IPB

Hoşgeldin Misafir ( Giriş | Kayıt Ol )


Yedinci Gemi Çevirmenlerinden Son Filmler
Manchester by the Sea Posteri Split Posteri Rogue One Posteri Lion Posteri Fantastic Beasts and Where to Find Them Posteri John Wick: Chapter 2 Posteri Assassin's Creed Posteri

4 Sayfa V < 1 2 3 4 >  
Reply to this topicStart new topic
> Filmlerden Sahneler
someareborntotheendlessnight
mesaj Aug 24 2008, 05:48 PM
İleti #31


Üye
**

Grup: Üyeler
İleti: 94
Katılım: 18-June 07
Üye No.: 96



muhteşem...
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
Serkeş
mesaj Aug 25 2008, 01:50 AM
İleti #32


Bi garip adem...
***

Grup: Üyeler
İleti: 410
Katılım: 7-July 08
Nereden: Gayya Kuyusundan ...
Üye No.: 4,138



Julien,

diyaloglar çok güzel .. Sayenizde en sevdiğim Yılmaz Güney filmini tekrar anımsadım smile.gif


--------------------
Her zaman sarhoş olmalı! Her şey bunda: Tek sorun bu! Omuzlarınızı ezen, sizi toprağa doğru çeken zamanın korkunç ağırlığını duymamak için, durmamacasına sarhoş olmalısınız. Ama neyle? Şarapla, şiirle, ya da erdemle, nasıl isterseniz. Ama sarhoş olun. Baudelaire
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
mezdap
mesaj Aug 25 2008, 08:29 PM
İleti #33


My eyes seek reality...
Group Icon

Grup: Müdavim
İleti: 748
Katılım: 21-August 08
Nereden: ist-rize
Üye No.: 4,428



1994 - Esaretin Bedeli (Shawshank Redemption)

Red, hapishaneye yeni gelen Andy'ye
- Korku insanı hapsedebilir, umut, serbest bırakabilir.


--------------------
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
cb_spike
mesaj Sep 12 2008, 03:46 PM
İleti #34


Etkin Üye
Group Icon

Grup: Müdavim
İleti: 1,074
Katılım: 12-January 08
Üye No.: 1,218



forum resmi

forum resmi

Tıkla üstüne, kendin kaşınmış ol. Bir daha tıkla, kaşıntına son ver...
QUOTE
Jesus: Sikilmeye hazır mısınız, dostum? Yarı finale kadar çıktığınızı duydum... Dios Mío Dostum! Liam ve ben sizi fena halde sikeceğiz!
The Dude: Ya? Eee, bilirsin, bu ah, sadece... Sadece senin düşüncen dostum.
Jesus: Bir şeyi söylememe izin ver pendejo. Bize bir bokluk yapmaya kalkarsan, o aleti sahada ortaya çıkarırsan, onu elinde alır koca götüne sokar ve o siktiğimin tetiğini sarjör boşalana kadar çekerim!
The Dude: İsa Aşkına...
Jesus: Üstüne bastın dostum. Kimse isa'ya bokluk yapamaz...
Walter: Sekiz yaşındakiler, Ahbap.
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
BuRnOut
mesaj Sep 12 2008, 09:58 PM
İleti #35


Edilgen Bir Uyumsuz
Group Icon

Grup: Veteran
İleti: 1,851
Katılım: 31-May 07
Nereden: Düşler Ülkesi.
Üye No.: 8



IMDB
Pura formalità, Una (1994)

Directed by: Giuseppe Tornatore
Genre: Crime | Thriller
User Rating: 7.8 / 10 (2,161 votes)
Runtime: 108 min
Awards: 1 win
Cast: Gérard Depardieu, Roman Polanski, Sergio Rubini, Nicola Di Pinto


Komiser, hayranı olduğu yazar Onoff'u bir cinayet yüzünden sorguya çekmektedir. Onoff'un davranış şekilleri komiserin hiç hoşuna gitmez. Onoff her şeyi inkar etmektedir ve ardından unutulmaz bir replik gelir.

forum resmi


Onoff : İdollerimizle hiçbir zaman karşı karşıya gelmemeliyiz. Yakından bakınca suratımızda görünen sivilceler gibiler. Rüyalarımızı süsleyen harika fikirlerin ishal nedeniyle helada otururken akıllarına geldiğini öğrenebiliriz.


