IPB

Hoşgeldin Misafir ( Giriş | Kayıt Ol )


Yedinci Gemi Çevirmenlerinden Son Filmler
Manchester by the Sea Posteri Split Posteri Rogue One Posteri Lion Posteri Fantastic Beasts and Where to Find Them Posteri John Wick: Chapter 2 Posteri Assassin's Creed Posteri

 
Reply to this topicStart new topic
> Çiçek Abbas (1982)
Funkster
mesaj Dec 17 2008, 06:18 PM
İleti #1


Etkin Üye
Group Icon

Grup: Veteran
İleti: 2,071
Katılım: 31-May 07
Üye No.: 6



forum resmi

IMDB
Cicek abbas (1982)

Directed by: Sinan Cetin
Genre: Comedy | Drama | Romance
User Rating: 8.4 / 10 (932 votes)
Awards: 1 win
Cast: Ilyas Salman, Sener Sen, Aysen Gruda, Pembe Mutlu

Eski kalabalık kadrolu filmlerin ardından birtakım faydalı bölünmeler, sonra da o bölünmelerden doğan yeni kombinasyonlar oluştu. Kimi ekip halinde, kimi Kemal Sunal gibi tek başına, en çok da Zeki Alaysa-Metin Akpınar gibi ikili olarak eylemlerini sürdürdüler. Bir dönem Şener Şen-İlyas Salman da bu ikililerden biriydi. Banker Bilo, Dolap Beygiri, Şekerpare gibi komedilerde beraber rol aldılar. Sonra farklı yönlere gittiler, Şener Şen, Türk Sineması’nın en en önemli filmlerinden Züğürt Ağa, Namuslu, Çıplak Vatandaş, Milyarder, Muhsin Bey gibi ciddi komedilerle aldı yürüdü. (Eşkıya’dan bu filmlerden biraz farklı olduğu için bahsetmedim). İlyas Salman ise onun kadar istikrarlı değildi açıkçası.

İkili halde çektikleri filmlerde Salman genellikle saf doğulu köylüyü, hem de cahilliği kurnazların ağzını sulandıracak bir saflıkla canlandırırken, Şen ise o ve onun gibilerin sırtına binip sömüren, doymak bilmez fırsatçı tiplemesindeydi. Birinin saflığına, diğerinin kurnazlığına sinir olmamak elde değildi. İlk izlediğimiz sıralarda bu tür filmleri “film” oldukları için pek ciddiye almaz, hayatta asla böyle şeyler olamayacağına İlyas Salman saflığında inanırdık. Ama Şener Şen tiplemelerinin, hatta daha zalimlerinin günümüzde bile cirit attığı gerçeği zamanla suratımıza tokat gibi inmiştir. O filmlerin aslında gerçeğin farklı bir sureti olduğunu, yaşadığımız hayattan hiç de kopuk olmadığını fark etmişizdir. Fakat bu filmler yıllar geçtikçe demlenmekte, sadece birer “film” olmadıklarını, saflığın ve kurnazlığın, iyinin ve kötünün hayatın türlü sınavlarında aldıkları ödülleri / yaraları resmetmektedirler.

O kalabalık kadrolarla başlayan, Zeki- Metin’in VHS klasikleri, Salman-Şen ikilisinin toplumsal hiciv başyapıtları ve devamında Kemal Sunal ile birlikte Şener Şen’in yukarıda bahsedilen benzersiz kara komedileri ile süren muhtelif furyalar, aslında o dönem ne kadar sağlam bir politik eleştiri altyapısı olduğunu ve bu ciddi altyapıyı en iyi sağlayan ve yaygınlaştıranların ironik bir şekilde komedyenler olduğunu belirginleştirdi. (70’ler seks furyası ve 80’ler feminizm furyası da başka şeyleri belirginleştirdi o ayrı! Gerçi 80 sonrası ortam itibarıyla furyadan geçilmiyordu ya!). Acaba öte yandan bu ciddi komedi yapımlarının komedi dozu fazla kaçmış da haksızlıkları, yolsuzlukları şaka gibi algılamış, tepkisizleşmiş miyiz acaba? Pasifliğimiz, duyarsızlığımız ondan mıdır? Biraz ondansa da, daha çok başka şeylerden olsa gerek. Bu filmler insanları uyuşturmak değil, tam tersi onları kara mizahın gücüyle zinde tutmak istiyorlardı. Ciddi filmler kadar böylesi ses getiren komedilerin sosyal olaylara bakışları zaten başlı başına bir tez konusudur.

