IPB

Hoşgeldin Misafir ( Giriş | Kayıt Ol )


Yedinci Gemi Çevirmenlerinden Son Filmler
Manchester by the Sea Posteri Split Posteri Rogue One Posteri Lion Posteri Fantastic Beasts and Where to Find Them Posteri John Wick: Chapter 2 Posteri Assassin's Creed Posteri

 
Reply to this topicStart new topic
> Armor Hunter Mellowlink, (TANITIM-İNCELEME)
Kisiliksiz
mesaj Dec 7 2010, 12:04 AM
İleti #1


Üye
**

Grup: Üyeler
İleti: 27
Katılım: 5-June 10
Üye No.: 7,657



YEDİNCİ GEMİ FİLM BİLGİSİ
Kikô ryôhei Merôrinku (1988)
Forum resmi
IMDBRT
Yazar/Senarist: Ryôsuke Takahashi
Tür: Kısa Film
IMDB Notu: 9 / 10 (5 oy)
ANN Notu: 6.8 / 10 (32 oy)
Süre: 30 dakika (12 bölüm)
Ülke: Japonya    Dil: Japonca   

[forum resmi

QUOTE
Adı: Armor Hunter Mellowlink (機甲猟兵メロウリンク)
Yayın Yılı: 21.11.1988 – 28.04.1989
Yayın Türü: OVA
Bölüm Sayısı: 12
Bölüm Süresi: 25’er Dakika
Yönetmen: Kanda Takeyuki
Eser Sahibi: Takahashi Ryousuke
Senaryo: Gobu Fuyunori, Hirano Yasushi, Takahashi Ryousuke, Tonoike Shouji, Yamaguchi Hiroshi
Müzik: Inui Hiroki
Mekanik Tasarım: Ookawara Kunio
Karakter Tasarım: Taniguchi Moriyasu
Yabancı Kaynaklar: ANIDB, ANN, IMDB

QUOTE
KONU:

Astragius Galaksi’si, Gilgamesh Takvimiyle 7213 senesi. Gilgamesh ve Balarant tarafları arasında yapılan barış antlaşmasından kısa bir süre sonra…

Savaşın getirdikleri ilen çöle dönüşmüş eski savaş alanında ilerlemekte olan askeri nakliye kamyonu kimliği belirsiz bir saldırganın hedefi olur. Yapılan saldırı esnasında kendini kamyondan güç bela atabilen asker kapaklandığı yerden başını kaldırdığı vakit bir elinde, artık savaşlarda kullanılmayan Anti-Zırhlı Piyade tüfeği diğerinde ise asker künyesi tutan saldırganla burun buruna gelmiştir.

Adam, elindeki künyeyi, şaşkınlık içerisindeki erin önüne atar ve der ki:
“Albay Dogman’a söyle… Onu görmek için cehennemden çıkıp geldim.”

Bu sözlerin sahibi, Ality Mellowlink’tir. Yanında bulundurduğu künyeler ise; üstleri tarafından, hayatta kalma şansı olunamayacak göreve atanıp katledilen dostlarına aittir. Amacı ise, onları ölüme gönderen ve üstüne üstlük kendisini de ihanet ilen suçlayan yüksek rütbelilerden intikam almaktır. Bu gaye ilen, tek silahı olan Anti-Z.P. tüfeğiyle, diyar, diyar dolaşıp; olayın sorumluları ile bir, bir yüzleşecektir... Ölümüne…

Ama kutsal gördüğü bu kişisel savaş, nereye kadar gidecek ve ona neler getirecektir?


forum resmi

QUOTE
İNCELEME
Güç Dengesi ve Çatışmalar:

