan: 20th March 2019 - 02:09 PM