IPB

Hoşgeldin Misafir ( Giriş | Kayıt Ol )


Yedinci Gemi Çevirmenlerinden Son Filmler
Manchester by the Sea Posteri Split Posteri Rogue One Posteri Lion Posteri Fantastic Beasts and Where to Find Them Posteri John Wick: Chapter 2 Posteri Assassin's Creed Posteri

5 Sayfa V « < 2 3 4 5 >  
Reply to this topicStart new topic
> Başucumuzdaki kitaplar...
bohemyan
mesaj Sep 21 2008, 06:37 PM
İleti #46


Yeni Üye
*

Grup: Üyeler
İleti: 2
Katılım: 21-September 08
Üye No.: 4,676



1-tutunamayanlar oğuz atay
2-çavdar tarlasında çocuklar salinger
3-dönüşüm kafka
4-uyuyan adam perec
5-görünmez kentler calvino
6-ses ve öfke faulkner
7-mühürlenmiş zaman tarkovski
8-bir düğün gecesi adalet ağaoğlu
9-büyük gözaltı fouccault
10-saatleri ayarlama enstitüsü tanpınar
11-anlatı ormanlarında altı gezinti u.eco
12-görme biçimleri j.berger
13-gölgesizler h.ali toptaş
14-niteliksiz adam r.musil
15-eski ustalar t.bernhard
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
sidar ve gaba
mesaj Jan 5 2009, 01:59 AM
İleti #47


Etkin Üye
***

Grup: Üyeler
İleti: 109
Katılım: 1-January 09
Üye No.: 5,559



QUOTE(loveandpoison @ Dec 12 2007, 01:41 AM) *

Ben bir soru ile yaklaşmak istiyorum olaya şimdilik: The Movie Goer (Sinema Müdavimi) okuyanımız var mı?



Okumuştum bunu, hatta o linkte yazandan referansla.
Akılda kalan,
''...bütün filmlere bir mahallenin ve bir mevsimin kokusu siner.''

İtiraf etmek gerekir ki, ne sinemayla veya müdavimiyle bütünleşmiş bir kitaptır, ne de alt yapısı sağlamdır. zorlar, zorlar ve biter kitap. İtiraf, çünkü, okurken sevdiğimi sanmıştım. Ama uzun zaman geçtikten sonra görüyorum ki, safi kasvet kasavet imiş uyandırdığı his.
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
*MoNsiTa*
mesaj Feb 2 2009, 08:21 PM
İleti #48


Üye
**

Grup: Üyeler
İleti: 13
Katılım: 29-January 09
Nereden: İstanbul
Üye No.: 5,681



Bu aralar Montaigne'in Denemeler'ini okuyorum gece yatmadan önce. Çok iyi geliyor valla, tam kafa dağtmalık, aynı zamanda da düşünmelik smile.gif


--------------------
*Don't Just Talk, Make It Happen*
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
BuRnOut
mesaj Feb 17 2009, 01:33 AM
İleti #49


Edilgen Bir Uyumsuz
Group Icon

Grup: Veteran
İleti: 1,851
Katılım: 31-May 07
Nereden: Düşler Ülkesi.
Üye No.: 8



forum resmi


Kaan Arslanoğlu - İntihar : Zamanımızın Bir Kahramanı

Bir haftadır Kaan Arslanoğlu'nun İntihar : Zamanımızın bir Kahramanı isimli kitabını okuyorum. İthaki Yayınları'ndan çıkan ve 250 sayfaya yakın olan kitap; özünde modern yaşamın içinde sıkışmış, varlıklı ve entelektüel bir adamın yaşamını sorgulamak için her şeyden ve herkesten uzakta bir yolculuk yapmasını anlatıyor. Günümüzdeki en büyük sorunlardan birine, yani insanın varoluş problemine değinen yazar, Erdem karakterinin hikayesini anlatırken; arka planda da Türkiye'nin 1960'lardan beri süregelen değişiminin öyküsünü bizlere özetliyor. Erdem'in sorgulamaları her zaman kişisel ölçülerde kalsa da, aslında kitabın alt metninde ciddi siyasi ve toplumsal saptamalarda var. Özellikle 12 Eylül öncesi dönemdeki öğrencilerin ruh halleriyle ilgili önemli anektotlar kitapta kendine yer buluyor.