Mellowlink’in kişisel intikam öyküsü, işleniş olarak, tek kahramanın üzerinden giden bir macera olarak gitse de, işleniş itibari ilen; “imkânları ve yapabilecekleri sınırlı başkahramana karşı, pek çok olanağı elinin altında olan ve hatta bulunduğu mekânın avantajlarını Mellowlink gibi kullanan rakiplerin olduğu” güç dengesi pekte adil olmayan mücadeleler söz konusu. Bu da haliyle OVA boyunca gördüğümüz çoğu çatışmanın daha taktiksel yapılması sonucunu meydana getiriyor haliyle. Mellowlink, bazı anlar, tüfeği ile Z.P. ye (Seride AT olarak geçen mechalar 5–6 metre civarında sayılır) dalarken bile, kendisinin, eskiden Z.P. pilotu olmasından ötürü, bu savaş makinesine karşı kullanabileceği taktiklerin bilincinde hareket ediyor. Kimi zaman rakibine karşı minik tuzaklar kuruyor, kimi zaman bulunduğu ortamın getirdiği avantajlardan faydalanmaya çalışıyor. Anime yapımlarında görebileceğimiz bazı fiziksel esneklikleri saymazsak gayet gerçekçi ve gerilimli çatışmalar meydana geliyor. Devamlı, bulundukları yerin (Çöl, orman, hatta eski tarzda yapılmış bir kalenin içi…) ve kullandıkları silahların getirdikleri avantaj ve dezavantajlarının bolca etkisi olduğunu görmekteyiz seri boyunca.

Hikâyenin İşlenişi:

5. Bölümde bahsedilen ve Mellowlink’in kişisel savaşının sebebini anlatan bölümü bir kenara koyarsak ilk 6 bölüm, bir hedef ile karşılaşma üstüne kuruluyken 7. bölümden itibaren bu av mevzusu yeni gelişmeler vesilesi ilen farklı bir boyut kazanıyor. Tabii hikâyenin, bu gidişat sebebiyle giderek monotonlaşma tehlikesine girmesini önlemek için: İlk bölümden itibaren, hikâyedeki varlıklarını giderek hissettiren ana yan karakterler; bazen av ve avcının yer değiştirmesi gibi o bölüme has, konu işlenişi (Mellow’un avına yaklaşabilmek için hapishaneye girmesi. Avının, ZP’ler ilen yapılan savaş müsabakasında olduğunu öğrenince bire bir karşılaşmak için oyuna katılması. Mellow’un, hedefi sebebiylen tuzağa çekilip, avcıyken ava dönüşmesi gibi…); 7. bölüm itibari ilen “insan avı” mevzusunun haricinde, ana yan karakterlerin kişisel mevzularının da Mellow’un hikâyesine dâhil olması, ana konuya; kaçma-kovalamaca ve kimisi kişisel, kimisi ise ordu içerisinde gerçekleşen entrikalar eklenmesi ilen daha da merak uyandırıcı bir seyir halini alıyor.

Votoms Evreni İle Olan Bağları:

Mellowlink’in öyküsü, Gilgamesh ve Balarat arasındaki savaşın bitimine yakın bir zamanda başlıyor. Bölüğüne verilen intihar görevi sırasında yüklü miktarda jijiriumun çalınması meselesi, ileriki bölümlerde bahsi geçen PS Projesi ile bağlantılı. Mellowlin’in hikâyesinde yaşanan olayların çıkış sebepleri olarak bahsi geçmekte olan PS Projesi, TV serisinde, üstünde durulan önemli bir konu.

OVA daki mekânlar ise Votoms evreninin değişmez parçaları: Savaşın kalıntılarıyla dolu çöller; kalabalık kasabaların viraneleri, savaş arenaları; tehlikeler ile dolu ormanları ve daha nice irili ufaklı mekânı ile geniş bir yelpazede vuku buluyor olaylar.