forum resmi

Çiçek Abbas bu adı geçen filmler gibi bir Türk Sineması klasiği olmuştur. Peki neden? Hem de Sinan Çetin yönetmiştir. (Sevmeyenleri bu konuda bile komplo teorileri üretmiş). Çetin’in çetinliği ayrı bir tartışma konusu. Amacım, onun yönettiği bir filmi sevmiş olmayı sağlam temellere oturtmaya çalışmak değil ama yönetime bakarsak, dönemin filmlerinden hiçbir farkı olmadığını görürüz. Bu kadroyu başka bir yönetmen de yönetse zamanın standartlarının dışına çıkmazdı zaten. Çiçek Abbas, başarısını büyük ölçüde Yavuz Turgul’un hikayesine, İlyas Salman-Şener Şen ikilisinin muazzam komedi-komedi uyumuna, aynı zamanda klasikleşmiş bir komedi-dram dengesine borçludur. 12 Eylül sonrası yoksulluğun kendine has fonunda, usta ve çırağın zamanla iki rakip minibüsçü oluşu, aşk ve işteki amansız rekabetleri, yani klasik gibi duran iyi-kötü mücadelesi o denli içten ve sahicidir ki, geri kalan her şey bu güçlü kimyaya hizmet etmek için orada bulunmaktadırlar adeta. Buna Sinan Çetin de dahildir.

Dramsa dram, komediyse komedi, romantizmse romantizm. Çiçek Abbas Türk Sineması’nın yüzakı filmlerden biri. Yıllar sonra herkes kendine pay çıkarabilir, yönetmen tartışmaları hala sürebilir. Ama Abbas, Şakir gibi herkese benzeyen, ama kendileri olmayı becermiş iki karakter, Cahit Berkay’ın yürek burkan “Çiçek Abbas” teması, karizmalar üstü Ahmet Mekin (Michael Caine’in bahtsız versiyonu), Adile Naşit, Ayşen Gruda, Pembe Mutlu, yıllar öncesinden gelen, hala soframıza konuk olduğunda bile afiyetle yenen, çoluğumuzun çocuğumuzun bile izlediğinde güleceği (biraz daha büyüdüklerinde hüzünleneceği) son kullanma tarihi olmayan bu zamansız filmin nadide parçalarıdır. Aslında film bile denemez. Film taklidi yapan bir hayat kesiti. Finalde belirsizliğe doğru ilerleyen minibüs, aşkın engel tanımazlığına, tertemiz bir hayata, sınırsız hayallere açılmış bir yelkenli gibi değil midir?


--------------------
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
Azathoth
mesaj Dec 17 2008, 06:31 PM
İleti #2


Mutfak Masası Film Ekibi
**

Grup: Üyeler
İleti: 68
Katılım: 2-September 07
Nereden: İstanbul
Üye No.: 315



Senaryo dersinde Yavuz Turgul çok iyi bir senaryodan kötü bir yönetmenin dahi çok kötü bir iş çıkaramayacağını iddia edip örnek olarak da bu filmi vermişti. Bu teze katılmasam da o sırada baya gülmüştüm. flaugh.gif


--------------------
"Düşünce her zaman öndedir. Düşünce uzağı görür, şimdiki zamanı yaşayan bedene göre çok uzağı görür. Umudu ortadan kaldırmak, düşünceyi bedene indirgemektir. O zaman, beden çürümek zorunda kalır." Albert Camus
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
kurt_thewolf
mesaj Dec 18 2008, 03:25 PM
İleti #3


