IPB

Hoşgeldin Misafir ( Giriş | Kayıt Ol )


Yedinci Gemi Çevirmenlerinden Son Filmler
Manchester by the Sea Posteri Split Posteri Rogue One Posteri Lion Posteri Fantastic Beasts and Where to Find Them Posteri John Wick: Chapter 2 Posteri Assassin's Creed Posteri

 
Reply to this topicStart new topic
> Topo, El (1970)
Harvey Dent
mesaj Apr 4 2009, 10:15 PM
İleti #1


Etkin Üye
Group Icon

Grup: Editör
İleti: 1,054
Katılım: 8-September 08
Üye No.: 4,564



forum resmi


YEDİNCİ GEMİ FİLM BİLGİSİ
Forum resmi

Yönetmen: Alejandro Jodorowsky
Tür: Fantastik / Western
IMDB Notu: 7.5 / 10 (5,225 oy)
Süre: 125 dakika
Ülke: Meksika    Dil: İspanyolca   
Oyuncular: Alejandro Jodorowsky, Brontis Jodorowsky, José Legarreta, Alfonso Arau, José Luis Fernández


Yer Altından Çıkan Köstebek

Underground sinema denildiğinde ilk akla gelen isimlerden biridir kuşkusuz Alejandro Jodorowsky. Yaklaşık 40 yıla yakın süredir temiz bir kaydı olmayan, ancak elden ele dolaşan VHS kayıtlardan izlenebilen bir Jodorowsky filmi El Topo. Filmin bu temin edilemezliğine karşın inanılmaz bir hayran kitlesi var. Buna yasaklı olanın, az bulunanın dayanılmaz çekiciliği de denebilir. Tabi bu ününü bir parça da filme hayranlığını her yerde dile getirmiş, hatta Jodorowsky’e filmin dağıtımı için maddi destekte bulunan John Lennon’a borçludur. Neyseki 2008’de legal bir dvd bakısının piyasaya sürülmesiyle artık film yaklaşık 40 yıl geçse de yer altından çıkıp yer yüzüne ulaşmıştır.

1929 doğumlu yönetmen Şili’de, Rus bir baba ve Rus kökenli Arjantinli bir annenin çocuğu olarak dünyaya gelir. Jodorowsky gençlik yıllarını bir sirkte soytarılık ve kuklacılık yaparak geçirmiştir. Ardından Paris’e yerleşip ünlü mim sanatçısı Marcel Marceau’dan dersler almış, aynı yıllarda sürreal sanatlarla uğraşıp evrimini ilk filmi olan Fando y Lis’i (Fando ve Lis) çekerek tamamlamış. Böylece nevi şahsına münhasır bir Alejandro Jodorowsky sineması oluşuyor. Yönetmen anlaşılmayışını kendi sözleriyle şöyle açıklıyor:

“Çocuklar Rus olduğum için, gençler Yahudi olduğum için, Fransızlar Şilili olduğum için, Meksikalılar da Fransız olduğum için beni kabul etmediler, Amerikalılar ise beni Meksikalı zannettiler”.

Jodorowsky, filminin senaristliğinden, yönetmenliğine, bestesine ve kostüm tasarımcılığına kadar her şeyini kendisi üstlenmiş ve özellikle de benlik arayışındaki ana karakter El Topo’yu yine bizzat kendi canlandırmıştır. Kuşkusuz ki bu onun en kişisel filmidir. 1970 yapımı filmde yönetmenin özgeçmişine yönelik bir çok yansıma görmek mümkün. Yönetmen, kelimeler yerine, oyuncuların bedenlerini kullanış şekillerine anlamlar yüklemeyi tercih eder. Filmdeki görsel zenginliği ve sürekli bedensel özürlü insanları oynatmasıyla bir sirk atmosferi yaratır.

forum resmi


Baba, Oğul ve Kutsal Ruh

Filmin hikayesini özetlemek pek mümkün değil. Aslında filmin başında bahsi geçen köstebeğin hikayesi filmin ana teması. Tüm ömrünü toprağın altında kazarak ve güneşi arayarak geçiren köstebek en sonunda güneşi görür ve aydınlığı karşısında kör olur. Film de ismini zaten El Topo, yani köstebek anlamına gelen baş karakterinden almaktadır.