Aslında film, genel olarak pek çok sinemasal klişeye karşı gelir. Bunu anlatımın dışında, buna benzer sekanslar içinde diyaloglarda da görmek mümkün. Kalıplaşmış yargıları, yakın/uzak kavramını, suçlu/suçsuz ikilemini ve komiser/zanlı rollerini ters yüz eder.


Not : Bu muhteşem filmin çevirisi için Clint'e çok teşekkürler. flowers.gif


--------------------
forum resmi

Zaman, hediye vermez insana
ve doğru diye bir şey yoktur onun kıyısında



User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
BuRnOut
mesaj Sep 29 2008, 11:29 PM
İleti #36


Edilgen Bir Uyumsuz
Group Icon

Grup: Veteran
İleti: 1,851
Katılım: 31-May 07
Nereden: Düşler Ülkesi.
Üye No.: 8



forum resmi


IMDB
Petit soldat, Le (1963)

Directed by: Jean-Luc Godard
Genre: War | Drama
User Rating: 7.2 / 10
Runtime: 88 min
Cast: Michel Subor, Anna Karina, Henri-Jacques Huet, Paul Beauvais


Godard'dan klasik müzik üzerine bir güzelleme...

Bruno : Plağın var mı?
Veronica : Evet, ne istersin? Bach?
Bruno : Hayır, çok geç. Bach sabah 8 içindir. 8'de Brandenburg da süper olur.
Veronica : Mozart? Ya da Beethoven?
Bruno : Henüz çok erken. Mozart akşam 8 içindir. Beethoven'ın müziği çok derindir. Bu yüzden Beethoven gece içindir. İhtiyacımız olan Haydn. Güzel ve eski bir Haydn...



--------------------
forum resmi

Zaman, hediye vermez insana
ve doğru diye bir şey yoktur onun kıyısında



User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
BuRnOut
mesaj Oct 9 2008, 11:01 PM
İleti #37


Edilgen Bir Uyumsuz
Group Icon

Grup: Veteran
İleti: 1,851
Katılım: 31-May 07
Nereden: Düşler Ülkesi.
Üye No.: 8



IMDB
Büyük adam küçük ask (2001)

Directed by: Handan Ipekçi
Genre: Drama
Tagline: A little Kurdish girl humanizes a big Turkish judge!
User Rating: 7.7 / 10
Runtime: 120 min
Awards: 9 wins
Cast: Sükran Güngör, Dilan Erçetin, Füsun Demirel, Yildiz Kenter


Diyaloglarını, daha doğrusu (Rıfat Bey'in) monologlarını, aktaracağım sahneye geçmeden önce, filmin yasaklanmasıyla ilgili geçen süreçteki yorumlardan bir potpuri yaparak giriş yapmak sanırım daha uygun olacaktır.

"T.C. Kültür Bakanlığı, kısmen desteklediği ve yabancı film dalında Türkiye'nin Oscar umudu olan filmi yasakladı." (The Guardian)

"...sinema afişte gösterildiği gibi sadece popcorn değildir, aynı zamanda duyguların ifadesi ve özgürlük hakkında önemli şeyler söylemektedir." (Nanni Moretti - 2002 İstanbul Film Festivali kapanış konuşmasından)

"Sevgiyi mi yasaklıyorlar?" (Şükran Güngör) "Hepimiz birer Hejar'ız!" (Yıldız Kenter)


forum resmi


Polisin, örgüt militanlarına (filmde bahsedildiği üzere) düzenlediği baskından sonra, ortada küçük bir kız çocuğu kalmıştır. Kimi kimsesi olmayan Hejar'ı kapısında bulan emekli yargıç Rıfat Bey, kızı yanına alarak ona bakmaya başlar. Bir gece yemek masasında otururlarken, Rıfat Bey haberlerde gördüğü ölüm haberlerinden sonra; bu enfes sözcükleri sıralar...

Rıfat Bey : Ölümün ucundan döndün çocuk. Ölüme yakın olan benim, sen değil... Anam ebelik yapıp okuttu beni. Akıllı kadındı... Çok çalıştı, genç öldü. Şimdikiler özel okullarda okuyor. İngilizce... Bir millet diline sahip çıkmalı!