Heye...
Group Icon

Grup: Editör
İleti: 1,683
Katılım: 24-November 07
Nereden: Ankara
Üye No.: 721



21 senelik ömrümde ismini en çok duyduğum isimler rahmetli Ali Şen ve oğlu Şener Şen'dir. Türk Sineması'nın mihenk taşları olan bu iki ismin oynadığı filmlere ve rollere bakılınca, niçin en çok duyulan oldukları kolaya anlaşılabilir. İyi, kötü, saf, dolandırıcı, komik, ciddi, alaycı... Her türlü duyguyu yansıtan rolleri ile herkese hitap edebilen usta oyuncular. Hangi rolü canlandırdıklarının hiçbir önemi yok. Çünkü tüm rollerde o içtenliği hissedebiliyor insan. Yapmacıksız. Sanki 40 yıldır aynı rolü oynuyor deriz ya, onun gibi bile değil. Canlandırdığı karakter sanki kendisi. Filmin başında karakterleri hemen benimsiyorsunuz. Dolandırıcı ise nasıl yırtacağını, saf ise nasıl tuzağa düşeceğini merak ederken buluyorsunuz kendinizi. Bu da onları benimseyip sevmemizin başlıca yolu.

Not: Ali Şen ve Şener Şen'in isimlerini çok duymamın bir sebebi de uzaktan akraba olmamız tabii ki.


--------------------
forum resmi
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
umudovski
mesaj Dec 18 2008, 09:29 PM
İleti #4


Üye
**

Grup: Üyeler
İleti: 79
Katılım: 22-August 07
Üye No.: 243



Sinan Çetin iyi bir yönetmendir ama son filmleri dengesizleşti. 14 Numara gibi bir filmin bu adamın elinden çıktığını düşünmek bile sınırlarımı zorluyor. Ama sonra iyice dağıttı. İlginç...


--------------------
Hiçbir şey sonsuza kadar devam etmez.

ve

Her şeyin bir şeyi vardır.
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
BuRnOut
mesaj Dec 18 2008, 09:37 PM
İleti #5


Edilgen Bir Uyumsuz
Group Icon

Grup: Veteran
İleti: 1,851
Katılım: 31-May 07
Nereden: Düşler Ülkesi.
Üye No.: 8



offtp.gif

QUOTE(umudovski @ Dec 18 2008, 09:29 PM) *

Sinan Çetin iyi bir yönetmendir ama son filmleri dengesizleşti. 14 Numara gibi bir filmin bu adamın elinden çıktığını düşünmek bile sınırlarımı zorluyor. Ama sonra iyice dağıttı. İlginç...


Buna kesinlikle katılmıyorum. Mümkünse Sinan Çetin ve Mustafa Altıoklar bir daha hiç film çekmesinler..

Bu ileti BuRnOut tarafından Dec 18 2008, 09:37 PM yeniden düzenlenmiştir.


--------------------
forum resmi

Zaman, hediye vermez insana
ve doğru diye bir şey yoktur onun kıyısında



User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
Bob le Flambeur
mesaj Dec 19 2008, 03:24 PM
İleti #6


Kumarbaz Bob
Group Icon

Grup: Yönetici
İleti: 1,895
Katılım: 2-June 07
Üye No.: 24



Ben, Sinan Çetin sinemasının son yıllarda bozulduğunu düşünmüyorum. Neydi ki, ne olsun? Yavuz Turgul güzel söylemiş smile.gif :

QUOTE(Azathoth @ Dec 17 2008, 06:31 PM) *

Senaryo dersinde Yavuz Turgul çok iyi bir senaryodan kötü bir yönetmenin dahi çok kötü bir iş çıkaramayacağını iddia edip örnek olarak da bu filmi vermişti.

Zaten bu Çiçek Abbas, Sinan Çetin için bir çeşit koruma kalkanıdır. Gerek sinema forumlarında, gerek arkadaşlar arası muhabbetlerde, Sinan Çetin aleyhine bir şeyler söylendi mi, savunma bellidir: "Aaa ama Çiçek Abbas güzeldir şimdi yiğidi öldür, hakkını ver". Katılmıyorum! Bence bu filmin asıl yiğitlerini Funkster çok güzel özetlemiş:

