Konunun Yazdırılabilir Versiyonu

Konuyu orjinal formatında görmek için buraya tıklayın

Yedinci Gemi Forum _ Havadan Sudan _ Gündemdekiler

Gönderen: gündüzdoğanay May 16 2014, 10:10 PM

İnsan hayatının ucuz olduğu yerden tuhaf düşünceler.

Son soma katliamı da (facia değil) gösterdi ki ülkemizde insan hayatı kadar ucuz bir şey yok. Yapanın yanına kar kalan bir yönetim anlayışıyla tabiri caizse orman kanunlarının geçerli olduğu bir ülkede yaşamaktayız. Bu ülkede o kadar çok olay geçti ki başımızdan artık bu durumu kanıksamış haldeyim. Hafızamı şöyle bir yokladığımda Uğur MUMCU, Prof. Dr. Ahmet Taner KIŞLALI, Sivas'ta yakılarak öldürülen 37 aydın-sanatçı, İstanbul Gazi mahallesinde ve Ümraniye'de öldürülen 17 can, gazeteci Metin GÖKTEPE, Dr. Necip HABLEMİTOĞLU, gazeteci Hrant DİNK, Samsun Toki konutlarında sele kapılıp ölen 9 can, Tuzla tersanelerinde ölen 160'dan fazla can, kameralar önünde kafasına kurşun sıkılarak öldürülen Ethem SARISÜLÜK, Eskişehir'de ara sokakta dövülerek öldürülen Ali İsmail KORKMAZ ve daha niceleri...

Daha niceleri diyerek buraya yazmadığım bir çok can, çoktan aklımızdan çıktı belkide. Bir ülkede ölümler olmaz mı? Mutlaka olur. Bizim ülkemizin istisnasıysa bu ölümlerin bir çoğunda heybetli devletimizin bizzat parmağı olması ya da dolaylı yoldan 8/8 kusurlu olması. İşte içimi acıtan da bu!

Son Soma katliamıyla resmi rakamlarla direk olay 292 can ebediyete intikal etti. Devletin rakamlarının ne kadar güvenilir olduğunu hepimiz biliyoruz! Şimdi bu durumla ilgili devlet büyüklerimizin! açıklamalarına bakacak olursak olay çok sıradan, mesleğin fıtratında, 1800'lerin İngilteresi'nde olan bir durum. O kadarcık! Eee 292 de aslında bir sayı. Biz de hem 3. dünya hem de ortadoğu ülkesi olduğumuzdan bu konuyu ülke olarak fazla uzatmayız...
Görünen bu!

Gönderen: Bob le Flambeur May 18 2014, 12:33 AM

Pek apolitik bir insan sayılmam ama özellikle 17 aralık sürecinden sonra günümün büyük çoğunluğu haber sitelerini takip ederek, tartışma programlarını izleyerek geçmeye başladı. Ses kayıtlarıydı, yolsuzluk fezlekeleriydi derken başka hiçbir şeye vakit ayıramaz oldum.

Çevremdeki insanlar da aynı şekilde. Seçim süreci sayesinde hayatımız siyaset haline geldi. Ama ortalığa dökülen onca kepazeliğe rağmen 30 mart gecesi ortaya çıkan tablo öyle midemi bulandırdı ki artık gündemi takip etmemeye karar verdim. 1.5 aydır haber bile dinlemiyorum, televizyonu açmıyorum, gazetelerden uzak duruyorum. Akıl sağlığımı korumak için!

Bu hafta ise gündemden uzak kalmak imkansızdı. Beş gündür kalbimiz Soma'da atıyor. Özet? Yüzlerce can kaybı! Sorumluluğu üstlenen herhangi biri? Yok! Hükümetin tepkisi? Başbakan ve müşavirinin acılı vatandaşlara tekme tokat girişmeleri, küfürler, hakaretler... Ne öfkemin boyutlarını, ne de bu ülkeye dair hissettiğim umutsuzluğu ifade edebilecek kelimeleri bulamıyorum artık.