..........

Rıfat Bey : İnsanlar bozuldu.
Hejar : Ağlama!
Rıfat Bey : İnsanları bozduk... Biz bozduk. Dengeyi bozduk, doğayı bozduk, her şeyi bozduk...
Hejar : Ağlama!




--------------------
forum resmi

Zaman, hediye vermez insana
ve doğru diye bir şey yoktur onun kıyısında



User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
BuRnOut
mesaj Oct 23 2008, 07:43 PM
İleti #38


Edilgen Bir Uyumsuz
Group Icon

Grup: Veteran
İleti: 1,851
Katılım: 31-May 07
Nereden: Düşler Ülkesi.
Üye No.: 8



IMDB
O... Çocuklari (2008)

Directed by: Murat Saraçoglu
Genre: Comedy | Drama
User Rating: 6.1 / 10 (397 votes)
Cast: Demet Akbag, Özgü Namal, Sarp Apak, Altan Erkekli


Yarı İtalyan yarı Türk olan Dona, bir kız çocuğuna İtalyanca öğretmek için Türkiye'ye gelir ve burada uzun yıllar uzak kaldığı ve tanımadığı ülkesinin gerçekleriyle yüzleşir. Türkiye'nin kara yüzünün mağdurlarından biri olan Hatice ile Dona'nın arasında, bir gece şöyle bir diyalog geçer. Bu konuşmanın arkasında da binlerce Hatice'nin varlığı, izleyicilerin içine oturuverir. Bir ülkenin, bir dönemin, bir geleneğin binlerce sessiz ve çaresiz mağduru...


forum resmi


Hatice : Asıl ismim Bağdagül, Hatçe'yi ben koydum. İstanbul'a kaçınca, izimi bulmasınlar diye. Hoş... Orospu olacağımı bileydim, daha fiyakalı bir isim bulurdum da... İşte...

Dona : Kızın babasından mı kaçtın? Almanya'daymış, kızın anlattı.

Hatice : Anlatır o... Babası kim bilmem. Arada bir çikolata verip avutuyoruz işte, baban yolladı diye. Kızlığımda, bir şoför gelirdi mahallemize. Çeşmede bakışırdık. Öyle bir bakardı ki; ciğerime kızgın yağ dökülür sanırdım. Böyle, içime içime anladın?

Dona : Kocan mı?

Hatice : Yok. Beni başkasına verdiler.

Dona : Demedin mi, başkasını seviyorum diye?

Hatice : Öyle denmez ataya. Bu, kaçalım dedi.

Dona : Ee, kaçsaydın.

Hatice : Korktum. On dördündeydim daha.

Dona : On dördünde mi? Vahşet bu!

Hatice : Vahşet değil, adettir. Sandım ki, bir tek Ahmet'e gelin gittim. 2 ay sonra abisi ırzıma geçti. Böyle şey nasıl denir kocaya? Ağlıyorum. Kaynatam gördü, dedi ne oldu? Dedim, böyleyken böyledir.

Dona : Ee, o seni kurtardı mı?

Hatice : Sırtımı sıvazladı. Dedi ki: Kocanın adı Ahmet'tir, abisininki de Mehmet'tir.

Dona : Babaları da mı?

Hatice : (İfadesiz bir şekilde Hatice kafasını sallayarak, Dona'nın sorusunu onaylar.) Oğlanın babası kim, onu bile bilmem.

Dona : Hangi oğlan?

Hatice : Benim oğlan, bebeyken bırakıp gittiğim... Daha bir kere ana bile demedi.

Dona : Nasıl kaçtın ki İstanbul'a?

Hatice : Gittim babama. Böyle şey nasıl denir babaya? Dedim, bana dayak atıyorlar. Dedi ki: Kocandır. Geri yolladı beni. Bindim minibüse, eve gidecem. Nereye gideyim? Şöyle kafamı çevirdim, bir baktım ki... Benim şoför. Hani şu; ciğerime ciğerime işleyen var ya... Dedi ki, gel kaçalım. Oğlanı alırız sonra. Dedim, olmaz, gelemem. Ama öyle bir baktı ki... Böyle, kirpikleri uzun uzun... Sanırsın kirpikleri kaşlarını tarıyor. O yele kapıldık geldik İstanbul'a.