QUOTE(Funkster @ Dec 17 2008, 06:18 PM) *

...yönetime bakarsak, dönemin filmlerinden hiçbir farkı olmadığını görürüz. Bu kadroyu başka bir yönetmen de yönetse zamanın standartlarının dışına çıkmazdı zaten. Çiçek Abbas, başarısını büyük ölçüde Yavuz Turgul’un hikayesine, İlyas Salman-Şener Şen ikilisinin muazzam komedi-komedi uyumuna, aynı zamanda klasikleşmiş bir komedi-dram dengesine borçludur. 12 Eylül sonrası yoksulluğun kendine has fonunda, usta ve çırağın zamanla iki rakip minibüsçü oluşu, aşk ve işteki amansız rekabetleri, yani klasik gibi duran iyi-kötü mücadelesi o denli içten ve sahicidir ki, geri kalan her şey bu güçlü kimyaya hizmet etmek için orada bulunmaktadırlar adeta. Buna Sinan Çetin de dahildir.


Bu ileti Bob le Flambeur tarafından Dec 19 2008, 03:28 PM yeniden düzenlenmiştir.


--------------------
forum resmi
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
someareborntotheendlessnight
mesaj Jan 25 2009, 05:23 AM
İleti #7


Üye
**

Grup: Üyeler
İleti: 94
Katılım: 18-June 07
Üye No.: 96



Çok dokunaklı bir hikayedir her şeyden önce Çiçek Abbas. Ciddi bir dramdır Abbas'ınki. Lakabı ise, dönemin şimdikinden daha zorlu olan minibüs dünyasına zıt biçimde "çiçek"tir. Bir bakıma kabalık içinde (çok genelleyerek söylüyorum bunu, biraz da minibüste çalışmanın ne demek olduğunu bilerek), bataklıkta açmış bir çiçektir. Zariftir, aşıktır, emekçidir, yalnızdır: Abbas da Yavuz Turgul nostaljileri içinde çokça anılmasa da, azalan insan tipi koleksiyonunun nadide örneklerinden biri. Ama Çiçek Abbas filminin özürlü bir güzelliği var bana kalırsa. Film, Şener Şen'in yerlere yatıran Şakir karakterinden ve komedi unsurundan arındırılarak, Abbas'a odaklanıp çekilmeliydi. Bu derece bir ikiye bölünmüşlük, Abbas'ın yer yer Şakir'in olduğu gibi komikliğe soyunması, daha doğrusu iki usta oyuncunun komedi performanslarının filmde (senaryoda değil) bu derece serbest bırakılması elbette Sinan Çetin'in yeteneksizliğinden kaynaklanıyor. Abbas, Çiçek Abbas'ta meselenin yarısı bile değildir bu haliyle. Film, daha çok Abbas-Şakir çatışmasıdır. Trajik olanla komik olanın çatışması, karakterlerin filmin türünde buluşmasına engel olur ve sonuçta ortaya türsüz bir film çıkar. Abbas yer yer ağlatır, ama sonra Şakir gibi yaparak komik olmaya çalışırken Şakir yer yer gülmekten öldürür ama o da trajik olmayı başaramaz, acımasız olduğunda bile gerçek bir kötüye dönüşmez, "Ciğerini söktüm" derken bile yaptığı sadece tekerlek ve motor çalmakla sınırlı kalır. Bir an için uygunsuz bir hayal kuralım ve filmin komedi filmi olmadığını, Şener Şen'in Şakir'inin trajik bir karakter olduğunu, Abbas'ın toplumsal gerçekçi biçimde çizildiğini düşünelim. Şakir Abbas'ı vurup öldürseydi mesela, onu yeteneksiz bir yönetmenden çok daha etkili biçimde var etmiş olurdu. Sonra artık Sinan Çetin'den konuşmaya da gerek kalmaz. Has bir yönetmenin (örneğin Yavuz Turgul'un) elinde Çiçek Abbas tarihe geçerdi. Muhsin Kanadıkırık'la Ali Nazik gibi olurlardı... Ama şimdiki haliyle, elbette yine de büyük şevkle izlediğimiz bu haliyle Çiçek Abbas olduğundan çok olabileceğiyle önemli bir film. ("Saykodelik" yapısını Sinan Çetin'e borçluysak o da takdir edilmeli elbette: Duvağın altından çıkan Şakir ve genel olarak kabus sahneleri ciddi korku verici sahnelerdir.)

