IPB

Hoşgeldin Misafir ( Giriş | Kayıt Ol )


Yedinci Gemi Çevirmenlerinden Son Filmler
Manchester by the Sea Posteri Split Posteri Rogue One Posteri Lion Posteri Fantastic Beasts and Where to Find Them Posteri John Wick: Chapter 2 Posteri Assassin's Creed Posteri

5 Sayfa V < 1 2 3 4 5 >  
Reply to this topicStart new topic
> Altını Çizdiklerimiz
efrasiyab
mesaj Jul 21 2008, 03:51 PM
İleti #31


Bir daha çal Sam!
**

Grup: Üyeler
İleti: 61
Katılım: 23-February 08
Üye No.: 2,077



"Ya çek defteri ya cruise füzesi" gibi Bush yönetimi ve ABD politikalarını sivri dille eleştirdiği kitapları da bulunan, eko-eylemci Vandana Şiva'yla beraber küreselleşme karşıtı eylemlere ve ülkesi Hindistan'da baraj karşıtı eylemlere ön saflarda katılıp para cezasını ödemeyi reddettiği için sembolik biçimde 1 gün hapis yatan Arundhati Roy'un ingiliz Booker ödüllü ilk ve bildiğim kadarıyla tek edebi romanı Küçük Şeylerin Tanrısı'ndan sevdiğim bölümler:
(Bu ödülü alan ilk hintli yazar olduğunu da ekleyeyim.)

Ammu banyonun kapısındaki uzun aynada kendisine baktı, geleceğinin hayaleti alaylı gözlerle karşısında duruyordu. Kupkuru, külrengi. Kızarık gözlü. Pörsümüş, içine çökmüş bir yanakta kanaviçe güllerle. içine ağırlık konmuş çoraplar gibi sarkan solmuş göğüsler. Bacakların arası kemik gibi kupkuru, saçlar pamuk gibi bembeyaz. Seyrek. Üstüne basılmış bir eğreltiotu kadar kırılgan.
İncecilk soyulan kar taneleri gibi, dökülen bir cilt.
Ammu ürperdi.
Sıcak bir öğle sonrasında, Hayatını Yaşamış olduğunu hissettiği için.

s. 244

....Ammu'yu yolun sonunda kendisini neyin beklediğinden çok yolun niteliği ürkütüyordu. Yol boyunce hiçbir mil taşı yoktu. Ne de bir ağaç. Benekli gölgeler düşmüyordu yola. Üstünde hiçbir sis yayılmıyordu. Hiçbir kuş dönenmiyordu. Ammu'nıun gözlerinin önündeki yolun aydınlık ucunu görmesini bir an için engelleyen ne bir sapak vardı ne de bir dönemeç ya da U dönüşü.Bu ise Ammu'nun içine müthiş dehşet salıyordu; çünkü o geleceğinin ne olduğunu bilmek isteyen bir kadın değildi. Çok korkuyordu geleceğinden. gerçekleşmesini istediği son arzusu sorulsa, Bilmemek derdi. Gelecekteki günlerin kendisine neler hazırladığını bilmemek. Gelecek ay, gelecek yıl nerede olabileceğini bilmemek. Ya da on yıl sonra. Yolun ne tarafa dönebileceğinive dönemecin arkasında kendisini nelerin beklediğini. Ve Ammu biliyordu. Ya da bildiğini sanıyordu ki bu da aynı derecede kötüydü ( çünkü düşünüzde balık yediğinizi görürseniz bunun anlamı balık yemiş olduğunuzdur). Ve Ammu'nun bildiği şey ( ya da bildiğini sandığı şey), cennet Turşularının beton fıçılarından yükselen yavan sirke buharları gibi kokuyordu. Gençlikleri solduran, gelecekleri kurutan buharlar.
Saçlarının şapkası altındaki Ammu banyo aynasındaki yansısına yaslandı ve ağlamaya çalıştı.
Kendisi için.
Küçük Şeylerin Tanrısı için.
Düşlerindeki pudra şekerli ikiz ebeler için.


s.246, 247

Bu ileti efrasiyab tarafından Jul 21 2008, 04:01 PM yeniden düzenlenmiştir.