Erdem, iyi ve varlıklı bir ailenin, iyi eğitim görmüş, zeki ve başarılı çocuğu. Hem bilgili hem yakışıklı hem de iyi bir gelir elde ettiği, sürekli yurtdışı gezilerine katıldığı saygın bir mesleği var. Maddi anlamda hiçbir sıkıntısı olmayan, doymuş biri. Fakat maddi yönden doyuma ulaşsa da, gün geçtikte kendisiyle iç hesaplaşmaları da artıyor. Kazandığı paralar, birlikte olduğu kadınlar, elde ettiği sosyal statü onu bir türlü memnun etmiyor. Bu yüzden de geçmişini yeniden hatırlamak, yaşamının ve kendisinin farkına varmak için bütün dünyadan izole olabileceği ve kendini bulabileceği bir yolculuğa çıkmaya karar veriyor. Ne varki, bu yolculukta da insanlar ve insanların ihtirasları onu yalnız bırakmıyor.

Açıkçası bir yazar olarak Kaan Arslanoğlu'nun kalemini çok iyi bulmadım. Yazarlık vasıfları dört dörtlük olan, mükemmel kelimeler seçen, harika cümleler kuran, Montaignevari vecizeler veren biri değil. Ama kişiselden yola çıkarak evrensel bir tema yakalama konusunda oldukça başarılı. Henry David Thoreau, Albert Camus ve J.P. Sartre gibi yazarların düşüncelerinden beslenen hikaye, anlatım olarak da etkileyici. Arslanoğlu'nun yazımı göz kamaştırmasa da, hikayesini kurgulayışı kitabın sürükleyiciliğini arttırıcı bir rol oynuyor. Kitabın düz (sinemasal deyimiyle çizgisel) bir anlatımı yok. Erdem'in gördüğü rüyalardan bir anda onun çocukluğuna; çocukluk arkadaşlarıyla arasındaki ilişkilere, karakterinin oluşmasında önemli rol oynayan olaylara geçiş yapılıyor. Erdem'in günümüzdeki halinden kimi zaman üniversitedeki yaşantısına atlamalar, sonrasında da yeniden ileriye doğru geçişler de mevcut. Kitabın bu sıçramalı kurgusu, hikayenin kişisel taraflarının daha geri planda kalarak, evrensel temalardan uzaklaşılmasını önlüyor. Bu anlamda sürükleyiciliği sağladığı gibi yararlı da.

Kitabı okurken, çoğunlukla bizler de hayatımızla ilgili sorular sorma ihtiyacı hissediyoruz. Erdem'in çocukluk aşkı ve onunla ilgili düşüncelerinden bizler de nasipleniyoruz. Bizler de çocukluk aşkımızı neden ilah(i)leştirdiğimizi sorguluyoruz. "Çocukluk aşkı" tabirinin yarattığı imgeye yıllar geçtikçe yüklediğimiz anlamları ve bu anlamlar altında ezdiğimiz insanları hatırlıyoruz. Yaşama telaşı arasında unuttuğumuz benliğimizle ilgili pek çok soru karşımıza çıkıyor. Varoluşun sıkıntısı yine bir yerden kendini gösteriyor. O adını bir türlü koyamadığımız, gündelik hayatın uyuşturucu telaşesinin altında gün geçtikçe etkisini daha da çok hissettiren varoluşun çığlıkları yine bir yerden insanı kavrıyor. En sonunda da Camus'ün yaşamın, yaşanmaya değip değmeyeceği sorusu zihnimizin orta yerine oturuyor işte...


Kimler Sever : Varoluşçu yazarları sevenler, Eternity and a Day, Into the Wild ve Antonioni filmlerini sevenler, gündelik hayatın getirdiği sorumluluklar yüzünden sürekli kendi kimliğini geri plana atmak zorunda kalanlar, tutunamayanlar, tutunmaya çalışmayanlar...


--------------------
forum resmi

Zaman, hediye vermez insana
ve doğru diye bir şey yoktur onun kıyısında



User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
Bruna Da Salegre
mesaj Feb 17 2009, 11:25 PM
İleti #50


Üye
**

Grup: Üyeler
İleti: 38
Katılım: 3-August 08
Üye No.: 4,313



Tom Robbins'ten iki müthiş kitap. Hayalle gerçek arasında savrulurken başınızı tatlı tatlı döndürecek cinsten flaugh.gif

forum resmi

forum resmi


--------------------
Dostunu erkekçe seven kişi,
Pervane gibi özler ateşi,
Sevip de yanmaktan kaçanların
Masal anlatmaktır bütün işi.
-Ömer Hayyam-
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
trineo
mesaj Feb 24 2009, 10:04 AM
İleti #51


Üye
**

Grup: Üyeler
İleti: 14
Katılım: 7-February 08
Üye No.: 1,599



Forum resmi

Herkese tavsiye etmeyeceğim ama kitapkurtlarının elinden bırakamayacağı bir kitap..