El Topo ve 7 yaşındaki oğlu bir yolculuğa çıkarlar. Buradaki baba ve oğul dinsel manada Tanrı ve İsa gibi görünse de filmin bütünü ele alındığında El Topo İsa’yı, oğlu ise peşinden sürüklediği saf insanlığı temsil etmektedir. Yolculuğun henüz başında oğlunu bir kadına tercih eder ve bir kilisede genç rahiplere bırakarak terk eder. Zaten insanlığın bu noktadan sonraki yeri ancak tapınmak olabilir. Yanına aldığı iktidar düşkünü kadın, El Topo’yu henüz en güçlü olmadığına ve güçlü olabilmesi için dört büyük yenilmez silahşörü yenmesi gerektiğine inandırır. Bu dört yenilmez silahşör, farklı şekillerde değerlendirilebilir: Hıristiyanlığın yayılmasıyla silinen dinler, ya da Hıristiyanların sömürgeleştirdiği ülkeler… En güçlü mertebesine ulaşan El Topo’nun, tam aydınlığa ulaşmışken, hemen sonrasında yenilerek, kollarını yana açmasıyla birlikte ellerinde ve ayaklarındaki kurşun delikleri ile bize çarmığa gerilmiş İsa’yı hatırlatır.

Yıllar sonra uyanan El Topo bedensel özürlü bir grup insan tarafından kurtarıldığını ve onların aydınlığa kavuşması için tek umut olduğunu öğrenir. Burada da bir Mesih metaforu görürüz. Zaten filmi iki bölüme ayırmak gerekirse, ilk yarı İsa’dan önce insanlığın hali ve Hıristiyanlığın yayılma çabası diyebiliriz. İlk yarı El Topo, yani İsa’nın ölümüyle biter. İkinci yarıyı ise İsa’dan sonra insanlığın geldiği nokta diye adlandırabiliriz. Burada çok fazla ABD göndermesi bulunuyor. Kementleriyle zenci avlayan, yakaladıklarını ise dağlayıp köleleri yapan kovboylar görürüz. Bu kovboylara ise zengin kılıklı ellerinde dolarların üzerinde bulunan piramit içinde bir göz, her şeyi gören göz anlamına gelen misyoner sembollü pankart tutan kadınlar tezahürat yapar. Kiliselerde ise insanlara sahte mucizeler gösterilerek dinle uzaktan yakından alakası olmayan şovlar sergilenir.

El Topo, yani yeni Mesih ise Üçüncü Dünya ülkelerini temsil eden bedensel özürlü insanları kurtarmak için dağa bir tünel açmaya başlar. Filmin başlarında katı bir ahlakçılıkla hareket eden karakter, bundan böyle ezenleri yok ederek değil, ezilenleri var ederek adaleti sağlamaya çalışır. Kurtulan sakat insanlar ise kovboylar yani ABD’liler tarafından hoş karşılanmaz ve kasabalarının sınırına yaklaşanlar kurşunlanıp telef edilir. Bu sahne de bize Meksika, Amerika sınırında yaşanan göçmen kovalamacısını hatırlatır.