--------------------
GECE adlı hayaletin olduğu,
Bu topraklara yeni vardım
Bu en uçtaki Kuzey Ülkesinden
.
Edgar Allan Poe
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
don quijote
mesaj Jul 25 2008, 03:44 PM
İleti #32


raskolnikov
Group Icon

Grup: Veteran
İleti: 1,077
Katılım: 31-May 07
Üye No.: 4



Pascal Bruckner'ın Hınç Ayları'ndan bir alıntı:

Bir zamanlar aşkın en harika nedeni aşkın bizzat kendi tehlikesiydi. Tedbirsizlik bugün güvenlik çağımızın asla tanımayacağı tutkuları alevlendiriyordu: Sevmenin tehlikeye atılma olduğu güzel günlerin geride kalalı pek de uzun zaman olmadı. Bugün aşklarımı henüz açlığı bile tanımadan doygunluktan ölüyor. Kendilerinden başka düşmanları olmadığını, birlikteliklerini doğuranın da, sona erdirenin de bizzat kendileri olduğunu biliyorlar. Heyhat "ikimiz"i değilse, kimi suçlamalı? Sırf birlikte olmak yüzünden, taptığımız kişiyi öldürmekten daha büyük acı olabilir mi?
s. 112-113


Chuck Palahniuk'un Ninni'sinden bir alıntı:

Bizim George Orwell olayı tersinden anlamış.
Büyük Birade bizi gözetlemiyor aslında. Şarkı söyleyip dans ediyor. Şapkadan tavşan çıkarma numaraları yapıyor. Büyük Birader uyanık olduğunuz her dakika dikkatimizi çekmekle meşgul. Sürekli aklınızın başka yerde olduğundan emin olmak istiyor. Tamamen zapt olduğunuzdan emin olmak istiyor.
Hayal gücünüzün tükenmekte olduğundan emin olmak istiyor. Olsa olsa apandisiniz kadar faydalı hale gelene dek. Dikkatinizi sürekli olarak bir şeylere verdiğinizden emin olmak istiyor.
Ve bu şekilde başkasından besleniyor olmak gözetleniyor olmaktan da beter. Dünya sizi doyurduğu sürece, kimsenin kafanızdaki fikirler konusunda endişe etmesi gerekmiyor. Herkesin hayal gücü tükendiğinde, artık hiç kimse dünya için bir tehdit olmayacak.

s. 27-28
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
efrasiyab
mesaj Jul 26 2008, 03:29 PM
İleti #33


Bir daha çal Sam!
**

Grup: Üyeler
İleti: 61
Katılım: 23-February 08
Üye No.: 2,077



Orwell demişken rahmetli bir de şöyle demiş:

"İnsan olasılıkları düşündüğünde anarşizmin düşük bir yaşam standartı anlamına geldiği sonucuna varıyor. Aç ve rahatsız bir dünyayı kapsamasına gerek yok, ancak bugün arzu edilebilir ve aydınlık olarak görülen, klimalı, krom kaplamalı, becerikli aletler taraından yönetilen bir mevcudiyeti ortadan kaldırıyor. Örneğin bir uçağı yapma süreci öylesine karışık ki, ancak tüm baskıcı mekanizması ile birlikte planlı ve merkezi bir toplumda mümkün olabilir. İnsan doğasında tahmin edilemez bazı değişiklikler olmadığı sürece, özgürlük ve verimlilik farklı yönlere gidecektir"

Bu, George Orwell'ın bakış açısından (kendisi lüksü sevmezdi) tek başına bir anarşizm eleştirisi değil; ve Orwell anarşist bir toplumun asla bir Concorde yapmayacağını veya aya insan göndermeyeceğini düşünmekte haklı. Ancak, bu teknolojik zaferlerden herhangi biri, akıtılan kaynaklar ve bu gezegenin sakinleri açısından sonuçları düşünüldüğünde,verimli miydi?

ph34r.gif eylemde anarşi, colin ward, s. 169

Bu ileti efrasiyab tarafından Jul 26 2008, 03:32 PM yeniden düzenlenmiştir.