Türkçe baskısı Ayrıntı yayınlarından çıktı sanırım.. Bu da yayınevinin tanıtım yazısı..

QUOTE
"Ütopyalar imkansızdır. Ama yazabiliriz" diyen fantastik edebiyat ve bilimkurgu ustası Ursula Le Guin, içinde yaşadığımız çağla hesaplaşmak için geleceğe bakmayı sürdürüyor. Le Guin'in ütopyacı düşgücünün en yaratıcı örnekleri arasında sayılan Hep Yuvaya Dönmek, ilk satırlardan da anlaşılacağı üzere, geleneksel bir roman değil. Öykü, şiir, mit, halk masalı, drama, deneme ve belge gibi çok çeşitli biçimleri göz kamaştırıcı bir ustalıkla kaynaştıran bu kitap, uzak geleceğe ait kurgusal bir etnografya olarak tasarlanmış.
Hep Yuvaya Dönmek, henüz var olmayan bir coğrafyada, bundan yüzlerce, belki binlerce yıl sonra yaşadığı varsayılan Keş halkının dünyasını anlatıyor. Keşler, insanlığın kendini yıkıma sürüklemesinin ardından, Kuzey Kaliforniya'da Na Vadisi'nde yaşayan barışçı bir halktır. Le Guin, halkının etrafına inanılmaz bir ayrıntı zenginliğiyle ördüğü toplumsal ütopyayı bize karış karış tanıtırken, belki ABD'nin Amerikan yerlilerine olan borcunu ödüyor; çünkü bu hayali halkla Amerikan yerlileri arasındaki benzerlikleri gözden kaçırmak olanaksız. Vadi'nin dokuz kasabasından Sinşan'da doğmuş bir kız çocuğu olan Kuzey Baykuşu'nun yaşam öyküsü etrafına eklemlenen bu kapsamlı etnografya, modern kapitalist toplumun karşı tezi denebilecek bir toplumsal yaşam önermesini etkileyici bir ikna gücüyle ilmek ilmek dokuyor
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
Vigilante
mesaj Mar 6 2009, 12:36 AM
İleti #52


Etkin Üye
***

Grup: Üyeler
İleti: 157
Katılım: 16-June 07
Üye No.: 91



forum resmi


EKŞİ;

Tıkla üstüne, kendin kaşınmış ol. Bir daha tıkla, kaşıntına son ver...
aşkın ne olduğuna ve hayatın aşk çerçevesinde nasıl yaşanması gerektiğine dair soru yağmuruna tutan, etkileyen, çarpan bir garip kitap. yazarın benzetmeleri ve betimlemeleri son derece başarılı, kitabın genelinde de oldukça sürükleyici bir anlatım benimsendiğinden birkaç günde bitirilebilecek, ancak etkisi o kadar çabuk geçmeyecek bir yapıt.

romaniyla da filmiyle de sarsan, betty blue - 37°2 le matin.
ikisinde de insanin damarlarinda aynı tesiri, ayni yikimi birakan.
béatrice dalle ve jean hugues anglade'in performanslariyla ya da philippe djıan'in anlatimiyla.
en az bir kez izlemeden ya da okumadan olunmemesi gerekenlerden..


forum resmi



EKŞİ;

Tıkla üstüne, kendin kaşınmış ol. Bir daha tıkla, kaşıntına son ver...
bir solukta okunabilecek süper mario puzo romanı. kimin kimi ele verdiği, kimin kimin arkasında dolap çevirdiği kitabın son sayfasına kadar anlaşılamayan, mafya-devlet-din ilişkisini çok güzel vurgulayan mutlaka okunması gereken bir kitap...
mario puzo nun yazmış olduğu mükemmel bir kitap. sicilya daki klasik mafyayı konu alan bir kitap.
ancak burda farklı olan nokta haksızlıklara isyan eden bir gencin kendi örgütü kurması, kurduğu bu örgütün sicilya nın fakir halkına yardım etmesi, onları koruması ve bunun etrafında gelişen olayları anlatıyor.

aslında klasik bir robin hood hikayesinin modernleşmiş hali ancak direk böyle bir yaklaşımda biraz insafsızca olur.
olaylardaki kurgu mükemmel tasarlanmış ayrıca okuyanlar buradaki kahramana hayran kalacaklardır.

kitabı okuduktan sonra herkes bir salvatore turi gulliano olmak istiyecektir. şuana kadar okumuş olduğum en güzel kitap ve bana göre mario puzo nunda en iyi kitabıdır. yani baba dan bile daha iyi... bu kadar da iddialı konuşuyorum.





