IPB

Hoşgeldin Misafir ( Giriş | Kayıt Ol )


Yedinci Gemi Çevirmenlerinden Son Filmler
Manchester by the Sea Posteri Split Posteri Rogue One Posteri Lion Posteri Fantastic Beasts and Where to Find Them Posteri John Wick: Chapter 2 Posteri Assassin's Creed Posteri

 
Reply to this topicStart new topic
> 50/50 (2011)
sson
mesaj Jan 22 2012, 06:14 PM
İleti #1


I came back and the dead came with me
Group Icon

Grup: Yönetici
İleti: 1,743
Katılım: 31-May 07
Üye No.: 15



YEDİNCİ GEMİ FİLM BİLGİSİ
50/50 (2011)
Forum resmi
IMDBRT
Yönetmen: Jonathan Levine
Yazar/Senarist: Will Reiser
Tür: Komedi / Dram
Konu: Radyo programları için metin yazarlığı yapan 27 yaşındaki Adam, nadir görülen bir kanser türüne yakalanmıştır. En iyi dostunun, annesinin ve kanserle mücadele derneğindeki terapistinin yardımlarıyla,...
IMDB Notu: 8 / 10 (35,157 oy)
Süre: 100 dakika
Ülke: ABD    Dil: İngilizce   
Ödüller: Altın Küre adayı oldu
Oyuncular: Joseph Gordon-Levitt, Seth Rogen, Anna Kendrick, Bryce Dallas Howard, Anjelica Huston


“Sırada ne var?”


…diye sorar bu ustaca kaleme alınmış, hayatın acı gerçeklerinden bir kesit sunan ve Jonathan Levine’nın (The Wackness) yönetmenliğini yaptığı filmdeki karakterlerimizden biri. Hayatımızın her anında karşılaştığımız soru da bu değil midir zaten? İşimizi değiştirsek de, sevgilimizden ayrılsak ya da yeni bir ilişkiye başlasak da, yeni bir şehre taşınsak da veyahut bir dakika sonra ne yapacağımıza karar verirken bile hayatımız durmaksızın değişiyor, gelişiyor ve bunu sağlayan da önemsiz gibi görünen kararlarımız oluyor. Yaşanacak her ânın yeni bir tecrübe olduğuna inanıyoruz çünkü aksi hem ürkütücü hem de akla yatkın değil. Sırt ağrısı nedeniyle doktora giden 27 yaşındaki Adam nörofibrosarkoma yakalandığını öğreniyor. Kısacası, omurgasındaki sinir dokularını etkileyen bir kanser türü. Doktorunun kullandığı anlaşılmaz ve buna rağmen insanın gözünü korkutan terimlerle boğulan Adam hastalığı kendi araştırmaya karar vererek hayatta kalma şansının %50 olduğunu öğreniyor. Filmin konusundan duygu sömürüsü yapan bir trajedi olduğunu çıkarırsanız yanılırsınız. 20’li yaşlardayken kansere yakalanan ve üstesinden gelmeyi başaran senarist Will Reiser konuya oldukça hâkim olduğunu gösteriyor. Bu ilk elden aşinalık filmin doğallığının altında yatan neden belki de.