--------------------
GECE adlı hayaletin olduğu,
Bu topraklara yeni vardım
Bu en uçtaki Kuzey Ülkesinden
.
Edgar Allan Poe
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
BuRnOut
mesaj Jul 31 2008, 11:46 PM
İleti #34


Edilgen Bir Uyumsuz
Group Icon

Grup: Veteran
İleti: 1,851
Katılım: 31-May 07
Nereden: Düşler Ülkesi.
Üye No.: 8



Nerede o Ortaçağ halk öykülerimizin, eski masallarımızın o sözünü sakınmayan, dobra dobra konuşan, şarap düşkünü halaları, teyzeleri! Durmadan taban tepen, yemek pişiren, şarkı söyleyen, neşeler yaratıp canlılık saçan, ağrısız sızısız, sağlam ve gürbüz çocuklar doğuran kadınlar nerede? Bugün, uçuk renkli cılız çiçekler misali, solgun tenli, bozuk mideli, kolu budu tutmaz olan fabrika kızlarımız ve kadınlarımız var!.. Sağlam zevkler tatmamışlar hiç ve bu konuda yüzlerini güldürecek hiçbir şey söyleyemezler! Ya çocuklar? Çocuklara 12 saat çalışma! Gözün çıksın yoksulluk!

Ama, Manevi ve Politik Bilimler Akademisi'nin bütün Jules Simon'ları, Cizvitlerin tüm Germinys'leri, çocukları aptallaştırmak, içgüdülerini bozmak, bedenlerini çürüğe çıkarmak için, kapitalist işliklerin bozuk havası içindeki çalışmadan daha yıkıcı bir kötülük icat edemezlerdi. Çağımız çalışma yüzyılıdır diyorlar; aslında acının, yoksulluğun, kokuşmuşluğun yüzyılıdır.

worshippy.gif Paul Lafargue / Tembellik Hakkı Sf. 25/26


Bu ileti BuRnOut tarafından Jul 31 2008, 11:46 PM yeniden düzenlenmiştir.


--------------------
forum resmi

Zaman, hediye vermez insana
ve doğru diye bir şey yoktur onun kıyısında



User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
efrasiyab
mesaj Aug 4 2008, 07:30 PM
İleti #35


Bir daha çal Sam!
**

Grup: Üyeler
İleti: 61
Katılım: 23-February 08
Üye No.: 2,077



Ebedi çiğler düşer damlalarla,
Ağlarlar - zarif gövdelerinden
Dimeyen yaşlar iner mücevherlerle.


Edgar Allan Poe'nun Tedirginlik Vadisi şiirinin son bölümü


Bu ileti efrasiyab tarafından Aug 4 2008, 08:01 PM yeniden düzenlenmiştir.


--------------------
GECE adlı hayaletin olduğu,
Bu topraklara yeni vardım
Bu en uçtaki Kuzey Ülkesinden
.
Edgar Allan Poe
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
gündüzdoğanay
mesaj Sep 30 2008, 02:07 AM
İleti #36


2046 da hiçbir şey değişmez.
Group Icon

Grup: Müdavim
İleti: 610
Katılım: 4-June 07
Nereden: Nevy TeAM
Üye No.: 26



Albert CAMUS - Düşüş'ten çizdiklerim...

* Duygularımızı yalnız ölümün uyandırdığına dikkat ettiniz mi?

* Eğer pezevenkler ve hırsızlar her zaman ve her yerde mahkum olsalardı, masum insanlar tümüyle ve hep masum sanacaklardı kendilerini...

* Hiç öğrenmemiş olduğum, ama yine de çok iyi bildiğim bir şeyi, yani yaşamayı unutuyordum.

* Genel olarak bütün adaları seviyorum ben. Oralarda egemenlik sürmek daha kolay.

* Çekicilik nedir, bilirsiniz: Açık hiçbir soru sormadan bir çeşit evet yanıtı alma biçimi.

* Kadın dostlarımızın Napolyon Bonapart'la şu ortak yönleri vardır ki, herkesin başarısızlığa uğradığı yerde başaracaklarını sanırlar hep.

* Hiç kimse zevklerinde ikiyüzlü olamaz.

* Karımızı cezalandırmak için öleceğimizi sanırız, oysa özgürlüğünü veririz ona.

* En fazla yer kapladığım anda ortada yoktum ben.

* Her aşırılık diriliği, dolayısıyla acıyı azaltır.


Daha fazlasını bu harika kitapta bulabilirsiniz.