Hikâye içerisindeki birçok temel öğesiylen, TV serisine yakın duruyor: Kendini savaşmaya adamış yalnız savaşçı, bir şekilde yolunun kesiştiği ve gerektiği vakit belli ortak noktalarda bir olduklarından, yardımına koşan dostları; ilk başlarda dağınık ve basit duran konunun, yeni gelişmeler vesilesiyle toparlanıp daha farklı bir yön alması; niyetleri hiçte iyi olmayan üst rütbeli ordu mensupları ve birbirlerine karşı yürüttükleri küçük ayak oyunları…

Ayrıca, Mellowlink’in kişisel mücadelesi esnasında, giderek; karşı çıktığı haksızlığın farklı bir versiyonunu düşmanlarına karşı uygulamaya başlaması ile TV serisinin ana karakteri Chirico gibi anti-kahraman türevi bir karaktere dönüşüyor.

Bir İzleyicinin Gözüyle “Armor Hunter Mellowlink:”

İlk başlarda ana kahramanın elindeki eski püskü dev tüfek ilen AT (Seride geçen mechalar) avlaması tuhaf gelse de, başlarda da belirttiğim gibi bunu olabildiğince sahici bir şekilde işlemeye çalışarak, zayıf gözükebilecek bu karşılaşma tarzını, seri için en güçlü kozlardan birine dönüştürüyor. Tabi bu arada, Mellowlink’in tek silahı olan büyük Anti-Zırhlı Piyade tüfeği ile kimi zaman olması gerektiğinden daha çevik davranması biraz tuhaf kaçabiliyor.

Birde, 5. bölümdeki mahkemeden kaçış anı üstünde biraz durmak gerek; son bölümü izledikten sonra, hikâyedeki yerini oturtabildiğiniz ama işleniş olarak gayet basit kaçmış bir hadise olarak işlenmiş.
Kurgu esnasında, seyirci olarak bizlerin tahmin edebileceği kimi ara sahneler verilmeden geçilmesi sayesinde zaman gayet iyi kullanılmaya çalışmış. Mesela buna örnek olarak, Mellow’un kodesinden kaçma kısmını örnek gösterebiliriz, Mellow’un; nasıl olsa biz seyirciler için öyle ya da böyle, bir şekilde klişe denebilecek küçük bir numara çevirerek, gardiyanını kodesine çekip bayıltacağını tahmin edeceğimiz uzun sahne yerine; önce kodesine tıkılmış Mellow’u görür, bir sonraki sahnede kaçmaya teşebbüs eden mahkûmları görürüz. Sonrasında yaşanan kargaşa sahnesinden, Mellow’un kodesine geçeriz ve baygın bir halde duran gardiyanı ve kapısı açık kodesi göstererek Mellow’un kaçışı az ve öz olarak gösterilmiş olunur. Bu gibi zamanı ekonomik kullanma hadiseleri ilen gereksiz uzatmalarında önüne geçilmiş olunmuş.

Mellowlink’in hedefindekileri, özelliklerine göre sıralarsam: Mevki düşkünlerinden, konumu itibari ile alt kademedekilere zorbalık ve işkence etmekten haz alanlara, insan avlamayı kendine hobi edinmiş medeni kılıklı canavarlardan, üç-beş kuruş için her türlü işe kalkışacaklara, elindekinden daha fazlasını isteyenlere, vazifeleri ve bulundukları sistemin işleyen çarkları sebebiylen yapmaları gerekeni yaptıklarına inananlara kadar geniş bir yelpaze içeriyor.