Dona : Sevgilin ne oldu?

Hatice : Bir sabah kalktım, baktım ki... Yok. Gitmiş.

Dona : Oğlun nerde şimdi?

Hatice : Bu sokaktadır.

Dona : Ee, niye hiç buraya gelmiyor?

Hatice : Benim, ben olduğunu bilmiyor ki. Beni, bakkala filan sormuş. Ben de öyle öğrendim işte.

Dona : Gidip tanıtsana kendini.

Hatice : Soyalım küçük, sıra ona geçmesin. Oğlum beni vurmaya gelmiş. On sekizinden önce vurdurturlar ki; cezası artmasın.

Dona : Nasıl yani?

Hatice : Ee namuslarını temizleyecekler. Bir orospu eksik olsun da... (Çocuklarımdan) Biri katil, biri yetim kalacak. İkisi de canımın yongası. Hangi birine kıyayım, he?

Dona : Onun için mi çıkmıyorsun evden? Camda duruyorsun hep... Katilini mi seyrediyorsun?

Hatice : ... Oğlumu seyrediyorum.

Bu ileti BuRnOut tarafından Oct 23 2008, 08:56 PM yeniden düzenlenmiştir.


--------------------
forum resmi

Zaman, hediye vermez insana
ve doğru diye bir şey yoktur onun kıyısında



User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
sson
mesaj Nov 4 2008, 01:57 PM
İleti #39


I came back and the dead came with me
Group Icon

Grup: Yönetici
İleti: 1,743
Katılım: 31-May 07
Üye No.: 15



IMDB
K-PAX (2001)

Directed by: Iain Softley
Genre: Drama | Sci-Fi | Fantasy | Mystery
Tagline: Is he crazy?...or is he light years ahead of us?
User Rating: 7.2 / 10 (38,554 votes)
Runtime: 120 min
Awards: 2 nominations
Cast: Kevin Spacey, Jeff Bridges, Mary McCormack, Alfre Woodard


QUOTE

Prot: Sana bir şey söylemek istiyorum, Mark. Henüz bilmediğin bir şey. Ama biz K-Pax'liler bunu keşfedecek kadar uzun süredir varız.

Evren genişleyecek. Ve sonra tekrar içine çökecek. Sonra tekrar genişleyecek... Bu işlemi sonsuza dek tekrarlayacak. Ama bilmediğin bir şey var ki, o da evren tekrar genişlediğinde her şeyin yine şimdiki gibi olacağı. Bu hayatında ne hata yaptıysan bir sonraki geçişinde tekrar yaşayacaksın. Yaptığın her hatayı tekrar yaşayacaksın. Tekrar ve tekrar. Sonsuza dek.

Sana tavsiyem, bu sefer doğru olanı yapman. Çünkü bu an, sahip olduğun tek şey.


forum resmi


--------------------
Too bad we'll never know, if this is a face you could learn to love.
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
Funkster
mesaj Dec 11 2008, 11:58 PM
İleti #40


Etkin Üye
Group Icon

Grup: Veteran
İleti: 2,071
Katılım: 31-May 07
Üye No.: 6



forum resmi

IMDB
JCVD (2008)

Directed by: Mabrouk El Mechri
Genre: Comedy | Crime | Drama
Tagline: Be Aware
User Rating: 7.9 / 10 (2,070 votes)
Runtime: 96 min
Cast: Jean-Claude Van Damme, François Damiens, Zinedine Soualem, Karim Belkhadra

Jean-Claude Van Damme, kendisini rehin alan soygunculardan, aynı zamanda kendisinin sıkı hayranlarından biri olan Arthur ile konuşmaktadır:

QUOTE
JCVD: Hard Target (Zor Hedef) filminde kuru sıkyla bana ateş ettiler. Kendime gelebilmem için tuz kullanmışlar.

Arthur: "Zor Hedef"! John Woo! Pislik herif!

JCVD: Böyle söyleme.