--------------------
İnsanların yanında mutlu değilim,yeterince içersem kayboluyorlar.
Cennetten kovulan ilk alkolik.
Bir keresinde birine aşık olmuştum. Bir süre sonra orada değildi. (2046)
Felsefe cahili, popüler kültür düşmanı...
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
Serkeş
mesaj Oct 1 2008, 01:26 AM
İleti #37


Bi garip adem...
***

Grup: Üyeler
İleti: 410
Katılım: 7-July 08
Nereden: Gayya Kuyusundan ...
Üye No.: 4,138



"... Jan Valjan kendi kendine sordu: İnsan toplumu, bir yandan ahmakça basiretsizliğinin, öte yandan acımasız basiretinin cezasını bireylerine çektirmekte, talihsiz bir kişiyi yoklukla aşırılık arasında kıskıvrak bağlamakta, işsiz bırakıp aşırı ceza yoluna gitmekte haklı mıydı acaba?

Nimetlerin üleştirilmesinde, bir rastlantı sonucu, payını alamamış ve dolayısıyla en çok esirgenmeye muhtaç bireylerine karşı toplumun böyle davranması haksızlık olmuyor muydu?

Jan Valjan, tüm bu soruları yanıtladıktan sonra toplumu yargıladı ve mahkum etti..." (Sefiller'den ...)


--------------------
Her zaman sarhoş olmalı! Her şey bunda: Tek sorun bu! Omuzlarınızı ezen, sizi toprağa doğru çeken zamanın korkunç ağırlığını duymamak için, durmamacasına sarhoş olmalısınız. Ama neyle? Şarapla, şiirle, ya da erdemle, nasıl isterseniz. Ama sarhoş olun. Baudelaire
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
personalfable
mesaj Oct 16 2008, 05:47 PM
İleti #38


Üye
**

Grup: Üyeler
İleti: 67
Katılım: 15-March 08
Üye No.: 2,595



...Bir insanı tanımayı arzulamak kof bir vaattir ve büyük külfet. Günler, geceler, haftalar, seneler boyu dinlemeyi ve gözlemeyi, didiklemeyi ve hissetmeyi,deşmeyi ve dermeyi gerektirir, kabukları kaldırabilmeyi ve altlarından ince ince sızacak, belki de fışkıracak olan kanı görmeye tahammül edebilmeyi…Bunca zahmete katlanamayacak olduktan sonra, daha yolun başındayken dönüp bu işe kalkışmamak yeğdir.

“Kapalı bir sandığın içinde gün ışığına çıkmayı bekleyen kıymeti bilinmemiş bir define değilim ben. Hakkımda soracağın her sorunun cevabı üç aşağı beş yukarı sende saklı zaten. Beni keşfetmeye çalışmanı da keşfettiğini sanmanı da istemem. Tanımak zorunda değiliz birbirimizi, daha bir arpa boyu tanıyamamışken kendimizi. Başkaları hakkında edinilen bilgiler, çöplükten gelişigüzel çıkarılan yiyeceklere benzer. Tadına varamayacak olduktan sonra kokutmak zorunda değiliz beynimizde.”


Elif Şafak / Bit Palas


--------------------


User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
siroguz
mesaj Oct 19 2008, 10:48 PM
İleti #39


some are born to sweet delight, some are born to endless night
Group Icon

Grup: Müdavim
İleti: 435
Katılım: 22-June 07
Nereden: bir yerdeyim...
Üye No.: 112



QUOTE
Özgürlüğe, gerçek özgürlüğe -insan içinde "ağzına sıçayım" deme ya da önderlerini eleştirme ya da seçtikleri kilisede Tanrı'ya ibadet etme özgürlüğüne değil, dillerden, liderlerden ve tanrılardan kurtulma özgürlüğüne- ilgi duyan insanlar, içeriği değiştirmek için üslubu kullanmak durumundalar. Üslubumuz ustaca ise, akışkan ve aynı zamanda bütünlüklü ise o zaman kendimizi yeniden yaratabiliriz, daha doğrusu içimizdeki Sonsuz Yanılgı'yı yeniden yaratabiliriz. İçeriğin üstünde yaşayabiliriz; tahmin edilebilir tepkilerin, toplumsal programlanmanın ve kalıtsal döngünün üzerinden uçabilir; küçük renk, elektrik ve ışık parçacıklarının bize süzülerek ulaşmasına izin verebilir, bunları kendi irademizle eylemlerimize dahil edebiliriz.