Bu yelpaze içerisinde en beğendiğim karakter, Yarbay Boil oldu. Birazcıkta yanlış yönlendirilmeler sebebiylen yaptığı işler yüzünden Mellowlink’in hedefi olan bu usta ve kurnaz AT pilotu, düştüğü durum sebebiylen, Mellowlink’in hikâyesinde, onunla paralel bir karşılaştırma yapılarak özdeşleştirilebilecek bir noktada durmakta. Mellowlink’in karakterini ise, 5. bölümdeki iç sesinden anlattığı hikayesinden kavrıyoruz: Savaşta, üstlerine ve ordu disiplinine inanmış, verilen emri kayıtsız şartsız uygulamış AT pilotu. Bu sadakat ve inancını, verilen intihar göreviyle cephe arkadaşlarını kaybettikten sonra dahi sürdürüp “kalan son kişi dahi olsa, verilen görev sürdürülmelidir” mantığı ile hareket edip düşmana karşı gelmeye çalışacak bir inanca sahip. Lakin bu inancı sonuna kadar sadık olduğu ordusunun onu ihanet ilen suçlanması ile tepetaklak olup, yaşamak için bağlanabileceği bambaşka bir savaşa; “dostlarının intikamını alacağı” kişisel mücadeleye yöneliyor. Ve ilk başlarda, hedefi harici kimseye zarar vermemeye dikkat ederken daha da zorlaşan bu mücadele esnasında kendi kendine uygulamaya çalıştığı bu kuralıda bozmaya başlayarak bir nevi nefret ettiğine dönüşüyor, farkında olmadan.

forum resmi


Bu ileti Kisiliksiz tarafından Dec 7 2010, 12:18 AM yeniden düzenlenmiştir.
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
Akuma_Blade
mesaj Dec 7 2010, 01:48 AM
İleti #2


Gundam Meister
Group Icon

Grup: Çevirmen
İleti: 214
Katılım: 21-May 08
Nereden: Mecidiyeköy/İstanbul
Üye No.: 3,820



forum resmi







Anime'lerde bugüne dek en özlemini çektiğim şey, sevilebilir bir karakter olması için üzerinde ayrıca uğraşılmamış, amacı ve karakteri ne ise öyle davranan, yanlız bir adam görmekti. (Hayat bize bugüne dek "iyi adamların" hep yanlız kalmaya mahkum olduklarını göstermemiş midir?) Mellowlink bize en başta bunu sağlıyor.

En başta yönetmenin diğer işi olan 08th MS Team'de olduğu gibi Mellowlink'de de özel sezgileri olan, Kinder Süpriz Yumurta'dan çıkar gibi Mecha bulup kullanmaya başlayan bir klişe kahraman stereotipinden uzak durulmuş ve gayet iyi edilmiş. Aksine, hikaye şansıyla değil "şansına rağmen" (gerçi seride birkaç noktada bu konu biraz tartışmalı bir hal alsa da ben gördüklerimden memnunum açıkçası) hayatta kalan bir kahramana odaklanması ve dolayısıyla onun neredeyse yokluklar içinde kullandığı metotlarla girdiği tek kişilik savaş bizlere bir insanın irade gücünün nerelere dek varacağını da kanıtlar niteliktedir. Seri ayrıca içindeki çatışma mantığının belkemiğini oluşturan ZP'lerin hem av hem de avcı rolü arasında gidip gelmesi ile Mecha türüne özel bir ilgi alaka duymayacak izleyici için bile önerilebilecek benzersiz bir bilimkurgu arkaplanlı öykü halini alıyor. Apocalypse Now gibi eski ekol savaş filmlerine yapılan göndermeler de serinin arka planını güçlü tutmakta.

Hikayedeki 8 (yada 9) düşmanın her birisinin ayrı bir uzmanlığı ve onu ölüme sürükleyecek ayrı bir zaafı var: Bu bize Kutsal Kitap'daki Ölümcül Günah'ların akla yatkın bir yan okumasını sağlıyor. Onları tek bölümde bile görüyor olsak da birkaç sahne üzerinden bile karakterlerinin çok güzel betimlenmesi karakter dizayncısının süreyi rafine kullanabilme başarısını bize göstermekte. Ayrıca 4-5 yıl sonra hayli ünlü olacak birkaç seiyuu'nun kadroda barınması ne kadar kısa görünseler de karakterleri oldukça akılda kalıcı yapmakta.