Filmin finalinde ise El Topo, yıllar önce terk ettiği oğluyla karşılaşır, yani insanlıkla. Oğlu öfkesi yüzünden El Topo’yu öldürmeye yeltense de, yapamaz. Efendisini öldüremez. Bu noktada film başa döner ve döngüsel bir boyut kazanır aslında. El Topo’nun insanları kurtarıp kurtaramadığı tartışılır ama onun bıraktığı yerden devam etmek üzere oğlu silahşör kıyafetlerini kuşanır.

forum resmi


Bulunmayan Filmlerin Dayanılmaz Çekiciliği

Filmin başında bahsedilen güneşe ulaşmaya çalışan köstebeği yeraltı sinemasına, güneşi ise ana akım sinemaya da benzetebiliriz. Bu sebepten ötürü El Topo, ya da genellersek Jodorowsky sineması her mideye göre değildir. Ağızda ekşi bir tat bırakması kuvvetle muhtemeldir. El Topo’nun biçimsel görünüşü bize ilk bakışta Leone’nin estetiğini, Peckinpah’ın şiddetini, Pasolini’nin grafik vahşetini, Fellini’nin erotizmini ve en önemlisi Buñuel’in sürrealist sinemasını hatırlatır. Gerçi Katolik bir sinemacı olarak değerlendirdiği Buñuel’in tersine, kendini metafizik bir sanatçı, metafizik bir gerçekçi olarak tanımlar Jodorowsky. “Filmler yapaydır, ben sinemanın gerçekliğine ulaşmak için gerçeksizlik üzerinde oynuyorum.” Jodorowsky’nin bu sözleri onun sinemaya bakışını özetler. Filmin düz bir akış izlemeyişi ve gerçek üstü imgelerle bezeli oluşu da adeta bir uyuşturucu tribini andırır.

Tartışmasız sinema tarihinin en garip filmlerinden biri olan El Topo, gerek yoruma fazlasıyla açık hali, gerekse yakalaması, anlaması bir o kadar zor referansları ve içerdiği kışkırtıcı ve rahatsız edici imgeleriyle herkesin harcı olmayan bir film. Fakat alışılmadık film meraklıları ve sinemada görselliğin ötesinde derin imgesel bulmacalardan haz edenler için bulunmaz bir cevher.

forum resmi


--------------------
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
oscar1895
mesaj Dec 27 2009, 12:37 AM
İleti #2


Etkin Üye
***

Grup: Üyeler
İleti: 369
Katılım: 6-January 08
Nereden: Capucines Bulvarı
Üye No.: 1,096



Bilimkurgu sinemasında 2001 a Space Odyssey ne ise, western sinemasında da El Topo odur. (2001'in teknik anlamdaki 'kusursuzluğunu' saymazsak tabi.) Film sadece anlatım biçimiyle değil, ele aldığı konu(lar) bakımından da diğer westernlerden apayrı bir yerde duruyor. Hayatın anlamını ararız film boyunca, tıpkı bir köstebeğin hayatı boyunca güneşi görmek için yeri kazdığı gibi. Film boyunca karşılaştığımız cüceler, eşcinseller, yoldan çıkaran kadınlar, kan, şiddet, erotizm gibi öğelerle sıradanlığın çok ötesinde; farklı okumalara açık dini referansları da arkasına alan her sinemaseverin muhakkak görmesi gereken bir western.


--------------------
forum resmi
Tepemde CeLLat Zaman, ELim KoLum BağLı,
Koparsa Kopsun başım, Zaten Yerde AkLım!
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
Clint Eastwood
mesaj Dec 27 2009, 06:15 AM
İleti #3


Quick on the trigger
Group Icon

Grup: Veteran
İleti: 1,528
Katılım: 2-August 07
Nereden: Somewhere in Time...
Üye No.: 207



Ayrıca her replik sanki bir kutsal kitaptan çıkma gibi senaryoya yedirilmiş. Son derece ilginç bir filmdi. Farklı bir deneyim.


--------------------
KLASİK FUTBOL

Öyküsü olmayan adam, Bufalo çayırındaki rüzgara benzer...

Moon Station Z

Sinema, edebiyat ve müzik üstüne bir blog.
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post

Reply to this topicStart new topic
2 kullanıcı bu başlığı okuyor (2 Misafir ve 0 Gizli Kullanıcı)
0 Üye:

 



- Basit Görünüm Şuan: 7th December 2019 - 09:02 AM