--------------------
forum resmi
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
hayyam
mesaj Mar 17 2009, 03:53 AM
İleti #53


Etkin Üye
***

Grup: Üyeler
İleti: 170
Katılım: 5-May 08
Üye No.: 3,393



forum resmi


İtiraf: Bu kitap, bir ara, uzun süre başucumda kaldı. Üç kere başladım ama her seferinde 3/4'lük kısma geldiğinde kafam karıştı ve baştan başladım. Çok mu ahmağım acaba, derken, -P. Coelho'nundu galiba- "Ulysses" kesinlikle bir şey anlatmıyor. Ondan hiçbir şey anlamadım" sözüyle rahatladım. Tozlu kolilerin içinde duruyor şimdi. Daha beter olsun.


--------------------
Gazeteci: Pasolini size ne dedi?

Godard: Bana salak dedi.
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
derided_by_vanity
mesaj Mar 17 2009, 07:05 PM
İleti #54


Etkin Üye
***

Grup: Üyeler
İleti: 364
Katılım: 23-October 08
Nereden: a clean, well lighted place
Üye No.: 4,953



Beter olsun oleyo2.gif
Tesadüf oldu, ben de üç kere denedim Ulysses'i bitirmeyi, fakat muvaffak olamadım (gerçi ben sonlarına gelemedim, sadece yarısına yaklaşabildim). Çevirisi mi okunaklı değil acaba diyip orijinaline göz atmayı bile denedim. Ama yok, kitap okunmuyor! YKY çevirmenine de acıyor insan bir yandan, nasıl harap olmuştur o adam, yazık...
Neyse ki Joyce'un ilk kitabı Dublinliler bu nevi bir elitist edebiyat örneği değil, hatta tekrar tekrar okunabilecek, çok keyifli bir eserdi.
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
Bruna Da Salegre
mesaj Mar 23 2009, 10:49 PM
İleti #55


Üye
**

Grup: Üyeler
İleti: 38
Katılım: 3-August 08
Üye No.: 4,313



forum resmi


John Fowles harikalar yaratmış..


--------------------
Dostunu erkekçe seven kişi,
Pervane gibi özler ateşi,
Sevip de yanmaktan kaçanların
Masal anlatmaktır bütün işi.
-Ömer Hayyam-
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
derided_by_vanity
mesaj Mar 24 2009, 01:30 AM
İleti #56


Etkin Üye
***

Grup: Üyeler
İleti: 364
Katılım: 23-October 08
Nereden: a clean, well lighted place
Üye No.: 4,953



forum resmi

Fowles Büyücü'de de harikalar yaratmış...
"Ancak Marguis de Sade, Arthur Edward Waite, Sir James Frazer, Gurjieff, Madam Blavatski, Carl Gustave Jung, Aleister Crowlley ve Franz Kafka'dan oluşan bir ekibin tasarlayabileceği, ihtişamlı bir gerilimle örülmüş bir muammanın romanı." diyor bir eleştiride.

Çok kötü ünlü bir sinema uyarlaması da vardır, senaryosu da Fowles tarafından yazılmış olan. Woody Allen şöyle demişti: "Eğer dünyaya bir daha gelseydim, The Magus'u izlemek dışında her şeyi aynı yapardım." O kadar da kötü bir film değildir aslında. Sıkıcı değil en azından. Anna Karina da cabası!

IMDB
The Magus (1968)

The Magus (1968) PosteriYönetmen: Guy Green
Tür: Fantasy
IMDB Notu: 5.4 / 10 (448 oy)
Süre: 117 min
Ödüller: Nominated for BAFTA Film Award.
Oyuncular: Michael Caine, Anthony Quinn, Candice Bergen, Anna Karina


Not: Bu arada, "The Game" filmi büyük ölçüde bu romandan araktır.