Arthur: (Rehinelere dönerek) Hadi ama, Jean-Claude onu ABD'ye götüren kişidir. O olmasaydı hala Hong Kong’da güvercinlerle film çekiyor olurdu. Sonra ne oldu? Seni sırtından vurdu.

JCVD: Hiç olmazsa Face/Off’u çekti.

Arthur: Eeee? Seni seçebilirdi. Diğer taraftan Windtalkers’a bakarsan adalet yerini buldu. Yeni projelerin var mı?

JCVD: Şu an için yok.

Arthur: İnternette bir şey gördüm, adı neydi? Purple...?

JCVD: "Purple Amulet".

Arthur: Ne oldu?

JCVD: Steven Segal oynayacakmış.

Arthur: Ne? Steven Seagal mı? Sen on kat daha iyisin.

JCVD: Bu rol için kuyruk saçını kesti.

Arthur: Neyini?

JCVD: Saçını. At kuyruğunu. İlk defa.

Arthur: Anladım. Zor olmalı.


--------------------
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
cb_spike
mesaj Jan 1 2009, 09:45 PM
İleti #41


Etkin Üye
Group Icon

Grup: Müdavim
İleti: 1,074
Katılım: 12-January 08
Üye No.: 1,218



forum resmi

IMDB
Jacob's Ladder (1990/I)

Directed by: Adrian Lyne
Genre: Drama | Fantasy | Horror | Mystery | Thriller
Tagline: The most frightening thing about Jacob Singer's nightmare is that he isn't dreaming.
User Rating: 7.5 / 10 (22,155 votes)
Runtime: 115 min
Awards: 2 wins
Cast: Tim Robbins, Elizabeth Peña, Danny Aiello, Matt Craven

QUOTE
Louis: Eğer ölmekten korkuyorsan ve hayata sarılıyorsan, hayatını almaya çalışan şeytanları görürsün. Ama kendinle barışırsan, o zaman şeytanlar gerçek bir melek olup seni bu dünyadan kurtarırlar...
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
oscar1895
mesaj Feb 11 2009, 03:37 AM
İleti #42


Etkin Üye
***

Grup: Üyeler
İleti: 369
Katılım: 6-January 08
Nereden: Capucines Bulvarı
Üye No.: 1,096



Ateşiniz Var Mı?

forum resmi
À bout de souffle (1960)
forum resmi
Une femme est une femme (1961)

Jean Luc Godard'ın arka arkaya (kısa metrajları saymazsak) çektiği bu birbirinden güzel filmlerin ilki Serseri Aşıklar'da Michel kısacık saçlarıyla, elinde New York Herald Tribune'le kendisini (ve bizi) baştan çıkaran Patricia'yla Paris sokaklarını arşınlarken, karşıdan geçen bir adam Michel'den sigarasını yakmak için ateş ister. Michel ise gerek adamın gerekse bizim hiç beklemediğimiz bir tepkiyle karşılık verir. Cebinden çıkardığı bozuk parayı adama uzatarak: ''Al şu parayı ve kendine bir kutu kibrit al.''der. fool.gif (Doğrusu bunu hep yapmak istemişimdir.) oleyo.gif Bir sonraki film Kadın Kadındır'da ise kocası ve kocasının arkadaşı arasında gidip gelen mahvedici melek 'Angela' var. Onu sevdiğini ispatlamak için duvara kafa bile atan Alfred'e kendisini beklemesini, eğer beş dakika içerisinde tente hala aşağıda ise tekrar geleceğini, ancak değilse gelmeyeceğini söyler. Alfred bu bitmek bilmeyen beş dakikalık zaman dilimi içerisinde bir sigara yakar. Ancak gelip gidene ateş vermekten, sigarasını bir türlü içemez ve bize Serseri Aşıklar'da Michel'in ne kadar doğru bir karar verdiğini hatırlatır. fool.gif Üstelik her iki karaktere de Jean Paul Belmondo'nun hayat vermesi pek manidardır.


