IPB

Hoşgeldin Misafir ( Giriş | Kayıt Ol )


Yedinci Gemi Çevirmenlerinden Son Filmler
Manchester by the Sea Posteri Split Posteri Rogue One Posteri Lion Posteri Fantastic Beasts and Where to Find Them Posteri John Wick: Chapter 2 Posteri Assassin's Creed Posteri

 
Reply to this topicStart new topic
> Fang of the Sun Dougram, Tanıtım - İnceleme
Kisiliksiz
mesaj Feb 13 2012, 02:52 AM
İleti #1


Üye
**

Grup: Üyeler
İleti: 27
Katılım: 5-June 10
Üye No.: 7,657



forum resmi

Adı: Fang of the Sun Dougram (太陽の牙ダグラム)
Yayın Türü: TV
Bölüm Sayısı: 75
Süre: 25’er Dakika
Türü: Macera, Aksiyon, Mecha, Bilimkurgu, Politik,
Yayınlanma Yılı: 23.10.1981-25.03.1983 Arası
Yönetmen: Takahashi Ryousuke
Eser Sahibi: Hoshiyama Hiroyuki, Takahashi Ryousuke
Senaryo: Gobu Fuyunori, Hoshiyama Hiroyuki, Tomita Sukehiro, Watanabe Yuuji
Müzik: Fuyuki Tooru
Karakter Tasarımcısı: Yoshikawa Souji
Mekanik Tasarım: Ookawara Kunio
Yapımcı: Itou Masanori
Tanıtım Siteleri: ANN | ANIDB | IMDB

KONU: 150 senedir, değerli ekonomik kaynakları sayesinde, Dünya Federasyonu’nun ihtiyacını büyük oranda karşılayan Deloyer Koloni gezegeninde yaşayan kolonisler, sömürünün getirdiği geri kalmışlıktan ötürü huzursuzdur. Deloyer Hükümeti adına, Dünya Federasyonu karşıtları birer birer tutuklanmaya, destekçileri ise baskı altına alınmaya başlanır. Her iki tarafın huzuru için Deloyer’ın tam bağımsızlığını savunan tarih uzmanı Profesör David Smalin’e destek verenler, kukla hükümete karşı, Dünya Federasyonu’nu zora düşürecek çapta bir savaşa girişirler.

Yaşadıkları gerçekliğe dayanarak hayat sürmüş olanlar, ideallere ne kadar bağlı kalabilecek; adalet için çıkılan yolda, insanoğlu, tarihi boyunca düşmüş olduğu hataların yarattığı döngüyü tekrar etmekten kendini alıkoyabilecek midir?

YORUMUM:Bazı serilerde bölüm sayısının yetersizliği anlatım için sorunken Dougram’da bölüm fazlalığı, hikâye için önemli anların ve duygu birikimlerinin arasındaki zaman çizelgesini fazla açmış. Aksiyon/gerilim kırması ara bölüm ve sahnelerin sürece uzun tutulmaları aksiyon isteyenler için iyi olmakla birlikte, hikâye gidişatıyla olmasa da izleyicinin var olan ana hikâye ve karakterlerin ruh halleri üstündeki değişimlerini takip etmede kopukluklar yaşanmasına sebebiyet vermiş haliyle. Yoğun olmasa da ana temanın vermiş olduğu sert yapıyı yumuşatmak için serpiştirilen fiziksel espriler ve kimi karakterler, savaş ve politikadaki çelişkileri aktarmaya yönelik dramatik hikâye dönüşleri itibariyle gereksizliklerini daha da belli ediyorlar. Serinin ilk kısımlarında kendini gösteren bu yapıdan, ikinci yarıda cereyan eden politik olaylar neticesinde uzaklaşılıyor neyse ki.