Bu ileti derided_by_vanity tarafından Mar 24 2009, 01:35 AM yeniden düzenlenmiştir.
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
hayyam
mesaj Apr 5 2009, 03:00 PM
İleti #57


Etkin Üye
***

Grup: Üyeler
İleti: 170
Katılım: 5-May 08
Üye No.: 3,393



forum resmi

Yeniden basımı yapılınca hatırladım bu kitabı. Bir ara, her canım sıkıldığında, parça parça bilmem kaç kez okumuştum. Gönül ister ki, kitaptan küçük bir bölüm şuraya yazayım fakat bir nevi göçebe hayatı yaşadığım için kolilerin arasından kitabı bulmama pek güç. "Evet ama bir lokomotif bunu yapabilir mi bakalım" kitabını, "Tüysüz" kadar olmasa da tavsiye ederim. Hele ki az buçuk felsefe, psikoloji okumuşluğunuz varsa. Woody amca, bu iki kitaptan bazı esprileri (azraille satranç oynama, zenci fahişenin "kara delik" esprisi vs.) "Deconstructing Harry" filminde kullanmıştır.


--------------------
Gazeteci: Pasolini size ne dedi?

Godard: Bana salak dedi.
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
derided_by_vanity
mesaj Apr 5 2009, 05:20 PM
İleti #58


Etkin Üye
***

Grup: Üyeler
İleti: 364
Katılım: 23-October 08
Nereden: a clean, well lighted place
Üye No.: 4,953



Tavsiye için teşekkür, gidip alacağım bu kitabı en kısa zamanda. Galiba Woody'nin ünlü sözlerinden "It's not that I'm afraid to die. I just don't want to be there when it happens." bu kitapta bulunuyormuş esasen.
"Ölümden korktuğum yok, sadece başıma geldiği sırada orada bulunmak istemiyorum. Bir şey daha… Ölümden sonra yaşam varsa ve hepimiz aynı yerde buluşacaksak—beni aramayın, ben sizi ararım."

Ben vaktiyle kendisinin bir hikayesini okumuş ve pek sevmemiştim ("Madame Bovary" etrafında dönen bir öyküydü). Herhalde o yüzden fazla ilgilenmedim kitaplarıyla. Ama bir şans vermem gerek anlaşılan. Zaten kim kaldı ki artık Woody gibi...
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
hayyam
mesaj Apr 5 2009, 07:17 PM
İleti #59


Etkin Üye
***

Grup: Üyeler
İleti: 170
Katılım: 5-May 08
Üye No.: 3,393



Madem derided almaya karar verdi, kitabı bulup şuraya iki satır aktarmak farz oldu dedim. Ama nafile, kimbilir nerede... "Evet ama bir lokomotif bunu yapabilir mi bakalım"ı buldum, ondan bir bölüm:

-Psikanalizin Öncülerinden Helmholtz'la Konuşmalar-

"Aah bugünkü modern psikanalistler! Ne kadar pahalılar öyle! Benim zamanımda beş marka Freud'un ta kendisine tedavi olabilirdiniz. On marka hem sizi tedavi eder hem de pantolonlarınızı ütülerdi. Onbeş mark içinse sizin onu tedavi etmenize izin verirdi. Saatte kırk dolar! Saatte elli dolar! O ne fiyat öyle! Kayzer, Kayzerlik için bile saatte yalnızca oniki dolar alırdı. Ayrıca işine de yürüyerek gitmek zorundaydı. Peki ya tedavi süresi! İki yıl! Beş yıl! Benim zamanımda eğer bir hastayı altı ayda tedavi edemezsek parasını geri verir, üstüne sirk'e bile götürürdük."


--------------------
Gazeteci: Pasolini size ne dedi?

Godard: Bana salak dedi.
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
kievdeki_adam
mesaj Apr 5 2009, 08:25 PM
İleti #60


Üye
**

Grup: Üyeler
İleti: 44
Katılım: 5-April 09
Üye No.: 5,920



Web Sitem

Resmi koyabildim mi bilmiyorum. Felsefe ve Ölüm...

Güzel bir kitap. Her kitap gibi güzel... Okuyunca, ölüm olmasa, hiç bir şey olmazdı, bunu anlıyorsunuz.

Hayatın, ancak ölümle anlamlı olduğunu... Ve düşünüyorsunuz, hangi bilim - ya da ilim- ölüm olmasa olurdu? Ölüm olmasaydı, hiç bir şey yapmazdık smile.gif


--------------------
adamcağız
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post

5 Sayfa V « < 2 3 4 5 >
Reply to this topicStart new topic
1 kullanıcı bu başlığı okuyor (1 Misafir ve 0 Gizli Kullanıcı)
0 Üye:

 



- Basit Görünüm Şuan: 24th February 2020 - 06:51 AM