--------------------
forum resmi
Tepemde CeLLat Zaman, ELim KoLum BağLı,
Koparsa Kopsun başım, Zaten Yerde AkLım!
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
NeOsiris
mesaj Feb 11 2009, 12:11 PM
İleti #43


Üye
**

Grup: Üyeler
İleti: 37
Katılım: 28-March 08
Üye No.: 2,823



Kill Bill: Vol. 2

forum resmi

Bill: - Bildiğin gibi, çizgi romanları çok severim. Özellikle de süper kahramanlar hakkında olanları. Süper kahramanları sarmalayan mitolojinin büyüleyici olduğunu düşünüyorum. En sevdiğim süper kahramanı ele alalım: Superman. Harika bir çizgi roman değil. Çok iyi çizildiğide söylenemez. Ama mitolojisi harika olmakla kalmıyor, aynı zamanda benzersiz de.

Beatrix Kiddo: - Bu b*k etkisini ne kadar zamanda gösteriyor.

Bill: - İki dakika kadar. Lafımı bitirmeme yetecek kadar. Süper kahraman mitolojisinin yapı taşlarından biri, bir tarafta süper kahramanın, diğer tarafta günlük hayattaki kişiliğinin olmasıdır. Batman aslında Bruce Wayne, Spiderman de Peter Parker'dır. O karakter sabah uyandığında Peter Parker'dır. Örümcek adam olabilmesi için bir kostüm giymesi gerekir. Ve bu noktada Superman'in benzeri yoktur. Superman, sonradan Superman haline gelmedi. Superman olarak doğdu. Superman sabah kalktığında Superman'dir. Diğer karakteri Clark Kent, büyük kırmızı S'li kıyafeti.. Kent'ler onu bulduklarında bu kıyafet, sarılı olduğu battaniyedir. Bunlar onun kıyafetleri. Clark Kent'in giydikleri; gözlüğü, takım elbisesi esas kostüm bu. Bu Superman'in aramıza karışmak için giydiği kostüm. Clark Kent bizim, Superman'in gözündeki yansımamız. Peki, Clark Kent'in karakter özellikleri nelerdir? Güçsüzdür, kendine güveni yoktur. Korkağın tekidir. Clark Kent, Superman'in tüm insan ırkı hakkındaki eleştirisidir. Biraz Beatrix Kiddo ve Bayan Tommy Plympton gibi.

Beatrix Kiddo: - Şimdi anlaşıldı, konu belli oldu.

Bill: - Arleen Plympton kostümünü giyecektin ama sen Betarix Kiddo olarak doğdun. Ve her sabah kalktığında Beatrix Kiddo olarak uyanacaktın. Artık iğneyi çıkarabilirsin.

Beatrix Kiddo: - Bana süper kahraman mı diyorsun?

Bill: - Sana katil diyorum. Katil doğdun, hep katildin ve hep katil olucaksın. El Paso'ya taşınmak, plak dükkanında çalışmak, Tommy ile sinemaya gitmek, kupon kesmek.. Bunlar gizlenmek için işçi arı kılığına girmek. Kovana karışma çabaları.. Ama sen ne yazıkki işçi arı değilsin, sen asi bir katil arısın. Ve ne kadar bira içersen iç, ne kadar barbekü yersen ye, ya da popon ne kadar büyürse büyüsün; dünyadaki hiçbir şey bunu değiştiremez, sen değişemezsin. Şimdi, ilk soru: El Paso'daki hayatının yürüyeceğine gerçekten inanıyormuydun?

Beatrix Kiddo: - Hayır...


--------------------
Yapayalnız, korkunç iğrençlikleri içinde yapayalnız insanlar sokaklarda koşuşacak; gözleri bir yere dikili, dertlerinden hem kaçıp hem onu içlerinde taşıyarak, ağızları açık, kanatlarını çırpan dil-böcekleriyle önümden yorgun argın geçecekler. O zaman katıla katıla güleceğim; gövdem, düğün çiçekleri ve kasımpatıları gibi açılan ne idüğü belirsiz pis kabuklarla kaplı olsa bile güleceğim. Sırtımı bir duvara dayayıp önümden geçtikleri sırada, 'Biliminiz nerede? Hümanizminiz ne oldu? Düşünen kamış onurunuzdan ne haber?' diye haykıracağım. Jean-Paul Sartre
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
mehmet erhan
mesaj Feb 20 2009, 08:36 PM
İleti #44


Mea Culpa!
***

Grup: Üyeler
İleti: 130
Katılım: 20-May 08
Nereden: Afyonkarahisar
Üye No.: 3,802