Hem TV serisinin yapıldığı zamana hem de konu edindiği politika/savaş eksenindeki konunun göz boyayıcı oyuncaklar yüzünden arada kaynamaması için; uzaya çıkmakla kalmayıp uzak gezegenlerde koloniler kuran insanlığın elindeki savaş teknolojisi, günümüzdekiyle karşılaştırınca, mechalar ve bir iki küçük silah haricinde çok sıradan gelebilecek tasarımlar ile sınırlandırılmış. Yapımda yer bulan en gelişmiş mechalar bile cüsselerine rağmen, tasarımsal olarak basit tutulmuş. Seriye adını veren Dougram’ın bile yenilmez olması söz konusu değil. Mechalar savaşın gidişatına yönde verseler, çatışmalar yoğun olarak konvansiyonel silahlarla yürütülüyor ve gerillaların elindeki mühimmatın kısıtlılığı, savaşları olabildiğince taktiksel ağırlıkta ilerletmelerine sebebiyet veriyor. Duygusalca alınmış yanlış kararlar, tüm operasyonu daha da ölümcül hale getiriyor. Savaş, politikayı; politikada savaşı etkilediği için birinde alınan başarının değeri, ötekindeki başarısızlıklar neticesinde anlamsızlaşabiliyor. Günümüz izleyicisi için bilimkurgusal oyuncaklar yönünden yetersiz olunsa da, çatışma anları -bazı klişelere (kahraman senaryo aksini söylemedikçe attığını vurur. Deli ya da çocuk, sakıncası yok, savaşabilir. Cephede yanlışta yapsa, operasyonu batırsa da dost dostur, kızmak olmaz) rağmen- gayet gerilimli ve zorlu. Dougram özel olduğu için onunla savaşması gayet kolayken, Crinn’in diğer Combat Armorları kullanınca pekte verimli savaşamaması ya da mechaların, güçlü de olsalar, savaşta tek başlarına etkili olamamaları; uzak mesafelerde helikopter veya özel kamyonlar ile taşınmaları -cüssesine rağmen kıvrak hareket edebilen mechaları saymazsak- animeye göre oldukça sahici olmaya çalışılmış.

Çizimler zamanına göre değerlendirilirse sorun yok, lakin orantısızlıktan doğan kimi çizim hataları ekranda tuhaf durabiliyorlar(Bir karede ana karakterimiz Crinn, Rambo gibi komik çizilmiş mesela).

Hikâyenin ana teması, olası geleceği resmetmek değil, döneminin politik gerilimlerinin yaşanma sebeplerini incelemede bulunabilmek ve yönetmenin kafasındaki “İnsan devamlı huzuru arar. Ama düzen için kalıplaşmış yollara başvurduğu için asla ona ulaşmayı başaramaz” fikrine göre işlenmeye çalışılmış. Hikâyenin gidişatı tamamen Deloyer’in bağımsızlığı için verilen mücadele üzerine odaklandığından; senaryoda, Deloyerlı-Dünyalı fark etmeksizin, verilen mücadele neticesinde amaçlarına ulaşabilmek adına her iki taraf içerisinde hatalı davrananların olduğu vurgusu, yeri gelince gözümüze gözümüze sokulsa dahi (Deloyerlı olmanın getirdiği altsınıflılık ve yoksulluk, Deloyer’ın iyiliği için Dünya federasyonunun çıkarlarını gözeten Deloyerlı üst sınıflar, Dünya Federasyonundan kopartabildiği ile yetinmeye razılar, Deloyerlılara hak ettikleri saygıyı vererek düzeni sağlamaya çalışan Dünyalı üst kademeliler, en sonunda Deloyerlıların tarafında yer alan Deloyerlılar…) serinin sonunda genel gidişata dair ana eleştiriye zarar verir biçimde, Deloyer tarafından yana olunurmuş gibi bir havanın esmesine engel olunamamış.

Aksiyon/konu anlatımı arasındaki denge de sağlanamadığı için hikâyenin özüyle karakterlerinin dönüşümleri biraz sulandırılmış bir anlatımla veriliyor. Söylenmek istenen mesaj, Profesör Smalin ile Denon Cashim’in özlü sözleri ve tavsiyelerindeki fikirlerinin özlerindeki zıtlıklardan güç alarak kapatılmaya çalışılmış. Bunun yanında, tek düze kalmışları saymazsak, gayet iyi işlenmiş ilginç karakterlere sahip olmasını serinin en büyük artılarından sayabiliriz. Karakterlerin işlenişi kendince doğru olanı yapmak adına: Hatalı ya da savaş şartları yüzünden yapmak zorunda kaldıkları ile içinde bulundukları durumun çelişkilerini ortaya koyanlar; inandıkları yolda ilerlerken kendi içlerinde karar ve tutarlılıklarını muhafaza ederek yeni yollar arayanlar; yaşanan değişimlere ayak uydurmak adına ahlaken yanlış yollara sapmaktan çekinmeyenler olarak üçe ayrılıyor. “Savaş ve savaşın getirdiği ahlak dışı olgularını” “politikanın değişime değil alışılmış olan düzene göre işletilmesini” “savaş ve politikanın etkisiyle ortaya çıkan ticari ve sosyal boşlukların doldurulmasıyla elde edilecek gücün yarattığı açgözlülüğü” “idealler ve gerçekler arasındaki çatışmaları” “huzurlu toplum için neyin gerektiğini” “amaçların araçlar sebebiyle yolundan saptırılmasını”; ani dramatik anlarda ya da uzun soluklu politik hamlelerin sonucu olarak karakterlerinin düştükleri durumlardaki çelişkiler ve çatışmalar içerisinde anlatımsal olarak kendilerine yer buluyor.