forum resmi


Seattle Devlet Radyosu’nda çalışan Adam sürekli spor yapan, ne sigara içen ne de uyuşturucu kullanan ve hayatını dar bir çerçevede yaşayan biridir. Daha otuzuna bile gelmemişken ve yaşam tarzına bakıldığında turp gibi olması beklenirken kötü huylu bir tümöre yakalandığı ve kemoterapi görmesi gerektiği haberi beklenmedik bir şok yaratıyor. Başlarda paniğe kapılan Adam git gide kayıtsızlaşmaya başlıyor. Ressam sevgilisi Rachael ona destek olacağını söylese de böyle bir duruma hazırlıklı olmadığı çok net anlaşılıyor. Kocası zaten Alzheimer’la boğuşan Adam’ın annesi Diane oğluna yardımcı olmak istiyor ancak aşırı tepki verme ve dizginleri ele alma huyu Adam’ın tereddüt etmesine neden oluyor. Adam’ın en yakın arkadaşı Kyle ise olaya iyi tarafından bakarak kendi korkularını ve kafa karışıklığını maskelemeye çalışıyor. Kendini yalnız hisseden ve kimsenin derdini anlamadığını düşünen Adam teselliyi tecrübesizliğini insani duygularıyla kapatan genç bir psikolog olan Katie’de buluyor. Katie’nin işini kolaylaştırmasa da onu anlamaya çalışması, metanetli yüzünün arkasındaki korkularını kimsenin görmediği bir şekilde görmesiyle, belki de kazanamayacağı bu savaşta Adam’a ihtiyacı olan şeyin bu olduğunu hatırlatıyor.


forum resmi


Bukalemun gibi her role uyum sağlayabilen bir yapısı olan Joseph Gordon-Levitt için Altın Küre’den sonra Oscar adaylığı da gelebilir kanımca. Seattle sokaklarında koşarken caddenin boş olmasına rağmen yayalar için yeşil ışığın yanmasını bekleyen Adam daha filmin ilk dakikalarından itibaren izleyiciyle bütünleşmeyi başarıyor. Morali bozulduğında, yaşadığı zorluğu dışa vurduğunda ya da annesini aramayı beceremediğinde bunun kendi kişisel gelişiminin bir parçası olduğu hissini veriyor. En önemlisi de Joseph Gordon-Levitt hayat verdiği karakterin hayal ürününden ziyade içimizden biri olduğuna inandırmakta zorluk çekmeden empati kurmamızı sağlıyor.

50/50 kıyısından köşesinden geçse de ve üzerine parmak bassa da kanser hakkında bir film değil aslında. Ana fikir bundan çok daha derin ve de evrensel. Kontrolümüz dışında olan ve hayatımızı bir anda tepetaklak eden faktörlerden bahsediyorum burada. Mevzubahis, kazanmak-kaybetmek ve hatta ölüm-kalım savaşı olduğunda Adam kendi hayatına dışarıdan biriymiş gibi bakarak hem korkuyor hem de kızıyor. Vakit ayırıp da yapamadığı, görmek isteyip de göremediği, hissetmek isteyip de hissedemediği şeyler için kendine kızıyor. O güne kadar bir kıza “seni seviyorum” diyememiş olması bile içinde büyük bir ukde olarak kalıyor. Nihayetinde zaman kimseyi beklemez ve sahip olduğunuz her an hazinedir.


--------------------
Too bad we'll never know, if this is a face you could learn to love.
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
santrifuj
mesaj Feb 12 2012, 10:39 PM
İleti #2


Üye
**

Grup: Üyeler
İleti: 13
Katılım: 20-February 08
Üye No.: 1,994



imdb puanı ve yorumlardan dolayı farklı beklentim olduğundan bayıldım diyemem bu film için. müzikler harikaydı, arkadaşının alttan alttan onu düşünmesi, ve bu durumda olmasına rağmen bu kadar kontrollü davranaması, nasıl deyim film pek kara mizah sayılmazdı bence.
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
mezdap
mesaj Feb 26 2012, 12:47 PM
İleti #3


My eyes seek reality...
Group Icon

Grup: Müdavim
İleti: 748
Katılım: 21-August 08
Nereden: ist-rize
Üye No.: 4,428



Yorumlar meraklandırdı beni, mutlaka izleyeceğim ilk fırsatta. Ellerine sağlık sson. smile.gif


--------------------
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post

Reply to this topicStart new topic
1 kullanıcı bu başlığı okuyor (1 Misafir ve 0 Gizli Kullanıcı)
0 Üye:

 



- Basit Görünüm Şuan: 18th November 2019 - 06:45 PM