Her seyredişimde sanki ilk defa izliyormuş gibi hissettiğim filmim; Léon...
(Filmi izlemediyseniz okumayın, neredeyse filmin göbeği gibi birşey bu yazılar...!)

forum resmi

Mathilda (Babasından dayak yedikten ve evinde harp çıktıktan sonra):
Tıkla üstüne, kendin kaşınmış ol. Bir daha tıkla, kaşıntına son ver...
Hayat hep mi böyle zor yoksa sadece çocukken mi?




forum resmi

Léon:
Tıkla üstüne, kendin kaşınmış ol. Bir daha tıkla, kaşıntına son ver...
Bu hep böyle!


--------------------
Fortes fortuna juvat ou Audaces fortuna juvat=Şans ancak cesurlara yardım eder
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
BuRnOut
mesaj Feb 25 2009, 08:08 PM
İleti #45


Edilgen Bir Uyumsuz
Group Icon

Grup: Veteran
İleti: 1,851
Katılım: 31-May 07
Nereden: Düşler Ülkesi.
Üye No.: 8



IMDB
Dar alanda kisa paslasmalar (2000)

Dar alanda kisa paslasmalar (2000) PosteriYönetmen: Serdar Akar
Tür: Array
Slogan: Life is like football
IMDB Notu: 7.6 / 10 (465 oy)
Süre: 120 min
Ödüller: 4 wins
Oyuncular: Akasya, Fatih Akyol, Müjde Ar, Sezai Aydin


forum resmi


Suat, Nurten’e aşıktır. Ona sürekli mektup yazar. Ama Nurten onun mektuplarını hiçbir zaman alamaz. Sonrada Suat’ın takım arkadaşı Serkan’la evlenir. Onu teskin etmek de antrenör Hacı’ya kalır.


Suat : Niye böyle oldu be abi? Ben çok sevmiştim be abi. O kadar mektup gönderdim. İnsan bir cevap yazar. Benim günahım ne be abi?

Hacı : Bak koçum, belli olmuyor ama, benim bir tek kulağımın arkası kaldı… Artık acı çekmekten ve acı çektirmekten zevk almamayı öğrendim. Sevgililer… Bizim olanlar ya da olmayanlar, hepsi iz bırakır. Bu izler, şimdi seninki gibi çok derinini çiziyor. Hepsi kalır. Ama inan, yeni izler de olacak. Yaşlıları düşün… Sanki her şeyi bilirlermiş gibidirler. Ama öyle değil. Ne kadar acı çekersen çek, şunu hiç unutma: Çizilecek bir yer hep vardır ve çizecek bir yer… Ressam olur insanlar başkalarının kalbini kazıya kazıya ya da resim olurlar, senin gibi kazına kazına…

Suat : Beni çok derin kazıdılar abi. Ama altından sarı-yeşil* çıktı. Sen demiştin ya abi… Hani sonbaharda dağlarda çamların arasından görünen yaprakları sararan çınar ağaçlarına bakıp… İşte, bizim takım demiştin. İşte… Bizim takım o abi.

Hacı : Bizim takım… Hep yeşil kalan çamlar ve hep sararan çınarlar… Hayatta “torba”** yeşil kalmak da var, sararmak da… Dağın rengi budur, dağın rengi… Neyse, Serkan senin takım arkadaşın, Nurten de artık ya yengen ya da bacın… O artık yok, belki de hiç yoktu... Haydi, sil gözlerini. Bu kadar diyet yeter.

Suat : Evet abi, artık o yenge ben de kaleci… Kaleci “torba” Suat…


* Takımın renkleri sarı-yeşildir.
** Suat’ın lakabı, “torba” Suat'tır.

Hayat, futbola fena halde benzer işte. Teşekkürler Yeni Sinemacılar!


--------------------
forum resmi

Zaman, hediye vermez insana
ve doğru diye bir şey yoktur onun kıyısında



User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post

4 Sayfa V < 1 2 3 4 >
Reply to this topicStart new topic
1 kullanıcı bu başlığı okuyor (1 Misafir ve 0 Gizli Kullanıcı)
0 Üye:

 



- Basit Görünüm Şuan: 14th November 2019 - 03:30 AM