Şimdi bu "öyle olmasaydı da böyle olsaydı" yazısı yanlış bir eleştiri tarzı denebilir, doğrudur da. Ancak kimi filmler gerçekten böyledir. Zaten bu hikaye ve bu kadroyla kim olsa çekerdi saptamasında uzlaşıyorsak ortada bir sorun var demektir.

Sinan Çetin'in filmle ilgili dramaturjik tercihlerinin yerinde olduğunu herkes kabul ediyor zaten. Film çok sahici. Aşırı sahici, ama kötü karakter sahici bir kötü değil. Şener Şen'in gülünç kötüleri (köy ağalarını, dolandırıcıları vs.) iyi oynama özelliğiyle kumar oynanamaması yüzünden Şakir, acınası hiçbir özellik göstermez. Klişe bir durumdur örneğin kötünün söz konusu maşuğu iyiden çok daha fazla sevmesi konusu. Bu daha sonraları Eşkıya'da kullanıldı. Kim daha çok sevmektedir? Uğruna en iğrenç kötülüğün bile yapıldığı aşk ne mene bir şeydir mesela? Hiç kimse mesela Nazlı'nın Şakir için bir kurtulma umudu olabileceğini düşünmek istemez, onu gerçekten sevdiğine inanmaz, çünkü Şakir karakteri derinleştirilmez. Sonunda nikah salonunda aşağılanarak bırakılır, daha öncesinde haksız yere "imajı" çalınır vs... Abbas da şakir kadar kötüdür aslında. Palazlandığı ilk gün Şakir abisine "Şakir" diye seslenecek kadar gözü "erkte"dir Abbas'ın. Dolayısıyla Nazlı da "çalınmış" bir şey olarak kalır ve karikatür halde bırakılır.

Zaten genel olarak Türk sinemasındaki sorun malum: İyilerle kötülerin keskinlikleri. Daha da genelde Türkiye'deki sorun, aslında tarafını reaksiyoner olarak seçme, kanaat sahibi olamama alışkanlığıdır. Şener Şen yarattığı komik ağa tiplemesini Züğürt Ağa'da çözmeye çalışmış, ama yine "kötü" olma riskine girememiş, en azından kötülüğü sisteme tahvil etmeyi denemişti; İlyas Salman'ın Abbas'a kötülük katmasını beklemek safça olur bu yüzden. İyiliğe duyulan özlemle gerçek iyi ile gerçek kötüyü görebilme cesaretini özlemek aynı şey değil. Hele varlığı kıyamet alameti olan Sinan Çetin'in ellerine bırakılan bu narin gülün böylesine muhteşem kalmasına sevinmemek, mümkün değil. Onun yönetmenliğini de Şakir'in efsanevi repliğiyle yorumlamak gerekirse şöyle demek mümkün: "Bu mu pirens?"
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
umudovski
mesaj Jan 25 2009, 11:41 AM
İleti #8


Üye
**

Grup: Üyeler
İleti: 79
Katılım: 22-August 07
Üye No.: 243



QUOTE(BuRnOut @ Dec 18 2008, 09:37 PM) *

offtp.gif

QUOTE(umudovski @ Dec 18 2008, 09:29 PM) *

Sinan Çetin iyi bir yönetmendir ama son filmleri dengesizleşti. 14 Numara gibi bir filmin bu adamın elinden çıktığını düşünmek bile sınırlarımı zorluyor. Ama sonra iyice dağıttı. İlginç...


Buna kesinlikle katılmıyorum. Mümkünse Sinan Çetin ve Mustafa Altıoklar bir daha hiç film çekmesinler..