Votoms evreni ile güzel bağlantıları var ve bunlar, Votoms TV serisine başladığınızda evren ile adaptasyon sürenizin çok kısalmasına, doğrudan kendinizi evinizde (yada mevzinizde... her neyse) hissetmenizi sağlıyor. Bunları kısaca saymak gerekirse:

Tıkla üstüne, kendin kaşınmış ol. Bir daha tıkla, kaşıntına son ver...

-5. bölüm Flashback'i ateşkese bir ay kaldığını en gariban askerin bile öğrendiği (ki bu yüzden Mellowlink ve arkadaşlarının gönderildikleri intihar görevi, gözümüzde farklı bir yere yerleşir) bir aralıkta geçerken son bölümde TV serisinin sonlarına doğru Balarant ve Gilgmesh savaşının yeniden başladığı gecenin sonrasındaki şafak ile sona erer.
-Jijirium ve PS Projesi, -her ne kadar bu yapımda üzerinde çok detaylı bahsedilmese de- hem Armor Hunter Mellowlink'deki komplo satrancının merkezine yerleştirilmesi hem de TV serisindeki süprizi kaçırmak yerine buna dair merakınızı arttırdığı için önemli.
-"Hapishane" bölümünde mahkümları taşıyan eski püskü kargo uçağında Chirico'ya ikiz gibi benzeyen bir cameo karakter görürüz.
-"Orman" bölümünden itibaren birkaç kez General Helmecion, telefonla Korgeneral Battentain'in birliğine telefon eder. Her ne kadar kendisinin sesini duymuyor olsak da, Korgeneral Battentain, Votoms evrenindeki komplo satrancının önemli taşlarından birisi.
-TV serisinde ilk bölümlerde pat diye anlatılmayan "Yapay Kas Dokusu" gibi anlatımlar sayesinde bir AT'nin zayıf ve güçlü olduğu noktaları çabucak öğreniyor, çatışmalarda Chirico'nun kullandığı taktikleri olması gerekenden kavrıyorsunuz.

forum resmi

-Votoms serisiyle alakalı bir gönderme olmasa da ayrıca belirteyim: Intro'da gördüğümüz gibi Mellowlink'in elindeki künyelere sessizce baktığı kısa sahne Kore Kahramanları anıt mezarına dikilen temsili asker heykelinden esinlenerek yapılmış. En azından öyle bir "saygı duruşu" hissettim.


Votoms evreninin olmazsa olmazı olan militarizmin güvenilmezliği, ölümün kaçınılmazlığı, savaş ortamının ve farklı olana duyulan kitlesel nefretin oluşturduğu genel anlamda yozlaşmaya "emir son kişi kalınsa da uygulanır" prensibine inanan bir askerin bunun yüzünden uğradığı trajediye rağmen sakladığı künyeler üzerinden gösterdiği bağlılık ve onur ekleniyor ve seri boyunca erkeksi gözyaşlarımızı gizleyemememizle sonuçlanıyor. (En azından benim için öyle oldu)

TV serisinde "keşke" diyebileceğim tek nokta, Chirico ve Mellowlink'in hikayelerinin hiç kesişmiyor olması. Gerçi bu belki anlaşılabilir zira neticede her iki karakter daha hayatına bir anlam bulamadan av durumuna düşen, etrafında başka insanlar varken bile bir çöldeki kadar yanlız adamların trajedisi üzerine bir anlatımın odağında duruyor. Seride bir Epilogue olmamasını da böyle bir "keşke" bağlamında sayabilirdim ama gerek yok. Neticede bu aslında bir yol hikayesi ve yanlız bir ruhun dünyada çektiği araf yolculuğunu mükemmel şekilde tanımladığı için varılan yolun yeri yada anlamından ziyade bu yoldaki kararlılık ve çekilen çileler ön plana çıkıyor. Beklediğim şey de en başından beri bu olduğu için bir eksi bulamıyor, sadece gerçek bir kahramana verilmesi gereken selam duruşu olarak değerlendiriyorum.