QUOTE

Tarzan'dan İsa'ya:

- Ama sen ortaya çıkınca, yani duyduğuma göre, senin gelişin Tanrı Baba'nın Tanrı Ana'yı yenişini; Yahudi ruh Tanrısı'nın, eskinin beden Tanrısı'na karşı kazandığı zaferi temsil ediyormuş. Doğduğun anda attığın çığlık, paganizmin sona erişinin, insanın doğadan nihai kopuşunun işaretiydi. Artık kültür doğaya hükmedecek, fallus rahme hükmedecek, istikrar değişime hükmedecek ve ölüm korkusu her şeye hükmedecek.

worshippy.gif Tom Robbins - Dur Bir Mola Ver (Another Roadside Attraction)


--------------------
Bahçelerde ve yatak odalarında, bodrum katlarında ve tavan aralarında dolaşır, köşelerden döner, kapılardan pencerelerden geçerim, kaldırımlarda gezinir, merdivenlerden çıkar, halıların üzerinde, oluklardan aşağı, gökyüzünde ilerlerim, arkadaşlarla, âşıklarla, çocuklarla ve kahramanlarla gezerim; bunların hepsi de algıladığım, hatırladığım, hayal ettiğim, çarpıttığım ve netleştirdiğim şeylerdir.
Tom Robbins - Another Roadside Attraction
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
BuRnOut
mesaj Oct 24 2008, 12:28 AM
İleti #40


Edilgen Bir Uyumsuz
Group Icon

Grup: Veteran
İleti: 1,851
Katılım: 31-May 07
Nereden: Düşler Ülkesi.
Üye No.: 8



İnsanın düşündüklerini, birinin kitabında okumak ve onların kelimelerle ifade edilişine tanık olmak ne kadar tuhaf bir his yaratıyor. Neredeyse tedirgin edici bir deneyim. Özellikle akademik çevrelerde sıkça rastlanan; sözde Prof. Dr. olmuş ama beynini çalıştırmaktan ve düşünmekten yoksun insan güruhunun içine düştüğü durumu özetleyen ve düşünmenin nasıl bir şey olduğunu anlatan, kısa ama etkileyici bir pasaj. Schopenhauer'dan...

QUOTE
Kendi kendine düşünmesini öğrenmiş bir insan kendi kanaatlerini kendisi oluşturur, otoritelere ancak daha sonra başvurur, başvururken de amacı sadece kendi görüşlerini onlara teyit ettirmek ve böylelikle kendine olan inancını güçlendirmektir. Halbuki kitap-filozofu yola bu otoriteleri koltuğunun altına almadan çıkmaz. Başka insanların kitaplarını okur, onların kanaatlerini toplar ve böylelikle kendisi için onlardan bütün bir sistem oluşturur. Böyle bir sistem mahiyetine ve teşekkülüne akıl erdiremediğimiz bir robota benzer. Buna mukabil kendi kendisine düşünmesini öğrenmiş insan tabiatın vücuda getirdiğine benzer kanlı canlı insana benzer. Çünki eser tıpkı bir insan gibi vücut bulur; düşünen kafa dışarıdan gebe kalır ve daha sonra onu rahminde taşır ve zamanı gelince doğurur.

Okumak Yazmak ve Yaşamak Üzerine - Schopenhauer
Sf. 117


--------------------
forum resmi

Zaman, hediye vermez insana
ve doğru diye bir şey yoktur onun kıyısında



User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
pospolen
mesaj Oct 24 2008, 10:16 PM
İleti #41


-
Group Icon

Grup: Çevirmen
İleti: 588
Katılım: 31-May 07
Üye No.: 21



QUOTE
Sigaranın o kadar sevilmesi, nikotinin gücünden değil, bu boş ve anlamsız âlemde, insana anlamlı bir şey yaptığı duygusunu kolaylıkla vermesindedir, diye düşünürüm bazan.
Sf. 111

***

"Her akıllı insan hayatın güzel bir şey olduğunu, amacının da mutlu olmak olduğunu bilir." dedi babam üç güzel kızı seyrederken. "Ama sonra yalnız aptallar mutlu olur. Nasıl izah edeceğiz, bunu?"
Sf. 119

***

Onu kollarımın arasına alır almaz hissettiğim huzuru nasıl anlatmalı? Kalabalığın kafamın içinde dur durak bilmeden dolanan uğultusu, orkestranın tangırtısı ve şehrin iniltisi sandığım amansız gürültü, ondan uzak olmanın huzursuzluğuymuş aslında.
Sf. 157