Kendi küçük dünyana çekilerek bir şekilde hayatını sürdürmeye çalışmak, hiçbir şeyi umursamadan ya da bir şeylerin değişebileceğini ummak gibi boş hayallere kapılmadan yaşamak. Görünüşe göre elimizden gelen tek şey bu...

Gönderen: gündüzdoğanay May 19 2014, 08:30 PM

Dostum benzer düşüncelere sahibiz. Şimdi yeni bir trend çıkmış. İlk önce odtü'lülerin soma protestosunda duymuştum. Sorgulayan, eleştiren, adalet isteyen, hakkını arayan insanlara karşı provakatör, vatan haini gibi yakıştırmalar yapılmaya başlanmış. Hatta saygıdeğer! polisimiz bile protesto yapan insanları günün anlam ve önemine göre hareket etmeleri için anonslar yapmaya başladılar. Her şeyi bilen ve her şeyin başı olan zat gibi onlarda ileri demokratlıklarını farklı yollarla da göstermeye başladılar hiç gereği yokken. Biz zaten biliyoruz ülkenin halinden ne kadar ileri olduklarını!

Gönderen: Bob le Flambeur May 19 2014, 11:10 PM

Hani Lord of the Rings'de bir replik vardır: "Umut bu topraklardan gideli çok oldu."
Bizim de tam anlamıyla halimiz budur. Ve maalesef bizi karanlığın ordularından kurtaracak fantastik kahramanlarımız da yok.

Sinemayı gerçek hayata tercih etmemin bir nedeni de bu herhalde. Filmlerde hep iyiler, gerçek hayatta ise hep kötüler kazanıyor.

Gönderen: Bob le Flambeur May 23 2014, 08:44 PM

Bir hafta önce gündüzdoğanay'ın ilk iletisinin tepesine kondurduğu başlık:

QUOTE
İnsan hayatının ucuz olduğu yerden tuhaf düşünceler.


Ve bugün ülkenin başbakanının ağzından dökülen -en büyük beddualarla karşılık verilesi- cümleler:
QUOTE
Her ölüm hadisesine tören mi düzenleyeceğiz? Ölmüştür geçmiştir.


İki alıntı birbiriyle ancak bu kadar örtüşebilir! Öyle alıştık ki artık insan hayatının değersizliğine ve yitip giden canların ardından kurulan akıl almaz hoyratlıktaki cümlelere, yazdığımız yorumlar dünün de, bugünün de, yarının da gündemine cuk diye oturuyor maalesef.

Gönderen: gündüzdoğanay May 23 2014, 09:50 PM

Offff diyorum. Şu iki gündür canım acayip sıkkın. Bir yanda çocuğuyla çektirdiği fotoğraflarda mutluluğu her halinden belli olan bir babayı görüyorum bir an sonra Cem evinin avlusunda aynı babanın yerde kanlar içinde yatarken hali göz önüme geliyor. Bu iki sahne birbirinden bir türlü ayrılamıyor aklımda. Sanki biri çok kötü şaka ya da bir montaj yapmış gibi geliyor. Ve içimden keşke bunlar bir montaj kötü bir film sahneleri olsa diyorum ama nafile!!! ve sonra yönetici sıfatına bürünmüş insan müsveddeleri ekranlara geliyor. Keşke bu müsveddeler sadece o beyaz camın arkasında olsalardı, gerçekliğimizde bu tür karikatürlere yer olmasaydı diye iç geçiriyorum.
Twitterda Koray Çalışkan'nın mesajını okuyorum.

QUOTE

#Ugurkurt un vefat haberini katilinden duymak...

İşte bu içimi daha çok acıtıyor.
Kızgınım,
Lanetliyorum.

Gönderen: sezaigul Feb 6 2020, 05:23 PM

Özgür Tort Migros’un gelecek planlarından,mevcut durumundan bir hayli içten şekilde her konuya değinmiş. Kendisini çok yenilikçi ve geleceği planlayan biri olarak gördüm. Daha iyi yerlere getirecektir Migros markasını.

https://twitter.com/migros_turkiye/status/1225018767534628864?s=21

Powered by Invision Power Board (http://www.invisionboard.com)
© Invision Power Services (http://www.invisionpower.com)