Mustafa Altıoklar konusunda hemfikiriz. Ama ben Sinan Çetin'in 14 Numara , Çirkinler de Sever, Bir Günün Hikayesi filmlerini de biliyorum. Ha bu filmler dışında işte son yıllarda çektiği filmler bayat ekmek gibi. smile.gif


--------------------
Hiçbir şey sonsuza kadar devam etmez.

ve

Her şeyin bir şeyi vardır.
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
BuRnOut
mesaj Jan 25 2009, 02:38 PM
İleti #9


Edilgen Bir Uyumsuz
Group Icon

Grup: Veteran
İleti: 1,851
Katılım: 31-May 07
Nereden: Düşler Ülkesi.
Üye No.: 8



Benim bu iki yönetmenle ilgili düşüncelerim aslında filmleriyle alakalı değil. Her yönetmen yetenekli olacak, iyi film çekecek, güzel şeylere imza atacak diye bir şey yok. İsterse ömür boyu Bay E gibi filmler çeksin. Beni ilgilendirmez. Ben o yönetmeni ciddiye almam, ama alanları da yadırgamam. Fakat Sinan Çetin ve Mustafa Altıoklar film çekmenin dışında, sektöre çok zarar veren kimseler. Hollywood'un üretim şeklini Türkiye'de de yaymaya çalışmaları, bağımsız ve deneysel sinemaya yönelik olumsuz tavırları, kendi okullarıyla kendi fikir ve bakış açısına göre sektöre eleman yetiştirmeleri, kendi yetiştirdiklerini kollama, kanat germe girişimleri beni rahatsız ediyor. Yavaş yavaş Doğan'ın medya sektöründe yaptıklarını sinema sektöründe yapmaya çabalıyorlar. Gerektiğinde devlete çatıp, özelleştirmenin gerekliliğini, bürokrasinin ağırlığını, Kültür Bakanlığı'nın fonlarını bağımsız filmlere vermelerini eleştiriyorlar. Her yönetmen televizyona da çalışmıyor ki, reklam bağlantıları yok ki... Hala Reha Erdem gibi bir yönetmen son filmine dağıtımcı arıyor. Bağımsız olmak ve bağımsız kalabilmek çok zor bir şeyken, bunu bile engellemeye çalışan ve Hollywood'un yapılanmasını kurtuluş yolu olarak gören her yönetmene karşı durmam da doğal. Kişisel olarak herkes çok seslilikten rahatsız olabilir, bu onun kendi tercihidir. Ama biri çıkıp da, televizyondan götürdüğü paralarla pespaye filmler çekip, bel altı esprilerle kaba saba komediler yönetip sonra da kendinde bağımsız sinemayı ve art house'u suçlayıcı açıklamalar yapma hakkını buluyorsa, o zaman 'sen kimsin kardeşim' deme hakkı doğuyor. Nitekim bu isimlerin yaptıkları bu çıkışlar, yeni yetişen yönetmen ve oyuncular tarafından da benimseniyor. Bkz. Şahan Gökbakar'ın Recep İvedik'ten sonraki Türk Sineması ile ilgili açıklamalarına, Maskeli Beşler'in galasındaki röportajlara vs... Bu durum tehlikeli, çok tehlikeli...


--------------------
forum resmi

Zaman, hediye vermez insana
ve doğru diye bir şey yoktur onun kıyısında



User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
cineman
mesaj Feb 3 2009, 04:32 AM
İleti #10


Yeni Üye
*

Grup: Üyeler
İleti: 3
Katılım: 20-July 07
Üye No.: 189



QUOTE(umudovski @ Dec 18 2008, 09:29 PM) *

Sinan Çetin iyi bir yönetmendir ama son filmleri dengesizleşti.

Yapma Allahaşkına... Sinan Çetin gibi insanlar yüzünden bazen değil sinemadan, insanlıktan bile soğuyorum. BuRnOut, mümkünse bir daha hiç film çekmemesini dilemiş.. Açıkcası ben mümkünse hiç var olmamış olmasını diliyorum... Ayrıca, "Aaa ama Çiçek Abbas güzeldir şimdi yiğidi öldür, hakkını ver" diyenlerden kaçı zahmet edip filmi yetişkin aklıyla yakın zamanda tekrar izledi bilmiyorum. İzlemedilerse bu kadar ısrarcı olmasınlar, izlediler ve hala aynı fikirdelerse de söyleyecek sözüm yok...
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post

Reply to this topicStart new topic
2 kullanıcı bu başlığı okuyor (2 Misafir ve 0 Gizli Kullanıcı)
0 Üye:

 



- Basit Görünüm Şuan: 14th November 2019 - 01:21 AM