***

Gerçek aşk acısı, varlığımızın en temel noktasına yerleşir, bizi en zayıf noktamızdan sımsıkı yakalar ve diğer bütün acılara derinden bağlanarak bütün gövdemize ve hayatımıza hiç durdurulamayacak bir şekilde yayılır. Eğer umutsuzca âşıksak, baba kaybından en sıradan talihsizliğe, mesela anahtarımızı kaybetmeye kadar her şey, diğer bütün acılar, dertler ve huzursuzluklar, her an yeniden kabarmaya hazır olan bu asıl ıstırabımızın tetikleyicisi olur. Benim gibi aşk yüzünden büyün hayatı altüst olmuş biri, diğer bütün dertlerinin çözümünün de aşk acısının sona ermesiyle mümkün olacağını sandığı için, içindeki yarayı istemeden daha da derinleştirir.
Sf. 253

Masumiyet Müzesi - Orhan Pamuk


Bu ileti pospolen tarafından Oct 24 2008, 10:20 PM yeniden düzenlenmiştir.


--------------------
Eugénie: Ama değişik türde erdem var; örneğin, dindarlık konusunda ne düşünüyorsunuz?
Dolmancé: Dine inanmayan için bu erdem ne ifade edebilir? Haydi sırasıyla akıl yürütelim Eugénie: İnsanın Yaratıcı'sına bağlayan ve var olduğu için bu yüce Yaratıcı'ya duyduğu minnetini ibadet yoluyla ona kanıtlamaya zorlayan anlaşmaya din diyorsunuz, değil mi?
Eugénie: Daha iyi tarif edilemezdi!
Marquis De Sade- La Philosophie dans le boudoir
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
sidar ve gaba
mesaj Jan 6 2009, 01:47 AM
İleti #42


Etkin Üye
***

Grup: Üyeler
İleti: 109
Katılım: 1-January 09
Üye No.: 5,559



''...ben sana bakıyorum; fakat, dönülmez bir yola girdik artık. 'Ucuz hayallerin anlatımı da ucuz oluyor,' dedi. Kendini kötüle bakalım. Buradan bir yere gidilmez. (biliyoruz.) 'düşünürken ucuz gelmiyor; kelimelerle düşünülmüyor çünkü resimlerle düşünülüyor.''

''...oysa burada huzurumuz var, değil mi albayım?' Hüsamettin bey başını salladı: 'Huzurumuz var da denemez. Vaktimiz bol olduğu için, bütün günümüzü huzursuzlukla dolduramıyoruz sadece.''


''...bütün hayatım boyunca konuşmuştum. Bir cümlesi aklımda kalmamıştı. Birden dehşete düştüm.''

Oğuz Atay- Tehlikeli Oyunlar



''...zira 'ilk an' ne kadar kalıcıysa, masumiyet de o kadar kalıcıdır.''

Murat Menteş- Dublörün Dilemması

Bu ileti sidar ve gaba tarafından Jan 6 2009, 01:47 AM yeniden düzenlenmiştir.
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
Bergovski
mesaj Jan 8 2009, 01:37 AM
İleti #43


Üye
**

Grup: Üyeler
İleti: 10
Katılım: 15-December 08
Üye No.: 5,430




"Sana bir tek şey söyleyeceğim Franny. Bildiğim tek şeyi. Ve sakın bozulma.
Kötü birşey filan değil. Ama eğer senin istediğin dini bir hayatsa, şunu hemen
bilmelisin ki, bu evde sürüp giden o kahrolası dini eylemlerin her birini gözden
kaçırıyorsun. Birisi sana bir kase kutsanmış tavuksuyu çorba getirdiğinde,
onu içecek sağduyudan bile yoksunsun sen -ki bu tımarhanede Bessie'nin
birine getirebileceği tek tavuksuyu da bu türdendir zaten. Onun için, sadece
söyle bana dostum, sadece söyle bana. Yola düşüp bütün dünyayı dolaşsan,
şu İsa duanı sana doğru dürüst okumasını öğretecek bir üstad- bir guru,
bir kutsal kişi- bulmak için, bunun ne yararı olacak sana? Sen daha burnunun
dibinde duran bir kase kutsanmış tavuksuyu çorbayı göremezken, basbayağı
kutsal bir kişiyi nasıl tanıyabileceksin, ha? Söyler misin?"


