IPB

Hoşgeldin Misafir ( Giriş | Kayıt Ol )


Yedinci Gemi Çevirmenlerinden Son Filmler
Manchester by the Sea Posteri Split Posteri Rogue One Posteri Lion Posteri Fantastic Beasts and Where to Find Them Posteri John Wick: Chapter 2 Posteri Assassin's Creed Posteri

 
Reply to this topicStart new topic
> Muse - Haarp, Wembley konseri ve Haarp (Live in Wembley) Albümü
BuRnOut
mesaj Dec 11 2008, 07:47 PM
İleti #1


Edilgen Bir Uyumsuz
Group Icon

Grup: Veteran
İleti: 1,851
Katılım: 31-May 07
Nereden: Düşler Ülkesi.
Üye No.: 8



forum resmi


Bu albüm bir konser performansını içerdiği için, bir yandan yazıya da Muse'un Wembley konserinden kesitler taşıyacağım. Daha bu kadar ünlü olmadan, koskoca Wembley stadyumunu doldurmadan önce Muse'un Türkiye'de konser verdiğini ve buradaki seyirciler için her zaman olumlu konuştuklarını çoğu kişi biliyordur sanırım. Türkiye'de yanlış hatırlamıyorsam 3-4 kez konser veren Muse, anavatanı İngiltere'de, her gruba nasip olmayacak coşkulu bir kalabalığın tam ortasında, şimdiye kadar izlediğim en iyi performanslarından birine imza atmış. Kalabalığın kuru kalabalık olmaması, her şarkıya katılması, bir an bile yerinde durmaması, stadyumda yapılan ışık gösterileri ve grubun parça aralarındaki özgün introları gerçekten benzerlerine oranla çok daha gözalıcı boyutlarda.

Konsere ünlü Rus besteci Sergei Prokofiev'in Romeo ve Juliet balesi suitinin giriş kısmı olan Şövalyelerin Dansı ile giriş yapan Muse, daha sonra Knights of Cydonia ile girişe yakışır bir şarkı seçimiyle devam ediyor. Son albümden bir açılışla konsere orta şekerli giriş yapan grup, daha sonra efsane albümleri Absolution'dan Hysteria ile seyircilere bir Muse konserine geldiklerini hatırlatıyor. Bu büyük gazdan sonra yine son albümden sırasıyla; müthiş bir solo girişle Supermassive Black Hole ve Map of the Problematique'i çalan grup, şarkı aralarındaki geçişlerle de göz kamaştırıyor. Müziğin temposuna göre ayarlanan ışıklar da bu geçişlere eşlik edince, konseri evde izlerken bile coşmamak elde değil.

forum resmi


Heyecan verici ve yoğun bir girişten sonra hız kesen grup, Butterflies & Hurricanes, Invincible ve Starlight'la biraz yavaşlıyor. Ama bu fren gerekli bir fren. Özellikle seyircilere yapılan yakın çekimler, verilen bu molanın gerekliliğini ortaya koyuyor. Sadece şarkıları dinleyen ve grubu izleyen bir seyirciden öteye geçerek, şarkılara sürekli katılıp yerinde duramayan seyircinin ter içinde, nefes nefese kalışı dikkat çekici bir ayrıntı olarak zihinlere kazınıyor. Daha sonra Matthew Bellamy yeniden gitarını eline alıyor ve gitarını bir silah gibi seyircilere tutarak Time is Running Out'a başlıyor. Seyircilerin katılımı görülmeye değer. Arka planda hava yavaş yavaş kararırken, yeşilli ve mavilli ışıklar içe içe geçerek, Time is Running Out'un klibine benzer, tuhaf ama vurucu bir atmosfer yaşatmayı başarıyor. Genç kızların bağırışları daha bitmeden, üstüne bir de Muse'u bütün dünyaya tanıtan o muhteşem şarkı; New Born geliyor. Yalnız Muse, bu geçişte de bir sürpriz yapıyor ve New Born'daki o coşkun geçişleri olabildiğince uzatıyor ve kamera toplu halde zıplayan kalabalığa yakın çekime geçiyor. Konserin doruk noktasını işaret eden bu kesme, Wembley gibi dünyanın en büyük stadyumlarından birinde eşine az rastlanacak bir görüntü olarak Muse'un artık ne kadar büyük bir grup olduğunu da gözler önüne seriyor.

Bu toplu coşkunluk halinden sonra, grubun ilk albümü olan Showbiz'in güzel slowlarından olan Unintended ile Muse son kez vitesi geriye alıyor. Hava iyice kararmışken bu sefer de yürekleri burkan ve geçip gitmiş aşkları hatırlatan Unintended'dan sonra, Origin of Symmetry'den bir başka etkileyici şarkı Micro Cuts geliyor. Bellamy, Ellerin suçunla kırmızı / Megafon adımı haykırıyor / Sevmem gereken biri sızlanıyor / Ruhlar ağlıyor derken, romantizm yerini hafiften öfkeye bırakmaya başlıyor. İşte o doruk noktasında, grup Stockholm Syndrome'a geçiyor. Bellamy gitarıyla bütünleşerek, Ve o çığlık atacak, bağıracak ve dua edecek diye haykırırken, artık seyirci de kendini kaybetmenin sınırına geliyor. Şarkının mükemmel lirik geçişleri, coşkun ve hızlı nakaratları, Bellamy'nin vücut dili ve seyircinin yükselen tansiyonu düşünüldüğünde konserin sonu mu, yoksa ortası mı anlamak gerçekten güç. Ama Muse'un büyüsü böyle bir şey işte. Bir başında bir de sonunda Muse konserinin farkına varabiliyorsunuz. Arada geçen zamanı hatırlayabilene aşk olsun! Stockholm Syndrome'dan sonra üç dakikaya yakın bir gitar performansıyla seyirciyi afallatan grup, daha sonra son albümden Take a Bow'la konseri noktalıyor. Geride ise yorgun ve neye uğradığını şaşırmış bakışlar içinde kendinden geçmiş bir kalabalık kalıyor.


--------------------
forum resmi

Zaman, hediye vermez insana
ve doğru diye bir şey yoktur onun kıyısında



User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
melusina
mesaj Dec 11 2008, 10:13 PM
İleti #2


Yeni Üye
*

Grup: Üyeler
İleti: 4
Katılım: 16-November 08
Nereden: doğunun en güzel çöplüğü
Üye No.: 5,162



o stadyumda olmak için -geelcek sefer-elimden geeln ne varsa yapıcam sanırım...cunku muse u sahende izlemek ya da yaşamak bambaşka olsa gerek...o gitar introlarını kualgım sagır olana dek duymak istiyorum...

dvd ye sahip olmak da fena olmaz aslında..


--------------------
eğer filmin ilk yarınsında bir silah görürsen ikinci yarısında patlayacağından emin olabilirsin..
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post

Reply to this topicStart new topic
1 kullanıcı bu başlığı okuyor (1 Misafir ve 0 Gizli Kullanıcı)
0 Üye:

 



- Basit Görünüm Şuan: 6th December 2019 - 01:35 PM