IPB

Hoşgeldin Misafir ( Giriş | Kayıt Ol )


Yedinci Gemi Çevirmenlerinden Son Filmler
Manchester by the Sea Posteri Split Posteri Rogue One Posteri Lion Posteri Fantastic Beasts and Where to Find Them Posteri John Wick: Chapter 2 Posteri Assassin's Creed Posteri

 
Reply to this topicStart new topic
> Tokatçı (1983)
kurt_thewolf
mesaj Dec 27 2009, 01:15 PM
İleti #1


Heye...
Group Icon

Grup: Editör
İleti: 1,683
Katılım: 24-November 07
Nereden: Ankara
Üye No.: 721



forum resmi

YEDİNCİ GEMİ FİLM BİLGİSİ
Forum resmi

IMDB Notu: 7.9 / 10 (455 oy)
Süre: Türkiye:74 dakika (TV sürüm)
Ülke: Türkiye    Dil: Türkçe   
Oyuncular: Sevket Altug, Kemal Sunal


Son zamanların furyası dizilerden arta kalan ya da bu furyaya ayak uydurmayan bazı kanallarda halen ara sıra da olsa Türk filmlerine rastlamak mümkün. Akşam saatlerine denk gelen bu tür filmleri, yayınlanan kanallardan hoşlanmasam da günlük hayatın kasvetinden kurtulmak için izlerken buluyorum kendimi. Bu yayın sezonunun başında, Türk filmi atağı yapan ve yayın saatini ikindi olarak belirleyen TNT'ye ayrı bir teşekkür sunuyorum. Sayesinde, aralarında Kemal Sunal'ın filmlerinin de olduğu, daha önce hiçbir yerde yayınlanmamış/yayınlanması tercih edilmemiş yapımları tanıma şansım oldu. Dönem dönem eski filmlerimizin yıldızı parlar, sonra bir ara söner. O ara dönemde kendilerini özletirler. Aslında özlem değildir bu. Bambaşka bir şey. Yokluğunu aramazsın, ama bulunca da hazine bulmuş gibi olursun, ayrılamazsın. Hâlâ merak etmekteyim doğrusu. O eski Türk filmleri, ki özellikle kara komedilerimiz, kendilerini tekrar tekrar izlettirmeyi, zaman geçtikçe daha da değerlenmeyi nasıl başarırlar?

Tokatçı da çoğu Kemal Sunal filmi gibi rastlantılara dayalı bir kara komedi aslında. Osman, köy ağasının kızını almaya çalışan bir garibandır, her zamanki gibi. Zalim ağanın başlık parasını denkleştirebilmek için koca şehir İstanbul’da çare arayan bir mazlum. Mazlum, ama öyle mazlumlardan değil hani. Yerine göre zehir gibi kafası da var. Film rastlantı üzerine olunca, Osman ile eski arkadaşı Şevket'in buluşması da rastlantı sonucu olur haliyle. Bir kalabalık arasında tokatlandığını çakan Osman, tokatlayanın eski arkadaşı Şevket olduğunu görünce hemen yumuşar ve ikili başlarından geçenlere yöneltir odaklarını. Sonuçta Osman'ın paraya ihtiyacı vardır ve zaman şartları onun gibilere parayı koklatmaz bile. Şevket'ten bir süre tokatlama dersi alan Osman, zamanla işi kapar ve artık büyük avlara yönelirler.