"...eve geldiğinde seyircilerin aptallığı konusunda köpürdün, vırvır ettin.
Beşinci sıradan gelen o kahrolası "niteliksiz kahkaha" hani. Doğru tabii,
doğru tabii -Allah bilir ya insanı ne biçim depresyona sokar o. Sokmaz
demiyorum. Ama, bu da seni ilgilendirmez aslında. Seni hiç ilgilendirmez
Franny. Bir sanatçının tek kaygısı, bir tür mükemmelliyete ulaşmaktır
ve bunu da kendi dikte ettiği koşullarda yapar, başka hiç kimsenin değil."




Franny and Zooey

J.D. Salinger
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
BuRnOut
mesaj Apr 14 2009, 11:23 PM
İleti #44


Edilgen Bir Uyumsuz
Group Icon

Grup: Veteran
İleti: 1,851
Katılım: 31-May 07
Nereden: Düşler Ülkesi.
Üye No.: 8



"Bilmiyorum", dedi; dili yarı felç olmuş gibiydi. "Hayır. Harika değil. Çirkin bir dünya. Bu dünyaya benzemiyor. Anarres sadece tozdan ve kuru tepelerden oluşuyor. Her şey az, her şey kupkuru, insanlar da güzel değil. Hepsinin koca elleri ve ayakları var, benimkiler ve buradaki garsonunkiler gibi. Ama koca göbekleri yok. Çok kirlenirler, birlikte yıkanırlar, burada kimse bunu yapmaz. Kentler çok küçük ve sönüktür, sıkıcıdır. Hiç saray yoktur. Yaşam sıkıcıdır, çok çalışılır. Her zaman istediğinizi alamazsınız, hatta bazen gereksindiğinizi bile, çünkü yeterince yoktur. Siz Urras’lıların her şeyi yeterince var. Yeterince hava, yeterince yağmur, çimen, okyanuslar, yiyecek, müzik, yapılar, fabrikalar, makineler, kitaplar, giysiler, tarih. Siz zenginsiniz, siz sahipsiniz. Biz yoksuluz, biz yoksunuz. Sizde var, bizde yok. Burada her şey çok güzel. Güzel olmayan yalnızca yüzler. Anarres’te hiç bir şey güzel değildir, yalnız yüzler güzeldir. Diğer yüzler, erkek ve kadın yüzleri. Bizim onlardan başka bir şeyimiz yok, birbirimizden başka bir şeyimiz yok. Burada siz mücevherleri görüyorsunuz, orada gözleri görürsünüz. Gözlerde de görkemi, insan ruhunun görkemini görürsünüz. Çünkü bizim erkeklerimiz ve kadınlarımız özgürdür, hiç bir seye sahip olmadıkları için özgürdürler. Siz sahipler ise sahiplisiniz. Hepiniz hapistesiniz. Herkes yalnız, tek başına, sahip olduğu yığınla birlikte. Hapiste yaşıyor, hapiste ölüyorsunuz. Gözlerinizde görebildiğim yalnızca bu— duvar, duvar!"

Ursula K. Le Guin - Mülksüzler


--------------------
forum resmi

Zaman, hediye vermez insana
ve doğru diye bir şey yoktur onun kıyısında



User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post
RoXoN
mesaj Apr 17 2009, 04:29 PM
İleti #45


Etkin Üye
Group Icon

Grup: Müdavim
İleti: 792
Katılım: 26-February 08
Nereden: Kılıncın kınından
Üye No.: 2,130



QUOTE
''Örgütler var bir sürü. Çok üstelediler, bağlanmadım hiçbirine. Belki de yapımdan geliyor. Sıkılıyorum birşeye bağlanmaktan. İnsanlara yardımsa iyi kötü yapıyoruz işte! Bütün bir toplumu, insanlığı kurtaracakmışız! Ben o işi beceremem. Ortaya atılanlara bakıyorum, hiçkimseyi tutmadı gözüm bugüne dek''

işte Reyhan'ı anlatan en iyi cümleler (Yalancı Tanıklar Kahvesi)


--------------------
forum resmi
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post

5 Sayfa V < 1 2 3 4 5 >
Reply to this topicStart new topic
2 kullanıcı bu başlığı okuyor (2 Misafir ve 0 Gizli Kullanıcı)
0 Üye:

 



- Basit Görünüm Şuan: 17th October 2018 - 11:07 PM