Sonuç olarak insan iradesine, korumak için ölüme gözü kapalı yürünebilen ideallere, insanlığın değişmeyen yazgısına ve belki de herşeyden çok arkadaşlığa dair iç burkucu bir hikaye. Hala izlemediyseniz, kaçırdığınız her saniye için izlediğinizde üzüleceğiniz, nispeten kısa ama mükemmele yakın bir Anime destanı.

Elveda Mellow... Ve herşey için teşekkürler...




--------------------
Gundam çeviri projesi

forum resmi
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
ErgoNoRoxy
mesaj Mar 10 2013, 01:27 AM
İleti #3


Yeni Üye
*

Grup: Üyeler
İleti: 4
Katılım: 9-March 13
Üye No.: 10,198



"Anime'lerde bugüne dek en özlemini çektiğim şey, sevilebilir bir karakter olması için üzerinde ayrıca uğraşılmamış, amacı ve karakteri ne ise öyle davranan, yanlız bir adam görmekti. (Hayat bize bugüne dek "iyi adamların" hep yalnız kalmaya mahkum olduklarını göstermemiş midir?)"

İste bu replik her şeyi açıklıyor. Benim de duyduğum ilginç bir olay aklıma geldi. Olayı yaşayanın ağzından anlatmaya çalışayım.

"Görevim gereği çok çeşit insan gördüm. Hep yalnız kalmaya mahkum olanların topluma uyum sağlayamamış canavarlar olduğunu düşünmüş ve hep böyle örneklere tanık olmuşumdur. Tabii ki gerçek hayatta filmlerde, animelerde falan değil. Hep de böyle düşünmeye devam etmişimdir. Ta ki gizemli bir adamla karşılaşana kadar. Açıkcası karşılaştım denemez. Ama birçok olayın altından bu adam çıkıyordu. Sanki kötülerin başına bela, iyilerin mutalak koruyucusu. Tabii ki, durum böyle olunca adamı bulamayınca işlediği suçları birilerinin üzerine yıkma gereği duyduk. Ama harbiden haketmişlerdi. Sadece dava kapansın diye yaptık. Neyse yaptığı işler doğruydu ama kanuna aykırıydı. Bu yüzden, görevimiz de olsa yakalamak istemedik. Biz de, çeşitli suçlardan yakalanmış azılı haydutlara bır şekilde bu suçları yazdık. Daha sonra bu şahıs benim kişisel ilgi alanıma girdi fakat ne yaparsam yapayım bir türlü hakkında bilgi edinemiyordum. Sanki bir hayaleti araştırıyordum. Her bulduğum ipucu sonuçsuz kalıyordu. Sonunda pes ettim. Ve bu adamın tüm hayatından toplumun iyiliği için vazgeçtiği, yalnız bir hayat sürdüğü kanısına vardım. Var ila yok arası biriydi. Gizemli bir kahramandı. Kimsenin yapamadığını yapıyordu ve yaptığı fedakarlık sayesinde yakalanmıyordu. Bunun başka bir açıklaması olamazdı."

Gerçek midir değil midir bilemem ama gerçek kahramanların yalnızlığa mahkum olduğunu hep düşünmüşümdür. Belki de bu yüzden bana çok ilginç gelen bu anımı paylaşmak istedim.
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
ErgoNoRoxy
mesaj Mar 21 2015, 10:37 AM
İleti #4


Yeni Üye
*

Grup: Üyeler
İleti: 4
Katılım: 9-March 13
Üye No.: 10,198



Bu arada adamı yakalamışlar. Adam bildiğin psikopat çıkmış. Canı sıkıldıkça birilerini öldürüyormuş.
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post

Reply to this topicStart new topic
1 kullanıcı bu başlığı okuyor (1 Misafir ve 0 Gizli Kullanıcı)
0 Üye:

 



- Basit Görünüm Şuan: 25th April 2018 - 12:45 AM