Eski filmlerimizin bu muazzam başarısı takdire şayandır bana göre. Oyuncular hemen hemen her filmde aynı, hatta bazı konular bile aynı olmasına karşın gel gör ki her film hâlâ muazzam bir ilgi görüyor. Bir filmdeki Gardırop Fuat, başka bir filmde oluyor Kara/Karbonat Erol. Ali Şen ve oğlu Şener Şen(yerleri bende bir başkadır), Kemal Sunal, Ayşen Gruda, İlyas Salman ve diğerleri... Ya o kuşakta bir etkileyicilik vardı ya da anlam veremediğim başka bir şey var burada. O eski filmler hâlâ tekrar üstüne tekrar yaparken, şimdiki kendilerine komedi deyip, şaklabanlığa kadar düşen yapımlarımıza izleyici bir defa bakmaya dayanamıyor. O zamandan bu zamana nelerin değiştiğini görmek ve anlamak lazım. Şimdi de güldüren yapımlarımız yok mu? Elbet var, ama sadece güldürüyor. Onun haricinde bizde bıraktığı hiçbir tebessüm yok maalesef. Oysa o eski yapımlarımız güldürmesinin yanında, tebessüm bırakmayı ve hatta üzerinde düşünmemizi bile sağlıyor. Öylesine, gülünç olsun diye yapılan bir iş değilmiş o zamanlar. Üstelik işlediği konularda gerçeklik payı bile var. Daha geçenlerde, Kemal Sunal'ın ''Korkusuz Korkak'' filmine benzer bir olay yaşanmıştı yabancı ülkenin birinde. Mülayim Sert ile Mülayim Ters'in dosyası karışınca sağlıklı olan Bombacı Mülayim kazandığı milyonlarla tuvalet yaptırmıştı. Gerçekte de, kanser olduğunu öğrenen bir vatandaş, oradan buradan kredi çekip seyahate çıkmış. Sonradan yapılan tahlillerde kanserin yok olduğu öğrenilince de vatandaş kara kara kredi borcunu geri ödeyeceğini düşünmeye başlamış tabii. Bizim filmdeki Mülayim'de kiralık katilini bulmaya çabalıyordu.

Sanırım eski ile yeni komedilerimizi ayıran en belirgin özellik, gerçeklik olgusudur. Eskiler hep gerçeğe, yani yaşanabilirliğe uygun yapımlarken, yeni yapımlarımız da bir o kadar gerçeklikten uzak maalesef. Kendimizi yerine koyabileceğimiz bir karakter bulamıyoruz. Öyle olunca sonuç ortada. Fiyasko ile sonuçlanan, çöpe giden onca yapım. Hatta sinema salonlarından ilk hafta dolmadan kaldırılanları bile gördük.

Tokatçı'nın başarısı da gerçeklikten ve oyuncuların kalitesinden kaynaklanıyor. Bir Ali Şen'i, Kemal Sunal'ı anlatmaya gerek yok. Bense Şevket Altuğ üzerinde duracağım biraz. Kendisini komedi filmlerinde az gördük. Geçenlerde yine Kemal Sunal ile oynadığı ''Yedi Bela Hüsnü'' filmi oynuyordu. Oyuncuyu esasen ''Süper Baba'' dizisiyle tanıdım. Çocukluğumun dizisindeki rolü onun adına büyük bir başarıdır bana göre. Fiko rolü öyle bir roldü ki, komedi ve mizah unsurlarını içerirken, yanında ağır bir şekilde dramı da barındırıyordu. Böylesi değerler zamanımızda pek kalmadı maalesef. Değerlerini bilmek lazım...

Türk Sineması'na emeği geçen tüm o emektarlara saygıyla...
forum resmi

QUOTE
Osman: Faka bazmasa?

Şevket: Faka bazmasa, boku yemişko!

Osman: Şogun, teybiko çalıştırdinko?

Şevket: Evetiko.

Osman: Haniko düdüko? Niyeko çalmıyoko?

Şevket: Bilmemko.


Bu ileti kurt_thewolf tarafından Dec 27 2009, 01:17 PM yeniden düzenlenmiştir.


--------------------
forum resmi
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post

Reply to this topicStart new topic
2 kullanıcı bu başlığı okuyor (2 Misafir ve 0 Gizli Kullanıcı)
0 Üye:

 



- Basit Görünüm Şuan: 15th November 2019 - 12:14 PM