Doğru olanı yapmak isteyen ama “yapılması gereken doğrunun” ne olduğu hakkında şüpheleri olan Crinn’in; Meclis Başkanı Denon Cashim, Profesör David Smalin ve ayrılmak zorunda kaldığı sevgilisi Daisy -ki savaş ilerledikçe O’da kendi yolunu arayışa geçiyor- ile olan ilişkileri, en sonunda kendi hayatı için vereceği kararda etkili oluyor. Mücadele sırasındaki pişmanlık ve şüpheleri de olgunlaşmasında yardımcı katalizör görevi görüyor. (Örneğin; tanıdığı bir asker ile karşı karşıya gelirken haliyle tereddüde düşüyor; amacı uğruna tanıdığı/tanımadığı insanların hayatlarıı üstüne seçim yapmak durumunda kalabiliyor).

Yorumumu toparlamaya çalışırsam, Dougram’ın, yönetmen Takahashi Ryousuke’nin sonraki eserlerinde daha sağlam işlediği temaları (savaş, politika, amaçlar/araçlar) kendi fikirleri çerçevesinde biraz dağınıkça da olsa işlemeye gayret göstermiş. Toparlayayım dedim ama bir iki noktaya daha değineyim: Dougram sadece tarz olarak değil hikâyesindeki bazı noktalar, işleniş olarak farklıda olsa Gundam’ı anımsatıyor (Çok farklı işlenmiş olsa da iki yapımda da savaşa yön veren güçlü aileler var). Sinemasal referansta bulunmasa da; Deloyer'in 150 yıllık koloni olması, yaşanan sosyal adaletsizlik sebebiyle Deloyerlı aydınların tam bağımsızlık istemesi, yönetimi kaybetmemek için kurulan kukla hükümet, Dougram'ın hoş sohbet profesörü David Smalin'in savaş ile politikanın iç içe geçirilmiş bağımsızlık mücadelesi (Filmin Ben M'hidi'si akla gelir), ister Deloyerli ister Dünyalı olsun her iki tarafında düşmüş olduğu hatalar ve hatta iki tarafa eleştiride bulunmaya soyunsa da bir tarafı daha baskın tutar gibi gözükmesi ile La Battaglia di Algeri filmini; oradan da, geçmişteki sömürgecilik faaliyetleri adına yapılan politikaları akla geliyor. Ara sıra ekrana gelen gazete manşetlerinde döneminin sıcak siyasi olaylarına atıflarda bulunulmayı da ihmal etmemiş yönetmenimiz. (Arap-İsrail gerilimi gibi...)

İncelememi, serinin özlü sözlüsü, iyi yemek ve güzel şarap eşliğinde konuşmayı seveni, Profesör David Smalin’in sitemli lafıyla kapatayım;

…Hepimiz, gerçekçiliğin ideallerden daha önemli olduğuna inandırılarak büyütüldük…

Ben de huzurlu bir dünyanın sadece düşlerde kalmaması dileği ile yazıyı burada noktalıyorum.



Ekstra:
Dougram'ın ana lisansçısı Takara, serinin oldukça beğeni toplayan maket serisini de yayınlamış. Bununla kalmayan şirket, WarHammer gibi maketler ile masa üstü oynanan strateji-savaş oyunlarını da çıkarmayı ihmal etmemiş. Göz atmak isteyenler için Adres.
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post

Reply to this topicStart new topic
1 kullanıcı bu başlığı okuyor (1 Misafir ve 0 Gizli Kullanıcı)
0 Üye:

 



- Basit Görünüm Şuan: 16th July 2018 - 04:46 AM